logo

Hazırlayan: Ayşe Sema KABAKLI DOĞAN

 

Önemli İpucu!

Aradığınız bilgileri metinlerin içinde kolayca bulabilmek için "ctrl" tuşuyla birlikte "f" tuşuna da bastıktan sonra çıkan kutucuğa aradığınız kelimeleri yazınız. Çıkan sonuçların içinden aradığınız bilgilere kolayca ulaşabileceksiniz.

 

 

AÇ ARTIK DOST KOLLARINI

Aç artık dost kollarını,
Gel ey dostum yavaş yavaş.
Yol karanlık gözüm görmez,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Dardayım gel artık ulaş,
Muhabbet yolunu dolaş.
Sensin dost yarama ilaç,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Haydar'ı Şah senin adın,
Bilirim sende muradım.
Çok peygambere uğradım,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Artık bana aç kolları,
Yağmur geçti, yağar dolu.
Boynumda gezer dost kolu,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Sanadır bu sözüm sana,
Artık al ulu divana.
Kavruldum dost yana yana,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Pir Sultan başka yol bilmez,
Senin bu yolundan dönmez.
Alev oldu gayrı sönmez,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

 

 

AÇILDI CENNET KAPISI

Açıldı cennet kapısı,
Lal-ü gevherdir yapısı.
Kıldan incedir köprüsü,
Geçebilirsen gel beri.

Canımız melek canıdır,
Tenimiz Selman tenidir.
İçilen aslan sütüdür,
İçebilirsen gel beri.

Ben hocama kul olmuşum,
Üstadtan öğüt almışım.
Ben kanadın bağlamışım,
Uçabilirsen gel beri.

Ben has bahçenin gülüyüm,
Ayn-i cemin bülbülüyüm.
Kırk kapının kilidiyim,
Açabilirsen gel beri.

Pir Sultan'ım Haydar heman,
Dağları bürüdü duman.
İşte İncil, işte Kur'an,
Seçebilirsen gel beri.

 

 

AÇILIN ZİNDANLAR PİRE GİDELİM
Hızır Paşa bizi berdar eyledi 
Kesti kollarımı kızak bağladı 
İşiten muhipler hep kan ağladı 
Açılın zindanlar pire gidelim 

Kalenin kapısı taştan demirden 
Yanlarım çürüdü yaştan yağmurdan 
Bir kimsem de yok ki dellal çağırtam 
Açılın zindanlar pire gidelim 

Kalenin kapısı taştan çıkılmaz 
Penceresi yüce Şah'a bakılmaz 
Bir ben ölmeyinen cihan yıkılmaz 
Açılın zindanlar pire gidelim 

Çıkarım bakarım kale başına 
Mümin müslim olan gider işine 
Bir ben mi düşmüşüm can telaşına 
Açılın zindanlar pire gidelim 

İlimi sorarsan köyümdür Banaz 
Yakılsın yıkılsın ol kanlı Sivas 
Bir ben ölmeyinen cihan yıkılmaz 
Açılın zindanlar pire gidelim 


Pir Sultan Abdal'ım hey Hızır Paşa 
Yazılanlar gelir sağ olan başa 
Hasret koydun beni kavim kardaşa 
Açılın zindanlar pire gidelim

 

 

ADEMOĞLU İNADINDAN

Ademoğlu inadından,
Geçebilirsen beri gel.
Erenlerin kanadından,
Uçabilirsen beri gel.

Gittiğimiz Hakk'ın yolu,
Cümle varlık Allah kulu.
Maşrapamız Zemzem dolu,
İçebilirsen beri gel.

Ben göklerin bulutuyum,
Lime lim suyla doluyum.
Yetmiş kapı kilidiyim,
Açabilirsen beri gel.

Gönüldür cennet yapısı,
Nur ile aydın kapısı.
Kıldan incedir köprüsü,
Geçebilirsen beri gel.

Pir Sultan Abdal'ım duran,
Yolcudur yolunu soran.
İşte incil, işte Kur'an,
Seçebilirsen beri gel.

 

 

ÂDEMOĞLU ŞU DÜNYAYA GELİNCE

Âdemoğlu şu dünyaya gelince,
Yeni açmış güle benzer misali.
Anasından doğup kırkı çıkınca,
Kalaylanmış taşa benzer misali.

Mushaf alıp hocasına varınca,
Destur alıp mektebinden dönünce,
On yşından on beşine girince,
Yen'aşlama dala benzer misali.

Yirmisinde kara sakal getirir,
Otuzunda bağdaş kurmuş oturur,
Kırk yaşında sohbetleri yetirir,
Önü bendli göle benzer misali.

Ellisinde kara sakal bozarır,
Altmışında dinlenmekten haz alır,
Kalbi dıkızlanır, aklı azalır,
İçi çürük koza benzer misali.

Yetmşinde deve gibi mozular,
Sekseninde ilik, kemik sızılar,
Doksanında yol göründü gaziler,
Gazel olmuş güle benzer misali.

Pir Sultan'ım bunu böyle buyurdu,
Müminleri Hak kendisi kayırdı.
Yüz yaşında talan geldi savurdu,
Uçup gider kuşa benzer misali.

 

 

AGÂH OLUN HEY ERENLER

Agâh olun hey erenler,
Gelen Murtaza Ali'dir.
Ahdine sadık duranlar,
Gelen Murtaza Ali'dir.

Turnaya vermis sesini,
Melekler tutar yasını.
Klrklar ile yer üzümü,
Yiyen Murtaza Ali'dir.

Toprağa vermis yüzünü,
Kan ile yumus özünü.
Hep binip devesini,
Seken Murtaza Ali'dir.

Ali çeker kılıcını,
Düldül çeker köçünü,
Muhammet'in miracını,
Gören Murtaza Ali'dir.

Ali Fatima'nın yari,
Aslklar çeker zarı.
Yezitler Zülfikar'ı,
Çeken Murtaza Ali'dir.

Cennetteki kızıl elma,
Gül benzi sararıp solma.
Pir Sultan'ım gafil olma,
Gelen Murtaza Ali'dir.

 

 

AĞLAMA GÖZLERİM MEVLA KERİMDİR

Gurbet elde bir hal geldi başıma,
Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.
Derman arar iken derde düş oldum,
Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

Huma kuşu yere düştü ölmedi,
Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı.
Dedim yare gidem, nasip olmadı,
Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

Kağıda yazarlar ufak yazılar,
Anasız olur mu körpe kuzular?
Derdi yüreğinde olan sızılar,
Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

Abdal Pir Sultan'ım böyle buyurdu,
Ayrılık donların biçti, giydirdi.
Ben ayrılmaz idim, felek ayırdı,
Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.


AĞLAYI AĞLAYI DURMA KARŞIMDA

Ağlayı ağlayı durma karşımda,
Dost beni gönder de var andan ağla.
Kirpikleri top top etmiş kaşında,
Dost bizi gönder de var andan ağla.

Dostun zülüfleri bölük bölüktür,
Menim ciğerciğim delik deliktir.
Muhabbetin sonu tez ayrılıktır,
Dost beni gönder de var andan ağla.

Başına bağlamış aldır valası,
Aldı beni kaşlarının karası.
Hasan ile Hüseyin'in anası,
Dost beni gönder de var andan ağla.

Başına bağlamış al ile sarı,
Arkamızca etme ah ile zarı.
Koca Pir Sultan'ın gül yüzlü yarı,
Dost bizi gönder de var andan ağla.

 

ALA GÖZLÜ ŞAHTAN BİR DOLU GELDİ

Ala gözlü şahtan bir dolu geldi,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver,
Kavlim sultan Kızıl Veli'den geldi,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

Payım gelir erenlerin payından,
On İki İmam nesli Ali soyundan.
Selman'ın içtiği üzüm suyundan,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

Beline kuşanmış nurdan bir kemer,
Aşkın dolusunu içenler kanar.
Herkes sevdiğine bir dolu sunar,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

Pir Sultan'ım, hamı, hası seçerim,
Hak okurum, aşk kitabın açarım.
Yar elinden ağu gelse içerim,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

 

ALAY ALAY OLMUŞ GELEN TURNALAR

Alay alay olmuş gelen turnalar,
Kanadı var, kolları var turnanın.
Silkinip uçamaz menzil görenler,
Gökyüzünde yolları var turnanın.

Silkinip uçar da kanadın çatar,
Seçer kılavuzlar önüne katar.
Hasan Hüseyin'in semasın tutar,
Kerbela'da mekânı var turnanın.

Sesleri naziktir methi okunur,
Avazı bağrımı deler dokunur.
Yalabık yalabık tüyler takınır,
Eğrim eğrim telleri var turnanın.

Pir Sultan, yardımcın yaradan olsun,
Aşık olan aşık didarın bulsun.
Arif olan anlar, cahil ne bilsin,
Her manadan dilleri var turnanın.

 

ALÇAKTA YÜKSEKTE YATAN ERENLER

Alçakta yüksekte yatan erenler,
Yetişin imdada aldı dert beni
Başım alıp hangi yere gideyim?
Gittigim yerlerde buldu dert beni.

Oturup benimle ibadet kıldı,
Yalan söyledi de yüzüme güldü.
Yalın kılıç olup üstüme geldi,
Çaldı bölük bölük, böldü dert beni.

Üstümüzden gelen boran kış gibi,
Yavru şahin pençesinde kus gibi,
Seher çağı bir korkulu düş gibi,
Çağırta çağırta aldı dert beni.

Abdal Pîr Sultan'ım, gönlüm hastadır,
Kimseye diyemem, gönlüm yastadır.
Bilmem deli oldu, bilmem ustadır,
Şöyle bir sevdaya saldı dert beni.

 

ALEMLERİN SERVERİSİN

Alemlerin serverisin,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.
Şehitlerin serdarısın,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

Hasan Hüseyin'in yari,
Muhammed'in gözü nuru.
Hem Ali'nin yadigarı,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

Zuhur oldun İmam Zeynel,
Muhammet Bakır'dan evvel.
Didene yanayım gönül,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

İmam Cafer'dir yarimiz,
Musa-i Kazım şahımız.
Budur şems ile mahımız,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

Ali Musa ilim hüner,
Muhammet Taki el sunar.
Hüseyin'im deyip yanar,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

Ali Taki Hasan Asker,
Muhammet Mehdi ser-defter.
İmam-ı Seyyid-i ekber,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

Pir Sultan haber ver dosttan,
Bülbül ötüyor kafesten.
Hem gül ağlar hem gülistan,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

 

ALİ ALİ DER DE DÖNERSİN DOLAP

Ali Ali der de dönersin dolap,
Ne inlersin dolap, derdin nerende?
Yârdan mı ayrıldın, yoksa ilinden?
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Dolap Hak dedi de indi ırmağa,
İmamlara cehd etti su vermeğe.
Muhammed'in hub cemalin görmeğe,
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Sana bir ustanın eli mi değdi?
Yoksa bir hoyratın dili mi değdi?
Yaz bahar ayının seli mi değdi?
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Kim kesti getirdi seni yerinden?
Dağlar taşlar inileşir zarından.
Seni kim ayırdı nazlı yârından?
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Sana "Durma, dön!" mü dedi üstadın?
Dağı taşı yıkar senin feryadın.
Dönerken taşı mı deldi hoyradın?
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Böyle m'olur âşık hali ahvali?
Vardı gamzelerin ırganır dalı.
Şimdi sema döner Urum abdalı,
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Pir Sultan Abdal'ım, aşka mı uydun?
Yoksa nazlı yârdan haber mi duydun?
Yârdan mı ayrıldın, ne idi derdin?
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

 

ALİ ALİ DİYE NE İNİLERSİN

Ali Ali diye ne inilersin?
İnilersin dolap derdin ne senin?
Sen de benim gibi yardan m'ayrıldın?
İnilersin dolap derdin ne senin?

Dolap iniledi düştü ırmağa,
Muhammed'in hub cemalin görmeğe.
Hasan Hüseyin'e bir su vermeğe,
İnilersin dolap derdin ne senin?

Kim kesti getirdi seni yerinden?
Dağlar taşlar ah eyledi zarından.
Sen de mi ayrıldın nazlı yarinden?
İnilersin dolap derdin ne senin?

Sana yad ellerin eli mi değdi?
Yoksa ırakibin dili mi değdi?
Yaz bahar ayının seli mi değdi?
İnilersin dolap derdin ne senin?

Pir Sultan Abdal'ım aşka dayandı,
Hasret narı ile ciğerim yandı.
Yoksa Hüseyin'den haber mi geldi?
İnilersin dolap derdin ne senin?


ALİ'M GELİR DİYE KARŞI GİDERLER

Ali'm gelir diye karşı giderler,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.
Bindiği Düldül'ün mehdin ederler,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.

Ayağına altın nallar çaktırmış,
Gözlerine yeşil sürme çektirmiş.
Üzengisin cevahirden yaptırmış,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.

Kuduretten gem vurulmuş başına,
Lezzet vermiş dudağına dişine.
Bir nur doğmuş eğerinin kaşına,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.

Üstüne binersen yükseğe basar,
Bir dizgin eylesen yel gibi eser.
Nice kafirlerin kellesin keser,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.

Pir Sultan Abdal'ım, dengi bulunmaz,
Bin konaklık yere gitse yorulmaz.
Kısmet olsa havalarda görünmez,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.

 

ALLAH ALLAH DESEM

Allah Allah desem, kalksam yürüsem,
Acap şu dağları aşamam m'ola?
Boz atlı Hızır'ı yoldaş eylesem,
Varıp efendime düşemem m'ola?

Sevdiğim, bağında güllerin gonca,
Usuldur boyların, bellerin ince.
Adı güzel imamların önünce,
Kerbelâ'da şehit düşemem m'ola?

Sakın hey sevdiğim, nâsiden sakın,
Erenler geri almaz attığı okun.
Irak yerlerini sen eyle yakın,
İki atlayıp bir dem düşemem m'ola?

Ben güzel pîrîme verdiğim ikrar,
Doluda, kırçından, borandan saklar.
İhlâs âşık olan ikrarın bekler,
İkrarın bendini çesemem m'ola?

Pir Sultan Abdal'ım, dost çiresine,
Arzumanım kaldı şah cilvesine.
Altmış ile yetmiş üçün arasına,
Özümü irfana koşamam m'ola?

 

ALLAH ALLAH DESEM GELSEM

Allah Allah desem, gelsem,
Hakk'ın divanına dursam,
Ben bir yanıl alma olsam,
Dalında bitsem, ne dersin?

Sen bir yanıl alma olsan,
Dalımda bitmeye gelsen,
Ben bir gümüş çövmen olsam,
Çeksem, indirsem, ne dersin?

Sen bir gümüş çövmen olsan,
Çekip, indirmeye gelsen,
Ben bir avuç çavdar olsam,
Yere saçılsam, ne dersin?

Sen bir avuç çavdar olsan,
Yere saçılmaya gelsen,
Ben bir güzel keklik olsam,
Bir bir toplasam, ne nersin?

Sen bir güzel keklik olsan,
Bir bir toplamaya gelsen,
Ben bir yavru şahin olsam,
Kapsam, kaldırsam, ne dersin?

Sen bir yavru şahin olsan,
Kapıp, kaldırmaya gelsen,
Ben bir sulu sepken olsam,
Kanadın kırsam, ne dersin?

Sen bir sulu sepken olsan,
Kanadım kırmaya gelsen,
Ben bir deli poyraz olsam,
Tepsem, dağıtsam, ne dersin?

Sen bir deli poyraz olsan,
Tepip, dağıtmaya gelsen,
Ben bir ulu hasta olsam,
Yoluna yatsam, ne dersin?

Sen bir ulu hasta olsan,
Yoluma yatmaya gelsen,
Ben bir can alıcı olsam,
Canını alsam, ne dersin?

Sen bir can alıcı olsan,
Canımı almaya gelsen,
Ben bir cennetlik kul olsam,
Cennete girsem, ne dersin?

Sen bir cennetlik kul olsan,
Cennete girmeye gelsen,
Pir Sultan üstadın bulsan,
Bilecek girsek, ne dersin?

 

ALLAH BİR MUHAMMED ALİ'DİR ALİ

Allah bir Muhammet Alidir Ali
Gel Muhammet Ali katarına gel
İsmin bu cihanda doludur dolu
Gel Muhammet Ali katarına gel

Serseriye sır kapısı açılmaz
Mürşit olmayınca müşkül seçilmez
Kılavuzsuz yedi derya geçilmez
Gel Muhammet Ali katarına gel

Gizlidir gizliden haber alınmaz
Gönle girmeyince sırlar bilinmez
Benlik ile Hakka kulluk olunmaz
Gel Muhammet Ali katarına gel

Dökme bir su ile gönül alınmaz
Faraş ile süpürgesi görünmez
Kul olmayınca sultanlık bilinmez
Gel Muhammet Ali katarına gel

Pir Sultan'ım münkir yola gelir mi?
Kaplumbağa uçup menzil alır mı?
Hiç mürşitsiz kişi Hakk'ı bilir mi?
Gel Muhammet Ali katarına gel

 

ALLAH BİRDİR HAK MUHAMMED ALİ'DİR

Allah birdir Hak Muhammed Ali'dir
Anın ismi cümle alem doludur
Bu yol Hak muhammed Ali yoludur.
Gel Muhammed Ali dergahına gel

Özünü arıtıp pak eyler isen,
Bahrileyin ummanlara dalarsan
Hakkın cemalini görmek dilersen
Gel Muhammed Ali dergahına gel

Şah Hasan'ın ismi gönülden gitmez
Şah Hüseyin deyen diller yorulmaz
Bu yolda ölene sorgu sorulmaz
Gel Muhammed Ali dergahına gel

İmam Zeynelabidin’in abına
Yezid sığmaz oldu derler kabına
Livaül hamd sancağının dibine
Gel Muhammed Ali dergahına gel

Kurban olalım gel Bakır oğluna
Uymayalım ol Yezid'in fiiline
Biz uyalım İmam Cafer yoluna
Gel Muhammed Ali dergahına gel


İmam Musa Kazım canlar canıdır
Ali Musa Rıza mürvet kanıdır
Yarın varacağımız Hak divanıdır
Gel Muhammed Ali dergahına gel

Taki'yi bilen Naki ile buluşur
Varır Hasan Askeri'ye karışır
Anlara ulaşan Hakka ulaşır
Gel Muhammed Ali dergahına gel

Pir Sultan Abdal'ım mürvet Hüda'dan
Çıkıp gidelim şu fani dünyadan
El aman dilersen pirim Mehdi'den
Gel Muhammed Ali dergahına gel

 

AMAN HEY ERENLER MÜRVET SİZİNDİR

Aman hey erenler mürvet sizindir,
Öksüzüm, yetimim, amana geldim.
Garibim bi-kesim himmet sizindir,
Ağlayı ağlayı Selman'a geldim.

Şah'ın bahçesinde ben garip bülbül,
Efkarım mükedder, halim pek müşkül.
Koparmadım asla, kokladım bir gül,
Kafir oldum ise imana geldim.

Gönül şahinini saldım havaya,
Yüzüm sürüp geldim ol hakipaya.
Gönül sefinesin vermezim zaya,
Kıblegahım Şah-ı Merdan'a geldim.

Biz Muhammet Ali kullarındanız,
Nesl-i Al-i Aba soylarındanız.
İmam-ı Cafer'in mezhebindeniz,
Server Muhammed'e peymana geldim.

İkilik perdesi yoktur özümde,
Birliktir gönlümde özüm sözümde.
Gece gün düşmüşüm Hak niyazında,
Pir Sultan Abdal'ım, meydana geldim.


AMANIN EYLE MÜRÜVVET

Amanın eyle mürüvvet,
Gördüğüne tapma gönül.
Yüzüne bakmayanın sen,
Tozuna da bakma gönül.

Bir kardaşa meyil verip,
Tuz ile ekmeğin yiyip,
Azıcık noksanın görüp,
Tez başına kakma gönül.

Arap ata binip coşma,
Karlı buzlu dağlar aşma,
Her gördüğüne sır açma,
Doluları dökme gönül.

Pir Sultan'ım gündür ava,
Çektiğim emekler hava.
Nasihatım olsun sana,
Sen hatırlar yıkma gönül.


ARKASI YOK DEME ŞAH'IM OĞLUNUN

Arkası yok deme Şah'ım oğlunun,
Zahirde batında yüzbin er vardır.
On dört masum ile On iki İmam,
Yanınca Muhammed'le Ali vardır.

Önümüzce Rabbim sözüm pişirir.
Yaramaz sofular Şah'ı şaşırır.
Dervişler ar'oldu çiçek devşirir,
Arının gömecinde balı vardır.

Şükürdür derler dostumun düşmanı,
Oddan kılıçtan keskindir gülbengi.
Kırmızıdır donu, hem aldır rengi,
Renginde dürüm dürüm alı vardır

Şükürdür derler dostumun figanı,
Kalır mı sandın erenlerin ahını?
Horasan'da derler İmam Rıza'yı,
Yeşil türbe üstünde nuru vardır.

Pir Sultan'ım der ki: Vaktın beklesin,
İkrarını mümin olan haklasın.
Arif olan kalb evine saklasın,
Erenlerin çok gizli yolu vardır.

 

ARZULAYIP HAK DEMİNE GELİNCE

Arzulayıp Hak demine gelince,
Gönülde kin kibir eylemiyesin.
Hakikatın kubbesine girince,
Zinhar kötü kelam söylemeyesin.

Evliya cemidir, sayılmaz hatır,
Eğer isterlerse bir kelam yetir.
Ağır ol, sakin ol, postunda otur,
Her yerde ataklık eylemeyesin.

Yeğlicelik edip gerine bakma,
Delil çağrılırken gerine bakma.
Aşnan musahibin odlara yakma,
Yükünü günahla toplamayasın.

Sen seni gör, elin aybını görme,
Tarikat ateştir, tamuya girme.
Sen de bu anlığın kimseye deme,
Bu sözlerim garaz anlamayasın.

Pir Sultan Abdal'ım, mana bilemez,
Kibrine yedirip haber alamaz.
Kılavuzsuz giden yolu bulamaz,
Bulunmaz yolda yol aramayasın.


AŞIK SENİN KIYA KIYA BAKIŞIN

Aşık senin kıya kıyâ bakışın
Kardaş mevaliye benzer gözlerin
Aşıklârı aşk o'duna yakışın
Kardaş mevaliye benzer gözlerin

Bildim şahım bildim sahip nazarsın
Sevdiğim aşığı dilde yazarsın
Ali şahım deyu deyu gezersin
Kardaş mevaliye benzer gözlerin

Hakikat sevdası düştü serime,
Şeydallah nasibin sundu pirime
Hiç akıllar ermez dostun sırrına
Kardaş mevaliye benzer gözlerin

Erenler nutkunu açıkta söyler
Bahçende açılmış o gonca güller
Sabah seherinde şakır bülbüller
Kardaş mevaliye benzer gözlerin.

Üstaddan mı aldın sen bu kemali
Bakışına değer dünyanın malı
Ya İmam soyusun ya nesli Ali
Kardaş mevaliye benzer gözlerin

Derviş olan hırka giyer eğnine
Seher vakti uğrar yolun üstüne
Kıymayın kardaşlar Allah dostuna
Kardaş mevaliye benzer gözlerin.

Derviş oldum ben okudum heceden
Diz çöküp dersimi aldım hocadan
Ya Hâşimi ya gürûh-ı nâcîden
Kardaş mevaliye benzer gözlerin.

Erenlerin yolu inceden ince
Karınca çalışır hali halince
Pir Sultanım gezer Hakk'ı bulunca
Kardaş mevaliye benzer gözlerin

 

ÂŞIKIN BAŞINA GELMEZ HAL OLMAZ

Âşıkın başına gelmez hal olmaz
Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin
Sende bende deyü sual olunmaz
Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

Erenler basmamış yerlere yüzü
İletüp çamura çiğnetme bizi
Yarın yok deminde isteriz sizi
Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

Âşık olan âşık dârdan ayrılmaz
Takî Nakî seven âşık yorulmaz
Tâlip bunalmazsa pîri çağırmaz
Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

Bu hal ile biz onlara katıldık
Kemlik ettik dışarıya atıldık
Bir münkirin tuzağına tutulduk
Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

Pir Sultan’ım daim düşmektir işi
Yol yol oldu akan çeşmimin yaşı
On İki İmam’ın serçeşme başı
Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

 

AŞK İLE YÜRÜDÜK SEN PİRE GELDİK

Aşk ile yürüdük sen pire geldik
Muhammet cemalin seyrana geldik
Muhabbet narına yanmaya geldik
Zatını görmeye meydana geldik

Can bülbülü neden ediyor feryat
Şah-ı velayettir cümleye irşat
Bektaş-ı Veli'den umarız imdat
Kerbela aşkına imdada geldik

Mert olanlar ikrar eder canana
Erenler yolunda gelir meydana
Şükür Mevla'ya ol sırr-ı Yezdan'a
Mansür'un dürında erkana geldik

On İki İmam'dır ulu şahımız
Muhammet Ali'ye çıkar rahımız
On dört masum bizim hem-penahimız
Hidüyet bahrinde cevlana geldik

Pir Sultan edelim Yezit'e lanet
Mürşidin eteğin tutmuşuz elbet
Ali evladına okuruz rahmet
Şah'ımın cemalin görmeğe geldik


BAKMAZ MISIN YERYÜZÜNDE BOSTANA?

Bakmaz mısın yeryüzünde bostana?
Özün türab etmiş kendi mestane.
Burda alçak olan orda üstüne,
Gel gönül topraktan alçak olalım.

Alçaklık dediğin bir iyi şeydir,
Erden, evliyadan kalma bir huydur.
Toprağı sorarsan atası nurdur,
Gel gönül topraktan alçak olalım.

Toprak iyi dedi Hak onu övdü,
Erenle evliya topraktan geldi.
Kulunun nasibin topraktan verdi,
Gel gönül topraktan alçak olalım.

Uzayan ağaçlar göğe değmedi,
İblis benlik ile menzil almadı.
Topraktan gayrıya nazar kalmadı,
Gel gönül topraktan alçak olalım.

Pir Sultan'ım, topraktandır nazarım,
Elim alıp aşk kitabın yazarım.
Ne ararım dağda taşta gezerim,
Gel gönül topraktan alçak olalım.

 

BANA BİR YAR OLSA GÖNÜL VERDİĞİM

Bana bir yar olsa gönül verdiğim,
Çıksa bari yüreğimden bu acı.
Yaresin bekleyip ahdın güttüğüm,
Bulunsa bir sınık yare sarıcı.

Yarinden ayrılan hiç gülmez imiş,
Akar çeşmi yaşı, silinmez imiş.
Kişinin dediği olunmaz imiş,
Salar imiş her yanına salıcı.

Aşk elinden ciğerciğim delindi,
Gönlün kal dediği yerde kalındı,
Her nerede olsa bize bulundu,
Gıybet edip yüzümüze gülücü.

Nice bezirganlar kondu bu hana,
Dünya baki değil sultana hana.
Bir kalleş yar ile girme meydana,
Erin ere doğru gerek kılıcı.

Pir Sultan Abdal'ım, çoştum giderim,
Bir kuru kavgayı sürüp n'iderim?
Yiyelim, içelim, sohbet edelim,
Gelir bir gün emanetin alıcı.

 


BANA GÜL DİYORLAR NEME GÜLEYİM -1-

Bana gül diyorlar, neme güleyim?
Ağlamak şanıma geldi n'eyleyim?
Ellerin çiçeği allı yeşilli,
Şu benim çiçeğim soldu n'eyleyim?

Bir haber gelmedi Kenan ilinden,
Uçtu m'ola gövel turnam gölünden?
Havfım ayrılıktır, korkum ölümden,
İkisi de birden geldi n'eyleyim?

Kara yazılmıştır yazılarımız,
Arş-alaya çıktı sızılarımız.
İrili ufaklı kuzularımız,
Firkati bağrımı deldi n'eyleyim?

Ulu sular gibi sözüm çağlayan,
Mahrum kalmaz özün Hakk'a bağlayan.
Yar bitirmiş yana yana ağlayan,
Akıbet başıma geldi n'eyleyim?

Pir Sultan Abdal'ım, kırklar yediler,
Yediler de bir keşiğe kodular.
Onlar verdiğini almaz dediler,
Şu bana verdiğin aldı n'eyleyim?

 

BANA GÜL DİYORLAR NEME GÜLEYİM -2-

Bana gül diyorlar neme güleyim,
Gözlerim nem ile doldu n'eyleyim?
Elin gülü açmış al ile yeşil,
Şu benim güllerim soldu n'eyleyim?

Kolumdan uçurdum nerre bazımı,
Arşa çıkardılar ah-ı suzumu.
Elimden aldırdım yavru kuzumu,
Firkatı bağrımı deldi n'eyleyim?

Haberin alayım seher yelinden,
Ördek kalkar m'ola kendi gölünden?
Korkum ayrılıktan, fikrim ölümden,
Ahiri başıma geldi n'eyleyim?

Ulu sular gibi çeşmim çağlayan,
Mahrum olmaz özün Hakk'a bağlayan.
Yar yitirmiş yana yana ağlayan,
Geldi çattı beni buldu n'eyleyim?

Pir Sultan Abdal'ım, kırklar yediler,
Bu yolu erkanı onlar kodular.
Allah verdiğini almaz dediler,
Bana verdiğini aldı n'eyleyim?


BANA MEDET SENDEN OLUR EFENDİM

Bana medet senden olur efendim,
Aşılmaz dağların ardında kaldım.
Eller dosta doğru çeker göçünü,
Elsiz viranede çöllerde kaldım.

Sana derim sana ey kaşı kara,
Artıyor eksilmez dost sinemde yara.
Bir aşinam yok ki halımı sora,
Yalanlı dolanlı dillerde kaldım.

Sabahtan sabahtan semah tutarım,
Dosta kadar gider benim katarım.
Baykuş gibi viranede öterim,
Gel gör ne perişan hallerde kaldım.

Pir Sultan Abdalım, ben de gülmedim,
Aradım derdime derman bulmadım.
Yol nereden gelir gider bilmedim,
Kesildi kervanım bellerde kaldım.

 

BANAZ'DAN SÜRDÜLER BİZİ SİVAS'A

Banaz'dan sürdüler bizi Sivas'a,
Erler himmet edin ben gidiyorum.
Garipçe canıma kıldılar cefa,
Erler himmet edin ben gidiyorum.

Gidi kafir gelir dedim imana,
Kuzular ağlıyor hem yana yana,
Getirip de hapsettiler zindana,
Erler himmet edin ben gidiyorum.

Gidi dideceğim yoldan kalmadı,
Güzel Şah'a gelir dedim gelmedi,
Pirimizden bize himmet olmadı,
Erler himmet edin ben gidiyorum.

Urganım çekildi sığındım dara,
Üstüme döküldü ağ ile kara,
Muhbirim üstünde çıralar yara,
Erler himmet edin ben gidiyorum.

Pir Sultan Abdal'ım kolum büküldü,
Aktı gözüm yaşı yere döküldü,
Ahir urgan boğazıma takıldı,
Erler himmet edin ben gidiyorum.


BATIN ERLERİNDEN SULTAN-I SERVER

Bâtın erlerinden Sultan-ı Server,
Geldi dergâhımız oldu münevver.
Yanında rehberi Hazret-i Kanber,
Heman bir dem geşt ü güzar göründü.

Bir ulu dergâha varıp eriştim,
Erenler elinden bir dolu içtim.
Aklımı zay edip hal olup düştüm,
Kuruldu bir ulu pazar göründü.

Gönüller tahtının bülbülü geldi,
Elinde bir dolu gül rengi geldi.
Önüme bir sini dopdolu geldi,
Bu hal bize ondan uçar göründü.

On'ki tarikatin nişanı mevcut,
Pir Sultan'ım, onda pirim de mevcut.
Gördü cümlemizi onda bir vücut,
Pervaz vurup gökte uçar göründü.

 

BAĞDAT'I BAĞDAT'I ŞİRİN BAĞDAT'I

Bağdat'ı Bağdat'ı şirin Bağdat'ı,
İbtida binasın kuran kim idi?
On'ki imam koydu mihrap taşını,
Onun duasını eden kim idi?

Bağdat'ın yaylasın bile yayladı,
İndi aşkın deryasını boyladı.
İki cihan Fahrı dua eyledi,
Allah Allah deyip duran kim idi?

Yapıcılar gelir yapı yapmaya,
Yapıp yapısını tamam etmeye.
Şirin Bağdat seni seyran etmeye,
Nurdan kandil ile inen kim idi?

Uçurdum kuşumu uçan kuş ilen,
Gözlerim de doldu kanlı yaş ilen.
Üç yüz altmış altı pir devriş ilen,
Bağdat'ı Şeydullah eden kim idi?

Pir Sultan'ım, var mı sözün hatası?
Öldür hırsı nefsin Hakk'a yetesi.
İsmail'e inen koçun atası,
Kurt donunda alıp giden kim idi?

 

BE HEY ACAYİP ADEM

Be hey acayip adem,
Öldüğünü bilemezsin.
Korlar bir karanlık dama,
Kapı baca bulamazsın.

Yağmur yağar, yeller eser,
Mezarı başına yıkar.
Seksen bin canavar sıkar,
Hiçbirine vuramazsın.

Gel bu öğüdü al benden,
Yarın fırsat gider elden.
Hak saklasın cehennemden,
Karanlıktır çıkamazsın.

Yer pamuk olur atılır,
Cümle deryalar katılır.
Dilin damağın tutulur,
Doğru cevap veremezsin.

Pir Sultan'ım der ki: Deli,
Elden koymaz doğru yolu.
Ne yanarsın dünya malı,
Birin alıp gidemezsin.

 

BE SEVDİĞİM SENİ BENDEN AYIRAN

Be sevdiğim seni benden ayıran,
Din iman bulmaya diyelim Allah.
Şu sinemi aşk oduna dağlayan,
Bekası olmayan diyelim Allah.

Bir münafık sebep oldu bu işe,
Umarım başına hem taşlar düşe.
Kör yılanlar vura cesedi şişe,
Eriye döküle diyelim Allah.

O da benim gibi yana kuruya,
Kısmeti tükene, başı çürüye.
Seyit Vakkas bir ok vura devire,
Cennet'e girmeye diyelim Allah.

Allah onu bin bir belaya ata,
Kısmeti tükene, vadesi yete.
Yetmiş, seksen sene döşekte yata,
Yata da kalkmaya diyelim Allah.

Pir Sultan Abdal'ım, almadım hızaz,
O kelp rakip bize eyledi garaz.
Başka dertten gayrı bin kantar maraz,
Gire de çıkmaya diyelim Allah.


BE YARENLER BE KARDAŞLAR

Be yarenler, be kardaşlar,
Gör n'eyledi zaman bizi?
Gözüm yaşını akıttı,
Sel eyledi zaman bizi.

Can nice ayrılır tenden,
Ten nice ayrılır candan.
Ayak ayak nerdübandan,
İn eyledi zaman bizi.

Gelin gidelim zecril'e,
Can kurban olsun asile.
Bir halden bilmez cahile,
Kul eyledi zaman bizi.

Kimi baydır, kimi fakir,
Yaradan Mevla'ya şükür.
Ne akıl kodu, ne fikir,
Del'eyledi zaman bizi.

Pir Sultan'ım döne döne,
Dolu içtim kana kana.
Şu yerde kim yana yana,
Dul eyledi zaman bizi.

 

BEN BİLEMEM

Sar'öküzü benden sual sorarlar,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.
Şu dünyayı uçtan uca ararlar,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Dünyayı üstüne kurdu hu deyü,
Öküzün başının altı su deyü.
Şu dünyanın damızlığı ne deyü?
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Hindistan'a indi öküzün dili,
Kabe'yi sırtında getürür beli.
Evveli Muhammet, ahiri Ali,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Kuyruğunu gördüm Yemen ilinde,
Nurdan taç başında, kemer belinde,
Muhammet kalbinde, Ali dilinde,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Mağripten maşrıka dünyanın ucu,
Sarraf olan bilir altını, tucu.
Yalan imiş şu dünyanın sonucu,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Gün doğunca boynuzuna nur düşer,
Bir yandan doğar da, bir yandan aşar.
Çiftçisi kim imiş, çifte kim koşar?
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Pir Sultan Abdal'ım yazmış, göndermiş,
Yedi yerden suyun vermiş, kandırmış,
Yönünü de Hak'tan yana döndermiş,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

 

BEN DE BU DÜNYAYA GELDİM GİDERİM

Ben de bu dünyaya geldim giderim,
Döner çiftim ağır, harmanım mı var?
Bu dünya dolusu malı n'ederim?
Hesabın vermeğe fermanım mı var?

Bu malın hesabın bizden alırlar,
Onın için el çekmiştir veliler.
Haramı var diye korku verirler,
Benim ipek yüklü kervanım mı var?

Yitir bu hileyi gönlünden yitir,
Tamam eyle, eksik yerlerin bitir.
Bana derler; gam yükünü sen götür,
Benim götürecek dermanım mı var?

Dükkan açmış bir müşteri ararsın,
Gelene geçene haber sorarsın.
Bana ağır ağır minnet m'edersin?
Felek sende demim devranım mı var?

Pir Sultan Abdal'ım, derdim dökerler,
Ağu oldu yediğimiz şekerler.
Güzel sevdik diye ahım çekerler,
Benim Hak'tan özge cananım mı var?

 

BEN DE ŞU DÜNYAYA GELDİM GELELİ -1-

Ben de şu dünyaya geldim geleli,
Emaneten bir don giymişe döndüm.
Sahibi çıktı da elimden aldı,
Koru yerde koyun yaymışa döndüm.

O yâr geldi geçti, geri bakmadı,
Hendekler kazdırdım, sular akmadı.
Çok yuva bekledim, cücük çıkmadı,
Boş yuva beklemiş yoz kuşa döndüm.

Ben de erler meclisinde eğlendim,
Farzı kıldım, sünnetinde bağlandım.
Dünya satranç imiş, geldim utuldum,
Kendi hayaline dalmışa döndüm.

Pir Sultan Abdal'ım, bu dünya fani,
Baştan başa kim sürdü bu devranı?
Yârin bir çift sözü üşüttü beni,
Yüce dağ başında buymuşa döndüm.

 

BEN DE ŞU DÜNYAYA GELDİM GELELİ -2-

Ben de şu dünyaya geldim geleli,
Kalsın benim davam divana kalsın.
Yaradan Allah'tır benim vekilim,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Yorulan yorulsun, ben yorulmazam,
Derviş makamından ben ayrılmazam,
Dünya kadısından ben sorulmazam,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Ben de vekil ettim Bari Huda'mı,
O da kulu gibi zulüm ede mi?
Orda söyletirler br bir adamı,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Mümin müslim devşirir de cem olur,
Anda sınık yaralara em olur.
Kara taş erir de safi gem olur,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Pir Sultan Abdal'ım dünya kovandır,
Gitti adil beyler kalan avamdır.
Muhammet divanı ulu divandır,
Kalsın benim davam divana kalsın.

 

BEN DE ŞU DÜNYAYA GELDİM GİDERİM

Ben de şu dünyaya geldim giderim,
Kalsın benim davam divana kalsın.
Muhammet Ali'dir benim vekilim,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Yorulan yorulsun, ben yorulmazam,
Derviş makamından ben ayrılmazam.
Dünya kadısından ben sorulmazam,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Ben de vekil ettim bar-i hudamı,
O da kulu gibi zulüm ede mi?
Orda söyletirler bir bir adamı,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Dolanıp çevrilip birgün gelirsin,
Ettiğin işlere pişman olursun.
Orda da mı Hızır Paşa olursun?
Kalsın benim davam divana kalsın.

Mümin müslim döşürür de cem olur,
Anda sınık yaralara em olur.
Kara taş erir de safi mum olur,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Pir Sultan Abdalım, dünya fanidir,
Giden adil beyler, gelen ihvandır.
Kırklar'ın divanı ulu divandır,
Kalsın benim davam divana kalsın.

 

BEN DERVİŞİM DİYE DAVA KILARSIN

Ben dervişim dersin dava kılarsın,
Hakk’ı zikretmeye dilin var mıdır?
Kendini gör, elde sen ne ararsın?
Hâlâ hâl etmeğe hâlin var mıdır?

Dertli olmayanlar derde yanar mı?
Sâdık derviş ikrârından döner mi?
Dertsiz bülbül gül dalına konar mı?
Ben bülbülüm dersin, gülün var mıdır?

Bir gün balık gibi ağa sararlar,
Mürşitten rehberden haber sorarlar.
Tütsü yakıp köşe köşe ararlar,
Ben arıyım dersin, balın var mıdır?

Mürşit huzurunda dâra durmağa,
Dâra durup Hakk’a boyun vermeğe,
Muhabbetten geçip hırka giymeğe,
Çar pâreden derviş şalın var mıdır?

Pir Sultan'ım senin derdin deşilmez,
Derdi olmayanlar derde düş olmaz.
Mürşitsiz rehbersiz yollar açılmaz,
Mürşit eteğinde elin var mıdır?

 

BEN HOCAMDAN BÖYLE ALDIM DERSİMİ

Ben hocamdan böyle aldım dersimi,
Okur idim elif diye, be diye.
Kimse bilmez şu cihanın harfinden,
Ta ezelden çağırırım Hû diye.

Oğul ıssız iken, üzüm çoğ iken,
Davut sofra iken, bıçak yoğ iken,
İsmal'e inen kurban sağ iken,
Kime dedi şu lokmayı ye diye?

Kimi azarlayıp, kimi kakıdır,
Kimine ders verir, kimin okutur.
Kime dedi meydan kimin hakkıdır?
Kime dedi şu meydanı yu diye?

Fatma Ana Şah Ali'nin gelini,
Miraç'a inerken öptü elini.
Haksızlara koklatmazdı gülünü,
Muhamed'in bergüzarı bu diye.

Pir Sultan'ım şunda bir dolu içti,
İçti o doluyu serinden geçti.
Aşkın ateşine yandı tutuştu,
Kemiğim hâl oldu, ilik su diye.


BENDEN SELAM OLSUN GÜL YÜZLÜ ŞAHA

Benden selam olsun gül yüzlü Şah'a,
Verdiği ikrarda durmuyor talip.
Her kişi kendine sürek sürüyor,
Rehberin buyruğun tutmuyor talip.

Avret erin saymaz talip pirini,
Faş ettiler erenlerin sırrını.
Dört kitapta gördünüz mü yerini?
Tarıksız tercuman biliyor talip.

İçeri girince beli Hak derler,
Dışarı çıkınca ikrar yok derler.
Sen olmazsan mürşit olan çok derler,
Verdiği ikrardan dönüyor talip.

Haberini aldım bir nebbaşiden,
Sen hiç korkmaz mısın ulu kişiden?
Yüz katını tutmuş pazarbaşıdan,
Artık alıp eksik satıyor talip.

Pir Sultan Abdal'ım, ben bir fukara,
Talip boynun eğip durmuyor dara.
Sınıklar sarılıp onulmaz yara,
Görün ne dert ile ölüyor talip.

 

BENDEN SELAM SÖYLE O GÜZEL ŞAHA

Benden selam söyle o güzel şaha,
Kurduğu yollara gitmiyor talip.
Herkes kendisine bir yol sürüyor,
Mürşit buyruğunu tutmuyor talip.

