logo

 

 

Hazırlayan: Ayşe Sema KABAKLI DOĞAN

 

Önemli İpucu!

Aradığınız bilgileri metinlerin içinde kolayca bulabilmek için "ctrl" tuşuyla birlikte "f" tuşuna da bastıktan sonra çıkan kutucuğa aradığınız kelimeleri yazınız. Çıkan sonuçların içinden aradığınız bilgilere kolayca ulaşabileceksiniz.

 

 

ABLAK KUĞU AKÇA KUĞU
Ablak kuğu, akça kuğu,
Dal oynuna söydün bugün.
Dost karşımda salınırken,
Tatlı cana kıydın bugün.

Ayırdın seçtin özünü,
Bizden çevirdin yüzünü.
Severdim ala gözünü,
Engellere uydun bugün.

Sağ elinde sarı akik,
Zülüfü gerdana dökük.
Kalbin melil, kaşın yıkık,
Dostum neler duydun bugün?

Fani Karac'oğlan, fani,
Veren alır tatlı canı.
Sevmediğim kara donu,
Dost karşımda giydin bugün.

ACEM İLLERİNDEN MİSAFİR GELDİM
Acem illerinden misafir geldim,
Yol bilemem sunam, nerden gideyim?
Şöyle yavrunun semtine uğradım,
Dilber kerem eyle, konuk al beni. 

Kız: Var git oğlan, var git başım dar iken,
Her baktıkça gözlerim korkar iken,
Mahallemde beş on avcı var iken,
Var git oğlan, burda konuk eğlenmez. 


Karac'oğlan der ki: Nasıl edeyim?
Kaldır gerdanını seyran edeyim.
Sunam seni nere koyup gideyim?
Dilber kerem eyle, konuk al beni.

Kız: Oğlan, benim ile yatmak m'istersin?
Zülâl dudaklardan tatmak m'istersin?
Akşam yatıp, sabah kaçmak m'istersin?
Var git oğlan, burda konuk eğlenmez.

ACEPLENMEN BENİM AĞLADIĞIMA
Aceplenmen benim ağladığıma,
Bir od düştü yüreğimde yaram var.
Çevrilirim çevrilirim dönerim,
İşte güzel adam şöyle hâlim var.

Tuna suyu gibi çağlar akarım,
Yel estikçe hazan gibi solarım.
Bir gün güler isem, beş gün ağlarım,
İşte güzel adam şöyle hâlim var.

Allah eksik etsin böyle zalimi,
Âlemlere destan etti hâlimi.
Niceden bir kafir etti zulümü,
Ne oturup ne duracak hâlim var.

Seherde rast geldim yârin göçüne,
Altın teller asmış siyah saçına.
Müptelâlar sayvan kurmuş içine,
Ben sanırım bozulmadık korum var.

Karac'oğlan der ki: Dertsiz söylemem,
Gözümün yaşını hergiz silemem.
Eller güler oynar, ben de gülemem,
İşte güzel adam şöyle hâlim var.

 

ACİZ KALDIM ŞU GÖNLÜMÜN ELİNDEN
Aciz kaldım şu gönlümün elinden,
Benim gitmediğim yollar mı kaldı?
Cevr idi ki yüz çevirip serime,
Başıma gelmedik hâller mi kaldı?

Taşkın sular gibi akıp çağlarım,
Didarın görerek gönül eylerim.
Dünyaya geleli her dem ağlarım,
Çeşmim karışmadık seller mi kaldı?

Alları çıkarıp, karalar giyip,
Sen varıp ellerin sözüne uyup,
Bir gün ben kendime kıyarım deyip,
Urgan atmadığım dallar mı kaldı?

Karac'oğlan der ki: Dost bizim iller,
Biter menekşesi, dermeli güller.
Dinledim, hep bizi söyleşir diller,
Benim düşmediğim diller mi kaldı?

AFŞAR BEĞLERİNDE GÖRDÜM BİR GÜZEL
Afşar Beğlerinde gördüm bir güzel,
Kozan Ovası'ndan çeker göçünü.
Kadir Mevlâm öğmüş kendi yaratmış,
Sırma ile karıştırmış saçını.

Göremedim altınından, tuncundan,
Öpemedim dudağının ucundan.
Gözlerin sevdiğim senin ucundan,
Üç, beş sene bekleyeyim Haçın'ı.

Sabahleyin kalkar, kendini öğer,
Altın saç yanağın, topuğun döğer.
Sade kaşlarıyla, gözleri değer,
Acem ülkesinin taht u tacını.

Karac'oğlan der ki: Oynadım, güldüm,
Muhabbet ne imiş, yenice bildim.
Sultan pazarından, mîrîden aldım,
Üç, beş sene güzellerin bacını.


AĞACIN EYİSİ ÖZÜNDEN OLUR
Ağacın eyisi özünden olur,
Yiğidin eyisi sözünden olur,
El için ağlayan gözünden olur,
Ağlama hey gözü yaşın sevdiğim.

Yavru keklik gibi kaynar eğlenir,
Mis kokulu yağlar ile yağlanır,
Sabah, akşam türlü yazma bağlanır,
Eğip geçer yeşil başın sevdiğim.

Karac'oğlan der ki: Hoşça salınsın,
Dursu yol üstünde, bacı alınsın.
Çözüver düğmeni, göğsün görünsün,
Nokta nokta benli döşün sevdiğim.


AĞAM TÜLBENDİN AK MIDIR?
Ağam tülbendin ak mıdır?
Cihanda mislin yok mudur?
Bir dilber sevmek çok mudur?
Rakiplerin n'ister benden?

Vardım huzuruna vardım,
El kavşurup divan durdum.
Gözlerine mayil oldum,
Kirpiklerin n'ister benden?

Gönlümce bir dilber olsa,
Soyunsa koynuma girse,
Bir bakışta aklım alsa,
Ebruların n'ister benden?

Ağam gamzelerin çifte,
Gözlerin ediyor fitne.
Ağam bu cefayı etme,
Ak kolların n'ister benden?

Ağam kaşların karadır,
Hüma gözlerin aladır.
Güzellik başa beladır,
Ala gözler n'ister benden?

Çağır Karac'oğlan, çağır!
Her taş diğerinden ağır.
Güzel sevmek ayıp değil,
Anan, baban n'ister benden?


AĞLAYI AĞLAYI DÜŞTÜM YOLLARA
Ağlayı ağlayı düştüm yollara,
Karışayım boz bulanık sellere.
Adı, şanı duyulmadık illere,
Gitmeyince gönül yârdan ayrılmaz.

Ahdım kaldı şu gelinin ahdında,
Diremedim güllerini vaktinde.
Karanlık gecede kolum altında,
Yatmayınca gönül yârdan ayrılmaz.

Gözüm kaldı şu kaplanın postunda,
Azrail de can almanın kastında.
Döne döne teneşirin üstünde,
Yunmayınca gönül yârdan ayrılmaz.

Hadini de Karac'oğlan, hadini,
Aramazlar gurbet ele gideni.
Ak göğsün üstünde çakır dikeni,
Bitmeyince gönül yârdan ayrılmaz.


AĞZI ŞEKER DİLİ NEMİN BALIDIR
Ağzı şeker, dili nemin balıdır,
Ah ettikçe yüreğimi eritir.
Bin katar içinde bu bir türlüdür,
Urum'da ve Şam'da birdir bu gelin.

Garip bülbül figan eder naz ile,
Kılıç vurur, kanlar döker gürz ile.
İki bin gelinle, dört yüz kız ile,
Tartılsa, çok ağır gelir bu gelin.

Ağam, kusur var mı şu kara kaşta?
Dostumun sevdası kaynıyor başta.
Tunus, Trabulus, koca Maraş'ta,
Reyhan'ın içinde birdir bu gelin.

Hele bakın şu güzelin hâline,
Çift memeler iz eylemiş koynuna.
Varın, bakın Gürcistan'ın iline,
Acem, Buhara'da birdir bu gelin.

Karac'oğlan der ki: Yârim salınır,
Ciğerciğim bölük bölük bölünür.
Akibet bu, bu dert beni öldürür,
Bütün bu dünyada birdir bu gelin.


AK BİLEKTE SARI AKİK
Ak bilekte sarı akik,
Zülfün de gerdana dökük.
Gözün melul, kaşın yıkık,
Dostum neler duydun bugün?

Yüce dağdan bakınırdın,
Lale sümbül takınırdın.
Seni benden sakınırdım,
Sen ellere uydun bugün.

Kani Karac'oğlan, kani,
Veren alır tatlı canı.
Ummadığım kara donu,
Yar karşımda giydin bugün.


AKÇA CEYRAN ÇÖLDEN ÇIKIP KAÇINCA
Akça ceyran çölden çıkıp kaçınca,
Mayil oldum yâr göğsünü açınca,
Vakti gelip aşiretler göçünce,
Düzülür yollara il karma karış.

Yüklendi berhanem, çekildi göçüm,
Kimseler bilmiyor kimsenin suçun.
Taramış zülfünü, eğdirmiş saçın,
Dökmüş ince bele tel karma karış.

Yaşını sorarsan on beş yaşında,
Hile yoktur kirpiğinde, kaşında.
Yedi türlü çiçek vardır başında,
Kokar reyhan ile gül karma karış.

Karac'oğlan der ki: Bu kimin nesi?
Enginden, yüceden geliyor sesi.
Eğilmiş pınardan doldurur tası,
İçene veriyor bal karma karış.


AKÇA KIZLAR GÖÇ EYLEDİ YURDUNDAN
Akça kızlar göç eyledi yurdundan,
Koç yiğitler deli oldu derdinden.
Gün öğle sonu da Belen ardından,
Saydım altı güzel indi pınara.

Üçü uzun boylu, kaşların süzer,
Üçü orta boylu, zülfünü düzer.
Sanın akça ceran bir çölde gezer,
San kınalı keklik indi pınara.

El atıp dericek Hatçe'nin gülü,
Can için saracak Ayşe'nin beli.
İkisi hempalı, bir de döndeli,
Eminem çok içti kandı pınara.

Karac'oğlan, bunu böyle söyledi,
İndi, aşkın deryasını boyladı.
Kızlar gitti diye pınar ağladı,
Acıştım, yüreğim yandı bu nara.


AK DAĞIN ETEĞİ BİR YEŞİL KORU
Ak dağın eteği bir yeşil koru,
Korudur ha benli dilber korudur.
Sevdan yüreğimde yağı eritir,
Eritir ha benli dilber eritir.

Kır atın üstünde kaldı postumuz,
İkrarından döndü m'ola dostumuz?
Yarın kara toprak örter üstümüz,
Çürütür ha benli dilber çürütür.

Yüksek olur Arap atın kaltağı,
Eşsiz kalmaz koç yiğidin yatağı.
Varır bir kötüye değer eteği,
Geri dur ha benli dilber geri dur.

Karac'oğlan der ki: Gelip geçmedim,
Yâr elinden zehir bade içmedim.
Fırsat elde iken alıp kaçmadım,
Beri dur ha benli dilber beri dur.

AK KOLLARIN SALA SALA YÜRÜYEN
Ak kolların sala sala yürüyen,
Nasıl getireyim seni ele ben?
Ben bir şahan olsam, sen bir balaban,
Alsam çırnağıma çıksam yola ben.

İlinizde yok mu idi kadılar?
Ak ellerin altın tasta yudular.
Seni bana yeşil ördek dediler,
Onun için dolşırım göle ben.

Yüklettim yedeğim deste katarım,
Yüküm kumaş, ben alana satarım.
İki bülbül bir kafeste öterim,
Konmaz mıyım yeni açmış güle ben?

Koyunları kuzu ile karışık,
Yüze küskün, ama kalbi barışık.
Siyah da perçemi, zülfü dolaşık,
Yeni düştüm düzen tutmaz tele ben. 

Hemene de Karac'oğlan, hemene,
Canlı kervan indirmişim Yemen'e.
Sevdim ise ben yârimi kime ne?
N'ettim ola şu koğlaşan ele ben?


AK KUĞUM ABLAK KUĞUM
Ak kuğum, ablak kuğum,
Dal burnuna kondun bugün.
Menendinden sakınırdın,
Enginlere indin bugün.

Helkeleri ele aldın,
Al pınara suya indin
Gül verip menevşe aldın,
Dostum neler duydun bugün?

Kızlar yollara düzüldü,
Etim kemiğim üzüldü.
Ne dedim benzin bozuldu?
Dostum neler duydun bugün?

Fani Karac'oğlan fani,
Veren alır tatlı canı.
Sevmediğin kara donu,
Kız karşımda giydin bugün.

AK KUĞULAR SÖKÜN ETTİ YURDUNDAN
Ak kuğular sökün etti yurdundan,
Koç yiğitler yanamıyor derdinden.
Sabah namazında Belen ardından,
Saydım, altı güzel indi pınara.

Üçü orta boylu, gayetle güzel,
Üçü uzun boylu, gözlerin süzer.
Dedim " Akça ceyran gölde ne gezer?"
Al kınalı keklik indi pınara.

Karac'oğlan yine coştu, bulandı,
İnip aşkın deryasını dolandı.
Güzel gitti diye pınar ağladı,
Acıdı yüreğim, yandı pınara.


AKŞAM OLUR BEN YERİMDE YATAMAM
Akşam olur ben yerimde yatamam,
Eski derdi yenisine katamam,
Silkinip de gam yükünü atamam,
Ara yerde ölüm olduktan sonra.

Bir selâm almadım dilin, dişinden,
Yatamam ki hayalinden, düşünden.
Güzelliğin soyha kalsın başından,
Ben ölüp ellere kaldıktan sonra.

Karac'oğlan söyler sözün doğrusu,
Başına sokunmuş çelenk eğrisi.
İki gözü kara ceylan yavrusu,
Ağlaya ağlaya solduktan sonra.


ALA GÖZLERİNE KURBAN OLDUĞUM
Ala gözlerine kurban olduğum,
Sır verip âleme bildirme beni.
Açıp ak gerdanı durma karşımda,
Ecelimden evvel öldürme beni.

Dilber at kolların dola boynuma,
Ölüm endişesi gelmez aynıma.
Bir gece misafir eyle koynuna,
Sabah oldu diye kaldırma beni.

Karac'oğlan, tutma beni el gibi,
Akıttım gözümden yaşı sel gibi.
Bahçende açılan gonca gül gibi,
Dizip al yanağa soldurma beni.

ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -1-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Bana nisbet ilen gez uğrun uğrun.
Muzur değilim ki bozam arayı,
Yadlara düğmeni çöz uğrun uğrun.

Zulüm üstüne de olur mu zulüm?
Bir gün duyarlarsa ne olur hâlim?
Kapının önüne uğrarsa yolum,
Yaşmağını aç da süz uğrun uğrun.

Karac'oğlan der ki: Yalandır yalan,
Aldatıp yârimi elimden alan.
Gözyaşın mürekkep, kirpiğin kalem,
Ayrılık defterin yaz uğrun uğrun.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -2-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Ben güzel görmedim senden ziyade.
Bilmem huri misin, gökten mi indin?
Bugün güzelliğin dünden ziyade.

Merhametin çoktur beni karıma,
Beni görüp mah yüzünü bürüme,
Çıkıp eller ile gezip yürüme,
Seni seven yoktur benden ziyade.

Doğar aylar gibi, doğar görünür,
Kırmızılar giyip çıkar salınır.
Ah ettikçe kara bağrım delinir,
Sayılmaz benlerin binden ziyade.

Karac'oğlan der ki: Bu sözüm çoktur,
Âlemi seyrettim, emsalin yoktur.
Sineme vurduğun temrenle oktur,
Daha cürüm var mı bundan ziyade?


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -3-
Ala gözlerini sevdiği dilber,
Beni delirtmeye meramın nedir?
Ben kendi derdime yanıp ağlarken,
Yeni dert katmaya meramın nedir?

Selâm verip, selâmını alırken,
Tatlı canım ben yoluna verirken,
Sen altınsın, ben kıymetin bilirken,
Yada bozdurmaya meramın nedir?

Ben de çok gezerdim ili, cihanı,
Güzeller söylemez asla yalanı.
Eline almış da divit, kalemi,
Kusurum yazmaya meramın nedir?

Karac'oğlan der ki: Ben de emeyim,
Gayet de güzelsin, nasıl sevmeyim?
Güzeller içinde methin eyleyim,
El ile gezmeye meramın nedir?


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -4-
Ala gözlerini sevdiği dilber,
Bu sürmeler sana Hak'tan çekilmiş.
Üsküfün eğdirmiş şahan bakışlı,
Siyah zülfün ay yüzüne saçılmış.

Hezeli de deli gönül hezeli,
Sen düşürdün gül benzime gazeli.
Kötü söz mü duydun dünya güzeli?
Gözün bende ama, kalbin yıkılmış.

Fikirli fikirli anar yâr beni,
Gayet sever ama, dilden kor beni.
Hüsnü güzel ama, aslı Ermeni,
Ak ellere elvan kına yakılmış.

Karac'oğlan der ki: Yandım, kül oldum,
Aradım güzeli, yanımda buldum.
Ay doğup da şafak atmakta sandım,
Meğer yârin düğmeleri çözülmüş.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -5-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Bu yiyip içmeyi işlemek gerek.
Yâri güzel olan n'eyler uykuyu?
Uyanıp cilveye başlamak gerek.

Şan alsın dostumun bahçesi, bağı,
Derilmiştir gülü, geçmiştir çağı.
Yusuf elmasına dönmüş yanağı,
Onu öpmek değil, dişlemek gerek.

Koç yiğide güç gelir, şahbaz gelir,
Yine sevdiğinden nice naz gelir.
Bugün sıcak gider, yarın güz gelir,
Güzelin koynunda kışlamak gerek.

Karac'oğlan der ki: Sarsam dilberler,
Kelb rakipler birbirine girerler.
Bundaki güzele niçin kıyarlar?
Güzeli balınan beslemek gerek.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -6-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Dikerler ağacı dal benim için.
Aşam dedim, aşamadım başından,
Yağıyor yollara kar benim için.

Sazımızı ele alıp çalalım,
Çaresiz dertlere çare bulalım.
Sabahta, seherde yoldaş olalım,
Bugün de burada kal benim için.

Yücesine çıktım, yayla yayladım,
İndim enginine, seyran eyledim.
Bayram aylarına kavil eyledim,
Deniyor yolları yâr benim için.

Karac'oğlan der ki: Yerim, içerim,
Ağır saltanatla konar göçerim.
Ahdım olsun, seni alır kaçarım,
Ferman çıkarsınlar bir benim için.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -7-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Dünya başıma dar oldu, tez gel.
Garip bülbül gibi artıyor ahım,
Göğsünde din, iman varsa tez gel.

Has bahçenden dersem gonca gülünü,
N'eyleyim har almış sağ ve solunu.
Hayli demdir bekliyorum yolunu,
Kalmadı takadım, amanın tez gel.

Cemalin karşımdan gitmez her zaman,
Düşünüp derdimi edeyim beyan.
Gönüller eğleyen bir kaşı keman,
Kaşları kemanım amanın tez gel.

Karac'oğlan der ki: Perişan hâlim,
Nice bir çekeyim bu aşkın yayın?
Gayri insafa gel lebleri balım,
Şu benim derdime dermanım tez gel.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -8-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Eğlenir de bizim ilde kalın mı?
Senin ile canı cana değişsek,
Kömür gözlüm benden üste alın mı?

Biz de usandık da yiyip içmeden,
Gayet havalanıp yüksek uçmadan,
Cana müşter'oldun ağız açmadan,
Olan bir şey desem, kayıl olun mu?

Aşk elinden bu dertlere komasan,
El elinden şeker, şerbet yemesen,
Bana dokunacak sözler demesen,
Acep kömür gözlüm çatlan, ölün mü?

Karac'oğlan der ki: Yerli yerince,
Ben de güzel sevdim kendi hâlimce.
Yârelenip yâr elinden ölünce,
Ağlayarak mezarıma gelin mi?


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -9-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Gel bizim ellere gez kerem eyle.
Nice kulların var, gezer kalemle,
Al beni deftere yaz kerem eyle.

Iraktır yolların, dolandım geldim,
Tatlıdır dillerin, eğlendim kaldım.
Vebalin boynuma işte ben öldüm,
Mezarım göğsüne kaz benim için.

Karac'oğlan der ki: Bir mani söyle,
Ezelden kalmıştır bu kanun böyle.
İyilik yaparsan, vaktinde eyle,
Çağın geçer aman kız kerem eyle.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -10-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Gel kara zülfüne kurban olayım.
Ak mememler tomur tomur terlemiş,
Sil kara zülfüne kurban olayım.

Kutnu zubun giyme dedim, giydin mi?
El sözüne uyma dedim, uydun mu?
Seni bana vermediler, duydun mu?
Bil kara zülfüne kurban olayım.

Keklik gibi taştan taşa sekersin,
Toy kuş gibi geri dönüp bakarsın.
Beni görsen, kaşın gözün yıkarsın,
Gül kara zülfüne kurban olayım.

Heman ol da Karac'oğlan, heman ol,
Gel sen dahi güzellere tamam ol.
Ben ölürsem, cenazeme imam ol,
Kıl kara zülfüne kurban olayım.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -11-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Gezer miydin yaren ilen, eşinen?
Irak yerden kem haberin alırsam,
Döğünürüm kara bağrım taşınan.

Dost yoluna verdim olan varımı,
Taşa çaldım namusumu, arımı.
Kim ağlatmış benim nazlı yârimi?
Top top olmuş kirpikleri yaşınan.

Dileyin ağalar, hata işledim,
Hayrı bıraktım da şerre başladım.
Öpem derken, al yanaktan dişledim,
Kurt yiyip de çürüyesi dişinen.

Mayıl oldum gözlerine doyamam,
Ak gerdanda sıra benler sayamam.
Tatlı olur, ben canıma kıyamam,
Ağı yedir kömür gözlüm aşınan.

Karac'oğlan der ki: Gidip de gelmez,
Gizli haberini yad eller bilmez.
Ekmek ile tatlı cana kıyılmaz,
Ağı yedir kömür gözlüm aşınan.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -12-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Gidiyorum sizin olsun buralar.
Ah ettikçe kara bağrım ezilir,
Melhem almaz sinemdeki yaralar.

Şahan küçük ama, vermez avını,
Sen erittin yüreğimin yağını.
Saraydım da dostun usul boyunu,
İster ise kollarımı kıralar.

Yanarım, ateşim serimden gitse,
O dostun bağında bülbüller ötse.
Padişah emretmez, Allah emretse,
Her güzeli sevdiğine vereler.

Karac'oğlan der ki: Hâlimiz nice?
Ünümüz gitti de yüceden yüce.
O dostu saraydım bari bu gece,
İster ise boyuncuğum vuralar.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -13-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Göster cemalini, görmeye geldim.
Şeftalin derdime derman dediler,
Gerçek mi sevdiğim? Sormaya geldim.

Gündüz hayallerim, gece düşlerim,
Uyandıkça ağlamaya başlarım.
Sevdiğim üstünde uçan kuşların,
Tutup kanatların kırmaya geldim.

Senin aşıkların gülmez dediler,
Ağlayıp yaşını silmez dediler.
Seni bir kez saran ölmez dediler,
Gerçek mi efendim? Sarmaya geldim.

Senin işin yiyip içmek dediler,
Yaran ile konup göçmek dediler,
Göğsün cennet, koynun uçmak dediler,
Hak nasip ederse görmeye geldim.

Mayıl oldum senin ince beline,
Canım kurban olsun tatlı diline.
Âşık olup senin hüsnün bağına,
Kırmızı güllerin dermeye geldim.

Karac'oğlan der ki: İşim doğrusu,
Gökte melek, yerde hüma yavrusu.
Söyleyim ben sana sözün doğrusu,
Soyunup koynuna girmeye geldim.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -14-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Güzellikte yârim idin bir zaman.
Gece gündüz kız sevdana yelerdim,
Can içinde canım idin bir zaman.

Ağır idin cilve ile, naz ile,
Sinemi doldurdun acı söz ile.
Ahdım olsun konuşmaya kız ile,
Sıdkı bütün yârim idin bir zaman.

Al yanaktan akan ballar sanırdım,
Top kara zülfünü teller sanırdım.
Daha evvel değmez eller sanırdım,
Burcak burcak kokar idin bir zaman,

Her sabah her sabah gelem kapına,
Kerpiç olam, yapılayım yapına.
Sen Leyla ol, ben de Mecnun karşına,
Kömür gözlüm yârim idin bir zaman.

Karac'oğlan der ki: Mestin var imiş,
Beni öldürmeye kastın var imiş.
Daha benden başka dostun var imiş,
Yad ellerle konuşmuşsun bir zaman.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -15-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
İbrişim atkının telinden misin?
Kadir Mevlâm seni öğmüş yaratmış,
Cennet-i âlânın nurundan mısın?

Hublar gibi gözlerini süzersin,
Siyah zülfü ak gerdana dizersin,
Kargı, kamış gibi durmaz uzarsın,
Cennetin selvinden dalından mısın?

Görenin aklını edersin talan,
Hatip dillim daim okuyor Kur'an,
Seni hub yaratmış Hazret-i Mennan,
Yusuf-i Kenan'ın belinden misin?

Melil, mahzun dört yanına bakarsın,
Nice canlar ateşine yakarsın,
Yel estikçe burcu burcu kokarsın,
Yaz bahar ayının gülünden misin?

Karac'oğlan, derdim artar gün günü,
Şu dünyada bulamadım dengimi.
İçerimden hiç çıkmıyor yangını,
Yoksa cehennemin nârından mısın?


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -16-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Kokuya benzettim güller içinde.
İnceciktir belin, hilâldir kaşın,
Selviye benzettim dallar içinde.

Benim dostum gelişinden bellidir,
Ak elleri deste deste güllüdür.
Güzel seven yiğitler de bellidir,
Melil, mahzun gezer eller içinde.

Karşımızdan geçen acep yâr m'ola?
Benim gibi yaralanmış zar m'ola?
Benim sevdiceğim güzel var m'ola?
Hakk'ın yarattığı kullar içinde.

Karac'oğlan der ki: Biz de varalım,
Kelbler rakip olmuş, biz de görelim.
Halın hatırını onun soralım,
Götürüp giderler sallar içinde.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -17-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Korkarım ki sarpa düşer yolumuz.
Kadir Mevlâm tek saklasın nazardan,
Zalim anan suya salmış yalınız.

Gitticeğin bir incecik yol muydu?
Sevdiceğin nergis miydi, gül müydü?
Yediklerin şeker, şerbet, bal mıydı?
Onun için ince düşmüş beliniz.

Gidip şu güzelin ilin gezmeli,
Kalem alıp kaşın gözün yazmalı.
Kırmızı önlüklü, sarı çizmeli,
Hatun kızlar nerden gider yolunuz?

Karac'oğlan, dost bağına varmalı,
El uzatıp gonca gülün dermeli.
Muhtaçlara bir şeftali vermeli,
Cömertlikten kesilmesin eliniz.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -18-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Niçin benden ay yüzünü döndürdün?
Yoksa hizmetinde kusur mu koydum?
Niçin gül dalına harı kondurdun?

Giyme dedim, niçin giydin alları?
Başıma getirdin türlü hâlleri.
Koklamaya kıymadığım gülleri,
Niçin verdin yad ellere soldurdun?

Beri gel dedim de benden ıradın,
Siyah zülfü mah yüzüne taradın.
Sevmek değil imiş senin muradın,
Niçin beni ateşine yandırdın?

Karac'oğlan der ki: Aman sevdiğim,
Yolumu kapladı duman sevdiğim.
Vallahi yamansın yaman sevdiğim,
Niçin beni yalan sözle kandırdın?


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -19-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Niçin benden böyle şüphelenirsin?
Bizlere gelince naz üstüne naz,
Ellere gelince cilvelenirsin.

Kışlar arasında böyle yaz olmaz,
Her şahanını avladığı baz olmaz.
Eğer naz edersen, böyle naz olmaz,
O zaman darılıp öfkelenirsin.

Karac'oğlan der ki: Boş yere yorma,
Feleğe darılıp sen beni vurma.
Vefasız dilberin kahrını çekme,
Yazık gönül sana örselenirsin.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -20-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Sana bir sözüm var, diyemiyorum.
Bilmem deli miyim? Mecnun gezerim,
Sırrımı ellere veremiyorum.

Ak memenden emdiceğim azıktır,
Tarama zülfünü, gönlüm bozuktur.
Öksüzüm, garibim, bana yazıktır,
Destursuz koynuna giremiyorum.

Helal olsun al yanaktan emdiğim,
El uzatıp gonca gülün derdiğim.
İnce belin, uzun boyun sardığım,
Alışmış kollarım, duramıyorum.

Karac'oğlan der ki: Hasanpaşalı,
Aşk sevdası gözümüzden taşalı.
Sen gibi güzele gönlüm düşeli,
Uyuyup uykuya kanamıyorum.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -21-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Sana bir tenhada sözüm var benim.
Kumaş yüküm dost köyüne çözüldü,
Bir zülfü siyaha nazım var benim.

Ak ellere al kınalar yakınır,
Ala göze siyah sürme çekinir.
Dostu olan dost yoluna bakınır,
Dosta giden yolda izim var benim.

Yiğit olan gizli sırrı bildirmez,
Güzel olan gül benzini soldurmaz.
Her olur olmaza meyil aldırmaz,
Bir şahan avlar da bazım var benim.

Karac'oğlan der ki: Konaklar göçmez,
Bu ayrılık bizle arayı açmaz.
Bir kötü gönlüm var, güzelden geçmez,
Ne güzele doymaz gözüm var benim.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -22-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Seni görmeyeli göresim geldi.
Altın kemer sıkmış ince belini,
Usul boylarını sarasım geldi.

Küçücüksün güzel, etme bu nazı,
Ciğerime bastın ateşi, közü.
Başına sokmuşsun gülü, nergisi,
Yüzünü yüzüme süresim geldi.

Aladır gözlerin, siyahtır kaşın,
Aradım cihanı, bulunmaz eşin.
Yaylanın karından beyazdır döşün,
Uzanıp üstüne ölesim geldi.

Karac'oğlan der ki: Bilirim seni,
Adadım yoluna kurban bu canı.
Koynunda beslenen ayvayı, narı,
Çözüp düğmelerin deresim geldi.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER-23-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Senin bakışların bana yan gider.
On beşinde bir güzeli sevmeyen,
Bu dünyaya hayvan gelir, bön gider.

Düğün olur, Arap atlar yarışır,
Bayram gelir kanlı, kinli barışır.
Durmaz gözüm, gözlerine ilişir,
On parmağım memen ile san gider.

Karac'oğlan der ki: Böyle oluptur,
Ala gözün kan yaş ile doluptur.
Bu asırdan beri böyle oluptur,
Ergen kızlar yiğitlere yan gider.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER-24-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Sevgini sevdamdan ayramıyorum.
Gündüz hayalimde, gece düşümde,
Başa bir hal oldu, bilemiyorum.

Yaylanın hası da şu nazlı pınar,
Aşnası olanlar yolları dener.
Duramaz dilberim, nazlımı arar,
Dilimi tutup da duramıyorum.

Nerde güzel görsem atıyor gamım,
Genç yaşımda sağır oldu kulağım,
Her gün önünüzden geçer yolağım,
Şimdi nerd'olduğunu bilemiyorum.

Karac'oğlan da der: Gördüğün öğer,
Uzundur saçların, topuğun döğer,
Vermişler beş bini, bin daha değer,
Kesilmiş bahası, alamıyorum.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER-25-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Söyle güzellerin mahı isen de.
İndirirler seni yüksek havadan,
Gözleri dumanlı kuğu isen de.

Kız: Oğlan senin bu sözüne küserim,
Alırım zülfün teline asarım.
Küffar kalesinde ben de hisarım,
Gelemem üstüne Ali isen de.

: Gürzünen vurur, kız kalen yıkarım,
Yıkarım da kemiklerin sökerim.
Üstüne de yüksek köprü kurarım,
Geçerim Tuna'nın seli isen de.

Kız: Oğlan, seni babam duyar öldürür,
Beğden evvel padişaha bildirir.
En sonunda yapracağın soldurur,
Mevlâ'nın sevgili kulu isen de.

: Binerim atıma ben de aşarım,
Aşarım da karlı dağlar eşerim.
Ahtım olsun, seni alır, boşarım,
On iki padişah kızı isen de.

Kız: Oğlan, seni çaldırmışım kaleme,
Dayanamam firkatime, belama.
Rüsvay etme beni halka, âleme,
Sarılalım oğlan deli isen de.

Karac'oğlan der ki: Nasıl beğ imiş?
Üst yanımız karlı karlı dağ imiş.
Yokladım öteni, öten yoğ imiş,
Kız alamam seni, hörü isen de.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -26-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Şad edip elleri görmeseneydin.
Muhabbettir güzelliğin nişanı,
Bakıp uğrun uğrun gülmeseneydin.

Dilber senin ile yiyip içtiğim,
El atıp da düğmelerin çezdiğim,
Fayda etmez şimden sonra kaçtığın,
Soyunup koynuma girmeseneydin.

Kırmızı güllerin dalları yerde,
Sen uğrattın beni onulmaz derde.
Ben kendi halımda gezdiğim yerde,
Getirip bergüzar vermeseneydin.

Karac'oğlan der ki: Cana mı kastın?
Sallanma sevdiğim, bağrıma bastın.
Güzel olanları severler dostum,
Harcın değil, güzel olmasanaydın.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER-27-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Şirin kelâmına yürek doyar mı?
Ben bir divaneyim, bir şey bilmezim,
Güzel olmayanı gönül sever mi?

Döşendim toprağa, yaslandım taşı,
Gözümden akıttım kan ile yaşuı.
Seni can ü gönülden sevmeyen kişi,
Geçer de karşında boyun eğer mi?

Uzaktan özendim, görmeye geldim,
Cemalin gördüm de divane oldum.
İmanın yok mudur, işte ben öldüm,
İmanı olan, âşıkın kıyar mı?

Karac'oğlan der ki: İnan sözüme,
Çifte benler dizilmiş mah yüzüne.
Yavrum senin türlü türlü nazına,
Can sabreder amma, yürek döyer mi?


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -28-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Şu gelip geçtiğin yerler öğünsün.
Kadir Mevlâm seni övmüş yaratmış,
Nasibi olduğun kullar öğünsün.

Hörü kızlarından var mı soyunda?
Kız nazarım kaldı usul bayunda.
Kadir gecesinde, bayram ayında,
Sana gölge olan dallar öğünsün.

Hörü kızlar sürmelemiş gözünü,
İlin, aşiretin çeksin nazını.
Kaldır perçemini, görem yüzünü,
Yüzüne dökülen teller öğünsün.

Karac'oğlan der ki: Garibim garip,
Garibin hâlinden ne bilsin tabip?
Akşamdan soyunup, koynuna girip,
Boynuna dolanan kollar öğünsün.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -29-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Uyuyup uykuya kanamaz oldum.
Deli miyim, mecnun muyum, ben neyim?
Sırrımı ellere veremez oldum.

İnkar m'oldu al yanaktan emdiğim,
Gece gündüz sevdasına yeldiğim.
Usul boyun, ince belin sardığım,
Öğrenmiş ellerim, duramaz oldum.

Karac'oğlan der ki: Beğli, paşalı,
Aşkın dalgası da baştan aşalı.
Burda bir kza gönlüm düşeli,
Sevdasın serimden atamaz oldum.


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -30-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Yâr senin ahtına durmaz mı sandın?
Hatırın hoş olsun, birin bin olsun,
Senden âlâsını bulmaz mı sandın?

Doğru gelenlere doğru varayım,
Hâlden bilenlere kurban olayım.
Birini bulmuşsun, ben de bulayım,
Güzeller güzeli bulmaz mı sandın?

Yarunun yaylası sulaklı, otlu,
Söyle kömür gözlüm, dilleri tatlı.
Bir yanı ekinli, bir yanı otlu,
Bu dünyada murat almaz mı sandın?

Yavrunun gözleri benzer şahana,
İsmi cismi gelmemiştir cihana.
Uykusun gözüne etmiş bahane,
Tek yatana sabah olmaz mı sandın?

Karac'oğlan der ki: Böyle olmasın,
Arada engeller murat almasın.
Sana senden olmuş, benden olmasın,
Herkes ettiğini bulmaz mı sandın?


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER -31-
Ala gözlerini sevdiğim dilber,
Yurtlarınız çayır, çimen, pınar mı?
Mevlâm güzeliği hep san vermiş,
Seni gören başkasını dener mi?

Salına salına gelmiş pınara,
Kadir Mevlâm işimizi onara.
Gün doğmadan şavkın düşmüş pınara,
Gün üstüne bir gün daha doğar mı?

Kırmızı gülden rengini almışsın,
Güzellikte kemalini bulmuşsun.
Salına salına suya gelmişsin,
Güzel senin ziyaretin pınar mı?

Karac'oğlan der ki: Ermediler mi?
Tomurcuk güllerin dermediler mi?
Seni sevdiğine vermediler mi?
Eşinden ayrılan dilber onar mı?


ALA GÖZLÜ BENLİ DİLBER -1-
Ala gözlü, benli dilber,
Cemalinde nurun olsun.
Eğer beni unutmazsan,
Cennet âlâ yerin olsun.

Ahdın, amanın var ise,
Gidelim yerin dar ise.
Kalbinde hile var ise,
Cehennemde yerin olsun.

Kara bahtım dolaştırır,
Her ne dersem ulaştırır.
Mevlâm bizi kavuşturur,
Kalbin, gönlün serin olsun.

Karac'oğlan der: Vallahi,
Candan severim billahi.
Dlimden koymam Allah'ı,
Hak emriyle benim olsun.


ALA GÖZLÜ BENLİ DİLBER -2-
Ala gözlü, benli dilber,
Zülüfünde tel et beni.
Zülfüne bir dokunayım,
Seher vakti yel et beni.

Sakla beni bucağında,
Can vereyim kucağında.
Odun olam ocağında,
Yak od'una, kül et beni.

Karac'oğlan der: N'eyleyim?
Güzel sinende yaylayım.
Her hizmetin ben eyleyim,
Divanına kul et beni.


ALA GÖZLÜ BENLİ DİLBER -3-
Ala gözlü, benli dilber,
Koma beni el yerine.
Altın kemerin olayım,
Dola beni bel yerine.

Hicine gönlüm hicine,
Yiğide ölüm gecine.
Albeni zülfün ucuna,
Sallanayım tel yerine.

Gel kız karşımda dursana,
Benim hâlimi bilsene.
Zülfünden bir tel versene,
Koklayayım gül yerine.

Karac'oğlan der: N'olayım?
Kolun boynuma dolayım.
Nazlı yâr kölen olayım,
Kabul eyle kul yerine.


ALA GÖZLÜ BENLİ DİLBER -4-
Ala gözlü, benli dilber,
Usul söyle, söz ederler.
Gönül suyun akıtırlar,
Gözlerimi buz ederler.

Turnalar katar yürürler,
Yayla ummanı bürürler,
Her dalımı soldururlar,
İlkyazımı güz ederler.

Güzel gerek övülmeye,
Düven gerek dövülmeye,
Yiğit gerek sevilmeye,
Şu dağları düz ederler.

Karac'oğlan der: Sınandım,
İçtim meyi, aşka kandım.
Her güzeli yârdır sandım,
Bir yaramı yüz ederler.


ALA GÖZLÜ NAZLI DİLBER -1-
Ala gözlü nazlı dilber,
Hâlimden haberin var mı?
Seni ele veriyorlar,
Zulümden haberin var mı?

Güzeller yola düzüldü,
Âşığın bağrı ezildi.
Yürü, kemerin çözüldü,
Belinden haberin var mı?

Atlılar yurdu aşıyor,
Badeler doldu, taşıyor.
Yavru turuncun düşüyor,
Koynundan haberin var mı?

Karac'oğlan, budur hâlim,
N'eylemeli dünya malın?
Binboğa'dır benim ilim,
İlimden haberin var mı?


ALA GÖZLÜ NAZLI DİLBER -2-
Ala gözlü nazlı dilber,
Sen d'olasın benim gibi.
Zülfü dökük, boynu bükük,
Sen d'olasın benim gibi.

Bahçende güller bitmesin,
Dalında bülbül ötmesin.
Kapından cerrah gitmesin,
Sen d'olasın benim gibi.

Gül yerine diken bitsin,
Kuş yerine baykuş ötsün.
Gözün yaşı sele gitsin,
Sen d'olasın benim gibi.

Karac'oğlan der: Dert gibi,
Yanar yüreğim od gibi.
Bir ok yemiş boz kurt gibi,
Sen d'olasın benim gibi.


ALA GÖZLÜ NAZLI SUNA
Ala gözlü nazlı Suna,
Ya ben seni nic'edeyim?
Gönül gayet vurgun sana,
Ayrılmıyor nic'edeyim?

Etekler sürüyor izim,
Hakk'a teslim ettim özüm.
Rakıbin ömürü uzun,
Kırılmıyor nic'edeyim.

Suna'mın da yolu yüce,
Boyu uzun, beli ince.
Günde üç kez görmeyince,
Durulmuyor nic'edeyim?

Karac'oğlan dünya fani,
En son alır bu dert beni.
Yarsız sevmez adam avı,
Sarılmıyor nic'edeyim?


ALA GÖZLÜ TÜRKMEN KIZI
Ala gözlü Türkmen kızı,
Çeker gider göçlerini.
Taramış gerdana dökmüş,
Tel tel siyah saçlarını.

Katarında telli maya,
Cemalin benzettim aya.
Ak göğsüne sıkmış saya,
Çalar gider peşlerini.

Karac'oğlan bir kız sevmiş,
Ak göğüs göğsüne değmiş.
Usta kuyumcular eğmiş,
Yârin hilâl kaşlarını.


ALA GÖZLÜ TÜRKMEN KIZI
Ala gözlü Türkmen kızı,
Çeker gider göçlerini.
Taramış gerdana dökmüş,
Tel tel siyah saçlarını.

Katarında telli maya,
Cemalin benzettim aya.
Ak göğsüne sıkmış saya,
Çalar gider peşlerini.

Karac'oğlan bir kız sevmiş,
Ak göğüs göğsüne değmiş.
Usta kuyumcular eğmiş,
Yârin hilâl kaşlarını.


ALA GÖZLÜM BEN BU İLDEN GİDERSEM
Ala gözlüm ben bu ilden gidersem,
Zülfü perişanım kal melil melil.
Kerem et, aklından çıkarma beni,
Ağla gözyaşını sil melil melil.

Yeğin ey sevdiğim, sen seni düzet,
Karayı bağla da, beyazı çöz at.
Doldur ver badeyi bir daha uzat,
Ayrılık şerbetin ver melil melil.

Elvan çiçekleri sokma başına,
Kudret kalemini çekme kaşına.
Beni unutursan doyma yaşına,
Gez benim aşkımla yâr melil melil.

Karac'oğlan der ki: Ölüp ölünce,
Ben de güzel sevdim kendi hâlimce.
Varıp gurbet ele vasıl olunca,
Dostlardan haberim al melil melil.


ALA GÖZLÜ YÂRİM YAKIP YANDIRMA
Ala gözlü yârim, yakıp yandırma,
Şay edip âleme bildirme beni.
Açıp ak gerdanın durma karşımda,
Ecelimden evvel öldürme beni.

Ko dolanıp dursun kolun boynumda,
Hiç ölüm korkusu yoktur yanında.
Bir gecelik mihman olsam koynunda,
Sabah uyan diye kaldırma beni.

Dolandım dağları, bu yere düştüm,
Yâr senin derdinden odlara düştüm.
Çaresi bulunmaz dertlere düştüm,
Yeter, alev alev yandırma beni.

Karac'oğlan, çok ağladım, gülmedim,
Aradım, derdime derman bulmadım.
Bunca gündür bir minnete gelmedim,
Kerem eyle, mahzun gönderme beni.

ALA GÖZLÜM YIKTIN BENİM EVİMİ
Ala gözlüm yıktın benim evimi,
Eğlen şu diyarda kal diye diye.
Viran ettin bahçem ile bağımı,
Tomurcuk güllerim al diye diye.

İnsanoğlu kurtulmuyor kazadan,
Yaralılar nasıl durur sızıdan?
Akça ceren kurtulmuş da tazıdan,
Kaldırmış başını çöl diye diye.

Seher zamanında uğradım sana,
Görünce gül yüzlüm kaldım ben tana.
Gafilken bir dolu sundun sen bana,
İçirdin zehiri bal diye diye.

Karac'oğlan der ki: N'eyleyip, n'etmek?
Bir fikrim var; şu sılayı terk etmek.
" Yıkıl git!" diyorsun, kolay mı gitmek?
Sen getirdin beni gel diye diye.

ALADIR GÖZÜ DE KAŞI DA KARA
Aladır gözü de karadır kaşı,
Ayın şavkı gibi parlıyor döşü.
Dünyayı gezersen bulunmaz eşi,
Bağdat'ta, Basra'da birdir bu gelin.

Hiçbir hata yoktur şu kara taşta,
Güzelin sevdası kaynıyor başta.
Garp Tarabulus'ta, koca Maraş'ta,
Reyhanlı içinde birdir bu gelin.

Bir gelin de kurban olsa diline,
Tarabulus sarardın ince beline.
Varsam senin Gürcüş denir eline,
Acem pınarında birdir bu gelin.

Ağzı şeker dili nebi balıdır,
Ah ettikçe yürekleri eritir.
Bir katar içinde de bu bir tülüdür,
Uzunhan içinde birdir bu gelin.

Annacım da avaz eder saz ile,
Kılıç vurur, kanlar döker gürz ile.
İki bir daha da beş yüz kız ile,
Tartsanız da ağır gelir bu gelin.

Karac'oğlan der ki: Fanidir fani,
Sıtmalar tutmuş da karadır kanı.
Rabbın eşine düşürmemiş seni,
Büsbütün dünyayı değer bu gelin
.

ALA PINAR KURNA KURNA
Ala pınar kurna kurna,
Gökyüzünde telli turna,
Zülüflerin burma burma,
Çiçek topla benim için.

Ala pınar taşın kara,
Cemalin benzettim aya.
Yürüyüşün tülü maya,
Güller topla benim için.

Tülü maya yürüyüşlüm,
İspir balaban bakışlım,
Yayla çiçeği kokuşlum,
Nergis topla benim için.

Berit, karın pare pare,
Kim'al giyer, kimi kare.
Kutnu zubun usul boya,
Giy de salla benim için.

Karac'oğlan söyler kelâm,
Divanına durur âlem.
Sevdiğine bir çift selâm,
Tezce yolla benim için.

 

ÂLEMDE GÜZELLER PADİŞAH OLSA
Âlemde güzeller padişah olsa,
Ona hizmet eden kul incinir mi?
Alçak uçan taştan taşa dokunur,
Dalgası çok olan sel incinir mi?

Şurda güzel olan sultan sayılır,
Fidan gibi sevdiğine sarılır.
Allı, morlu türlü libas giyinir,
Yeşilin üstüne al incinir mi?

Sevdiğim aklımı baştan alınca,
Muhabbet de iki başlı olunca.
Hasret bitip vakit saat dolunca,
Sarılıp yatmaya kol incinir mi?

Karac'oğlan, değer elin nazarı,
Hercaî dilberle etme pazarı.
Dünyada sevmeli esmer güzeli,
Kâkülleri yüzde tel incinir mi?

ALEMİ YARATAN ALLAH
Alemi yaradan Allah,
Halim deyi dey'ağlarım.
Nice olur şu gurbette,
Balım dey dey'ağlarım.

Yöğrük salarlar koşuya,
Deme razını naşiye.
Yardan ayrılan kişiye,
Zulum deyi dey'ağlarım.

Pir olmayan aşka gelmez,
Koç olmayan kurban olmaz.
Yalnız taşla duvar olmaz
Yoldaş deyi dey'ağlarım

Muhannet kaçar dolanır,
Aşk kande ise bilinir.
Şimdi binde bir bulunur,
Kardaş deyi dey'ağlarım.

Karac'oğlan olmuş hasta,
Vardır diyen derman iste.
Ecel dedikleri neste,
Bir gün deyi dey'ağlarım.

ALINCA VATANIM GELİNCE YURDUM
Alınca vatanım gelince yurdum,
Vardım da vatanı Bursa'da buldum.
Güzeli çok diye eğlendim kaldım,
Eli burcu burcu kokar Bursa'nın.

İşte geldim pınarının başına,
Nurlar yağmış toprağına, taşına.
Kandillerin yanar da Ulucami başında
Altın şadırvanda gülü kokar Bursa'nın

Yavru şahin sarp kayada oturur,
Gelene gidene sohbet yetirir.
Cenneti aladan çiçek getirir,
Gülü burcu burcu kokar Bursa'nın.

Yavru şahin sarp kayada solakta,
Altın küpe mendüş döğer kulakta.
Yerde insanoğlu, gökte melekte,
Yedi benli güzeli var Bursa'nın.

Bağına da Karac'oğlan bağına,
Seyir ettim kız göğsünün ağına.
Arkasını vermiş Keşişdağı'na,
Ağustosta karı da var Bursa'nın.

 

AL ÖNLÜKLÜ MAVİ YAZMA
Al önlüklü mavi yazma,
Giy karşımda salın dilber.
Yalın ayak yere basma,
Giyin altın nalın dilber.

Bir yâr sevdim, gücüm yetmez,
Gönül düşkün terk edemez.
Havalanmış, elim yetmez,
Göğe çıkmış dalın dilber.

Kirpikler ok, kaşların yay,
Dişler inci, yüzün bir ay.
Ben söyledim, sen bir bir say,
Hak arttırsın malın dilber.

Karac'oğlan, derdim çoktur,
Kaşlar kara, bakış oktur.
Bir misli, menendi yoktur,
Nice senin hâlin dilber?

 

ALTIMA SERDİ DE İPEKTEN HALI
Altıma serdi de ipekten halı,
Önüme koydu da kaymağı, balı.
Seni seven yiğit n'eylesin malı?
İnce belli, şal kuşaklı bir gelin.

Hocasına vardım dersini okur,
Bahçesine vardım bülbüller şakır.
İbrişim içinde halılar dokur,
Elleri erdemli kollu bir gelin.

Karac'oğlan der ki: Öğdüğün öğer,
Altın yapağından cepkenin döğer.
Ay ile besdetmiş gün ile doğar,
Cennet-i alada nurlu bir gelin.

 

ALTIN KAFES İDİ BENİM DURAĞIM
Altın kafes idi benim durağım,
Dost elinden yaralandı yüreğim.
Evvel yakın idim, şimdi ırağım,
Felek beni nazlı yârdan ayırdı.

Dostumun yaylası çayır, çimendi,
Şu şirin dillerden ikrarın verdi.
Yeminler eder de ayrılmam derdi,
Felek beni nazlı yârdan ayırdı.

Kumaş olam, arşın arşın yırtılam,
Köle olam, çarşılarda satılam.
Vadem yetmedi ki, ölem kurtulam,
Felek beni nazlı yârdan ayırdı.

Karac'oğlan der ki: Yanam, alışam,
Akam gidem şu sulara karışam.
Yol başına gelmiş varam danışam,
Felek beni nazlı yârdan ayırdı.

 

AMAN TANRIM BANA YÂRİM GÜCENMİŞ
Aman Tanrım, bana yârim gücenmiş.
Beni görse yoldan çıkar, yan gider.
Gönül suyu gözlerimden akıyor,
Ah ettikçe ciğerimden kan gider.

Cesedimi gözyaşıyla yusunlar,
Mezarımı yol üstüne kosunlar,
Gelip geçen, garip ölmüş desinler,
Dünya bir yol, geda gider, han gider.

Ecel eli ömür ipin düğümler,
Kıyamettir bana bugün düğünler.
Karac'oğlan, döğüş günü bu günler,
Kirpikler var, gönül ile cenk eder.

 

ANNACIMDAN GELEN GELİN
Annacımdan gelen gelin,
Gelin bana gelip durur.
Benim seni sevdiğimi,
Cümle âlem bilip durur.

Tırabulus var belinde,
Hakk'ın kelâmı dilinde.
Doldurmuş kadeh elinde,
İçememiş tutup durur.

Kadehi aldı elinden,
Sarıldım ince belinden.
Hiç bilmem mi dost hâlinden?
Gözüm seni görüp durur.

Karac'oğlan der: N'olalım?
Emmi, dayı bir olalım.
Dedim dilber sarılalım,
Can intizar olup durur.

 

ANNACIMDAN GELEN GÜZEL
Annacımdan gelen güzel,
Eğri bağlar başlarını.
Küstünse gel barışalım,
Sil gözünün yaşlarını.

Evlerinin önü kuyu,
Kuyudan alırlar suyu.
Çok küçüksün daha büyü,
Hesap ettim yaşlarını.

Kara çalıda gül bitmez,
Karga bülbül olup ötmez.
Gündüz hayalimden gitmez,
Gece girer düşlerime.

Karac'oğlan, işlerini,
Bağışlarım suçlarını.
Kız gezecek yollarını,
Ayıklarım taşlarını.

 

ANNACIMDAN GELEN KÜÇÜCÜK GELİN
Annacımda gelen küçücük gelin,
Bir saat karşımda durabilin mi?
Şu dertli gönlümün Lokman'ı sensin,
Kırıldı kanadım, sarabilin mi?

Evlerinin önü yazıdır yazı,
Beğler bırakıyor cerana tazı.
Sallanma karşımda kahpenin kızı,
Ölürsem kanımı verebilin mi?

Atıma binip de ineyim düze,
Sürmeler çekeyim şu ala göze,
Bir soru sorayım, darılma bize,
Kolunu boynuma sarabilin mi?

Karac'oğlan der ki: Sıkıldı canım,
Gelmiyor yanıma muhannet yârim.
Ezel söz vermezsen n'olurdun zalim?
Yıkılmış gönlümü yapabilin mi?

 

ANNACIMDAN GELEN MAYA

Annacımdan gelen maya,
Cemalin benzettim aya.
Ağ topuğa sırma saya,
Döker gider peşlerine.

Her çalıda güller bitmez,
Bitse bile ışkın atmaz.
Gündüz hayalimden gitmez,
Gece gördüm düşlerine.

Evlerinin önü kuyu,
Kuyudan alırlar suyu.
Küçücüksün tezce büyü,
Hesap ettim yaşlarına.


Bele Karac'oğlan, bele,
Bülbül konar daldan dala.
Geleceğin bilsem yola,
Ağıtlardım taşlarına.

 

ANNACIMDAN GELEN ŞU MAVİ DONLU
Annacımda gelen şu mavi donlu,
Kaldırmış kolları toz gelir diye.
Kendi kendin yad ellerden sakınır,
Bir ağzın bilmezden söz gelir diye.

Ilgıt ılgıt bir yel esti Urum'dan,
Gam, kasavet kalkmaz oldu serimden.
El bir yana dönse, geçmem yârimden,
Çığrışır engeller, vaz gelir diye.

Deniz kenarında biten hurmalar,
Siyah yüzüm mah yüzüne burmalar.
Gökyüzünde katarlanmış turnalar,
Onlar da çığrışır baz gelir diye.

Karac'oğlan der ki: İşlerim naçar,
Ah ile vah ile günlerim geçer.
Coşmuş Karadeniz, köpüğün saçar,
Dağılmış göllere kaz gelir diye.

 

ANNACINA ALMIŞ KOCA BERİD'İ
Annacına almış koca Berid'i,
Farıdı da deli gönlüm farıdı.
Hazret Nuh'tan beri kimler var idi?
Nuh'un tufanını bilin mi meşe?

Anacına almış koca ardıcı,
Başına yağar da boranla gıcı.
Gittin Kâbe'ye de oldun mu hacı?
Ol Beyt-Şerif'e yüz sürdün mü meşe?

Şu meşenin bin incecik yolu var,
Sayamadım yüz bin türlü dalı var.
Şu dünyanın yüz bin türlü hali var,
Şu dünyanın halinden bilin mi meşe?

Karac'oğlan der: Bu da böyle olsun,
Başındaki kuru dalın göğersin.
Senin bahşışını Bertiz'li versin,
Bertiz'in halini bilin mi meşe?

 

ANNAÇTA BİR GÜZEL GÖRDÜM
Annaçta bir güzel gördüm,
Perdelenmiş aya benzer.
Yanında bir kız oturmuş,
Destelenmiş güle benzer.

Gelinin beliğin saydım,
Kızın memesinden emdim,
Soyunup koynuna girdim,
Zemheride güne benzer.

Gelinin beliği deste,
Kız eyledi beni hasta.
Gelin şeker, şerbet tasta,
Kız süzülmüş bala benzer.

Gelin der ki: Aktır yüzüm,
Hiç menendi yoktur kızın.
Karac'oğlan ikinizin,
Kapısında kula benzer.

 

ARAP ATIM KOŞAR KOŞAR
Arap atım koşar, koşar,
Seni seven binler yaşar.
Gün vurdukça şavkın düşer,
Açıldıkça döşün gelin.

Kaşın kara, gözün kara,
Benlerin var sıra sıra.
Her bakışın yüz bin lira,
Gel vereyim peşin gelin.

Uçup koluna konduğum,
İçip badesin kandığım.
Tam üç günlük ay sandığım,
Vardır kara kaşın gelin.

Karac'oğlan der: Zatiye,
Ağzın benzettim kutuya.
Güzeller düşmüş kötüye,
Uygun değil eşin gelin.

 

ARAP AT ÜSTÜNDE KALDI POSTUMUZ
Arap at üstünde kaldı postumuz,
İkrarından döndü m'ola dostumuz?
Yarın bir gün kara toprak üstümüz,
Çürütür hey Benli Sunam, çürütür.

Yüksek olur Arap atın kaltağı,
Issız kalmaz koç yiğidin yatağı.
Yaklaşma kötüye, değer eteği,
Geri dur hey Benli Sunam, geri dur.

Yağmur yağdı, yollarına sapayım,
Dinin haktır, dost dinine tapayım.
Çeviriver al yanaktan öpeyim,
Beri dur hey Benli Sunam, beri dur.

Şeşine de Karac'oğlan, şeşine,
Kurban olam yârin ablak döşüne.
Gök kır atınan da, çakır kuşuna,
Geri dur hey Benli Sunam, geri dur.

 

ARK ALTINDAN SU DOLDURUR
Ark altından su doldurur,
Eteğini yel kaldırır.
Karşıki evin kızları,
Bakışı adam öldürür.

Kır at gelir hecin gibi,
Yağmur yağar sicim gibi.
Anam kızı bacım gibi,
Gelir de karşımda durur.

Karac'oğlan, kavli yalan,
Kimdir aşnasına gülen?
Komşusundan bir yâr seven,
Şaşar, aklını aldırır.

 

ARKASINA GİYMİŞ BASMA
Arkasına giymiş basma,
Sallanır karşımda yosma.
Usul boylu, ak göbelek,
Sana uyar var mı yoksa?

Yüzlerin bahçenin narı,
Beyaz gövden yayla karı.
Sensin doğan aylar nuru,
Kız, irengin gül mü yoksa?

Beyaz gövden safi gümüş,
Yedireyim türlü yemiş.
Memelerin turunç olmuş,
Zülüflerin tel mi yoksa?

Karac'oğlan, böyle sandık,
Ağız fincan, burun fındık.
Billur gibi beyaz pamuk,
Beyaz gövden kar mı yoksa?

 

ARZULARIM KALDI BİR ARAP ATTA
Arzularım kaldı bir Arap atta,
Koyma kadir Mevlâm gamda, firkatta.
Düğünde, bayramda, ağır ziynette,
Anar m'ola emmi, dayı, el bizi?

Getir oğlan, ben giyeyim postumu,
Kimse bilmez garazımı, kastımı.
Gurbet ilde koyup geldim dostumu,
Geri dönsem kınar m'ola el bizi?

Dost elinden içtim, içtim mat oldum,
Kahpe felek güldü, ben de şad oldum.
Emmiden, dayıdan, dosttan yad oldum,
Ne yaman uzağa attı yol bizi.

Karac'oğlan, devranım var, demim var,
Yâr yitirdim, düşüncem var, gamım var.
Yedi derya içinde bir gemim var,
Atar m'ola bir kenara sel bizi?

 

ARZUMANIM KALDI ŞOL KARA TAŞTA
Arzumanım kaldı şol kara taşta,
Güzelin sevdası dönüyor başta.
Tunus Tarabulus, koca Maraş'ta,
Reyhanın içinde birdir bu gelin.

Bülbül gibi avaz eder saz ile,
Kılıç vurur, kanlar döker gürz ile.
İki bin gelin de dört yüz kız ile,
Tartılsa çok ağır gelir bu gelin.

Bin gelin de kurban olsun diline,
Tarabulus kuşanmış ince beline.
Varın bakın Gürcistan'ın eline,
Acem Buhara'da birdir bu gelin.

Karac'oğlan der ki: Fanidir fani,
Dünyaya dağılmış şöhreti, şanı.
Eşine düşürmemiş rabbın seni,
Büsbütün dünyaya değer bu gelin.