İçeri girilen ikrar hak diyor,
Dışarı çıkılan ikrar yok diyor.
Senden gayrı bana mürşit çok diyor,
Verdiği ikrardan dönüyor talip.

Yolum uğrar ise söylerim sözün,
Varsın doğru yola gitmesin talip,
Sen mürşitlik hakkın ifa eylersen,
Günahı boynuna tutmasın talip.

Pir Sultan Abdal'ım, ben bir biçare,
Boynunu de eğip durmuyor dara.
Gönüle de düştü bir sınık yara,
İnliye inliye geliyor talip.

 

BENDEN SELAM SÖYLEN SOFU CANLARA

Benden selam söylen sofu canlara,
Vücudun şehrini yuyanlar gelsin.
Yedi kat göklerin yedi kat yerin,
Kudret binasını kuranlar gelsin.

Pirimi sorarsan Ali'dir Ali,
Altından çakılmış Düldül'ün nalı.
Kim sürdü kuyuda kırk arşın yolu?
O yolun süreğin sürenler gelsin.

Sofuluk dediğin bir kolay iştir,
Pirimin gördüğü mübarek düştür.
Eti yok, kanı yok bir uçar kuştur,
O kuşun dilini bilenler gelsin.

Sofuluk eyleyen arıtır özün,
Kimse yok anlaya şu benim sözüm.
Demirin yüzünde karınca izin,
Karanlık gecede bulanlar gelsin.

Pir Sultan Abdal'ım, özüm didarda,
Saklayalım Hak katında nazarda.
Çıkmadık can, kazılmadık mezarda,
O canın namazın kılanlar gelsin.


BENİ GÖRÜP YÖNÜN ÖTE DÖNDÜRME

Beni görüp yönün öte döndürme,
Yine gitmez meylim sendedir sende.
Hilâl kaşlarını yere indirme,
Günah sende değil bendedir bende.

Seker vardır dudağında, dilinde,
Arzumanım kaldı gonca gülünde.
Sen bir padişahsın, hükmün elinde,
Senin ile davam sendedir sende.

Sensiz çıkıp yaylaları yaylamam,
Engeller içinde sırrın söylemem.
Çok günah işledim, inkar eylemem,
İk'ellerim kızıl kandadır kanda.

Nice beyler ile gezdim yoruldum,
Bulanık kan gibi aktım duruldum.
Sencileyin çok güzele sarıldım,
Dahi senin sevgin candadır canda.

Pîr Sultan Abdal'ım böyle deyiptir,
Âsıklar güzeli sevegeliptir.
Bir güzel sevmeyle kanlı m'oluptur?
Kellem terkidedir yandadır yanda.


BENİM ASLIM HORASAN'DAN HOY'DANDIR

Beni aslım Horasan'dan Hoy'dandır,
Kırklar olduğun Kanber de yandadır,
Tanrı'nın arslanı Ali nurdandır.

Kırklara serçeşmesin pirim Ali,
Cümlemizden ulusun Kızıl Deli.

Kırklara Rum eline sökün eyledi,
Döndü geri cümle kırklara söyledi,
Bir etek kun ilen derya bağladı.

Kırklara seçeşmesin pirim Ali,
Cümlemizden ulusun Kızıl Deli.

Kırklar Urum'a geçti, sen duydun mu?
Tanrı'nın arslanı geldi, bildin mi?
Pınar yanında kendini buldun mu?

Kırklara seçeşmesin pirim Ali,
Cümlemizden ulusun Kızıl Deli.

Kırklar bir bir arda sökün eyledi,
Domuz kafirlerin yolun bağlandı,
Tanrı'nın arslanı imdat eyledi.

Kırklara seçeşmesin pirim Ali,
Cümlemizden ulusun Kızıl Deli.

Geldi Kazova'sın duman bürüdü,
Kara kafirlerin yağı eridi,
Allah Allah deyüp Kırklar yürüdü.

Kırklara serçeşmesin pirim Ali,
Cümlemizden ulusun Kızıl Deli.

Kırklar Rum elinde mekân tuttular,
Makamlar açtılar, çırağ yaktılar,
Bütün kafirleri dine çektiler.

Kırklara serçeşmesin pirim Ali,
Cümlemizden ulusun Kızıl Deli.

Pir Sultan'ım bu sözleri söyledi,
Kafirlerin, Yezitlerin ağladı,
İlk selamı esselâda söyledi.

Kırklara serçeşmesin pirim Ali,
Cümlemizden ulusun Kızıl Deli.

 

BENİM HAKK'A MÜNACATIM

Benim Hakk'a münacatım,
Şah'a Padişah'a değil.
Ali Hasan'a minnetim,
Şah'a Padişah'a değil.

Hak dergâhına varırım,
Hub didarını görürüm.
Bir Allah'a yalvarırım,
Şah'a padişah'a değil.

Pir sultan'ım der: Şah'ım var,
Hızır Paşa'dan ahım var.
Benim bir tek Allah'ım var,
Şah'a Padişah'a değil.

 

BERİ GEL BERİ GEL HEY İMAN KULU

Beri gel beri gel hey iman kulu,
Bek kapış koyverme tuttuğun eli.
Eğer kibir ile sürersen yolu,
Vebali boynuna ilazım değil.

Ele aldın aşk kitabın okursun,
Güle muhabbetin yine şakırsın,
Üstaz oldum deyü eksük dokursun,
Vebali boynuna ilazım değil.

Rehberin kapısı bin bir kapıdır,
Hak rehberler talibini okudur.
Yola doğru gitmek mümin hakkıdır,
Vebali boynuna ilazım değil.

Çıkar yüce tepelere konarsın,
Ziyan gördüm diye aşağ'inersin,
Verdiğin ikrardan geri dönersin,
Vebali boynuna ilazım değil.

Pir Sultan Abdal'ım, haktır bu emek,
Rızasız lokmalar haramdır yemek.
Benim borcum sana bir kezdir demek,
Vebali boynuna ilazım değil.

 

BİN CEFALAR ETSEN ALMAM ÜSTÜME

Bin cefalar etsen almam üstüme,
Gayet şirin geldi dillerin dostum.
Varıp yad ellere meyil verirsen,
Kış ola bağlana yolların dostum.

İlâhi onmaya yardan ayıran,
Bahçede bülbüller ötüyor uyan.
Kula gölge olsa Allah’a ayan,
Senden ayrılalı gülmedim dostum.

Pir Sultan Abdal'ım, gülüm dermişler,
Bu şirin canıma nasıl kıymışlar?
İster isem dünya malın vermişler,
Sensiz dünya malın n'eylerim dostum?

 

BİR AŞKIN DERYASIN BOYLA

Bir aşkın deryasın boyla,
Kıyısı öte mi dersin?
Bir gerçeğe hizmet eyle,
Emeğin yite mi dersin?

Nadanı kondurma bağa,
Düşürür seni tuzağa.
Şekerler yedirsen zağa,
Tut olup öte mi dersin?

Arifler yola giderler,
İrfanda sohbet ederler.
Nişansız yari n'iderler?
Can gönül kata mı dersin?

Bellidir kalbi boş olan,
İkrar verendir hoş olan.
Hercaiye yoldaş olan,
Menzile yete mi dersin?

Pir Sultan Abdal coşmayan,
Aşk küresinde pişmeyen.
İlkin Hakk'a ulaşmayan,
Sonradan yete mi dersin?


BİR BÜLBÜLCÜK KONMUŞ DAĞLAR BAŞINA

Bir bülbülcük konmuş dağlar başına,
Sal Allah'ım, sal sılama varayım.
Şahin yuva yapar kendi başına,
Sal Allah'ım, sal sılama varayım.

Bizim evlerimiz dağdan ötedir,
Hısım kavim bize ana atadır.
Yad ellerde kalmak kula hatadır,
Sal Allah'ım, sal sılama varayım.

Ekili tarlalar nasıl basayım,
Üzerine birkaç kurban keseyim.
Bu iş Hak'tan geldi kime küseyim?
Sal Allah'ım, sal sılama varayım.

Atlarımız yemin yedi silindi,
İki kardeş karşı karşı salındı.
Ciğerciğim delik delik delindi,
Sal Allah'ım, sal sılama varayım.

Pir Sultan Abdal'ım saki değildir,
Tuz ekmek her aşık hakkı değildir.
Bu dünyada kimse baki değildir,
Sal Allah'ım, sal sılama varayım.

 

BİR DOSTUN PEŞİNE DÜŞTÜM EZELDEN

Bir dostun peşine düştüm ezelden,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.
Bilmem benim çilem ne zaman biter,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.

Ben bir hayal kurdum kendi kendime,
Aklım ermez bu dünyanın fendine.
Gitmek istiyorum kendi dengime,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.

Şah'ım arşa çıkmış, yeri zordadır,
Her zaman bakarım gönlüm yardadır.
Kul hakkın'yemişler emek zaydadır,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.

Garez etti bana içimde atiş,
Sordum sual ettim bu nasıl gidiş.
Yüze gülüp geçti dedi uç yetiş,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.

Pir Sultan'ım içerimde köz yanar,
Ancak dost eliyle bu ateş söner.
Şerbet ver sevdiğim, içerim yanar,
Ay geçti, yıl geçti, yetişemedim.

 

BİR GECE MUHAMMED EVDE YATARKEN

Bir gece Muhammet evde yatarken,
Üç melek geldi de nida getirdi.
Selman'ın şeklinde bir oğlan girdi,
Ne güzel izzetle sala getirdi.

Muhammet oğlana yerini verdi,
Geçti oğlan seccadeye oturdu.
Cebrail oğlandan nişan istedi,
Zühre yıldızını alna getirdi.

Bu oğlanın Ali olduğun bildiler,
Aman mürvet deyi dara durdular.
Özlerinden hayli sitem sordular,
Cebrail Cennet'ten elma getirdi.

Getirip elmayı terceman verdi,
Şah eline alıp dört pare kıldı.
Bir paresin Şah'ım nuş edip kandı,
Üçünü melekler Hakk'a götürdü.

Bak Bari Taala hoş nazar kıldı,
Yed'iklim çar köşe Ali'ye verdi.
Biri Düldül, biri Zülfikar oldu,
Fatma da Kanber'i ana götürdü.

Pir Sultan'ım eydür: Gitti gelenler,
Arayıp özünde gevher bulanlar.
Muhammet Ali'yle arşa duranlar,
Cümle melekleri ceme götürdü.

 


BİR GÜL İLE GÜLİSTANI SEYRETTİM

Bir gül ile gülistanı seyrettim,
Seher yelleriyle esen Ali'dir.
Muhammed kılavuz Mahşer yerinde,
İslâmın sancağın çeken Ali'dir.

Dayanı gör kardaş gönül gücüne,
Azığın yok mudur ahret göçüne?
On'ki İmam gibi Cennet içine,
Ab-ı Kevser ile akan Ali'dir.

Bindiler Düldül'e Şarka gittiler,
Horasan şehrine akın ettiler.
Müminlerin feryadına yettiler,
Mervan'ı Yezit'i basan Ali'dir.

Münkirin gıdası Hak'tan kesildi,
Nesimî yüzüldü, Mansur asıldı.
Dünya yetmiş kere doldu eksildi,
Dolduran Ali'dir, dolan Ali'dir.

Hakk'ın emri ile Cebrail indi,
İndi de Ali'nin koluna kondu.
Zülfikar kuşanıp Düldül'e bindi,
Yezid'in neslini kıran Ali'dir.

Kim dokudu bin çiçekli halıyı?
Kim diriltti bin yıl yatan ölüyü?
Kırklar meclisine gelen doluyu,
Dolduran Muhammed, içen Ali'dir.

Pir Sultan Abdal'ım ağladı güldü,
Kâbe-i Şeriften bir nida geldi.
Hakk'ın emri ile dört kitap indi,
Okuyan Muhammed, yazan Ali'dir.

 

BİR GÜZELİN AŞIĞIYIM ERENLER

Bir güzelin aşığıyım erenler,
Onun için taşa tutar el beni.
Gündüz hayalimde, gece düşümde,
Kumdan kuma savuruyor yel beni.

Reyhanını devşir devşir desteyle
Ben deliyim ögüt verip pest eyle
Düşmanımı el yanında dost eyle
Bir gececik mihman eyle al beni

Al gül olsam, al gerdana takılsam,
Kemer olsam, ince bele sarılsam,
Köle olsam, pazarlarda satılsam,
Yarim deyi al sinene sar beni.

Abdal Pir Sultan'ım gamzeler oktur,
Hezaran sinemde yaralar çoktur.
Benim senden özge sevdiğim yoktur,
İnanmazsan git Allah'a sor beni.


BİR KİŞİ HAKK'IN EMRİNDE OLMASA

Bir kişi Hakk'ın emrinde olmasa,
Ona nesne gelmez, selamın almam.
Dört kapıda bir niyazı yok ise,
Haramdır lokması, el sunup yemem.

İkrarı, imanı bir değil ise,
Gediğin gözetir er değil ise,
Avradı kendine yâr değil ise,
Ondan hayır gelmez, tercüman olmam.

Dokunma yaylasın sahra dağ ise,
Açma kapağını mübah yağ ise,
Mürebbisi, müsahibi yoğ ise,
Ölüsü murdardır, namazın kılmam.

Sakının rakipten nâşiden hazer,
Gönül bir seyyahtır âlemi gezer.
Bağbandı olmayan bahçeyi bozar,
Kader bahçesine hoyratı salmam.

Pir Sulan'ım, ben okuyup yazarım,
Erden ere kimiyadır nazarım.
Muhammed Ali'den açtım pazarım,
İrehberden kaçıp imansız olmam.

 

BİR KİŞİ ÖZÜNDE İKİLİK OLSA

Bir kişi özünde ikilik olsa,
Hakk'ın didarını görmez billahi.
Hor bakarsa evliyanın yoluna,
Eli bir gerçeğe ermez billahi.

Cihanı seyahat edip gezerse,
Doksan bin kelamı okur yazarsa,
Bir mümin yezide kuşak çözerse,
Derdine dermanı bulmaz billahi.

Eli ile komadığın alırsa,
Yalan söyler Hakk'a asi olursa,
Tövbe etmez günah gümrah olursa,
Cehennem oduna yanar billahi.

Bir mümin yezide kızını verse,
Anası babası ilayık görse,
Yüz bin kere başı secdeye varsa,
Hak da günahından geçmez billahi.

Bir mümin yezidin yüzüne baksa,
Gayet gökçek olsa şol meyli aksa,
Ol müslim bacıdan zürriyet doğsa,
Arsız meydanında kalır billahi.

Pir Sultan'ım der ki: Hakk'ın emrini,
Koyuverse bir kişi avradını,
Mümin olan bilir bunun dadını,
Yedi başlı hınzır olur billahi.

 

BİR NEFESCİK SÖYLEYEYİM

Bir nefesçik söyleyeyim,
Dinlemezsen n'eyleyeyim?
Aşk deryasın boylayayım,
Ummana dalmağa geldim.

Ben Hak'la oldum aşina,
Kalmadı gönlümde nesne.
Pervaneyim ateşine,
Oduna yanmağa geldim.

Aşk harmanında savruldum,
Hem elendim hem yuğruldum.
Kazana girdim kavruldum,
Meydana yenmeğe geldim.

Ben Hakk'ın edna kuluyum,
Kem damarlardan beriyim.
Ayn-ı cemin bülbülüyüm,
Meydana ötmeye geldim.

Pir Sultan'ım der: Gözümde,
Hiç hata yoktur sözümde.
Eksiklik kendi özümde,
Darına durmağa geldim.


BİR SABAH VAKTİNDE YERİNİ GÖRSEN

Bir sabah vaktinde yerini görsem,
Belirsiz vatanı ili var koçun.
Ancak sen bilirsin hey kadir Allah,
İbrişimden ala teli var koçun.

Koç kuzu kurbandır Hak der atamaz,
Sakın inanmayın yemez satamaz.
Deryanın yüzünde kırklar tutamaz,
Çekilip gitmeğe yolu var koçun.

Arif olsam koçun yerini görsem,
Mübarek yüzünü yüzüme sürsem.
Yaylımı Cennet'tir sulağın görsem,
Ab-ı Zemzem suyu gölü var koçun.

Akını boyamış türlü donlara,
Öyl'olunca dilek geçmez onlara.
Teslim tastik olan safi canlara,
Yüzünü sürmeğe kali var koçun.

Pir Sultan Abdal'ım düşürme harzı,
Beraber kılalım sünneti farzı.
Dünyada bulunmaz o koçun tarzı,
Daha türlü türlü hali var koçun.

 

BİR SEFERİM VARDIR URUM ÜSTÜNE

Bir seferim vardır Urum üstüne,
Yüce dağ başında eri gözlerim.
Al elimi kaldır Kırklar, Yediler,
Bir himmeti keskin piri gözlerim.

Bismillah dedim de girdim helale,
Gözüm açıp baktım bir hub cemale.
Sıdk ile çağırdım ceddim celale,
Eriş Hızır Nebi carı gözlerim.

Kuduretten yanar şem'a ışığı,
Mevla'm Hak diyenin üğrür beşiği.
Din serveri Muhammed'in eşiği,
Halil'e yapılan şarı gözlerim.

Keskin Zülfikar'la Ali gazada,
Umarım inayet ede bize de.
Bağdat'ta Mansur'un canı cezada,
Kemendim boynumda darı gözlerim.

Pir Sultan Abdal'ım, sır Ali sırrı,
Sırat'ı geçenin Cennet'tir yeri.
Veyselkara Hint'ten Yemen'den beri,
Muhammet Ali'de nuru gözlerim.

 

BİR SERVİ DALINDA KALDI NAZARIM

Bir servi dalında kıldım nazarım,
Cennet’de Tûba’yı görmezden evvel,
Kaşların mihrâbın tavâf eyledim,
Kâbe-i ulyâyı görmezden evvel.

Aşkı olmayanı insân sanırdım,
Gördüğüm boncuğu mercân sanırdım,
Bu aşkı bilmezdim, âsân sanırdım,
Başımda sevdâyı görmezden evvel.

Hüda halkeyledi can il teni,
Ya nice beslemez gidince beni.
Ta ezelden verdi kısmetim Gani,
Bu fani dünyayı görmezden evvel.

Cümlenin kısmetin Gani vermiştir,
Muhammet bir ikrar üzre durmuştur.
Bu fani dünyada neler görmüştür,
Adem'i, Havva'yı görmezden evvel.

Pir Sultan'ım diler vasl-ı cananı,
Hayaldir demişler geri kalanı.
İstemem cennet, huri, gılmanı,
Hazret-i Mevlâ'yı görmezden evvel.


BİR SU BİR GÖLDE ÇOK DURURSA KOKAR

Bir su bir gölde çok durursa kokar,
Azar azar çağla ak deli gönül.
Bulanık akma ki içmezler seni,
Çeşmenin gözünden çık deli gönül.

Ateş gibi birden parlayıp yanma,
Yanıp yanıp çevre yanın yandırma.
Kah karanlık kah aydınlık görünme,
Meydanda mum gibi yan deli gönül.

Kaba rüzgar gibi boşa dolaşma,
Çalıya çırpıya değip ileşme.
Toz toz olup topraklara karışma,
Harman yeli gibi es deli gönül.

Kara toprak gibi sakin ol otur,
Hak'tan ne gelirse kabul et getir.
Bahar aylarının yemişin bitir,
Herkese gönlünce ver deli gönül.

Pir Sultan Abdal'ım, bu sözüm haktır,
Gaziler sözümün hatası yoktur.
Aşıkın maşuktan dönmesi çoktur,
Pirin eşiğine düş deli gönül.

 

BİR TENHADA GÖRDÜM O NAZLI YARİ

Bir tenhada gördüm o nazlı yari,
Böyle uğrun uğrun baktı gidiyor.
Siyah saçlarını dökmüş yüzüne,
Gönlümü ateşe yaktı gidiyor.

Yüzüne baktıkça tutuldu dilim,
Kırıldı kollarım, tutmuyor elim.
Hey dost bu diyarda n'olacak halim?
Gözlerimden kan yaş aktı gidiyor.

Dost dost diye dostu hergün sorarım,
Yitirdim o yari durmaz ararım.
Abdal Pir Sultan'ım, edem kervanım,
Bak işte sel gibi yıktı gidiyor.

 

BİR YAVRU YOLLADIM GURBET ELLERE

Bir yavru yolladım gurbet ellere,
Emaneti sana Boz Atlı Hızır.
Seni bekçi derler de nice ellere,
Emeneti sana Boz Atlı Hızır.

Ah nice günler gördüm aklı karalı,
Nice günler gördüm dertli çareli.
Bir yavru yolladım yürek yaralı,
Emeneti sana Boz Atlı Hızır.

Haktan bize bizden halka zulüm yok,
İmanım var vadesize ölüm yok.
Senden başka kanadım yok kolum yok,
Emeneti sana Boz Atlı Hızır.

Pir Sultan Abdal’ım böyle m'olacak?
Beklerim yollarda yavrum gelecek.
Analı babalı murad alacak,
Emeneti sana Boz Atlı Hızır.

 

BİR ÇOCUK DA ANASINDAN DOĞUNCA

Bir çocuk da anasından doğunca,
Bedenini pişirmeye tuz ister.
Üryan büryan ortalıkta kalınca,
Setirini örtünmeye bez ister.

Konla sudan gelir onun gıdası,
Nasibini veren Barı Huda'sı.
Beşiklere beler onun anası,
Akşam sabah emzirmeye yüz ister.

Bir yaşında ürüm ürüm ürünür,
İkisinde sürüm sürüm sürünür.
Üç yaşında adım adım yürünür,
Dört yaşında söylemeye söz ister.

Beş yaşında dili civan sevişir,
Altısında uşağınan döğüşür.
Yedisinde dişlerini değişir,
Sekizinde her gediğin düz ister.

Dokuzunda olur bir tosun maya,
Onunda da benzer kaşları yaya.
Onbirinde başı girer sevdaya,
Onbeşinde ala gözlü kız ister.

Yirmisinde akıl baştan savrulur,
Otuzunda vursa dağa devrilir.
Kırk yaşında akıl başa çevrilir,
Ellisinde avın olmış baz ister.

Altmışında iner bir merdivenden,
Yetmişinde binse düşer duvardan.
Sekseninde su getirmez pınardan,
Doksanında döşeğini düz ister.

Pir Sultan Abdal bu söz hepimize,
Tonus girinceye belki de yaza.
Yüz yaşında ölümünü gözede,
Zemheriyi çıkarmaya yaz ister.

 

BİR ÖĞÜDÜM VARDIR SANA SÖYLEYEM

Bir öğüdüm vardır sana söyleyem,
En iyi dostundan sakın sen seni.
Öğüdüm dinlersen manası budur,
En iyi dostundan sakın sen seni.

Gelir senin ile güler de oynar,
Ardınca önünce ayıbın söyler,
Bir vakit gelince önüne çıkar,
En iyi dostundan sakın sen seni.

Senin ile hüsnün bahçesin gezer,
Gönül aşk elinden satırlar yazar,
Ardınca önünce kuyular kazar,
En iyi dostundan sakın sen seni.

Gelir senden önce yükseğe çıkar,
Gözlerinden kanlı yaşını döker,
Ayağın kayınca urganın çeker,
En iyi dostundan sakın sen seni.

Pir Sultan Abdal'ım böyle söyledi,
İndi aşkın deryasını boyladı,
Bunu işlemeyen kula söyledi,
En iyi dostundan sakın sen seni.

 

BİRLİK MAKAMINDA BİR GÜZEL GÖRDÜM

Birlik makamında bir güzel gördüm,
Leblerinin şekeri var, kandi var.
Âşıkı çok imiş, aradım sordum,
Nice bencileyin derdimendi var.

Cemali geliyor hayalde, düşte,
Canım asumanda, kandilde Arş'ta.
Uzakta yakında yeminde, pişte,
Her nereye baksam Ali'm kendi var.

Gâh bahçeye girer gülden görünür,
Gâh mana söyleşir dilden görünür.
Gâh gönül evinde mihman görünür,
Âşıkına türlü türlü fendi var.

Şükür olsun bu sevdaya ulaştım,
Muhabbet bağını gezdim dolaştım.
On İki İmam'ın cemine düştüm,
Şimdi boynumuzda aşk kemendi var.

Pir Sultan'ım sever böyle dilberi,
Bu cümle Cihanın yekta gevheri.
Kahrın lutfun çeker ise gel beri,
Sevdiğimin nerde bir menendi var.

 

BİZ BURADA BÜLBÜLLÜK EYLEMEYİZ

Biz burada bülbüllük eylemeyiz,
Gülistan kuşuyuz güle gideriz.
Bizim kıymatımız bunda bilinmez,
Muhabbeti candan ile gideriz.

Ne davam var benim şu eller ile,
Benim davam Hak ehli kullar ile.
Kerbela'ya giden abdallar ile,
İmam Hüseyin'e bile gideriz.

Öldürelim nefsi, dinlemez oldu,
Sırr-ı hakikatı söylemez oldu.
Şahinim kolumda eğlemez oldu,
Turnası çok olan göle gideriz.

Cennetin kokusu gelir uçmaktan,
Aşıklar usanmaz yiyip içmekten.
Öyle namert köprüsünü geçmekten,
Akar bozbulanık sele gideriz.

Pir Sultan'ım eyder: Niyazım Hak'tan,
Sensin cümlemizi var eden yoktan.
Aşıklar usanmaz bayırdan sarptan,
Erenler yol kurmuş yola gideriz.


BİZDEN SELAM OLSUN SOFU CANLARA

Bizden selam olsun sofu canlara,
Vücudun şehrini yuyanlar gelsin.
Yedi kat göklerin, yedi kat yerin,
Kudret binasını kuranlar gelsin.

Sofu dedikleri bir kolay iştir,
Erenler gördüğü bir engin düstür.
Eti yok, kanı yok, bir uçar kuştur,
O kuşsun adını bilenler gelsın.

Pirim sorarsan Ali'dir Ali,
Altından çakılmış Düldül'ün nalı.
Kim sürdü kuyuda kırk arşın yolu?
Bu yolun erkanın bilenler gelsin.

Pir Sultan`ım eydür: Özüm didarda,
Saklayalım Hak katında nazarda.
Çıkmadık can, kazılmadık mezarda,
O canın namazın kılanlar gelsin.


BİZE DE BANAZ'DA PİR SULTAN DERLER

Bize de Banaz'da Pir Sultan derler,
Bizi kem kişi de bellemesinler.
Paşa huddamına tenbih eylesin,
Kolum çekip elim bağlamasınlar.

Hüseyn Gazi binse gelse atına,
Dayanılmaz çerh-i felek zatına.
Benden selam olsun ev külfetine,
Çıkıp ele karşı ağlamasınlar.

Ala gözlüm zülfün kelep eylesin,
Döksün mah yüzüne nikap eylesin.
Ali Baba Hak'tan dilek dilesin,
Bizi dar dibinde eğlemesinler.

Eğer Ali Baba söze uyarsa,
Ferman büyük yerden beyler kıyarsa.
Ala gözlü yavrularım duyarsa,
Al'ım çözüp kara bağlamasınlar.

Surrum işlemedi, kaddim büküldü,
Beyaz vücudumun bendi söküldü.
Önüm sıra kırklar Şah'a çekildi,
Daha beyler bizi dilemesinler.

Pir Sultan Abdal'ım, çoşkun akarım,
Akar akar dost yoluna bakarım.
Pirim aldım seyrangaha çıkarım,
Yıldızdağı seni yaylamasınlar.

 

BİZE MİHMAN GELDİ

Bize mihman geldi, şad oldu gönlüm,
Mihman canlar bize safa geldiniz.
Kasavet kalmadı, bahar yaz oldu,
Mihman canlar bize safa geldiniz.

Dua edin bize misafir gele,
Yavan yahşi yiyip yüzümüz güle.
Büyük küçük anı hep Hızır bile,
Mihman canlar bize safa geldiniz.

Misafir kapının iç kilididir,
Ev sahibi de anların kelbidir.
Misafir mihmandır, mihman Ali'dir,
Mihman canlar bize safa geldiniz.

Kahrettiği yere misafir gelmez,
Çalışır çabalar ektiği bitmez.
Seğirtse de gitse menzile yetmez,
Mihman canlar bize safa geldiniz.

Pir Sultan Abdal'ım kayda verile,
Misafir kısmetin getirir bile.
Misafir mihmandır sen özün dile,
Mihman canlar bize safa geldiniz.

 

BİZİM İÇTİĞİMİZ DOLU

Bizim içtiğimiz dolu,
Doluların dolusudur.
Ummanlara dalıp çıkan,
Erenlerin gemisidir.

Hiç ummana dalmadın mı?
Dalıp gevher bulmadın mı?
Talip yola gelmedin mi?
Yine gönül dolusudur.

Ulaşırlar bedestenler,
Al çiçekli gülistanlar.
Ala gözlü nevrestenler,
Erenlerin korusudur.

Kimdir bunu böyle diyen?
Erenlerden öğüt alan.
Yeşil alem çekip gelen,
Pirim Ali kendisidir.

Pir Sultan'ım didara bak,
Mansur ipin boynuna tak.
Nesimi oldu Hak'la Hak,
Yüzen kendi derisidir.


BİZLERE BU DOLU ALİ'DEN GELDİ

Bizlere bu dolu Ali'den geldi,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.
Balım Sultan Kızıl Deli'den geldi,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

Payım gelir imamların payından,
On'ki imam nesli Ali soyundan.
Kırkların içtiği üzüm suyundan,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

Beline kuşanmış nûrdan bir kemer,
Aşkın dolusunu içenler kanar.
Herkes sevdiğinden bir dolu umar,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

Pîr Sultan'ım, hamı, hası seçerim,
Ağ okurdum, aşk kitabın açarım.
Pir elinden ağu gelse içerim,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

 

BU DÜNYADA BENİM GÖNÜL VERDİĞİM

Bu dünyada benim gönül verdiğim,
Birisi Muhammed, birisi Ali.
Adına şahına kurban olduğum,
Birisi Muhammed, birisi Ali.

Can bülbülü ne gezersin kafeste?
Alinin sırrını söylen nefeste.
Dünya kurulmadan oturan postta,
Birisi Muhammed, birisi Ali.

Hızır Nebi içti ab-ı hayatı,
Yezit'e Zülfikar zehirden katı.
Yine sizden olur er kerameti,
Birisi Muhammed, birisi Ali.

Ab-ı hayat çeşmelerin açtıran,
Dalga vurup deryaları coşturan,
Dolu kevserleri bize içtiren,
Birisi Muhammed, birisi Ali.

Pir Sultan'ım bu nefesi haklayan,
Evliyanın gizli sırrın saklayan,
Sırat köprüsü'nün başın bekleyen,
Birisi Muhammed, birisi Ali.

 

BU DÜNYANIN EVVELİNİ SORARSAN

Bu dünyanın evvelini sorarsan,
Allah bir Muhammet Ali'dir Ali.
Sen bu yolun sahibini ararsan,
Allah bir Muhammet Ali'dir Ali.

Tahtını terketti İbrahim Edhem,
Süleyman Nebi'ye verildi hatem.
Her kulun alnına yazıldı sitem,
Kişinin çektiği yoludur yolu.

Erenler öldürür yoldan şaşanı,
İhlas ile kaldırırlar düşeni.
Tarikatta her kişinin nişanı,
Erenler katında bellidir belli.

Erenler elinden dolu içildi,
O saatte kıl-ü kalden geçildi.
Firdevs-i Ala'da güller açıldı,
Cennet-i alanın gülüdür gülü.

Pir Sultan Abdal'ım ummana daldı,
Yenemedi kendin engine saldı.
Hak-i payınıza yüz süre geldi,
Erenlerin kemter kuludur kulu.

 

BU YIL BU DAĞLARIN KARI ERİMEZ

Bu yıl bu dağların karı erimez,
Eser bâd-i sabâ yel bozuk bozuk.
Türkmen kalkıp yaylasına yürümez,
Yıkılmış aşiret il bozuk bozuk.

Kızılırmak gibi çağladım aktım,
El vurdum gögsümün bendini yıktım.
Gül yüzlü ceranın bağına çıktım,
Girdim bahçesine gül bozuk bozuk

Elim tutmaz güllerini dermeye,
Dilim tutmaz hasta hâlin sormaya.
Dört cevabın mânasını vermeye,
Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk.

Pir Sultan'ım yaratıldım kul diye,
Zalim pasa elinden mi öl diye?
Dostum beni ısmarlamış gel diye,
Gideceğim amma yol bozuk bozuk.


BU YOLUN İLERSİ HAK'TIR

Bu yolun ilersi Hak'tır,
Mürüvvet kerem erenler.
Bu yoldan özge yol yoktur,
Mürüvvet kerem erenler.

Yolda nefis öldürmezler,
Mürit düşse kaldırmazlar,
Mürvet dese düşürmezler,
Mürüvvet kerem erenler.

Kur'an oldu delilimiz,
Sırr'ı hakikat yolumuz,
İmam Cafer'dir ulumuz,
Mürüvvet kerem erenler.

Pir Sultan'ım hale geldik,
Hal içinde yola geldik,
Mansur gibi dara geldik,
Mürüvvet kerem erenler.

 

BÖYLE MİDİR SİZİN İLİN TÖRESİ

Böyle midir sizin ilin töresi?
Hele bir yol safa geldin desene.
Geçer bu güzellik sana da kalmaz,
Hele bir yol safa geldin desene.

Öl dediğin yerde ölürüm derdin,
Kal dediğin yerde kalırım derdin,
Ben derdime derman olurum derdin,
Hele bir yol safa geldin desene.

Sarardı gül benzim ayvaya döndü,
Hakk'ı söyledikçe müşkülüm kandı,
Ayrılık ateşi sinemi deldi,
Hele bir yol safa geldin desene.

Yatarım Muhammed, kalkarım Ali,
Gittiğimiz on'ki İmamın yolu.
Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli,
Hele bir yol safa geldin desene.

Pir Sultan Abdal'ım gelmez mi sandın?
Tomurcuk gülleri solmaz mı sandın?
Safa geldin desen bilmez mi sandın?
Hele bir yol safa geldin desene.


BÜLBÜL NE YATARSIN KALK FİGAN EYLE

Bülbül ne yatarsın kalk figan eyle,
Şakıyıp ötmenin günleri geldi.
Yeşil yaprak arasında gül kaldı,
Sevip koklamanın günleri geldi.

Benim yarim gelişinden bellidir,
Ak elleri deste deste güllüdür.
Bizi ziyan eden esmer tenlidir,
Niyaza varmanın günleri geldi.

Abdal Pir Sultan'ım, bu dünya fani,
Boz bulanık akar dağların seli.
Yanına almış da nazlı dilberi,
Doldurup içmenin günleri geldi,

 

BÜLBÜL OLSAM

Bülbül olsam gül dalında şakırım,
Öz bağımda biten gül neme yetmez?
Süleyman'ım, kuş dilinden okurum,
Bana talim olan dil neme yetmez?

Aşkın kitabını aldım yazarım,
Daim Hakk'a doğru meylim, nazarım.
Neme gerek dağı, taşı gezerim,
Karşıda görünen yol neme yetmez?

Derviş oldum pir eteğin tutarım,
Hakk'a doğru çekilmiştir katarım.
Baykuş gibi garip garip öterim,
Issız viranlarda çöl neme yetmez?

Dünyanın ötesi neden malûmdur?
Bu ilmin sırrına eren âlimdir.
Az yaşa, çok yaşa sonu ölümdür,
Bana hırka ile çul neme yetmez?

Pir Sultan'ım, sırrın kimseler bilmez,
Tevekkül malını erteye koymaz.
Kişi kısmetinden ziyade yemez,
Bana kısmet olan mal neme yetmez?


CEM-İ ÇİÇEKLERİN HASI

Cem-i çiçeklerin hası,
Ağ gül ile kırmızı gül.
Deli gönül eğlencesi,
Ağ gül ile kırmızı gül.

Demi demi şirin demi,
Gelir geçer dünya gamı.

Talip olmak pirindendir,
İrenk almak gülündendir.
Muhammed'in terindendir,
Ağ gül ile kırmızı gül.

Demi demi şirin demi,
Gelir geçer dünya gamı.

Pir Sultan'ım ey gaziler,
Alnımızda al yazılar.
Talip de Pir'in arzular,
Ağ gül ile kırmızı gül.

Demi demi şirin demi,
Gelir geçer dünya gamı.

 

ÇEKE ÇEKE BEN BU DERTTEN ÖLÜRÜM

Çeke çeke ben bu dertten ölürüm,
Seversen Ali'yi değme yarama.
Ali'nin yoluna serim veririm,
Seversen Ali'yi değme yarama.

Ali'nin yarası yar yarasıdır,
Buna merhem olmaz dil yarasıdır.
Ali'yi sevmeyen Hakk'ın nesidir?
Seversen Ali'yi değme yarama.

Bu yurt senin değil, konar göçersin,
Ali'nin dolusun bir gün içersin.
Körpe kuzulardan nasıl geçersin,
Seversen Ali'yi değme yarama.

Ilgıt ılgıt oldu akıyor kanım,
Kem geldi didara talihim benim.
Benim derdim bana yeter hey canım,
Seversen Ali'yi değme yarama.

Pir Sultan Abdal'ım deftere yazar,
Hilebaz yar ile olur mu pazar?
Pir merhem çalmazsa yaralar azar,
Seversen Ali'yi değme yarama.

 

ÇEKİLİP KIRKLAR'A VARDIK

Çekilip Kırklar'a vardık,
"Niye geldin can?" dediler.
Baş kesip niyaz eyledik,
"Geç otur meydan" dediler.

Kırklar meydanı ganînidir,
Görenin kalbin eridir.
Külllî şeklerden beridir,
"Nerelisin can?" dediler.

Kırklar ile yedik, içtik,
Kaynayıp sohbette coştuk.
Yetmiş yıl kürede piştik,
"Daha çiğsin, yan!" dediler.

Rehberine ver özünü,
Erenler göre gönlünü.
Müsahibin hak bileni,
"Edelim ihsan" dediler.

Pir Sultan'ım, kanım, katlim,
Gönlünü gönlüme kattım.
Doksan yıl da ölü yattım,
"Yine sağsın can" dediler.

 

ÇEKİLSE BAYRAKLAR DÖĞÜŞ KURULSA

Çekilse bayraklar, döğüş kurulsa,
Şahımız da kol kol olsa yürüse,
Eğer din-İslam'da kuvvet var ise,
Muhammed Mustafa Ali gel yetiş.

Lavunları bağladılar nazıra,
Sığınalım Yaradan'a hızar'a.
Gedik Paşam bel bağlamış vezire,
Cezayirli Hasan Paşam gel yetiş.

Sekiz bin Arnavut, dokuz bir Tatar,
Kimi gülbek çeker, kimi ok atar.
On iki bin serdar elinde teber,
Yüz bin urum eri cara gel yetiş.

Hani bizim ile lokma yiyenler?
Yiğin atıma binip kürküm giyenler.
Sen ölmede ben ölürüm diyenler,
Kara donlu Polat Paşam gel yetiş.

Pir sultan Abdal'ım varımız deyü,
Bu meydanda gitsün serimiz deyü,
Çağrışır beyimiz Pirimiz deyü,
Hacı Bektaş, Balım Sultan gel yetiş.

 

ÇEKTİĞİM CEVR Ü CEFAYI

Çektiğim cevr ü cefayı,
Çekerim senden ötürü.
İkrâr, iman bir olunca,
Sen de çek benden ötürü.

İkrâr imanı güderim,
Sensiz âlemi n'iderim?
İşte geldim, uş giderim,
Bir tatlı dilden ötürü.

Severim tatlı dilleri,
Koklarım gonca gülleri,
Sararım ince belleri,
Gittiğim yoldan ötürü.

Bana ne kıyak bakarsın?
Sinemi oda yakarsın.
Bana ne sitem edersin?
İkrârsız elden ötürü.

Ferhat Şirin'ine tapar,
Külüngün havaya atar,
Başını altına tutar,
Can verir candan ötürü.

Mümin olan Hakk'a tapar,
Münafıklar yoldan sapar.
Arka vermiş dağı çeker,
Ferhat Şirin'den ötürü.

Pir Sultan'ım, deme yalan,
Etme imanına talan.
Bu dünyada gerçek olan,
Ser verir sırdan ötürü.

 

ÇEVRİLİP ÇEVRİLİP ÜSTÜ YANIMDA

Çevrilip çevrilip üstü yanımda,
Ötme turnam ötme gönlüm hoş değil.
Benim derdim yeter, bir de sen katma,
Ötme turnam ötme gönlüm hoş değil.

Bir sağlık yeğ imiş dünya varından,
Nice vazgeleyim zülfün telinden.
Ayrı düştün vatanından ilinden,
Ötme turnam ötme gönlüm hoş değil.

Bakmaz mısın akan suya coşkuna?
Gökten inip otur gönlüm köşküne.
Seni beni yaradanın aşkına,
Ötme turnam ötme gönlüm hoş değil.

Pir Sultan'ım eydür: Kesmem ricamı,
Bulamazsın bencileyin tamamı.
Seversen Ali'yi on'ki imamı,
Ötme turnam ötme gönlüm hoş değil.

 

ÇIKTIM YÜCESİNE SEYRAN EYLEDİM

Çıktım yücesine seyran eyledim,
Gönül eğlencesi küstü bulunmaz.
Dostlar bizden muhabbeti kaldırmış,
Hiçbir ikrarında ahdi bulunmaz.

Zülüflerin top top olmuş cığalı,
Rakiplerin Hak' tan olsun zevali.
Bir günahkar oldum doğdum doğalı,
Günahkar kulun dostu bulunmaz.

Hani benim ile lokma yiyenler?
Başı canı dost yoluna koyanlar.
Sen ölmeden ben ölürüm diyenler,
Dostlar da geriye kaçtı bulunmaz.

Yine kırçalandı dağların başı,
Durmadan akıyor gözümün yaşı.
Vefasız münafık naşıdır naşı,
Hakikat deminde desti bulunmaz.

Bizde gezer idik irfanda, sazda,
Bizde bulunurduk cemde niyazda.
Bize de gel oldu kanlı Sivas'ta,
Hızır paşa bizi astı bulunmaz.

Pir Suttan Abdal'ım, destim damende,
İsmim Koca Haydar, neslim yemende.
Garip başa bir hal gelse zamanda,
Orda her kişinin dostu bulunmaz.

 

ÇOK KERAMET GÖRDÜM SARI KÜRKÜNDE

Çok kerâmet gördüm sarı kürkünde,
Dedelik nişanı vardır börkünde.
Altın mıdır, gümüş müdür terkinde?
Bire dede, yağmadan mı gelirsin?

Tarikatten marifete geldiniz,
Hakikat emrinde vardır yurdunuz.
Beş düğeyi kasılıp da yediniz,
Bire dede, yağmadan mı gelirsin?

Pir Sultan’ım, bu sözüne küsdünüz,
Hasım olsun hırkanızla postunuz.
Talipleri damızlıktan kesdiniz,
Bire dede, yağmadan mı gelirsin?

 

ÇOK ŞÜKÜR OLSUN HÜDA'NIN DEMİNE

Çok şükür olsun Hüda'nın demine,
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var.
Mehdi evsafı eyledim temine,
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var.

Hasan efendi postunda oturur,
Rum'un abdalları hizmet yetirir.
Zemheride deste gülü getirir,
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var.

Bir güneş doğdu dünyanın yüzüne,
Âşıkların nur göründü gözüne.
Cümle canlar niyaz etti özüne,
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var

Hoca Ahmet Yesevi onun piridir,
Velayeti dağlar taşlar yürütür.
Hazret-i Hakk'ın bu gizli sırrıdır,
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var.

Pir Sultan’ım, biat ettik ol erden,
Muhabbet kokusu geliyor serden.
Katarından ayırma Şah-ı Merdan,
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var.

 

ÇOKTAN BERİ YOLLARINI GÖZLERİM -1-

Çoktan beri yollarını gözlerim,
Gönlümün ziyası yâr sefa geldin.
Şu garip gönlümün bağı bostanı,
Ayva ile turunç nar sefa geldin.

Yoksa karşımızda oturan mısın?
Serimi sevdaya yetiren misin?
Ağır yüklerimi götüren misin?
Katar maya ile dür sefa geldin.

Hindidir yarimin kaşları Hindi,
Bilmem melek miydi, arştan mı indi?
Bir su ver içeyim, yüreğim yandı,
Temmuz aylarında kar sefa geldin.

Yoksa sevdiğimin ilinden misin?
Yoksa has bahçanın gülünden misin?
Güzel Muhammed'in terinden misin?
Cenneti aladan hur sefa geldin.

Pir Sultan giyinmiş al ile yeşil,
Yarin sevdaları sere alışır.
Sevdiğim giyinmiş al ile yeşil,
Çarşılar bezenmiş al safa geldin.


ÇOKTAN BERİ YOLLARINI GÖZLERİM -2-

Çoktan beri yollarını gözlerim,
Hatırım sormaya yâr sen mi geldin?
Gönlümün yemişi, bağı, bostanı,
Ayva ile turunç nar sen mi geldin?

Gelip şu yanımda oturan mısın?
Serimi sevdaya yetiren misin?
Ağır yüklerimi götüren misin?
Katar maya ile dür sen mi geldin?

Yüzünde benlerin hindidir hindi,
Bilmem melek midir arştan mı indi?
Bir su ver içeyim, yüreğim yandı,
Ağustos ayında kar sen mi geldin?

Bülbüller ötüyor hüsnün bağında,
İntizarım kaldı göğsün ağında.
Elim kelepçede, cellat önünde,
Derdimin dermanı car sen mi geldin?

Ol nesl-i Adem'in belinden misin?
Gülşen bahçesinin gülünden misin?
Firdevs-i Ala'nın ilinden misin?
Cennet-i Ala'dan hur sen mi geldin?

Pir Sultan Abdal'ım, sen seni döşür,
Yârin sevdaları sere ulaşır.
Türlü libasları giyer kuşanır,
Çarşılar bezenmiş al sen mi geldin?


ÇOKTAN BERİ YOLLARINI GÖZLERİM -2-

Çoktan beri yollarını gözlerim,
Hatırım sormaya yâr sen mi geldin?
Gönlümün yemişi, bağı, bostanı,
Ayva ile turunç nar sen mi geldin?

Gelip şu yanımda oturan mısın?
Serimi sevdaya yetiren misin?
Ağır yüklerimi götüren misin?
Katar maya ile dür sen mi geldin?

Yüzünde benlerin hindidir hindi,
Bilmem melek midir arştan mı indi?
Bir su ver içeyim, yüreğim yandı,
Ağustos ayında kar sen mi geldin?

Bülbüller ötüyor hüsnün bağında,
İntizarım kaldı göğsün ağında.
Elim kelepçede, cellat önünde,
Derdimin dermanı car sen mi geldin?

Ol nesl-i Adem'in belinden misin?
Gülşen bahçesinin gülünden misin?
Firdevs-i Ala'nın ilinden misin?
Cennet-i Ala'dan hur sen mi geldin?

Pir Sultan Abdal'ım, sen seni döşür,
Yârin sevdaları sere ulaşır.
Türlü libasları giyer kuşanır,
Çarşılar bezenmiş al sen mi geldin?

 

DAĞDAN KÜTÜR KÜTÜR HEZEN İNDİRİR

Dağdan kütür kütür hezen indirir,
İndirir de ateşlerde yandırır.
Her evin devleğin öküz döndürür,
İreçberler hoşça tutun öküzü.

Öküzün damını alçacık yapın,
Yaş koman altına, kuruluk serpin.
Koşumdan koşuma gözlerin öpün,
İreçberler hoşça tutun öküzü.

Abdal Pir Sultan'ım kaynar coşunca,
Tekne hamur kalmaz ekmek pişince.
Adem at öküzün çifte koşunca,
İreçberler hoşça tutun öküzü.

 

DELİ GÖNÜL BULANMIŞSIN NE ACEP

Deli gönül bulanmışsın ne acep?
Çek bu sefineyi bir göl üstüne.
Âlemi bürünmüş hubların aşkı,
Bülnbüllerin medhi hep gül üstüne.

Yetmiş bin deryada yetmiş bin perde,
Onun da kilidi bir gerçek erde.
Erenler oynuyor bir gizli sırda,
Onu da faş etmem şu il üstüme.

Müşkül halletmeye mürşit gerektir,
Kamil mürşit yerden göğe direktir.
Yüküm ağır, menzilimiz ıraktır,
Dökme yüklerini sen yol üstüne.

Yemen ikliminden bir yiğit geldi,
Ali'ye razını söyledi güldü.
Bir gecede yedi aylık yol aldı,
Ali bindird'onu Düldül üstüne.

Tarikat şeriat Mahammed Ali,
Gönül Kabe'sinden açtılar yolu.
Zahidin nesi var şunda hey deli?
Kamusu bizimdir bir al üstüne.

Kimi Naci okur, danışman hacı,
Kimi yolu bilmez urunur tacı.
Pir Sultan dede'm de kemter duacı,
Hızır ilmin okur bir dal üstüne.

 

DELİ GÖNÜL İNİL İNİL İNLEME

Deli gönül inil inil inleme,
Kadir Mevla'm hasretime sal beni.
Viranlıkta görsen baykuş sanırsın,
Bir hüma kuşuyum, sen de bil beni.

Ulu bezirganım, kumaş satarım,
Gökyüzünde uçan kuşu tutarım.
Yetmiş iki dilden bilir öterim,
Onun için fark edemez el beni.

Akpınar'ın boz bulanık seliyim,
O sebepten aklım yoktur, deliyim.
Naci derler dört güruhun biriyim,
Ararsan Hak divanında bul beni.

Gider idim ben de kendi işime,
Aşkın doluları yağdı başıma.
Ağu kattı benim tatlı aşıma,
Ummanlara gark eyledi sel beni.

Pir Sultan'ım, ırak yoldan gelirsin,
Gevherin kıymetin nasıl bulursun?
Eksikliğim çoktur sen de bilirsin,
Eksiklikle kabul eyle gel beni.

 

DERDİM ÇOKTUR, HANGİSİNE YANAYIM?

Derdim çoktur, hangisine yanayım?
Yine tazelendi yürek yarası.
Ben bu derde kimden derman umayım?
Meğer şah elinden ola çaresi.

Türlü libas giymiş gülden naziktir,
Bülbül çevreyleme güle yazıktır.
Çok hasretlik çektim, bağrım eziktir
Güle güle gelir canlar paresi.

Benim uzun boylu servi çınarım,
Yüreğime bir od düştü yanarım.
Kıblem sensin, yüzüm sana dönerim,
Mihrabımdır iki kaşın arası.

Güzel ile muhabbete doyulmaz,
Muhabbetten kaçan insan sayılmaz.
Münkir üflemekle çırağ söyünmez,
Tutuşunca yanar aşkın çırası.

Pir Sultan'ım, katı yüksek uçarsın,
Selâmsız sabahsız gelir geçersin.
Dilber, muhabbetten niçin kaçarsın?
Böyle midir ilinizin töresi?

 

DERDİNE YANDIĞIM KINAMAYASIN

Derdine yandığım kınamayasın,
Aşık maşukunu del'eyler imiş.
Bir kömür gözlünün ateşi közü,
Yakıp bendelerin kül eyler imiş.

Gelin bakın ateşime, közüme,
Kim dayanır bunca zalim sözüne?
Gül yüzlü yâr bassa geçse yüzüme,
Basar bendelerin yol eyler imiş.

Hublar göçü uğradı da yol etti,
Kim ne bilir elif kaddim dal etti.
Aktı çeşmim yaşı çaylar sel etti,
Çevirir önünü göl eyler imiş.

Su değilim, akam akan durulam,
Nasıl binem aşk atına, yorulam?
Yusuf gibi Zelha'sına sarılan,
Satar kend'özünü kul eyler imiş.

Pir Sultan'ım, yâra kullar olurum
El katmazsan ben bu dertten ölürüm
Çektiğim çileyi senden bilirim,
Aşıka n'ederse Al'eyler imiş.

 

DERİLDİ AYN-I CEM KURULDU ERKAN

Derildi ayn-ı cem, kuruldu erkan,
Erenler oturmuş postu postuna.
Niyaz edip Hakk'a açıldı meydan,
Meydancılar çerağ aldı destine.

Baş eğdiler erenlerin yoluna,
Hü dediler ehlullah erkanına.
Çağırdılar Tanrı'nın arslanına,
Kevser getirdiler meydan üstüne.

Erenlerin gazileri geldiler,
Kabul edip cur'asından aldılar.
İçip Ab-ı Kevser sermest oldular,
Mail oldum gözlerinin mestine.

Zikr ettiler erenlerin nefesin,
Çüş ettiler taliblerin hepisin.
Cümle gönüllerin sildiler pasın,
Özlerin teslim ettiler dostuna.

Pir Sultan'ım bahçesini zeyn eder,
Üstat nazarında erkanın güder.
Kırklar sema ile hak yola gider,
Üçler'le, Yediler erkan üstüne.

 

DERİLMEMİŞ HAK CEMİNE VARINCA

Derilmemiş Hak cemine varınca,
Görün bakın cem cümleden uludur.
Kov ile gıybeti ele alanlar,
Bencileyin günahkardır, delidir.

Ceme varmak murat almak nihayet,
On iki erkanda okunur ayet.
Vücudun şehrini pak eyle gayet,
Gerçek mumin bu dergâhta velidir.

Erenler yolunu gözle gel otur,
Durma Muhammed'e salavat getir.
Hemen gayret eyle bir gevher götür,
Yardımcımız Şah-ı Merdan Ali'dir.

Güvenenler tevhit ederler rakip,
Ol demde sürülür cümle merakip.
İnanmazsan buyur işte menakıp,
Okuyup yazan evliya dilidir.

Sazımız çalarken, diller söylerken,
Canlar Allah deyip semah dönerken,
Oturan dedeler gülbenk dinlerken,
Gayrı kelam eden şeytan kuludur.

Mümin Müslim diz üstüne gelincek,
Tevhit duası da tamam oluncak,
Hak seven ayağa kalksın deyincek,
Bu da erenlerin güzel halidir.

Herkes sakin olsun yerli yerine,
Mümin Sırat geçer münkir yerine.
Varınca ol Pir Sultan'ın haccına,
Dili bülbül kendi irfan gülüdür.

 

DİKEN ARASINDA BİR GÜL AÇILMIŞ

Diken arasında bir gül açılmış,
Bülbülüm bahçene ötmeğe geldim.
Bezirganım yüküm gevher satarım,
Ali pazarına dökmeğe geldim.

Baç'ın vermeyince yüküm satılmaz,
Gevherin hasına hile katılmaz.
İnkar topu ile şahin tutulmaz,
Bir gerçek toruna düşmeye geldim.

Ben bend'oldum, şu meydana atıldım,
İkrar verdim, ikrarıma tutuldum.
İptida taliptim, pire katıldım,
Pirin eteğini tutmaya geldim.

Pir Sultan Abdal'ım, yüreğim döğün,
İmamlar rengine boyandım bugün.
İrehber pişirir talibin çiğin,
Ahiri bu imiş, pişmeye geldim.


DİNLEYİN AŞIKLAR BENİM SÖZÜMÜ

Dinleyin aşıklar benim sözümü,
Felek yaktı kül eyledi özümü.
Elimden aldırdım körpe kuzumu,
Her gün kıyamet oğlum diye diye,
Bir gün kıyamet oğlum diye diye.

Felek bana şöyle bir oyun saldı,
Dudu dilli kuzucucağımı aldı.
N'eyleyim kardaşlar elim boş kaldı,
Her gün kıyamet oğlum diye diye,
Bir gün kıyamet oğlum diye diye.

Yakarım yakarım, ateşim tütmez,
Seslerim seslerim, bülbülüm ötmez.
Oğlumun hayalı karşımdan gitmez,
Her gün kıyamet oğlum diye diye,
Bir gün kıyamet oğlum diye diye.

Pir Sultan’ım, dünya fanidir fani,
İnsana verdiler emanet canı.
Dünyadan ahrete uludur yolu,
Bundan gayrı yol yok dönesin geri.
Her gün kıyamet oğlum diye diye,
Bir gün kıyamet oğlum diye diye.

 

DOSTUN BAHÇESİNE BİR HOYRAT GİRMİŞ

Dostun bahçesine bir hoyrat girmiş,
Korudur hey benli dilber korudur.
Gülünü dererken dalını kırmış,
Kurudur hey benli dilber kurudur.

Hangi dinden isen ona tapayım,
Yarın mahşer günü bile kopayım.
Eğil bir yol ak gerdandan öpeyim,
Beri dur hey benli dilber beri dur.

Dervişe ne olsa kendi tacından,
İrakibe ölüm yare gecinden.
Benim benzim bir güzelin ucundan,
Sarıdır hey benli dilber sarıdır.

Bu meydanda serilidir postumuz,
Çok şükür Mevla'ya gördük dostumuz.
Bir gün kara toprak örter üstümüz,
Çürüdür hey benli dilber çürüdür.

Kendisi okur da kendisi yazar,
Hak hilal kaşına eylemiş nazar.
Senin akranların cennette gezer,
Huridir heyhey benli dilber huridir.

Pir Sultan Abdal’ım başından başlar,
İyisini alır, kötüsün taşlar.
Bin çiçekten bir kovana bal işler,
Arıdır hey benli dilber arıdır.

 

DÖNDÜN MÜ BENDEN HEY YÜZÜ DÖNESİ -1-

Döndün mü benden hey yüzü dönesi?
Ben seni Ali'nin yoluna saldım.
İkrarı boynuna kement olası,
Ben seni Ali'nin yoluna saldım.

Yürü bre yürü yüze gülücü,
Bizi görüp de yad elleri sevici.
Boynuna uğrasın şahin kılıcı,
Ben seni Ali'nin yoluna saldım.

Pir Sultan Abdal'ım dertlere derman,
Ayrılık elinden halim pek yaman.
Şefaat etmesin On İki İmam,
Ben seni Ali'nin yoluna saldım.

 

DÖNDÜN MÜ BENDEN HEY YÜZÜ DÖNESİ -2-

Döndün mü benden hey yüzü dönesi?
Verdiğin ikrara saldım ben seni.
İkrarı boynuna kement olası,
Verdiğin ikrara saldım ben seni.

Zemheride yağan karlar erimez,
Aşk atına binen gönül farımaz.
İkrar birdir, iki yere verilmez,
Verdiğin ikrara saldım ben seni.

İkrar verir ikrarından dönücü,
Arayıp da kendi gibin bulucu.
Batınından değsin Hakk'ın kılıcı,
Verdiğin ikrara saldım ben seni.

İkrar verdim, ikrarıma güderim,
Seni gibi ikrarsızı n'iderim?
Varır ikrarlıya hizmet ederim,
Verdiğin ikrara saldım ben seni.

Ben Uzunyayla'yı seçmeyim derdin,
Soğuk sularınızı içmeyim derdin.
Serden geçip senden geçmeyim derdin,
Verdiğin ikrara saldım ben seni.

Pir Sultan Abdal'ım, imandır iman,
Yezidin kalbinden gitmesin güman.
Şefaat etmesin Oniki imam,
Verdiğin ikrara saldım ben seni.

 

DÜN GECE SEYRİMDE BİR ERİ GÖRDÜM

Dün gece seyrimde bir eri gördüm,
Muhammet Ali'ye benzer kesimi
Yine batınımda bir ere sordum,
Dedi bilmez misin Eba Müslim'i.

Yetmiş bin batmandan teber çekerdi,
Yezit'in kalesin burcun yıkardı.
Bunca alem onun hayfın çekerdi,
Çok şükür ki bulduk Yezit hasmını.

Yetmiş üç er idik girdik bu yola,
Yalbırdak kılıçlar hep aldık ele.
Mevlâ'm Kur'an nasip olsa bir kula,
Kudretten okunur onun Yasin'i.

Hey Yezit, Muhammet Ali desene,
Kin ile kibri geri kosana.
Ağu verdin ise İmam Hasan'a,
Kırarlar başında ağu tasını.

Yayla senin, ova senin, il senin,
Sefil senin, geda senin, kul senin.
Muhammet Ali'ye giden yol senin,
Silebilsen kalp evinin pasını.

Göre idim Sultan'ımı hânımı,
Bula idim can içinde cânımı.
Mehdi alır İmamlar'ın kanını,
Ko desinler n'oldu Seyyit Nesimi.

Pir Sultan Abdal'ım der: Ey gaziler,
Böyle yazılmıştır bize yazılar.
Kerbelâ dedikçe sinem sızılar,
Şu gelen ses yoksa Düldül sesi mi?


DÜN MÜ BURDA İDİN BUGÜN MÜ GELDİN

Dün mü burda idin, bugün mü geldin?
Ötme garip bülbül bağrımı deldin.
Eşimden ayrıldım, ben burda kaldım,
Yad avcılar urdu telli turnamı.

Aşk eseri düştü, kaynadım çoştum,
Yüksekten uçarken alçağa düştüm,
Eşimden ayrıldım, ben burda şaştım,
Yad avcılar urdu telli turnamı.

Gitme turnam gitme dağlar dumandır,
Bizi derde salan ikrar imandır.
Eşinden ayrıldın halin yamandır,
Yad avcılar urdu telli turnamı.

Turnam ne gezersin dağlar salında?
Hak Muhammet Ali virddir dilinde.
Musahibim kaldı Kenan ilinde,
Yad avcılar urdu telli turnamı.

Pir Sultan Abdal'ım, bile mi olur,
Vadeye sala yok akıbet gelir.
Herkesin gönlünü kendisi bilir,
Yad avcılar urdu telli turnamı.

 

DÜNYA BENİM DİYE GÖĞSÜNÜ GERME

Dünya benim diye göğsünü germe,
Dünya kadar malın olsa ne fayda.
Söyleyen dillerin söylemez olur,
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda.

Kurtulamazsın Azrail'in elinden,
Bir gün olur çıkarırlar evinden.
Allah'ın ismini koyma dilinden,
Dünya kadar pulun olsa ne fayda.

Sen de dersin söz içinde sözüm var,
Çalarsın çırparsın oğlum kızım var.
Senin şunda üç beş arşın bezin var,
Bütün dünya malın olsa ne fayda.

Yalan söyler kov gıybetten geçmezsin,
Helalını haramını seçmezsin.
Kesilir nasibin su da içmezsin,
Akan çaylar senin olsa ne fayda.

Pir Sultan Abdal'ım çökse otursa,
Küll-i günahlarım alsa götürse.
Dünya benim diye çekse getirse,
Dünya sana baki kalmaz ne fayda.


DÜNYADAN EL ÇEK EY DİVANE GÖNLÜM

Dünyadan el çek ey divane gönlüm,
Ulaş bir üstada er ile görüş.
Mürşidin nazarından yad edersen,
İkilikten geçip bir ile görüş.

Mürşide yüzünü sürmek dilersen,
Emrine zatına ermek dilersen,
Hakk’ın cemalini görmek dilersen,
Nur ile nur olup sır ile görüş.

Sen nefsini öldür olagör yeksan,
Erler meydanında olagör kurban.
Yedi iklim, dört köşede lamekan,
Erenlerin sırrı nur ile görüş.

Aşık-ı sadıklar ölegelmiştir,
Ağlayanlar bir gün gülegelmiştir.
El ele el Hakk’a yola gelmiştir,
Tanı kendi özün pir ile görüş.

Pir Sultan’ım kemter kuldur Şah’ına,
Hünkar Hacı Bektaş nazargahına.
Deli gönül hak ol düş dergahına,
Er olayım dersen er ile görüş.

 

EĞER DOST IRMAĞIN GÖZÜN ARARSAN

Eğer dost ırmağın gözün ararsan,
Serçeşme'den gelir suyun durusu.
Ali Muhammet'tir Muhammet Ali,
İkisi de bir elmanın yarısı.

Ali'm engür ezdi kırklar da içti,
Kırkı da mest oldu kendinden geçti.
Muhabbetin kapısını kim açtı,
Cümlesi de bir ikrarın çerisi.

Ali'm yola gider menzili keser,
Sofi nerde olsa yalanı basar.
Bir kale yaptırmış on iki hisar,
Sor nedendir duvarının örüsü.

Dört kapısı vardır kırk da dükkanı,
Üçyüz altmış altı gevher madeni,
On yedi kişidir alıp satanı,
Cümlesinin sarrafıdır birisi.

O kalenin bedenine kuş konar,
Kanadı üstünde kandiller yanar.
Pir Sultan Abdal'ım secdeye iner,
Aşık oldum gitmez benzim sarısı.

 

EĞER FARZ İÇİNDE FARZI SORARSAN

Eğer farz içinde farzı sorarsan,
Yine farz içinde farzdır musahıp.
Dört kapıdan kırk makamdan ararsan,
Yine farz içinde farzdır musahıp.

Musahipsiz kişi ceme gelir mi?
Ettiği niyazlar kabul olur mu?
Muhammet Ali'den derman bulur mu?
Yine farz içinde farzdır musahıp.

Musahipsiz ise ceme götürmen,
Tecellisi bozuk Hakk'a yetirmen.
Müsahipsiz ile durup oturman,
Yine farz içinde farzdır musahıp.

Farz Allah'tan kaldı ya sünnet kimden?
Müsahibin işi daima sırdan.
Musahipli kişi ol Şah-ı Merdan,
Yine farz içinde farzdır musahıp.

Pir Sultan Abdal'ım, hey kerem kanı,
Yine sensin dü cihanın sultanı.
Aşnanı buldun, müsahibin hani?
Yine farz içinde farzdır musahıp.

 

 

EĞER GÖZLÜ İSEN DİZİL KATARA

Eğer gözlü isen dizil katara,
Bu yol gözlünündür, körün değildir.
Ne yitirdin, ne ararsın burada?
Bu gül bülbülündür, hârın değildir.

Benim mürşidimin gönlü ganidir,
Mürşidin dîdârı Hak dîdârıdır,
Girebilir isen gönül evidir,
Giremezsen senin yerin değildir.

Kapıya varmadan dibe geçilmez,
Mürşit olmadan müşkül seçilmez.
Çarşıya varmadan dükkan açılmaz,
Bedesten ararsan şarın değildir.

İkilik tutanın hem yüzü kara,
Cihanda kendine bir mürşit ara.
Eğer âşık isen gel gir katara,
Âşık değil isen yerin değildir.

Bak şu erenlerden gelen doluya,
Çaylak kâr eylemez şahin avına
Pir Sultan’ım çağır gelsin pirine
Gelip yetişmezse pîrin değildir.

 

EĞLEN AŞIK EĞLEN HABER SORAYIM

Eğlen aşık eğlen, haber sorayım,
Tarik nedir, erkan nedir, yol nedir?
Hak didarın görmüş ağlayıp çağlar,
Sulara karışmış akan sel nedir?

Gel imdi oku ol Ümmül Kitab-ı,
Gözü ile görmüş var mıdır Hakk'ı?
On iki bahçede kırk sekiz kapı,
Daim hizmetinde duran kul nedir?

Başlayım yoluna ben de Ali'nin,
Duası makbuldür gerçek velinin.
Üçyüz altmış altı selvi dalının,
Budağında açan iki gül nedir?

Sana mana verdim sen de al imdi,
Eğer arif isen sen de bil imdi.
Ezelden Cennet'te sen de bu imdi,
Bir kandil içinde iki nur nedir?

Pir Sultan Abdal'ım, çağır ya Gani,
Veren Allah yine alır ol canı,
Gönül bir gemidir, akıl dümeni,
Akıl dümen, ya söyleyen dil nedir?

 

EKSİKLİĞİM ALDIR DERGAHA GELDİM

Eksikliğim aldır degâha geldim,
Bin kanım var, bir mürüvvet erenler.
Aradım hatamı, özümde buldum,
Bir kanım var, bir mürüvvet erenler.

Erenlere bağlı kapıyı açarlar,
Müşkülünü müşkülünden seçerler.
Kan edenin günahından geçerler,
Bin kanım var, bir mürüvvet erenler.

Hey erenler benim yüzüm yerdedir,
Yüzüm yerde ise özüm dârdadır.
İkrar nerde ise iman ordadır,
Bin kanım var, bir mürüvvet erenler.

Beşincide yer ile gök dolmuştur,
Altıncıda vakit tamam olmuştur.
Kerem Muhammed Aliden kalmıştır,
Bin kanım var, bir mürüvvet erenler.

Ak gül Muhammed'in alın terinden,
Kerem Muhammed'den, mürvet Ali'den.
Pir Sultan'ım, böyle aldık uludan,
Bin kanım var, bir mürüvvet erenler.

 

EKSİĞİM ALDIM DA MEYDANA GELDİM -1-

Eksiğim aldım da meydana geldim,
Ben günahkar kulum erenler mürvet.
Kabahatim andan, cürmümü bildim,
Ben günahkar kulum erenler mürvet.

Erenler yerdeki yüze basmazlar,
Can olanlara derinden küsmezler.
Bir suç ile bir gardaştan geçmezler,
Ben günahkar kulum erenler mürvet.

Erenler bağlı kapılar açarlar,
Müşkülü de müşkülünden seçerler.
Kan edenin günahından geçerler,
Ben günahkar kulum erenler mürvet.

Ey erenler benim yüzüm yerdedir,
Yüzüm yerde ise özüm dardadır.
İkrar nerde ise iman ordadır,
Ben günahkar kulum erenler mürvet.

Pir Sultan'ım şerbet içmiş, ayılmaz,
Ezelden yazılan yazı bozulmaz.
Aman Rabb'im diyenlere kıyılmaz,
Ben günahkar kulum erenler mürvet.

 

EKSİĞİM ALDIM DA MEYDANA GELDİM -2-

Eksiğim aldım da meydana geldim,
Aman mürvet günahkarım erenler.
Kabahatim andan, cürmümü bildim,
Aman mürvet günahkarım erenler.

Şeriat taşından bir taş kaldırdım,
Marifet ehlinin gülün soldurdum.
Ne yaman kanlıyım, nefis öldürdüm,
Aman mürvet günahkarım erenler.

Altıncımız yer altında türedi,
Yedincimiz yer yüzünü bürüdü.
Bize de hû demek Ali'den kaldı,
Aman mürvet günahkarım erenler.

Yoldan çıktım ise yola getirin,
Kırılmış dalların şunda bitirin.
Pişirip kotarıp bezme getirin,
Aman mürvet günahkarım erenler

Pir Sultanım der k: Sözün hatasın,
Kadir Mevlâ'm bilir bunun ötesin.
Var bir amel kazan, Hakk'a yetesin,
Aman mürvet günahkarım erenler.

 

ELA GÖZLÜ YARDAN BİZE GEL OLDU

Ela gözlü yardan bize gel oldu,
Varamam şu yerler yazlanmayınca.
Hiç talip kalmadı ehl-i dil oldu,
Gerçekler bilinmez izlenmeyince.

Ali'yi sevenler ayan eylemez,
Saklayıp sırrını beyan eylemez.
Erenler nutkunu nihan eylemez,
Muhabbet kurulup sözlenmeyince.

Ali'yi sevenler gönül döşürür,
Döşürür de aşk kazanın taşırır.
Her mürşit çiğ talip mi pişirir,
Ateş yakıp altı közlenmeyince.

Pir Sultan Abdal'ım demek olur mu?
Hercai dilbere emek olur mu?
Rızasız lokmasın yemek olur mu?
Mürşit nazarında tuzlanmayınca.

 

ELİF'TİR DOKSAN BİN KELAMIN BAŞI

Elif'tir doksan bin kelamın başı,
Var Hakk'a şükreyle be'yi n'eylersin?
Arıtırsan kalbin evini arıt,
Yüzünü yumaya suyu n'eylersin?

Yalan söyleyip de geçme sıraya,
Evliya nefesi verme araya.
Var bir amel kazan, Hakk'a yaraya,
Hakk'a yaramayan huyu n'eylersin?

Şeytan benlik ile yolundan azdı,
Âşık maşukunu aradı gezdi.
İki cihan Fahri bir engür ezdi,
Fakr ile fahr olmaz, bayı n'eylersin?

Varın görün irakipler kandedir,
Hak ehli kardaşlar yolda demdedir.
Bilin ayn el yakin Ali cemdedir,
Cemiyet olmayan köyü n'eylersin?

Pir Sultan'ım der ki: Okur yazarım,
Türap oldum, ayaklarda tozarım.
Yâr elinden içtim, sermest gezerim,
Erden içilmeyen meyi n'eylersin?

 

EMANET ALEMDE ADEM BİR GÜLDÜR

Emanet âlemde adem bir güldür,
Geldi dost kokusu ol güle düştü.
Adem'e âşıklar beli dediler,
Feryat ile figan bülbüle düştü.

İblis anlamadı Adem'de sırrı,
Açıldı vechinde Hakk'ın menşuru,
Geldi zuhur etti Muhammet nuru,
Yayıldı âleme gulgula düştü.

Hak deyip de âlemden tutmuşuz eli,
Sıdk ile ederiz Adem'e beli.
Pirimizdir bizim Muhammet Ali,
El ele, el Hakk'a silsile düştü.

Azrail eder mi Adem'e ikrar?
Secde et diye Hak emretti tekrar.
Boyun eğmez gider Adem'e her bar,
Kendini bilenler bu yola düştü.

Pir Sultan'ım, İblis kendini gördü,
Hak lanet eyledi, dergâhtan sürdü.
Adem aslı yüzün toprağa sürdü,
Allemal'esma'sı her dile düştü.


EMEK ÇEKTİM BİR EV YAPTIM ERENLER

Emek çektim bir ev yaptım erenler,
Yine bu güzele bildiremedim.
Bahar geldi çiçek bitti, ot bitti,
Toprak güldü, taşı güldüremedim.

Önüne irehber almış kadıyı,
Gelir kitabın okuyu okuyu.
Bürhan ile buldum yetmiş ikiyi,
İkisin bir kaba sığdıramadım.

Yüreğimde belli belli yaralar,
Şeytan kalbin almış, gözün köreler.
Hakk'a niyaz eylemeye âr eyler,
Eğilip bir secde kıldıramadım.

Hû demine bir ikrarı güdenin,
Tu yüzüne ikrarından dönenin.
Pîr Sultan'ım, münafığın, nâdanın,
Gönül aynasını sildiremedim.

 

ENEL HAK DEDİK DE ÇEKİLDİK DARA

"Enel Hak" dedik de çekildik dara,
Edep erkan bize doğru yol oldu.
Sorgucular geldi sual sormaya,
Yardımcımız Şah-ı Merdan Al'oldu.

Kıldan köprü kurmuş, gel de geç deyi,
Pirim bana dolu verdi iç deyi.
Arkamdan bir el vurdu uç deyi,
Üstüne uğradım tozlu yol oldu.

Bir kapı açıldı, içeri girdim,
Bir ayak üstünde bin saat durdum.
Mizan terazisin ben orda gördüm,
Eridi kemiğim, ilik hall'oldu.

Dara durdu meleklerin hepisi,
Ona secde kıldı mümin tapusu.
Karşımda açıldı cennet kapısı,
Hakk'ın emri ile bize gel oldu.

Pir Sultan'ım der ki: Şahların şahı,
Yüzüne nur doğmuş Ali'nin mahı.
Ben pirimi gördüm, dönmem bir dahi,
Durağımız ab-ı Kevser göl oldu.


ERENLER KAHRETTİ SALDI İŞKİLE

Erenler kahretti saldı işkile,
Gönlüm şifalandı gümana geldim.
Ali oğlu çare eyle müşküle,
Sana mürvet ile amana geldim.

Can evinde muhabbetim azaldı,
Gönül aşkın deryasında yüzerdi,
Yarelerim sağalmışken tazeldi,
Gaziler derdime dermana geldim.

Hak'tan kula her ne gelir ise haktır,
Erkansız işlere ırızam yoktur,
Erenlerin lutfu keremi çoktur,
Yarem sızıladı imana geldim.

Himmet edin erler bir dahi yetem,
Kalbimden şekk ile şüphemi atam,
Zat-ı sıfat olam bir dilden ötem,
Bir desti tutmaya damana geldim.

Pir Sultan Abdal'ım gör bize n'oldu,
Ali'nin gülbengi bize zulm oldu,
Muhabbet yurduna vesvese doldu,
Sen bir padişahsın demana geldim.


ERENLER SULTANI BAĞDAT ŞEHRİNİN

Erenler sultanı Bağdat şehrinin,
İptida binasın kuran kim idi?
On'ki imam koymuş mihrap taşını,
Onun duasını eden kim idi?

Doksan üstad gelmiş onu yapmağa,
Yapıp temel taşların berkitmeğe.
Bağdat içinden teferrüç itmeğe,
Gökten kandil ile inen kim idi?

Uçurdum ben kuşum uçan kuş ile,
Dolduysa gözlerim kanlı yaş ile.
Üçyüz altmış baş'açık derviş ile,
Bağdad'a şeydallah iden kim idi?

Bağdad'ın yaylağın bile yayladı,
İndi aşkın deryasını boyladı.
İki cihan fahri dua eyledi,
El kaldırıp amin diyen kim idi?

Pir Sultan Abdal'ım, zaman farıdı,
Ahımdan dağların karı eridi.
Bağdat'tan çıkıp da bir tuğ bürüdü,
Askerini çekip gelen kim idi?

 

ERENLERE EŞ OLAYIM

Erenlere eş olayım,
Bu yola yoldaş olayım.
İçeyim sarhoş olayım,
Aymak elimden gelir mi?

Alna yazılmış yazıyı,
Besili körpe kuzuyu,
Hakk'ın yazdığı yazıyı,
Bozmak elimden gelir mi?

Dere, tepe düdüz olur,
Gece geçip gündüz olur.
Gökte kaç bin yıldız olur?
Saymak elimden gelir mi?

Pir Sultan'ım der Hatâyî,
Dilimiz söyler hatayı.
Pişmedik çiğ yumurtayı,
Soymak elimden gelir mi?

 

ERENLERİN ERKANINA YOLUNA

Erenlerin erkanına yoluna,
Ta ezelden aşık oldum erenler.
Canı gönülden soruştum dolaştım,
Şükür mürşidimi buldum erenler.

Can ile gönülden gezdim aradım,
Didar ile muhabbettir muradım,
Kestim kurbanımı, gördüm didarım,
Mürüvvet kapına geldim erenler.

Vermişim canımı, korkmam ölümden,
Zahit bilmez gerçeklerin yolundan,
Yezit oğlu yezitlerin elinden,
Çok demdir didardan kaldım erenler.

Sen Hakk'ı yabanda arama sakın,
Kalbini pak eyle, Hak sana yakın,
Ademe hor bakma gözünü sakın,
Cümlesin ademde buldum erenler.

Pir Sultan’ım, arzedeyim halimi,
Sarfedeyim elimdeki varımı.
Şükür gördüm erkanını yolunu,
Ya bugün, ya yarın öldüm erenler.

 

ERENLERİN GÜLÜ CANLARIN CANI

Erenlerin gülü canların canı,
Ben seni defter-i Rahman'a yazdım.
Hoş safa geldiniz Şah’ın mihmanı,
Ben seni defter-i Rahman’a yazdım.

Mihmandan Ali'nin kokusu gelir,
Mihman gelse gönül şadıman olur.
Küçük küçük cümle kadrini bilir,
Ben seni defter-i Rahman’a yazdım.

Mihmanı sevmezin yanına varma,
Hasta dahi olsa hatırın sorma,
Muhabbete gelse bile oturma,
Ben seni defter-i Rahman'a yazdım.

Erenler mihmana olayım kurban,
Mihmanı görünce olurum handan.
Pir Sultan'ım, hoş tut daima mihman,
Ben seni defter-i Rahman'a yazdım.

 

ERLER HİMMET EYLEN NİYAZ EYLEYİM

Erler himmet eylen, niyaz eyleyim,
Zakir oldum zikrederim Ali'yi.
Fürkan’ın okurum, medhin eylerim,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

Vardım gördüm ötesi yok faniyi,
Can arzular kerem ıssı Veli'yi,
Düldül'ü, Kanber'i, Fatma Ana'yı,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

Medet senden İki Cihan Serveri,
Şefaat umarım her dem yalvarı.
Hasan Hüseyin'in bunca yârları,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

İmam Zeynel yardım eyle, fakirim,
Şefaat umarım, her dem Bakır'ım.
İmam Cafer kitabını okurum,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

Kazım, Musa, Rıza ol benim derdim,
Ali- el Rıza'dır dilimde virdim.
Taki, Naki Asker, gerçeğe vardım,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

Yolundan azmışlar imana gelin,
Gelin bu mekândan bir haber alın.
Mehdi alçaktadır, birlikte kalın,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

Yezitlere lanet edin gaziler,
Zira can iverken ceset sızılar.
Pir Sultan’ım Şah Meyit’i arzular,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

 

ERLER HİMMET EYLEN NİYAZ EYLEYİM

Erler himmet eylen, niyaz eyleyim,
Zakir oldum zikrederim Ali'yi.
Fürkan’ın okurum, medhin eylerim,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

Vardım gördüm ötesi yok faniyi,
Can arzular kerem ıssı Veli'yi,
Düldül'ü, Kanber'i, Fatma Ana'yı,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

Medet senden İki Cihan Serveri,
Şefaat umarım her dem yalvarı.
Hasan Hüseyin'in bunca yârları,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

İmam Zeynel yardım eyle, fakirim,
Şefaat umarım, her dem Bakır'ım.
İmam Cafer kitabını okurum,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

Kazım, Musa, Rıza ol benim derdim,
Ali- el Rıza'dır dilimde virdim.
Taki, Naki Asker, gerçeğe vardım,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

Yolundan azmışlar imana gelin,
Gelin bu mekândan bir haber alın.
Mehdi alçaktadır, birlikte kalın,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

Yezitlere lanet edin gaziler,
Zira can iverken ceset sızılar.
Pir Sultan’ım Şah Meyit’i arzular,
Zakir oldum zikrederim Ali’yi.

 

ERLER PİRLER ERKAN ALDI İZİNDEN

Erler pirler erkan aldı izinden,
Yüz dört kitap sükut eder sözünden.
Ay gün şule verir onun yüzünden,
Seversen de böyle güzel sevmeli.

Ziya verir gözü ile kaşları,
İmam yatağıdır gerdan döşleri.
Güzelin yüzünden kan bağışları,
Seversen de böyle güzel sevmeli.

Güzel güzel deyu aklım doğrandı,
Güzel güzelden çok nazlar öğrendi.
Çirkinin huyundan Allah yerindi,
Seversen de böyle güzel sevmeli.

Güzel güzel deyu yandım alıştım,
Kınaman dostlar aşk elinden şaştım.
Bölüşükte gine güzele düştüm,
Seversen de böyle güzel sevmeli.

Güzel güzel gördüm güzel överim,
Nerde güzel görsem boynum eğerim.
Şöyle hub cemali güzel severim,
Seversen de böyle güzel sevmeli.

Pir Sultan Abdal'ım, eylemez fendi,
Yad ele çözdürmez ak göğsün bendi.
Ezelden sevdiğim Muhammet Ali,
Seversen de böyle güzel sevmeli.

 

EVVEL BAŞTAN BU DÜNYAYA

Evvel baştan bu dünyaya,
Tanrı'nın Aslanı geldi.
Yüz döndürmez yüz bin erden,
Kuşağına dolu geldi.

Ali'dir gazilerin başı,
Hızır Nebi'dir yoldaşı.
Ali manendi bir kişi,
Sultan Seyyit Veli geldi.

Yusuf'u kuyuy'attılar,
Hem aldılar hem sattılar.
Kurtlara bühtan ettiler,
Mısır'ın sultanı geldi.

Halil Kabeyi yapınca,
İslam dinine tapınca.
Gökten Muhammet kopunca,
Nur aleme dolu geldi.

Aşk elinden oldum hasta,
Var derdine derman iste.
Dahi küçücek nevreste,
İsmail kurbanı geldi.

Pir Sultan'ım nesne bilmez,
Ab-ı Hayat için ölmez.
Kafir müslümanı yenmez,
Ezelden basılı geldi.


EVVEL BU DERGAHTAN KISMET

Evvel bu dergahtan kısmet,
Alır da var, almaz da var.
Tarikate kadem basıp,
Gelir de var, gelmez de var.

Bazını almış destine,
Hizmet ederdi dostuna.
Ahd ile ikrar üstüne,
Durur da var, durmaz da var.

Olayım der isen Hızır,
İrfan defterine yazıl.
Hak her yerde hazır nazır,
Görür de var görmez de var.

İçin bizim dolumuzdan,
Çıkman sakın yolumuzdan.
Pir Sultan'ım halimizden,
Bilir de var, bilmez de var.

 

EVVEL İKRAR VERİP BELİ DİYENLER

Evvel ikrar verip beli diyenler,
İkrarı üstünde kaim dursunlar.
Erenler yoluna talip olanlar,
Mihmanın sözünde daim dursunlar.

Akıl başta olur gerçek er ise,
Yorulmaya eğer hali var ise.
Günleyin evinde mihman görürse,
Hak olan lokmayı ona versinler.

Mihman üçtür görmek yerli yerince,
Gerçek talip bilir hemen görünce.
Kondurup mihmanı yerli yerince,
Yarasına göre merhem sarsınlar.

Mest olmuştur aşk şarabın içenler,
Nefsine uymuştur serden geçenler.
Sohbet edip mihmanından kaçanlar,
Erkandan cüdadır onu sürsünler.

Pir Sultan'ım der ki: Yola bendeyim,
İki seksen üç evvelin ceddiyim.
Ayn-el-yakin Hak olan mihman benim,
Beni eşya Hak mihmanda görsünler.

 

EVVELİN EVVELİ MUHAMMET ALİ

Evvelin evveli Muhammed Ali,
Zâhir batın kerem Şah-ı Merdan’ın.
Tenimiz Muhammet, canımız Ali,
Cümle şad ü hurrem Şah-ı Merdan'ın

Vücudun feridir zuhura gelen,
Muhammet'tir Şah'ın kudretin bilen.
Ademe tecelli eyleyip gelen,
Adı İsm-i Azam Şah-ı Merdan'ın.

İbrahim varından geçti Halil'dir,
Ateşi gülistan eden Celil'dir.
Rehber Muhammet'tir, mürşit Ali'dir,
Al'aba ayn-ı cem Şah-ı Merdan'ın.

Âşıklar, erenler yolun izledi,
Gönül hanesine Şah'ı gizledi.
Hem Muhammet Şah Ali'yi gözledi,
Celalli mükerrem Şah-ı Medan'ın.