 

ARZUM VARDIR KARLI DAĞI AŞMAYA
Arzum vardır karlı dağlar aşmaya,
Bülbül gibi derdim vardır deşmeye.
Komazlar yar ile bir söyleşmeye,
Hiçbir yiğit sevdiğinden geçer mi?

Bulanık su gibi taşam da coşam,
Varam da ulu deryaya kavuşam.
Bir başına gelmiş varam danışam,
Hiçbir yiğit sevdiğinden geçer mi?

Karac'oğlan der ki: Bunda nesi var?
Garip bülbül öter bir hoş sesi var.
Her yiğidin birer eğlencesi var,
Hiçbir yiğit sevdiğinden geçer mi?

 

AŞAĞIDAN GELEN CEREN CERENİ
Aşağıdan gelen ceren cereni,
Akça ceren sana değmeli değil.
İki eli boğum boğum kınalı,
Karadır gözleri sürmeli değil.

Bir delice turnam yüceden uçar,
İner engine de dolu su içer.
Sabah seherinde ak göğsün açar,
Göğüs koşar koşar düğmeli değil.

Bizim ilde bal kaymağı yemezler,
İl sırrını yad ellere demezler.
Sen güzeli ben garibe vermezler,
Sizin ilden güzel sevmeli değil.

Karac'oğlan der ki: Yiyip içmedim,
Yiyip, içip ak göğsünü açmadım.
Fırsat elde iken alıp kaçmadım,
Beni öldürmeli, dövmeli değil.

 

AŞAĞIDAN KARADENİZ İNİLER
Aşağıdan Karadeniz iniler,
Arttı derdim, yaralarım yeniler.
Yarası olanlar ağlar, iniler,
Sağlar melil melil bilmem nedendir?

Hocam sabakına başlamaz oldu,
Can kafesi onda kışlamaz oldu.
Çekilen yolcular işlemez oldu,
Yollar melil melil, bilmem nedendir?

Yuka olur ulu suyun geçeği,
Hak balığa buyurmamış bıçağı.
Tomurmamış, açılmamış çiçeği,
Güller melil melil, bilmem nedendir?

Yücesinde emme geyikler geşir,
Eteğinde telli turnam çağrışır,
İli göçmüş mayaları bağrışır,
İller melil melil, bilmem nedendir?

Karac'oğlan der ki: Dumanın gitsin,
Erisin karın da, sümbülün bitsin,
Güzellerin çevrilerek el tutsun,
Evler melil melil, bilmem nedendir?

 

AŞAĞININ HAS EVLERİ
Aşağının has evleri,
Göçeceği çağlar bir gün.
Kara ardıç kamalağı,
Sızılaşır dağlar bir gün.

Has evleri yandı, tüttü,
Cana candan hasret gitti.
Kar eridi, sümbül bitti,
Melil melil dağlar bir gün.

Gitti giden, kaldı kalan,
Yürü bre kavli yalan.
Yârini yaylaya salan,
Firkat gelir, ağlar bir gün.

Sırdaş Karac'oğlan, sırdaş,
Gözden akıttım kanlı yaş.
Muhabbetli, dertli kardaş,
Firkat gelir, ağlar bir gün.

 

AŞAM DEDİM KARLI DAĞLAR BAŞINDAN
Aşam dedim karlı dağlar başından,
Yüce dağlar koç yiğide dağ m'olur?
Ağrır bedenlerim, sızılar yaram,
Bu yarayı çeken yiğit sağ m'olur?

Sıra sıra dikemedim söğüdü,
Ben kendime veremedim öğüdü.
Elleri göğsünde görün yiğidi,
Yiğit mağrur gezmek ile bey m'olur?

Öğüt versen, bana öğüt kâr etmez,
O yârin hayali karşımdan gitmez.
Kementle bağlasam, kolum bağ tutmaz,
Yârimin zülfünden özge bağ m'olur?

Karac'oğlan der ki: Fani dünyadan,
Korkmaz mısın haram ile zinadan?
Ayırırlar seni ana, babadan,
Gurbet ele düşen yiğit sağ m'olur?

 

ÂŞIK BİLİR ÂŞIKLARIN SUÇUNU
Âşık bilir âşıkların suçunu,
Cennet sandım kız koynunun içini.
Taramış zülfünü, dökmüş saçını,
Yüzünün üstüne tel kömür gözlüm.

Âşık bilir âşıkların âlâsın,
Kömür sandım kaşlarının karasın.
Sevdiğim kapına kul mu ararsın?
İşte ben kapına kul kömür gözlüm.

Yol üstünde biter bir toprak ürün,
Yâr sen yüreğime vurdun bir döğün.
Ak yârime hasta diyarlar bugün,
Hastanın üstüne kal kömür gözlüm.

Karac'oğlan, tepen duman karanmış,
Yârdan ayrılalı hayli zamanmış.
Göğsünün üstüne misk mi bürünmüş?
Yanağın çevresi bal kömür gözlüm.

 

ÂŞIKLAR NAM İSTER LEBİN BALINDAN
Âşıklar nam ister lebin balından,
Aç bir kapı, göster dehana dilber.
Sarsam usul boyun, emsem lebinden,
Döner deli gönül şahana dilber.

Ben bir bezirganım, oldum esiri,
Ala gözler değer Şam'ı, Mısır'ı.
Verdim bin beş yüzü, var mı kusuru?
Söyle kıymetini, daha ne dilber?

Kaşların lâm-elif, gözlerin ayın,
Esma'ya benzettim, mesleğin teğin.
Sen bir dilbersin ki, melektir soyun,
Bakışın benzettim cerana dilber.

Karac'oğlan der ki: Güzeller şanı,
Âleme methettim güzelim seni.
Mevlâm bir göndermiş dünyaya seni,
Hiç mislin gelmemiş cihana dilber.

 

AŞK OLMAYINCA DA BADE İÇİLMEZ
Aşk olmayınca da bade içilmez,
İçip içip nazlı dosttan geçilmez.
Açılır çiçekler, gönlüm açılmaz,
Ne değnersin beni tor gibi gibi.

Benim olsan seni vermem feleğe,
Çapraz düğme vurur giyer yeleğe.
Altın bilezikler beyaz bileğe,
Takınıp gidiyor dar gibi gibi.

Ölürüm ayrılmam senin yolundan,
Hata çıkmaz aşıkların dilinden.
Çekti cilbirini aldı elimden,
Gitme nazlı dostum der gibi gibi.

Gönlüm dört kitabın dilinden yazar
Arada engeller bağrımı ezer.
Ala göz üstünde kaş oynar gezer
Parlıyor yanaklar kar gibi gibi.

Gönlüm düştü mor beliğe cığala,
Ebruların ak gerdana dağıla.
Kaşları kara da gözleri ala,
Bir melek siması var gibi gibi.

Karac'oğlan der ki: İsmidir aynı,
Cennet misaline benziyor koynu.
Nizamı adilde günahı yeyni,
Ruzı mahşerde de zor gibi gibi.

ATAŞIM YANMADAN TÜTÜNÜM TÜTER
Ataşım yanmadan tütünüm tüter,
Bulutun havaya ağdığı gibi.
Yârin bahçesinde bülbüller öter,
Ayın on dördünde doğduğu gibi.

O yâr bize yine name yollamış,
Arif olan sözlerinden anlamış.
Al yanaklar domur domur terlemiş,
Rahmetin güllere yağdığı gibi.

Karac'oğlan der ki: Yâr başın tacı,
Ayrılık şerbeti zehirden acı.
Kıvrım kıvrım olmuş zülfünün ucu,
Mor menekşe boynun eğdiği gibi.

 

ATIM KALK GİDELİM DAĞDAN YUKARI
Atım, kalk gidelim dağdan yukarı,
Böyle dağlar koç yiğide dağ olmaz.
Yedi yerden yaralarım sızılar,
Bu yarayı çeken yiğit sağ olmaz.

Meyve vermez selvi ile söğüdü,
Ben de bana verse idim öğüdü.
Elleri koynunda gezen yiğidi,
Yiğit mağrur gezmeyinen bey olmaz.

Öğüt versem, öğütcüğüm kâr etmez,
O yârin hayali gözümden gitmez.
Bazubend vursalar kolum bağ tutmaz,
Dostun zülüfünden sağlam ağ olmaz.

Karac'oğlan der ki: Korktum haramdan,
Ayrı düştüm yurttan, harap hanemden.
Bir yiğidi ayırsalar anadan,
Anasından ayrı düşen sağ olmaz.

 

AYDAN ÖRNEK ALMIŞ KAŞIN EĞMİŞSİN
Aydan örnek almış kaşın eğmişsin,
Kudretten mi ala gözün sürmesi?
Neden ilikliyon göğsün düğmesin?
Âşıka bu cefa, bu pek zulümdür.

Güzel oldum diye yukarı bakma,
Kanımı kurutup, kalbimi yakma.
Hatırlar incitip, gönüller yıkma,
Bu yalan dünyanın sonu ölümdür.

Karac'oğlan der ki: Kurban olayım,
Canımı yoluna feda kılayım.
Kapında eğlenip kulun olayım,
Sorarlarsa de ki: Benim kulumdur.

 

AYDIN KAZASINDAN TURGUT İLİNDEN
Aydın kazasından, Turgut ilinden,
Aradım evlerin, buldum gezerek.
Sırma karıştırmış sünbül saçına,
Döküp gider dal boynuna düzerek.

Hazeli de deli gönlüm, hazeli,
Güz gelince, bağlar döker gazeli.
Küçücükten sevdiceğim güzeli,
Aradım evlerin, buldum gezerek.

Dağlarım, dağlarım, meskenim dağlar,
Divane gönlümü ya kimler eğler?
Oturmuş karşıma, naz ile söyler,
Ak göğsünün düğmelerin çözerek.

Mestanedir Karac'oğlan, mestane,
Güzel olan gül gönderir dostuna.
Yatır beni kız dizinin üstüne,
Ninni söyle kaşın, gözün süzerek.

 

AYNASIN ALMIŞ DA BAŞINI BAĞLAR
Aynasın almış da başını bağlar,
Günde üç beş kere zülfünü yağlar,
Cihanlar elinden bütün zar ağlar,
Cihanı ataşa yakar bu gelin.

Bir güzel gördüm de şalvarı parlar,
Düşmemiş eşine menendin arar.
Seni gören yiğit sararır, solar,
Göreni ataşa yakar bu gelin.

Karac'oğlan der ki: Gönül yorulur,
Yâr sevdası bu başıma derilir.
Aklım yetti, kimse kalmaz, kırılır,
Dünyayı ataşa yakar bu gelin.

 

AYRILIĞIN FİRKATİNE
Ayrılığın firkatine,
Dağ iniler, taş iniler.
Ah ettikçe şu gözümden,
Kan dökülür, yaş iniler.

Ayrılık olmaz beylerde,
Bülbül zâr eder bağlarda.
Gök çimen ağlar dağlarda,
Kurt iniler, kuş iniler.

Sevdam dalgalınıp taşar,
Mevci gelir baştan aşar.
Ahımdan dağa od düşer,
Kuru ağlar, yaş iniler.

Elden çıkan ele girmez,
Giderse artık el ermez.
Deli gönlüm ebsem olmaz,
Yaz iniler, kış iniler.

Karac'oğlan ağlar, gülmez,
Bu dünya fânidir, kalmaz.
Başına gelmeyen bilmez,
Bilmeyen de hoş iniler.

 

AZRAİL GELMİŞ DE YÂRİM ALMAYA
Azrail gelmiş de yârim almaya,
Ya ben kimler ile kalayım kalan?
Arttırdılar firkatımı, zârımı,
Bağrımı yerlere sürerim kalan.

Gide gide hep yollarım düz oldu,
Yandı ciğerciğim kömür köz oldu.
Yârin dedikleri acı söz oldu,
Ağlarım, giderim, gülerim kalan.

Yolun doğrusuna sapayım dedim,
Sıdk ile Mevlâ'ya tapayım dedim.
Yârimin gönlünü yapayım dedim,
Yıkılmış gönlümü yaparım kalan.

Karac'oğlan der ki: Okur, yazarım,
Tomurcuk memede kaldı nazarım.
Hırka giyer, derviş gibi gezerim,
Yâr için abdala uyarım kalan.

 

BÂD-I SABÂ SELAM SÖYLE O YÂRE
Bâd-ı sabâ selâm söyle o yâre, 
Pek göresim geldi illerinizi. 
Gönül arzu çeker ama, ne çare? 
N'ideyim tutan var yollarımızı. 

Acem şâhı bize name gönderdi, 
Gam leşkerin üstümüze dönderdi. 
Zalim felek bizi yaktı yandırdı, 
Savurdu havaya küllerimizi. 

Yüküm gamdır, gam alırım, satarım, 
Pervaneler gibi yanar tüterim. 
Kıyamette yakasını tutarım, 
Vermesin hoyrata güllerimizi. 

Karac'oğlan der ki: Gümanım yoktur, 
Gayri rakiplerle amanım yoktur. 
Sılaya varmaya dermanım yoktur, 
Nazlım beklemesin yollarımızı.

 

BAĞLANDI YOLLARIM KALDIM ÇARESİZ
Bağlandı yollarım kaldım çaresiz,
Gayrı dünya bana aralandı, gel.
Derildi dertlerim artsız arasız,
Üst üste dizildi, sıralandı, gel.

Yâri görse idim haftada, ayda,
Sevip ayrılmaktan ne buldum fayda?
Azrail göğsümde, canım hayhayda,
Ciğerimin başı yaralandı, gel.

Karac'oğlan der ki: Başa yazıldı,
Didem yaşı Ceyhun oldu süzüldü.
Kefenim biçildi, kabrim kazıldı,
Mezarımın üstü karalandı, gel.

 

BAHARIN GELDİĞİN NEDEN BİLELİM?
Baharın geldiğin neden bilelim?
Bir gül bitmiş, yapracığı düzgündür.
Esen saba zülüfünden tel alır,
Deli gönlüm bir Yörüğe vurgundur.

Dostumun yaylası derler bu dağı,
Koynunda bitmiş de turuncu, bağı.
Yârim yaylamaya gelmiş otağı,
Canım sana bu yaylalar vurgundur.

Güzelin yolları kayalı, taşlı,
Bakamam gerdana, gözlerim yaşlı.
Bir topak perçemli, bir hilâl kaşlı,
Uyandırmam, kömür gözlüm yorgundur.

Karac'oğlan, donatsalar donumu,
Dosta doğru döndürseler yönümü.
Bin yaşasam, hesap etmem ölümü,
Defter tutsam, olancası bir gündür.

 

BAHARIN OLDUĞU NEDEN BELLİDİR?
Baharın olduğu neden bellidir?
Boz bulanık akar oldu dereler.
Sen de benim gibi yârden m'ayrıldın?
Yine yenilendi eski yaralar.

Ferhat derler şu dağları delene,
İtibarım yoktur yüze gülene.
Kefen kısmet olmaz güzel sarana,
Meğer dostum çenberine saralar.

Kömür gözlüm senden ahtım alırım,
Alamazsam ben bu dertten ölürüm.
Güzeller içinde arar bulurum,
Güzeller serveri giysin karalar.

Karac'oğlan der ki: Olalım Hak'la,
Felek avlar bizi bir gün o fakla.
Benim bir davam var o felek ile,
Bir gün olur davamızı aralar.

 

BAKTIM KIZIN GÜL AYNINA
Baktı kızın gül aynına,
İnciler takmış boynuna,
Zemheride gir koynuna,
Kızın koynu yaz veriyor.

Aslını sordum, aradım,
Sandım cennetteki kadın.
Şu yalan dünyanın tadın,
Ala gözlü kız veriyor.

Usul boyu, ince beli,
Yakıştırmış yeşil, alı.
Şu güzelin şirin dili,
Kelâmına söz veriyor.

Karac'oğlan, görür ise,
Yâr sallanıp gelir ise.
Eller elli verir ise,
Gönlüm ona yüz veriyor.

 

BANA KARA DİYEN DİLBER
Bana kara diyen dilber,
Gözlerin kara değil mi?
Yüzünü sevdiren gelin,
Kaşların kara değil mi?

Güzel, ben seni isterim,
Seni koynumda beslerim.
Yüzünü güzel göreyim,
Zülüfün kara değil mi?

Boyun uzun, belin ince,
Yanakların olmuş gonca.
Salıverirsin kolunca,
Beliğin kara değil mi?

Utanırım, akar terim,
Güzellikte yok benzerin.
En sevdiğim makbul yerin,
Saçların kara değil mi?

Beni kara diye yerme,
Mevlâm yaratmış, hor görme.
Ala göze siyah sürme,
Çekilir kara değil mi?

Hind'den, Yemen'den çekilir,
İner, Bağdat'a dökülür.
Türlü taama ekilir,
Biber de kara değil mi?

Göllerde kuğular olur,
Göğsü ak, kara benlidir.
Mısır'da çok zengin vardır,
Kölesi kara değil mi?

Pınara konan kuğunun,
Kanadı beyaz çoğunun.
Çöldeki Arap beğinin,
Çadırı kara değil mi?

İller de konup göçerler,
Lâle, sümbülü biçerler.
Ağalar, beğler içerler,
Kahve de kara değil mi?

Evlerinden sular akar,
Güzelleri göze bakar.
Hublar yanağına sokar,
Sünbül de kara değil mi?

Karac'oğlan der: İnşallah,
Görenler desin maşallah.
Kara donludur Beytullah,
Örtüsü kara değil mi?

 

BARÇIN YAYLASI'NDA ÜÇ GÜZEL GÖRDÜM
Barçın Yaylası'nda üç güzel gördüm,
Birbirinden üstün şivga fidandır.
Aklım şaştı, garip belim büküldü,
Kaşlar hilâl, gözler ahu cerandır.

Bellerinde gördüm Lâhur şalını,
Yanakları gülden almış alını.
Al sıktırma kavuşturmuş belini,
Bildim güzelleri, bunlar sultandır.

Üç kumrudur, su başında ötüşür,
Yol üstünde bana seyran yetişir.
Yatışır mı deli gönül yatışır,
Ben avcıyım, onlar benden şahandır.

Karac'oğlan der ki: Bu yer neresi?
Altınoluk, Pınarbaşı süresi.
İnce belde saçlarının turası,
Böyle selvi endam akla ziyandır.

 

BAŞI AL VALALI SÜRMELİ GELİN
Başı al valalı sürmeli gelin,
Elinden bir bade doldur da yürü.
Sen beni düşürdün minnete, derde,
Gel, ağlattın beni, güldür de yürü.

Beyaz göğsün görünmüyor düğmeden,
Siyah zülfün mah gerdana eğmeden,
Gonca güle garip hoyrat değmeden,
Topla yanağında, soldur da yürü.

Ak göğsünde düğmelerin çitinsin,
Güzeller içinde ahdı bütünsün.
Bilmem namarhemsin, bilmem hatunsun,
Poşuyu yüzünden kaldır da yürü.

Karac'oğlan, hile yoktur sözümde,
Hak nazarım kaldı ala gözünde.
Kudret nurlarını gördüm yüzünde,
Güzelliğin bana bildir de yürü.

 

BAŞI PARE PARE DUMANLI DAĞLAR
Başı pare pare dumanlı dağlar,
Bağlama yolumu atım eşkindir.
Söylemem o yare dokunur bana,
Yüksek pare pare gönlüm coşkundur.

Getirin atımı binem Aşkar'a,
Alem bilir sevdiğim aşikare.
Dellallar çağırtsam günde beş kere,
Satılmaz kumaşım gözden düşkündür.

Ördeksiz göllerin avın avlama,
Vefasız dilbere meyil bağlama.
Ben yolcuyum beni yolda eğleme,
Ver bana bir öğüt aklım şaşkındır.

Ak sevay geyinmiş boylu boyunca,
İliklemiş düğmesini geyince.
Sevdim ama saramadım doyunca,
Onun için gönlüm yare küskündür.

Atıma binip gideyim mazamaz,
Her yiğit sevdiği ile gezemez.
Sıfat kocar ama gönül kocamaz,
Şimdi gönlüm bir yosmaya vurgundur.

Karac'oğlan der ki: Ben de yanarım,
Yar yitirdim yana yana ararım.
Üç güne koydumdu kavli kararım,
Bugün yardan ayrılalı beş gündür.

 

BAŞINDA DA NAMLI NAMLI KARIN VAR
Başında da namlı namlı karın var,
Seni yaylamanın zamanı dağlar.
Mecalim mi vardır çıkam başına?
Kalmadı takatim amanın dağlar.

Yağmur yağar, yeşil otlar bitirir,
Yel esince, rayihasın getirir.
Sarı çiçek sarvan kurmuş, oturur,
Leylağa karıştı çimenin dağlar.

Yaz gelir de iller çevrilir, konar,
Güzeller suyundan içer de kanar.
Altın küpeleri mum gibi yanar,
Gördükçe artıyor imanım dağlar.

Karac'oğlan der ki: Çöktüm, oturdum,
Bağ, bahçe diktim de meyve yetirdim.
Altın top perçemli yavru yitirdim,
Kaldı bir köşede gümanım dağlar.

 

BE ÇAĞLAYIP AKAN IRMAK
Be çağlayıp akan ırmak,
Vaktlı vaktsız akmak olmaz.
Lekeliktir bu gaziler,
El üstüne düşmek olmaz.

Binelim Arap atlara,
Yaraşır koç yiğitlere.
Ağzı açık namertlere,
Yiğit sırrın açmak olmaz.

Arap at da Burak olur,
Koç yiğitte yürek olur,
Bun deminde gerek olur,
Yiğide hor bakmak olmaz.

Ararsan kalbinde ara,
Eller ne der sana göre.
Tuz, ekmek yediğin yere,
Hiyanetlik etmek olmaz.

Karac'oğlan'ın dediği,
Namerde boyun eğdiği,
Koç yiğidin çok sevdiği,
Gelirse de koçmak olmaz.

 

BE FELEK SENİN ELİNDEN
Be felek, senin elinden,
Hem yanarım hem ağlarım.
Sabah akşam ağlar gözüm,
Başımı döver ağlarım.

Çağırırım gani diye,
Gel ağlatma beni diye.
Kimi görsem seni diye,
Yüzüne bakar ağlarım.

Lütfeyle beyim urandır,
Gözümün yaşı barandır.
Kaygılı gönlüm virandır,
Hecrini çeker ağlarım.

Medet senden hey Allah'ım!
Teslimdir sana şu canım.
Mahşer yerinde kefenim,
Boynuma takar ağlarım.

Karac'oğlan, düştü derde,
Gece gündüz yanar narda.
Hak kadı olduğu yerde,
Kabrimden çıkar ağlarım.

 

BE GAZİLER BE YOLDAŞLAR
Be gaziler, be yoldaşlar,
Gittiğim yollar iniler.
Benim ah ile zarımdan,
Ağzımda diller iniler.

Er isen meydanda otur,
İleri gel, cevap yetir.
Melil melil olmuş yatır,
Zindanda kullar iniler.

İslam dinin kim pusar?
Kakıyan yârine küser.
Eser seher yeli eser,
Dokunan dallar iniler.

İslam dinini yastılar,
Beni yârimden kestiler.
Seversin diye astılar,
Urganda gerdan iniler.

Karac'oğlan, der içinden,
Yiğide ölüm gecinden.
Vefasız dilber ucundan,
Âşık ah eder iniler.

 

BEHEY ALA GÖZLÜ DİLBER -1-
Behey ala gözlü dilber,
Sana bir ben gerek, bir ben.
Âşıkın aklın almaya,
Sana bir ben gerek, bir ben.

Sakın hey hünkârım sakın!
Var başına teller takın.
Şu ak gerdanına yakın,
Sana bir ben gerek, bir ben.

Sen ne gezersin bu yrde?
Seni uğratırlar derde.
Zülfün bulunduğu yerde,
Sana bir gerek, bir ben.

Ben hocamdan okurdum a,
Bülbül gibi şakırdım a.
Şu zülfünün çukurunda,
Sana bir ben gerek, bir ben.

Karac'oğlan, çaresine,
Melhem arar yarasına.
İki kaşın arasına,
Sana bir ben gerek, bir ben.

 

BEHEY ALA GÖZLÜ DİLBER -2-
Behey ala gözlü dilber,
Senin gönlün seyrandadır.
Ben ağlarım, sen gülersin,
İman senin nerendedir?

Kaşlrın kurulu yaydır,
Yüzün bedirlenmiş aydır.
Koynuna girmek kolaydır,
Hesap gülü derendedir.

Güzel bell'olur tacından,
Hiç yük ağlar mı bacından?
Dünyada densiz ucundan,
Sefil baykuş virandadır.

Karac'oğlan der: Vardığım,
Dertli sinemi deldiğim.
Suç senin değil sevdiğim,
Sana meyil verendedir.

 

BEHEY ALA GÖZLÜ DİLBER -3-
Behey ala gözlü dilber,
Vaktin geçer demedim mi?
Harami olmuş gözlerin,
Beller keser demedim mi?

Bak şu kaşa, bak şu göze,
Ciğer kebap oldu köze.
Yakasız gömlekler bize,
Felek biçer demedim mi?

Deryalarda yüzer gemi,
Şeker dudakların yemi.
Süregör devranı, demi,
Devran geçer demedim mi?

Karac'oğlan der: Mert ile,
Sözüm yoktur namert ile.
Kahpe felek bu dert ile,
Bizi seçer demedim mi?

 

BEHEY KIRLANGIÇ NEREDEN GELİRSİN?
Behey kırlangıç, nereden gelirsin?
Hani şimdi n'ittin Hind'i, Yemen'i?
Ötme garip bülbül, ben de garibim,
Sen de bilir misin âhir zamanı?

Altı aylık yoldan beri gelmişsin,
Aramış, yavruyu burda bulmuşsun.
Dünyanın fâni olduğun bilmişsin,
Ev yaparsın, çamurlayıp samanı.

Beytullah'ı yapan İbrahim Halil,
Kadir Mevlâm, beni eyleme melil.
Hakk'ın birliğine o da bir delil,
Sen de bilir misin vakti zamanı?

Karac'oğlan der ki: Nic'olur hâlim?
Gün geçtikçe artmaktadır vebalim.
Az yaşa, uz yaşa, âhiri ölüm,
Ahirete karşı götür imanı.

 

BELLİ BELLİ BAĞLARININ BORANI
Belli belli bağlarının boranı,
Çift çift olmuş çöllerinin ceranı.
Sana derim, sana Munbuç Viranı,
Çarşıda çağrışan tellâllar hani?

Munbuç'un kapısı altın tokalı,
Kimse yaptırmamış felek yıkalı.
Ulu şadırvanlı, çatal peykeli,
Kastalında abdest alanlar hani?

Gider gider yol üstünde dururum,
Kara taş delerim, su götürürüm.
Bağ, bahçe yetirip, gül bitiririm,
Tomurcuk gülünü derenler hani?

Öğlene dek kalkmaz başımın pusu,
Silindi, kalmadı kalbimin yası.
Kulağım duymuyor bir ezan sesi,
Minareden salât verenler hani?

Karac'oğlan yavuz ata binerdi,
Üstümüzde avcı kuşlar dönerdi.
Ha deyince, beş yüz atlı sünerdi,
Akça ceranları kovanlar hani?

 

BEN BİR BEZİRGANIM SEN DE BİR YESİR
Ben bir bezirganım sen de bir yesir,
Bahanı ödemez Hind ile Mısır.
Verdim yedi bini, kaldı mı kusur?
Bahaya kalanı daha ne dilber?

Güzelim, kimin aşkına alıksın?
Şurda bir kötüyü dost mu sanıksın?
Hind ile Yemen'den kumaş geliksin,
Söyle kumaşına baha ne dilber?

Kula münasip mi ki bu şah harcı?
Bir saray yapılmış, altından burcu.
Bir Leyla, bir Mecnun, biri de Gürcü,
Bir de sen gelmişsin cihana dilber.

Karac'oğlan, dost bağına girmedim,
El uzatıp gonca gülün dermedim.
Çok gördüm de senin gibi görmedim,
Bulmadım hüsnüne bahane dilber.

 

BEN BUGÜN YÂRİMDEN AYRI DÜŞELİ
Ben bugün yârimden ayrı düşeli,
Her günüm bir yıla döndü, gidiyor.
Yine zindan oldu dünya başıma,
Sinem ateşlere yandı, gidiyor.

Hayal hayal oldu şu bizim iller,
Dostun bahçesinde açıldı güller.
Her seher, her sabah öter bülbüller,
Sevdası serime kondu, gidiyor.

Aktı didem yaşı, revane,
Bir ateş koyuldu şimdi cihana.
Bir selâm iletin bizim Gülşen'e,
Hâlim bir Mevlâ'ya kaldı, gidiyor.

Karac'oğlan der ki: Durmam burada,
Gül yüzlüm fikrime düştü bu ilde.
Gayet fikre daldım, gönlüm ak yârda,
Kanlı gözyaşlarım aktı, gidiyor.

 

BEN BU GÜZELLERDE GÖRMEDİM KEMLİK
Ben bu güzellerde görmedim kemlik,
Her ne çektim ise felekten çektim.
Hublar ile yoktur ayrı pazarım,
Değil hubdan elem, melekten çektim.

N'oldu nazlı yâre, ben de bilemem,
Yâr beni ağlattı, her dem gülemem.
Her olur olmazdan dilek dilemem,
Çok şükür, dilimi dilekten çektim.

Yâr bana göndermiş bir gizli selâm,
Bahri gibi gayrı ummana dalam.
Verseler cihanı istemem kalan,
Şimdi ben elimi felekten çektim.

Karac'oğlan der ki: Gönlüm avuttum,
Şimdi güzel sözlerini unuttum.
Aşk ateşin değirmende öğüttüm,
Eledim kalburdan, elekten çektim.

 

BEN KENDİ HALIMDA GEZİP TOZARKEN
Ben kendi halımda gezip tozarken,
Bak gözümden akan yaşıma benim.
Sevgili yârimden imdat umarken,
Bak neler getirdi başıma benim.

Bülbül gibi dalda ötemez oldum,
Dürüldü her dengim, satamaz oldum.
Geceler halında yatamaz oldum,
Sevdiğim görünür düşüme benim.

N'ideyim hey ağalar, ben n'ideyim?
Şikâyet halımı kime arz edeyim?
Başımı alıp şu yerden gideyim,
Sevdiğim düşerse peşime benim.

Karac'oğlan der ki: Hakk'a dilekten,
Mevlâm öğmüş de yaratmış melekten.
Bir ulu korkum var kahpe felekten,
Bir gün ağu katar aşıma benim.