Pir Sultan'ım, bu vücudun sultanı,
Bir katrede sır eylemiş ummanı.
Hakikat sultanı ol kerem kanı,
Hep insana mahrem Şah-ı Merdan'ın.

 

EY BENİM DİVANE GÖNLÜM

Ey benim divane gönlüm,
Dağlara düştüm yalınız.
Bu cefayı kendi özüm,
Pek mail gördüm yalınız.

Dağlar var dağlardan yüce,
Dağ mı dayanır bu güce?
Derdimi üç gün, üç gece,
Söylerim bitmez yalınız.

Şah'ın ayağına varsam,
Hayırlı gülbengin alsam.
Kızılırmağa gark olsam,
Çağlasam aksam yalınız.

Şah'ımız ırmağı aktır,
Lezzeti şekerden çoktur.
Bir Allah'tan büyük yoktur,
Hak dedim durdum yalınız.

Pir Sultanım, ey erenler,
Erine niyaz edenler.
Üçler, kırklar ve yediler,
Mürvete geldim yalınız.


EY BENİM SARI TANBURAM

Ey benim sarı tanburam,
Sen için böyle ağlarsın?
Derdim büyük, içim oyuk,
Ben Şah'ım deyü ağlarım.

Göğsüme tahta döşerler,
Çaldıkça bağrım deşerler,
Durmayıp beni okşarlar,
Ben Şah'ım deyü ağlarım.

Koluma taktılar perde,
Uğrattılar beni derde,
Kim konar, kim göçer yurda,
Ben Şah'ım deyü ağlarım.

Koluma takdılar teli,
Söylettiler bin bir dili,
Oldum aynı cem bülbülü,
Ben Şah'ım deyü ağlarım.

Bağlamadır benim adım,
Arşa dayanır feryadım,
Pîr Sultan Abdal üstadım,
Ben Şah'ım deyü ağlarım.

 

EY ERENLER ÇÜN BU SIRRI DİNLEDİM

Ey erenler çün bu sırrı dinledim,
Huzur-ı mürşide vardım bu gece.
Hakikat sırrını andan anladım,
Evliya merdanın gördüm bu gece.

Mürşidim Muhammet buldum yolumu,
Rehberim Ali'dir verdim elimi,
Tiğbend ile bağladılar belimi,
Erenler sırrına erdim bu gece.

Erenler rahına eyledim iman,
Kalmadı gönlümde şek ile güman.
Ne bilir bu sırrı Yezid'le Mervan,
Küll-i varım Hakk'a verdim bu gece.

Andelip misali avaz ederek,
Kati sema üzre pervaz ederek,
Yedi aza ile niyaz ederek,
Ayn-ı cem güllerin derdim bu gece.

Pir Sultan'ım Hakk'a niyaz ederim,
Erenler rahına doğru giderim,
Küll-i varım Hakk'a teslim ederim,
Hakk'ın cemalini gördüm bu gece.

 

EY GÖNÜL BÜLBÜLLERİ

Ey gönül bülbülleri,
Mihmanlar hoş geldiniz.
Hak zikr eden dilleri,
Mihmanlar hoş geldiniz.

Şen olsun otağınız,
Sürülsün devranınız,
Ol bizim sultanımız,
Mihmanlar hoş geldiniz.

Aşk pazarına gelen,
Sırr-ı hakikat bilen,
Derya-yı umman olan,
Mihmanlar hoş geldiniz.

Aşıklar serden geçer,
Sırat-ı bunda seçer.
Sakiden kevser içer,
Mihmanlar hoş geldiniz.

Aşık oldum erenler,
Aşk halinden bilenler,
Dost cemalin görenler,
Mihmanlar hoş geldiniz.

Pir Sultan'ım aşıklar,
Budur kalbi sadıklar,
Uyuman uyanıklar,
Mihmanlar hoş geldiniz.

 

EY SOFİ ÖZÜNE BİR MURADIM VAR

Ey sofi özüne bir muradım var,
Elin günahını sen mi görürsün?
Yüzün kara, bir külhanda yerin var,
Ali divanına nasıl varırsın?

Rehberin kim olduğunu bilmezsin,
Kov ile gıybeti elden koymazsın,
Ahrette yatacak yer de bulmazsın
Toprak kabul etmez, nerde kalırsın?

Lokman sofusunu eli tutarsın,
Hakk'ın döşeğine yere yatarsın,
Bilmem yetmiş iki dilden ötersin,
Sen bu dilin kangısını bilirsin?

Pir Sultan Abdal'ım, böyle olunca,
İhlas talip muradını alınca,
Devir dönüp halin ile gelince,
Sen de bu huy ile murdar olursun.

 

EY YEZİT BİZLERDE KIL Ü KAL OLMAZ

Ey yezit bizlerde kıl ü kal olmaz,
Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz.
Tarikat ehline mezhep sorulmaz,
Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz.

Eğnimize kırmızılar giyeriz,
Halimizce her manadan duyarız.
İmam Cafer mezhebine uyarız,
Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz.

Her kimin çerağın yoksa Hak yakar,
Mümin olanları katara çeker.
Aslımız on iki imama çıkar,
Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz.

Muhammet Ali'dir Kırklar'ın başı,
Onu sevmeyenin nic'olur işi.
Atalım yezide laneti taşı,
Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz.

Biz tüccar değiliz alıp satmayız,
Erkandır yolumuz yoldan sapmayız.
Karnımız geniştir, biz kin tutmayız,
Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz.

Baharda açılır gonca gülümüz,
Ol dergaha doğru gider yolumuz.
On iki imamı okur dilimiz,
Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz.

Pir Sultan'ım, eyder: Erenler gani,
Evveli Muhammet, ahiri Ali.
Onlardan öğrendik erkanı yolu,
Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz.

 

EY YEZİT SEN NEDEN YELDİN KARŞIMA

Ey Yezit sen neden yeldin kastıma,
Erdebil'de Şah Safi'den buyruğum.
İlettin Urum'a çoban eyledin,
Sırtımdaki alet midir çağlığım.

Mağripten de çatal nurlar doğarsa,
Mümin kula Hak rahmeti yağarsa,
Hasan Hüseyin bana sahip olursa,
Yanımdakine çok olur eyliğim.

Ol İmam Zeynel'e merdan uyarsa,
İmam-ı Bakır'dan içer ayarsa,
İmam Cafer buyruğunu duyarsa,
Anın için Hak yanında baylığım.

Musa Kazım ciğerimi yakıyor,
Irmaklar Cennet'te kevser akıyor,
Aslımız İmam Rıza'ya çıkıyor,
Muhammet Ali'ye vardır soyluğum.

Taki Naki'ye iradet getirdim,
Düldül oldum Şah Ali'ye götürdüm,
Yöğrük oldum üç yaşında satıldım,
Kimseler de bilmez benim taylığım.

Pir Sultan Abdal'ım, alır satarım,
Askeri Mehdi'ye meyil katarım,
Mansur olup şu cihanı atarım,
Her ağaçta olmaz benim yaylığım.

 

FELEKLER ZUHUR OLALI

Felekler zuhur olalı,
Arttı derdim, fizahım var.
Günahım çoktur, gamım yok,
Mehdi gibi bir mahım var.

Gayettir Ali'nin demi,
İmam Hasan gevher kanı,
Şah İmam Hüseyin gibi,
Muallakta dergâhım var.

İmam Zeynel leyl ü nehar,
İmam Bakır kırdı küffar,
Mehr içinde İmam Cafer,
Şemsi gibi bir mahım var.

Musa-yı Kazım'a düştük,
Ali Rıza'ya eriştik,
Muhammet Taki'den içtik,
Türlü türlü kadehim var.

Pir Sultan'ım Naki candır,
Askeri dindir imandır,
Mehdi sahib-i zamandır,
Mürvetli padişahım var.

 

FETVA VERMİŞ KOCA BAŞLI KÖR KADI

Fetva vermiş koca başlı kör kadı,
Şah diyenin dilin keseyim deyü.
Satır yaptırmış Allah'ın laneti,
Ali'yi seveni keseyim deyü.

Şen kulların örüğünü uzatmış,
Müminlerin baharını güz etmiş,
On ikiler bir arada söz etmiş,
Aşıkların yayın yaşayım deyü.

Hakk'ı seven aşık geçmez mi candan?
Korkarım Allah'tan, korkum yok senden,
Ferman almış Hızır Paşa sultandan,
Pir Sultan Abdal'ı asayım deyü.

 

FİRDEVS-İ ALA'DA BİR YANAL ELMA

Firdevs-i Ala'da bir yanal elma,
On sekiz bin ilmin nuru dediler.
Muhammet Mustafa Haydar-i Kerrar,
Hünkar Hacı Bektaş Veli dediler.

Babası mektebe çocuk götürdü,
Elif be demeden mana yetürdü,
Akıttı pınarı susam bitürdü,
Hacısı hocası beli dediler.

Pirim der ki Bektaşiyim Bektaşi,
Size nasip veren ol nasıl kişi,
Sıkar un ederdi örk gibi taşı,
Budur cümlemizden ulu dediler.

Derildi geldiler halfeler pirler,
Bektaşi namında er yok dediler,
Bize bir yeşil el nasip verdiler,
Görünce tanırız eli dediler.

Er isen, darı çeç üstünde otur,
Ulu kişi isen, maksudun bitir,
Senedin var ise senedin getir,
N'edelim senetsiz eli dediler.

Kimi inandı da beli bes dedi,
Kimi inanmadı senet istedi,
Ol Şah'ım anlara elin gösterdi,
Budur ol Şah'ımız Ali dediler.

Evvel Ali idi sonra Vel'oldu,

Yol erkan bir zaman batında kaldı,
Urum ellerinden nameler geldi,
Budur Hakk'ın doğru yolu dediler.

Pir Sultan Abdal'ım, Şah'ım velidir,
Cihanı bürüyen anın nurudur,
Şüphemiz yok Hak Muhammet Ali'dir,
Bilmeyene Mülcem soyu dediler.


GAFİL KALDIR ŞU GÖNLÜNDEN GÜMANI

Gafil kaldır şu gönlünden gümanı,
Bu mülkün sahibi Ali değil mi?
Yaratmıştır on sekiz bin alemi,
Rızıkların veren Ali değil mi?

Gelin vazgeçelim biz bu gümandan,
Vallahi çıkarız dinden imandan.
Şefaat umarız on'ki imamdan,
Onların atası Ali değil mi?

Yaratıldı Mülcem ol oldu düşman,
Kast etdi Ali'ye oldu peşiman.
Kangı kitapta var ol Ömer Osman,
Kur'an'da okunan Ali değil mi?

Bin bir adı vardır, bir adı Hızır,
Her nerde çağırsan orada hazır.
Ali'm Padişahtır, Muhammet vezir,
O fermanı yazan Ali değil mi?

Pir Sultan Abdal'ım, ben bir fukara,
Acep bulunur mu derdime çare?
Günahkarım, nasıl varam huzura?
Divanda oturan Ali değil mi?

 

GAFİL OLMAN HEY ERENLER

Gafil olman hey erenler,
Gelen Murtaza Ali'dir.
Yezid'e batın kılıcın,
Çalan Murtaza Ali'dir.

Alçağa tutmuş yüzünü,
Hakk'a bağlamış özünü.
Kırklar ile bir üzümü,
Yiyen Murtaza Ali'dir.

Turnaya vermiş sesini,
Aşıklar tutsun yasını.
Hem önünce devesini,
Yeden Murtaza Ali'dir.

Ali'dir Allah'ın dostu,
Hü dedi Zülfikar kesti.
Selman'a sünbüllü desti,
Veren Murtaza Ali'dir.

Gülün bağlar deste deste,
Bağlar da gönderir dosta.
Mihmandan bir dolu iste,
Sunan Murtaza Ali'dir.

Derildi çıktı havaya,
İndi döşendi ovaya.
Güvercin donda kayaya,
Konan Murtaza Ali'dir.

Gülün bağlar baka baka,
Bağlar da gönderir Hakk'a.
Ejderhayı iki şakka,
Bölen Murtaza Ali'dir.

Dost bağında kızıl alma,
Gül rengi sararıp solma.
Pir Sultan'ım gafil olma,
Gelen Murtaza Ali'dir.


GAM ELİNDEN BENİM ZÜLFÜ SİYAHIM

Gam elinden benim zülfü siyahım,
Peykan değdi sinem yaralandı gel.
Suna başın için ağlatma beni,
Bugün sevdan candan aralandı gel.

Ne çekersin dertli sinem dağ olmaz,
Günler gelir geçer ömür çoğalmaz,
Teşevvüştür yaralarım sağ olmaz,
Göğerdi çevresi karalandı gel.

Gamdan hisar oldu mekanım yurdum,
İşitmez avazım, dinlemez virdim,
Bir değil, beş değil, on değil derdim,
Düğümler baş verdi sıralandı gel.

Hasretine vasıl olam mı böyle?
Mecnuna da baki kalır mı Leyla?
Ölümlü dünyadır gel helal eyle,
Yüklendi barhanam kiralandı gel.

Pir Sultan Abdal'ım haftada ayda,
Günler gelir geçer bulunmaz fayda,
Gönül Hak arzular, canım hayhayda,
Toprağım üstüme kürelendi gel.


GECE GÜNDÜZ ARZUMANIM KERBELA

Gece gündüz arzumanım Kerbela,
Gidelim gaziler İmam aşkına.
Serden başka benim sermayem yoktur,
Verelim gaziler İmam aşkına.

Kapıyı çaldı Kırklar'ın birisi,
Birinden mest oldu kalan hepisi.
Sarı Kaya derler Şah'ın korusu,
Konalım gaziler İmam aşkına.

Böyle öter bu yerin bülbülleri,
Ma'na verir hakikatın dilleri.
Taze açmış dost bağının gülleri,
Dereleim gaziler İmam aşkına.

Talip rehberini aklına getir,
Noksan işlerini tamama yetir.
Rıza lokmasını meydana getir,
Yiyelim gaziler İmam aşkına.

Pir Sultan'ım der: Yol uludur deyi,
Cümlemiz hakikat kuludur deyi.
Muhammet çağırır Ali'dir deyi
Çağralım gaziler İmam aşkına.

 

GECE GÜNDÜZ YALVARIRIM PİRİME

Gece gündüz yalvarırım pirime,
Seher vakti On'ki İmam sen yetiş.
Kanım kaynar imamların yoluna
Seher vakti On'ki İmam sen yetiş.

İlettiler bizi Mansur darına,
Hep teberra okudular pirine.
Lanet olsun ikrarından dönene,
Seher vakti On'ki İmam sen yetiş.

Bülbül figan eder bağ u gülşanda,
Mansur'un kimsesi yoktur meydanda.
Bunca sefillerin boynun urganda,
Seher vakti On'ki İmam sen yetiş.

Kimi allar giyer, akçası yoktur,
Kimi şallar sarar, bohçası yoktur.
Vücudum evinin bohçası yoktur,
Seher vakti On'ki İmam sen yetiş.

Pir Sultan'ım "kulhuvallahu ahed",
Can cesetten ayrılmıyor bir saat.
Dün-ü gün zikrim Ali Muhammet,
Seher vakti On'ki İmam sen yetiş.

 

GEL BENİM DERDİME BİR DERMAN EYLE

Gel benim derdime bir derman eyle,
Alemler derdine derman olan Şah.
Kapına yüz sürem, bir ferman eyle,
Gönül yarasına Lokman olan Şah.

Bir ismin Hayder'dir, bir ismin Ali,
Hak Murtaza sensin hem cömert veli.
Cihanın ahiri hem de evveli,
Vilayet mülküne sultan olan Şah.

Seyrangâhın olmuş arşın yücesi,
Düldül'ün sahibi Kanber hocası.
Server Muhammed'in Miraz gecesi,
Yedinci felekte arslan olan Şah.

Musa asasını ejderha kılan,
Leşker-i Yezid'e korkular salan,
Muhammet aşkına Zülfikar çalan,
Kamu müminlere imam olan Şah.

Pir Sultan Abdal'ım, meydanda merdim,
Elimde tesbihim evradım virdim.
Her nereye vardım Ali'yi gördüm,
Garip gönüllere mihman olan Şah.


 

GEL BENIM SARI TAMBURAM

Gel benim sarı tamburam,
Sen ne için inilersin?
Içim oyuk, derdim büyük,
Ben anın'çin inilerim

Koluma taktılar teli,
Söyletirler bin bir dili,
Öldüm ayn-ı cem bülbülü,
Ben anın'çin inilerim.

Koluma taktılar perde,
Ugrattılar bin bir derde.
Kim konar, kim göçer burda?
Ben anın'çin inilerim.

Göğsüme tahta döşerler,
Durmayıp beni okşarlar,
Vurdukça bağrım deşerler
Ben anın'çin inilerim.

Gel benin sarı tamburam,
Dizler üstünde yatıram,
Yine kırıldı hatıram,
Ben anın'çin inilerim.

Sarı tamburadır adım,
Göklere ağar feryadım,
Pîr Sultan'ımdır üstadım,
Ben anın'çin inilerim.


GEL BERİ GEL ŞU MEYDANI BİLİRSEN

Gel beri gel şu meydanı bilirsen,
Yedi kere konup göçen Ali'dir.
Şu meydandan eğer haber sorarsn,
Hak ile batını seçen Ali'dir.

Hak dostudur şu meydanı getiren,
Sofra kurup hep açları doyuran.
Peygamber'in köşkünde de oturan,
Müminlere Hû yetiren Ali'dir.

Kim uyardı seksen yıllık ölüyü?
Kim dokudu bin çiçekli halıyı?
Kırklar meydanında bir kez doluyu,
Serverle nuş edip içen Ali'dir.

Haydar Zülfikar'ı kına takınca,
Bir saatte bir menzile yetince,
Kendi kendin mancınıktan atınca,
Yine pervaz vurup uçan Ali'dir.

Pir Sultan'ım, şu meydana erince,
Şükreyleyip Resullah'a gelince,
Hak eyvallah deyip dara durunca,
Cümle günahlardan geçen Ali'dir.

 

GEL EY ZAHİT BİZİM İLE ÇEKİŞME

Gel ey zahit bizim ile çekişme,
Hakk'ın yarattığı kul bana n'eyler?
Kendi kalbin arıt, bize ilişme,
Bendeki küfr sendek'imana neyler?

Zahit sen bu sırra erem mi dersin?
Erenler halinden bilem mi dersin?
Mescit hak meyhane haram mı dersin?
Hak olan mescide meyhane n'eyler?

Zahit sen bu yola diken ekersin,
Hatıra dokunur, gönül yıkarsın,
Yüküm vardır deyü zahmet çekersin,
Yavuz baçcı yüksüz kervana n'eyler?

Sekiz derler şol Cennet'in kapısı,
Hakk'a doğru açılırmış hepisi,
Korkusun çektiğin Sırat köprüsü,
Onu doğru geçen insana n'eyler?

Pir Sultan Abdal'ım, er haksın er hak,
Münkir olanlardan ıraksın ırak,
Kurdun işi namert lokmasın yemek,
Hak için adanan kurbana n'eyler?

 

 

GEL GÖNÜL ALLAH DİYELİM

Gel gönül Allah diyelim,
Tevekkel-tü teal-Allah.
Kudret lokmasın yiyelim,
Tevekkel-tü teal-Allah.

Mürşid ile bir olalım,
Dost bağından gül alalım,
Hakk dergahına dalalım,
Tevekkel-tü teal-Allah.

Sözü sözle bağlıyalım,
Sözün hükmün sağlıyalım,
Kür deyip de çağlıyalım,
Tevekkel-tü teal-Allah.

Açalım yeşil sancağı,
Tütsün Erdebil ocağı.
Gelsin Eba Msülüm çağı,
Tevekkel-tü teal-Allah.

Sofu olan Urum gezer,
Kür nehrine kılsın nazar.
Deccal ile olmaz bazar,
Tevekkel-tü teal-Allah.

Gel gönül bağa varalım,
Ol bağda güller derelim,
Taktir ne ise görelim,
Tevekkel-tü teal-Allah.

Pir Sultan Abdal'ım haşa,
Tüm emekler gitmez boşa.
Taktir neyse gelir başa,
Tevekkel-tü teal-Allah.

 

GEL SENİNLE AHD Ü PEYMAN EDELİM

Gel seninle ahd ü peyman edelim,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.
İkimiz de bir ikrarı güdelim,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

Aman kaşı keman elinden aman,
Sürdük sefasını etmedik tamam.
Ehl-i irfan içre olduğum zaman,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

Hem saza mailim, hem de sohbete,
Hem sana mailim, hem de devlete.
Aşkın ile düştüm diyar gurbete,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

Yarimin cemali güneşte mahı,
Sana aşık olan çekmez mi ahı?
Getir ant içelim Kelamullahı,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

Gitme dilber gitme yüzün göreyim,
Al yanaklarına kurban olayım.
Bir emanetim var, sana vereyim,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

Abdal Pir Sultan'ım, çektiler dara,
Düşmüşüm aşkına, yanarım nara.
Bakın ey erenler şu giden yara,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

 

GEL GÖNÜL NAZAR KIL MERDANELERE

Gel gönül nazar kıl merdanelere,
Düşün Ehl-i Beyt'i sabret bakalım.
Sakın akıl yorma efsanelere,
Düşün Ehl-i Beyt'i sabret bakalım.

Haktan ola bu çilenin kolayı,
Mert isen kabul et her bir belayı.
Duymadın mı Şehid-i Kerbela'yı,
Düşün Ehl-i Beyt'i sabret bakalım.

Sabreyle ey gönül geçmez mi bu gam?
Herkes çilesini çekmez mi tamam?
Nasıl geçti Kerbelada serencam?
Düşün Ehl-i Beyt'i sabret bakalım.

Pir Sultan'ım, buna can mı dayanır?
Bir dostum var, gah uyur gah uyanır.
Ehl-i Beyit al kanlara boyanır,
Düşün Ehl-i Beyt'i sabret bakalım.

 

GEL GÜZEL YOLA GİDELİM

Gel güzel yola gidelim,
Adı güzel Ali ile.
Açlar doyar susuz kanar,
Leblerinin balı ile.

İçilmez dolu içilmez,
Sevgili yardan geçilmez.
İkisi birden seçilmez,
Has bahçenin gülü ile.

Ali'm bana neler etti,
Aldı elim dara çekti.
Üstüme yürüyüş etti,
Elindeki dolu ile.

Ağaç kuru devran döner,
Kuş yuvaya bir dem konar.
Doldurmuş dolusun sunar,
Ali'm kendi eli ile.

Erenler lokması nurdur,
Lokmaya elini sundur.
Pir Sultan'ım doğru yoldur,
Ali'm kendi yolu ile.

 

GEL GÜZELİM KAÇMA BENDEN

Gel güzelim kaçma benden,
Yad değiliz, bülbülüz biz.
Biz yol ehli kardaşlarız,
Erkan içinde yoluz biz.

Söyleşelim halden hale,
Dilleşelim dilden dile,
Biz gezeriz ilden ile,
Taze açılmış gülüz biz.

Gel söyleşelim bu sözü,
Hakk'a edelim niyazı,
Ko kınasın iller bizi,
Hak nazarında kuluz biz

Eğer zahirde batında,
Görünen her sıfatında,
Cevahir sarraf katında,
Nadan yanında puluz biz.

Pir Sultan'ım ne ağlarsın,
Gözünden kan yaş dağlarsın,
Sen bizden ateş umarsın,
Yanmış üfrülmüş külüz biz.

 

GEL SENİNLE AHD Ü PEYMAN EDELİM

Gel seninle ahd ü peyman edelim,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.
İkimiz de bir ikrarı güdelim,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

Aman kaşı keman elinden aman,
Sürdük sefasını etmedik tamam.
Ehl-i irfan içre olduğum zaman,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

Hem saza mailim, hem de sohbete,
Hem sana mailim, hem de devlete.
Aşkın ile düştüm diyar gurbete,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

Yarimin cemali güneşte mahı,
Sana aşık olan çekmez mi ahı?
Getir ant içelim Kelamullahı,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

Gitme dilber gitme yüzün göreyim,
Al yanaklarına kurban olayım.
Bir emanetim var, sana vereyim,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

Abdal Pir Sultan'ım, çektiler dara,
Düşmüşüm aşkına, yanarım nara.
Bakın ey erenler şu giden yara,
Ne sen beni unut, ne de ben seni.

 

GEL SENİNLE AHDI İMAN EDELİM

Gel seninle ahdı iman edelim,
Ne sen beni unut ne de ben seni.
Bağlanılım bir ikrarda duralım,
Ne sen beni unut ne de ben seni.

Gözlerim yolunu yar yaman yaman,
Sürmedim sefasın oldu bir zaman.
İrfan meclisine vardığın zaman,
Ne sen beni unut ne de ben seni.

Bir yare mailem bir de sıfata,
Yar odur ki yarin emrini tuta.
Belki yolum düştü gidem gurbete,
Ne sen beni unut ne de ben seni.

Gitme dilber gitme yüzün göreyim,
Al yanaklarına kurban olayım.
Bir emanetin var sana vereyim,
Ne sen beni unut ne de sen beni.

Abdal Pir Sultan'ım, çektiler dara,
Düşmüşem aşkına, yanarım nara.
Bakın ey erenler şu giden yara,
Ne sen beni unut ne de sen beni.

 

GELDİK DARINA DUŞLADIK

Geldik darına duşladık,
İrehbere bağışlandık.
Bir aşıyla aşılandık,
Durmaz Yezit oklar bizi.

Gönül bir ulu şehirdir,
Rızasız lokma zehirdir.
Talib yiyemez küfürdür,
Hak iyesi haklar bizi.

Tarikattadır elimiz,
Hakikattadır yurdumuz.
Hakk'la olunca virdimiz,
Her kazadan saklar bizi.

Meydana meydan güzarım,
Hak olan yere nazarım.
Gaibde sırda gezerim,
Göremesin çoklar bizi.

Pir Sultan talib devirir,
Mervan'ın külün savurur.
Yedi kat barü çevirir,
Ali anda saklar bizi.

 

GELDİM GİDER OLDUM İLLERİNİZE

Geldim gider oldum illerinize,
Dostlar bizi safa ile gönderin.
Doyamadım tatlı dillerinize,
Dostlar bizi safa ile gönderin.

Şöyle bir güzelden ahd alamadım,
Bir ahdine bütün yâr bulamadım.
Bir daha ya geldim, ya gelemedim,
Dostlar bizi safa ile gönderin.

Himmet eylen, şu dağları aşalım,
Pir aşkına kaynaşalım, coşalım.
Gelin birer birer helallaşalım,
Dostlar bizi safa ile gönderin.

Çıkalım yaylaya, inelim düze,
Himmet eylen yaran ahbaplar bize.
Bir selam göndersem, gelir mi size?
Dostlar bizi safa ile gönderin.

Pir Sultan Abdal'ım Hakk'a yakındır,
Edebi, erkanı hemen takın dur.
Ölüm uzak derler, hemen yakındır,
Dostlar bizi safa ile gönderin.


GELİN CANLAR BİR OLALIM

Gelin canlar bir olalım,
Münkire kılıç çalalım,
Hüseyn'in kanın alalım,
Tevekkeltü taalallah.

Özü öze bağlayalım,
Sular gibi çağlayalım,
Bir yürüyüş eyleyelim,
Tevekkeltü taalallah.

Açalım kızıl sancağı,
Geçsin Yezid'lerin çağı,
Elimizde aş bıçağı,
Tevekkeltü taalallah.

Mervan soyunu vuralım,
Hüseyn'in kanın soralım,
Padişahın öldürelim,
Tevekkeltü taalallah.

Pir Sultan'ım geldi cuşa,
Münkirlerin aklı şaşa,
Takdir olan gelir başa,
Tevekkeltü taalallah.

 

GELİN HEY ERENLER DÜĞÜN TUTALIM

Gelin hey erenler düğün tutalım,
Muhammed'in düğünü var Cennet'te.
Şol mümin kulları davet edelim,
Muhammed'in düğünü var Cennet'te.

Orda gözetirler güzel alemi,
Orada koymazlar katil zalimi,
Havva Adem ile Meryem gelini,
Muhammed'in düğünü var Cennet'te.

Sekiz derler kırktır Cennet kapısı,
Orda olur müminlerin hepisi,
Salavattır uluların saçısı,
Muhammed'in düğünü var Cennet'te.

Düğüne gelene hülle biçerler,
Üstlerine miski anber saçarlar,
Günahlının günahından geçerler,
Muhammed'in düğünü var Cennet'te.

Pir Sultan Abdal'ım ümmet içinde,
Ay şulesi döner niyet içinde,
Cennet-i alada firdevs içinde,
Muhammed'in düğünü var Cennet'te.

 

GELİN KARDAŞ PİRDEN AYAK TUTALIM

Gelin kardaş pirden ayak tutalım,
Biz tutalım, tutmayandan bize ne.
Hakikatı muhabbete katalım,
Biz katalım, katmayandan bize ne.

Bizim dine yeni bir din demişler,
Bir lokmayı kırk can ile yemişler.
Erenler de doğru yolu komuşlar,
Biz gidelim, gitmeyenden bize ne.

Bizim yine evvel baharımızdan,
Her demde çığruşur seherimizden.
Alın ey sofular gevherimizden,
Biz satarız, satmayandan bize ne.

Yine Hak sendedir, sen sana bakın,
Kalbini pak eyle, küfürden sakın.
Biz niyaz kılalım, can Hakk'a yakın,
Biz kılalım, kılmayandan bize ne.

Pir Sultan Abdal'ım, ikrar güdelim,
Biz bizi görelim, eli n'edelim?
Sınık gönülleri mamur edelim,
Biz edelim, etmeyenden bize ne.

 

GELİN YİYELİM İÇELİM

Gelin yiyelim içelim,
Bu güzellik geçer bir gün.
Alem yaran yaran olmuş,
Ali'm sırrın açar bir gün.

Yeyip yediren bir adem,
Eksik etmez Bari Hüda'm.
Gök ekine misal adem,
Anı eken biçer bir gün.

Yeyip yedirmesi hoştur,
Dayan, kahbe yürek taştır.
Can dedikleri bir kuştur,
Kuş kafesten uçar bir gün.

Ağaçlarda yeşil yaprak,
Bastığımız kara toprak.
Yer altında kefen yırtmak,
Boynumuzdan aşar bir gün.

Pir Sultan'ım düşümüzde,
Uzak değil karşımızda.
Baykuş mezar taşımızda,
Dertli dertli öter bir gün.

 

GELİN ÖZÜMÜZE SİTEM EDELİM

Gelin özümüze sitem edelim,
Hile ile huda ile hal olmaz.
Hakkın divanına nice gidelim,
Hak katında yalan söze yer olmaz.

Yine gerçeklerden açtık kapıyı,
Bir pirin önünde kıldık tapıyı.
Arı birlik ile yapar yapıyı,
Birlik ile bitmeyende bal olmaz.

Erenler gafletten kalktı uyandı,
Gerçeklerin hünerine boyandı.
Bu yolun içine girdi de kandı,
Gaziler bu yolda hiç vebal olmaz.

Ali kulu olan Hak'tan utana,
Var pazarlık eyle cevher satana.
Bu yolun içinde riya tutana,
Sürün gitsin dört kapıda yer olmaz.

Pir Sultan'ım eydür: Kalbimiz nurdur,
Müminler gözlüdür, münafık kördür.
Erenlerin yolu kadimdir birdir,
Her tepenin başında bir yol olmaz.

 

GELMİŞ İKEN BİR HABERCİK SORAYIM

Gelmiş iken bir habercik sorayım,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?
Gerçek erenlere yüzler süreyim,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

Alçağında al kırmızı taşın var,
Yükseğinde turnaların sesi var.
Ben de bilmem ne talihsiz başın var,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

Benim Şah'ım al kırmızı bürünür,
Dost yüzün görmeyen düşman bilinir.
Yücesinden Şah'ın ili görünür,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

El ettiler turnalara, kazlara,
Dağlar yeşillendi döndü yazlara.
Çiğdemler taşınsın söylen kızlara,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

Şah'ın bahçesinde gonca gül biter,
Anda garip garip bülbüller öter.
Bunda ayrılık var ölümden beter,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

Ben de bildim şu dağların şahısın,
Gerçek erenlerin nazargâhısın,
Abdal Pir Sultan'ın seyrangâhısın,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

 

GELMİŞ İKEN BU YERLERİ GEZELİM

Gelmiş iken bu yerleri gezelim,
Ölüm ile ayrılığın elinden.
Gonca gonca güllerini derelim,
Ölüm ile ayrılığın elinden.

Yaz gelince bir bozcacık meşeyim,
Dalgam gelmiş bulanayım coşayım,
Eğlen kömür gözlüm helalleşelim,
Ölüm ile ayrılığın elinden.

Günahlı kardaşlar günahım tartar,
Hasretli yüzünü yüzüme sürter.
Yeter bu ayrılık ölümden beter,
Ölüm ile ayrılığın elinden.

Ölüm geldi yolun bize uğrattı,
Firkat geldi yana yana ağlattı.
Kesti ciger pare pare doğrattı,
Ölüm ile ayrılığın elinden.

Pir Sultan Abdal'ım, dertlerim firak,
Alışmış yanıyor şu dertli yürek.
Bir dahi gelemem menzilim ırak,
Ölüm ile ayrılığın elinden.

 

GELSİN İKRARINA BELİ DİYENLER

Gelsin ikrarına beli diyenler,
İniltim derdim Muhammed Ali'dir.
İsmin anınca salavat verenler,
Meşrebim virdim Muhammed Ali'dir.

Gör ki Mansur kabul eyledi darı,
Alemde nesne bulmadı serseri.
Her kande bakarsam mürşidi piri,
Gözümle gördüm Muhammed Ali'dir.

Kimse bahane bulmadı naklime,
Hak'tan gayrı nesne gelmez aklıma.
Düşünceğiz bir gayrılık iklime,
Mekanım yurdum Muhammed Ali'dir.

Gezeyim alemde bir yâr bulayım,
Akan çeşmimin yaşını sileyim.
Arıttım, pak ettim gönlüm sarayım,
İçeri girdim Muhammed Ali'dir.

Dosttan haber geldi hep inil inil,
Onul yürekteki yaralar onul.
Pir Sultan der: Melul olma ey gönül,
Kalmışa yardım Muhammed Ali'dir.

 

GEZDİM SEYRETTİM DÜNYAYI

Gezdim seyrettim dünyayı,
Şu dünyada melamet var.
Silindi gönlümün pası,
Yüreğimde zılalet var.

Ne yolcular izin izler,
Ne meşayih sırrın gizler,
Ne kadı şer'isin gözler,
Ne beylerde adalet var.

Ne kız ayal hicap saklar,
Ne gelinler usül bekler,
Ne kocalar özün yoklar,
Ne yiğitte marifet var.

Şeriat göğe çekildi,
Yüz suyu yere döküldü,
Alem zulm ile yakıldı,
Kıyametten işaret var.

Pir Sultan'ım eyder: Erlik,
İşin bilmektir serverlik.
Allah'a yakışır benlik,
İnsanda da keramet var.

 

GEÇEMEZSİN DELİ GÖNÜL GEÇİLMEZ

Geçemezsin deli gönül geçilmez,
Bir tuzakta tutamazsın epsem dur.
Bu erenler dolusudur içilmez,
Bağrın deşsen içemezsin epsem dur.

Gerçek ere bir münasip yar gerek,
Er odur ki ikrarında dur gerek.
Cesedinden el yuyanlar nur gerek,
Bu kavl ile duramazsın epsem dur.

Evvel ikrar verip sonra dönersin,
Sehil yokuş görüp döner kaçarsın.
Ondurayım deyip yara açarsın,
Azdırıp da saramazsın epsem dur.

İkrar alıp ikrarında durmazsan,
Varıp mürşit eteğinden tutmazsan,
Kalbini arıtıp temiz etmezsen,
Kıraç yerde bitemezsin epsem dur.

Pir Sultan'ım söyler sözün doğrusun,
Yezit bundan ne anlasın, ne duysun.
Arıt kalp evini sultan otursun
Tacın tahtın terketmezsen epsem dur.


GİDEN KİMDİR KİMDEN HABER ALAYIM

Giden kimdir, kimden haber alayım?
Er Hak nedir, geda nedir, kul nedir?
Eğlen hocam eğlen, haber sorayım,
Tarik nedir, erkan nedir, yol nedir?

Âşık ile maşuk bir yere gelse,
Aşkın kitabını ellere alsa,
Sual olunursa cevabın verse,
Ağız nedir, dudak nedir, dil nedir?

Gönlümde bir mânâ yazıp dururum,
Aşkın gemisini düzüp dururum.
Arab’ı, Acem’i gezip dururum,
Derya nedir, umman nedir, sel nedir?

Dört kardaşız bir gömlekte yatarız,
Gömlek birdir, bir vücuda çatarız.
Kendimizi ateşlere atarız,
Ateş nedir, duman nedir, kül nedir?

Evveli Muhammet, âhiri Ali,
Erenler kurdular erkânı yolu.
Üç yüz altmış altı servinin dalı,
Bahçesinde bülbül nedir, gül nedir?

Din Muhammed dini, taptuğum tapı,
Yıkılır mı Hakk’ın kurduğu yapı?
Kırk sekiz bahçedir on iki kapı,
Eşiği bekleyen iki kul nedir?

Pir Sultan'ım, aşkı elde aramam,
Pirimden bir haber geldi, duramam.
Menzilim ıraktır, belki varamam,
Cümle şeye vücut olan bil nedir?

 

GİDİ YEZİT BİZE KIZILBAŞ DEMİŞ

Gidi Yezit bize Kızılbaş demiş,
Meğer Şah'ı sevmiş dese yoludur.
Yetmiş iki millet sevmedi Şahı,
Biz severiz Şah-ı Merdan Ali'dir.

Kırkımız bir katara dizildik,
Hakk’a, Muhammed’e ümmet yazıldık.
Hakikate şerbet olduk ezildik,
Biz içeriz sâki peyman Ali’dir.

Gidi Yezit bizler haram yemedik,
Bâtın ettik gördüğümüz demedik.
İkrâr birdir dedik, geri dönmedik,
Yediler'iz, birincimiz Ali’dir.

Muhammed dinidir bizim dinimiz,
Tarikat altından geçer yolumuz.
Cibril-i Emindir hem rehberimiz
Biz müminiz, mürşidimiz Ali’dir.

Pir Sultan’ım, Nesimi'dir pîrimiz,
Evvel kurban verdik Şah’a serimiz.
On'ki İmam meydanında dârımız,
Biz şehidiz serdarımız Ali’dir.

 

GİTME GİDEN SANA SUAL SORAYIM

Gitme giden sana sual sorayım,
Ya ne bu dünyanın üstünde durur?
Vallahi billahi ben onu gördüm,
Dünya Sar'Öküz'ün üstünde durur.

Gitme giden gitme bir dahi soram,
Ya bu öküz neyin üstünde durur?
Vallahi billahi ben onu gördüm,
Öküz de bir salın üstünde durur.

Gitme giden gitme bir dahi soram,
Ya bu sal da neyin üstünde durur?
Vallahi billahi ben onu gördüm,
Sal da bir balığın üstünde durur.

Gitme giden gitme bir dahi soram,
Ya bu balık neyin üstünde durur?
Vallahi billahi ben onu gördüm,
Balık da deryanın üstünde durur.

Gitme giden gitme bir dahi soram,
Ya bu derya neyin üstünde durur?
Vallahi billahi ben onu gördüm,
Derya da ikrarın üstünde durur.

Gitme giden gitme bir dahi soram,
Ya bu ikrar neyin üstünde durur?
Pir Sultan'ım der ki: Ben onu gördüm,
İkrar da imanın üstünde durur.


GİTTİM SEYREYLEDİM FELEK İÇİNİ

Gittim seyreyledim felek içini,
Bunda aşıklara seyran kalmamış.
Elinden aldırmış gevherin hasın,
Bunda dertlilere derman kalmamış.

Evlerinin duvarları delinmiş,
Harami girmiş, kumaşı alınmış.
Aliminden gayrı alim bulunmuş,
Üstat yapısından yapı kalmamış.

Burca vermiş çiçek gibi yetmişsin,
Varmış muhabbete gönül katmışsın.
Farımış da sonra inkar etmişsin,
Pirlerin ceminde yerin kalmamış.

Kahreylemiş ense yana bakmışsın,
Şeytanların sen kalbine değmişsin.
Aşna ile müsahibin yıkmışsın,
Hakk'ın divanında yerin kalmamış.

Yârla ettiğim ahd ü aman n'oldu?
Arada söylenen nefesler kaldı.
Yola hayıf geldi, emek zay oldu,
Gidelim Pir Sultan, kimse kalmamış.

 

GURBET ELDE BİR HAL GELDİ BAŞIMA

Gurbet elde bir hal geldi başıma,
Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.
Derman arar iken derde düş oldum,
Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

Huma kuşu yere düştü ölmedi,
Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı.
Dedim yare gidem, nasip olmadı,
Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

Kağıda yazarlar ufak yazılar,
Anasız olur mu körpe kuzular?
Derdi yüreğinde olan sızılar,
Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

Abdal Pir Sultan'ım böyle buyurdu,
Ayrılık donların biçti, giydirdi.
Ben ayrılmaz idim, felek ayırdı,
Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

 

GURBET ELDE YAD ELLERİN DERDİNİ

Gurbet elde yad ellerin derdini,
Çekeyim de eğleneyim bir zaman.
Yaralı sineme bal ile tuzu,
Ekeyim de eğleneyim bir zaman.

Sılaya gönderdim gönül kuşunu,
Seyredip gidiyor dağlar başını.
Akıttığın gözlerimin yaşını,
Dökeyim de eğleneyim bir zaman.

Aşıp gider var mı bizim illeri,
Yel ırgalar zülfündeki telleri.
Dostlarımın göreceği yerleri,
Gezeyim de eğleneyim bir zaman.

Pir Sultan Abdal'ım Seyyit Nesimi,
Destan etti şu illerde sesimi.
Uğrun uğrun bir kenarda yasını,
Tutayım da eğleneyim bir zaman.


GÖNÜL AHVALİMİ NİÇİN BİLMEZSİN?

Gönül, niçin ahvalimi bilmezsin?
Yürekte yaralar türlü türlüdür.
Öğüt versem, öğüdümü almazsın,
Yürekte yaralar türlü türlüdür.

Esme zülüflerin yellere karşı,
Bülbül figan eder güllere karşı,
Gel beni ağlatma ellere karşı,
Yürekte yaralar türlü türlüdür.

Ah n'eyleyim karşımızda ölüm var,
Ölüm dedikleri kanlı zalim var.
Ne ağlayıp ne gülecek halim var,
Yürekte yaralar türlü türlüdür.

Pir Sultan Abdal'ım, ben de böyleyim,
Emir Hak'tan geldi, kime ne deyim?
Derdim çoktur, hangi birin söyleyim?
Yürekte yaralar türlü türlüdür.

 

GÖNÜL ARZEDİYOR DOSTA GİTMEYİ

Gönül arzediyor dosta gitmeyi,
Aman Allah yolun pareler beni.
Ölem de kurtulam elin dilinden,
Yuyalar kefene saralar beni.

Bu dünyada hiçbir eyi kalmamış,
Yaralısın ama cerrah gelmemiş.
Elif sevdiğine malum olmamış,
Yakma yar oy diyor yareler beni.

Ben Allahtan gelen gazadan kaçmam,
Sürahi dibinden badeler içmem.
Alem bir yan olsa ben yardan geçmem,
Meğer ahdedeler vuralar beni.

Evleri var Gürcüm damda tevekte,
Yar gele derdime merhemler kata.
Mezarım üstünde bu otlar bite,
Meğer çift koşalar süreler beni.

Pir Sultan Abdalım, can göğe ağmaz,
Haktan emrolmazsa ırahmet yağmaz.
Bu ellerin sözü hiç bana değmez,
İlle dostun gülü yareler beni.

 

GÖNÜL GEL KARARDAN AŞMA

Gönül gel karardan aşma,
Sözüm sana meveddettir.
Gafillen bacadan düşme,
Evvel kapı şeriattır.

Şeriattan edep öğren,
Al bu pendi belin bağlan.
İlmle üstad olur oğlan,
Kimi farz, kimi sünnettir.

Eğer bu sırra erersen,
Dolan kapıdan girersen.
Tarikat farzın sorarsan,
Yedi farz, üçü sünnettir.

Gelin girelim bu babı,
Açılsın aşkın kitabı.
Eğer anlarsan hesabı,
Andan sonra tarikattır.

Tarikat bir oddur yakar,
Kimi ham, kimi has çıkar.
Her aşık bir çakmak çakar,
Çırağın yakan üstatdır.

Tarikatta kamil olan,
İlmi ile amil olan,
Bu yolda mükemmerl olan,
Evvel mertebe hizmettir.

Hizmet erenler yoludur,
Cümle ilmin evvelidir.
Ahdimiz kalu beli'dir,
Bundan dönen kişi mattır.

Kend'özümüze gelelim,
Tarikat nedir bilelim.
Yoklukta sefil olalım,
İbtida yüz iradettir.

İbtida talip olunca,
Düşmana galip olunca,
Dört can bir kalıp olunca,
Menzili bi-nihayettir.

Hakikat genc-i nihandır,
Marifet gevher-i kandır,
Yedi yüz yetmiş mizandır,
Ötesi ilm-i hikmettir.

Mürebbisi Ali gerek,
Dört kapıda eli gerek,
Müsahibin hali gerek,
Zira Ali Muhammet'tir.

Pir Sultan der: Kalu beli,
Dedik ya Murtaza Ali.
Kim kadeh içer kim dolu,
Bu bize bir acep derttir.


GÖNÜL HAVALANIP GÖKTE GEZERKEN

Gönül havalanıp gökte gezerken,
Bana zulüm kanlı zalimden oldu.
Kişinin çektiği dili belası,
Her ne oldu ise dilimden oldu.

Dağlara taşlara lalesin verdi,
Kafire hisarın kal'asın verdi.
Arıya bal verdi belasın verdi,
Arı ağlar bana, balımdan oldu.

Sulağında yad avcılar bulundu,
Arkamızdan tor şahinler salındı.
Ayrılık elinden ciğer delindi,
Ördek ağlar bana, gölümden oldu.

Hayli vakit oldu dostum küseli,
Gönlümüz şaz oldu kadem basalı.
Arkası hırkalı, eli asalı,
Abdal ağlar bana, şalımdan oldu.

Silkini silkini gitme işine,
Hayır eyle yaranına eşine.
Çığrışarak gelir konar başına,
Bülbül ağlar bana, gülümden oldu.

Pir Sultan Abdal'ım Ali'ye yeter,
Ali'ye yeter de el etek tutar.
Her sabah her sabah çığrışır öter,
Turna ağlar bana, telimden oldu.

 

GÖNÜL NE DURURSUN ELDEN GELDİKÇE

Gönül ne durursun elden geldikçe?
Yine bir mürşide varmadan olmaz.
Aman mürvet deyü sen de yüzünü,
Yine bir mürşide varmadan olmaz.

Mürşidini bulur gezen arayı ,
Kırklar arasında bulur çâreyi.
Ne kadar okursan aktan karayı,
Yine bir mürşide varmadan olmaz.

Bu dünyada sen çok yaşlar yaşarsın,
Bilip dört kitabın dersin açarsın.
Her harfine bin bir mânâ verirsin,
Yine bir mürşide varmadan olmaz.

Halil Kâbe yaptı oldu ya delil,
Vardı varan, kaldı varmayan melil.
Muhammet’e rehber oldu Cebrail,
Yine bir mürşide varmadan olmaz.

Pir Sultan’ım, bu durakta dur dedi,
Hazret-i Muhammet Ali er dedi.
Bunu bilmeyenin işi zor dedi,
Yine bir mürşide varmadan olmaz.

 

GÖNÜL NE YATARSIN GAFLET İÇİNDE

Gönül ne yatarsın gaflet içinde?
Doğdu seher vakti, kalk hacet dile.
Özünü zulümden kurtaram dersen,
Doğdu seher vakti, kalk hacet dile.

Evliyalar enbiyalar varisi,
Kalkar hacet diler gece yarısı.
Çığrışır ötüşür arşın horozu,
Doğdu seher vakti, kalk hacet dile.

Evliyalar enbiyalar bilişir,
Müezzinler Allah Allah çığrışır.
Gökte aziz melaikler seğrişir,
Doğdu seher vakti, kalk hacet dile.

Allah'ım cömertsin, cömert ganisin,
Halil gelsin, hulle donu biçilsin.
Rabbim uyumazken sen ne uyursun?
Doğdu seher vakti, kalk hacet dile.

Pir Sultan'ım sevdiğine ağlasın,
Yezitler bağrına kara bağlasın.
Mümin kullar dergahında eğlesin,

Doğdu seher vakti, kalk hacet dile.


GÖZLEYİ GÖZLEYİ GÖZÜM DÖRT OLDU

Gözleyi gözleyi gözüm dört oldu,
Ali'm ne yatarsın günlerin geldi.
Korular kalmadı, kara yurt oldu,
Ali'm ne yatarsın günlerim geldi.

Sancak gele Kazova'ya dikile,
Münafık başına taşlar döküle.
Mümin olanlar da Hakk'a çekile,
Ali'm ne yatarsın günlerin geldi.

Kızılırmak gibi bendinden boşan,
Hama'dan, Mardin'den, Sivas'a döşen.
Düldül eğerlendi, Zülfikar kuşan,
Ali'm ne yatarsın günlerin geldi.

Sene tekmil olduğunu bildiler,
Yezit münafık gömleğin giydiler.
Kasdeyleyib imamlara kıydılar,
Ali'm ne yatarsın günlerin geldi.

Abdal Pir Sultan'ım, bu sözüm haktır,
Vallahi sözümün hatası yoktur.
Şimdiki sofunun yezidi çoktur,
Ali'm ne yatarsın günlerin geldi.

 

GÜNDÜZ HAYALİMDE GECE DÜŞÜMDE

Gündüz hayalimde, gece düşümde,
Her derdime derman İmam Hüseyin.
Yılın on'ki ayın seherlerinde,
Her dertlere derman İmam Hüseyin.

Dividim var kalem tutmaz elimde,
Hakk'ın kelamın okurum dilimde.
Muhammed'in sancağının altında,
Mazlum mazlum duran İmam Hüseyin.

Aşk kitabın Huda bana gönderdi,
Gökten Cebrail de yere indirdi.
Yezitleri cehenneme gönderdi,
İblis çıkmaz ordan İmam Hüseyin.

Hatice rehberi divanda bir yar,
Fatma Ana ağlar hem saçın yolar.
Hak bir terazidir, mizanın kurar,
Şehit donu giyen İmam Hüseyin.

Pir Sultan ne güzel bulmuş yerini,
Ben pirime kurban verdim serimi.
Muaviye oğlu mülcem soyunu,
Sürelim dergahtan İmam Hüseyin.


GÜZEL ÂŞIK CEVRİMİZİ

Güzel âşık cevrimizi,
Çekemezsin demedim mi?
Bu bir rıza lokmasıdır,
Yiyemezsin demedim mi?

Yemeyenler kalır naçar,
Gözlerinden kanlar saçar.
Bu bir demdir, gelir geçer,
Duyamazsın demedim mi?

Bak şu aşıkın haline,
Ne gelse söyler diline.
Can ü başı Hak yoluna,
Koyamazsın demedim mi?

Aşıklar harabat olur,
Hak yanında hürmet bulur.
Muhabbet baldan tatl'olur,
Doyamazsın demedim mi?

Girelim Ali serine,
Çıkalım meydan yerine.
Küfrümüz iman yerine,
Sayamazsın demedim mi?

Dervişlik ulu dernektir,
Görene büyük örnektir.
Yensiz yakasız gömlektir,
Giyemezsin demedim mi?

Pir sultan, Ali şahımız,
Hakk'a ulaşır ahımız.
On'ki imam katarımız,
Uyamazsın demedim mi?

 

GÜZEL AŞIK SANA BİR SUALİM VAR

Güzel aşık sana bir sualim var,
Muhammed Ali'nin gülü nerd'olur?
Zahirde batında bir gerçek ersin,
Tanrı'nın arslanı Ali nerd'olur?

Serim koydum erenlerin yoluna,
Gönüller arzeder Cennet bağına.
Muhabbetin ırmağına, seline,
Uğrayan meleğin yolu nerd'olur?

Yalancı dünyanın varın getiren,
Güvercin donuna girip oturan,
Zemheride gonca güller bitiren,
Hacı Bektaş Veli nerd'oturur?

Yedisi sırdadır, ayandır beşi,
Tedbirle bozulmaz takdirin işi.
Üç yüz altmış altı deryanın başı,
Akan ırmağının seli nerd'olur?

Pir Sultan'ım der ki: Üçler, Yediler,
Erenler kılıcın yola kodular.
Cevap verin müderrisler, kadılar,
Tanrı'mızın arslan kulu nerd'olur?

 

GÜZEL ŞAHIM ÇOK YERLERDEN GÖRÜNÜR

Güzel Şahım çok yerlerden görünür,
Aslı nedir, niye verdin Bağdat'ı?
Şahım birdir, bin bir dona bürünür,
Aslı nedir, niye verdin Bağdat'ı?

Eremedim ben bu sırrın aslına,
Yazık değil mi müminle, müslime?
Getirin Mervan'ı Bağdat üstüne,
Aslı nedir, niye verdin Bağdat'ı?

Yok mu bunda erenlerin yardımı?
Ne çekersin bu cefanın derdini?
Yiğitlere ardır vermek yurdunu,
Ah Hünkar'ım, niye verdin Bağdat'ı?

Geldi Mervan hendekleri doldurdu,
Kırdı Hurmalığı aldı Bağdat'ı.
Çığrışıp geliyor yeşil ördeği,
Aslı nedir, niye verdin Bağdat'ı?

Pir Sultan'ım der ki: Üçler, yediler,
Kırklar da bu demde hazır idiler.
Bağdat'ı, Basra'yı verdi dediler,
Aslı nedir, niye verdin Bağdat'ı?

 

GÜZEL ŞAHTAN BANA BİR DOLU GELDİ

Güzel şahtan bana bir dolu geldi,
Bir sen içi sevdiğim, bir de bana ver.
Kavlim sultan Kızıl Veli'den geldi,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

Payım gelir erenlerin payından,
On İki İmam nesli Ali soyundan.
Selman'ın içtiği üzüm suyundan,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

Beline kuşanmış nurdan bir kemer,
Aşkın dolusunu içenler kanar.
Herkes sevdiğine bir dolu sunar,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

Pir Sultan'ım, hamı hası seçerim,
Hak okurum, aşk kitabın açarım.
Yar elinden ağu gelse içerim,
Bir sen iç sevdiğim, bir de bana ver.

 

GÜZELLER SEMTİNDEN BİZE GEL OLDU

Güzeller semtinden bize gel oldu,
Varamam şu iller yazlanmayınca.
Kalmadı hiç talib ehl-i dil oldu,
Gerçekler bilinmez azlanmayınca.

Yezid'e verildi cevr ile cefa,
Mümine verildi zevk ile sefa,
Bunda inanmazlar, lafınız hava,
Yalan ile gerçek gözlenmeyince.

Ali'yi seversen dilinden koma,
Bek sakla sırrını kimseye deme,
Bu bir sırr-ullahtır beyan eyleme,
Cemiyet kurulup sözlenmeyince.

Ali'yi sevenler gönül düşürür,
Düşürüben aşk kazanın taşırır,
Değme rehber çiğ talib mi pişirir?
Ocaklar yanıp ta közlenmeyince.

Pir Sultan Abdal'ım demek mi olur?
Hercai güzele emek mi olur?
Terbiyesiz, ey can semek mi olur?
Mürşit huzurunda tuzlanmayınca.

 

HACI BEKTAŞ TEKKESİNİN DIŞINDAN

Hacı Bektaş tekkesinin dışından,
Dediler bir suna aştı yalınız.
Ayırmışlar yareninden eşinden,
Dediler bir suna aştı yalınız.

Eşinden ayrıldı Bektaş'a vardı,
Kuru göllerde çok savaşlar kıldı.
Ayrılık haberin Mucur'dan aldı,
Dediler bir suna aştı yalınız.

Geçti m'ola Kızılırmak boyunca?
Çeken bilir ayrılığın doyunca.
Ayırmışlar on'ki imam soyunca,
Dediler bir suna aştı yalınız.

Aştı m'ola Kırlangıc'ın belini?
Avcı rast gelirse yolar telini.
Arzulamış gider dostun ilini,
Dediler bir suna aştı yalınız.

Pir Sultan Abdal'ım, gönlümüz paslı,
Dudu kumru gibi kafeste besli.
Hünkar Hacı Bektaş Veli'dir nesli,
Dediler bir suna aştı yalınız.

 

HAK BİZİ YOKTAN VAR ETTİ

Hak bizi yoktan var etti,
Şükür yoktan vara geldim.
Yedi kat arşa asılı,
Kandildeki nura geldim.

Eyyub ile ten erittim,
Lal-ü mercan gevher tuttum.
Vuslat ile taş arıttım,
Ben bu yolu süre geldim.

Yunus'la ummana daldım,
Kırk gün balık içre kaldım.
Davut'la demirci oldum,
Örse çekiç vura geldim.

Gurbet elinde çatıldım,
Ana rahmine yatıldım.
İbrahim'le od'atıldım,
Gülistanda nara geldim.

Sahabelere uğradım,
Kudret lokmasın doğradım.
Er bir dedim, Hak bir dedim,
Bini saydım, bire geldim.

Bir muazzam büyük şora,
N'istersen bulunur, ara.
Kapısı on iki pare,
İstediğim şara geldim.

İçi altın, dışı gümüş,
Suyu şekerle bal imiş.
Böyle bezesten düzülmüş,
İstediğim yere geldim.

Deniz çaldım asa ile,
Göğe ağdım İsa ile.
Tur dağında Musa ile,
Münacatta dura geldim.

Pir Sultan Abdal coşkuna,
Gel otur gönül köşküne.
On iki imam aşkına,
Ben bu seri vere geldim.

 

HAK İÇİN KENDİNİ KURBAN EYLEYEN

Hak için kendini kurban eyleyen,
Şah-ı Merdan oğlu İmam Hüseyin.
Cümle erenlere ferman eyleyen,
Erenler serdarı İmam Hüseyin.

Muhammet Ali'nin çeşmi çerağı,
Erenler rahının bir gül-i bağı,
Ciğerler paresi gönül durağı,
Gözlerimin nuru İmam Hüseyin.

Ceddi Muhammet'tir atası Ali,
Anası Fatıma cihana veli.
Cümle evliyalar ederler beli,
Evliyalar piri İmam Hüseyin.

Batının sultanı, müminin şahı,
Gayıp aleminin şems ile mahı.
Şah Hüseyn'em deyu ederler ahı,
Matem ile zarı İmam Hüseyin.

Pir Sultan Abdal tut damenin anın,
Düşmanına düşman ol hanedanın.
Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza'nın,
Erenler hünkarı İmam Hüseyin.

 

HAK MUHAMMET ALİ HAYDAR

Hak Muhammet Ali Haydar,
Kılavuzdur çekip gider.
Vilayet madeni cebbar,
Dost zülfüne takıp gider.

Şu aleme ün eylemiş,
Kaşların keman eylemiş,
Güzelliğin şan eylemiş,
Nicelerin yakıp gider.

Bülbül oldum dost bağında,
Öterim yolun sağında.
Bir tıfıl hubluk çağında,
Serhoş serhoş bakıp gider.

Alem hüsnüne bakışır,
Gerdanda benler tokuşur.
Ancak yeşil don yakışır,
Ebruların döküp gider.

Sineme vurdular kanca,
Mahi-taban gülü gonca.
Uzun boylu, beli ince,
Kaşlarını yıkıp gider.

Pir Sultan'ım söyler dilden,
Her ne dersen gelir elden.
Al rengini almış gülden,
Burcu burcu kokup gider.

 

HAK NASİP EYLESE DERGAHA VARSAM

Hak nasip eylese dergâha varsam,
Bir dem divanına dursam ya Ali.
Eğilsem eşiğ'ne, niyaz eylesem,
Yüzüm tabanına sürsem ya Ali.

Yüzüm tabanına sürdüğüm zaman,
Zerrece kalmazdı gönlümde güman.
Ali’m Düldül'üne bindiği zaman,
Önünde Kamber’in olsam ya Ali.

Kamber gibi hizmetine yeldirsen,
Bir dem ağlatırsan, bir dem güldürsen,
Çekip Zülfikar’ın beni öldürsen,
Elim eteğinde kalsam ya Ali.

Çeker miyim eteğinden elimi?
Hak katında kabul ettim ölümü.
Doğru sürsek erenlerin yolunu,
Mümin kullarını sevsem ya Ali.

Mümin olan neresinden bellidir?
Hakkı söyler nefesinden bellidir.
Erenlerin demi gonca güllüdür,
Tomurcuk güllerin dersem ya Ali.

Mümin olan mesalihin yetirse,
Yetirse de Ayn-i Ceme getirse.
Dizini dizime verip otursa,
Doyunca yüzüne baksam ya Ali.

Pir Sultan'ın selamını getirse,
Hak cemini hakikate yetirse.
Dilerim dergâha gelse otursa,
Yakından didarın görsem ya Ali.


HAK PEYİK YOLLAMIŞ SELAM EYLEMİŞ

Hak peyik yollamış, selam eylemiş,
Her sabah her sabah yalvarır kullar.
Onlar da özünü Hakk'a yetirmiş,
Her sabah her sabah yalvarır kullar.

Uymayasın kör şeytanın sözüne,
Dön gidelim Muhammed'in izine.
Kul olanın uyku girmez gözüne,
Her sabah her sabah yalvarır kullar.

Uyuma ki Muhammed'i göresin,
Yaradan Allah'tan kısmet alasın.
Günahlıysan günahsızdan olasın,
Her sabah her sabah yalvarır kullar.

Nuh'u Nebi ile kaldık gemide,
Tabip gerek bu yarama em ede.
Kimi kilisede, kimi camide,
Her sabah her sabah yalvarır kullar.

Pir Sultan Abdal'ım, hayal düş gelir,
Her gün bahar gitmez, bir gün kış gelir.
Yaradan'a yalvarması hoş gelir,
Her sabah her sabah yalvarır kullar.

 

HAK YARATTI MUHAMMED'İ NURUNDAN

Hak yarattı Muhammed'i nurundan,
İnsan olan gelir nura çevrilir.
Çark kurulmuş dolap daim dönende,
Mansur olan gelir dara çevrilir.

Bir sürçmekle at ayağı kesilmez,
Bir suçlu adem oğlanı asılmaz.
Erenler bir yol kurmuştur basılmaz,
Yol ehli kandeyse yola çerilir.

Gümanlı gönülde pir mi eğlenir,
Cennet taşrasında hur'mi eğlenir.
Balsız petekte arı mı eğlenir,
Arı kande ise bala çevrilir.

Erenler evinde kem söz söylenmez,
Cennet derununda huri gizlenmez.
Balsız peteklerde arı eğlenmez,
Arı olan da bahara çevrilir.

Başlı sular daim alçağa akar,
Pervane kendini odlara yakar.
Serçe kande ise aslına çeker,
Bülbül olan gelir güle çevrilir.

Pir Sultan'ım Haydar yatar hastadır,
Elinde gülleri deste destedir.
Ademoğlu bir acayıp nesnedir,
Muhabbeti tatlı dile çevrilir.

 

HAK'TAN İNAYET OLURSA

Hak'tan inayet olursa,
Şah Urum'a gele bir gün.
Gazada bu Zülfikar'ı,
Kâfirlere çala bir gün.

Hep devşire gele iller,
Şah'a köle ola kullar,
Rum'da ağlayan sefiller,
Şad ola da güle bir gün.

Çeke sancağı götüre,
Şah İstanbul'da otura,
Firenk'ten yesir getire,

Horasan'a sala bir gün.

Devşire beyi, paşayı,
Zapteyleye dört köşeyi.
Husrev ede temaşayı,
Ali divan kura bir gün.

Gülü Şah'ın doğdu deyi,
Bol ırahmet yağdı deyi,
Kutlu günler doğdu deyi,
Şu alem şad ola bir gün.

Mehdi Dede'm gelse gerek,
Ali divan kursa gerek,
Haksızları kırsa gerek,
İntikamın ala bir gün.

Pir Sultan’ın işi ahtır,
İntizarım güzel Şah'tır.
Mülk iyesi padişahtır,
Mülke sahip ola bir gün.

 

HAKİKAT BİR GİZLİ SIRDIR

Hakikat bir gizli sırdır,
Açabilirsen gel beri.
Küfr içinde iman vardır,
Seçebilirsen gel beri.

Şüphe getirme gönlüne,
Hak perde çeker önüne.
Dondan bir gömlek eğnine,
Biçebilirsen gel beri.

Ata ana kavim kardaş,
Olduk Hak ehline yoldaş.
Can ile baştan ey kardaş,
Geçebilrsen gel beri.

Pir Sultan'ım ere yettik,
Vardık pir damenin tuttuk.
Biz ağuyu bala kattık,
İçebilirsen gel beri.


HASRETİNLE BENİ HASTA EYLEDİN

Hasretinle beni hasta eyledin,
Halımı sormaya yar sen mi geldin?
Şu garip gönlümün bağı bostanı,
Ayvası turuncu nar sen mi geldin?

Bülbüller ötüyor dostun bağında,
Arzum yarım kaldı göğsün ağında.
Ellerim kelepçe cellat uğrunda,
Kollarım çözmeye car sen mi geldin?

Abdal Pir Sultan’ım, sen seni düşün,
Güzelsin sultanım bulunmaz eşin.
Giyinmiş kuşanmış türlü kumaşın,
Bezenmiş bedestan şar sen mi geldin?

 

HATALAR EYLEDİM NOKSANDIR İŞİM

Hatalar eyledim, noksandır işim,
Tövbe günahıma estağfurullah.
Muhammet Ali'ye bağlıdır başım,
Tövbe günahıma estağfurullah.

Şah Hasan Hüseyin balkır nur ise,
İmam Zeynel sır içinde sır ise,
Özümüzde benlik kibir var ise,
Tövbe günahıma estağfurullah.

Muhammet Bakır'ın izinden çıkmam,
Şah İmam Cafer'den gayrıya bakmam,
Hatıra değip de gönüller yıkmam,
Tövbe günahıma estağfurullah.

Musa-yı Kazım'a daim niyazım,
Ali Irıza'ya bağlıdır özüm.
Eksiklik noksanlık hep kusur bizim,
Tövbe günahıma estağfurullah.

Taki ile Naki benziyor aya,
On'ki İmam kusurlara kalmaya.
Ettiğimiz kötü işler bed-huya,
Tövbe günahıma estağfurullah.

Hasan Askeri'nin gülleri bite,
Mehdi gönlümüzün gamını ata.
Söylenen yalana kova gıybete,
Tövbe günahıma estağfurullah.

Pir Sultan Abdal'ım Bağdat Basıra,
Böyle güne kaldık böyle asıra.
Sen keremkanısın kalma kusura,
Tövbe günahıma estağfurullah.

 

HAYALİ GÖNLÜMDE YADİGAR KALAN

Hayali gönlümde yadigâr kalan,
Allah bir Muhammet Ali'dir Ali.
Darı geç üstünde namazın kılan,
Allah bir Muhammet Ali'dir Ali.

Ali'dir cümle dillerde söylenen,
Kispetini krallardan bürünen,
Cebrail'e nur içinde görünen,
Allah bir Muhammet Ali'dir Ali.

Aslan olup yol üstünde oturan,
Selman'a destinde nergis getiren,
Kendi cenazesin kendi götüren,
Allah bir Muhammet Ali'dir Ali.

Yer gök arasına nizamlar kuran,
Ak kağıt üstüne yazılar yazan,
Engür şerbetini Kırklar'a ezen,
Allah bir Muhammet Ali'dir Ali.

Terkisine Muaviye bindiren,
Hamza Pehlivan'a deve gönderen,
Yezit'in gözüne perde indiren,
Allah bir Muhammet Ali'dir Ali.

Pir Sultan'ım der ki: Ummana dalan,
Yezit'in kalbini gümana salan,
Bin saatlik yolu kuşlukta alan,
Allah bir Muhammet Ali'dir Ali.


HAZRET-İ ALİ'NİN DEVRİ YÜRÜYE

Hazret-i Ali'nin devri yürüye,
Ali kim olduğu bilinmelidir.
Alay alay gelen gaziler ile,
İmamlar'ın öcü alınmalıdır.

Kendini teslim et bu Serçeşme'ye,
Er odur ki yarın senden şaşmaya.
Bin gaziye bir münafık düşmeye,
Din aşkına kılıç çalınmalıdır.

Yeryüzünde kızıl taçlar bürüye,
Münafık olanın bağrı eriye.
Sahib-i zamanın emri yürüye,
Mehdi kim olduğu bilinmelidir.

Çağırırlar filan oğlu filana,
Ne itibar yezit kavli yalana.
Kılıcı Arş'tadır doğru gelene.
Ya ser verip ya ser alınmalıdır.

Pir Sultan'ım eydür: Ey Dede Dehman,
Kendini çevret de ondan gel heman.
İstanbul şehrinde ol Sahib-i zaman,
Tac-ü Devlet ile sallanmalıdır.


HAZRET-İ ŞAH'IN AVAZI

Hazret-i Şah'ın avazı,
Turna derler bir kuştadır.
Asası Nil deryasında,
Hırkası bir derviştedir.

Nil deryası umman oldu,
Sarardı gül benzim soldu.
Bakışı arslanda kaldı,
Darbı dahi bir koçtadır.

Ali'm bilmezdi benliği,
Dilde tutmazdı kinliği.
Zülfikar'ın keskinliği,
Zerrecesi kılıçtadır.

Özen güzel Ali'm özen,
Var kendine bir yar kazan.
Hayrını şerrini yazan,
Sağ yanında feriştedir.

Nerde Pir Sultan'ım nerde?
Özümüz asılı darda.
Yemen'den öte bir yerde,
Dahi Düldül savaştadır.

 

HER NE CEVREYLESEN ÜSTÜME ALMAM

Her ne cevreylesen üstüme almam,
Bana şirin gelir dillerin dostum.
Hercai olana meylimi vermem,
Kış ola tutula yolların dostum.

Meyil vermem müraiye şaşkına,
Özün yetir bir kamile pişkine.
Ali'yi seversen pirin aşkına,
Gel dola boynuma kolların dostum.

Ağyar olan ayıbını bildirir,
Sağ yar olan Hak mizanın buldurur.
Engel girmiş gonca gülün yoldurur,
Dök zülfün yüzüne tellerin dostum.

Umarım onmasın benden ayıran,
Bağa nadan girmiş sevdiğim uyan.
Kula dulda ise Allah'a ayan,
Senden ayrılalı ağlarım dostum.

Abdal Pir Sultan'ım, gülüm yolmuşlar,
Şu benim yarime nice kıymışlar.
Umarım dünyaya malın vermişler,
Sensiz şu dünyayı n'eylerim dostum.

 

HER SABAH HER SABAH ANKA-YI DEVRAN

Her sabah her sabah anka-yı devran,
Ne hub dertli dertli ötersin bülbül.
Gafildim de bir taş çıktı elimden,
Va'den tekmil imiş yatarsın bülbül.

Yumurtadan çoğ imiş zaydır emeğin,
Sana Hak'tan geldi budur dileğim.
Emir Hakk'ın emri taşı n'eyleyim?
Va'den tekmil imiş yatarsın bülbül.

Sana senden oldu, hiç benden bilme,
Bir taş değme ile düşüp de ölme.
Sefil Pir Sultan kusuruna kalma,
Va'den tekmil imiş yatarsın bülbül.

 

HER SABAH HER SABAH YÜZÜME GÜLME

Her sabah her sabah yüzüme gülme,
Kalbinde Hakk'ın yok dilinden gayrı.
Adet eylemişsin dara durmayı,
Alnında günah çok terinden gayrı.

Dil ile her yola varmak istersin,
Varıp o dil ile geri dönmezsin.
Hak cemine varıp Hakk'ı görmezsin,
Karşında kız ile gelinden gayri.

Kız, geline bakan sofu değildir,
Kalbinin ecesi safi değildir.
Gelme sen Hak ceme yeri değildir,
Gelsen de yerin yok külhandan gayrı.

Derde düş oluben derman ararsın,
Nereden gelip de nere gidersin?
Her geldikçe sen yüzüme gülersin,
Gerçeğin görmedim yalandan gayri.

Pir Sultan Abdal'ım hakkına bakar,
Kamil olan çatlar gönlümü yıkar.
Kötünün kokusu komşuya sızar,
Gelse hayrın görmez şerinden gayrı.

 

HEY ERENLER BİR HAYALE UĞRADIM

Hey erenler bir hayale uğradım,
Gafilim bu yere geldim bu gece.
Garip düştüm kimse bilmez halimden,
Kadir Mevla'm eyle yardım bu gece.

Katar katar zibalar, sen ben güzel,
Yaran güzel, sohbet güzel, cem güzel.
Doldur doldur doluları sun güzel,
Sanırım Kadir'e erdim bu gece.

Bülbül gibi şakır m'ola dilleri?
Sema döner kadeh tutan elleri.
Firdevs bahçesinde gonca gülleri,
Aklıma geldi de derdim bu gece.

Pir Sultan'ım faş eylemez bu sırrı,
Etrafımız almış ihlasla peri.
Huri midir, melek midir her biri?
Sanırım cennete girdim bu gece.


HIZIR PAŞA BİZİ BERDAR ETMEDEN

Hızır paşa bizi berdar etmeden,
Açılın kapılar şaha gidelim.
Siyaset günleri gelip yetmeden,
Açılın kapılar şaha gidelim.

Gönül çıkmak ister şahın köşküne,
Can boyanmak ister Ali müşküne.
Pirim Ali on'ki imam aşkına,
Açılın kapılar şaha gidelim.

Her nereye gitsem, yolum dumandır,
Bizi böyle kılan ahd-ü amandır.
Zincir boynum sıktı hayli zamandır,
Açılın kapılar şaha gidelim.

Yaz selleri gibi akar çağlarım,
Hançer aldım, ciğerciğim dağlarım.
Garip kaldım, şu arada ağlarım,
Açılın kapılar şaha gidelim.

Ilgın ılgın eser seher yelleri,
Yare selam eylen urum erleri.
Bize peyik geldi şah bülbülleri,
Açılın kapılar şaha gidelim.

Bir taze sevgidir, yeni beğendim,
Anam, atam yoktur vere öğüdüm.
Kıyman beyler kıyman, ben genç yiğidim,
Açılın kapılar şaha gidelim.

Pir Sultan'ım eydür: Mürvetli şahım,
Yaram baş verdi, sızlar ciğergahım.
Arşa direk direk olmuştur ahım,
Açılın kapılar şaha gidelim.


HIZIR PAŞA BİZİ BERDAR EYLEDİ

Hızır Paşa bizi berdar eyledi,
Kesti kollarımı, kızak bağladı.
İşiten muhipler hep kan ağladı,
Açılın zindanlar pire gidelim.

Kalenin kapısı taştan, demirden,
Yanlarım çürüdü yaştan, yağmurdan.
Bir kimsem de yok ki, dellal çağırtam,
Açılın zindanlar pire gidelim.

Kalenin kapısı taştan çıkılmaz,
Penceresi yüce şaha bakılmaz.
Bir ben ölmeyinen cihan yıkılmaz,
Açılın zindanlar pire gidelim.

Çıkarım bakarım kale başına,
Mümin müslim olan gider işine.
Bir ben mi düşmüşüm can telaşına?
Açılın zindanlar pire gidelim.

İlimi sorarsan köyümdür Banaz,
Yakılsın yıkılsın ol kanlı Sivas.
Bir ben ölmeyinen cihan yıkılmaz,
Açılın zindanlar pire gidelim.

Pir Sultan Abdal'ım, hey Hızır Paşa,
Yazılanlar gelir sağ olan başa.
Hasret koydun beni kavim kardaşa,
Açılın zindanlar pire gidelim.

 

HIZIR PAŞA GİBİ ZALİM VAR İSE

Hızır Paşa gibi zalim var ise,
Ne yapayım benim de bir ahım var.
Senin tuğlu padişahın var ise,
Benim arkam kalem bir Allah'ım var.

Şol icra Tanrı'sız yatmaz uyumaz,
Kimsenin hakkını kimseye komaz.
Hünkar sağır olmuş, ünümü duymaz,
Masumlar boğdurur padişahım var.

Gönül verdim ikrar verdim Haydar'a,
Geçmem beni etseler pare pare.
Irafızı diye çektiler dara,
Acep benim bunda ne günahım var?

Pir Sultan Abdal'ım yed-ullahımız,
Batına hükmeder padişahımız.
Sahip çıkar miskin kul'Allah'ımız,
Şefaat edecek güzel Şah'ım var.

 

HİÇ BİLMEDİM SABAHTA SARI NEDEN

Hiç bilmedim sabahta sarı neden,
Gelip şu iklime girip anneden.
Şu kalbimin masum olduğu neden,
Bilemedim eksik halim kusurum.

Bahçede açılmış gülleri derem,
Çok badeler içtim gönül coşuram,
Değilim kazancı çiğler pişirem,
Bilemedim eksik halim kusurum.

Defterine kalem salıp gelenler,
Pirine arz edip yolun sürenler,
Pişmiş her kaplardan kısmet alanlar,
Bilemedim eksik halim kusurum.

Pir Sultan'ım, niyet eden gitmeye,
Kim can u gönülden hizmet etmeye,
Hak erenlerine gönül katmaya,
Bilemedim eksik halim kusurum.

 

HOCAM BANA İLİMLERİ SORARSA

Hocam bana ilimleri sorarsa,
Hak Muhammed Ali derdim okurum.
Kur’an’ın kilidi İhlâs-ı şerif,
Hasan u Hüseyn’i sevdim okurum.

Pirim Hacı Bektaş Zeyn-el’Abâ’ya,
Gündüzün güneşin gecedir aya.
Bunda bir gün doğar yoksula baya,
Anın divanına durdum okurum.

Ali’dir virt olan cümle erlere,
Muhammet Bâkır’dan İmam Cafer’e.
Hazret-i Hızır gibi gerçek ere,
Anın divanında durdum okurum.

Gönül bir deryâdır dolar eksilmez,
Değme bir gönüle güher konulmaz.
Bu bir gizli sırdır kimseler bilmez,
Musâ-yı Kâzım’ı sevdim okurum.

İmam-ı Rıza’dan müşkülüm kandı,
Muhammet Takî’den Nakî’ye vardı.
Hocam bana ilim dedi uyardı,
Sabahın seyrinde virdim okurum.

Hasan-ül-Askerî Mehdî çıkınca,
İsâ Peygamber’i vezir dikince,
Doksan bin er Horasan’dan kopunca,
On İki İmam’a yardım okurum.

Pir Sultan’ım, Hak Muhammet Ali’den,
Tâ ikrârım vardır Kalû Beli’den.
Şefaat umarım güzel Veli’den,
Muhammet Ali’yi sevdim okurum.

 

HORASAN'DAN KALKTI SÖKÜN EYLEDİ

Horasan'dan kalktı sökün eyledi,
Elestü deminin yeli geliyor.
Urum abdalları akın eyledi,
Boşandı Kevser'in suyu geliyor.

Geldi Cebrail’e buyurdu name,
Yazdılar yayıldı Urum’a, Şam’a.
Yanınca pir geldi Bektaş Urum’a,
Şu kavn-i mekana dolu geliyor.

Urum abdalları indirdi başın,
Yürütü Urum’un kayasın taşın,
Dediler Ali’dir bildiler neslin,
Tanrının aslanı Ali geliyor.

Urum erenlerin arttı firakı,
Dikildi arş-ı alanın direği.
Yayıldı sofrası, yandı çerağı,
Hakk’ın da bir kudret eli geliyor.

Buna şahit yerin göğün meleği,
Kabul oldu müminlerin dileği.
Kadıncık Ana’nın duydu kulağı,
Pîrim Hacı Bektaş Veli geliyor.

Pîrim Sultan’ım hile katmaz aşına,
Yol ehlini karıştırmaz işine.
Cihanı cem eyledi hep başına,
Tanrının aslanı Ali geliyor.

 

HÛ ERENLER BİR MÜŞKÜLÜM VAR BENİM

Hû erenler bir müşkülüm var benim,
Server Muhammed'in nuru nerdedir?
Aşka düştüm gece gündüz yanarım,
Muhammed Ali’nin nuru nerdedir?

Serim verdim erenlerin yoluna,
Gönül arzu çeker cennet bağına.
Ol Muhammed Mustafa'nın nuruna,
Uğrayan mürurun yolu nerdedir?

Yedisi sırdadır, ayandır beşi,
Allah'a malumdur her kulun işi.
Üç yüz altmış altı deryanın başı,
Akan ırmakların gölü nerdedir?

Yalancı dünyanın varın getiren,
Zemheride gonca gülün bitiren,
Güvercin donuna girmiş oturan,
Hünkar Hacı Bektaş Veli nerdedir?

Pir Sultan'ım eydür: Üçler, Yediler,
Yolun kılıncını yolda kodular.
Dil verip de şöyle kılınç dediler,
On iki İmam'ın yolu nerdedir?


HÜ DEDEM ÇAĞIRDIM GERÇEK ERLERE

Hü dedem çağırdım gerçek erlere,
Pirim var n'eyleyim dünya malını?
Çünkü varacağım kara yerlerdir,
Ölüm var n'eyleyim dünya malını?

Hazreti Ali'yi gördüm batında,
Zülfikar elinde, Düldül altında.
Erenler yanında pirler katında,
Malım var n'eyleyim dünya malını?

Gönlümü gönderdim dünya dolaşa,
Gökten kısmet yağıp kullar üleşe.
Pirim Ali ile Hakk'a ulaşa,
Ali'm var n'eyleyim dünya malını?

Gönlümü gönderdim neye erecek?
Gönül ile güzel Hakk'ı bulacak.
Hakk'ın divanına doğru varacak,
Yolum var n'eyleyim dünya malını?

Pir Sultan Abdal'ım, biçare fakir,
Mümin bahçesinde bülbüller şakır.
Muhammet Ali'nin alnında balkır,
Nurum var n'eyleyim dünya malını?

 

HÜ DİYELİM GERÇEKLERİN DEMİNE

Hü diyelim gerçeklerin demine,
Gerçekierin demi nurdan sayılır.
On'ki imam katarına düzülen,
Muhammet Ali'ye yardan sayılır.

İhlas ile gelen bu yoldan dönmez,
İkilikten geçip birliğe ermez.
Eri Hak görmeyen Hakk'ı hiç görmez,
Gözü bakar amma körden sayılır.

Bir talip ki ikrarında durursa,
Çerağ gibi yanıp yağı erirse,
Eksikliğin kendisinde görürse,
O da erdir gerçek erden sayılır.

Üç gün imiş şu dünyanın safası,
Safasından artık imiş cefası.
Gerçek erenlerin nutku nefesi,
Biri kırktır kırkı birden sayılır.

Pir Sultan Abdal'ım Bağdat'tır vatan,
İkilikten geçip birliğe yeten,
Erenler yoluna kıl ü kal satan,
Yolun dikenidir hardan sayılır.

 

ILGIT ILGIT ESEN SEHER YELLERİ -1-

Ilgıt ılgıt esen seher yelleri,
Doğru gelir doğru gider mi yar yar?
Hak'kın emri ile çürüyen canlar,
Bin yıl yerde yatsa çürür mü yar yar?

Pazarlık mı olur adil dükkanda?
Meyl-i muhabbetim kaldı yar sende.
Bu divan olmazsa ulu divanda,
Dost benim sualim verir mi yar yar?

Bahçe de açılmış yar gonca güller,
Gülün figanından sefil bülbüller.
Aşıktan maşuğa sarılan kollar,
Bin yıl yerde yatsa çürür mü yar yar?

Abdal Pir Sultan'ım, kalbi zar olan,
Döner mi sözünden gerçek yar olan?
Senin gibi aht-ı sadık yar olan,
Verdiği ikrardan döner mi yar yar?

 

ILGIT ILGIT ESEN SEHER YELLERİ -2-

Ilgıt ılgıt esen seher yelleri,
Yare selam edin Urum erleri.
Bize peyik geldi şah bülbülleri,
Açılın kapılar şaha gidelim.

Uzaktır yolumuz pastır gümandır,
Bizi böyle kılan ahdü zamandır.
Zincir boynum sıktı, halim yamandır,
Açılın kapılar şaha gidelim.

Gönül çıkmak ister Şah'ın köşküne,
Can boyanmak ister Ali müşküne.
Pirim Ali on'ki imam aşkına,
Açılın kapılar şaha gidelim.

Söyle Pir Sultan'ın yanıp tütüyor,
Aşk hançeri ol sineme batıyor.
Deli gönlüm dosta gülbank çekiyor,
Açılın kapılar şaha gidelim.

 

İKİ NOKTA ÜÇ HURUFUN SAHİBİ

İki nokta üç hurufun sahibi,
Ali'dir ki Şah-ı Merdan Ali'dir.
Küfrü iman edip terkeden habı,
Ali’dir ki Şah-ı Merdan Ali’dir.

Yer yoğuken, gök yoğuken var olan,
Ars yüzünde kandildeki nur olan,
Gahi merkez olup gahi yer olan,
Ali’dir ki Şah-ı Merdan Ali’dir.

Al kırmızı giyip küffarı kıran,
Tutup ejderhanın etrafın dolan,
Kavaslık eyleyip muhiti bulan,
Ali’dir ki Şah-ı Merdan Ali’dir

Yolda muhammed'in hatemin alan,
Peygamber vasisi musahip yaran,
Teri katre ile zirame eren,
Ali’dir ki Şah-ı Merdan Ali’dir,

İbrahim’e Davut Musa’ya asa,
Beyli handan olup ejderha ise,
Keşişi dirildip giren atese,
Ali’dir ki Şah-ı Merdan Ali’dir

Car mel’unun gördügünü seyreden,
Magripten top atıp maşrıktan tutan,
On sekiz bin alemleri var eden,
Ali’dir ki Şah-ı Merdan Ali’dir.

Pir Sultan'ın derdine derman kılan,
Cümleyi mestedip sevdaya salan,
Küfe'de kafirin şarını alan,
Ali'dir ki Şah-ı Merdan Ali'dir.