 

BENDEN SELÂM EDİN SUNA BOYLUMA
Benden selâm edin suna boyluma,
Bir karış gerdanlı, Habeş benlime.
Yenem dedim yenemedim gönlüme,
O dosta yiyecek nar bulamadım.

Elimden aldırdım telli Hatça'yı,
Sarrafı da bilir altın akçayı.
Dolandım da gezdim bağı, bahçayı,
O dosta yiyecek nar bulamadım.

Arap atı olan atına biner,
Yâri güzel olan başına döner.
O yâr hasta olmuş, benden kar diler,
Dolaştım dağları, kar bulamadım.

Karac'oğlan der ki: Al giymiş akla,
Al beni sevdiğim sinene sakla.
Dağlar çiçek olmuş, gel sen de kokla,
Dudağından şirin bal bulamadım.

 

BENDEN SELÂM EYLE SEVGİLİ YÂRE
Benden selâm eyle sevgili yâre,
Perişan hatırın sor seher yeli.
Bildir ahvalimi dostuma benim,
Sevdiğim ne söyler, sor seher yeli.

Sen seher yelisin, esersin yakın,
Dağıtma kakülün engine bakın.
Erkeğin yanında bulunma sakın,
Var da bir tenhada sor seher yeli.

Karac'oğlan, bulma kusur huyuna,
Kurban olam kaşlarının yayına.
Benim için uğra dostun yanına,
Uğra sen yanına gör seher yeli.

 

BENDEN SELÂM EYLEN GÜL YÜZLÜ YÂRE
Benden selâm eylen gül yüzlü yâre,
Bir saat karşımda dursun da gitsin.
Az mı, çok mu sinemdeki yaralar?
Gelsin, gözleriyle görsün de gitsin.

Ben de pazar edemedim kız ile,
Aldı beni cilve ile, naz ile.
Merhem eylesin de ballı söz ile,
Ak elle yaramı sarsın da gitsin.

Fenadan da Karac'oğlan, fenadan,
Bir selâm geldi de kaşı karadan.
Eğer ölür isem ben bu yaradan,
Yârim cenazemi kılsın da gitsin.

 

BENDEN SELÂM EYLEN ŞOL NAZLI YÂRE
Benden selâm eylen şol nazlı yâre,
Her beni gördükçe gülüp durmasın.
Aldırdım aklımı, oldum divane,
Aklımı başımdan alıp durmasın.

Kız, seninle böyle miydi pazarım?
Kara kaşlarında kaldı nazarım.
Yol üstüne kazılmasın mezarım,
Yâr gelip geçtikçe yanıp durmasın.

Kız, seninle bir bahçecik dikelim,
Ayvasından, turuncundan satalım.
Gel, sarılıp bir gececik yatalım,
Ah u zarım sende kalıp durmasın.

Karac'oğlan der ki: Hakk'a baka dur,
Yollar çamur, belki çöker büke dur.
Çekemem kahrını, bağrım yukadır,
Arada haberin gelip durmasın.

 

BENDEN SELÂM SÖYLEN AYDIN İLİNE
Benden selâm söylen Aydın iline,
Top kara zülüflü mayalarına.
Bizim ilde çakır doğan olamaz,
Yavru şahan konar kayalarına.

Yaz gününün suyu böyle mi çağlar?
Eşinden ayrılan ah çeker ağlar.
Katar katar olmuş yüzünde benler,
Dizilmiş kaşının aralarına.

Karac'oğlan der ki: Ben de ben olsam,
Güzeller üstüne serdar ben olsam.
Mevlâm destur verse, bir top gül olsam,
Sokulsam zülfünün aralarına.

 

BEN GÜZELE GÜZEL DEMEM
Ben güzele güzel demem,
Güzel benim olmayınca.
Muhanetin karın çekmem,
Gel deyip de gelmeyince.

Gelirim amma, döverler,
Bizi bu ilden kovarlar.
Güzel olanı severler,
Ben ölürüm görmeyince.

Var ol yürü, var ol yürü,
Kara bağrın yere sürü.
Dövün dövün ağla bari,
Benim gönlüm olmayınca.

Senin çağın geçer olur,
Bu dünyalar kime kalır?
Tomurcuk gül gazel olur,
Vaktinde derilmeyince.

Karac'oğlan, sözün haktır,
Düşmanın dostundan çoktur.
Bize hiç ayrılık yoktur,
Ya sen, ya ben ölmeyince.

 

BENİM AHTIM AK GELİNE KALMAYA
Benim ahtım ak geline kalmaya,
Çeke çeke bu dert ile ölmeye,
Gurbet ilden şu kocası gelmeye,
Daha derdim az diyesin ak gelin.

Yaz olanda ısıtmalar tutasın,
Güz olanda terlemeye yatasın,
Acı acı kırk yıl ağrı çekesin,
Daha derdim az diyesin ak gelin.

Bacanın üstünde baykuşlar ötsün,
Kapının önünde çalılar bitsin,
Ben de kargış vermem, ocağın yansın,
Daha derdim az diyesin ak gelin.

Karac'oğlan der ki: Kaşın kaşıma,
Acep değer m'ola başın başıma?
Gurbet ilde dert yapışsın peşine,
Daha derdim az diyesin ak gelin.

 

BENİM YARİM GELİŞİNDEN BELLİDİR
Benim yarim gelişinden bellidir,
Ak elleri deste deste güllüdür.
İbrişim kuşaklı, ince bellidir,
İnce bellerini sar dedi bana.

Mestine de deli gönül mestine,
Aşık olan gül gönderir dostuna.
İpek mendilini attı üstüme,
Terlersen sevdiğim sil dedi bana.

sıırın kime danışır?
Siyah zülfü mah yüzüne kıvrışır.
Ayrılanlar bir gün olur kavuşur,
Ağlama sevdiğim gül dedi bana.

 

BEN YÂRİMİN İLLERİNE
Ben yârimin illerine,
Varsam gerek, ahtım vardır.
El kavşurup huzurunda,
Dursam gerek, ahtım vardır.

Kara kaşın eğmelerin,
Gönül sevmez değmelerin.
Ellerimle düğmelerin,
Çözsem gerek, ahtım vardır.

Elinden dolusun içip,
Mest olup kendimden geçip,
Aya karşı göğsün açıp,
Emsem gerek, ahtım vardır.

Karac'oğlan der: Yaz ilin,
Öpeyim, sorayım elin.
Kollarımla ince belin,
Sarsam gerek, ahtım vardır.

 

BEYAZ GİYMİŞ ALTA, ÜSTE DE MAVİ
Beyaz giymiş alta, üste de mavi,
Yavru kanatlanmış, uçmanın çağı.
Ancak şahan alır böyle bir avı,
Sürmeli gelinin derd'aldı beni.

Kutnu zubun giyme dedim, giydin mi?
El sözüne uyma dedim, uydun mu?
Seni bana vermediler, duydun mu?
Sürmeli gelinin derd'aldı beni.

Elmayı dalından almalı değil,
Çirkini güzele vermeli değil,
Yavru küçük diye döğmeli değil,
Sürmeli gelinin derd'aldı beni.

Karac'oğlan der ki: N'ettim, n'eyledim?
Sineni sineme de bend eyledim.
Aramız ıraktı, ben de söyledim,
Sürmeli gelinin derd'aldı beni.

 

BİR ADAM HASMINI UTANDIRAMAZ
Bir adam hasmını utandıramaz,
Elde külliyetli var olmayınca.
Pervane şem'ini uyandıramaz,
Başta sevda, kalpte nâr olmayınca.

Nice mertler durur mert ülkesinde,
Adam heveslenir eğlenmesinde.
Diyarı gurbetin çâr köşesinde,
Eğleşilmez iş güç kâr olmayınca.

Karac'oğlan der ki: Sözüm bilmişi,
Tedbirle görülür dünyanın işi.
Ne etsin, n'eylesin âlemde kişi?
Felek Mustafa'ya yâr olmayınca.

 

BİR AH ÇEKSEM DAĞI TAŞI ERİTİR
Bir ah çeksem dağı taşı eritir,
Gözüm yaşı değirmeni yürütür.
Bu hasretlik beni dahi çürütür,
Bana sıla da bir, gurbet il de bir.

Bir de çıkayım da dağlar başına,
Dayanamam toprağına, taşına.
Beni kınayanın gelsin başına,
Bana sıla da bir, gurbet il de bir.

Dostumun zülfü de dalga dalgadır,
Dayim bu hasretlik beni aldatır.
Sılada sevdiğim gözü yoldadır,
Bana sıla da bir, gurbet il de bir.

Karac'oğlan der ki: Hind ü Hindistan,
Tüccarsız olur mu bağ ile bostan?
Sılada oldu yad iller gülistan,
Bana sıla da bir, gurbet il de bir.

 

BİR AŞÇIM OLSA DA DOLDURSA KAZI
Bir aşçım olsa da doldursa kazı,
Türlü nimetlerle güldürse bizi.
Öğlene eke, akşama da kuzu,
Sabaha kaymaklı bal ister gönül.

Beş yüz atım olsa, beş yüzü doru,
Binse etbalarım, eylese harı.
Beş yüzü üveyik, bini de kırı,
Beş yüz yedeğine al ister gönül.

Acep şu dünyada ne kadar mal var?
Düşünme; Mevlâ'ya Allah'a yalvar.
Bir altın saatle, bir çuha şalvar,
Bir dahi lefirden şal ister gönül.

Karac'oğlan, gönül ne ister bizden?
Hiç gitmiyor gönül gelinden, kızdan.
Günde beş yüz sarım gelse faizden,
Dünyada tükenmez mal ister gönül.

 

BİR CİVAN GÖTÜRDÜ BENİ BAHÇEYE
Bir civan götürdü beni bahçeye,
Gördüm o bahçenin yolları sarhoş.
Yağmurlar yağar da rüzgârlar eser,
Eğilmiş selvinin dalları sarhoş.

Gül yârim oturmuş zerbap üstüne,
Hiç bakmıyor yaranına, dostuna.
Yaz gelende çayır, çimen üstüne,
Yâr bade doldurur, elleri sarhoş.

Yavrum çıkmış, yücesine yuvalar,
İnmiş düz ovaya, şahan kovalar.
Değmeyin sunama beyler, ağalar,
Humar humar bakar, gözleri sarhoş.

Yavrumun gittiği Bulgar Dağı'dır,
Beni işittikçe zülfün dağıtır.
Öpülecek, koçulacak çağıdır,
Yâr türkü söylüyor, dilleri sarhoş.

Karac'oğlan, erdik bahara, yaza,
Öyle bir yavrum var, tazeden taze.
Bir elinde bade, birinde meze,
Nasıl koparayım, gülleri sarhoş.

 

BİR ÇİÇEK AÇILDI BİLALÖZÜ'NDE
Bir çiçek açıldı Bilalözü'nde,
Lâle midir, sümbül müdür, gül müdür?
Efel efil eder yârin yüzünde,
Zülüf müdür, perçem midir, tel midir?

Altına al giyer, üstüne yekte,
Al beni sevdiğim, koynunda sakla.
Kara kaş altında iki, üç nokta,
Ira mıdır, işin midir, dal mıdır?

Nazlı yâr ilinden bir selâm geldi,
Ecel şerbeti de bağrımı deldi.
Kibar yâr alnına bir yağlık çaldı,
Yeşil midir, oflaz mıdır, al mıdır?

Ak ellere al kınalar yakarlar,
Ala göze siyah sürme çekerler.
Bir yiğidin sevdiğine bakarlar,
Edep midir, erkân mıdır, yol mudur?

Hicine de Karac'oğlan, hicine,
Dostum misk çalınmış siyah saçına.
Süzülmüş de bir kadehin içine,
Şeker midir, şerbet midir, bal mıdır?

 

BİR ÇİFT BÜLBÜL GELDİ KONDU ÇİMENE
Bir çift bülbül geldi kondu çimene,
Başı yeşil, ayakları kırmızı.
Bal akıyor lisanından, lebinden,
Al yanaklar elma gibi kırmızı.

Benim yârim hem sultandır, hem handır,
Tatlı canım o güzele kurbandır.
İnci değil, sedef değil, mercandır,
Ak kolunda kol bağısı kırmızı.

Bahçemize üç gül diktim, biterse,
Şakıyıp dalında bülbül öterse,
Benim vadem senden evvel yeterse,
Mezarıma çift taş dikin kırmızı.

Üç yıl oldu şu dağları aşalı,
Beş yıl oldu kız sevdana düşeli.
Kalk gidelim, bizim oda döşeli,
Döşemesi baştan başa kırmızı.

Karac'oğlan der ki: Otur yanıma,
Sana gelen kaza tatlı canıma.
Beni öldür, bas ellerin kanıma,
Desinler ki, on parmağı kırmızı.

 

BİR ÇİFT GÜZEL GEÇER BAĞLARDAN AĞRI
Bir çift güzel geçer bağlardan ağrı,
Taramış zülfünü, vermiş tımarı.
Ak göğsün arası zemzem pınarı,
İçsem öldürürler, içmesem öldüm.

Başına vurunmuş kadife fesi,
Bir güzel uğruna tutarım yası.
Bacaya koymuşlar demir kafesi,
Baksam öldürürler, bakmasam öldüm.

Karac'oğlan der ki: Kendim öğmeyim,
Coşkun sular gibi bendim döğmeyim.
"Güzel sevme" derler, nasıl sevmeyim?
Sevsem öldürürler, sevmesem öldüm.

 

BİR ÇİFT GÜZEL GÖRDÜM YOLDA YOLAKTA
Bir çift güzel gördüm yolda, yolakta,
Altın küpe şan veriyor kulakta.
Yeryüzünde insan, gökte melekte,
Acep sevdiğimin eşi var m'ola?

Sevdiğim oturmuş halılar dokur,
Viran bahçelerde bülbüller şakır.
Ne İstanbul koydum, ne Diyarbakır,
Acep sevdiğimin eşi var m'ola?

Bana su içirdin yeşil kanyadan,
Güzel seven gam çekmesin dünyadan.
Kayseri'den, Karaman'dan, Konya'dan,
Acep sevdiğimin eşi var m'ola?

Karac'oğlan der ki: Düşürdüm oda,
Dertli yürek dayanır mı bu derde?
Güneşin doğup da battığı yerde,
Acep sevdiğimin eşi var m'ola?

 

BİR ÇİFT KEKLİK GÖRDÜM SIRA ÇEKİLMİŞ
Bir çift keklik gördüm sıra çekilmiş,
Eşinden ayrılmaz şeker ikisi.
Taramış zülfünü, gerdana dökmüş,
İnci ile mercan dizer ikisi.

Birini benzettim yavru şahana,
Birini benzettim aynı doğana.
Emsali gelmemiş devri cihana,
El göğüste hizmet eder ikisi.

Birini benzettim bahçe gülüne,
Birini benzettim selvi dalına.
Dividi, kalemi almış eline,
Hünkâra arzuhal yazar ikisi.

Karac'oğlan der ki: İlden illere,
Akam gidem boz bulanık sellere.
Gövel ördek gibi gölden göllere,
Çırpına çırpına yüzer ikisi.

 

BİR GÜL GAYET İLE GÜZEL OLUNCA
Bir gül gayet ile güzel olunca,
Ak gerdanda benler sıralanır mı?
Hiç aklın yok ise, kâmile danış,
Bir güzel göğsünden yaralanır mı?

Ak sayalar giyip karşımda durma,
Çok yalan söyleyip yüzüme gülme.
Sevdiğim sinende kırmızı elma,
Acep elim sunsam berelenir mi?

Güzeller içinde sen gibi yavru,
Sevdiğim küçüksün, var daha büyü.
Eğlim eğlim olmuş kaşların yayı,
Belki ezme çalsam turalanır mı?

Kısmetin var ise, gelir Yemen'den,
Kısmetin yok ise, ne gelir elden?
Hüccetin kadıdan, berâtım senden,
Hiç yazılan yazı karalanır mı?

Karac'oğlan der ki: Yâr olmayınca,
Hakk'ın divanına durulmayınca,
Varıp ince bele sarılmayınca,
Seninle davamız aralanır mı?

 

BİR GÜLCEĞİZ İSTEDİM DE VERMEDİ
Bir gülceğiz istedim de vermedi,
Çocuk kadar hatırımı görmedi.
Bilmem garip sandı, yoksa bilmedi,
Varıp nedenini dosta sormalı.

Evinizin önü çevre ağıl mı?
Bu bahalık güzellikten değil mi?
Gülün kökü bahçenizde değil mi?
Kalsın sana top zülüfü burmalı.

Evinizin önü çevre kuyu mu?
Bu bahalık güzellerin soyu mu?
Gülü vereceğin benden iyi mi?
Kalkıp gidip o yâri bir görmeli.

Evlerinin önü kerpiç aralık,
Yine akşam oldu, çöktü karanlık.
Biz de aldık ondan beş on paralık,
Top top edip güzellere vermeli.

Has derdin de Karac'oğlan, has derdin,
Aramızda acı poyraz estirdin.
Bir gül için bu garibi küstürdün,
Önü sonu, canı cana sarmalı.

 

BİR GÜZELE SELÂM VERDİM
Bir güzele selâm verdim,
Selâm almaz, gülüp durur.
Dedim: "Yavrum, sarılalım!"
"Sen bilirsin!" deyip durur.

Evlerinin önü harman,
Padişahtan gelir ferman.
Al yanağın derde derman,
"Em efendim!" deyip durur.

İbrişim kuşak belinde,
Cevahir kalem elinde,
Süzülmüş bade dilinde,
"İç efendim!" deyip durur.

İbrişim kuşak kuşanır,
Saçağı yere döşenir,
Uçkur çözmeye üşenir,
"Çöz efendim!" deyip durur.

Karac'oğlan der: Varalım,
Halın, hatırın soralım.
Dedim: "Dilber sarılalım!"
"Sen bilirsin!" deyip durur.

 

BİR GÜZELİN MECNUNUYUM EFENDİM
Bir güzelin mecnunuyum efendim,
Hasretinden dertli sinem dağlıdır.
Ne gündüzüm gündüz, ne gecem gece,
Benim gönlüm şu güzele bağlıdır.

Yanaklar dopdolu imiş gül ilen,
Aklım aldı serbest serbest salınan.
Elin yâri yeşil giymiş al ilen,
Benim yârim sade giymiş, bellidir.

Bir yâr sevdim, bu âlemde birinci,
Koynuna saklamış ayva, turuncu.
Yâr eline almış aşkın kılıncı,
Çarha vurmuş, benim için zağlıdır.

Karac'oğlan yar köyünden gelirim,
Eğlenirim, dost yanında kalırım.
Ben yârimi kokusundan bilirim,
Zülüfleri misk-ü anber yağlıdır.

 

BİR KIZ İLE BİR GELİNİN AHTI VAR
Bir kız ile bir gelinin ahtı var,
Gelin der ki: Giydiğimiz al olur.
Ala göze siyah sürme çekince,
Gören âşık deli olur, lâl olur.

Kız der ki: Ben sözümü tuttururum,
Bağ u bahçama tımar ettiririm.
Ergenlere mal, menâl sattırırım,
Beni gören başka başka hal olur.

Gelin der ki: Benim yüce başım var,
Yüce baş altında hilâl kaşım var.
Ey kız, senin bir gececik işin var,
İkincisi kervan aşar, yol olur.

Kız da der ki: Sarı yıldız doğma mı?
Doğup doğup orta yere gelme mi?
Bir gecem de bin geceme değme mi?
Bozulmuş bahçada nasıl gül olur?

Karac'oğlan der ki: Dağlar meşesi,
İki güzel birbirine düşesi.
Biri güldür, biri gül menekşesi,
Karac'oğlan ikinize kul olur.

 

BİR KIZ İLE BİR GELİNİN BAHSİ VAR

Bir kız ile bir gelinin bahsi var,
İkisinin cüdâ düşmüş arası.
Kadir Mevlâm hub yaratmış onları,
Hilâl hilâl kaşlarının arası.

Kız da der ki: Al çiçeğin moruyum,
Yiğitlerin bedestende nuruyum,
El değmedik bir tanecik arıyım,
Peteklerim mühürlüdür bal ile.

Gelin der ki: Yaylaları yaylarsın,
Çıkar yükseklere seyran eylersin,
Kuzum a kız, niçin yalan söylersin?
El değmemiş arıda bal olur mu?

Kız: Elmanın iyisin yüke tutarlar,
Çürük çarığın yabana atarlar.
Kız ile gelini bir mi tutarlar?
Yorma gelin yorma, oğlan benimdir.

Gelin der ki: Kalk gidelim pazara,
Uğratalım usul boyu nazara.
Beş on türlü meyve gelir pazara,
Yetkini m'alırlar, yoksa hamı mı?

Kız da der ki: Sarı yıldız doğma mı?

Doğup doğup orta yere gelme mi?
Bir gecem de bin geceye değme mi?
Yorma gelin yorma, oğlan benimdir.

Gelin der ki: Allı pullu başım var,
Ak alın altında hilâl kaşım var.
Hey kız, senin bir gececik işin var,
İkincisi, sen de bana dönersin.

Karac'oğlan: Ben bu düşü yoramam,
Amel defterimi tutup düremem.
Gelin iyi, kıza kötü diyemem,
İkiniz de benimsiniz sevdiğim.

 

BİR KÜÇÜCÜK CERAN GELDİ
Bir küçücük çeran geldi,
Bizim köyün yöresine.
Bir yavru yârdan ayrılmış,
Her gün ağlar çırasına.

Yenem dedim, yenemedim,
Çok alıştım, tutamadım.
Bir yavrucuk katamadım,
Göçümüzün arasına.

Karac'oğlan der ki: Nazlı,
Meyvesi koynunda gizli.
Melhem eyle kömür gözlü,
Sar sinemin yarasına.

 

BİR SELÂM GELDİ DE O NAZLI YÂRDAN
Bir selâm geldi de o nazlı yârdan,
Ne imiş efkârı, sormak muradım.
Duydum, yine gonca güller perişan,
İnip bahçesine dermek muradım.

Çaylak sığın gibi göllerden kalkar,
Ala geyik gibi yüksekten bakar.
Ayvası, turuncu burnumda kokar,
Soyunup koynuna girmek muradım.

Erisin de dağlardaki karınız,
Kudretten de kınalanmış eliniz.
Eğer tenhalarda bulsam yalınız,
Tanrı celâliyle sarmak muradım.

 

BİR SOFRA İSTERİM KİMSE SERMEDİK
Bir sofra isterim, kimse sermedik,
Bir yayla isterim, kimse konmadık,
Bir güzel isterim, yad el değmedik,
Ellenmiş de belenmişi n'ideyim?

Severim güzeli bönce olursa,
Boyu uzun, beli ince olursa.
Severim atımı dinççe olursa,
Kovulmuşu, yorulmuşu n'ideyim?

Karac'oğlan der ki: Kolu kırarım,
Nedir yüce dağlar size zararım?
Ararsam pınarın gözün ararım,
Bulanmış da durulmuşu n'ideyim?

 

BİR UCU BURDA DA BİR UCU ŞURDA
Bir ucu burda da bir ucu şurda,
Döş kolanı yetmiyor göbeği yerde.
Akkoyunlu'da şu büyük evde,
Dunduhar oğlunda gördüm bir maya.

Ak hamut yaptırayım dualar eyleyim
Çifte çan taktırayım da kelek bağlayım
Çevireyim yönünü de öğür eyleyim
Göçer elde gördüm bir maya

Sırtına koymuş cevizi moru
Kadir felek katarına yapıştır bari
Tokat'ın belinde söküyor karı
Göçer elde gördüm bir güzel

Ağlı boğazından pamuğa girdi
Domuzu boğasından katırı kırdı
Elleri kırılası bir tezek vurdu
Göçer elde gördüm bir güzel

 

BİR YİĞİT DE BİR GÜZELİ SEVERSE
Bir yiğit de bir güzeli severse,
Emrettiği yere hemen gelmeli.
Ardına düşmeyle güzel sevilmez,
Güzelleri koşup koşup bulmalı.

Zehirdir kötünün ekmeği, yenmez,
Mert olan erkeğin ışığı sönmez.
Bir güzel seversen sözünden dönmez,
Sevdiğinin hâlinden de bilmeli.

Dolandım dağları, borlara düştüm,
Kız senin derdinden odlara düştüm.
Çaresi bulunmaz dertlere düştüm,
Dostunun derdine ortak olmalı.

Karac'oğlan der ki: N'olup, n'olmadan,
Dost ağlayıp, düşman bize gülmeden,
Biri ölüp, biri ile kalmadan,
Ölecekse, ikisi de ölmeli.

 

BİR YİĞİT DÜŞMESİN ELİN DİLİNE
Bir yiğit düşmesin elin diline,
Söyleyi söyleyi destan ederler.
Nice yavuz olsa yiğidin adı,
Anı gurbet ile mihman ederler.

Sevdiceğim bunun ile dört oldu,
Saramadım yüreğime dert oldu.
Öpmedim, koçmadım, adım sevd'oldu,
Billahi sevmedim bühtan ederler.

Karac'oğlan der ki: Namı alemde,
Kudredden çekilmiş kaşlar kalemde.
Vadem yetip gurbet elde ölende,
Duyar düşmanlarım bayram ederler.

 

BİR YİĞİT GURBETE ÇIKSA
Bir yiğit gurbete çıksa,
Gör başına neler gelir.
Merdin sılayı andıkça,
Yaş gözüne dolar gelir.

Bağrıma basarım taşlar,
Akıttım gözümden yaşlar.
Yavrusun aldıran kuşlar,
Yuvasına döner gelir.

Kocadım, çekemem nazı,
Bağrıma dökerim közü.
Yârin bana kötü sözü,
Kara bağrım deler gelir.

Evlerinin önü söğüt,
Atalardan kalmış öğüt.
Yârinden ayrılan yiğit,
Sılasına döner gelir.

Yaşa Karac'oğlan, yaşa!
Ben söylerim coşa coşa.
İş düşünce garip başa,
Düşünerek gider gelir.

 

BİR YİĞİT SILADAN GİTMELİ OLSA
Bir yiğit sıladan gitmeli olsa,
Acısı yürekten gitmez sılanın.
Eğlenip gurbette mekân bağlasa,
Hayali gözünden gitmez sılanın.

Ovalar, ovalar, engin ovalar,
Gözyaşlarım birbirini kovalar.
Gülistan içinde bülbül yuvalar,
Çalısı, çırpısı güldür sılanın.

Gidi rakip bana kasıtlı bakar,
Bu garip hâlimi ateşe yakar.
Her sabah, her sabah misk gibi kokar,
Kayası, toprağı, taşı sılanın.

Karac'oğlan der ki: Gelenler gider,
Vadesi yetenler borcunu öder.
Kuşlar yılda bir kez sılaya gider,
Onlar da terkini komaz sılanın.

 

BİR YAVRUYU SEVDİM GÖLDE GÖLEKTE
Bir yavruyu sevdim gölde, gölekte,
Altın küpe şan veriyor kulakta.
Peride, hörüde, gökte melekte,
Acap sevdiğimin eşi var m'ola?

Bir yavruyu sevdim gölde gölekte,
Mehdi çıkar derler ahir zamanda.
Hindistan'da, Çin'de, Maçin Yemen'de,
Acap sevdiğimin eşi var m'ola?

der ki: Derde derede,
Yandı ciger kebap oldu orada.
Ol güneşin doğup battığı yerde,
Acap sevdiğimin eşi var m'ola?

 

BİRE AFET SÜRDÜR ATIN
Bire afet sürdür atın,
Çağın geçer demedim mi?
Harami olmuş gözlerin,
Yollar keser demedim mi?

Yıkılır bağ ile bostan,
Ne umarsın bu nefesten?
Hüma gibi can kafesten,
Bir gün uçar demedim mi?

Yürü hey kaşları kalem,
Sağ olursam seni bulam.
Göğercinliktir bu âlem,
Konar göçer demedim mi?

Karac'oğlan der: Cananım,
Kurban olsun sana canım.
Çarkıfelek benim kanım,
Bir gün içer demedim mi?

 

BİRE AĞLAR BİRE BEĞLER
Bire ağlar, bire beğler,
Ölmeden bir dem sürelim.
Gözümüze kara toprak,
Girmeden bir dem sürelim.

Aman hey Allah'ım aman!
Ne aman bilir, ne zaman.
Üstümüzde çayır, çimen,
Bitmeden bir dem sürelim.

Buna felek derler felek!
Ne aman bilir, ne dilek.
Ahir ömrümüzü helâk,
Etmeden bir dem sürelim.

Karac'oğlan der ki: Canan,
Güzelim sözüme inan.
Bu ayrılık bize heman,
Ermeden bir dem sürelim.

 

BİTTİ M'OLA ŞAM İLİNİN HURMASI?
Bitti m'ola Şam ilinin hurması?
Gitti m'ola ala gözün sürmesi?
Hama'nın, Humus'un telli turnası,
Turna yârin selâm saldı gel diye.

Bitti m'ola Şam ilinin gülleri?
Aştı m'ola siyecinden dalları?
Şu sefil Yakup'un şirin dilleri,
Turna yârin selâm saldı gel diye.

Bir ağaçta biter kırk yanal elma,
Birinden gayriye elini salma.
Irak, yakın diye eğlenip kalma,
Turna yârin selâm saldı gel diye.

Aşina da Karac'oğlan, aşina,
Yeni girmiş on üç, on dört yaşına.
Irak değil Akpınar'ın başına,
Turna yârin selâm saldı gel diye.

 

BOYNUNU UZATIP GERİ SAKINMA
Boynunu uzatıp geri sakınma,
Naz götürmez kara bağrım ezgindir.
Al yanağa çatal teller sokunma,
Aşk elinden zarı gönlüm bezgindir.

Ben bilirim, sen ezelden güzelsin,
Ceren gibi yad avcıdan sezersin.
Niçin böyle melil, mahzun gezersin?
Boynun eğri, zülüflerin bozgundur.

Her nerede görsem karşıma çıkan,
Aklı baştan alıp, evimi yıkan,
Yıkık kirpiklerin bir hoşça bakan,
Humarlanmış ala gözler süzgündür.

Karac'oğlan, muradına erersen,
İnelim Reşvan'a güzel ararsan.
Bu bahtı karanın derdin sorarsan,
Bir yâr için vatanından düşkündür.

 

BOYNU YEŞİL GÖVEL ÖRDEK
Boynu yeşil gövel ördek,
Sana bir gül gerek idi.
Kanadının biri yeşil,
Biri de al gerek idi.

Bir göl gerekti yüzmeye,
Yüzüp eğrice düzmeye.
Âşığın bağrın ezmeye,
Sana bir dil gerek idi.