 

İKİ TURNAM GELİR BAĞDAT ELİNDEN

İki turnam gelir Bağdat elinden,
Gül alır gül verir kendi elinden,
Aşığın verdiğin koymaz dilinden,
İnip gider turnam dost diye diye.

İki turnam gelir birisi yavru,
Yavrunun kanadı sepirdek benli.
Yönünü döndürmüş ol Hak'ka doğru,
İnip gider turnam dost diye diye.

Pir Sultan Abdal'ım, eylemeyelim,
Aşığın verdiğin söylemeyelim.
Ko gitsin turnalar eylemeyelim,
İnip gider turnam dost diye diye.

 

İKRAR VERDİM BU İKRARI GÜDERİM

İkrar verdim bu ikrarı güderim,
İkrarımdan dönmem yolun ucundan.
Eksikliğim bilip yoldan kalmadım,
Tarikim ararım dinin ucundan.

Gelin seyredelim bad-ı sabaha,
Yerle gök bend olmuş şemsinen maha.
Üç bölük turnam çıkmış seyrangaha,
Ayrılmam katardan telin ucundan.

Üstümüzde bir nur doğdu dolunmaz,
Her kula bir sevda vermiş bilinmez.
Ya Ali bu dünya sensiz olunmaz,
Çok emek sarfettim la'lin ucundan.

Yaz gününün suyu bulanık akar,
Kişi sevdiğine böyle mi bakar?
Yaz bahar eyyamı bülbül yas çeker,
Harına dağlattım gülün ucundan.

Pir Sultan Abdal'ım Muhammet Ali,
Yardımcımız olsun ol Hızır Nebi.
Görmeyeli seni del'oldum deli,
Halini sormazam ilin ucundan.

 

İLK YAZIN GELDİĞİ NEDEN BELL'OLUR

İlk yazın geldiği neden bell'olur?
Gülşeninde öten bülbül daldadır.
Eyyüb'ün teninde iki kurt kaldı,
Biri ipek yapar, biri baldadır.

Kişinin çektiği hayırdan şerden,
İmam-ı Zeynel'e vurdular nişan.
Tanrı ile bin bir kelam konuşan,
Ali Medine'de, Musa Tur'dadır.

Şeriat kapısın Muhammet açtı,
Tarikat kapısın ol Ali seçti.
Dünyadan nice bin evliya göçtü,
Onlar da gözetir, Mehdi yoldadır.

Pir Sultan Abdal'ım, ölürüm deme,
Kıl beş vakit namaz, kazaya koma.
Sakın bu dünyada kalırım sanma,
Tenim teneşirde, özüm saldadır.

 

İNDİM KOÇ BABAYI TAVAF EYLEDİM

İndim Koç Babayı tavaf eyledim,
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar.
Mübarek cemalin seyran eyledim,
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar.

Biri beyaz idi biri kırmızı,
Onlar da seçerdi baharı yazı.
Aynen Zülfikar'a benzer boynuzu,
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar.

Alnının ortası yazılı Kur'an,
Hiç mahrum mu kalır cemalin gören.
Yarın mahşer günü şefaat uman,
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar.

Yağmur yağar çiselenir izleri,
Elham suresine benzer gözleri.
Ay ile gün gibi parlar yüzleri,
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar.

Pir Sultan'ım biz çekelim yasları,
Dört kitapta beyan oldu sesleri.
Aşıklar da söyler bu nefesleri,
Bugün yaylımdadır geliyor koçlar.


İNDİRDİLER KİSVETİNİ BAŞINDAN

İndirdiler kisvetini başından,
Soyuyorlar Şahı Merdan Ali'yi.
Çıkardılar teneşirin üstüne,
Yuyuyorlar Şahı Merdan Ali'yi.

Fatma Ana ağlar şol yaşın yaşın,
Dinleyin düldülün şu kişneyişin.
Hasan'la Hüseyin kıblaya karşın,
Yolladılar Şahı Merdan Ali'yi.

Mürekkebi zemzem ile ezdiler,
Üstbaşına mim duasın yazdılar.
Kuburunda akdeveye yazdılar,
Yolladılar Şahı Merdan Ali'yi.

Kasdettiler imamların soyuna,
Ağu kondu imam Hasan payına.
Kefenini ab-ı zemzem suyuna,
Bandırdılar Şahı Merdan Ali'yi.

Pir Sultan Abdal'ım, bu havayınan,
Arşa direk dikti bu duayınan.
Kamber'in yettiği ak deveyinen,
Gönderdiler Şahı Merdan Ali'yi.

 

İSA PEYGAMBERE HAKK'I BUYURDU

İsa Peygamber'e Hakk'ı buyurdu,
Mürşide teslim ol yolda kalırsın.
Cebrail Ahmet önünce yürüdü,
Mürşide teslim ol yolda kalırsın.

Tabii ol nutku Kuran'da bula,
Mürşit gelip bizim kalbimiz yuya.
Öğüt dinlemezsen kalırsın yaya,
Mürşide teslim ol yolda kalırsın.

İlm-i zahirin menzili cennettir,
Dolaşık bir yoldur gayet zahmettir.
Pir Sultan'ım senin yolun vuslattır,
Mürşide teslim ol yolda kalırsın.

 

İSM-İ AZAM DUASIDIR

İsm-i azam duasıdır,
Hergiz usanılmaz imiş.
Uçtu bülbül kafesinden,
Göçen canlar dönmez imiş.

Alay göçmüş yurd'uğradım,
Bir acıkmış kurd'uğradım.
Bir acayip derd'uğradım,
Çekmeyenler bilmez imiş.

Ezelidir gönül ezel,
Olur bahçelerde gazel.
Gel ahımı alma güzel,
Bir ah yerde kalmaz imiş.

Cevrilüben konan iller,
Yaylamızdır Çamlıbel'ler.
Bülbülün arzusu güller,
Hüb açılan solmaz imiş.

Pir Sultan'ım Emirzade,
Gel sırrını verme yade.
Gaziler fani dünyada,
Pir ağlatan gülmez imiş.

 

İŞİTİP AVAZIN BEN DE VARAYIM

İşitip avazın ben de varayım,
Eylen uçup gitme konadur bülbül.
Senin aşkın benim kalbim evini,
Vücudum şehrini donadur bülbül.

Bülbülün donları sarı gazelden,
Gözünün sürmesi yeğdir ezelden.
Bülbül güle aşık olmuş ezelden,
Hardan mı gülden mi yanadır bülbül?

Sultan ider irahmetli kuluna,
Tabip gerek derde derman bulana.
Benlik ile konma gülün dalına,
Harı var, pençeni kanadır bülbül.

Pir Sultan dilinden gevherler saçar,
Her kişi boyunca libasın biçer.
Geçer bu güzellik eyyamı geçer,
Bu dünyanın sonu fenadır bülbül.

 

KADİR ALLAH KULA İHSAN EDERKEN

Kadir Allah kula ihsan ederken,
İner ibadetin eder sabahtan.
Eğer nefse uyup yoldan çıkarsan,
Cenneten bir koku gelir sabahtan.

Cennet ortasında iki gül bitti,
Kondu da dalına bülbüller öttü.
Hakk’ın rahmetleri dünyayı tuttu,
Sicim sicim yağmur yağar sabahtan.

Kaş arasında mürekkep ezildi,
Can dediğin kuştur, tenden üzüldü.
Herkesin kaderi Levh'te yazıldı,
Kimi güler, kimi ağlar sabahtan.

Kadir Allah bilir yoksulu, bayı,
Gecelere vermiş yıldızla ayı.
Türap değil mi insanın hamuru?
İner aylar, günler doğar sabahtan.

Pir Sultan'ım, ismin aldım kaleme,
Biz de razı olduk Hak'tan gelene.
Gösteren değil mi cümle aleme?
Cümlenin muradın verir sabahtan.

 

KAHPE FELEK SANA N'ETTİM N'EYLEDİM -1-

Kahpe felek sana n'ettim n'eyledim,
Aksine dönderdin çarh-ı devranı.
Hani n'oldu esk'adalet, eski gün?
Perişan eyledin cümle cihanı.

Sultan Süleyman'ın katında iken,
Ol dest-i pakinin zatında iken,
Her kuş kanadının altında iken,
Sarı gebe telef etti şahanı.

Dayanılmaz aşıkların derdine,
Akıl yetmez ezberine virdine.
Nakes konmak ister cömert yurduna,
Tilki kovdu ülkesinden arslanı.

Anca bu yaraya dayandı Eyüp,
Huda'nın cefasın safaya sayıp.
Cahiller kamile sen bilmen deyip,

Onun için kaybettiler irfanı.

Pir Sultan'ım, niye geldin cihana?
Kusur senin imiş, etme bahane.
Evvel kullar yalvarırdı sultana,
Şimdi minnetc'ettin kula sultanı.


KAHPE FELEK SANA N'ETTİM, N'EYLEDİM -2-

Kahpe felek sana n'ettim, n'eyledim?
Attın gurbet ile taşımı felek.
İbtida gülmeyen sonra güler mi?
Akıttın gözümden yaşımı felek.

Ben feleği gördüm elde var iken,
Başım alam gidem derdim er iken.
Kol kanat bağladım ucam der iken,
Kırdın kanadımı kolumu felek.

Bak'a şu feleğin işine bak'a,
Götürün gömleği istemem yaka.
Yönünü döndürmüş geliyor Hakk'a,
Sen melamet ettin işimi felek.

Pir Sultan Abdal'ım, olmuşum hazer,
Yârinden ayrılan dünyadan bezer.
Ellere baktım ki; salınıp gezer,
Hemen bana ettin zulumu felek.


KALBİ KARA KALLAŞ SOFİ

Kalbi kara kallaş sofi,
Şu cihana gelse gerek.
Adı Helal Zade konmuş,
Helal haram yese gerek.

Helal haram yiyen kişi,
Hakk'ınan yoktur bir işi.
Oturmuş da sallar başı,
Zikrullahım dese gerek.

Görmez amma gönül katar,
Çıkmaz yataklarda yatar.
Ödünç alır, ödünç satar,
Karı ziyan olsa gerek.

Hem pirinden gülbank alır,
Nasihata kulak urur.
Nefis için mihman olur,
Ben hacıyım dese gerek.

Pir Sultan'ım varmayanlar,
Pir cemalin görmeyenler,
Bir ikrara durmayanlar,
İmansızca ölse gerek.

 

KALKTI HAVALANDI GÖNÜLÜN KUŞU

Kalktı havalandı gönülün kuşu,
Uçmayınca gönül yardan ayrılmaz.
Suyum ısıtsalar, tenim yusalar,
Yunmayınca gönül yardan ayrılmaz.

Ustalar getirin tabutum çatsın,
Terziler getirin kefenim biçsin.
Ak göğsüm üstünde çimenler bitsin,
Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz.

Düşünce hey deli gönül düşüne,
Değirmenler döner çeşmim yaşına.
Cenazemi musallanın taşına,
Koymayınca gönül yardan ayrılmaz.

Sana derim sana ey adem ata,
Daha yol mu gider buradan öte?
Eyersiz yularsız ağaçtan ata,
Binmeyince gönül yardan ayrılmaz.

Pir Sultan Abdal'ım, canım cezada,
Bir candan yarim yok yolum gözede.
Ecel şerbetinden bir tas bize de,
Vermeyince gönül yardan ayrılmaz.


KANBER KAFADAN GÜDERDİ DEVESİN

Kanber kafadan güderdi devesin,
Bindirdiler Şahı Merdan Ali'yi.
Dünyadan ahrete gitti kısmeti,
Yolladılar Şahı Merdan Ali'yi.

Kanber akıttı gözlerinin yaşın,
İşittiler Düldül'ün kişneyişin.
Kıbleye karşı Şah Hesyn'in başın,
Döndürdüler Şahı Merdan Ali'yi.

Ağu kattılar Hasan'ın payına,
Yezit kasdeyledi İmam soyuna.
Kefenini Ab-ı Zemzem suyuna,
Bandırdılar Şahı Merdan Ali'yi.

Ölüsün korkusu gelir erlere,
Gönüllerden rahmet yağar yerlere.
Hurma ağacından tabut dülgere,
Yondurdular Şahı Merdan Ali'yi.

Pir Sultan'ım, Adem gelir Havva ilen,
Gökten rahmetler yağar dua ilen.
Necef deryasına beyaz deve ilen,
Yolladılar Şahı Merdan Ali'yi.

 

KARGA KONSA GÜLÜSTANA

Karga konsa gülistana,
Gülün kadrini ne bilir.
Kendi kadrini bilmeyen,
Elin kadrini ne bilir.

Hal olunca örgüm işler,
Yollara bezirgan işler.
Karada yayılan kuşlar,
Gölün kadrini ne bilir.

Sofra kıyısın bükmeyen,
Meydana ekmek dökmeyen.
Hakk'ın korkusun çekmeyen,
Kulun kadrini ne bilir.

Koyun kuzudur meleyen,
Yapışacak dal olmasa.
Pir Sultan Abdal olmasa,
Şalın kadrini ne bilir.

 

KARŞI KARŞI KARLI DAĞLAR

Karşı karşı karlı dağlar,
İndi Şah'a secd'eyledi.
Mülk iyesi ulu beyler,
İndi Şah'a secd'eyledi.

Benim istediğim kendi,
Gerçekler ikrara kandı.
Muhammet Mirac'a indi,
İndi Şah'a secd'eyledi.

Benim istediğim asıl,
Canım kurban Şah'a beşir.
Şehcivan'da Hasan Mansur,
İndi Şah'a secd'eyledi.

Yer yüzünde biten otlar,
Cana kıyar koçyiğitler.
Ela gözlü arap atlar,
İndi Şah'a secd'eyledi.

Pir Sultan'ım oldu tamam,
İşte geldi sahip-zaman.
Dahi indi on'ki imam,
İndi Şah'a secd'eyledi.

 

KARŞIDAN GÖRÜNEN NE GÜZEL YAYLA

Karşıdan görünen ne güzel yayla,
Bir dem süremedin, giderim böyle.
Ala gözlü pirim sen himmet eyle,
Ben de bu yayladan şaha giderim.

Eğer göverüben bostan olursam,
Şu halkın diline destan olursam,
Kara toprak senden üstün olursam,
Ben de bu yayladan şaha giderim.

Bir bölük turnaya sökün dediler,
Yürekteki derdi dökün dediler.
Yayladan ötesi yakın dediler,
Ben de bu yayladan şaha giderim.

Dost elinden dolu içmiş deliyim,
Üstü kan köpüklü meşe seliyim.
Ben bir yol oğluyum, yol sefiliyim,
Ben de bu yayladan şaha giderim.

Alınmış abdestim aldırırlarsa,
Kılınmış namazın kıldırırlarsa,
Sizde şah diyeni öldürürlerse,
Ben de bu yayladan şaha giderim.

Pir Sultan Abdal´ım, dünya durulmaz,
Gitti giden ömür, geri dönülmez.
Gözlerim de şah yolundan ayrılmaz,
Ben de bu yayladan şaha giderim.

 

KATİPLER OTURMUŞ DERDİMİ YAZAR

Katipler oturmuş derdimi yazar,
Dem bir gelir geçer devran eylenmez.
Felek vurdu, yıktı burç hisarını,
Yel eser savurur harman eylenmez.

Bu dünya dediğin bir sınık yaydır,
Evveli toy düğün, ahiri vaydır.
Dört kapılı ulu hoş bir saraydır,
Konan göçer imiş, kalan eylenmez.

Yüreğimde vardır aşk ile yara,
Varayım tabibe bulayım çare.
Fırsat elde iken gel uy katara,
Senin için yolda kervan eylenmez.

Abdal Pir Sultan'ım, keremler kani,
Nereden geliyor canımın canı?
Sensin bu gönlümün şahı sultanı,
Sensiz bu cesette bu can eylenmez.

 

KAYNAT MUHABBETİN KAZANIN KAYNAT

Kaynat muhabbetin kazanın kaynat,
Bir nasihat eyle dostlara dinlet.
Gevher deryasında gevher al da sat,
Azizim sultanım sen safa geldin.

Sohbette hezaran muhabbet açar,
Mümin kullarına Hak rahmet saçar.
Yari olan yarinden bile geçer,
Azizim sultanım sen safa geldin.

Yari olan arar yarini bulur,
Eser bad-ı saba gönlüm de farır.
Yükün katerlenmiş Nevruz'dan gelir,
Azizim sultanım sen safa geldin.

Abdal olan giyer hırkayı şalı,
Yar için çekeriz ah ile zarı.
Er irfan ceminde süreriz demi,
Azizim sultanım sen safa geldin.

Pir Sultan Abdal'ım ağladım güldüm,
Yardan ayrılalı dar halde kaldım.
Çok şükürler olsun cemalin gördüm,
Azizim sultanım sen safa geldin.



KAŞLARINDA MİM DUASI YAZILI

Kaşlarında Mim duası yazılı,
Sana medet, yolun mürvet ya Ali.
Bilirim günahım hadden aşmıştır,
Sana medet, yolun mürvet ya Ali.

Elüstü deminden hak bildik yolu,
Korkarım solduram ol gonca gülü.
Nice bir ağlattın bu edna kulu,
Sana medet, yolun mürvet ya Ali.

Kalmadı baharım yetişti yazım,
Yalvarı yalvarı kalmadı yüzüm.
Yetişti kervanım, kalmadı izim,
Sana medet, yolun mürvet ya Ali.

Feriştehler ile hubca görüştüm,
Arş yüzünde meleklerle karıştım.
Şükür ol dem didarına iriştim,
Sana medet, yolun mürvet ya Ali.

Pir Sultan Abdal'ım, bahar yaz için,
Kırkların yediği lokma hakkıyçin.
Hasan Hüseyin'in başı hakkıyçin,
Sana medet, yolun mürvet ya Ali.

 

KERBELA ÇÖLÜ'NDEN BİR KOYUN GELDİ

Kerbela Çölü'nden bir koyun geldi,
Kuzum diye meleyüben ağladı.
Koyunnun sadası bağrımı deldi,
Yürekteki yaralarım dağladı.

Koyun yere koydu nazlı dizlerin,
Dinleyeyim şeker gibi sözlerin,
Kıbleye döndürmüş kara gözlerin,
Koyun sesi yüreğim dağladı.

Muhammed koyunun aslını sordu,
Koyun dara geçip hoş zarı kıldı.
Kuzu kurban olmaz, ya niçin oldu?
Fatm'Ananın gözyaşları çağladı.

Koyun eydür benim kuzum aldılar,
Beni hasret ateşine saldılar.
Cebrail Mikail bile geldiler,
Selman İmam'ların belin bağladı.

Muhammed koyunun aslın aradı,
Kuzum dedi koyun ayak diredi.
Naci derler bir güruhtur türedi,
Zülfikar kınından çıktı zağladı.

Koyun eydür kuzum hasların hası,
Nuh felekten öte gelirdi sesi.
Yarın mahşer günü kılam davası,
Deyince Muhammed Ali ağladı.

Pir Sultan'ım, firkat bağrımı deldi,
Ali, Fatma, Düldül, Zülfikar geldi.
Kuzu kurban olmaz, ya niçin oldu?
Kırklar da Hü deyip özün birledi.

 

KIRKLAR MEYDANINDA ERKAN İSTEYEN

Kırklar meydanında erkan isteyen,
Arıtsın kalbini çöksün otursun.
Erenler önünde lokmayı sunan,
Hicap perdesini döksün otursun.

Ona lokma sunanlar narkı var,
Talibinden talibe yolun farkı var.
Yol içinde türlü türlü görgü var,
Herkes görgüsünü görsün otursun.

Evvel gerek olmuş mürebbi minnet,
Mürebbi farz olmuş, musahip sünnet.
Farzı farz eylemiş sünneti sünnet,
Her kardaş akranın bulsun otursun.

İkrar verdik, geldik girdik araya,
Hatır yıkıp göç eyleme saraya.
Alır üstad verir seni küreye,
Çeliğin darbına dursun otursun.

Pir Sultan'ım eydür: Kandilde nura,
Er gerektir, erenler yolun süre.
Mümin Müslim derildiler bir yere,
Muhabbet gölüne dalsın otursun.

 

KOCA BAŞLI KOCA KADI

Koca başlı koca kadı,
Sende hiç din iman var mı?
Haramı, helali yedi,
Sende hiç din iman var mı?

Fetva verir yalan yulan,
Domuz gibi dağı dolan.
Sırtına vururum palan,
Senin gibi hayvan var mı?

İman eder, amel etmez,
Hakk'ın buyruğuna gitmez.
Kadılar yaş yere yatmaz,
Hiç böyle bir şeytan var mı?

Pir Sultan'ım, zatlarımız,
Gerçektir şöhretlerimiz.
Haram yemez itlerimiz,
Bu sözümde yalan var mı?

 

KOYUN BENİ HAK AŞKINA YANAYIM

Koyun beni Hak aşkına yanayım,
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.
Yolumdan dönüp, mahrum mu kalayım?
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.

Benim pirim gayet ulu kişidir,
Yediler ulusu, kırklar eşidir.
On iki imamın server başıdır,
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.

Kadılar, müftüler fetva yazarsa,
İşte kemend, işte boynum; asarsa,
İşte hançer, işte kellem; keserse
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.

Ulu mahşer günü olur, divan kurulur,
Suçlu, suçsuz gelir anda derilir.
Piri olmayanlar anda bilinir,
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.

Pir Sultan'ım, arşa çıkar ünümüz,
O da bizim ulumuzdur pirimiz.
Hakk'a teslim olsun garip canımız,
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.

 

KUL OLAYIM KALEM TUTAN ELLERE

Kul olayım kalem tutan ellere,
Katip arzuhalim Şah'a böyle yaz.
Şekerler ezeyim şirin dillere,
Katip arzuhalim Şah'a böyle yaz.

Allahın seversen katip böyle yaz,
Dünü gün ol Şah'a eylerim niyaz.
Umarım yıkılsın şu kanlı Sivas,
Katip arzuhalim Şah'a böyle yaz.

Sivas ellerinde sazım çalınır,
Çamlı beller bölük bölük bölünür.
Dosttan ayrılmışım bağrım delinir,
Katip arzuhalim Şah'a böyle yaz.

Münafığın her dediği oluyor,
Gül benzimiz sararıp da soluyor,
Gidi Mervan şad olup da gülüyor,
Katip arzuhalim Şah'a böyle yaz.

Pir Sultan Abdal'ım, ey Hızır Paşa,
Gör ki neler gelir sağ olan başa.
Hasret koydun bizi kavim kardaşa,
Katip arzuhalim Şah'a böyle yaz.


KUR'AN YAZILIRKEN ARŞ-I RAHMAN'DA

Kur'an yazılırken arş-ı Rahman'da,
Kudret katibinin elinde idim.
Güller açılırken kevn ü mekânda,
Bülbül idim gonca gülünde idim.

Evvel Cebrail'in ilk kelamında,
Kırklar meclisinde, aşk meydanında,
Muhammed Ali'nin sır kelamında,
Nihan söyleşirken dilinde idim.

Kırklar arş üstünde kurdular cemi,
Muhabbet halk olup sürdüler demi.
Balçıktan yarattı Allah Ademi,
Ben ol vakit anın belinde idim.

Yunus'un deryaya daldığı zaman,
Kırk gündüz, kırk gece kaldığı zaman,
Ali zülfikar'ı çaldığı zaman,
Hayber kalesinde kolunda idim.

Pir Sultan'ım, içtim aşkın dolusun,
Makadir bilmeze vermem yarısın.
Bir kuşa seksen bin şehrin darısın,
Tayın verilirken yanında idim.

 

MEDET SENDEN MEDET EY MÜRVET KANI

Medet senden medet ey mürvet kanı,
Ya Muhammed sana imdada geldim.
Karlı dağlar gibi yığdım günahı,
Ya Muhammed sana imdada geldim.

Muhammed'dir gönlümüzün aynası,
Salavat verenin nur olsun sesi.
On sekiz bin âlemin Mustafâ'sı,
Ya Muhammed sana imdada geldim.

Muhammed din için çekmiş emekler,
Salavat ver, kabul olur dilekler.
Cennetin kapısın açar melekler,
Ya Muhammed sana imdada geldim.

Kabe'nin yapısı bina yapısı,
Îman etse asilerin hepisi.
Beş vakit okunur Âyet-el kürsi,
Ya Muhammed sana imdada geldim.

Melamet hırkasın giydim eğnime,
Hakk'ın birliğini koydum kalbime.
Aşkın kitabını aldım elime,
Ya Muhammed sana imdada geldim.

Pir Sultan'ım, adayanlar buldular,
Varıp bir gerçekten elin aldılar.
Bunca peygamberler sana geldiler,
Ya Muhammed sana imdada geldim.

 

MEDET SENDEN MEDET MUHAMMET ALİ

Medet senden medet Muhammet Ali,
Akar boz bulanık sellerde kaldım.
Ne de zalim olur şu elin dili,
Söyleşirler bizi dillerde kaldım.

Kaçma benden kaçma ey kaşı kara,
Derdine düşeli oldum avara.
Bir dostum yoktur ki halimi sora,
Gariplik gurbetlik illerde kaldım.

Yanarım yanarım tütünüm tütmez,
Çıkarım bakarım bülbülüm ötmez,
Çalıştım çırpındım ellerim yetmez,
Dibi bilinmeyen göllerde kaldım.

Farı dedim farı gönül farımaz,
Kurudu çeşmemin yaşı silinmez.
Harbi ısıtmazsa karlar erimez,
Çöğenli boranlı dağlarda kaldım.

Pir Sultan Abdal'ım gülemez oldu,
Akar çeşmim yaşı silemez oldu.
Gidecek yolları bilemez oldu,
Dağıldı kervanım yollarda kaldım.

 

MEDET YA MUHAMMET MEDET YA ALİ

Medet ya Muhammet, medet ya Ali,
Ya Muhammet sana mürvete geldim.
Karlı dağlar gibi yağdır günahım,
Ya Muhammet sana mürvete geldim.

Muhammet'tir Nebilerin aynası,
Salavat verenin nur olur sesi.
On sekiz bin alemin Mustafası,
Ya Muhammet sana mürvete geldim.

Cennetin kapısı mermerdir taşı,
İncidir duvarı, hikmettir işi.
Yüz igirmi dört bin Nebinin başı,
Ya Muhammet sana mürvete geldim.

Abdal Pir Sultan'ım der: Şam'a geldim,
Şam eli'ze Haydar ben yana geldim.
Bingan ettim Haydar kapına geldim,
Ya Muhammet sana mürvete geldim.

 

MEN AREF SIRRINI KARDAŞ

Men aref sırrını kardaş,
Bildim sanma bilemedln.
Ölmeden öl şu dünyada,
Öldüm sanma ölemedin.

Göçmeden dar-ı fenadan,
Samanı ayır daneden.
Kuş gibi iki kez anadan,
Geldim sanma gelemedin.

Boz bazınan, kaz kazınan,
Vaz vazınan, vız vızınan.
Beş vakti bir niyazınan,
Kıldım sanma kılamadın.

Gerek gücen, gerek kakı,
Gerek Dürr-i Meknun oku.
Sen bu amel ile Hakk'ı,
Buldum sanma bulamadın.

Mürşit bir ince elektir,
Ondan elenmek gerektir.
Benlik bir dipsiz külektir,
Doldum sanma dolamadın.

Pir Sultan Abdal'ım pirdir,
İkrarına duran erdir.
Cümle sırra aklın erdir,
Erdim sanma eremedin.


MESCİDİM MİHRABIM ÜSTAD İŞİDİR

Mescidim mihrabım üstad işidir,
Yola secde kılmak farz oldu bize.
Bir musahip gerek yola gitmeğe,
Evliya buyruğu arz oldu bize.

Pir eşiği Kabe, Muhammet mihrap,
Özün turap eyle dört kapını yap.
Şu dünya fanidir hem hane harap,
Güvenme faniye bahara yaza.

Cehd eyle halini yoluna uydur,
Yoluna uymazsa emeğin zaydır.
Nefsine cellat ol canına kıydır,
Açılsın güllerin hem taze taze.

Ser nedir muhabbet canım arzular,
Yol içinde hesap çoktur gaziler.
Derdim çoktur, yarelerim sızılar,
Er olan dayanır bal ile tuza.

Pir Sultan Abdal'ım yola gelince,
Yolda varlığını ele alınca,
Dört kapıya kırk makama erince,
Kim bahane bulur şol kamil söze.

 

MEVLÂM ÇÜN YARATTI AHMED'İ NURDAN

Mevlâ'm çün yarattı Ahmed'i nurdan,
İnsan olan gelir nura çevrilir.
Böyle kurulmustur bu çarh-ı devran,
Mansur olan gelir dâra çevrilir.

Yegin sular dâim engine akar,
Pervaneler özün odlara yakar.
Serçe kanda olsa aslına çeker,
Bülbül olan gelir güle çevrilir.

Gümanlı gönülde nur mu eğlenir?
Cennet haricinde hur mu eğlenir?
Arısız kovanda bal mı eğlenir?
Arı olan gelir bala çevrilir.

Bir sürçmekle at ayağı kesilmez,
Bir suç ile âdemoglu asılmaz.
Bu yolu erenler kurdu, basılmaz,
Yol ehli kandaysa yola çevrilir.

Pîr Sultan Abdal'ım yatır hastadır,
Elinde gülleri deste destedir.
Âdemoglu bir acayip nesnedir,
Muhabbetle tatlı dile çevrilir.

 

MİHMAN OLMUŞUM GELMİŞİM

Mihman olmuşum gelmişim,
Hakk'a bağlamışım özüm.
Ev sahibi iki gözüm,
Gönder bizi safa ile.

Gelin örselemen bizi,
Hakk'a ısmarladık sizi.
Ayağın tozuna yüzü,
Sürdür bizi safa ile.

Sürüye katılan koçlar,
O da Hakk'ın emrin işler.
Yiyip içtiğim kardaşlar,
Gönder bizi safa ile.

Hey dedeler, hey babalar,
Yerde gökte hü diyenler.
Rıza lokmasın yiyenler,
Gönder bizi safa ile.

Gidiyoruz hoşça kalın,
Gahi siz de bize gelin.
Heybemize azık koyun,
Gönder bizi safa ile.

Pir Sultan ere varalım,
Hak divanına duralım.
Yolcu çizmesin giyelim,
Gönder bizi safa ile.

 

MUHAMMED ALİ'NİN KURDUĞU YOLDUR

Muhammet Ali'nin kurduğu yoldur,
Ak üstünde kara seçebilirsen.
Gönülden itikat söyleyen dildir,
Ali'nin sırrına erebilirsen.

Erenler der seni ceme katarlar,
Kötü amellerin taşra atarlar.
Bir gün yularından tutup çekerler,
Çektikleri yere varabilirsen.

Erenler seni de ceme götürür,
Kalmış işlerini anda bitirir.
Gördüm Hak evinde mihman oturur,
Mihmanın gözüyle görebilirsen.

Aslı mervan olan ummana dalmaz,
Küfre meyledende aşıklık olmaz.
Müminin suali ahrete kalmaz,
Dünyada cevabın verebilirsen.

Pir Sultan Abdal'ım, gonca gül olur,
Dört kapıdan sana daim gel olur.
Dünyadan ahrete doğru yol olur,
Verdiğin ikrarda durabilirsen.

 

MUHAMMED MEHDİ'NİN HAK SANCAĞINI

Muhammed Mehdi'in Hak sancağını,
Çekelim bakalım nic'olsa olsun.
Teber çekip münkirlerin kanını,
Dökelim bakalım nic'olsa olsun.

Mahluk deccal oldu, insan haşarı,
Asla bilen yoktur hayırı, şerri.
Taber çekip şu mağ'radan dışarı,
Çıkalım bakalım nic'olsa olsun.

Müminleri bir katara düzelim,
Güruh güruh şu alemi gezelim.
Münkirlerin sarayını bozalım,
Yıkalım bakalım nic'olsa olsun.

Pir Sultan'a Hûda yardım etmez mi?
Müminler bağında bülbül ötmez mi?
Bunca yattığımız gayrı yetmez mi?
Kalkalım bakalım nic'olsa olsun.

 

MUHAMMED'İN ÜÇ BENİ VAR YÜZÜNDE

Muhammed'in üç beni var yüzünde,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.
Kudret ile yanar anın çırağı,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.

Şükür imiş her işleri bitiren,
Mümin kulu rahmetine yetiren.
Sabır imiş şu dünyayı götüren,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.

Sabır imiş şu dünyanın temeli,
Verdiği nasibe şükür demeli.
İsteyen kullara hayır ameli,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.

Sabredelim gönül ne gelir elden,
Sabırlı kulunu sevmez mi sultan.
Yusuf'u kurtardı kuyudan, gölden,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.

Pir Sultan Abdal'ım, gönlüme giren,
Suçluyu suçsuzu bakmadan gören,
İsteyen kulların muradın veren,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.

 

MUHAMMET ALİ'NİN ELİ DEĞİL Mİ

Muhammed Ali'nin eli değil mi?
Hak bilip tuttuğum el bana yeter.
Bu yolun sahibi Ali değil mi?
Ali'nin kurduğu yol bana yeter.

Hep kardaşlar muratların alırsa,
Her biri cihanın kutbu olursa,
Mürşidin elinden her ne gelirse,
Sunduğu zerh ise bal bana yeter.

İki yüzlü, iki dilli olanlar,
İki pirli, iki yollu olanlar,
Anlar dahi kelptir lanet alanlar,
Pire doğru gelen kul bana yeter.

Mürşid-i kamilden terbiye alan,
Üstadın hasılı gönülde olan,
İcazet verilip ezeli gelen,
Beyden gelen beydir bil bana yeter.

Kamile varmadan kamil olunmaz,
Her mürşit olanda kemal bulunmaz.
Nefsin bilmeyince Halık bilinmez,
Okuduğun cim'se dal bana yeter.

Yeter bana ol pirimin kemali,
Celali içinde vardır cemali.
N'eylerim âlemi, n'eylerim malı?
Mürşidimden olan hal bana yeter.

Pir Sultan damenin tuttunsa erin,
Hakk'ın rızsıdır rızası pirin.
Mürşidin gönlünde var ise yerin,
Beytullah değil mi, ol bana yeter.


MUHAMMET ALİ'NİN GÜZEL YOLLARI

Muhammet Ali'nin güzel yolları,
Şimdi türlü türlü yol eylediler.
Azgın yaralara cerrah çoğaldı,
Herkes bildiğini bol eylediler.

Bir gün sonu gelir tacidarlığın,
Eksik noktası var gelen salığın,
Kendisin bilmedi çoban çalığın,
Şimdi Hakk'a yarar kul eylediler.

Kesilmedik kara çalı toradı,
Şeytana uyanlar almaz muradı,
Yoloğlu gelmedi fitne nüredi,
Gerçek akıllıyı del'eylediler.

Konca güller gibi açılam derdim,
Yetmiş iki dilden seçilem derdim,
Şurda üç beş sene geçinem derdim,
Ahiri dünyayı çöl eylediler.

Pir Sultan Abdal'ım bu bir nur idi,
Akılları ermez gizli sır idi.
Bizim bildiğimiz Ali bir idi,
Şimdi her yerde bir Al'eylediler.

 

MUHAMMET NESLİNDEN ŞUNDA KİM KALDI

Muhammet neslinden şunda kim kaldı?
Var mı Hacı Bektaş Veli'den gayrı?
Onulmaz yaraya merhem kim sardı?
Var mı Hacı Bektaş Veli'den gayrı?

Muhammet Mirac'da davet gününde,
Arslan hamle kıldı rahı önünde.
Kim idi görünen arslan donunda?
Var mı Hacı Bektaş Veli'den gayrı?

Muhammet Mirac'tan indiği demdir,
Kırkların sürdüğü sema'da cemdir.
Zühre yıldızını doğuran kimdir?
Var mı Hacı Bektaş Veli'den gayrı?

Sarı İsmail hü der muhib yolu,
Kimdir yeşil benli gösteren eli?
Zahirde batında Şah Merdan Ali,
Var mı Hacı Bektaş Veli'den gayrı?

Size niyaz eder Güruh-i Naci,
Arkasında hırka, başında tacı.
Onulmaz yaranın merhem ilacı,
Var mı Hacı Bektaş Veli'den gayrı?

On'ki kurban olur keramet kazan,
Kim idi ol divin bendini çözen?
Özenirsen sen bir mürşide özen,
Var mı Hacı Bektaş Veli'den gayrı?

Pir Sultan'ım hu der, ya sen ne dersin?
Bilinmez sözleri söyler gidersin.
Dersin ahmak, sen de dalgın gezersin,
Var mı Hacı Bektaş Veli'den gayrı?


MUSAHİPTEN ÖZÜN SEÇEN MUSAHİP

Musahipten özün seçen musahip,
On'ki İmam dergâhına varamaz.
Musahip sırrını açan musahip,
On'ki İmam dergâhına varamaz.

Musahip musahibin sırrın açar,
Evliyalar anın hışmından kaçar.
Dünyadan ahrete imansız göçer,
On'ki İmam dergâhına varamaz.

Musahip var musahibinin varisi,
İkiside bir elmanın yarısı.
Özü çürük kallaş olsa birisi,
On'ki İmam dergâhına varamaz.

Musahip musahibe bulsa bahane,
Anı da sürerler bir ulu hana.
Ahırı cehennem oduna yana,
On'ki İmam dergâhına varamaz.

Musahip muhasibe etse bir güman,
Anda ne din kalır, ne de bir iman.
Şefaatçi olmaz On İki İmam,
On'ki İmam dergâhına varamaz.

Pir Sultan’ım bed huylardan bezili,
Yerden gökten umutçuğu üzülü.
Musahip musahiple gezse küsülü
On'ki İmam dergâhına varamaz.

 

MÜREKKEBİM YOKTUR BİR DEFTER EDEM

Mürekkebim yoktur bir defter edem,
Yazam da sorayım yarime bari.
Halden bilen yok ki, halim arz edem,
Bir nusha süreyim serime bari.

Bari Halil gibi nare atılam,
Aşkın ateşiyle yanam ütülem,
Elinde yola kul olam satılam,
Varam hizmet edem pirime bari.

Yusuf gibi kuyulara indirsin,
Kenan gibi şerbetinden kandırsın,
Sadık dostum beni hem inandırsın,
Sığınayım Gani kerime bari.

Çoşkun sular gibi akam çağlayam,
Sadık dostum yoktur gönül eyleyem,
Güzel Şah'ı tenha bulam ağlayam,
Belki derman ede derdime bari.

Pir Sultan Abdal'ım, niyazım Hakk'a,
Hak cömerttir belki çırağımız yaka.
Güzel Şah gelmez ki urganım çeke,
Varam sallanayım darıma bari.

 

MÜRŞİDE VARMAYA TALİP OLURSAN

Mürşide varmaya talip olursan,
İptida insandan rehber isterler.
Verdiğin ikrara doğru gelirsen,
Ahd ile peymandan rehber isterler.

Rehberin var ise olursun insan,
Rehberin yok ise kalırsın hayvan.
Arasat gününde açılır meydan,
Açılan meydanda rehber isterler.

Mürşidin nazarı müşkülü seçer,
Kâmil olan talip sıratı geçer.
Can kuşu kafesten akîbet uçar,
Tenden uçan candan rehber isterler.

Şah-ı Merdan bir yol kurdu kuluna,
Bu yola giden rehberden biline.
Girmek ister isen İmam yoluna,
On İki İmam'dan rehber isterler.

Tarikat babına girmek dilersen,
Hakikat güllerin dermek dilersen,
Erenler sırrına ermek dilersen,
Sır ile pinhandan rehber isterler.

Pir Sultan'ım söyler bu hikayeti,
Yirmi sekiz harfle yedi ayeti.
Nefsini bilmektir sözün gayeti,
Bilmeğe irfandan rehber isterler.


NACİ DERLER BİR GÜRUHA UĞRADIM

Naci derler bir güruha uğradım,
Güzel Şah'ım yarlıgasın onları.
Muhabbet ettik, iradet getirdik,
Onlar bizi sevdi biz de onları.

Durdukları irfan bağ ile bostan,
Silinmiş kalpleri gümandan pastan.
Var onun gümanı haman bir dosttan,
Arı gibi vızılaşır canları.

Cümle bir gerçeğe demişler beli,
Tesbihleri Allah, Muhammet Ali.
Meşrebi Hüseyni ismi mevali,
Hüseyin aşkına çıkar kanları.

Bir nefesten bir imama uyuldu,
Birinin nefesi bine sayıldı.
Kaynayuban birbirine koyuldu,
Hüseyin aşkına akar kanları.

İstemem Cennet'i, göster didarı,
Hulk-ı Muhammed'den almış kemali.
Secdeye inmeden okur duayı,
Aşıklar didara dönmüş yönleri.

Sırat'ı Mizan'ı anda geçtiler,
Benlik kalesini bunda yıktılar.
Al geydiler, yaslarından çıktılar,
Geceleri bayram kadir günleri.

Pir Sultan Abdal'ım, gerçektir meydan,
Özünü saçmıştır sıfat-ı Şeytan.
Esrimiş Kırklar'ın içtiği meyden,
Güzel Şah'tan koku duymuş canları.


NASIL YAR DİYEYİM BEN BÖYLE YARE

Nasıl yar diyeyim ben böyle yare,
Mecnun edip çöle saldıktan sonra.
Alemin bağına bülbüller konmuş,
Nidem benim gülüm solduktan sonra.

Karadır kaşların, keman istemem,
Şu gönlümden özge mihman istemem.
Ölsem de derdime derman istemem,
Ok vurup sinemi deldikten sonra.

Coşkun çaylar gibi çağlamayan yar,
Gönlünü gönlüme bağlamayan yar.
Benim bu halime ağlamayan yar,
Daha ağlamasın öldükten sonra.

Pir Sultan Abdal'ım, sürem bu yolu,
İnsan-i kamilin olurum kulu.
İster yağmur yağsın, isterse dolu,
Nidem ben ummana daldıktan sonra.

 

NE GÜZEL DE MURADIMA ERERKEN

Ne güzel de muradıma ererken,
Felek beni nazlı yardan ayırdı.
Ak gül ile kırmızı gül dererken,
Felek beni nazlı yardan ayırdı.

Kızardı kayalar, don giydi dağlar,
Yeşil yaprak ile bezendi bağlar,
Yar ile sahraya çıktığım çağlar,
Felek beni nazlı yardan ayırdı.

Demir kafes idim, doldum ıssıldım,
Kurulu yay idim, durdum kasıldım,
Yemeden, içmeden, sudan kesildim,
Felek beni nazlı yardan ayırdı.

Yaz gelende yazı yaban yurt olur,
Ak sürüye kara koyun kurt olur,
Sevip sevip ayrılması dert olur,
Felek beni nazlı yardan ayırdı.

Pir Sultan Abdal'ım, inem yarışam,
Yarışam da ummanlara karışam,
Başına gelmiş yok, varam danışam,
Felek beni nazlı yardan ayırdı.

 

NE KADAR BİLİRSEN BİLENE DANIŞ

Ne kadar bilsen de bilire danış,
Danışan dağları aşar mı aşar.
Danışmadan yola gitse bir kişi,
Yorulup yollardan şaşar mı şaşar.

Altından bir pula olur mu kail?
Konuş ki ehl ile olasın ehil.
Konuşma cahille olursun cahil,
Kişi itibardan düşer mi düşer.