Bulunmaz aşkın ilâcı,
Sevip ayrılması acı.
Yüzdüğün gölün siyeci,
Karanfil, gül gerek idi.

Karac'oğlan der: Fikrinde,
Daima Hakk'ın şükründe.
Ak göğsünün çukurunda,
Sana bir ben gerek idi.

 

BOYUNU UZATMIŞ SELVİYE DÖNMÜŞ
Boyunu uzatmış, selviye dönmüş,
Cennet-i Âlâ'nın gülü bu gelin.
Söyledikçe şeker akar dilinden,
Korkarım ki sana göz değer gelin.

Altına al giymiş, üstüne mavi,
Ben seni gördükçe olurum deli.
Ne güzel yaratmış Yaradan seni,
Korkarım ki sana göz değer gelin.

Bakın hele şu salınan geline,
Benim olsa vermem dünya malına.
Doyup usanmadım tatlı diline,
Korkarım ki sana göz değer gelin.

Karac'oğlan der ki: Ahdine bütün,
Vermeli malı da almalı satın.
Gayetle nazlıdır, kendisi hatun,
Korkarım ki sana göz değer gelin.

 

BU YÜZE GÜLÜCÜ HERCAYİLERDEN
Bu yüze gülücü hercayilerden,
Kerem eyle gönül, gel vazgeçelim.
Hayır gelmez imiş çünkü bunlardan,
Kerem eyle gönül, gel vazgeçelim.

Gülü verdim, gelmez benim yanıma,
Türlü cefaları kılar canıma.
Öldürür ahiri, girer kanıma,
Kerem eyle gönül, gel vazgeçelim.

Bülbülün durağı güldür ezelden,
Vefa gelmez imiş değme güzelden.
Ağlaya ağlaya çıktım gözlerden,
Kerem eyle gönül, gel vazgeçelim.

Karac'oğlan der ki: Ağlar, gülemem,
Gözümün yaşını hergiz silemem.
Hele ben vazgeçtim, seni bilemem,
Kerem eyle gönül, gel vazgeçelim.

 

BUGÜN BİR DİLBERİ ETTİM TEMAŞA
Bugün bir dilberi ettim temaşa,
Sünbül saçın sırma tele uydurmuş.
Kesmiş kâkülünü, dökmüş eğnine,
Şirin şirin dudu dile uydurmuş.

Felekten bir güzel çıkmaz dengine,
O da nispet düştü âlem diline.
Hayran oldum kaşlarına, boyuna,
Usul boyu selvi dala uydurmuş.

Kırmızı gül nispet eder yanağa,
Altın sırma düşmüş sandım topuğa.
Gümüş yüzükleri takmış parmağa,
Altın burma beyaz kola uydurmuş.

Karac'oğlan, başında aşk havası,
El edenin üstündedir libası.
Çekilmez mi böylesinin cefası?
Al yanağı beyaz tüle uydurmuş.

 

BUGÜN BEN BİR GÜZEL GÖRDÜM
Bugün ben bir güzel gördüm,
Ne öptüm, ne koçabildim.
Ne meclisinde oturdum,
Ne dolusun içebildim.

Sevmem güzelin ednasın,
Gayriye gönül vermesin.
Ne çözebildim düğmesin,
Ne ak göğsün açabildim.

Bak şu dilberin boyuna,
Ak gül doldurmuş koynuna.
Geldi, sarıldı boynuma,
Ne şeftali alabildim.

Karac'oğlan, gel kendine,
Aldanma dilber fendine.
Astı zülfünün bendine,
Ne kaçıp kurtulabildim.

 

BUGÜN ÇAY BULANDI YARIN DURULMAZ
Bugün çay bulandı, yarın durulmaz,
Gurbette ölenin gözü yumulmaz.
Anadan ayrılır, yârdan ayrılmaz,
Yol ver dağlar, ben sılaya gideyim.

Yükseğinde nemli nemli dağlar var,
Eteğinde ala gözlü yârim var.
Yârdan ayırana intizarım var,
Yol ver dağlar, ben sılama gideyim.

Gurbetlikte demir zincir kırılmaz,
Koç yiğidin kıymetciği bilinmez.
Her sabah, her sabah yavru görünmez,
Yol ver dağlar, ben sılama gideyim.

Hazeli hey Karac'oğlan, hazeli,
Döküldü dağların gülü, gazeli.
Gurbet ilde n'eylemeli güzeli?
Yol ver dağlar, ben sılama gideyim.

 

BURCU BURCU KOKAR DURUR
Burcu burcu kokar durur,
Mut’un gülleri gülleri.
Bülbül gibi şakır durur,
Tatlı dilleri dilleri.

Gurbet ele varmak gerek,
Aşka gönül vermek gerek.
Hele bir yol sarmak gerek,
İnce belleri belleri.

Karac'oğlan yari ünler,
Acı tatlı geçti günler.
Türkmen kızı diye inler,
Sazın telleri telleri.

 

BÜLBÜL ÂŞIK OLMUŞ ŞU GONCA GÜLE
Bülbül âşık olmuş şu gonca güle,
O gülün yanında engeli bile.
Sabahtan karışmış ili il ile,
Eğri başlı güzeli var bu çölün.

Kıbleyedir çeşmesinin akışı,
Bülbüle hoş varır gülün kokusu,
Mısır hazinesi değer bakışı,
Top zülüflü güzeli var bu çölün.

Karac'oğlan okur elif-be'yinen,
Dosta yaranamam ben bu huyinen.
Evliyanın hırkasını giyinen,
Hacı yollu güzeli var bu çölün.

 

BÜLBÜL HAVALANMIŞ YÜKSEKTEN UÇAR
Bülbül havalanmış, yüksekten uçar,
Has bahçe içinde gülüm var diye.
Seni seven yiğit serinden geçer,
Güzeller içinde yârim var diye.

Ben seni severim, sen de sev beni,
Mevlâm bir kararda koymaz insanı.
Bir gün gelir sen de ararsın beni,
Şurda bir divane yârim var diye.

Ben, seni severim can ile candan,
İnsan kemlik bulmaz sevdiği yardan.
Canım esirgemem vallahi senden,
Götür sat pazara kölem var diye.

Karac'oğlan söyler kaşı karadan,
Hicap perdesini kaldır aradan,
Seni, beni bir Mevlâ'dır yaradan,
Büyüklenme hey kız güzelim diye.

 

BÜLBÜL NE YATARSIN BAHAR ERİŞTİ
Bülbül ne yatarsın, bahar erişti?
Ulu sular bulandığı zamandır.
Kat kat olup gül yaprağa karıştı,
Yine bülbül kul olduğu zamandır.

Yine bahar oldu, açıldı güller,
Figana başladı yine bülbüller.
Başka bir hâl olup açtı sümbüller,
Âşıkların del'olduğu zamandır.

Yine bülbül bilir gülün hâlinden,
Yeter, deli oldum yârin elinden.
Aşıp aşıp gelir yayla belinden,
Yârdan bize gel olduğu zamandır.

Yine geldi türlü baharlar, bağlar,
Bülbül figan edip hasretle çağlar.
Türlü çiçeklerle bezenmiş dağlar,
Ulu dağlar yol olduğu zamandır.

Karac'oğlan der ki: Geçti çağlarım,
Meyve vermez oldu gönül bağlarım,
Aklıma geldikçe durmaz ağlarım,
Gözyaşlarım sel olduğu zamandır.

 

BÜLBÜL NE YATARSIN SARPÇA KAYADA?
Bülbül ne yatarsın sarpça kayada?
Erenler yol kurmuş, yola gidelim.
Çirkin sevmek ile gönül eğlenmez,
Güzeli çok olan ile gidelim.

Kolda götürürler alıcı kuşu,
Kovun gitsin aralıktan baykuşu.
Kadir, kıymet bilmez olmuş her kişi;
Kadir, kıymat bilen yere gidelim.

Bırakın şahanı, avını alsın,
Tüğünü tileğin hep yere yığsın.
Böyle gurbet iller yadlara kalsın,
Adamlı, illi yerlere gidelim.

Karac'oğlan der ki: Konup göçmeden,
Güzeller usanmaz yiyip içmeden.
Muhanetin köprüsünü geçmeden,
Düş Karadeniz'e, sele gidelim.

 

CEBİR ELEM ŞU DAĞLARIN BAŞINDAN
Cebir, elem şu dağların başından,
Avlayalım kekliğinden, kuşundan.
Samantı ırmağından, Pınarbaşı'ndan,
Geçemem, artıyor figanım dağlar.

Yaz gelince soğuk pınarlar akar,
Bitmiş geyik göbeği hoşça kokar.
Salınıp güzelim seyrana çıkar,
Gördükçe artıyor figanım dağlar.

Lâle, sümbül biter dağın başında,
Tutu, kumru öter dağın peşinde.
Ulu sular köpük atıp coşanda,
Geçemem, artıyor figanım dağlar.

Karac'oğlan der ki: Derdim yetirdim,
Gülünü aldım, reyhanın bitirdim.
Küçücükten bir yâr sevdim, yitirdim,
Kaldı koyağında gümanım dağlar.

 

CENNET CEHENNEM YOKTUR DİYENLER
Cennet cehennemi yoktur diyenler,
İl hakkını alıp haksız yiyenler.
Al yeşil konaktan hükm'eyleyenler,
Dur bakalım canım beyler kalır mı?

Karacaoğlan her cefayı biliyor,
Sualciler yedi yerde soruyor.
Yetmiş iki millet arya giriyor,
Dur bakalım canım dağlar kalır mı?

COŞKUN OLUR ULU SUYUN GEÇEĞİ
Coşkun olur ulu suyun geçeği,
Kadir Mevlam balığa halkeylemedi bıçağı.
Tomurdu da açılmadı bizim elin çiçeği,
Çiçek melül melül bilmem nedendir.

Aman dağların dumanları gitsin,
Karları erisin, sümbülü bitsin.
Gelinleri dolanarak ev tutsun,
Kızlar melül melül bilmem nedendir.

Hocalar hocalar bizim hocalar,
Sabahını unutmuş geri heceler.
Göçmüş eller de ıssız kalmış yüceler,
Dağlar melül melül bilmem nedendir.

Karac'oğlan der ki: Karadeniz iniler,
Ağrır başım, kulaklarım çınılar.
Yaresi olanın yareleri sızılar,
Çağlar melül melül bilmem nedendir.

 

ÇEŞİT ÇEŞİT BAĞLAMIŞSIN BAŞINI
Çeşit çeşit bağlamışsın başını,
Uydurmuşsun zülfe hilâl kaşını.
Korkarım ki bulmamışsın eşini,
Zülfü gerdanına burmalı gelin.

Ben seni severim ne heves ile,
Geçirttin ömrümü kara yas ile,
Bir çift çorap ile, yırtık mest ile,
Bastığım yerlere sormalı gelin.

Sıdk ile baktım da güzelin genci,
Ağzının içinde dişleri inci,
Al Yusuf elması, Aydın turuncu,
Güzelin kıymetin bilmeli gelin.

Karac'oğlan der ki: Dertlerim azdır,
Güzeli övmesi boynuma farzdır.
Kara kaş altında sürmeli gözdür,
Âşığın bahşişin vermeli gelin.

 

ÇIKIP YÜCESİNE SEYRAN EDERKEN
Çıkıp yücesine seyran ederken,
Gördüm ak kuğulu göller perişan.
Bir fıkrat geldi de durdum ağladım,
Öpüp kokladığım güller perişan.

Hayal hayal oldu karşımda dağlar,
Eşinden ayrılan ah çeker ağlar.
Dökülmüş yapraklar, bozulmuş bağlar,
Bülbülün konduğu dallar perişan.

Yıkılmış dilberin mamur illeri,
Susmuş bülbül, söyler her dem dilleri.
Dağılmış sünbülü, solmuş gülleri,
Yüzüne dökülmüş teller perişan.

Karac'oğlan der: ben toylatamadım,
Arab ata binip boylatamadım.
Küstürdüm dilberi hoylatamadım,
Dilberi küstüren diller perişan.

 

ÇIKTIM KIRKLAR DAĞIN SEYRAN EYLEDİM
Çıktım Kırklar Dağın seyran eyledim,
Sallanarak gider yolu Hama'nın.
Yel vurdukça dertli dolap iniler,
Burcu burcu kokar gülü Hama'nın.

Heves kaldım pınarının başına,
Altın yağmış toprağına, taşına.
Ulu Cami'nin de kandil başına,
Altın şamdanı da yanar Hama'nın.

Kudretinden yapılmıştır yapısı,
Kalem kaşlı güzellerin hepisi.
Aldı beni çarşısının kokusu,
Çarşılarda gülü kokar Hama'nın.

Karac'oğlan der ki: Kal benim yurdum,
Terk ettiğim sılayı burda buldum.
Güzeli çok diye eğlendim kaldım,
Kalem kaşlı güzelleri Hama'nın.

 

ÇIKTIM KIRKLAR DAĞIN SEYRAN EYLEDİM
Çıktım Kırklar Dağın seyran eyledim,
Sallanarak gider yolu Hama'nın.
Yel vurdukça dertli dolap iniler,
Burcu burcu kokar gülü Hama'nın.

Heves kaldım pınarının başına,
Altın yağmış toprağına, taşına.
Ulu Cami'nin de kandil başına,
Altın şamdanı da yanar Hama'nın.

Kudretinden yapılmıştır yapısı,
Kalem kaşlı güzellerin hepisi.
Aldı beni çarşısının kokusu,
Çarşılarda gülü kokar Hama'nın.

Karac'oğlan der ki: Kal benim yurdum,
Terk ettiğim sılayı burda buldum.
Güzeli çok diye eğlendim kaldım,
Kalem kaşlı güzelleri Hama'nın.

 

ÇIKTIM SEYREYLEDİM NİĞDE'Yİ, BOR'U
Çıktım seyreyledim Niğde'yi, Bor'u,
Acep gezsem mavi donlum var m'ola?
Güzeller durağı Tokat, Engürü,
Acep gezsem mavi donlum var m'ola?

Hey geri de deli gönlüm, hey geri,
Adana, İlbeğli, Göksun, Tekir'i,
Otuz iki sancak Diyarbekir'i,
Acep gezsem mavi donlum var m'ola?

Hasiri de deli gönül, hasiri,
Deryada dönüyor kıral yesiri.
Halep, Tırabulus, koca Mısır'ı,
Acep gezsem mavi donlum var m'ola?

Yeşil ördek yayılıyor çemende,
Mehdi günü doğar ahir zamanda.
Kürd'te, Hindistan'da, Çin'de, Yemen'de,
Acep gezsem mavi donlum var m'ola?

Yeşil ördek sulanıyor gölekte,
Altın küpe şavk veriyor kulakta.
Cennet-i Âlâ'da, hörü, melekte,
Acep gezsem mavi donlum var m'ola?

Mecliste içerler demi kanyadan,
Güzel seven murat alır dünyadan.
Kayseri'den, Karaman'dan, Konya'dan,
Acep gezsem mavi donlum var m'ola?

Hacı Bektaş Veli şeyhlerin piri,
Konya'da yoklayın Molla Hünkâr'ı.
İçel'den, Antep'ten, Gürün'den beri,
Acep gezsem mavi donlum var m'ola?

Mardin'den de Karac'oğlan, Mardin'den,
Çeken bilir ayrılığın derdinden.
Koçhisar'dan, Hasan Dağı'n ardından,
Acep gezsem mavi donlum var m'ola?

 

ÇIKTIM YÜCESİNE BEN DE GEZERKEN
Çıktım yücesine ben de gezerken,
Yitirdim çığırı, yoldan ayrıldım.
Oturdum da dertli dertli ağladım,
Alnı mor perçemli yârdan ayrıldım.

Yücesine gider meşenin yolu,
Engine dayanmaz yaylanın gülü,
Elimden aldırdım bir selvi dalı,
Tomurcuk memeli yârdan ayrıldım.

Yatsam uyusam da yârin dizine,
Uyandıkça baksam ala gözüne,
Şekerden, şerbetten şirin sözüne,
Ağzı kaymak, dili baldan ayrıldım.

Karac'oğlan der ki: Dost bana bakar,
Turunçları olmuş, göğsünü kakar,
İlkbahar ayında bir çiçek açar,
Kokusu ilkbahar yârdan ayrıldım.

 

ÇIKTIM YÜCESİNE SEYRAN EDERKEN -1-
Çıktım yücesine seyran ederken,
Ötüşür bülbüller gül diye diye.
Sıdk ile baktım da dostun yüzüne,
El eder sevdiğim gel diye diye.

Kaşlarını niçin yıkarsın dilber?
Divit alıp defterini yazarlar.
Evvel bizi beğenmeyen güzeller,
Şimdi çığrışırlar al diye diye.

Koç yiğitler gider gelir yazıdan,
Yaralılar yatamıyor sızıdan.
Akça ceylan kurtulursa tazıdan,
Baş kaldırır gider çöl diye diye.

Karac'oğlan der ki: Yemin etmeyin,
Ballar yalayıp da ağı yutmayın,
Var git yiğit diye bühtan etmeyin,
Niçin söz verdin sen gel diye diye?

 

ÇIKTIM YÜCESİNE SEYRAN EDERKEN-2-
Çıktım yücesine seyran ederken,
Engininden abaz abaz il gider.
Şu giden illerde gördüm bir gelin,
Kadir Mevlâm daha neler halk eder.

Telli mahramasın atmış başına,
Kudret kalemini çekmiş kaşına.
Bir güzel de düşemezse eşine,
Ah çektikçe yüreğinden kan gider.

Telli mahramasın atmış boynuna,
Kendi güzelliğin çekmiş aynına.
Bir gececik misafirim koynuna,
Ne olursun sermayenden nen gider.

Kaldırdın mı sen perdeyi yüzünden?
Çıkarttın mı gayrileri gözünden?
İkrar verdin, niye döndün sözünden?
Yalancıda iman kalmaz, din gider.

Karac'oğlan der ki: Yanan tutuşur,
Siyah zülfün mah yüzünde karışır.
Gözün durmaz, gözüm ile erişir,
Şu kirpikler birbiriyle cenk eder.

 

ÇIKTIM YÜCESİNE SEYRAN EYLEDİM -1-
Çıktım yücesine seyran eyledim,
Dost ile gezdiğim çöller perişan.
Bir başıma olsam, gam çekmez idim,
Bir ben değil, cümle âlem perişan.

Başı pare pare dumanlı dağlar,
Hastanın hâlinden ne bilir sağlar,
Bozulmuş siyeci, virane bağlar,
Bülbülün konduğu güller perişan.

Ezelden binerdik biz Arap ata,
Türlü nimet çekilirdi somata,
Terk ettim sılayı, çıktım gurbete,
Altı Arap atlı beyler perişan.

Fenadır dünyanın ötesi fena,
Biz de erişmedik bir iyi güne.
Terk etmiş ilini bir benli suna,
Kuğusu konmayan göller perişan.

Karac'oğlan der ki: Olaydı sözüm,
Ayağın altına türaptır yüzüm,
Kırılmış perdesi, çalmıyor sazım,
Sazlar düzen tutmaz, teller perişan.

 

ÇIKTIM YÜCESİNE SEYRAN EYLEDİM -2-
Çıktım yücesine seyran eyledim,
İnip aşkın deryasını boyladım,
Şu cahil gönlümü senle eğledim,
Yatalım sevdiğim gel bazı bazı.

Küçükten beri, sen benimsin derdin,
Şu cahil gönlünü eğlerim derdin,
Arar tenhalarda söylerim derdin,
Yatalım sevdiğim gel bazı bazı.

Terk etmişim vatanımı, yurdumu,
Gecelerde yitirmişim uykumu.
Bir zaman göremem usul boyunu,
Yatalım sevdiğim gel bazı bazı.

Karac'oğlan, bunu böyle söyledi,
İnip aşkın deryasını boyladı.
Şu cahil gönlünü sende eğledi,
Yatalım sevdiğim gel bazı bazı.

 

ÇIKTIM YÜKSEĞİNE BAKTIM
Çıktım yükseğine baktım,
O dağların salın gördüm.
İndim pazarını kurdum,
O dağların hurin gördüm.

Yandı Çukurova, yandı,
Eli bazlı beyler indi.
Tutu uçtu, kumru kondu,
Akçadeniz gölün gördüm.

Sevdiğimin adı Ayşa,
Zülfün dizmiş ak gerdana.
Yolum uğradı Maraş'a,
Bedestenin şalın gördüm.

Göksun da yaylanın hası,
Silindi gönlümün pası.
Mor sümbüllü mağarası,
Dedebel'in karın gördüm.

Erciyeş'te yağan karlar,
Seher ile göçen iller,
Zamanede Elif derler,
Bir küçücük gelin gördüm.

Çağır Karac'oğlan, çağır,
Taş düştüğü yerde ağır.
Güzel sevmek günah değil,
Ben kitapta yerin gördüm.

 

ÇOK SEVDİĞİM HASAN DAĞI
Çok sevdiğim Hasan Dağı,
Şu dumanın hal olma mı?
Senin gibi yüce dağda,
Eğlim eğlim yol olma mı?

Hasan Dağı'nın eteği,
Çevresi güller biteği.
Koç yiğit arslan yatağı,
Hiç bu dağın il olma mı?

Yükseği yalım kayalı,
Kekliği şahan soyalı.
İnce belli, gök sayalı,
Dilber seven del'olma mı?

Yükseğinin karı tozar,
Enginin köyü mezar.
Göğsü al'ca kaplan gezer,
Avcı olup al olma mı?

Eğlim eğlim yol alanın,
Seferine kul olanın,
Ak gerdanda ben olanın,
Yanakları bal olma mı?

Deli gönül var günahın,
Onun için geçmez ahın.
Senin gibi padşahın,
Benim gibi kul'olma mı?

Farı Karac'oğlan, farı,
Ben çekerim ahı zarı.
Her gün bağlanırsın sarı,
Bu valanın al olma mı?

 

ÇUKUROVA BAYRAMLIĞIN GİYERKEN
Çukurova bayramlığın giyerken,
Çıplaklığın üzerinden soyarken,
Şubat ayı kış yelini kovarken,
Cennet dense sana yakışır dağlar.

Ağacımız yapraklarla donanır,
Taşlarımız bir birliğe inanır,
Hep çiçekler bağrımızda gönenir,
Pınarınız çağlar, akışır dağlar.

Rüzgâr eser, dallarınız atışır,
Kuşlarınız birbiriyle ötüşür,
Ören yerler bu bayramda pek üşür,
Sümbül niçin yaslı bakışır dağlar?

Karac'oğlan, size bakar sevinir,
Sevinirken kalbi yanar, köyünür.
Kımıldanır hep dertlerim, devinir,
Yas ile sevincim yıkışır dağlar.

 

ÇÜNKÜ GÜZEL MEYLİN YOK İDİ BENDE
Çünkü güzel meylin yok idi bende,
Ezelden de ikrar vermeye idin.
Muhabbettir güzelliğin nişanı,
Uğrun uğrun bakıp gülmeye idin.

Siyah zülüflerin eyleme perde,
Beni de uğrattın bin türlü derde.
Ben kendi halımda gezdiğim yerde,
Çağırıp bergüzar vermeye idin.

Kanı senin ile yiyip içtiğim?
Ulu sahralarda konup göçtüğüm?
Şimdi kâr eylemez benden kaçtığın,
Soyunup koynuma girmeye idin.

Karac'oğlan der ki: Ey mâh-ı mestim,
Kaşın, gözün eğme, cana mı kastın?
Severler güzeli, incinme dostum,
Harcın ise güzel olmaya idin.

 

DAĞ SALINA KONAN KERVAN
Dağ salına konan kervan,
Yağmur yağar gerilenir.
Bir kötüye düşen dilber,
Ölmez ama, zarilenir.

Bizim ilde bir gül biter,
Vakti gelince tez yiter.
Her kötü de bir söz atar,
Bitmiş işim gerilenir.

Ovalarda olur harman,
Yanakların derde derman.
Gönül dediğin değirmen,
Ufaklanır, irilenir.

Karac'oğlan der ki: İller,
Bahçende açılmış güller.
Koç yiğide düşen dilber,
Al çiçekle korulanır.

 

DAĞLAR GEÇİT VERİN KONUP GÖÇEYİM
Dağlar geçit verin konup göçeyim,
Bir daha bu ile gelmeyesiye.
Bağrıma hançerin salan illeri,
Bir daha dönüp de görmeyesiye.

Eller göçün çekti ben göçemedim,
Yar elinden dolu bad'içemedim.
Yar bana gücenmiş kusur işledim,
Hesabın us yetip vermeyesiye.

Kavlim doğru benim, demedim yalan,
Garip candan geri nem var ki kalan?
Bir avuç topraktır gözüme dolan,
Murada yeltenip ermeyesiye.

Dönem dolaşam bu gurbet illeri,
Saçıma doladım ben ak telleri.
Dostun bahçesinde açan gülleri,
Bir sabah yar gelip dermeyesiye.

Karacaoğlan der: Sen de ben gibi,
İkimiz de bir tepede gün gibi.
Yar eline kına yakmış kan gibi,
Boyasın yarama sürmeyesiye.

 

DEĞİRMENDEN GELDİM BEYGİRİM YÜKLÜ
Değirmenden geldim beygirim yüklü,
Şu kızı görenin dellenir aklı.
On beş yaşında da kırk beş belikli,
Bir kız bana emmi dedi, n'eyleyim?

Birem birem toplayayım odunu,
Bilem dedim bilemedim adını.
Elbistan yanaklı Türkmen kadını,
Bir kız bana emmi dedi, n'eyleyim?

Bizim ilde urum olur, uç olur,
Sızılaşır bozkurtları aç olur.
Bir yiğide emmi demek güç olur,
Bir kız bana emmi dedi, n'eyleyim?

Karac'oğlan der ki: N'olup, n'olayım,
Akan sularınan ben de geleyim.
Sakal seni cımbızınan yolayım,
Bir kız bana emmi dedi, n'eyleyim?

 

DELİ GÖNÜL COŞTU YİNE
Deli gönül coştu yine,
Seni kimler eğler şimdi.
Sarı sümbül, mor menekşe,
Giydi bizim dağlar şimdi.

Dost elinden bade içtim,
Gurbetlere andan düştüm.
Gurbet ilde çok eğleştim,
Nazlı yârim ağlar şimdi.

Kış gününde güller bitmez,
Dalında bülbüller ötmez.
Can arzular, elim yetmez,
Gönül selâm ister şimdi.

Güz gününde av avlanmaz,
Yaz gününde at bağlanmaz.
Elin kızı ele gelmez,
Harap oldu bağlar şimdi.

Karac'oğlan, cana yetti,
Gurbet elde işim bitti.
Ölenler bizi unuttu,
Gurbet yolum sağlar şimdi.

 

DELİ GÖNÜL GEZER GEZER GELİRSİN
Deli gönül, gezer gezer gelirsin,
Arı gibi her çiçekten alırsın,
Nerde güzel görsen, orda kalırsın,
Ben senin derdini çekemem gönül.

Santur mu istersin, saz mı istersin?
Ördek mi istersin, kaz mı istersin?
Tomurcuk memeli kız mı istersin?
Ben senin derdini çekemem gönül.

Çıkıp yücelere bakmak istersin,
Coşkun sular gibi akmak istersin,
Her güzelle yatıp kalkmak istersin,
Ben senin derdini çekemem gönül.

Karac'oğlan der ki: Okuyam, yazam,
Keleş değilim ki kervanlar bozam.
Giyinsem, kuşansam, bir hoşça gezsem,
Ben senin kahrını çekemem gönül.

 

DENİZ KENARINDA MECNUN GEZERKEN
Deniz kenarında mecnun gezerken,
Elime bir cura saz ıras geldi.
Nice şükretmeyim Bâri Hüdâ'ya,
Şahan arar iken baz ıras geldi.

Ayağına giymiş altından nalın,
Gel de dudu dillim karşımda salın.
Mevlâ'dan istedim bir taze gelin,
İkbal geri döndü, kız ıras geldi.

Yârimin giydiği atlasın hası,
Silindi gönlümün kalmadı pası.
Koynunda beslemiş Gürün elması,
Memesin emerken ağz'ıras geldi.

Karac'oğlan der ki: Hazer eyledim,
Dostun bahçesine nazar eyledim.
Seksen şeftaliye pazar eyledim,
Sayısın yitirdim, yüz ıras geldi.

 

DENİZ KENARINDA YERLER HURMAYI -1-
Deniz kenarında yerler hurmayı,
Kılavuz gönderdim telli turnayı.
Ak göğsün üstünde sandal düğmeyi,
Çözüp gider bir gözleri sürmeli.

Havayi de deli gönül havayi,
Ay doğmadan şavkı vurdu ovayı.
Türkmen kızı katarlamış mayayı,
Çekip gider bir gözleri sürmeli.

Dört yanında Arap attan inerler,
Yürü diye küheylana binerler.
Güzellerin salağına konarlar,
Konup göçer bir gözleri sürmeli.

Başına almış da ince yemeni,
Aramızdan kaldıralım gümanı.
Ak topuk üstünde sandal tumanı,
Boğup gider bir gözleri sürmeli.

Karac'oğlan der ki: Lebin bal gibi,
Giydiğin elbise sırma tel gibi.
Reyhana karışmış gonca gül gibi,
Kokup gider bir gözleri sürmeli.

 

DENİZ KENARINDA YERLER HURMAYI -2-
Deniz kenarında yerler hurmayı,
Kılavuz katarlar telli turnayı.
Ak göğsün üstünde yaldız düğmeyi,
Çözer gider yaylasına bir gelin.

Ayağına giymiş telli yemeni,
Kaldıralım aralıktan gümanı.
Ak topuk üstüne atlas tumanı,
Döker gider yaylasına bir gelin.

Ateş yanmayınca tütün mü tüter?
Ak göğsün üstünde uban mı biter?
Vakti gelmeyince bülbül mü öter?
Öter gider yaylasına bir gelin.

Merdine de Karac'oğlan, merdine,
Yaktı beni ataşına, urduna.
Annaçtaki karlı dağın ardına,
Aşar gider yaylasına bir gelin.

 

DERD Ü GAMIM İLE GEÇTİ YAZ BAHAR
Derd ü gamım ile geçti yaz bahar,
Yâre bir bergüzar verilmez oldu.
Zalim engel geldi, girdi araya,
Iradı yollarım, varılmaz oldu.

Cüdâ bülbül garip garip ötüyor,
Yâr gözüme hayal hayal tütüyor.
Sefa, cümbüş vakti gelip bitiyor,
Yetişti goncalar, derilmez oldu.

Ey yâr, melil melil bakma yüzüme,
Bir od düştü, yanar oldu özüme.
Dünya zindan, görünmüyor gözüme,
Nazlım, senden ayrılmamız tez oldu.

Karac'oğlan söyler sözün tamını,
Yüz bin kantar çekebilmez gamını.
Nazlı yâr gözetir fırsat demini,
Yad illerde artık durulmaz oldu.

 

DERİLMİŞ GÜZELLER SOHBET EDERKEN
Derilmiş güzeller sohbet ederken
Bir dalga geldi gene gönül bulandı
Birisi çenberini aldı yüzünden
Şavkı düştü gene didem sulandı

Havalandı gönül ne yüksek uçtu
Görüşüm bozuldu kaynadı coştu
Merhamet sahibi de çenberi açtı
Sıçradı aklım tenim elendi

Karac'oğlan söyler kimse bilemez
Çok güzeller gördüm vasfa kadir olamaz
Yalan dünya derler giden gelemez
Hep gidenler şu toprağa belendi

DERYAYA SALAYIM GEMİ
Deryaya salayım gemi,
Süreyim zevk ile demi.
Ak topuktan ala donu,
Döküp giden Dürye, Dürye.

Kaşları vardır karaca,
Benleri vardır sıraca.
Keklik gibi göğs'alaca,
Sekip giden Dürye, Dürye.

Ben varmaz oldum işime,
Hayalin girmez düşüme.
Turna tellerin başına,
Sokup giden Dürye, Dürye.

Karac'oğlan, hezar olmaz,
Her güzele nazar olmaz.
Halk içinde pazar olmaz,
Tenhaya gel Dürye, Dürye.

 

DİLBER ÂLEMDE AŞK ODU
Dilber âlemde aşk odu,
Nic'olur göresin kalan.
Terk edesin adı, sanı,
Yerlere çalasın kalan.

Yürüyesin hadden aşıp,
İller ta'nına bulaşıp,
Bir körpe derdine düşüp,
Sararıp solasın kalan.

Hiç dert olmaz bu dert gibi,
Yanar yüreğim od gibi.
Eşinden azmış kurt gibi,
Dağlara düşesin kalan.

Devrandır bu haldan hala,
Sanma hubluk baki kala.
Efendim bir zaman ola,
Sözüme gelesin kalan.

Karac'oğlan, söyler sözün,
Kara yere sürüp yüzün.
Yad edesin bir dem sözüm,
Hak imiş diyesin kalan.

 

DİLBER BİZE CEVR-Ü CEFA
Dilber bize cevr-ü cefa,
Etmesin kerem eylesin.
Bizi koyup, iller ile,
Gezmesin kerem eylesin.

Buyur gidelim odaya,
Durmuşum gelen kadaya.
Tenha buldukça vadeye,
Salmasın kerem eylesin

Boyu uzun selvi gibi,
Beli incedir dal gibi.
Bahçede bülbüller gibi,
Ötmesin kerem eylesin.

Karac'oğlan'ın gülleri,
Aralamıştır illeri.
Şol başa gelen hâlleri,
Anmasın kerem eylesin.

 

DİLBER KALK GİDELİM FAKİRHANEYE
Dilber kalk gidelim fakirhaneye,
İtiraz eyleme, gel yavaş yavaş.
Didemden akıttım kan ile yaşı,
Zülüfün eylesin tel yavaş yavaş.

Kaşların benziyor âb-ı zülâle,
Gözlerin hükmeder yedi krala.
Seher vakti olup boyun ırgala,
Dokansın tellere yel yavaş yavaş.

Bir gün değil, beş gün değil, yüz gündür,
Deste zülüf al yanağa düzgündür.
Melhem almaz yaralarım, azgındır,
Derdimin Lokman'ı gel yavaş yavaş.

Karac'oğlan der ki: Gidelim yâra,
Yüreğime saldın onulmaz yara,
Baktım ak gerdanda ben sıra sıra,
Açılmış yanakta gül yavaş yavaş.

 

DİNLE İMDİ BİR NASİHAT EDEYİM
Dinle imdi bir nasihat edeyim,
Kullar muhannete muhtaç olmasın.
Doğru yolu koyup sarpa gideyim,
Sevdiğim gönlüne gamlar gelmesin.

N'iderler de insanoğlu n'iderler?
Doğru yolu koyup sarpa giderler.
Züğürt isen seni deli ederler,
İsterim bildiğin eller bilmesin.

Coşkun sular gibi akarsu isen,
Ararlar bulurlar asıl soy isen.
Gayetle severler malı çoğ isen,
İsterim akl ile hergiz olmasın.

Ben değilim bunu kitap söyleyen,
İnip aşkın deryasını boylayan.
Dilimi dinleyip gıybet eyleyen,
Oruç tutup beş vaktını kılmasın.

Karac'oğlan eydür: Mala tapıldı,
Dert kalmadı içerime tepildi.
İnsana ahrette ik'ev yapıldı,
Biri dolup da biri boş kalmasın.

 

DİNLE SANA BİR NASİHAT EDEYİM
Dinle, sana bir nasihat edeyim,
Hatırdan, gönülden geçici olma.
Yiğidin başına bir iş gelince,
Sırrını ellere açıcı olma.

Mecliste arif ol, kelâmı dinle,
El iki söylerse, sen birin söyle.
Elinden geldikçe iyilik eyle,
Hatıra dokunup yıkıcı olma.

Dokunur hatıra kendini bilmez,
Asılzadelerden hiç kemlik gelmez.
Sen iyilik et de, o zayi olmaz,
Darılıp da başa kakıcı olma.

El ariftir, yoklar senin bendini,
Dağıtırlar tuzağını, fendini.
Alçaklarda otur, gözet kendini,
Katı yükseklerden uçucu olma.

Muradım nasihat, bunu söylemek,
Size layık olan, onu dinlemek.
Sev seni seveni, zay'etme emek,
Sevenin sözünden geçici olma.

Karac'oğlan der ki: Sözün başarır,
Aşkın deryasını boydan aşırır.
Seni bir mecliste hacil düşürür,
Kötülerle konup göçücü olma.

 

DİNLE SEVDİCEĞİM MEHDİN EDEYİM
Dinle sevdiceğim, mehdin edeyim,
Açılmış baharda gülün sevdiğim.
Şirin'in aşkına söylen sözünü,
Şeyda bülbül gibi dilin sevdiğim.

Bedirlendin, doğdun yüce felekten,
Cemalin seçilmez huri, melekten.
Meles gömleğini attın bilekten,
Güneş gibi parlar kolun sevdiğim.

Kirpiklerin hançer, can alır gözün,
Yüreğime koydun ateşin, közün.
Daha görmedim hiç kimsenin yüzün,
Getirdin beni de ele sevdiğim.

Kaşların hilâldir, gözlerin ala,
Bülbül figan etti şu gonca güle.
Bilmem n'ettin beni getirdin ele,
Güldürdün bak beni bile sevdiğim.

Güzellikte kemâlini bulmuşsun,
Uğrun uğrun dosta selâm vermişsin,
Binlerce çiçekten rengin almışsın,
Döndürmüşsün rengin güle sevdiğim.

Zülfün teline asılam yâr diye,
Gonca güle el uzattım hâr diye.
Koynunda bir çift tomurcuk var diye,
Kondurdun bülbülü güle sevdiğim.

Karac'oğlan der ki: Kendi hâlinde,
Söylenir sözümüz elin dilinde,
Veririm sevdiğim canı yolunda,
Giyin kırmızıyı, alı sevdiğim.

 

DİNLEYELİM DAĞ BAŞINDA FİGANI
Dinleyelim dağ başında figanı,
Görelim ne demiş o leylî leylî.
Uğra yâr yanıma, eyle selâmı,
Daim ezberimiz bu leylî leylî.

Felek çakmağını eyledi çengel,
Ben yâre giderken bırakmaz engel.
Ölürsem sevdiğim, üstüme sen gel,
Gözün yaşı ile yu leylî leylî.

Felek çakmağını üstüme çaktı,
Beni bir onulmaz derde bıraktı.
Vücudum şehrini odlara yaktı,
Yandım ateşine, su leylî leylî.

Karac'oğlan der ki: Sen de hemen ol,
Hûblara karşı da sen de tamam ol.
Ben ölürsem, cenazeme imam ol,
Kıl kara zülfüne hu leylî leylî.

 

DİNLEN AĞALAR BİRİM BİRİM SÖYLEYİM
Dinlen ağalar, birim birim söyleyim,
Ak yâr ile muhabbetim düzgündür.
Değmiş m'ola bir kötünün elleri?
Ak göğsünün düğmeleri çözgündür.

Niçin bir gider, bir döner bakarsın?
Her bakışta şu canımı yakarsın.
Al yanak üstüne sümbül takarsın,
Saç bir yana, zülüflerin bozgundur.

Zalım engel girdi aman araya,
Kömür gözlüm ben varamam oraya.
Devre melhem vurdun yine yaraya,
Onun için yaralarım azgındır.

Mestine de Karac'oğlan, mestine,
Dostu olan gül gönderir dostuna.
Kızılırmak olsam, akmam üstüne,
Ateşinden kara bağrım ezgindir.

 

DİNLEYİN AĞALAR SİZE SÖYLEYİM
Dinleyin ağalar, size söyleyim,
Arş u Kürsü gider yolun var dağlar.
Kar'ardıçlı, kamalaklı yüceler,
Selvili, söğütlü yerin var dağlar.

Ahır Dağı'ndan gör Naraş bağını,
Engizek'te derler ilin çoğunu.
Bayra'dan, Bertiz'den Konur Dağı'nı,
Göksun güzel derler ilin var dağlar.

Gün doğanda Gündüzlü'nün başına,
Göğdeli'de sünbüllünün peşine,
Akdağ derler, duman çöker başına,
Kabaktepe derler şarın var dağlar.

Karac'oğlan der ki: Bitirdim çağı,
O yüce Binboğa Bolkar'ın dengi.
Soğanlı yücesi koca Beydağı,
Erciyes ulumuz, pirin var dağlar.

 

DİNLEYİN AĞALAR ZAMANE AZGIN
Dinleyin ağalar zamane azgın,
Yiğidin başında döner bin kuzgun.
Tohumu almış da, tarlası bozgun,
Yiğit de ne desin day'olmayınca?

Söylerim, söylerim, sözümden almaz,
N'ideyim cahildir, hâlimden bilmez.
Bu dostluğun senin boyuna sürmez,
Anadan, atadan soy olmayınca.

Amana da deli gönül amana,
Kalmadı iyi gün devri zamana.
Cevheri de denk ettiler samana,
Yük masnıtı bulmaz denk olmayınca,

Karac'oğlan der ki: Yiğitler öğer,
Açılmış meyvenin dalını eğer,
Güzelin kıymeti bin altın değer,
N'itmeli güzeli huy olmayınca.

 

İNLEYİN AĞ'LAR BİRER BİRER SÖYLEYİM
Dinleyin ağ'lar birer birer söyleyim
İçerime bir örd düştü gaziler
Dosta doğru gidiyordum esti rüzgar
Göçmüş eller ıssız kalmış yazılar

Seherleyin Cerit eli göçtü mü
Gün burnuna kanlı Ceyhan geçti mi
Düşüt verdi Andırın'a çözdü mü
Katardaki tor mayalar bozular

Benim dostum bu yollardan gitti mi
Evini bozdu çadırını tuttu mu
Ufacık beyler muradına yetti mi
Benim gönlüm Şahin Beyi arzular

Karac'oğlan der ki dostum giydi m'ola alları
Kalbur'dan Suvat'tan Geben elleri
Soğuk olur Meryemçil'in belleri
Esti poyraz çam dalları sızılar

 

DİNLEYİN BİR GÜZEL METHİN EDEYİM
Dinleyin bir güzel methin edeyim,
Bir beni var şirin canı bendetmiş.
Bir beni var kaşla göz arasında,
Bir deni de ak gerdanı bendetmiş.

Bir beni başının tacıdır tacı,
Bir beni Kabe'de hacıdır hacı.
Bir beni Urum'dan alır haracı,
Bir beni de aşıkanı bendetmiş.

Bir benin bahası Gürcü Gürcüstan,
Bir benin bahası Hind-ü Hindistan.
Bir benim bahası şol Arabistan,
Bir beni de Tatar Han'ı bendetmiş.

Bir beni bendetmiş Şam'ı, Haleb'i,
Bir beni bendetmiş Mısr'ı, Anteb'i.
Karacaoğlan der: Nazlı çelebi,
Bir beni de Al-Osman'ı bendetmiş.

 

DİNLEYİN BİR GÜZELİ METHEDEYİM
Dinleyin bir güzeli methedeyim,
Yiğide nispetle yürüyüşlünün.
Can feda ederim böyle sunaya,
Bin türlü naz ile salınışlının.

Kadife şalvarlı, tül libaslının,
Güvercin topuklu, sarı meslinin,
Elleri kınalı, kumru seslinin,
Zülüfü gerdana tarayışlının.

Entari giyinmiş, firengi rengi,
Yanaklar kırmızı, elmas irengi.
Saçları topukla eyliyor cengi,
Bir hüma bakışlı on dört yaşlının.

Karac'oğlan der ki: Güzelin huyu,
Hezaran çubuğa benziyor boyu,
Âb-ı Kevser gibi lebinin suyu,
Peynirdir dilleri inci dişlinin.

 

DİVANE GÖNLÜMÜN BULANMASI VAR
Divane gönlümün bulanması var,
Çıkarım, dağlarda gezer, yürürüm.
Elime aldım aşk maşalasını,
Sinemi odlara yakar, yürürüm.

İntizar eyledin, büktün belimi,
Ya nic'edeyim şu halkın dilini?
Başıma sokunmam yârin gülünü,
Elime aldım ben, kokar yürürüm.

Ala gözlü baharımdır, yazımdır,
Gidi rakip, kara kışım, güzümdür.
Vilayet hünkârın, seyran bizimdir,
Göze yasak olmaz, gezer yürürüm.

Karac'oğlan der ki: Ah u zarımdır,
Bu dünyada hasret benim yârimdir,
Gâhi bir bulanmak kisb ü kârımdır,
Tuna seli gibi akar yürürüm.

 

DİYARI GURBETİN SONSUZ MİHNETİ
Diyarı gurbetin sonsuz mihneti,
Şu benim yârimi göresim geldi.
Sabah seherinde secde ederken,
Zülfünde telleri göresim geldi.

Senin aşkın beni Mecnun eyleyen,
Hançer alıp şu sinemi dağlayan,
Eda ile, cilve ile söyleyen,
O dudu dilleri göresim geldi.

Gamzesi gam bilmez kara saçlımın,
İnciden, sedefden, dürden dişlimin,
Top top eğriceli hilâl kaşlımın,
Gezdiği yerleri göresim geldi.

Karac'oğlan der ki: Güle ağdığım,
Bazı bazı hatırına değdiğim,
Yeğin ata binip ceylan koğduğum,
O ıssız çölleri göresim geldi.

 

DOĞRULDUN NEYE DÖNERSİN?
Doğruldun, neye dönersin?
Gel geç Hasan Balum, gel geç!
Niçin bize cevredersin?
Gel geç Hasan Balum, gel geç!

Kaşın çatılı kalemdir,
Mağrur olma, bu âlemdir.
Diyeceğim bir selâmdır,
Gel geç kadıncığım, gel geç!

Değme vakit dost böyl'etmez,
Âşık olanlara küsmez.
Senin yolun kimse basmaz,
Gel geç kadıncığım, gel geç!

Seni seven bir delidir,
Hakk'ın günahkâr kuludur.
Geçtiğin sultan yoludur,
Gel geç Mihriban'ım, gel geç!

Karac'oğlan der ki: Çoktan,
İşim doludur firkatten.
Umudumu kesmem Hak'tan,
Gel geç kadıncığım, gel geç!

 

DOLANDIM DA GELDİM RUM İLE ŞAM'I
Dolandım da geldim Rum ile Şam'ı,
Sevdiğim yüzünün nuru kalmamış.
Uğrun uğrun aşinalık ederken,
Şimdi söyleyecek dilin kalmamış.

Kömür gözlüm ben de bunu bilmedim,
Yıkılıp bahçene gülün dermedim.
Bir gece koynunda mihman olmadım,
Şimdi el değmedik yerin kalmamış.

Uyma dilber, uyma kötü adama,
Serimi koymuşum gelen kadana.
Çoluk çocuk doldurmuşsun odana,
Varıp oturacak yerin kalmamış.

Karac'oğlan der ki: Hele n'ideyim?
Başım alıp diyar diyar gideyim.
Varıp bir şitile hizmet edeyim,
Dökülmüş yaprağın, perin kalmamış.

 

DOST DEYİP DE DOST GAYRETİ KOVDUĞUM
Dost deyip de dost gayreti kovduğum,
Dost bana bir yara açtı n'eyleyim?
Ak göğsü üstüne mihman olduğum,
O da bir gün imiş, geçti n'eyleyim?

Bir ok attım karlı dağın ardına,
Düştü m'ola sevdiğimin yurduna?
El yanmazken ben yanardım derdine,
Engel aramızı açtı n'eyleyim?

Yüce dağdan aştım geldim yol diye,
Bahçenize el sundum da gül diye,
Ahdı aman ettim ayrılmam diye,
Felek ayırdı da seçti n'eyleyim?

Karac'oğlan der ki: Sen de ben gibi,
Ak eline kına yakmış kan gibi.
Bir tepede yeni doğan gün gibi,
Akşam, sabah erken aştı n'eyleyim?

 

DOSTUMUN ELİNDE BİR TUTAM ÇİÇEK
Dostumun elinde bir tutam çiçek,
Ne kadar methetsem o kadar gökçek.
Getir hamaylını yeminler içek,
Yar sevmedim senden başka gücücek.

Boğum boğum boğmuş ince belini,
Bal sandımdı ağzındaki dilini.
Eri genci ben dererim gülünü,
Gül derene ne der anan gücücek?

Oğlan aşık mısın ağzım ararsın?
Her söylemeye micuzuma yararsın.
Benim haram gülüm niçin derersin?
Deyip gelem anam eğlen azıcık.

Karac'oğlan der ki: Ne idi göçün,
Cennet sandım ben kız koynunun için.
Akşamki yalanın sabahki suçun,
Ahbaplardan haber aldım gücücek.

Döndüm dolaştım da gurbet illeri,
Dünyaya çıkmaya yol bulamadım.
Bahçelerde gördüm hemmi gülleri,
Sevdiğime benzer gül bulamadım.

Bıktım usandım da acı dillerden,
Ağılarla dolu uzun yıllardan.
İmdat umar iken akan sellerden,
Kendim gibi akan sel bulamadım.

Yandım, yakıldım ben bu ateşlere,
Vardım da takıldım ben bir neştere,
Delindi ciğerim, serildim yere,
Beni kaldıracak el bulamadım.

Benim bu dünyaya geçmiyor nazım,
Felekten kalmadı gayri niyazım.
Hâlimi sen anla hey iki gözüm,
Derdimi diyecek dil bulamadım.

Bağıran, çağıran âciz bülbülüm,
Ne kadar bağırsam, duymuyor gülüm.
Karac'oğlan der ki: İmdatçım ölüm!
Mezardan gayri bir yol bulamadım.

 

DÖNDÜR BOYUN BENDEN YANA
Döndür boyun benden yana,
Âşığını biraz tanı.
Kurban oldum işte sana,
Ettim feda ben bu canı.

Gayri bana bakmaz mısın?
Yangına su dökmez misin?
Sen Allah'tan korkmaz mısın?
Yok mu kalbinin imanı?

Karac'oğlan, kes dilini,
Yâre söyleme hâlini.
Şaşırma sen bu yolunu,
Aşkın baki, yarın fâni.

 

DÖRT KİTAPTAN BAŞLAYALIM ELİFE
Dört kitaptan başlayalım elife,
Bir isim yazılmış kuldan ziyade.
İbrişim saçında eğmeli zülüf,
Sırmalar karışmış telden ziyade.

Eğdirme kaşını, bakmam gözüne,
Ben gibi ateşler düşsün özüne.
Yemesem, içmesem baksam yüzüne,
Şekerden, kaymaktan, baldan ziyade.

Kaşların göz ile eyliyor cengi,
Söyleşir yavrular, koç yiğit dengi.
Çiçekte, meyvede yoktur menendi,
Lâleden kırmızı, gülden ziyade.

Âşık da âşığı zor ile yıkmaz,
Ölse de âşığın hiç sırrı çıkmaz.
Benim gönlüm olur olmaza akmaz,
Akıttın gönlümü selden ziyade.

Karac'oğlan der ki: Yurdun tazele,
Gönül bir çift şahan, konmuş gazele.
Çirkin bana kurban, ben de güzele,
Can sever güzeli maldan ziyade.

 

DÜĞMELER DİKTİREYİM LAL-Ü MERCAN
Düğmeler diktireyim lal-ü mercan,
Yarsız kalan dünya başıma zindan.
Ben seni severim sıdk ile candan,
Sen beni sevmezsen söyle ar değil.

Düğmeler döktüreyim göğsün ağ ise,
Çevre yanın mor sünbüllü bağ ise.
Çünkü güzel bende meylin yoğ ise,
Benim işim minnet ile zor değil.

Karac'oğlan der ki: Almaz mı bacı?
Ayrılık şerbeti zehirden acı.
Döküvermiş kolunca erbinin ucu,
Topla dilber sallanacak yer değil.

 

DÜN GECE DÜN GECE GÖRDÜM DÜŞÜMDE
Dün gece, dün gece gördüm düşümde,
Göçün çekmiş, gider ili Zeynep'in.
İnci, mercan gibi ufak dişinde,
Tatlı tatlı söyler dili Zeynep'in.

Zeynep pek küçüktür, hâlden bilmiyor,
Ün eyledim, hiç yanıma gelmiyor.
Göz görüp de gönül karar kılmıyor,
Aştı üstümüzden yolu Zeynep'in.

Yaz gelip de meyveleri yetmemiş,
Şeyda bülbül konup figan etmemiş,
Bahçesinde mor menekşe bitmemiş,
Açılmış goncası, gülü Zeynep'in.

Sabah olur, seher yeli estirir,
Siyah zülfü mah yüzünde gezdirir.
Zalim engel yâri bize küstürür,
Dolansın boynuma kolu Zeynep'in.

Bahar olup, seher yeli esti mi?
Zeynep bizim ile kadem bastı mı?
Acep bizden umudunu kesti mi?
Karac'oğlan olsun kulu Zeynep'in.

 

DÜN GECE RÜYAMDA BİR DERGÂH GÖRDÜM
Dün gece rüyamda bir dergâh gördüm,
Gül açılmış, dikenleri har değil.
Şikâyet olmasın gül yüzlü yâre,
Geldim, geçtim, eğlenecek yer değil.

Karşıdan karşıya bana karırsın,
Kasavet gönlümün gamım alırsın.
Beni görüp perde ardın durursun,
Kaçma dilber, kaçma, varan kör değil.

Elim ile dikticeğim söğüdü,
Ben kendi başıma versem öğüdü.
Kınamazlar güzel seven yiğidi,
Güzel sevmek koç yiğide ar değil.

Karac'oğlan der ki: Gezdim yurtları,
Konuşalım başa gelen dertleri.
Sevmeseydim senin gibi sertleri,
Ah n'eyleyim, akıl başa yâr değil.

 

EĞLEN HOCAM EĞLEN BİR SUALİM VAR
Eğlen hocam, eğlen, bir sualim var,
Edep nedir, erkân nedir, yol nedir?
Benim Karac'oğlan olduğum belli,
Dede nedir, abdal nedir, kul nedir?

Yıkılmaz Mevlâ'nın yaptığı yapı,
Hak Muhammed dini taptığım tapı.
On iki bahçede kırk sekiz kapı,
Eşiğin bekleyen iki kul nedir?

Gayet ince derler Sırat'ın yolu,
O yodan geçenin n'icolur hâli.
Üç yüz altmış altı selvinin dalı,
Arasında açan iki gül nedir?

İkimiz de bir göğnekte dururuz,
Göğnek perde, başka başka yürürüz.
Biz de inamız, oda od vururuz,
Ateş nedir, tütün nedir, kül nedir?

 

EĞRİ DAĞININ TAŞINDA
Eğri Dağı'nın taşında,
Avcılar gezer başında.
Yâr yitirdim on beşinde,
Sana geldim Eğri Dağı.

Eğri Dağı'n başı taşlı,
Çelenleri hüma kuşlu.
Yâr yitirdim hilâl kaşlı,
Sana geldim Eğri Dağı.

Eğri Dağı'nın başları,
Ötüşür hüma kuşları.
Leyla'nın hilâl kaşları,
Sana geldim Eğri Dağı.

Eğri Dağı'nın düzleri,
Çığrışıp öter kazları.
Köşe başında kızları,
Sana geldim Eğri Dağı.

Eğri Dağı'nın eteği,
Çevresi arslan yatağı.
Kalkımış kervan otağı,
Sana geldim Eğri Dağı.

Karac'oğlan, döne döne,
Gezer dağlar yana yana.
Yitirdim yârim bir suna,
Sana geldim Eğri Dağı.

 

ELİM İLE YIKTIM BOŞANDI BENDİM
Elim ile yıktım, boşandı bendim,
Coşkun sular gibi çağlar gezerim.
Yitirdim kendimi, bulmadım gitti,
Sevdası başımda ağlar gezerim.

Sinem üstü düğüm olsun, dağ olsun,
Çevre yanı mor sümbüllü bağ olsun.
Irak, yakın kömür gözlüm sağ olsun,
Hayalin gönlümde eyler gezerim.

Benden selâm olsun yedi benlime,
Yine gam, kasavet bastı gönlüme.
Saçım, başım yolup kendi eğnime,
Geyik postlarını bağlar gezerim.

Karac'oğlan der ki: Derdim deşmeye,
Arzuhal yazdırdım yâre göçmeye.
Aman deyip kapısına düşmeye,
Dertli yüreğimi dağlar gezerim.

 

ERCİYAS ERCİYAS NE GELİR ELDEN?
Erciyas Erciyas ne gelir elden?
Aklını başına topla divane.
Bir yiğit sevdiğinden kemlik m'umar?
El yüzüne küskün gezme divane.

Biricik biricik gelir şuradan,
Seni bana kısmet etse yaradan.
Utanma perdesin kaldır aradan,
Tatlı tatlı konuşalım divane.

Yola gitsen yoldaşından bellidir,
Güzel sevmek alayından yellidir.
Benim gönlüm çiğ ibrişim tellidir,
Dolaştırır açamazsın divane.

Karac'oğlan, gam yükünü götürme,
Kötüleri hiç semtine getirme.
Demir döğen ile varıp oturma,
Ağ kadına kara derler divane.

 

ERZURUM DAĞI'NDAN ESEN RÜZİGÂR
Erzurum Dağı'ndan esen rüzigâr,
Bağlama yolumu atım eşkindir.
Söylemen o yâre, dokunur bana,
Yürek pare pare, gönül coşkundur.

Getirin atımı, binem Aşkar'a,
Âlem bilir sevdiğim aşikâre.
Tellâllar çağırtsam günde beş kere,
Satılmaz kumaşım, gözden düşkündür.

Ördeksiz göllerin avın avlama,
Vefasız dilbere meyil bağlama.
Ben yolcuyum, beni yolda eyleme,
Ver bana bir öğüt, aklım şaşkındır.

Ak savay giyinmiş boylu boyunca,
İliklemiş düğmesini giyince.
Sevdim ama, saramadım gönlümce,
Onun için gönlüm yâre küskündür.

Atıma binip de gitsem mazamaz,
Her yiğit sevdiği ile gezemez.
Sıfat kocar ama, gönül kocamaz,
Şimdi gönlüm bir yosmaya vurgundur.

Karac'oğlan der ki: Ben de yanarım,
Yâr yitirdim, yana yana ararım.
Üç güne koydumdu kavli kararım,
Bugün yârdan ayrılalı beş gündür.

 

ESTİ SEHER YELİ SÖKÜLDÜ SELLER
Esti seher yeli, söküldü seller,
Gidiyorum kömür gözlüm ağlama.
Ağlamanın vakti geçti ne çare,
Kement atıp yollarımı bağlama.

Yolumu yolumdan ayırdı gani,
Gelin, gurbet ile gönderin beni.
Şu başım oldukça unutmam seni,
Ben yârsızım diye yanıp ağlama.

Sevdiğim sılada gezer salınır,
Bir of çeksem karşı dağlar delinir.
Mezarımız gurbet elde bulunur,
Ağlamanın vakti geçti ağlama.

Sana derim, sana kaşı kemanım,
Büküldü kametim, geçti zamanım.
Gidiyorum yedi benli ceranım,
Yârim gitti diye yürek dağlama.

Karac'oğlan der ki: Yârim salınır,
Bir ah çeksem, yüce dağlar delinir.
Yüreciğim bölük bölük bölünür,
Yaş döküp de arkam sıra çağlama.

 

EŞE İMİŞ ŞU KARŞIMDAN SAVUŞAN
Eşe imiş şu karşımdan savuşan,
Gelin imiş şu kızlara karışan.
Bir kusuru var da zülfü perişan,
Tel kara zülfüne kullar olduğum.

Kınalı keklikler gibi sekersin,
Tor kuş gibi azgın azgın bakarsın,
Beni görünce de kaşın yıkarsın,
Gül kara zülfüne kullar olduğum.

Aman ol sevdiğim, gör de aman ol,
Güzeller içine gel de tamam ol.
Ben ölürsem, cenazeme imam ol,
Kıl kara zülfüne kullar olduğum.

Karac'oğlan der ki: Bu da neyimiş?
Gönül berelendi, karlı dağ imiş.
Armutun ey'sini ayı yer imiş,
Gel kara zülfüne kullar olduğum.

 

EŞ KIR ATIM MEYDAN BİZİM
Eş kır atım, meydan bizim!
Yârdan haber geldi bugün.
Yüklenmişken gam yükünü,
Saza ceyran geldi bugün.

Ben yârinen çok konuştum,
Elinden badesin içtim.
Göğsünden düğmesin çözdüm,
Ben murada erdim bugün.

Ben yârinen ettim savaş,
Akıttım gözümden kan, yaş.
Yarı yolda yaran, yoldaş,
Üç beş yaran buldum bugün.

Ak bilekte sarı hakik,
Zülüfü gerdana dökük,
Gözün melil, kaşın yıkık,
Dostum neler duydun bugün?

Karac'oğlan, haylamadan,
Bolkar Dağı'n yaylamadan,
Kavli karar eylemeden,
Dostu tenha buldum bugün.