Uzak ol cahilden kamile yakın,
Sözümde mana yok darılma sakın.
Hasmın karıncaysa merdane takın,
Ummadık taş başa düşer mi düşer.

Budur kainatın yekta güheri,
Kalbi gevher olan olmaz serseri.
Bir kişi içerse ab-ı kevseri,
İrfan meydanında coşar mı coşar.

Abdal Pir Sultan'ım, böyle mi olur?
Herkes ettiğini elbette bulur.
Alıcı kuşların ömrü az olur,
Akbaba zararsız yaşar mı yaşar.

 

NE ZALİMDİR NE GADDARDIR NE BEDKAR

Ne zalimdir, ne gaddardır, ne bedkâr,
Ta ezelden zalim buldum düşmanı.
Çok cevir eyleme olursun pişman,
Zahmet-i zâr ile kalasın zâlim.

Kasteyledin zalim girdin kanıma,
Yağm'eyledin malım bundan sana ne?
Seni şekv'ederim Bâri Subhan'a,
Zahmet-i zâr ile kalasın zâlim.

Her ne kadar zahmet edersen bana,
İntizar ederim her daim sana.
Ayrılmam yurdumdan gitmem yabana,
Zahmet-i zâr ile ölesin zâlim.

Hak bize vermiştir nur-ı kudreti,
Bir vakit zalime etmem minneti.
Bizler için açık koydu cenneti,
Zahmet-i zâr ile ölesin zâlim.

Pir Sultan’ım derdin kendine söyler,
Arif olan bundan bir hisse eyler.
Gönül dalga vurur, ummanı boylar,
Zahmet-i zâr ile ölesin zâlim.

 

OL BENİM SARI TANBURAM

Ol benim sarı tanburam,
Senin aslın ağaçtandır.
Ağaç dersem gönüllenme,
Kırmızı gül ağaçtandır.

Ali Fatıma'nın yari,
Ali çekti Zülfikar'ı.
Düldül atının eğeri,
O da yine ağaçtandır.

Ali gitti Hakk'a yetti,
Zülfikar'ı derya yuttu.
Sa'd-i Vakkas bir ok attı,
O da yine ağaçtandır.

Nurdandır Kabe eşiği,
Cihanı tuttu ışığı.
Hasan Hüseyn'in beşiği,
O da yine ağaçtandır.

Yeter Pir Sultan'ım yeter,
Dertlilere derman katar.
Türlü türlü meyve biter,
O da yine ağaçtandır.


OL BENİM ŞAHIMI

Ol benim şahımı,
Görmeye kim gelir?
Zevk ile sefasın,
Sürmeye kim gelir?

Asası elinde,
Kemeri belinde.
Pirimin yolunda,
Ölmeye kim gelir?

Şehidin kanını,
Yumazlar tenini.
Hak için canını,
Vermeye kim gelir?

İncidir dişleri,
Kalemdir kaşları.
Can için başları,
Vermeye kim gelir?

Şahımın özünü,
Severim sözünü.
Gün gibi yüzünü,
Görmeye kim gelir?

Pir Sultan illeri,
Uzaktır yolları.
Bahçede gülleri,
Dermeye kim gelir?


ON İKİ İMAM'A UYANLARDANIZ

On iki İmam'a uyanlardanız,
Hakka doğru gider bu yollarımız.
Biz Âl-ü evlâdı sevenlerdeniz,
Hergün tesbih eder bu dillerimiz.

Biatımız aldık biz de uludan,
Mürvet kimden kaldı Hazret Ali'den.
Bizim îkrarımız Kalû beli'den,
Eldedir etekte bu ellerimiz.

Mümin idim münafıktan uşandım,
Miyan beste tarikata döşendim.
Kemer bestelerden kuşak kuşandım,
Pir elinden bağlıdır bellerimiz.

Biz müminiz kalbimizde kara yok,
Bizde yoğa var demezler, vara yok.
Şimden geri ayrılmaya çare yok,
Har elinde açılır güllerimiz.

On iki İmam'ın bizdedir nuru,
Şâh-ı Velayet'in bizdedir sırrı.
Açıktır aynımız, gönlümüz duru,
Sedefli mercanlı gönüllerimiz.

Düzel Pir Sultanım katara düzel,
Biz de ikrar verdik kadim ü ezel.
Bir sevdaya düştük, sevdası güzel,
Vardır türlü türlü hayallerimiz.

 

ÖNÜME BİR ÇIĞIR GELDİ

Önüme bir çığır geldi,
Bir ucu var şar içinde.
Attarı bir dükkan açmış,
Her ne dersen var içinde.

Gir dükkana pazar eyle,
Hışmın yenip hazer eyle.
Aya güne nazar eyle,
Ay balkıyor nur içinde.

Ay Ali'dir, gün Muhammet,
Okunur doksan bin ayet.
Balıklar da suya hasret,
Çarh dönerler göl içinde.

Göl içinde çarha döner,
Susuzluktan bağrı yanar.
Müminler secdeye iner,
Seyir var seyir içinde.

Kudretten verildi balı,
Bahanesi oldu arı.
Dinle imdi ah ü zarı,
Arı inler bal içinde.

Pir Sultan'ım, ey gaziler,
Alnımızda ak yazılar.
Önce talip pir arzular,
Bülbül öter gül içinde.


ÖTME BÜLBÜL ÖTME ŞEN DEĞİL BAĞIM

Ötme bülbül, ötme, şen değil bağım,
Dost senin derdinden ben yana yana.
Tükendi fitilim, eridi yağım,
Dost senin derdinden ben yana yana.

Deryadan bölünmüş sellere döndüm,
Ateşi kararmış küllere döndüm,
Vakitsiz açılmış güllere döndüm,
Dost senin derdinden ben yana yana.

Haberin duyarsın peyikler ile,
Yaramı sarsınlar şehitler ile,
Kırk yıl dağda gezdim geyikler ile,
Dost senin derdinden ben yana yana.

Abdal Pir Sultan'ım, doldum, eksildim,
Yemeden, içmeden, sudan kesildim.
Zülfün kemendine kondum, asıldım,
Dost senin derdinden ben yana yana.


PADİŞAH KATLİME FERMAN EYLESE

Padişah katlime ferman dilese,
Yine geçmem ala gözlü Şah'ımdan.
Cellatlar karşımda satır bilese,
Yine geçmem ala gözlü Şah'ımdan.

On yedi yerimden vursalar yara,
Cerrahlar derdime kılmasa çare,
Kemendi bend ile çekseler dara,
Yine geçmem ala gözlü Şah'ımdan.

Karadır kaşları benzer kömüre,
Münafıklar zarar verir ömüre.
İk'ellerim bağlasalar demire,
Yine geçmem ala gözlü Şah'ımdan.

Eğer beni katsa kervan göçüne,
Götürseler Hindistan'a, Maçin'e,
Urganım atsalar dar ağacına,
Yine geçmem ala gözlü Şah'ımdan.

Ahiri katlime ferman yazılsa,
Çıksam teneşire tabut düzülse,
Kefenim biçilse, mezar kazılsa,
Yine geçmem ala gözlü Şah'ımdan.

Pir Sultan Abdal'ım, derim vallahi,
Ölsem terk eylemem piri billahi.
Huzur-ı mahşerde dilerim Şah'ı,
Yine geçmem ala gözlü Şah'ımdan.

 

PİR SULTAN'IM ŞU DÜNYAYA

Pir Sultan'ım şu dünyaya,
Dolu geldim, dolu benim.
Bilmeyeneler bilsin beni,
Ben Ali'yim, Ali benim.

Coşma deli gönlüm coşma,
Coşup da kazandan taşma.
Üçyüz altmış tane çeşme,
Serçeşme'nin gönlü benim.

Çarşılarda dolanırım,
Ben Hakk'ım, Hak'tan gelirim.
On'ki imam hak bilirim,
Bildikleri veli benim.

Kılıcın kırk arşın uzar,
Münkirin kökünü kazar.
Çarşı pazarlarda gezer,
Dedikleri deli benim.

Pir Sultan kapında kuldur,
Bunu bilmek müşkül haldir.
Ali'nin ihsanı boldur,
Şah'ı Merdan kulu benim.

 

PİRİM BANA İSMİNİ BAĞIŞLADI

Pirim bana ismini bağışladı,
Deftere yazıldım bir dün içinde.
On iki kapılı şehre uğradım,
Yedi derya geçtim bir gün içinde.

Bir saatte yedi iklim dolandım,
Saat geçti, karar kıldım uyandım.
Hikmeti görünce yine bulandım,
Biraz çalkalandım cihan içinde.

O ruh girdi bana Haydar dost dedi,
Yaradandan nasibini istedi.
Sabahın seheri gel gel eyledi,
Ay olup oturdum bir can içinde.

Alnıma yazıldı ak ile kara,
El defterin ko, sen defterin ara.
Kudret ıssı hikmetini göstere,
Bugün mihman düştük bir can içinde.

Pir Sultan'ım eydür: Menzil ıraktır,
Gülüp oynamanın sonu fıraktır.
Şimdi geldik amma gitset gerektir,
Şimdi geziniriz canan içinde.

 

SABAH OLUR CÜMLE ALEM UYANIR

Sabah olur cümle alem uyanır,
Yollar çoğul çoğul eyler sabahtan.
Şu çifte kantara neler dayanır,
Boz deve yuları teller sabahtan.

Bülbülü gülden ayıran muzular,
Anasız mı olur körpe kuzular?
Peteğin içinde arı vızılar,
Alınır oğuldan ballar sabahtan.

Aşk ataşı onun oluptur meze,
Can dayanmaz bu ataşa bu köze.
Bu garip bülbüle ne cefa ceza,
Görmeden açılır güller sabahtan.

Dudular kumrular peşkeş çekildi,
Hayvalar turunçlar çitil dikildi.
Ağcabük'e gövel turnam döküldü,
Deryalar seslenir göller sabahtan.

Balı kudrettendir, aslı sinektir,
Çıkar çıkmaz yollarımız dikektir.
Al kırmızı giymiş, pembe yanaktır,
Kullar temennaha iner sabahtan.

Pir Sultan Abdal'ım, seçiktir deyü,
Hulle donlarımız biçiktir deyü,
Hacet kapıları açıktır deyü,
Kullar temennaha iner sabahtan.


SABAH OLUR KOYUN KUŞLUĞA GELİR

Sabah olur koyun kuşluğa gelir,
Her koyun arar da kuzusun bulur.
Ağca koyun meler arada kalır,
Gel koyun meleme, vazgel kuzundan.

Benim kuzum kuzuların beyidir,
Ağca koyun yüreğimin yağıdır.
Onun gideceği Yıldız Dağı'dır,
Gel koyun meleme, vazgel kuzundan.

Koyun meler, kuzusunun adı yok,
Sıra sıra küleklerin südü yok.
Kuzusuz yaylanın hiçbir tadı yok,
Gel koyun meleme, vazgel kuzundan.

Koyunun başına bodcak takayım,
Yönüm dönüp o koyuna bakayım.
Kuzun nerde ise kuzun bulayım,
Gel koyun meleme, vazgel kuzundan.

Koyun sen şurada kuzlamadın mı?
Sağını solunu gözlemedin mi?
Aç kurt gelir diye gizlemedin mi?
Gel koyun meleme, vazgel kuzundan.

Dereye aşağı gider kurt izi,
Kurt ağzında gördüm bir körpe kuzu.
Seversen Mevla'yı ağlatma bizi,
Gel koyun meleme, vazgel kuzundan.

Seni yayan çoban bir delikanlı,
İbrişim bıyıklı, hem ince belli.
Sağında solunda püskülü belli,
Gel koyun meleme, vazgel kuzundan.

Seni yayan çoban yetip gitmesin,
Bahçesinde lale sünbül bitmesin.
Seni incitenler Hakk'a yetmesin,
Gel koyun meleme, vazgel kuzundan.

Pir Sultan Abdal'ım, bu kuzu n'oldu?
Koyunun feryadı ciğerim deldi.
Yoksa bir aç kurt mu kuzunu aldı?
Gel koyun meleme, vazgel kuzundan.

 

SABAH SEHERİNDE NİYAZ EDERKEN

Sabah seherinde niyaz ederken,
Pirim Hacı Bektaş Veli'yi gördüm.
Sundu ab-ı kevser mest olmuşum ben,
Kanber'in elinde doluyu gördüm.

Balıklar oynaşır Baki gölünde,
Kumrular söyleşir umran dibinde.
Bağlar meyve vermiş baba yolunda,
Gülü var dikensiz gülünü gördüm.

Pir Sultan'ım eyder: Elinde harfi,
Okur Hak kitabı, bilir Aref'i.
Ben vech-i ademde buldum Mushaf'ı,
Yetmiş iki millet dilini gördüm.


SABAHTAN CEMALİN SEYRAN EYLEDİM -1-

Sabahtan cemalin seyran eyledim,
Eyledin gönlümü perişan dilber.
Hayli demdir gezdim gurbeti elleri,
Kimseler halimden sormadı dilber.

Sensiz garip gönlüm karar eylemez,
Eser bad-ı sabah zilfin ırganmaz.
Sen gidersen dertli gönlüm eğlenmez,
Dedim ver belgüzar telinden dilber.

Gamzeyi zilfin mis gibi kokar,
Yarelerim göz göz hışmınan bakar.
Cemalin görenler cenneti neyler,
Sandım güneş doğmuş yüzünden dilber.

Sen irfan kuşusun gider gelmezsin,
Gelir biz de baki mihman kalmazsın.
Seni uçuranlar murat almasın,
Kim seni uçurdu yuvandan dilber.

Abdal Pir Sultan'ım cemalin güzel,
Katipler oturmuş vasfını yazar.
Naibler saf olmuş yolunu gözler,
Benim için kalma yolundan dilber.

 

SABAHTAN CEMALİN SEYRAN EYLEDİM -2-

Sabahtan cemalin seyran eyledim,
Gönüller perişan elinden güzel.
Nice bir gezeyim gurbet elleri,
Hiç mi bilir yoktur halımdan güzel?

Sen seher yelisin gider gelmezsin,
Gelirsen de güzel bakî kalmazsın.
Seni uçuranlar murat almasın,
Seni kim uçurdu yuvandan güzel?

Tığ-i gamzelerin misk ü bu kokar,
Yar ala gözlerin hışm ile bakar.
Cemalin görenler cennete gider,
Sandım güneş doğmuş yüzünden dilber.

Kemhalar giyinip zünnar bağlanır,
Eser bad-ı saba zülfün ırganır.
Sen giden de deli gönül eğlenir,
Bergüzar ver zülfün telinden dilber.

Pir Sultan Abdal'ım, cemalin güzel,
Aradım bulmadım derdimi yazar.
Şimdi benim dostum cennette gezer,
Kalma benim için yolundan güzel.

 

SABAHTAN DERGAHA VARDIM

Sabahtan dergaha vardım,
Dedem uzanmış yatıyor.
İzzet ile selam verdim,
Günbegün derdim artıyor.

Dedem kalkmış yatağından,
Gül ister hüsnün bağından.
Münkir münafık şerrinden,
Müminleri Hak koruyor.

Mümin olan yola yarar,
Münafık dergahta n'arar?
Kem söz sahibine zarar,
Muhabbetten bal akıyor.

Muhabbet nedir Muhammet?
Müminin arzusu Cennet.
Yola giren cana minnet,
Bir has gül olmuş kokuyor.

Pir Sultan'ım, vardır nice,
Kabr evine o girince,
Hak divanına durunca,
Günahlarından korkuyor.


SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR FİGANA

Sabahtan uğradım ben bir figana,
Bülbül ağlar ağlar güle getirir.
Bakın şu feleğin çürük işine,
Her bir cefasını kula getirir.

Depreştirme benim dertlerim tamam,
Muhabbet şirindir, vermiyor aman.
Üstümüzde dönen çarh ile devran,
Felek bizi halden hale getirir.

Pir Sultan Abdal'ım, sözlerim haktır,
Hak diyen canlardan hiç şüphem yoktur.
Cehennemde ateş olmaz, nar yoktur,
Herkes ateşini bile götürür.


SABAHTAN UĞRADIM BEN DE ŞAH'IMA

Sabahtan uğradım ben de Şah'ıma,
Dedim Şah'ım gafletlerden uyana.
Eğildim lebine bir buse aldım,
Dedim uyan dedi var git o yana.

İnci, sedef, mercan döken kamildir,
Kamillere hizmet eden kamildir.
Kamil otur, kamil söyle, kamil dur,
Kamil denen cahil söze uyana.

Niçin melil melil baktın bize yar?
İhsan eyle şirin söyle bize yar.
Ben teklif eyledim, sen gel bize yar,
Sakın ikrarından dönme o yana.

Bak şu kamet, şu gerdan ne şuhane,
Arz edeyim şu sultana, şu hana.
Bizi bu aşkın oduna yakana,
Umarım ki bizden beter o yana.

Pir Sultan Abdal'ım, gönlüm harabat,
Aşık isen bir gül için hare bat.
Menzil almaz bu meydanda harab at,
Çevir başın dizginini o yana.

 

SABAHTAN UĞRADIM DEDEM GÖÇÜNE

Sabahtan uğradım dedem göçüne,
Dedem beni talip alsan olmaz mı?
İbrişim uydurmuş siyah saçına,
Dedem beni talip alsan olmaz mı?

Var git yezit var git, takılma bize,
Bizden binbir lanet okunur size.
Sen aşık olmuşsun geline kıza,
Var git yezit var git talip olmazsın.

Dedem bu sözlerin her demler olsun,
Önümüzde dönen boz atlar olsun,
Gelin kız seversem gözüm kör olsun,
Dedem beni talip etsen olmaz mı?

Bir söz söyleyim de sen olma hatır,
Edebi havayı bilemez katır.
Sof'oğluyum dersem git bacın getir,
Var git yezit var git talip olmazsın.

Pir Sultan Abdal'ım, bu sırra erdik,
Özümüz sözümüz bu yola verdik.
Yezit sofu olmaz biz sizde gördük,
Gel git sofu kardaş yolu bilmezsin.

 

SABIR KILA KILA CANIMA YETTİ

Sabır kıla kıla canıma yetti,
Hasmını ararsan bundadır aşık.
Kamil oldum deyü dava edersin,
Hamakat nişanı kimdedir aşık?

Ehl-i dil olmadan söyleme hemen,
Senin mücadelen benimle neden?
Muhammet Mustafa göçtü dünyadan,
Muhammed'in nuru kimdedir aşık?

Ben de bilemedim nasıl sevdadır?
Heman çekticeğim kuru kavgadır.
Nebi Medine'de, Musa Tur'dadır,
Muhammed'in nuru kimdedir aşık?

Gözle erkanını, dönme yolundan,
Dererler de goncasını gülünden.
Pir Sultan'ım hü der almam elinden,
Senin sende benim bendedir aşık.

 

SEFASINA CEFASINA DAYANDIM

Sefasına cefasına dayandım,
Bu cefaya dayanmayan gelmesin.
Rengine hem boyasına boyandım,
Bu boyaya boyanmayan gelmesin.

Rengine boyandım, meyinden içtim,
Nice canlar ile didar görüştüm.
Muhabbet eyleyip candan seviştim,
Muhabbeti küfür sayan gelmesin.

Muhabbet eyleyip yokla pirini,
Yusun senin namus ile arını.
Var bir gerçek ile kıl pazarını,
Kıldığın pazardan ziyan gelmesin.

Kırklar bu meydanda gezer dediler,
Evliyayı yola dizer dediler,
Destini destinden üzer dediler,
Nefsaniyetine uyan gelmesin.

Pir Sultan'ım eydür: Dünya fanidir,
Kırkların sohbeti aşk mekânıdır.
Kusura kalmayan kerem kanıdır,
Gönülde karası olan gelmesin.

 

SEHER VAKTİ KALKAN KERVAN

Seher vakti kalkan kervan,
İniler de zarilenir.
Bir güzele düşen gönül,
Çiçeklenir, korulanır.

Bahçenizde güller biter,
Dalında bülbüller öter.
Engel gelir bir kal katar,
Olan işler gerilenir.

Bülbül geldi kondu dala,
Bülbülden hata yok güle.
Engel bir taş atar göle,
Yüzen ördek yaralanır.

Pir sultan abdal göçelim,
Pir elinden bade içelim.
İnkar olandan kaçalım,
İnkar bir gün parelenir.

 

SERSERİ GİRME MEYDANA

Serseri girme meydana,
Aşık senden hal isterler.
Kallaşlıkla urma demi,
Tastik ehli kal isterler.

Uyan bu gaflet habından,
İsbat isterler batından.
Her aşıkın sohbetinden,
Erkan ile yol isterler.

Erenler oynar utulmaz,
Bu yola hile katılmaz.
Bunda har mihre satılmaz,
Ya gevher, ya la'l isterler.

Bir kılı kırk pay ederler,
Birin yol tutup giderler.
Dile n'itibar edenler,
Hal içinde hal üsterler.

Pir Sultan Abdal n'eylersin?
Müşkül halledip söylersin.
Arısın çiçek yaylarsın,
Yarın senden bal isterler.

 

SEVDA ÇEKMEK ŞANLARIDIR

Sevda çekmek şanlarıdır,
Gizlice erkanlarıdır.
Hak yoluna canlarıdır,
Kurbanı Bektaşilerin.

Onlar Horasan'ı gezer,
Demkeş olur, bade süzer.
Seyyah olup daim gezer,
Sultanı Bektaşilerin.

Sırlarına güç erilir,
Remizleri geç bilinir.
Üstat olan pir seçilir,
Hünkarı Bektaşilerin.

Arifler arifi gelir,
Arife tarif vız gelir.
Uzak yakın hep bir gelir,
Hassına Bektaşilerin.

Pir Sultan'ım, bu ne demek?
Yerde insan, gökte melek.
Hiç cahile çekme emek,
Devranı Bektaşilerin.

 

SEYRAN EDİP ŞU ALEMDE GEZERKEN

Seyran edip şu alemde gezerken,
Ah bana bir kanlı zalimden oldu.
Yine dilim ile düştüm belaya,
Sabır edemeyip dilimden oldu.

Dedem bahçesinin meyvesin dermiş,
Rehbere mürşide kalesin vermiş.
Arıya bal vermiş belasın vermiş,
Arı ağlar bana balımdan oldu.

Alabilsem şu Yezit'ten ahdımı,
Koç yiğit ellere vermez bahtını.
Yaz gününün boz bulanık vaktını,
Ördek ağlar bana gölümden oldu.

Hep güzeller kaşı yayını yazmış,
Kişi sevdiğinden yârinden azmış.
Kılcı var diye yol sözü kesmiş,
Yolsuz ağlar bana yolumdan oldu.

Pir Sultan'ım eydür: Bu işi n'ider?
Kişi ne ederse kendine eder.
Çağrışıp bağrışıp turnalar gider,
Turna ağlar bana telimden oldu.

 

SEYRAN ETTİM ERENLERİN DEMİNİ

Seyran ettim erenlerin demini,
Kudret kandilini yanarken gördüm.
Burak olup içtim ab-ı hayattan,
Hazret Peygamber'i kanarken gördüm.

Günde bin kez Hakk'a şükür ederken,
Erenler katarın Veysel yederken.
Musa Hakk'ın didarına giderken,
Hızır müşkülünü anarken gördüm.

Halil Kabe yaptı insan gelmeğe,
Şüphesiz günahlar kabul olmağa.
İsmail uğruna kurban kılmağa,
Bir melek bir koyun yederken gördüm.

Nerden düşman gelir ise duyardı,
Dost uğruna can-ü başı koyardı.
Her gün Hamza aşikare gezerdi,
Ali'yi Düldül'e binerken gördüm.

Vefası yok imiş şunda fenanın,
Hisabı yok imiş mülke konanın.
Yavrusun aldırmış garip ananın,
Parlayı parlayı yanarken gördüm.

Pir Sultan'ım eydür: Şunda gelmişler,
Dizilmişler duasını almışlar.
Bir birinin eteğini tutmuşlar,
Müşkülün mürşide tınarken gördüm.

 

SEYREDELİM HORASAN'IN İLİNİ

Seyredelim Horasan'ın ilini,
Gördüm iki turna güzel turnalar.
Tavaf ettim imamların yerini,
Gördüm iki turna güzel turnalar.

Muhammet bizimdir, Ali bizimdir,
Erkanı bizimdir, yolu bizimdir.
Değmesin yad avcı teli bizimdir,
Gördüm iki turna güzel turnalar.

Muhammet Ali'den parıldar damlar,
Elinde doğar ol şems ile kamer.
Yaylağı Yıldız'dır, gözleği Kemer,
Gördüm iki turna güzel turnalar.

Şu gelen avcıdan hazerim deyu,
Ezel ki ikrarı bozarım deyu,
Çığrışır Tebriz'de öterim deyu,
Gördüm iki turna güzel turnalar.

Pir Sultan Abdal'ım kendi halinde,
Kalmadılar evliyanın yolunda.
Kalkıştı da gitti Ali gölünde,
Gördüm iki turna güzel turnalar.

 

SEYYAH OLUP AYRI DÜŞTÜM ELİMDEN

Seyyah olup ayrı düştüm elimden,
Bana da bir kanlı zalimden oldu.
Kişi benlik ile düşer belaya,
Bela çekmek bana dilimden oldu.

Her ağacın kurdu özünden olur,
Kişinin kemliği sözünden olur.
El için ağlıyan gözünden olur,
Ağlayan gözlerim selinden oldu.

Pir Sultan Pirinin damenin tutar,
Koç yiğit menzile gün olur yeter.
Havada durnalar çığrışır öter,
Öten telli durnam telinden oldu.

 

SEYYAH OLUP ŞU ALEMİ GEZERKEN

Seyyah olup şu alemi gezerken,
Bulmadım hakkına kail olucu.
Muhammet Ali'den kuruldu pazar,
O da bize lütf-ü kerem kılıcı.

Gelmiş geçmiş işimizi bitiren,
Odur bizim eksiğimiz yetiren.
Dilerim onmasın Hakk'ı yitiren,
Yolsuza hasımdır yolun kılıcı.

Yola hor bakanın yamandır hali,
Kaldırın aradan kıl ile kali.
Evvel ebet pirim Muhammet Ali,
Böyle günde olur imdat edici.

Bekleyelim mülkün sahibi gele,
Mümin kullarına tecelli kıla.
Muhammet Ali'nin kurduğu yola,
Kalmamış sıkile nazar kılıcı.

Pir Sultan'ım, hiç doğruya gelen yok,
Ol mümin kulların işin alan yok.
Şu alemde halimden bir bilen yok,
Herkes kendi sevdasına bakıcı.

 



SEYYAH OLUP ŞU ÂLEMİ GEZERİM

Seyyah olup şu âlemi gezerim,
Bir dost bulamadım, gün akşam oldu.
Kendi efkârımca okur yazarım,
Bir dost bulamadım, gün akşam oldu.

İki elim kalkmaz oldu dizimden,
Bilmem amelimden, bilmem özümden.
Akıttım kanlı yaş iki gözümden,
Bir dost bulamadım gün akşam oldu.

Yine boralandı dağların başı,
Akıttım gözümden kan ile yaşı.
Emaneti alır ol veren kişi,
Bir dost bulamadım, gün akşam oldu.

Bozuk şu cihanın pergeri bozuk,
Yazıktır şu geçen ömrüme yazık.
Tükendi daneler, kalmadı azık,
Bir dost bulamadım, gün akşam oldu.

Pir Sultan'ım eydür: Ummana dalam,
Gidenler gelmedi, haberin alam.
Abdal oldum, çullar giydim bir zaman,
Bir dost bulamadım, gün akşam oldu.

 

SIDK İLE ALİ'Yİ SEVERİM DEDİ

Sıdk ile Ali'yi severim dedi,
İtikadı beklenmiyor n'eyleyim?
Güzel Şah yoluna iverim dedi,
İkrara da bağlanmıyor n'eyleyim?

Arz edip lokmayı yiyemiyorlar,
Günahlı günahın diyemiyorlar,
Yuyucular meyti yuyamıyorlar,
Söz çok amma söylemiyor n'eyleyim?

Hak ile tercüman lokma yenmiyor,
Her günah sorulup derman olmuyor,
Onun çün nüfuzlar yerin almıyor,
Söylesem de dinlenmiyor n'eyleyim?

Şab ile şekeri seçemiyorlar,
Hak edip dünyadan göçemiyorlar,
Günahlı günahın açamıyorlar,
Şimdi haber anlanmıyor n'eyleyim?

Pir Sultan Abdal'ım özün yoklamaz,
Kulum der de pir eşiğin beklemez,
Ben sofuyum diye nefes saklamaz,
Şimdi nefes saklanmıyor n'eyleyim?

 

SİNEM ÜSTÜ ATEŞ OLDU OD OLDU

Sinem üstü ateş oldu od oldu,
Yakar muhannetin acı sözleri.
Hızır Paşa'nın ettiği derd oldu,
Çıkar muhannetin acı sözleri.

Seni şekva edem Urum Beyine,
Bakmıyon mu şu sinemin dağına,
Hançer oldu yüreğimin bağına,
Kakar mahannetin acı sözleri.

Engel geldi aramızda dolaşır,
Yusam çıkmaz kara olmuş bulaşır,
Top top olmuş mah yüzünde dolaşır,
Takar muhannetin acı sözleri.

Muhannet elinden halim pek şaşkın,
Deli gönül gah bulanık gah taşkın,
Gönlümün sarayın kalbimin köşkün,
Yıkar mahannetin acı sözleri.

Pir Sultan Abdal'ım, vadem yeterse,
Şah'ım gelir salacamdan tutarsa,
Karış karış üstümde ot biterse,
Çıkar muhannetin acı sözleri.

 

SOFU MEZHEBİMİ NEDEN SORARSIN

Sofu mezhebimi neden sorarsın?
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz.
Gözlüye gizli olmaz ne ararsın?
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz.

Eğnimize biz kırmızı giyeriz,
Halimizce biz de mana duyarız.
İmam Cafer mezhebine uyarız,
Biz muhammed Ali diyenlerdeniz.

Her kulun çırağın yaksa Hak yakar,
Mumin olanları katara ceker.
Aslımız On iki İmama çıkar,
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz.

Muhammed Ali'dir Kırklar'ın başı,
Anı sevmeyenin nic'olur işi.
Yezit'e lanetle atalım taşı,
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz.

Biz tüccar değiliz, alıp satmayız,
Erenler malına hile katmayız.
Gönlümüz geniştir, biz kin tutmayız,
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz.

İlkbaharda açılmıştır gülümüz,
Hakk'ın dergâhına gider yolumuz.
On iki İmamı okur dilimiz,
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz.

Pir sultan'ım söyler ganidir gani,
Evveli Muhammed, ahırı Ali.
Anlardan ögrendik erkanı, yolu,
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz.


SORDUM SARI ÇİĞDEME

Sordum sarı çiğdeme,
Sen nerede kışlarsın?
Ne sorarsın hey derviş,
Yer altında kışlarım.

Sordum sarı çiğdeme,
Yer altında ne yersin?
Ne sorarsın hey derviş,
Kudret lokmasın yerim.

Sordum sarı çiğdeme,
Benzin neden sararmış?
Ne sorarsın hey derviş,
Hak korkusun çekerim.

Sordum sarı çiğdeme,
Anan baban var mıdır?
Ne sorarsın hey derviş,
Anam yer, babam yağmur.

Sordum sarı çiğdeme,
Sende kardeşlik var mı?
Ne sorarsın hey derviş,
Ben erlerle kardeşim.

Pir Sultan'ım erlere,
Yüzü dolu nurlara.
Ak sakallı pirlere,
Çiğdemde kardeşlik vardır

 

SULTAN ALİ'M BİR İŞ GELDİ BAŞIMA

Sultan Ali'm bir iş geldi başıma,
Yana yana ağlanacak iş oldu.
Malûm olsun yârenime, eşime,
Ferman geldi serim yere düş oldu.

Yetiş imdadıma Celli Celal'im,
Hünkar Hacı Bektaş Şah Sultan Balım.
Efendime malum benim de halim,
Benim derdim cümle derde baş oldu.

Derviş olan şükür edip oturdu,
Herkes kendi kısmetini götürdü.
Namaredin lokmasın cömert yetirdi,
Münkirin torbası şükür boş oldu.

Pir Sultan kaildir Hak'tan gelene,
Şükür olsun damenimi salana.
Akrancığın kendisinden bulana,

Derdim deva buldu, gönlüm hoş oldu.

 

SULTAN NEVRUZ GÜNÜ CEMDİR ERENLER

Sultan Nevruz günü cemdir erenler,
Gönüller şad oldu ehli imanın.
Cemal yâri görüp doğru bilenler,
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın.

Cümle eşya bugün destur aldılar,
Aşk ile didara karşı yandılar,
Erenler ceminde bade sundular,
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın.

Erenler dergâhı ruşen bu günde,
Doldurmuş badeyi sunar elinde,
Susuz olan kanar kendi gönlünde,
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın.

Sultan Nevruz günü canlar uyanır,
Hal ehli olanlar nura boyanır.
Muhip olan bugün ceme dolanır,
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın.

Pir himmet eyledi bugün kuluna,
Cümle muhip bugün cemde buluna.
Cümle eşya konar kudret balına,
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın.

Aşık olan canlar bugün gelirler,
Sultan Nevruz günü birlik olurlar.
Hallak-ı cihandan ziya alırlar,
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın.

Pir Sultan’ın eydür: Erenler cemde,
Akar çeşnim yaşı her dem bu demde.
Muhabbet ateşi yanar sinemde,
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın.

 

SULTAN SUYU GİBİ ÇAĞLAYIP AKMA

Sultan suyu gibi çağlayıp akma,
Durulur gam yeme divane gönül.
Dam başında duman, dağ başında kış
Görülür gam yeme divane gönül

Bizden selam söylen dosta gidene
Yuf yalancıya da lanet nadana
Bunca düşman ardımızdan yetene
Yorulur gam yeme divane gönül

Şah-ı Merdan önümüzde kılavuz.
Yıkılır mı hakk'ın yaptığı havuz?
Üç günlük dünyada, bir yahşi yavuz,
Dirilir gam yeme divane gönül.

Pir Sultan Abdal'ım, sırdan sırada,
Bu iş böyle oldu, kalsın burada.
Cümlemizin yeltendiği murada,
Erilir gam yeme divane gönül.

 

ŞAH-I MERDAN ALİ KURDU BU YOLU

Şah-ı Merdan Ali kurdu bu yolu,
Hazret-i Fatıma cihanın gülü.
Evvel Seyyit Ali aldı yürüdü,
Kırkların serdarıdır Kızıl Deli.

Tanrıdağ koruna çökmüş oturur,
Yıldızları ayağına getirir,
Bir avuç toprakla hudut geçirir,
Kırkların serdarıdır Kızıl Deli.

Pirim etini kendi defn eyledi,
Çaldı taşı pare pare eyledi,
Pirim Ali bu kelamı söyledi,
Kırkların serdarıdır Kızıl Deli.

Gör pirim küffara n'etti, n'eyledi?
Şehir horozuna dua eyledi.
Sarı Kız'ı iki pare eyledi,
Kırkların serdarıdır Kızıl Deli.

Pir Sultan'ım Haydar sancak getirir,
Zemheride gonca güller bitirir.
Kalenin altını üstüne getirir,
Urum'u feth eden Şah Kızıl Deli.

 

ŞAH-I MERDAN KULLARIYIZ

Şah-ı Merdan kullarıyız,
Mevla'dan gayri değiliz.
Kanaat ile yürürüz,
İlla tokuz, aç değiliz.

Evliya gönlümüz aldı,
Kalbimiz nur ile doldu,
Gözlerimiz cemal gördü,
Cennete muhtaç değiliz.

Evvel biziz, ahir biziz,
Heman leyl-ü nehar biziz.
Gül açılmış bahar biziz,
Biz yaz olduk, kış değiliz.

Yüzlerden kırklara erdik,
Tarikat ehlini bulduk.
Yedilerden haber sorduk,
Üçlerdeniz, hiç değiliz.

Pir Sultan'ım, göçün göçün,
Sızdık eridik Hak içün.
Dünyayı terk etmek içün,
Altun olduk, tunç değiliz.

 

ŞAHA GİDEN BEN BİR BEZİRGAN GÖRDÜM

Şaha giden ben bir bezirgan gördüm,
Ayrılmam katardan ben şimden geri.
Hemen tutmuş hakikatın yolunu,
Ayrılmam katardan ben şimden geri.

Bezirgan yükünü nereden tutmuş,
Ona hizmet eden dergaha yetmiş.
Sevdiğim sılada bir oda tutmuş,
Ayrılmam katardan ben şimden geri.

Bezirganın yükü lal ile gevher,
Ana kar mı kılar harami dafer.
Bezirganlar başı ol İmam Cafer,
Ayrılmam katardan ben şimden geri.

Bezirganın yükü nereye gider?
Uğramaz Sırat'a, Mirac'a gider.
Bezirgan başıdır Şah Gani Haydar,
Ayrılmam katardan ben şimden geri.

Bezirganın yükü ilm-i hamail,
Doğru işleyene Hak ola kail.
Bezirgan başıdır ahir Cebrail,
Ayrılmam katardan ben şimden geri.

Deryalar bekçisi dağlara nazır,
Her nerde çağırsan orada hazır.
Bezirgan başıdır Boz Atlı Hızır,
Ayrılmam katardan ben şimden geri.

Pir Sultan Abdal'ım aşıkı çoklar,
Hiç kardaş bulmamış kend'özün yoklar.
Korktuğumuz yerden Yaradan saklar,
Ayrılmam katardan ben şimden geri.

 

ŞAHIN İLLERİNDEN GELEN TURNALAR

Şahın illerinden gelen turnalar,
Çağrışıp karışıp konar şah deyü.
Talip olan mürşidini arzular,
Destine el salıp sunar Şah deyü.

İki kuş bir yavru besler yuvada,
Ona mürşit gerek yuya arıda.
İki yüce şahin döner havada,

İmam evlerine konar Şah deyü.

Aramıza düştü ayrılık tozu,
Buymuş başımıza yazılan yazı.
Bağrımızı deldi turna avazı,
Sivas göllerine iner Şah deyü.

Hak'tan nida geldi garip bülbüle,
Bülbül aşık oldu bahçede güle.
Ali niyet etti bindi Düldül'e,
Sultan evlerine gider Şah deyü.

Pir Sultan'ım eydür: Gözümün yaşı,
Delik deşik oldu bağrımın başı.
Kalktı havalandı gönlümün kuşu,
Şah'ın dergâhına konar Şah deyü.


 

ŞAH'IN NURU MUSUN EY CANLAR CANI

Şah'ın nuru musun ey canlar canı?
Varın layık olun hallerinize.
Mürüvvet Erenler darına durdum,
Canım kurban olsun yollarınıza.

Erenlerin altın akçası mısın?
Mümin kardaşların goncası mısın?
Şah'ı Merdan Ali bahçesi misin?
Gelir bülbül konar dallarınıza.

Rehberin payını yemen, ayırın,
Mürşidin payını candan kayırın.
Dudaktan emzirin, lebten doyurun,
Hak mihman gelince evlerinize.

Lanet ile Yezitleri taradım,
Hakk'ın kitabını açtım aradım.
Kırklar ile cem olmaktı muradım,
İmam Cafer çıkar yollarınıza.

Pir Sultan'ım eydür: Yezitler gamda,
Horasan erleri Urum'da, Şam'da.
Biz de mihman olduk bir ayn-i cemde,
Doyup usanmadık hallerinize.


ŞECAATİN VARSA KALBİNDE SAKLA

Şecaatin varsa kalbinde sakla,
Nasihatim dinle, sakın gururdan,
Bir işin önünden sonunu yokla,
Nasihatim dinle, sakın gururdan.

Hünerin var ise kendini devşir,
Söyleyecek sözü kalbinde pişir.
Ululuk büyüklük Hakk'a yaraşır,
Nasihatim dinle, sakın gururdan.

Hatırın yıkarlar hatır yıkınca,
Gözyaşı yeğlenmez taşıp akınca.
El elden üstündür arşa erince,
Nasihatim dinle, sakın gururdan.

Oku asılanın yayı yasılır,
Gaziler kılıcı Arş'a asılır.
Gurur ile kahramanlar basılır,
Nasihatim dinle, sakın gururdan.

Pir Sultan'ım, ulular izin izle,
Kemliği terkeyle, iyliği gözle.
Hasmın karıncaysa merdane gözle,
Nasihatim dinle, sakın gururdan.


ŞİMDİ BİZİM ARAMIZA

Şimdi bizim aramıza,
Yola boyun veren gelsin.
Şeriatı, tarikatı,
Hakikatı bilen gelsin.

Kişi halden anlayınca,
Hakikatı dinleyince,
Üstüne yol uğrayınca,
Ayrılmayıp duran gelsin.

Talib olunca bir talib,
İşini Mevla'ya salıp,
İzzet ile selam verip,
Gönüllere giren gelsin.

Koyup dünya davasını,
Hakk'a verip sevdasını,
Doğrulayup öz nefsini,
Şeytanı öldüren gelsin.

Pir Sultan'ım, çelebiye,
Eyvallahım var veliye.
Muhiddin'e hal diliyle,
Yolum sırrın soran gelsin.


ŞU KANLI ZALİMİN ETTİĞİ İŞLER

Şu kanlı zalimin ettiği işler,
Garip bülbül gibi zar eyler beni.
Yağmur gibi yağar başıma taşlar,
Dostun bir fiskesi yaralar beni.

Dar günümde dost düşmanım bell'oldu,
On derdim var ise şimdi ell'oldu.
Ecel fermanı boynuma takıldı,
Gerek asa gerek vuralar beni.

Pir Sultan Abdal'ım can göğe ağmaz,
Hak'tan emrolmazsa ırahmet yağmaz.
Şu illerin taşı hiç bana değmez,
İlle dostun gülü yaralar beni.

 

ŞU KARŞI YAYLADA BİR KEKLİK ÖTER

Şu karşı yaylada bir keklik öter,
Pirimin sevdası burnumda tüter.
Bir ayrılık vardır ölümden beter,
Gelin rıza ile gönderin bizi.

Benim pirim yücelerde oturur,
Bu muhabbet tez ayrılık getirir.
Her gördükçe benim aklım yitirir,
Gelin rıza ile gönderin bizi.

Ben gidersem yaşın yaşın ağlama,
Ciğerciğin aşk oduna dağlama.
Kalktı nasibimiz bizi eğleme,
Gelin rıza ile gönderin bizi.

Gidersem bu yerler size yurd olsun,
Ara yerin münafıkı kurt olsun.
Ben gidiyom yüreğine dert olsun,
Gelin rıza ile gönderin bizi.

Pir Sultan Abdal'ım, nerden aşalım?
Aşalım da dost köyüne düşelim.
Çok tuz etmek yedik, helallaşalım,
Gelin rıza ile gönderin bizi.


ŞU KARŞI YAYLADA GÖÇ KATAR KATAR

Şu karşı yaylada göç katar katar,
Bir güzel sevdası serimde tüter,
Bu ayrılık bana ölümden beter,
Geçti dost kervanı eyleme beni.

Şu benim sevdiğim başta oturur,
Bir güzelin derdi beni bitirir,
Bu ayrılık bize zulüm getirir,
Geçti dost kervanı eyleme beni.