 

EVLERİNİN ÖNÜ BAKLA
Evlerinin önü bakla,
Çift güvercin atar takla.
Al koynunda beni sakla,
Sabahınan tana karşı.

Evleri de çaya kondu,
Güzelleri suya indi.
Yârin meyli bize döndü,
Sabahınan tana karşı.

Evlerinin önü hurma,
Dallarını sakın kırma.
Ala göze siyah sürme,
Ne hoş olur tana karşı.

Urum ili çok hoş olur,
Güzelleri sarhoş olur.
Güzel sevmek ne hoş olur,
Sabahınan tana karşı.

Evlerinin önü susam,
Çıkartsam mendilim yusam.
Soyunsam, koynuna girsem,
Sabahınan tana karşı.

Karac'oğlan, gider, gelmez
Esmasın yitiren unmaz.
Yârin göçün çeken ölmez,
Sabahınan tana karşı.

 

EVVEL ALLAH AHİR ALLAH
Evvel Allah, ahir Allah,
Ondan ulu gelmemiştir.
Hak Muhammed'den sevgili,
Hakk'ın kulu gelmemiştir.

Şah-ı Merdân idi adı,
Cömert sofrasın kim kodu?
Ali'ye "Arslan'ım!" dedi,
Ayruk Ali gelmemiştir.

Pîr olmayan aşka gelmez,
Koç olmayan kurban olmaz,
Ecel gelse derman olmaz,
Hak'tan rıza gelmemiştir.

Od düştüğü yeri yakar,
Değme dalda gül mü biter?
Ko dört dilin, çok kuş öter,
Bülbül ünü gelmemiştir.

Karac'oğlan, Hakk'a yalvar,
Verdiğine günah ol dar.
Şu âlemde eksiksiz yâr,
Kimse bulup gelmemiştir.

 

EVVEL BAHAR YAZ AYLARI ÇATILDI
Evvel bahar yaz ayları çatıldı,
Paralandı bulut, göğe atıldı.
Akan sular kar, buz oldu tutuldu,
Dalgalanıp göller ağlamasın mı?

Yaz gelir de, yazı yaban yurt olur,
Her derde de, bir alıcı kurt olur,
On beşinde kızlar gonca gül olur,
Vakti geçen güller ağlamasın mı?

Karac'oğlan der ki: Bahar erişti,
Meyvesin vermeden, gazelin düştü.
Yüklendi barhanem, kervanım göçtü,
Tozu kalkan yollar ağlamasın mı?

 

EVVEL BAHAR YAZ AYLARI DOĞUNCA
Evvel bahar, yaz ayları doğunca,
Akar boz bulanık neden dereler?
Sen de bencileyin yârdan mı oldun?
Göz göz oldu sinemdeki yaralar.

Ağlama sevdiğim yine gelirim,
Güzeller içinde seni bilirim.
İflâh olmaz, bu dert ile ölürüm,
Güzeller serdarı giysin karalar.

Hirene de deli gönlüm hirene,
Sürerler baykuşu ıssız örene.
Kefen kısmet olmaz güzel sarana,
Beni yârin yağlığıyla saralar.

Karac'oğlan der ki: Hezeller ile,
Döküldü yaprağım gazeller ile.
Bir davamız kaldı güzeller ile,
Ancak Mevlâm davamızı aralar.

 

EVVEL BAHAR YAZ AYLARI GELENDE -1-
Evvel bahar yaz ayları gelende,
Bahçede açılan güller öğünsün.
Boyu uzun, kaşı kara sunamın,
Çırpınıp çıktığı göller öğünsün.

Bitişin çiğdemler, gelişin yazlar,
Göllere dökülür ördekler, kazlar.
Ak saya giyinmiş gelinler, kızlar,
Ay yüze dökülen teller öğünsün.

Karac'oğlan der ki: Avlayamadım,
Enini, boyunu yaylayamadım.
Aldırdım yârimi, söyleyemedim,
O yâri söyleyen diller öğünsün.

 

EVVEL BAHAR YAZ AYLARI GELENDE -2-
Evvel bahar, yaz ayları gelende,
Lâle, sümbül dallanacak zamandır.
Koç yiğitler sılasını arzular,
Yâre name gönderecek zamandır.

Âlim olan, kulak verir va'zlara,
Cahil olan, sohbet katar sazlara.
Benden selâm söyle kuğu kazlara,
Kuru göller sulanacak zamandır.

Karac'oğlan der ki: Ben yana yana,
Yârin sitem sözü kâr etti cana.
Seherde oturur bülbül figana,
Gayri, kuşlar dillenecek zamandır.

 

EVVEL BAŞTAN METHEDELİM
Evvel baştan methedelim,
Sevdiğim Frenk güzeli.
Zahmanımız terk edelim,
Sevdiğim Frenk güzeli.

Uçup gönlümün kaygısın,
Mushafı ver de okusun.
Bülbüller gibi şakısın,
Sevdiğim Bosna güzeli.

Bendesi oldum kul gibi,
Gözyaşı akar sel gibi.
Açılmış gonca gül gibi,
Sevdiğim Frenk güzeli.

Hergiz âşıklar gülmedi,
Gözün yaşını silmedi.
Ahdına vefa kılmadı,
Sevdiğim Çerkes güzeli.

Dilberin gördüm sürüsün,
Ko benim olsun, yürüsün.
İçten sevdiğim birisin,
Sevdiğim Bulgar güzeli.

Karac'oğlan der: Bulandım,
Misk olup aşka boyandım.
Cevrin boyasına kandım,
Sevdiğim şehrî güzeli.

 

EVVEL BEN DE YÜCELERDE GEZERDİM
Evvel ben de yücelerde gezerdim,
Şimdi enginlerde akan ben oldum.
Süren sürdü o yavrunun sefasın,
Kahrını, cefasın çeken ben oldum.

Yüce dağda bir bölücek kar idim,
Garbi değdi, erim erim eridim.
Evvel muhabbetli yârim ileydim,
Şimdi köşelerde bakan ben oldum.

Dolaştırdın beni Urum'u, Şam'ı,
Bilmez o cahiller, terk eder seni.
Evvel gül dalında beklerdin beni,
Şimdi hardal gibi kokan ben oldum.

Karac'oğlan der ki: Oldu bu işler,
Oturmuş sevdiğim hasbâle başlar.
Bir konak yaptırdım kavim kardaşlar,
Çekip ilk direğin yıkan ben oldum.

 

EVVEL SEN DE YÜCELERDEN UÇARDIN
Evvel sen de yücelerden uçardın,
Şimdi enginlere indin mi gönül?
Derya demez, dağ taş demez, geçerdin,
Karadan menzilin aldın mı gönül?

Yiğitliğim elden gitti yel gibi,
Damağımda tadı kaldı bal gibi,
Hoyrat eli değmiş gonca gül gibi,
Bozulmuş bağlara döndün mü gönül?

Hasta oldun, yastığını istersin,
Kadir Mevlâm sağlığını göstersin.
Cenneti âlâdan bir köşk dilersin,
Boynunun farzını kıldın mı gönül?

Karac'oğlan der ki: Söyle sözünü,
Hakk'a teslim eyle kendi özünü.
Nâs işine karalama yüzünü,
Yolun doğrusunu buldun mu gönül?

 

EVVELİ YALAN DÜNYAYA
Evveli yalan dünyaya,
Kur'an m'indi, hece m'indi?
Haydin danışak alime,
Gündüz m'indi, gece m'indi?

Melekler safa düzüldü,
İblis'in bağrı ezildi.
Dört kitap nerde yazıldı?
Yoksa gökten hoca m'indi?

Melekler Mevla'nın hası,
İblis ona oldu ası.
Gökten o kudret lokması,
Toka m'indi, aca m'indi?

Karac'oğlan söyler ırdan,
Destur aldım ben bir pirden.
Beytullah'ın üstü nurdan,
Beyte m'indi, hacca m'indi?

 

EZEL BAHAR YAZ AYLARI GELENDE
Ezel bahar yaz ayları gelende,
Kızıl gülün yaprağını sel alır.
Lale sümbül mor menemşe zamanı,
Oğlan kıza çiçek verir gül alır.

Derya kenarında kaldı keleğim,
Hak yanında kabul olsa dileğim.
Çok sallanma orta boylu meleğim,
Eloğludur gezişinden fel alır.

Karac'oğlan der ki: Dağı aşalı,
Yedi yıldır yar peşine düşeli.
Çıkarma perçemin festen dışarı,
Bad-ı sabah zülüfünden tel alır.

 

FELEK VERMEZSİN Kİ DENGİ DENGİNE
Felek vermezsin ki dengi dengine,
Yolumu düşürdün yine engine.
Kader getirdi Karaman iline,
Çimenleri mahzun, gülleri mahzun.

Aşıp da dağları seyran eyledim,
Şu garip gönlümü hayran eyledim.
Doğdu hep gönlümden, ben de söyledim,
Yaylaları mahzun, yolları mahzun.

Oba yerleri de yıkılmış, viran,
Ceyranlar gitmiş de, dağılmış şahan.
Dedim ki feleğe: İşlerin yaman,
Konuştuğum nice dilleri mahzun.

Karac'oğlan der ki: Konam güllere,
Gel gidelim gönül uzak illere.
Benden selâm söylen garip yollara,
Gördüm ovaları, çölleri mahzun.

 

GAM ÇEKME HÂLİNE DİVANE GÖNÜL
Gam çekme hâline divane gönül,
Sana da bulunur, elde neler var?
Ayva mı, turunç mu, nar mı eksiktir?
Sun elini beri, dalda neler var?

Sakının ağalar, beyler küçükten,
Yanağı gamzeli eğri bucaktan.
Arılar bal alır bin bir çiçekten,
Nezaket arıda, balda neler var?

Yiğit olan yiğit dağdır, kaledir,
Sevmeyin çirkini, başa beladır.
Bülbülün feryadı gonca güledir,
Takının güzeller, gülde neler var?

Bunu ben demedim, âşıklar diyen,
Şu dertli sineme hançerler vuran.
Bilmem boz geyiktir, bilme ak ceran,
Yüce yüce sarp kayada neler var?

Karac'oğlan der ki: Yaralı sinem,
Elimden aldırdım gül yüzlü sunam.
Kimi cennet ister, kimi cehennem,
Cennetten beride yolda neler var.

 

GAM KASAVET ÇEKME DİVANE GÖNLÜM
Gam, kasavet çekme divane gönlüm,
Her zamanda dünya başa dar olmaz.
Yıkılıp düşene gülme sakın sen,
Yiğit düşüp kalkmayınca bell'olmaz.

Avluda bağlıdır yiğidin atı,
Her nere varırsan söylenir methi.
Altına batırsan ey'olmaz kötü,
Aslı ham demirden, cevherdar olmaz.

Yiğit olan yiğit biner atlanır,
Yiğit olan her cefaya katlanır.
Yiğit gölgesinde yiğit saklanır,
Namertlerde gölge olmaz, dal olmaz.

Yiğit düşse, yiğit olan kaldırır,
Namert olan muktezasın bildirir.
Namert ağlatır da, yiğit güldürür,
Kötülerde namus olmaz, ar olmaz.

Karac'oğlan melil, mahzun oturur,
Ağlamaktan kendi yaşın bitirir.
Herkes ateşini burdan götürür,
O dünyada ateş olmaz, nâr olmaz.

 

GAM KASAVET KALKMAZ OLDU BAŞIMDAN
Gam, kasavet kalkmaz oldu başımdan,
Şâd olup da gülmediğim nedendir?
Gece, gündüz yalvarırım Mevlâ'ya,
Dileklerim kabul olmaz nedendir?

Karşımızda karlı dağlar dağ olur,
Çevre yanı ireyhanlı bağ olur.
İyi günde yaran, ahbap çok olur,
Dar günümde dost bulunmaz nedendir?

Şu gezdiğim Urum mudur, Şam mıdır?
Başımdaki kasvet midir, gam mıdır?
Kime yardım etsem sonu kem midir?
Bir gün olsun selâm salmaz nedendir?

Karac'oğlan der ki: Belalı başım,
Akıttım didemden kan ile yaşım.
Gurbete çıkanda yamandır işim,
Bu ömre kahretsem olmaz nedendir?

 

GARBÎ YELİ
Garbî yeli, garbî yeli,
Ne esersin deli deli?
Bahçemde açılan gülü,
Sen soldurdun garbî yeli.

Garbî yeli yeğin eser,
Deli poyraz sana küser.
Ak yâr duyar bana küser,
Sen barıştır garbî yeli.

Ak elinde sarı akik,
Yüzün yıkık, boynun bükük.
Ak yâr dargın diye duyduk,
Sen barıştır garbî yeli.

Garbî yeli serin değer,
Akçadeniz dalga döğer,
Karac'oğlan yâri anar,
Sen estikçe garbî yeli.

 

GARİPCE GARİPCE ÖTER
Garipce garipce öter,
Kızılöz'ün turnaları.
Yiğide eğlence yeter,
Ala gözün sürmeleri.

Öte döner hayallenir,
Beri döner çığalanır,
Yel estikçe tel tel olur,
Siyah zülfün burmaları.

Gül devşirdim deste deste,
Armağan yollayım dosta.
Böyle m'olur dostun dosta,
Varıp varıp gelmeleri.

Karac'oğlan bulur m'ola?
Bu dert beni alır m'ola?
Mevlâm izin verir m'ola?
Dost yüzünü görmeleri.

 

GARİPCE GARİPCE ÖTEN İBECİK
Garipce garipce öten ibecik,
Bizim iller yaylasına göçtü mü?
Doğru söyle beş yavrunun başı'çin,
Tuzak kaya bellerinden aştı mı?

Ulam ulam oldu, kaldı yazılar,
Ceyran kovar gök boncuklu tazılar.
Arap at üstünde şahbaz gaziler,
Alay kurup göç önüne düştü mü?

Arap atı köstek ile tutarlar,
Binenler üstünden cirit atarlar.
Benli Cennet mayaların katarlar,
Alay kurup göç önüne düştü mü?

Karac'oğlan der ki: Bindik atlara,
Mevlâm sen uğrattın türlü dertlere.
Ala karlı, mor sümbüllü yurtlara,
Benli Cennet mayaların çeşti mi?

 

GAYETLE BİR YAVRU GÜZEL OLMASA
Gayetle bir yavru güzel olmasa,
Ak gerdanda benler sırlanır mı?
Var aklın yoksa bir kamile danış,
Hiç güzel göğsünden yaralanır mı?

Ak sayalar geyip karşımda durma,
Ben kulun öldürüp kanına girme.
Sevdiğim sinende kırmızı alma,
Acep bir el vursam berelenir mi?

Selviden yaseminden uzun boylu,
Sevdiğim küçüksün var daha büyü.
Eğlim eğlim olmuş kaşların yayı,
Acep iğne vursam turalanır mı?

Kısmetin var ise gelir Yemen'den,
Kısmetin yoğ ise ne gelir elden?
Hüccetim kadıdan, beratım senden,
Hiç yazılan yazı karalanır mı?

Karac'oğlan der ki: Yar olmayınca,
Hakkın divanına durulmayınca.
Varıp ince bele sarılmayınca,
Seninle davamız aralanır mı?

 

GECE GÜNDÜZ DALIYORUM BEN FİKRE
Gece, gündüz dalıyorum ben fikre,
Vallahi sevdiğim del'olacağım.
Korkarım ki nazlı yârin öcünden,
Adım altın iken pul olacağım.

Kaş eğip de bakar beni bakmaya,
Ne çok heves eder hatır yıkmaya.
İftihar m'eyledin beni yakmaya?
Yanıp ateşine kül olacağım.

Destan olmak kolay değil dillere,
Kurban olam koynundaki güllere.
Nazlı yârin geçticeği yollara,
Döşeyip özümü, yol olacağım.

Karac'oğlan der ki: Güdem bir günü,
Gözüm açık gider sarmasam seni.
Amanın ağalar kınaman beni,
Varıp kapısına kul olacağım.

 

 

GEÇEN GÜN KARŞIMDA DURDUN EL GİBİ
Geçen gün karşımda durdun el gibi,
Bahçelerde açılmış gonca gül gibi.
Bencileyin sen de dertli kul gibi,
Nazlı sunam, Han Aslı'ya benzersin.

Dön beri, dön beri, yüzün göreyim,
Yanımda nem varsa, sana vereyim.
Al yanaklarına kurban olayım,
Nazlı sunam, Han Aslı'ya benzersin.

Eğlim eğlim kaşlarını eğmesin,
Çözemem yârimin göğsün düğmesin.
Topla zülüflerin yere değmesin,
Nazlı sunam, Han Aslı'ya benzersin.

Gide gide bir incecik yolu var,
Yâr ne giymiş, bir incecik beli var.
Nazlı yârin yanağında gülü var,
Nazlı sunam, Han Aslı'ya benzersin.

Karac'oğlan der ki: Sözün doğrusu,
Kaşlarının ağı kalem eğrisi.
Gözleri sürmeli ceran yavrusu,
Nazlı sunam, Han Aslı'ya benzersin.

 

GEL AŞIK BAK ŞU MAHLUKUN İŞİNE
Gel aşık bak şu mahlukun işine,
Amel kazanmadan sevap istiyor.
Umurun halinden bilmeyen kişi,
Arifin ağzından cevap istiyor.

Dört kapının marızların bilemez,
Başı canı Hak yoluna koyamaz.
Okuyup da elifbeyi diyemez,
Hocaya varmadan kitap istiyor.

Fehm etmez kelamı, acıdır sözü,
Ne bilsin şekeri, şap sanar tuzu.
Kulluk makamına ermeden sözü,
Cenab-ı Mevla'dan hitap istiyor.

Kaba sofu gibi meydanda çıkar,
Yanaşman yanına nefesi kokar.
Tilki gibi her deliğe baş sokar,
Hemen de camide hattab istiyor.

Karac'oğlan der ki: Çoğaldı adu,
Seyrettim cihanı kalmamış tadı.
Kanaraya dönmüş kelp ilen kedi,
Utanmadan dönmüş kebap istiyor.

 

GEL DE DOSTUN BAHÇESİNDE GEZELİM
Gel de dostun bahçesinde gezelim,
Kimler karşısına geldi bir gelin?
Aman gelin dedim, ben de ağladım,
Gözümün yaşını sildi bir gelin.

Sarıldı boynuma ağlama diye,
Hotozumu devre bağlama diye,
Yalvardı, yakardı inleme diye,
Taze bir şeftali verdi bir gelin.

A kuzum yanağın dertlere derman,
Kaşlerın yay olsun, kirpiğin keman.
Top zülüflerini sevdim bir zaman,
Gamz'okun sineme vurdu bir gelin.

Karac'oğlan der ki: Gönül sevmeden,
Ak göğsünün bendi gümüş düğmeden.
Sarılalım anan, atan duymadan,
Tenhada şeftali verdi bir gelin.

 

GEL DİYE DİYE GETİRDİN BENİ
Gel diye diye getirdin beni,
Bana kâr eyliyor kaşın sürmeli.
Öksüz gibi boyuncuğum bükerim,
Hoşuna mı gitti işin sürmeli.

Yaz baharın suyu gibi bulandım,
Heybe taktım, kapı kapı dilendim.
Yedi iklim, dört köşeyi dolandım,
Vallahi görmedim eşin sürmeli.

Kair Mevlâm seni bana denk eder,
Ah çekince yüreğimden kan gider.
Kara gözler, kirpiklerle cenk eder,
Yakıyor âlemi kaşın sürmeli.

Karac'oğlan, berkçe yapış sen dalda,
Ben seni severim ta canı dilde.
Yüzlerin portakal, irengin gülde,
Dünyada bulunmaz döşün sürmeli.

 

GEL DİYE DİYE GETİRDİN BENİ
Gel diye diye getirdin beni,
Bana kâr eyliyor kaşın sürmeli.
Öksüz gibi boyuncuğum bükerim,
Hoşuna mı gitti işin sürmeli.

Yaz baharın suyu gibi bulandım,
Heybe taktım, kapı kapı dilendim.
Yedi iklim, dört köşeyi dolandım,
Vallahi görmedim eşin sürmeli.

Kair Mevlâm seni bana denk eder,
Ah çekince yüreğimden kan gider.
Kara gözler, kirpiklerle cenk eder,
Yakıyor âlemi kaşın sürmeli.

Karac'oğlan, berkçe yapış sen dalda,
Ben seni severim ta canı dilde.
Yüzlerin portakal, irengin gülde,
Dünyada bulunmaz döşün sürmeli.

 

GEL GÖNÜL GURBETE GİTME
Gel gönül, gurbete gitme,
Ya gelinir, ya gelinmez.
Her güzele meyil verme,
Ya sevilir, ya sevilmez.

Şam-ı Şerif'tir zatımız,
Yörüktür bizim atımız.
Gurbet ilde kıymetimiz,
Ya bilinir, ya bilinmez.

Karac'oğlan düşse yola,
Hızır yardım etse bile.
Yâr dediğin demir kale,
Ya alınır, ya alınmaz.

 

GEL GÖZLERİN ÖPEYİM GEL
Gel gözlerin öpeyim gel,
Ben aşıkım yalan değil.
Kaçma benden başın için,
Ağlar gözüm güller değil.

Bizde dilber bade içer,
İçer de ak göğsün açar.
Sürü sürü ceylan geçer,
Bu yol bizim yollar değil.

Bizde dilber nazlı olur,
Sürmeli ala gözl'olur
Dağları nergisli olur,
Bu dağ bizim dağlar değil.

Karac'oğlan yasın yazar,
Yasar da bağrına basar.
Bizde badı saba eser,
Bu yel bizim yeller değil.

 

GELİN DER Kİ: BEN YAYLAYA GÖÇEYİM
Gelin der ki: Ben yaylaya göçeyim,
Pınarlardan soğuk sular içeyim,
Yâre karşı ak göğsümü açayım,
Aç göğsünü yâr gayrı sen açındı.

Gelinin yüzünde ipek duvaklar,
Hani adadığın bunca adaklar?
Sultani kiraza benzer dudaklar,
Kirazlar da yetişmiş, devşirindi.

Evinin önünden yürüdüm yoldan,
Doğrulup baktım da ar ettim elden.
Yanakları farksız kırmızı gülden,
Kırmızı goncam gayrı açılındı.

İnip gider şu bahçenin düzüne,
Halka halka sürme çekmiş gözüne.
Gelin oldum diye bakmaz yüzüme,
Yüzünü bari tenhada açındı.

Havalandı gönül, yüksekten uçtu,
Sevdiğim görüp de kaynadı, coştu.
Merhamet sahibi gerdanın açtı,
Sıçradı da canı tenim alındı.

Her adam ne bilir aşkın hâlinden?
Bülbül vazgeçer mi gonca gülünden?
Şeker, şerbet damlar tatlı dilinden,
Geçti dilber şu yolları dolandı.

Yiğit eğlencesi güzelin genci,
Cefayı çok eder dilberin dinci.
Selvidir boyu da, dişleri inci,
Abdal oldu yine gönlüm delindi.

Karac'oğlan der ki: Halimi bilmez,
Güzeli öğmezsem yüzüme gülmez.
Bu yalan dünyadır; gidenler gelmez,
Hep gidenler şu toprağa belendi.

 

GELİNE BAK DELİ GÖNÜL GELİNE
Geline bak deli gönül geline,
Koynunda açılmış gül memelerin.
Emsem de doyulmaz yavrum tadına,
Kaymağa karışmış bal memelerin.

Mevlâm sana kirpik vermiş, kaş vermiş,
İnciden, sedeften, dürden diş vermiş.
Koynundaki turunç olmuş uç vermiş,
Açılmış goncadır gül memelerin.

Karac'oğlan çıkmış yollara bakar,
Ayrılık ataşı gönlümü yakar.
Domur domur terin durmayıp akar,
Allı çevren al da sil memelerin.

 

GELİYOR NAZLIMIN GÖÇÜ
Geliyor nazlımın göçü,
Tel tel olmuş ipek saçı.
Fındık, fıstık, badem içi,
Çereç olmuş memeleri.

N'ideyim dünyada malı?
Boyunca giyinmiş alı.
Payas'ın da portakalı,
Turunç olmuş memeleri.

Cemali gösteren beldir,
İhsan eyle, beni öldür.
Biri reyhan, biri güldür,
Ne hoş kokar memeleri.

Karac'oğlan, böyle demiş,
Balınan, kaymağın yemiş.
Biri altın, biri gümüş,
Ne pahalı memeleri.

 

GEZER İKEN SÜRÜSÜNE UĞRADIM
Gezer iken sürüsüne uğradım,
Durmuş sohbet eder beşi güzelin.
Belki dört tanenin misli bulunmaz,
Yüzü çifte benli başı güzelin.

Söylediğim şu sözlerin manası,
Ağzında dişleri inci tanesi.
Hangi tarihtedir, bilmem senesi?
On beşini bulmuş yaşı güzelin.

Layık mıdır âşıkını yorması?
Yüzüne dökülmüş altın sırması.
Gam mıdır yoluna bir can vermesi?
Beni Mecnun etti kaşı güzelin.

Karac'oğlan der ki: Rast geldim cana,
Görünce yaralar döndü hicrana.
Gerdanda benlerin benzer mercana,
İnciye misaldir dişi güzelin.

 

GİDEN GELMEZ
Giden gelmez, giden gelmez,
Aşnasın ağlatan gülmez.
Giyim ile meydan olmaz,
Vur kantara tart yiğidi.

Deryalarda olur bahri,
Yâr elinden içtim zehri.
Sunam gurbet ilin kahrı,
Yumşak eder sert yiğidi.

Karac'oğlan der: N'olurmuş?
Dert Allah'tan gelir imiş.
İflâh etmez öldürürmüş,
Yürekteki dert yiğidi.

 

GİDERKEN YOLUM UĞRADI
Giderken yolum uğradı,
Uğruma şeker doğradı,
Ben söyledim, o ağladı,
Gözleri ceren o kızın.

Parmağında hatem yüzük,
Kolunda altın bilezik.
Boynun eğmiş, kıza yazık,
Telleri ceren o kızın.

Fakir Karac'oğlan, fakir,
Dilim söyler, kalbim okur.
İbrişimden halı dokur,
Elleri ceren o kızın.

 

GİDER OLDUM KÖMÜR GÖZLÜM ELVEDA
Gider oldum, kömür gözlüm elveda,
Nazlım bize bu illerden göç oldu.
Senin ile zevki sefa sürdüğüm,
Geldi, geçti cümle işler hiç oldu.

Ak yâr melil, mahzun bakma yüzüme,
Bir od düştü yanar tatlı özüme.
Dünya zindan, görünmüyor gözüme,
Nazlım senden ayrılması güç oldu.

Zalim felek devre çalmış kalemi,
Ahı zarım tuttu bütün âlemi.
Gurbet elde eksik etme selâmı,
Geçti serden yâr başıma taç oldu.

Karac'oğlan, Mevlâm yazmış fermanım,
Semaya set çekti ahı figanım.
Lütfedip ağlatma nazlı gülşanım,
Bize bu ayrılık Hak'tan iş oldu.

 

GİYİN HEY SEVDİĞİM KUŞAĞIN KUŞAN
Giyin hey sevdiğim, kuşağın kuşan,
Deli olur yavru peşine düşen.
Dilber benim diye sarıp sarmaşan,
Elimi tutacak elin kalmamış.

Bakın hey ağalar, bakın hâline,
Değirmenler döner çeşmin seline.
İnanmayın el kızının diline,
Hoş geldin demeye dilin kalmamış.

Karac'oğlan der ki: Haydi gidelim,
Şurda bir güzel yok, gel gel edelim.
Bahçe viran olmuş, bağı n'idelim?
Dökülmüş yaprağın, gülün kalmamış.

 

GÖKYÜZÜNDE TÜTEN OLSAM
Gökyüzünde tüten olsam,
Yeryüzünde biten olsam,
Al benekli keten olsam,
Yâr boynuna sarsa beni.

Yâr kolunda burma olsam,
Yedikleri hurma olsam.
Alçım alçım sürme olsam,
Yâr kaşına sürse beni.

Karac'oğlan, uşak olsam,
Yâr belinde kuşak olsam.
Bir atlastan döşek olsam,
Yâr altına serse beni.

 

GÖKYÜZÜNDE YEŞİL YAPRAK
Gökyüzünde yeşil yaprak,
Yere düşer ırak ırak.
Basdığımız kara toprak,
Usul boydan aşar bir gün.

Bulut gökden şişesidir,
Yağup yere düşesidir.
İnsanlar dağ meşesidir,
Değer balta budar bir gün.

Bak şu feleğin işine,
Neler getirdi başıma?
Mezarımın baş taşına,
Konar baykuş öter bir gün.

Karac'oğlan der: N'olacak?
Mukadder böyle olacak.
Hallacı Mansur gelecek,
Dağı taşı atar bir gün.

 

GÖNÜL ARZULUYOR ANTEP İLİNİ
Gönül arzuluyor Antep ilini,
Şu Kemnun Gediği belli görünür.
Evvel bahar, yaz ayları doğunca,
Çoşar Balık Suyu, selli görünür.

Kılcan derler şu köylerin sırası,
Rasaf söker benim göğsüm yarası.
Bakıda'nın çoktur kaşı karası,
Eğdirmiş serpuşun telli görünür.

Bakıda'dan indik kol kola düze,
Melekköy gark olmuş güle, nergise.
Arkık'ta uğradım bir güzel kıza,
Terlemiş yanağı, ballı görünür.

Gediğe varırsak, yol olur yarı,
Sargın'ın güzeli salınır bari.
Bugün konak yeri Nafak pınarı,
Oradan Antep'in ili görünür.

Karac'oğlan der ki: Ergene köyü,
Beşdeli'den akar Halep'in suyu.
Tilbaşar ilinde şu Ekiz Kuyu,
Edepli, erkânlı, yollu görünür.

 

GÖNÜL KUŞU KALKTI UÇTU HAVAYA
Gönül kuşu kalktı, uçtu havaya,
İn gönül dedim de indiremedim.
Aşıp aşıp gider karlı dağlara,
Dön gönül dedim de döndüremedim.

Hüma kuşu gibi yüksek uçarsın,
Pervaz vurup Tercüman'ı geçersin.
Bin bir türlü dala konup göçersin,
Gönül sana mekân bulduramadım.

Âleme sultansın, vezirsin kendin,
Aç dedim, açmadın ak göğsün bendin.
Yad illere gönül verdin de döndün,
Gönül sana akıl erdiremedim.

Karac'oğlan der ki: Nedir çare ya?
Cerrah n'eyler yürekteki yaraya?
Gönül düştü şimdi kaşı karaya,
Akar çeşmim yaşım dindiremedim.