Ben gidersem sunam bana ağlama,
Ciğerimi aşk oduna dağlama,
Benden başkasına meyil bağlama,
Geçti dost kervanı eyleme beni.

Gider isem bu il sana yurt olsun,
Münafıklar aramızda kurt olsun,
Ben ölürsem yüreğine dert olsun,
Geçti dost kervanı eyleme beni.

Pir Sultan Abdal'ım dağlar aşalım,
Aşalım da dost iline düşelim,
Çok nimetin yedim helallaşalım,
Geçti dost kervanı eyleme beni.

 

ŞU KARŞIKİ KARLI DAĞI GÖRDÜN MÜ

Şu karşıki karlı dağı gördün mü?
Rüzgârını bulmuş eriyip gider.
Akan sularıdan ibret aldın mı?
Yüzünü yerlere sürüyüp gider.

Sürünün önünde giden avcılar,
Sıcak sıcak günde yakar güneşler.
Evvel zaman yemiş veren ağaçlar,
Onlar da kalmamış kuruyup gider.

Kadirsin Allah'ım sen de kadirsin,
Üstümüze dört direkli çadırsın.
Çağırdığımız yerde hazır nazırsın,
Cümlemiz üstüne yürüyüp gider.

Bizim deryamız derindir boylanmaz,
Bin nasihat etsen biri dinlenmez.
Gidi merkep hiçbir yere bağlanmaz,
Başında yuların sürüyüp gider.

Pir Sultan'ım söyler sözü özünden,
Aşıksın sakınır iki gözünden.
Olur olmaz münkirlerin sözünden,
Eksilmez gölümüz kuruyup gider.

 

ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ -1-

Şu yalan dünyaya geldim geleli,
Gönül senden özge yar bulamadım.
Yaralandım al kanlara bulandım,
Elimin kanını yur bulamadım.

Güzel olan n'eyler altın akçayı,
Arif olan düzer türlü bohçayı.
Vücudumda seyreyledim bahçeyi,
Dosta el değmedik nar bulamadım.

Güzellerin zülfü destedir deste,
Erenler Hak için oturmuş posta.
Bir zaman sağ gezdim bir zaman hasta,
Hasta halin nedir der bulamadım.

Felek kırdı benim kolum kanadım,
Baykuş gibi viranlara tünedim.
Bugün üç güzelin nabzın sınadım,
Can feda yoluna der bulamadım.

Ey felek kurulu yayımı basdın,
Her köşe başında yolumu kesdin.
Keskin kadeh ile dolumdan içtin,
Yandı yüreciğim kar bulamadım.

Pir Sultan Abdal'ım dağlar ben olsam,
Dağlarda biten laleler ben olsam.
Alem çiçek olsa ballar ben olsam,
Dost dilinden tatlı bal bulamadım.

 

ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ -2-

Şu yalan dünyaya geldim geleli,
Şu gönlümün gamı gitmez dahi ne?
Sevgili canandan ayrı düşeli,
Şu ceşmimin yaşı dinmez dahi ne?

N'eylersin sen anın çırağın yakıp,
Olur olmazların kahrını çekip,
Dört yanımız aldı engelli rakip,
Vadesi yetmeden ölmez dahi ne?

Gel dediğim yerde gelir isterim,
Dur dediğim yerde durur isterim.
Cananı halimden bilir isterim,
Gönül sahibini bulmaz dahi ne?

Pir Sultan Abdal der: Girdik bu yola,
Dost odur ki dostun yolunda ola.
Tedbirin üstüne takdir havale,
Kulun her dediği olmaz dahi ne?

 

ŞÜKÜR BİZİ BU MEYDANA

Şükür bizi bu meydana,
Getirenin demine Hu.
Ceset içinde bu canı,
Bitirenin demine Hu.

Güzeldir Ali'min sesi,
Silelim gönülden pası.
Aynı cemde bu nefesi,
Okuyanın demine Hu.

Tutalım Ali izini,
Uyaralım can gözünü.
Kırklar ile bir üzümü,
İçirenin demine Hu.

Pir Sultan'ım bu ne demek?
Hiç cahile çekme emek.
Hazır pişmiş nan u nemek,
Yedirenin demine Hu.

 


TAKATTAN KESİLDİM YOKTUR İLACIM

Takattan kesildim yoktur ilacım,
Meğer bize imdat Ali'den ola.
Derdimin çaresi Ali sen yetiş,
Meğer bize imdat Ali'den ola.

Ali'ye ayan ki Hak için buldum,
Gayretini güdüp kılıcım çektim,
Kuldan fayda yok imiş bunu bildim,
Meğer bize imdat Ali'den ola.

Hakk'a doğru giden Hakk'a ulaştı,
Dünyaya her bakan kulların şaştı.
Gezdim dört köşeyi tesellüm düştü,
Meğer bize imdat Ali'den ola.

Hayrola Yusuf'un düşünü gördüm,
Özürüm niyazım Hüda'ya kıldım,
Mümkünüm kesildi Ali'ye yordum,
Meğer bize imdat Ali'den ola.

Pir Sultan Abdal'ım, derdim bu imiş,
Müminin isteği iyi huy imiş.
Zahirde batında yeten o imiş,
Meğer bize imdat Ali'den ola.

 

TAKDİR-İ İLAHİ BUDUR NASİBİM

Takdir-i İlahi budur nasibim,
Az vermiştir, çok istemem çare ne?
Bu kadar nasibim, budur kisibim,
Bülbül gibi zar eylesem çare ne?

Düşmanımın yaraları azmaya,
Dostumun hayrını şerre yazmaya.
Bu dünyada melül mahzun gezmeye,
Mahlukattan ar eylesem çare ne?

Bakmaz mısın viran olmuş bendime?
Halim malum olsun ol efendime.
Hançer alsam, hamle kılsam kendime,
Kendi kendim paralasam çare ne?

Gam kasavet yuva yaptı sineme,
Kahır gömleğini giydim eğnime.
Perişanlık düştü viran göynüme,
Türlü türlü aşk bağlasam çare ne?

Pir Sultan Abdal'ım, çekerim çoktan,
Ya İlahi bizi kurtar tutsaktan.
Bu derdin dermanın isterim Hak'tan,
Halka halim arz eylesem çare ne?

 

TALİBİN ÖZÜNÜ HALLEYLE PİŞİR

Talibin özünü halleyle pişir,
Bu meydana çiğden lokma gelir mi?
Üstat nazarında tuzlanmayınca,
O lokmada lezzet karar olur mu?

Rum ili halk olmaz basılmayınca,
Hariç damarları kesilmeyince.
Gerçek senlik benlik seçilmeyince,
Hak kapısı açık ayan ayan olur mu?

Kardaş benim hatırcığım yıkıldı,
Münafık şerrinden belim büküldü.
Urum'a doğru bir ordu çekildi,
Yola giden ere menzil olur mu?

İkilik dediğin de birletilmez,
Bilirim yoluma gönül katılmaz.
Kara taştan cevher alıp satılmaz,
Kamil olan kardaş n'eyler olur mu?

Pir Sultan'ım eydür: Dostla görüştük,
Mürşit nazarında ikrar veriştik.
Bir karındaş düşse hemen yetiştik,
Düşen kardaş kalkar, kalkmaz olur mu?

 

TARİKATE İKRAR VERDİM

Tarikate ikrar verdim,
Lanet Yezit'ten el yudum,
Muhammet Ali'yi gördüm,
Firdevs-i ala içinde.

Allah bir Muhammet haktı,
Rehberim kemendi taktı,
Çekti pire teslim etti,
Firdevs-i ala içinde.

Pirden nasihatı aldım,
Ben belimi bağlı gördüm,
Kendimi Mirac'da buldum,
Firdevs-i ala içinde.

Ben kutlu postuma geçtim,
Sekahüm şerbetin içtim,
Ol saat kıl-kalden geçtim,
Firdevs-i ala içinde.

Didar defterine geçtim,
Münkir münafıkı seçtim,
Mezhebde Cafere düştüm,
Firdevs-i ala içinde.

Mehdi'ye vardır niyazım,
İmamlara bağlı özüm,
Şükür didar gördü gözüm,
Firdevs-i ala içinde.

Pir Sultan'ım dünya fani,
Bizdedir Hakk'ın nişanı,
Hakk'a kurban verdim canı,
Firdevs-i ala içinde.

 

TEMENNAYA GELDİM ERENLER SİZE

Temennaya geldim erenler size,
Temenna edeyim destur olursa.
Mürvet kapıların bağlaman bize,
İçeri gireyim destur olursa.

Pirim deyü divanına geçeyim,
Destinizden ab-ı hayat içeyim.
İzniniz olursa ağzım açayım,
Bir mana söyleyim destur olursa.

Talib günahkardır pir meydanında,
Zülfikar oynuyor durmaz kınında.
Rehberin önünde pir meydanında,
Kemerbest olayım destur olursa.

Rehbere bağlıdır talibin başı,
Durmuyor akıyor didemin yaşı.
Arafat dağında koçun savaşı,
Erkana düşeyim destur olursa.

Pir Sultan Abdal'ım hey güzel Şah'ım,
Günahlıyım arşa çıkıyor ahım.
Pire kurban olsun bu tatlı canım,
Terceman olayım destur olursa.

 

TÜRAP OLUP DÜŞTÜM TOZA

Türap olup düştüm toza,
İncinme gönül incinme.
Tahammül eyle her söze,
İncinme gönül incinme.

Türaplık cümlenin başı,
Üstüne atarlar taşı,
Daim çiğnenmektir işi,
İncinme gönül incinme.

Koy sana kötü desinler,
Her ayıbına gülsünler,
Hergün gıybetin kılsınlar,
İncinme gönül incinme.

Muhammet Miraç'tan indi,
Ali'm nur ile boyandı,
Bühtan Fatm'Ana'ya indi,
İncinme gönül incinme.

Pir Sultan'ım geçer aylar,
Geçinir yoksullar baylar,
Herkes sıfatını söyler,
İncinme gönül incinme.

 

UĞRADIM BİR DERDE DÜŞTÜM NOKSANA

Uğradım bir derte, düştüm noksana,
Akıl kılavuzdur pire var pire.
Sıdkınan çağırdım Gani Hüda'ma,
Onlar da çağırır pire var pire.

Gözü açık görür setr-i alemi,
Cennet-i alada şehitler yedi.
Aman mürvet dedim Urum'un yeri,
Onlar da buyurur pire var pire.

Hak T'ala yaratmış hasların hası,
O kuldur oluyor şeytana asi.
Aman mürvet dedim Şam evliyası,
Onlar da buyurur pire var pire.

Hak'tan nida oldu geldik ya Şam'a,
Ceset gark olmuştur gussaya gama.
Aman mürvet dedim on'ki imama,
Onlar da buyurur pire var pire.

Pir Sultan Abdal'ım gussa gamına,
Bunda varsın dersin orda birine.
Aman mürvet dedim Horasan pirine,
Onlar da buyurur pire var pire.

 

UĞRUM SIRA GİDEN BOZ ATLI HIZIR

Uğrum sıra giden boz atlı Hızır,
Ayrılık derdinin dermanı nedir?
Şu iki aleme olmuşsun nazır,
Ayrılık derdinin dermanı nedir?

Sığanmıştır ağca kolda bilekler,
Hak katında kabul olsun dilekler,
Arş yüzünde secde kılan melekler,
Ayrılık derdinin dermanı nedir?

Küseyim de ben yarime küseyim,
Siyah zülfün mah yüzüne asayım,
Kerbela'da yatan İmam Hüseyin,
Ayrılık derdinin dermanı nedir?

Hani şu dünyanın toprağı taşı?
Akıttım gözümden kan ile yaşı.
Urum illerimin Hacı Bektaş'ı,
Ayrılık derdinin dermanı nedir?

Ak saya giyinmiş, incedir beli,
Ben pirimi gördüm, tatlıdır dili.
Tanrı'nın arslanı Hazret-i Ali,
Ayrılık derdinin dermanı nedir?

Gıcılar da dağlar başı gıcılar,
Çıkmaz oldu içerimden acılar.
Arafat Dağı'ndan gelen hacılar,
Ayrılık derdinin dermanı nedir?

Dünyayı sorarsan; bir dipsiz anbar,
Ali'nin yoldaşı Zülfikar Kanber.
Kabe'yi yaptıran Halil Peygamber,
Ayrılık derdinin dermanı nedir?

Deryanın yüzünde dönen üç gemi,
Yiyelim, içelim, sürelim demi.
Geminin sahibi ol Hızır Nebi,
Ayrılık derdinin dermanı nedir?

Pir Sultan Abdal'ım, içtim cür'adan,
Okudum ağını, bilmem karadan.
Yeri, göğü, cüml'alemi Yaradan,
Ayrılık derdinin dermanı nedir?

 

UĞRUMA BİR ÇIĞIR DÜŞTÜ

Uğruma bir çığın düştü,
Bir ucu mahşer içinde.
Açıldı bir şar dükkânı,
Ne ararsan var içinde.

Var dükkana pazar eyle,
Hışmından kork hazer eyle.
Aya güne nazar eyle,
Ay balkıyor nur içinde.

Ay Ali'dir, gün Muhammet,
Üç yüz altmış altı sünnet.
Balıklar da suya hasret,
Çarh dönerler göl içinde.

Ay Ali'dir, gün Muhammet,
Kılasın farz ile sünnet.
Yedi tamu, sekiz cennet,
Bülbül oynar gül içinde.

Göl içinde çarhı döner,
Susuzluktan bağrı yanar.
Müminler secdeye iner,
Seyir var seyir içinde.

Kudretten derildi arı,
Arılar çeker dizarı.
Dinle şimdi sen o zarı,
Arı oynar bal içinde.

Pir Sultan'ım, ey gaziler,
Yazıldı kara yazılar.
Talip mürşidin arzular,
Gönül oynar dil içinde.

 

UYUR İDİK UYARDILAR

Uyur idik uyardılar,
Diriye saydılar bizi.
Koyun olduk, ses anladık,
Sürüye saydılar bizi.

Sürülüp kasaba gittik,
Kanarada mekân tuttuk,
Didar defterine yettik,
Ölüye saydılar bizi.

Hâlimizi hâl eğledik,
Yolumuzu yol eyledik,
Her çiçekten bal eyledik,
Arıya saydılar bizi.

Hak divanına dizildik,
Aşk defterine yazıldık,
Bal olduk, şerbet ezildik,
Doluya saydılar bizi.

Pir Sultan Abdal'ım şunda,
Çok keramet var insanda.
O cihanda, bu cihanda,
Ali'ye saydılar bizi.

 

UYURKEN ÜSTÜME GELDİ ERENLER

Uyurken üstüme geldi erenler,
Gafil aç gözünü uyan dediler.
Serseri kalma bu cihan içinde,
Yürü bir mürşide hey can dediler.

Uyandım gafletten açtım gözümü,
Erenler payine sürdüm yüzümü.
Hak buyurdu ben söyledim sözümü,
Bu Hakk'ın kelamı inan dediler.

Gökten indi derler idi İsa'ya,
Zebur'u Davut'a, Tevrat Musa'ya.
Üçüncü Resul'e Fürkan dediler

Kanber önü sıra bindi Düldül'e
Pirim Hacı Bektaş Kırklar'la bile
Ab-ı Zemzem ile cümlesin sile
Bir dolu sundular iç kan dediler

Dağların deminden çekilir erler
Ördeğin arzular cevlana göller
Deryalar geçilmez bulanık seller
Kalbi pak olana umman dediler

Kalbin pak olursa var Hakk'a hoş ol,
Erenler önünde döş olma, düş ol.
Dünyanın varından vazgeç derviş ol,
Dünyada dervişe sultan dediler.

Bu derd ü belayı çeken Eyyup'tur,
Erenlerin sırrı hoş acayiptir.
Her yerde sırrını açma, ayıptır,
Gizli pinhanlara boyan dediler.

Pir Sultan düşmüşüm er sevdasına,
Âşıklar düşmesin el sevdasına.
Bir nazar kılmışım kalbim pasına,
Eğer âşık isen uryan dediler.

 

ÜÇ GÖZLÜ PINARIN GÖZÜN ARARSAN

Üç gözlü pınarın gözün ararsan,
Onu bilen bu cihanı fark eder.
Deryadaki kuşun izin ararsan,
Onu bilen bu cihanı fark eder.

Dört kitabın her ismini yazmalı,
Seyyah olup şu alemi gezmeli.
Bir kuş gördüm ayakları çizmeli,
Onu bilen bu cihanı fark eder.

Bir kuş gördüm ayağında nalı var,
Kendisi bir amma iki dili var.
Padişahtır ülkesi var ili var,
Onu bilen bu cihanı fark eder.

Bir hastacık gördüm sormadım halin,
Başı kabak olmuş ayağı yalın.
İk'oğlan getirmiş bir erkek gelin,
Onu bilen bu cihanı fark eder.

Pir Sultan Abdal'ım, ey Şah-ı Merdan,
Şefaat umarım Gani'den pirden.
Derviş Muhammed'in hatemi nurdan,
Onu bilen bu cihanı fark eder.

 

ÜFÜRDÜM ÇERAĞI YANDIRAMADIM

Üfürdüm çerağı yandıramadım,
Gönlümü yüksekten indiremedim,
Aç doyurup, susuz kandıramadım,
Ben nice varayım Hak divanına.

Ulu yol üstünde köprü çatmadım,
Hatırlar hoş edip gönül yapmadım,
Hakk'ın emrettiği yola gitmedim,
Ben nice varayım Hak divanına.

Yeşil pınarlarda parlayıp akar,
Asilzade olan aslına çeker,
Pervaneler aşkın oduna yanar,
Ben nice varayım Hak divanına.

Ben yükümü tuttum kaba söz ile,
Günahlar kazandım ela göz ile,
Ya nasıl çıkayım kara yüz ile,
Ben nice varayım Hak divanına.

Pir Sultan'ım eyder: Kılarım ben zar,
Yüküm la'l ü gevher Şah damgası var.
Eğer aşık isen gel yaramı sar,
Ben nice varayım Hak divanına.

 

VEFAT ETTİM ŞU DÜNYADAN

Vefat ettim şu dünyadan,
Gidiyorum dertli dertli.
İndim türaba döşendim,
Gidiyorum dertli dertli.

Aha bak gözüm yaşına,
Dahi ne gelir başıma.
İndim musalla taşına,
Gidiyorum dertli dertli.

Musalladan kaldırdılar,
Yönüm Hakk'a dönderdiler.
Sinim Hakk'a gönderdiler,
Gidiyorum dertli dertli.

Ruhum da sinimde durdu,
Zebaniler sual sordu.
Ali'm şefaatçi oldu,
Gidiyorum dertli dertli.

Arafat kapı açtırır,
Cümlemizi Hak bitirir.
Hakk'a Fatiha götürür,
Gidiyorum dertli dertli.

Pir Sultan'ım, ne olacak?
Bizler sizlere varacak.
Şu dünyada kim kalacak?
Gidiyorum dertli dertli.

 

VİRAN BAHÇELERDE BÜLBÜL ÖTER Mİ

Viran bahçelerde bülbül öter mi?
Gönül eğlencesi gül olmayınca.
Merhemsiz yareler onar biter mi?
Bir gerçek veliden el olmayınca.

Nefse uyan Hakk'a uymuş değildir,
Gaziler namazın kılmış değildir.
Bu gezen abdallar derviş değildir,
Arkasında hırka şal olmayınca.

Tabip olmayınca yaram sarılmaz,
Mürşit olmayınca pire varılmaz.
Yüz bin asker olsa yezit kırılmaz,
Eli Zülfikarlı Al(i)'olmayınca.

Bu aşk meydanında bir divan olur,
O meydana düşen nevcivan olur.
İtikatsiz talip boş kovan olur,
Vızılar arısı bal olmayınca.

Değme arif bunu böyle bilemez,
Bilse dahi yine arif olamaz.
Her dede ölüyü diri kılamaz,
Hünkar Hacı Bektaş Vel(i)'olmayınca.

İki melek gelir sual sorarlar,
Dökerler hurcunu, gevher ararlar.
Bir kılın üstüne köprü kurarlar,
Geçemezsin Hakk'a kul olmayınca.

Pir Sultan'ım baştan dalga aşırır,
Bu aşkın dolusu aşka düşürür.
Her bildiğin rehber çiğ mi pişirir?
Yanıp ateşlere kül olmayınca.

 

YALAN DÜNYA SANA BEL Mİ BAĞLARIM

Yalan dünya sana bel mi bağlarım?
Hani benim önüm sıra gelenler?
Ölüm var derlerdi, ben inanmazdım,
Duydum essah imiş öldü diyenler.

Yaratmıştır insan ile hayvanı,
İnsanda emanet koydu bu canı.
Üç yüz altmış altı peygamber hani?
Bizi kor mu ya onları alanlar?

Şöyle bir günahkar kul türemişem,
Bilemem feleğe ben n'eylemişem?
Feleğin burcunu çok aramışam,
Bel mi bağlar şu dünyayı görenler?

Pir Sultan Abdal'ım gezerek gelir,
Elinde defteri yazarak gelir.
Sıra dolanarak bize de gelir,
Ölmez imiş bizim için ölenler.

 

YANIMIZDA İKİ MELEKLER GEZER

Yanımızda iki melekler gezer,
Bin hayır biri şerrimiz yazar.
Kahbe felek bizi aldatır üzer,
Nerede seyreder andan haber ver.

Cümlemizin başı Allah'tan ferman,
İsmail Peygambere indi bir kurban.
Bir ot biter bütün dertlere derman,
Ol ot nerde biter andan haber ver.

Sabahtan gün doğar gün dile doğar,
Dal boynun eğdikçe rahmetler yağar.
Bin bir gün içinde bir yıldız doğar,
Yıldız nerde doğar andan haber ver.

Musa Peygamber de atına bindi,
Can cesetten çıktı nerede durdu?
Peygamber uğrunda bir delil yandı,
Delil nerde yanar andan haber ver.

Pir Sultan Abdal'ım, geldik de gittik,
Gelirken giderken ne kazanç ettik?
Yükünü yükletip kül olduk bittik,
Yurdunda ne kalır andan haber ver.

 

YANLIŞ FETVA İLE YOLA GİDİLMEZ

Yanlış fetva ile yola gidilmez,
Arif isen bu manadan fark eyle.
Eğri hacet ile metah dokunmaz,
Üstat isen endazeni derk eyle.

Maşuk olan aşıkına düş gelir,
Aşıkın başına olmaz iş gelir.
Her dem böyle kalmaz, bir gün kış gelir,
Yapı yap da üzerini berk eyle.

Kulak ver de dinle arşta horoza,
Belki erişesin ilm-i arıza.
Kunduru buğdayı ekme harıza,
Çiftçi isen var tarlanı herk eyle.

Şu dünya bulandı, hiç durulmuyor,
Arif olmayınca fark olunmuyor.
Kürekle tarlaya su verilmiyor,
Muhabbet bendinden kaldır hark eyle.

Pir Sultan Abdal'ım, ihlas yar olsa,
Mecnun da gözlüyor Leyla gelirse.
Bir cananın meyli sende yok ise,
Ahir fayda etmez onu terk eyle.

 

YAS VE MATEM GÜNÜ DERDİM YENİLER

Yas ve matem günü derdim yeniler,
Yarin sesi kulağımda çınılar.
Sordum ki dağlara niçin iniler?
Dedi çekticeğim karın elinden.

Alnıma yazılmış kara yazılar,
İtikattır talip pirin arzular.
Sordum ki çamlara neden sızılar?
Dedi çekticeğim pürün elinden.

Varıp Hakk'ın divanına durursun,
Pervan olup aşk oduna yanarsın.
Sordum değirmene ne hoş dönersin?
Dedi çekticeğim perin elinden.

Varıp bir pir ile pazar edersin,
Oturup da ikrarını güdersin.
Sordum garip bülbül niçin ötersin?
Dedi çekticeğim harın elinden.

Serçeşme'den gelir suyun durusu,
Nasibimiz verir pirin birisi.
Dedim Pir Sultan'ım benzin sarısı,
Dedi çekticeğim yarin elinden.

 

YEDİ YILDIR HASTA DÜŞTÜM YATARIM

Yedi yıldır hasta düştüm yatarım,
Var git arap var git bende nen kaldı?
Okurum ayeti virdim dilimde,
Var git arap var git bende nen kaldı?

Anama babama hata mı ettim?
Pirim rehberime öte mi dedim?
Musahipten uğrun lokma mı yedim?
Var git arap var git bende nen kaldı?

Haramilik m'ettim, beller mi kestim?
Nefis mi öldürdüm, avret mi bastım?
Ali'nin yoluna üstü mü düştüm?
Var git arap var git bende nen kaldı

Mağrip tarafında saban mı sürdüm?
Meşrik tarafında gülün mü derdim?
Gök ekinine hem sürü mü saldım?
Var git arap var git bende nen kaldı?

Pir Sultan Abdal'ım, gördüm duşumda,
Ali'nin hırkası tacı başımda.
Özerlik göğerdi didem yaşında,
Var git arap var git bende nen kaldı?

 

YEL ESTİ Mİ AŞKA GELİR SALLANIR

Yel esti mi aşka gelir sallanır,
Mart ayında yeşillenir ağaçlar.
Kıpkırmızı donlar giyer allanır,
Hu dost çağırır allanır ağaçlar.

Çiçek açar domur domur dal verir,
Kimi uzar birbirine el verir.
Kimi meyve verir, kimi gül verir,
Kuşlar üstünde dillenir ağaçlar.

Yaz baharda bahçe ile, bağ ile,
Kaba çamın gürlemesi dal ile,
Koç yiğidin eğlencesi yar ile,
Muhabbet eder eğlenir ağaçlar.

Pir Sultan Abdal'ım, Hatayi Şah'ım,
Adam için ne haketmiş Allah'ım.
Güz gelince salar yaprağın dalın,
Vakti geldi mi sulanır ağaçlar.


YEMEN ELLERİNDEN BERİ GELİRKEN

Yemen ellerinden beri gelirken,
Turnalar Ali'mi görmediniz mi?
Hava üzerinde sema ederken,
Turnalar Ali'mi görmediniz mi?

Şah'ım Hayber kalesini yıkarken,
Nice Yezit halka olup bakarken,
Muhammet Mustafa Hacc'a çıkarken,
Turnalar Ali'mi görmediniz mi?

Kim gördü deryada balık izini?
Eğildi Kanber'in öptü gözünü.
Turnalardan işittim avazını,
Turnalar Ali'mi görmediniz mi?

Havanın yüzünde sema tutarken,
Ab-ı kevser şarabından içerken,
Muhammet gül ü reyhanın seçerken,
Turnalar Ali'mi görmediniz mi?

Şeriat yolunu Muhammet açtı,
Tarikat menzilini Ali seçti.
Bu meydandan nice erenler geçti,
Turnalar Ali'mi görmediniz mi?

Pir Sultan'ım eydür: Konup göçelim,
Gelin kevser şarabından içelim.
Ali'nin uğruna serden geçelim,
Turnalar Ali'mi görmediniz mi?

 

YEŞİL BAŞLI ÖRDEK GÖLLERE UÇTU

Yeşil başlı ördek göllere uçtu,
Duysun canlar deyü bizi asarlar.
Bir taş oynamasın yerli yerinden,
Duysun canlar deyü bizi asarlar.

Çıkardılar ağ bedenden atmaya,
Şimdi indirdiler yine dahmeye.
Kanrıldım çevrildim baktım zahmaya,
Duysun canlar deyü bizi asarlar.

Varlığın çevresi dopdolu incir,
Severim demeye canım zarıncır.
Elimde kelepçe boynumda zincir,
Duysun canlar deyü bizi asarlar.

İlimi sorarsan köyümdür Banaz,
Dilerim onmasın ol karılı Sivas.
Bir ben ölmeyinen alem yıkılmaz,
Duysun canlar deyü bizi asarlar.

Pir Sultan Abdal'ım kaddim büküldü,
Gözümün gevheri yere döküldü.
Kendir kement boğazıma takıldı,
Duysun canlar deyü bizi asarlar.


YETMİŞ İKİ BUÇUK MİLLET DİLEĞİ

Yetmiş iki buçuk millet dileği,
Yaradan'a yalvarırlar sabahtan.
Ol demde seğrişir arşın meleği,
Yaradan'a yalvarırlar sabahtan.

Kul olanın uyku kalmaz gözünde,
Gezmeyelim kör şeytanın izinde.
Dağ horozu öter arşın yüzünde,
Yaradan'a yalvarırlar sabahtan.

Herkes metaını alıp satıyor,
Hak Muhammet Ali cana yetiyor.
Cümle kuşlar yuvasında ötüyor,
Yaradan'a yalvarırlar sabahtan.

Seher vakti oldu nasıldır haller?
O zaman açılır kırmızı güller.
Hacet kapısına açıktır derler,
Yaradan'a yalvarırlar sabahtan.

Pir Sultan Abdal'ım, kırklar, yediler,
Seherde ötüşür kumru dudular.
Hacet kapısına açık dediler,
Yaradan'a yalvarırlar sabahtan.


YİNE DOSTTAN HABER GELDİ

Yine dosttan haber geldi,
Dalgalandı taştı gönül.
Yâr elinden kevser geldi,
Derya gibi coştu gönül.

Kılavuzum Şah-ı Merdan,
Çevresi dopdolu nurdan.
Şunda bir hercayi dosttan,
Neylersin, vazgeçti gönül.

Sır Ali'deki sır idi,
Seyredeni sever idi.
Ben kulu da kemter idi,
Pir aşkına düştü gönül.

Açıldı bahçenin gülü,
Öter içinde bülbülü.
Dost elinden dolu dolu,
Sarhoş oldu içti gönül.

Pir Sultan'ım bir gün göçer,
Er olan ikrarın güder.
Ceset bunda seyran eder,
Çün Hakk'a ulaştı gönül.

 

YİNE ILGIT ILGIT YELLER ESİNCE

Yine ılgıt ılgıt yeller esince,
Bulutlar kaynaşır, yel nice olur?
İmam'a beli demeyen gaziler,
Sürerler dergâhtan hal nice olur?

Pek imiş kurulmaz feleğin yayı,
Ezelden sunulur aşıklar payı.
İki dinli daim yüze gülücü,
Sürerler dergâhtan hal nice olur?

Er değildir er nefesi yutmayan,
Er pirlik kalbini temiz tutmayan,
Özünü rızaya teslim etmeyen,
Sürerler dergâhtan hal nice olur?

Erenler de kabul etmez yalanı,
İçi sual olup dışı güleni,
Evvel ikrar verip sonra döneni,
Sürerler dergâhtan hal nice olur?

Pir Sultan'ım, ihlas diler pirine,
Yerler gökler inler ah u zarına.
Mümin olan çıkar Hak divanına,
Sürerler dergâhtan hal nice olur?

 

YİNE KISMETİMİZ KALDIRDI BİZİ

Yine kısmetimiz kaldırdı bizi,
Ne yaman uzağa düştü yolumuz.
İneyim gideyim Şam'dan aşağı,
Nerde kaldı ana ata ilimiz?

Kan olur garibin gözü yaşından,
Haber almaz yareninden eşinden.
Ağular da sızar canım aşından,
Belki pire malum ola halimiz.

Urum'un dağları, İşçil ovası,
Issız kalmaz yavru şahin yuvası.
Urum'dan da Şam'a erler duası,
Erler olsun kanadımız kolumuz.

Pir Sultan Abdal'ım, uzak yollardan,
Helal olduk yücelerden, bellerden.
Bir zamanlar biz de gurbet illerden,
Ne yaman gurbeti söyler dilimiz.

 

YİNE TAMAM OLDU SENENİN BAŞI

Yine tamam oldu senenin başı,
Aktıkça akıyor gözümün yaşı.
Mümin olanlara veriyor cüşu,
Münkir Yezit kıymetini bilmedi.

İnşallah Yezid'in nesli kırılır,
Mümin olan Hak cemine derilir.
Bir orucun bin bir hacca yazılır,
Oruç tutan ebed mahrum olmadı.

Peygamberin vasisini kodular,
Adına da Mervan adın dediler.
On iki imamı bir bir yediler,
Mazlumların ahı yerde kalmadı.

Hasan'la Hüseyin Ali'nin oğlu,
Yezid'in elinden ciğeri dağlı.
Mümin olan Şah'a ikrarla bağlı,
İkrarı bend olan yoldan dönmedi.

Ne dilersen Hak'tan dile dileği,
Muhammet Ali'nin yanar çırağı.
Pir Sultan'ın Mevla ile durağı,
Pire ikrar veren geri dönmedi.

 

YİNE YEŞİLLENDİ DAĞLAR

Yine yeşillendi dağlar,
Kararıp kocamaz bağlar.
Her nereye varsam ağlar,
Felek, senden gülen kimdir?

Ateşim yanıp pişmeden,
Ruh girip bu ten koşmadan,
Ana rahmine düşmeden,
Bu dünyaya gelen kimdir?

Yiğit ister yaranlığa,
Baykuş konar viranlığa,
On sekiz yıl karanlığa,
Hızır ile duran kimdir?

Pir Sultan'ım der: Varalım,
Anda günahlar görelim.
Azrail'den bir soralım,
Kendi canın alan kimdir?

 

YÖNÜMÜ DÖNDERDİM SARI SULTAN'A

Yönümü dönderdim Sarı Sultan'a,
Ali muradımız vere sabahtan.
Yüzümü süreyim Seyyit Battal'a,
Münkire Zülfikar çala sabahtan.

Bülbülüm bahçende gülşene kondu,
Hüzeyin Hak için serini verdi.
Doldurdu da bize bir dolu sundu,
Ol Hızır'ın yeşil eli sabahtan.

Havarici dinden eden nisbettir,
Taç vuruldu bize yeşil kisvettir.
Mümine Cennet'te nasip kısmettir,
Açılır Cennet'in gülü sabahtan.

Kul olanda Eyyüp gibi derd olur,
Perşembe günleri ismi vird olur.
Anında Cennet'te yurdu bell'olur,
Hakk'ı ivird eyler dili sabahtan.

Pir Sultan Abdal'ım, Ali görünür,
Kul olanlar yüzün üstü sürünür.
Her ne dersen bu ednada bulunur,
Ali muradımız vere sabahtan.

 

YÖRÜ BİRE ÇİÇEK DAĞI

Yörü bire Çiçek dağı,
Sende suna boylum kaldı.
Hep kuşların dönüm çağı,
Bülbülüm goncası soldu.

Bakarım ki yar gelecek,
Yarama merhem saracak.
Mısır'a sultan olacak,
Yusuf'u Kenan'ım n'oldu?

Göllerde ötüşür suna,
Sesi hayat verir cana.
Ben ağlarım yana yana,
Gözlerim yaş ile doldu.

Dudu kumru bülbül sesli,
Yardan ayrılmışam yaslı.
On'iki imamların nesli,
Bir sahip zamanım geldi.

Pir Sultan'ım ne hal oldu?
Dünya haldan hala kaldı.
Tez seviştik, tez ayrıldık,
Ahir pişmanlığım kaldı.

 

YÜCE YÜCE DAĞLARDAN MI GELİRSİN

Yüce yüce dağlardan mı gelirsin?
Hayır mı gök turnam yardan ne haber?
Benim sevdiğimi sen de bilirsin,
Hayır mı gök turnam yardan ne haber?

Koyuverin ben yarime varayım,
Muradıma maksuduma ereyim.
Sen bilmezsen ağ kuğudan sorayım,
Hayır mı gök turnam yardan ne haber?

Benim yarim kıya kıya bakınır,
Ak ellere al kınalar yakınır.
O da senin gibi güller sokunur,
Hayır mı gök turnam yardan ne haber?

Benim yarim gezişinden bellidir,
Ak elleri deste deste güllüdür.
İbrişim kuşaklı ince bellidir,
Hayır mı gök turnam yardan ne haber?

Pir Sultan Abdal'ım güllerin beştir,
Yarimden ayrıldım, günlerim hiçtir.
Kılavuzun birdir, katarın kaçtır?
Hayır mı gök turnam yardan ne haber?

 

YÜKLETİN BARHANEM DEVELER İLE

Yükletin barhanem develer ile,
Beni İmam Hüseyin'e gönderin.
Yoldaş olup gitmen yad iller ile,
Beni İmam Hüseyin'e gönderin.

Şu illerin göze çektiği perde,
Beni sen düşürdün onulmaz derde.
Karar alıp duramıyom bir yerde,
Beni İmam Hüseyin'e gönderin.

Benim ne davam var şu iller ile,
Benim davam Hak ehli kullar ile.
Kerbela'ya giden abdallar ile,
Beni İmam Hüseyin'e gönderin.

Kutlu günler doğup doğup aşmadan,
Ceset farıyıp da akıl şaşmadan.
Dağları kar alıp kırcı düşmeden,
Beni İmam Hüseyin'e gönderin.

Pir Sultan Abdal'ım bir hava ile,
Arşa çıkardılar bin dava ile.
Kanber'in güttüğü boz deve ile,
Beni İmam Hüseyin'e gönderin.

 

YÜKSEK İSEM BEN GÖNLÜMÜ İNDİRMEM

Yüksek isem ben gönlümü indirmem,
İndirsem de ben Ali'den ayrılmam.
Azrail'i ak göğsüme kondurmam,
Kondursam da ben Ali'den ayrılmam.

Kıratım, kıratım, benli kıratım,
Arş'âlâya çıktı ünüm, fırkatım.
Kesilse kefenim, yunsa meyyitim,
Yusalar da ben Ali'den ayrılmam.

Azrail'in kılıçtandır kuşağı,
Kara toprak sır örtüsü döşeği.
Sarkıtsalar saptırmadan aşağı,
İndirseler ben Ali'den ayrılmam.

Benim gönlüm bir geyicik postunda,
Giydirmenin muradında kastında.
Teneşirin tahtasının üstünde,
Yusalar da ben Ali'den ayrılmam.

Pir Sultan'ım, kuşatsalar kuşağı,
Sarkıtsalar saptırmadan aşağı,
Yedi kat da yer yüzünden aşağı,
İndirseler ben Ali'den ayrılmam.

 

YÜKSEKLERDEN ALÇAKLARA İNDİM BEN

Yükseklerden alçaklara indim ben,
Felek şu kanadım kıraldan beri.
Aklım aldı divaneye döndüm ben,
Kudret oku elim vuraldan beri.

Şu dünyaya gelen bir bir gitmede,
Hiç eksilmez derdim, her gün artmada.
Tur Dağı tutuşmuş yanıp tütmede,
Hakk'ın didarını görelden beri.

Musa söyler idi bin bir kelamı,
Kudret eli ile çaldı kalemi.
Öküze yükletti cümle âlemi,
Dünyanın temelin kuraldan beri.

Allah'ın ansa da ağlasa kişi,
Akıtsa gözünden kan ile yaşı.
Havaya çekildi Muallak Taşı,
Muhammed Mirac'a varaldan beri.

Pir Sultan'ım ah etti de gülmedi,
Aradı derdine derman bulmadı.
Hak uğruna serin verdi dönmedi,
Ferhat şu dağları delelden beri.

 

YÜRÜ BRE HIDIR PAŞA

Yürü bre Hıdır Paşa,
Senin de çarkın kırılır.
Güvendiğin padişahın,
Onlar da bir gün devrilir.

Nemrut gibi anka n'oldu?
Bir sinek havale oldu.
Davamız mahşere kaldı,
Yarın bu senden sorulur.

Şah'ı sevmek suç mu bana?
Kem bildirdin beni Han'a.
Can için yalvarmam sana,
Şehinşah bana darılır.

Hafid-i Peygamber'im has,
Gel Yezid Hüseyin'im kes.
Mansur'um beni dara as,
Ben ölünce il durulur.

Ben Musa'yım, sen Firavun,
İkrarsız şeytan-ı lain.
Üçüncü ölmem bu hain,
Pir Sultan ölür dirilir.

 

YÜRÜ BRE KAHPE FELEK

Yürü bre kahpe felek,
Gafil gafil gelme bari.
Biz de doğduk ölmek için,
Yüzümüze gülme bari.

Gafil gelirsin yanıma,
Kıyarsın tatlı canıma.
Toprak atarsın sineme,
Sorucuyu salma bari.

Bildim feleksin cihandan,
Çıkmaz parmakların kandan.
Kurtuluş yok imiş senden,
Yiğitlikte gelme bari.

Sen bir feleksin sözün yok,
Yola gidersin izin yok.
Kimi görmeğe gözün yok,
Kimisini görme bari.

Pir Sultan'ım der: Hanedir,
Bilirm kastın canedir.
Her işlerin tersinedir,
Bildiğinden kalma bari.

 

YÜRÜ BRE YALAN DÜNYA

Yürü bre yalan dünya,
Yalan dünya değil misin?
Hasan ile Hüseyin'i,
Alan dünya değil misin?

Ali bindi Düldül ata,
Can dayanmaz bu fırkata.
Boz kurt ile kıyamete,
Kalan dünya değil misin?

Tanrı'nın arslanın alıp,
Düldül'ü dağlara salıp,
Yedi kere ıssız kalıp,
Dolan dünya değil misin?

Bak şu kaşa, bak şu göze,
Ciğer kebap oldu köze.
Muhammed'i bir top beze,
Saran dünya değil misin?

Pir Sultan'ım ne yatarsın?
Kurmuş çarhını dönersin.
Ne konarsın, ne göçersin,
Duran dünya değil misin?

 

YÜRÜYÜŞ EYLEDİ URUM ÜSTÜNE

Yürüyüş eyledi Urum üstüne,
Ali nesli güzel İmam geliyor.
İnip temenna ettim güzel destine,
Ali nesli güzel İmam geliyor.

Doluları adım adım dağıdır,
Tavlasında küheylanlar bağlıdır.
Aslını sorarsan şahın oğludur,
Ali nesli güzel İmam geliyor.

Tarlaları adım adım çizili,
Rakibin elinden ciğer sızılı,
Al yeşil geyinmiş gerçek gazili,
Ali nesli güzel İmam geliyor.

Magripten çıkar görünü görünü,
Kimse bilmez evliyanın sırrını,
Koca Haydar şah-ı cihan torunu,
Ali nesli güzel İmam geliyor.

Pir Sultan Abdal'ım, görsem şunları,
Yüzüm sürsem boyun eğip yalvarı,
Evvel baştan Onikiler serveri,
Ali nesli güzel İmam geliyor.

 

ZAHİR BATIN ON'Kİ İMAM AŞKINA

Zahir batın on'ki imam aşkına,
Aman Şahım mürüvvet deyü geldim.
Pirim nazar eyle sen bu düşküne,
Aman Şahım mürüvvet deyü geldim.

Bakmaz mısın cesedimin narına?
Elim ermez oldu cihan karına.
Yüzüm yerde geldim durdum darına,
Aman Şahım mürüvvet deyü geldim.

Hacı Bektaş oğlun günahkar gördüm,
Aradım isyanım özümde buldum.
Yüzümün karasın elime aldım,
Aman Şahım mürüvvet deyü geldim.

Erenler yolundan bir taş kaldırdım,
Gönül bahçesinde gülün soldurdum.
Bugün eksikliğim nefsi öldürdüm,
Aman Şahım mürüvvet deyü geldim.

Pir Sultan'ım eydür: Karşımda durma,
Gidip münkirlere yol erkan sorma.
Alnımın karasın yüzüme vurma,
Aman Şahım mürüvvet deyü geldim.