 

GÖNÜL NE GEZERSİN SARP KAYALARDA
Gönül ne gezersin sarp kayalarda?
İniver aşağı, yola gidelim.
Bir güzel sevmeyle gönül eğlenmez,
Gel güzeli bolca ile gidelim.

Koyuverin gitsin sefil baykuşu,
Durmuyor, akıyor gözümün yaşı.
Kadir, kıymet bilmez imiş her kişi,
Kadirli, kıymetli ile gidelim.

Koyverin şahanı, avını alsın,
Yarenim, yoldaşım yanıma gelsin.
Şu garip illerde düşmanım ölsün,
Emmili, dayılı ile gidelim.

Karac'oğlan der ki: Yiyip içmeden,
Güzeller usanmaz konup göçmeden.
Muhanatın köprüsünden geçmeden,
Düşelim de azgın sele gidelim.

 

GURBETTE ÖMRÜM GEÇECEK
Gurbette ömrüm geçecek,
Bir daracık yerim de yok.
Oturup derdim dökecek,
Bir münasip yârim de yok.

Uçtu genç şahanım, uçtu,
Kaçarak deryayı geçti.
Gönlüm bir güzele düştü,
Sarf edecek malım da yok.

Koyverin kuşu turnaya,
Yârin durağın bulmaya.
Soyundum derviş olmaya,
Hırka ile şalım da yok.

Karac'oğlan, dünya fâni,
Toprak emer tatlı canı.
Hastalandım, ilâç hani?
Bir acısız ölüm de yok.

 

GÜZEL DERLER BİR DİLBERE UĞRADIM
Güzel derler bir dilbere uğradım,
Siyah zülfü mah yüzüne gül gibi.
Boyu kısa ama, kendi münasip,
Uzar gider bir şıvgacık dal gibi.

Giydireyim yeşil ile, al ile,
Besleyeyim kaymak ile, bal ile.
Anan bana versin şunca mal ile,
Koklayayım bir tomurcuk gül gibi.

Kalem aldım kaşın, gözün çatmaya,
Hicap ettim adın sual etmeye.
Seni satan az bahaya satmaya,
Bakıp durur yüz altınlık mal gibi.

Hazere de Karac'oğlan, hazere,
Bir melhem yap, yarelerim tazele.
Bir saray yaptırdım şöyle güzele,
On halayık hizmet etsin kul gibi.

 

GÜZELİM GEZİYOR GÖLDE GÖLEKTE
Güzelim geziyor gölde, gölekte,
Altın küpe şan veriyor kulakta.
Cennet-i âlâ'da, hörü, melekte,
Acep şu güzelin var mı bir eşi?

Sabahleyin su içerken kurnada,
Bir eşini gören yoktur dünyada.
Kayseri'de, Karaman'da, Konya'da,
Acep şu güzelin var mı bir eşi?

Sabahleyin kalkar, Kur'an'ın okur,
Kakülün görür de bülbüller şakır.
Ne İstanbul koydum, ne Diyarbakır,
Acep şu güzelin var mı bir eşi?

Karac'oğlan der ki: Düştüm bir derde,
Ciğer kebap oldu, yandı gamlerde.
Güneşin doğduğu, battığı yerde,
Acep şu güzelin var mı bir eşi?

 

GÜZELİN YANAĞI AYIN TEKERİ
Güzelin yanağı ayın tekeri,
Ağzı oğul balı, Firenk şekeri.
Omuzlar aşağı, gerdan yukarı,
Her bir yeri mamur olur güzelin.

Güzellerin salağına varmalı,
El bağlayıp divanına durmalı.
Kırmızı kolçaklı, altın burmalı,
Ak elleri topak olur güzelin.

Güzel olan elvanesin bağlanır,
Güzelin yanında yiğit eğlenir.
Garbi değmiş kavak gibi sallanır,
Yürüyüşü ne hoş olur güzelin.

Karac'oğlan der ki: Güzel övmeli,
El bağlayıp divanına durmalı.
Kaşları kara da, gözü sürmeli,
Ala gözü sübe olur güzelin.

 

GÜZEL NE GÜZEL OLMUŞSUN
Güzel, ne güzel olmuşsun,
Görülmeyi görülmeyi.
Siyah zülfün halkalanmış,
Örülmeyi örülmeyi.

Bahçende gülün güllenmiş,
Şeyda bülbülün dillenmiş.
Koynunda memen kirlenmiş,
Emilmeyi emilmeyi.

Mendilim yudum, arıttım,
Gülün dalında kuruttum.
İsmim ne idi, unuttum,
Sorulmayı sorulmayı.

Seğirttim, ardından yettim,
Eğildim, yüzünden öptüm.
Adın bilirdim, unuttum,
Çağırmayı çağırmayı.

Benim yârim bana küsmüş,
Zülfünü gerdana dökmüş.
Muhabbeti benden kesmiş,
Sevilmeyi sevilmeyi.

Çağır Karac'oğlan, çağır,
Taş düştüğü yerde ağır.
Yiğit sevdiğinden soğur,
Sarılmayı sarılmayı.

 

GÜZELSİZ YAYLAYA KONUP GÖÇÜLMEZ
Güzelsiz yaylaya konup göçülmez,
Kelle kesmek ile kanlar saçılmaz.
Gelirim, geçerim gözün açılmaz,
Bir derdin var bilemedim kız senin.

Bir gider de, beş arkana bakarsın,
Gözlerinden kanlı yaşlar dökersin.
Bilmem küskün müsün, yas mı çekersin?
Bir derdin var bilemedim kız senin.

Derdim ağır, dere tepe gezdirir,
Kazmayın kabrimi, eller kazdırır.
Gider gelir, kız yüzünü azdırır,
Bir derdi var bilemedim kız senin.

Yiğidin bindiği Arap atıdır,
Şahanın yediği turna etidir.
Nazlı yârim, nişanlın mı kötüdür?
Bir derdin var bilemedim kız senin.

Karac'oğlan der ki: Gönül farımaz,
Zülüf burma ile kakül çürümez.
Çok zamandır gözün yaşı kurumaz,
Bir derdin var bilemedim kız senin.

 

HAKK'IN KANDİLİNDE GİZLİ SIR İDİM
Hakk'ın kandilinde gizli sır idim,
Anamın beline indirdin beni.
Ak mürekkep idim, kızıl kan ettin,
Türlü irenklerde yandırdın beni.

Anamın karnında ben neler gördüm,
Yedi derya geçtim, ummana daldım.
Dokuz aylık yoldan sefere geldim,
Bir kapısız hana indirdin beni.

Ben de bildim şu dünyaya geldiğim,
Tuzlandım da çaputlara belendim.
Bir zaman da beşiklerde sallandım,
Anamın sütüne kandırdın beni.

Beş yaşında akıl geldi başıma,
On yaşında gider oldum işime.
Varıp da değince on beş yaşıma,
Bir kuru sevdaya yeldirdin beni.

On beş yaşadım, yirmiye yol oldu,
Otuzunda çevre yanım göl oldu.
Kırk yaşadım hayrım, şerrim bell'oldu,
Hayrımı, şerrimi bildirdin beni.

Ellisinde yolum yokuşa düştü,
Altmışında hazır bildiğim geçti.
Yetmişinde biraz tebdilim şaştı,
Mertebe mertebe indirdin beni.

Sekseninde beratcığım yazıldı,
Doksanında kan damarım üzüldü.
Yüz yaşadım kabirciğim kazıldı,
Şu kara toprağa gönderdin beni.

Karac'oğlan der ki: Yakıp yandırdın,
Aşkın şerbetini verdin kandırdın.
En sonunda Azrail'i gönderdin,
Birden doğmamışa döndürdün beni.

 

HANİ SENİN SIDKI BÜTÜN SÖZLERİN?
Hani senin sıdkı bütün sözlerin?
Dost koynunda muhabbetli izlerin?
Dostum tomur tomur akça yüzlerin,
Şu benim dişimin yarelerinden.

Gizli sırrın yad ellere denilmez,
Divaneler dost yerine konulmaz.
Ellemeye hiçbir yerin kıyılmaz,
Sen göster sevgilim, nerelerinden?

Gizli sırrın yad ellere diyeyim,
Bal olayım, al yanağa konayım.
Kerem eyle, ak gerdandan emeyim,
Top kara zülfünün aralarından.

Karac'oğlan der ki: Sözle kesilmem,
Bir kötüye varıp böyle yasılmam.
Isırırsın dersin, vallah ısırmam,
Okşayayım nazlım şuralarından.

 

HER SABAH HER SABAH GELİR GEÇERLER
Her sabah, her sabah gelir geçerler,
Dünyalar durdukça durası kızlar.
Bir vefa görmedim kaşı karadan,
Allah'ım muradın veresi kızlar.

Tanımadım kirpiğinden, kaşından,
Ayırmadım yarenimden, eşimden.
Öpe idim gerdanından, döşünden,
Gelin olup bize gelesi kızlar.

Donatayım yeşil ile, al ile,
Besleyeyim şeker ile, bal ile.
Boğum boğum al kınalı el ile,
Gelin olup bize gelesi kızlar.

Karac'oğlan, bir sünbülcük yetirsem,
Yetirsem de, gölgesinde otursam.
Kulağı küpeli bir yâr getirsem,
Babaları evin gezesi kızlar.

 

HASRETİNDEN CİĞERCİĞİM
Hasretinden ciğerciğim,
Delindi dilber, delindi.
Medet Allah'ı seversen,
Gel şimdi dilber, gel şimdi.

Can seni görmeye iver,
Ne rahmin, ne tesellin var.
Bencileyin seni sever,
Bul şimdi diber, bul şimdi.

Cevabın aldım dilinden,
Öldüm sevdanın derdinden.
Elveda canım elinden,
Al şimdi dilber, al şimdi.

Uğrayıp ulu yerlere,
Gidem gerçek erenlere.
Ben gidince engellere,
Kal şimdi dilber, kal şimdi.

Coştu Karac'oğlan, coştu,
Aşk deryası boydan aştı.
Bir gül idin, çağın geçti,
Sol şimdi dilber, sol şimdi.

 

HASTA DÜŞTÜM HEY AĞALAR
Hasta düştüm hey ağalar!
Hâlim bilmez dağlar şimdi.
Düşman gibi dost karşımda,
Zülüflerin bağlar şimdi.

Etmedim ahdi amanı,
Geçti mihnetin zamanı.
Yitirdim kaşı kemanı,
Gözüm yaşı çağlar şimdi.

Dellendim, kanman sözüme,
Dost hançer vurdu özüme.
O yâr bakmıyor yüzüme,
Yas çekecek çağlar şimdi.

Balaban uçurdum gölden,
Tor şahan kaçırdım koldan.
Yazık, fırsat gitti elden,
Mecnun oldum beyler şimdi.

Firkat odu yaktı canım,
Feryatla geçer zamanım.
Yaralandım, akar kanım,
Karac'oğlan ağlar şimdi.

 

HASTA OLDUM ODALARDA YATARIM
Hasta oldum, odalarda yatarım,
Beylere göçecek zaman da geldi.
Tutuştu bir uçtan, yandı evleri,
Bürüdü dağları, duman da geldi.

Yaz gelir de Arap atlar yarışır,
Bayram günü kanlı, kinli barışır.
Dediler sevgilin elle konuşur,
Divane gönlüme güman da geldi.

Arılar da petek verir sırrınan,
Gönlümün gamı da doldu nurunan.
Gizli gizli konuşurum yârinen,
Ecel de böyle bir zamanda geldi.

Omuz verip arkasında götüren,
Meme verip kucağında yatıran,
Adam edip meclislere getiren,
Derdimin ortağı anam da geldi.

Felek bana hançerini haşladı,
Göz göz oldu yarelerim işledi.
Hocam geldi, Yasin'lerden başladı,
Baktım sağ yanımda imam da geldi.

Karac'oğlan der ki: Bu mudur huyum?
Çekildi barhanem, gam yüklü tayım.
Deşildi kabirim, ılıdı suyum,
Çırpına çırpına sunam da geldi.

HAVALANMA DELİ GÖNÜL DÜŞERSİN
Havalanma deli gönül düşersin,
Aşıklarda kibir olmaz can olur.
Bu illeri sen de görsen şaşarsın,
Güzellerde nice nazlar şan olur.

Geze geze şu bağrımı pişirdim,
Dost bağına yavru şahin uçurdum.
Nice fırsat düştü ele kaçırdım,
Benim halim dillere destan olur.

Göbeli'de bir dilbere düş oldum,
Aklım şaştı, kaygılara eş oldum.
Aman beyler bakın ben bir hoş oldum,
Ben aşıkım ateş olur, yan olur.

Karac'oğlan der ki: Bunda kalırım,
Bu yavrunun derdinden ben ölürüm.
Harun Baba izin verse gelirim,
İnsandır bu derviş olur, han olur.

 

HAYDİ GEL DAĞLARDA GİDELİM AVA
Haydi gel, dağlarda gidelim ava,
Ördekler yaylaya çıkar sabahtan.
Dünyanın sonunda bir gül açılmış,
Misali cennette kokar sabahtan.

Maşallah deyin de, değmesin nazar,
Bilezik takmaya kolları güzel.
Korkmaz karakuştan, serbestçe gezer,
Silkinir, vadiye çıkar sabahtan.

Sallana sallana gelir nazınan,
Seni avladayım şahbaz bazınan.
Al tokaylan, kırmızı pervazınan,
Silkinir, vadiye çıkar sabahtan.

Karac'oğlan der ki: Bana ne oldu?
Azrail geldi de başa derildi.
Mezarcıma kazma, kürek verildi,
Dostum ağlar, düşman güler sabahtan.

 

HAYDİ KALK GİDELİM GÜZELLER BAŞI
Haydi kalk gidelim güzeller başı,
Engelden çekinme, gel yavaş yavaş.
Gözümden akıttım kan ile yaşı,
Zülfünün teliyle sil yavaş yavaş.

Kaşların benzettim yavru marala,
Gözlerin hükmeder yedi krala.
Seher vakti kollarını ırgala,
Dokunsun zülüfün, gel yavaş yavaş.

Karac'oğlan der ki: Gidelim yâre,
Acep bulunur mu derdime çare?
Gördüm gerdanında benleri hâre,
Yanakta açılmış gül yavaş yavaş.

 

HAZIR OL VAKTİNDE NEMSE KRALI

Hazır ol vaktinde Nemse Kralı,
Yer götürmez asker ile geliyor.
Patriklerin inmiş tahttan diyorlar,
Bir halife kalmış, o da geliyor.

Yetmiş bin var siyah postal giyecek,
Seksen bin var Allah Allah diyecek,
Doksan bin var tatlı cana kıyacak,
Yüz bini de Tatar Han'dan geliyor.

Gelen Ahmet Paşa kendidir kendi,
Altmış bin dal kılıç, kusuru cündî.
Kaçma kafir kaçma, ölümün şimdi,
Hacı Bektaş Veli kalkmış geliyor.


Şevketli efendim, Sultanım vezir,
Altmış bin kılıçlı yanında hazır.
Deryalar yüzünde boz atlı Hızır,
Benli boza binmiş, o da geliyor.

Karac'oğlan der ki: Burda durulmaz,
Güleç yüze, tatlı söze doyulmaz.
Gökteki yıldızdan çoktur, sayılmaz,
Yedi iklim, dört köşeden geliyor.

 

HAZRETİ MEVLÂ'DAN DİLEĞİM BUDUR
Hazreti Mevlâ'dan dileğim budur,
Bülbül gibi işin ah ü zâr olsun.
Beddua eylemem sana sitemkâr,
Gül gibi meskenin diken, hâr olsun.

Sarıcalar çıksın nazik teninde,
Dilerim ölesin tatlı deminde.
Yüzün kara olsun Hak divanında,
Kıyamet gününde başın dar olsun.

Dilerim Sübhan'dan olma bermurat,
Cisminde kalmasın bir akçelik zât.
Cennet yüzünü görme ilelebet,
Cehennem meskenin, yerin nâr olsun.

Bu Karac'oğlan'ı sen ağlatırsın,
Kadir Mevlâm, her murada kadirsin.
Her dem zebaniler belini kırsın,
Her vurdukça iki eli var olsun.

 

HELE BAKIN ŞU GÜZELİN HÂLİNE
Hele bakın şu güzelin hâline,
Benim olsa, vermem dünya malına.
Doyup usanmadım tatlı diline,
Daha bu güzellik sana az gelin.

Eğnine giyinmiş alınan moru,
Gören yiğitler de çekiyor zârı.
Mevlâm hûb yaratmış şöyle bir yâri,
Korkarım ki sana değer göz gelin.

Kötü ile asla eyleme pazar,
Hamaylılar takın, değmesin nazar.
Ağca ceran gibi çölde ne gezer?
Tülü maya gibi sallan, gez gelin.

Karac'oğlan der ki: Düşkün gezersin,
Hey kız, çok sallanma, bağrım ezersin.
Her sevdiğin sen deftere yazarsın,
Beni de sev, defterine yaz gelin.

 

 

HELE BAKIN ŞU LEYLEĞİN İŞİNE
Hele bakın şu leyleğin işine,
Ağustosta uçar gider leylekler.
Aden İskelesi sizin çölünüz,
Orda kılavuzun seçer leylekler.

Aden İskelesi, Arap Dağı'ndan,
Hastalanmış, ayrı düşmüş beğinden.
Deryanın üstünden, Yemen Çölü'nden,
Ordan öte uçar gider leylekler.

Bir millet vardır ki, ağaçta biter,
Kırk güne varışın vadesi yeter.
Deccal, meccal o leyleğe ok atar,
Ordan öte uçar gider leylekler.

Bir millet vardır ki, sade çamurdan,
Onların gününü saymam ömürden.
Bir dağ var yar'altın yarı demirden
Ondan öte uçar gider leylekler.

Bir millet var, tepesinde gözü var,
Deve tabanına benzer izi var.
Çakal derler bir incecik yazı var,
Ondan öte uçar gider leylekler.

Kuh-i Kaf dağına varana kadar
Oradan yavruya kurbanlar adar.
Sultan Süleyman'ı ziyaret eder,
Orda gözyaşını döker leylekler.

Kuh-i Kaf dağının ardını aşar
Oraya varınca yolunu şaşar,
Dünyanın ucunda tuzağa düşer,
Ondan öte uçar gider leylekler.

Bir dağ vardır, sade çakmak taşından,
Bir dağ vardır, hiç aşılmaz başından.
Bir şehir var, varan ölür dışından,
Ondan öte uçar gider leylekler.

Mestine de Karac'oğlan, mestine,
Dostu olan gül alıyor destine.
Bir şehir var, yılan yağar üstüne,
Onu yer de geri döner leylekler.

 

HEP PAŞALAR TUĞUN ÇEKTİ YÜRÜDÜ
Hep paşalar tuğun çekti yürüdü,
Üstümüzü boz dumanlar bürüdü.
Kuruldu döğüşler, günler farıdı,
Boz duman içinde kalan Belgrat.

Yine kavuşuyor ay ile yıldız,
Kuruldu döğüşler, geceler gündüz.
Defter ile gitti on yedi bin kız,
Güzelleri yesir olan Belgrat.

Görebilsem Belgrad'ın dağların,
Yüreğime bir od düştü ağlarım.
Zabtetmişler Belgrad'ın beylerin,
İslama imdat der ağlar Belgrat.

Hezeli de deli gönül hezeli,
Güz gelince döker bağlar gazeli.
Yesir gitti Belgrad'ın güzeli,
Güzelleri yesir giden Belgrat.

Eyerlendi atlar, sinler kazıldı,
Geldi düşman karşımıza dizildi.
Al-i Osman orduları bozuldu,
İslama imdat der ağlar Belgrat.

Kuzular meleşir, bulmaz anayı,
Göz yaşıyla doldurdular Tuna'yı.
Gidi kafir teslim aldı kaleyi,
Camileri kilise olan Belgrat.

 

HER NEREDEN BAKSAM PARLAYIP GEZER
Her nereden baksam, parlayıp gezer,
Sunam gözyaşını göle düşürür.
Şehri gibi mor beliğin parlatır,
Atar sünbül saçın bele düşürür.

Çölleri vermişler akça ceyrana,
Baykuşa vermişler ıssız virana.
Yârinden ayrılan döner pervane,
Bülbül figanını güle düşürür.

Güzel olan, gül benzini soldurmaz,
Her olur, olmaza meyil aldırmaz.
Yiğit olan, gizli sırrın bildirmez,
Kötüler, sevdiğin dile düşürür.

Karac'oğlan der ki: Böyle kalırsa,
Bahri gibi ummanlara dalarsa,
Her ne zaman gönül yârin dilerse,
Irak, yakın demez yola düşürür.

 

HER SABAH HER SABAH ÇEKİLEN GÖÇLER
Her sabah, her sabah çekilen göçler,
Katarın çeker mi oldun küçücek?
Yel gibi geldin de, geçtin buradan,
Rahvanlı tatar mı oldun küçücek?

Başına sokulmuş gülü, lâlesi,
Yaktı beni kaşlarının karası.
El göçüp, kendi burda kalası,
Dağlarda melil mi kaldın küçücek?

Başına bürünmüş ibrim börümcek,
Duramıyom yâr ben seni görüncek.
Dolanıp da hasta hâlim soracak,
Dillerimden düşer m'oldun küçücek?

Karac'oğlan der ki: Yandım kül gibi,
Gönlümün köprüsü ince kıl gibi.
Yanağın açılmış gonca gül gibi,
Burcu burcu kokar m'oldun küçücek?

 

HER SABAH HER SABAH ÇIKAR BAKARSIN
Her sabah, her sabah çıkar bakarsın,
Bilmiyorum, ne derdin var yâr senin?
Dertli sinem aşk oduna yakarsın,
Bilmiyorum, ne derdin var yâr senin?

Bahar gelmeyince güller açılmaz,
Yavrusuz yaylaya konup göçülmez.
Uykudan mı kalktın, gözün açılmaz?
Bilmiyorum, ne derdin var yâr senin?

Yaz gelince kuru otlar sulanır,
Cahil olanların gönlü bulanır.
Yıl geçince iki bayram dolanır,
Bilmiyorum, ne derdin var yâr senin?

Karac'oğlan der ki: Olduğu yerde,
Ciğer büryan olur gördüğü yerde.
Sabah güneşinin doğduğu yerde,
Bilmiyorum, ne derdin var yâr senin?

 

HER SABAH HER SABAH GELİR GEÇERLER
Her sabah, her sabah gelir geçerler,
Dünyalar durdukça durası kızlar.
Bir vefa görmedim kaşı karadan,
Allah'ım muradın veresi kızlar.

Tanımadım kirpiğinden, kaşından,
Ayırmadım yarenimden, eşimden.
Öpe idim gerdanından, döşünden,
Gelin olup bize gelesi kızlar.

Donatayım yeşil ile, al ile,
Besleyeyim şeker ile, bal ile.
Boğum boğum al kınalı el ile,
Gelin olup bize gelesi kızlar.

Karac'oğlan, bir sünbülcük yetirsem,
Yetirsem de, gölgesinde otursam.
Kulağı küpeli bir yâr getirsem,
Babaları evin gezesi kızlar.

 

HER SABAH HER SABAH SALINAN DİLBER
Her sabah, her sabah salınan dilber,
Ateşin bağrımı yakıp gidiyor.
Yanağa sokunmuş tomurcuk güller,
Yârim burcu burcu kokup gidiyor.

Alnına bağlamış altından akça,
Koltuğuna çalmış bir ipek bohça.
Seherde kalkıp da gezerken bahçe,
Sanırsın su gibi akıp gidiyor.

Sevdiğim üstüne gelmesin hata,
Yanağın güllerin rengine bata.
Yâri bindirmişler bir yeğin ata,
Elinde dizgini tartıp gidiyor.

Karac'oğlan der ki: Aradım, buldum,
Bir zaman yanında eğlendim, kaldım.
Tomurcuk gülüne elimi sundum,
Al gül diken olmuş, batıp gidiyor.

 

HER SABAH HER SABAH SALLANAN GÜZEL
Her sabah, her sabah sallanan güzel,
Sallanma karşımda, ilazım değil.
Ben bilirim, senin gönlün bendedir,
Benim gönlüm geçti, ilazım değil.

Yine haber geldi yârdan yanıma,
Kötü sözler kâr etmiyor canıma.
Gel der iken, gelmez idin yanıma,
Kız, senin sevdiğin ilazım değil.

O güzelin ayağında mesti var,
Mutlak bizi öldürmeye kasdi var.
Benden başka sarılacak dostu var,
Onlar varsın sarsın, ilazım değil.

Karac'oğlan, camalını kaldırsın,
Mevlâm güzelliğin daha arttırsın.
Ölürsem, cenazem eller kaldırsın,
Gelmesin üstüme, ilazım değil.

 

HER SABAH SEHERDEN ÇIKAR SARILIR
Her sabah seherden çıkar, sarılır,
Ah n'eyleyim gönülcüğüm aldırdım.
Ah çekerken yüreciğim delinir,
Ah n'eyleyim gönülcüğüm aldırdım.

Ben ölürsem söylenirim dillerde,
Bülbül figan eder gonca güllerde.
Haramiye aldırdığım yerlerde,
Ah n'eyleyim gönülcüğüm aldırdım.

Karac'oğlan der ki: Sıdk ile söyle,
Ya nice çekerim ben bunu böyle?
Kadir Mevlâm, derdime derman eyle,
Ah n'eyleyim gönülcüğüm aldırdım.

 

HEY AĞALAR BEN BİR HAYRETE DÜŞTÜM
Hey ağalar, ben bir hayrete düştüm,
Tanrının ödüncü verilmez oldu.
Olanca malımı döksem mezada,
Erenler yanında bilinmez oldu.

Ustalar yapıyı tersine yapar,
Esnaflar işine hileler katar.
Zamane kadısı altına tapar,
Doğru hak, şeriat sürülmez oldu.

Şimdiki beğlerin sazı çalınmaz,
Az rüşvet versem de, o da alınmaz.
Boynumuza farzdır beş vakit namaz,
Tanrının namazı kılınmaz oldu.

Karac'oğlan der ki: Dertlerim çoktur,
Ciğer kebap oldu, dermanım yoktur.
Sözüm dinletmeye fermanım yoktur,
Yiğidin kıymeti bilinmez oldu.

 

HEY AĞALAR BEN HOCAMA DANIŞTIM
Hey ağalar, ben hocama danıştım,
Arzuhalim yâre sunsam kan olmaz.
Gece, gündüz bu aşk ile yanarım,
"Hâlin nedir?" diye bir soran olmaz.

Sevdiğim, sözlerin canıma bestir,
Eğer kem söylersem, dilimi kestir.
Bu güzellik sana kimden mirastır?
Güzellerde böyle nevcivan olmaz.

Ala göz üstüne hilâl kaşları,
Sırma gibi yanar yârin saçları.
Kirazdır dudağı, inci dişleri,
Selvi sunam gibi gülfidan olmaz.

Karac'oğlan, çıkmış yârin bağından,
Çifte benleri var soldan, sağından,
Güzel, bir buse ver al yanağından,
Nekeslikten kimse bezirgan olmaz.

 

HEY AĞALAR BİR OD DÜŞTÜ BAĞRIMA
Hey ağalar, bir od düştü bağrıma,
Bir ah çeksem derya, dağı yandırır.
Garip bülbül konar gül budağına,
Bülbülün feryadı dağı yandırır.

Sabahtan uğradım yârin sesine,
Saçları dökülmüş ak sinesine.
Niye posunursun bağ gölgesine?
Yüzünün şulesi bağı yandırır.

Anamın, babamın çektim yasını,
Kara gözlüm silse gönül pasını.
Turunçla beslemiş yâr memesini,
Öleni yandırır, sağı yandırır.

Karac'oğlan der ki: Koçtum çağında,
Çok nazarım kaldı göğsü ağında.
Seyrandan gelirken Kemnun Dağı'ında,
Yolunu yitirir, dağı yandırır.

 

HEY AĞALAR BİR ONULMAZ DERDİM VAR
Hey ağalar, bir onulmaz derdim var,
Olur, olmaz yere açamıyorum.
Bir yâr için çıktım gurbet ellere,
Terk edip sılaya geçemiyorum.

Ay mıdır, gün müdür cihanı tutan?
Camalın görünce nurlara batan?
Altın kafeslerde durmadan öten,
Keklik mi, turaç mı? Seçemiyorum.

Her yiğidin devlet konmaz başına,
Yâr ağlatan doyar m'ola yaşına?
Göğsü nakış nukuş tavus kuşuna,
Benzettim yavruyu, seçemiyorum.

Atın eşkini de yiğidin kıvı,
Güzelin üstüne kurulu davi.
Gökte gövel ördek şahanın avı,
Çalıp kanadımı uçamıyorum.

Karac'oğlan der ki: Dünyanın ucu,
Her kardeş diyene, diyemem bacı.
Ayrılık şerbeti ağıdan acı,
Şu dünya malını içemiyorum.

 

HEY AĞALAR BÖYLE M'OLUR?
Hey ağalar, böyle m'olur?
Hâli yârdan ayrılanın?
İner ummana dökülür,
Seli yârdan ayrılanın.

Gökten turnalar çekilir,
İner yerlere dökülür.
On beş yaşında bükülür,
Beli yârdan ayrılanın.

Turnalar havadan geçer,
Mah yüzlere nurlar saçar.
Ah ile, vah ile geçer,
Günü yârdan ayrılanın.

Gül dikensiz bitmez imiş,
Bülbül gülsüz ötmez imiş.
İşe güce yetmez imiş,
Eli yârdan ayrılanın.

Karac'oğlan, geçmez dilek,
Ateş aldı, yandı yürek.
Sağ yanında hazır gerek,
Salı yârdan ayrılanın.

 

HEY AĞALAR GELİN SEYRAN EDELİM
Hey ağalar, gelin seyran edelim,
Gövel ördek gölden uçtu sabahtan.
Allar giyinmiş de, çelenk sokunmuş,
Doğan güneş gibi doğdu sabahtan.

Şu yavrunun yamacında durulmaz,
Hörü müdür, melek midir? Bilinmez.
Azca baha ile satın alınmaz,
Beylik maya gibi geçti sabahtan.

Ak göğsün ağında kaldı nazarım,
Mecnun oldum, dağ başında gezerim.
Nerde güzel görsem, ismin yazarım,
Defterim elimden aldı sabahtan.

Karac'oğlan der ki: Sohbetim çoktur,
Usuldur boyun da, bahanem yoktur.
Kaşların yay olmuş, kirpiğin oktur,
Okların sinemi deldi sabahtan.

 

HEY AĞALAR KIŞ M'OLACAK?
Hey ağalar, kış m'olacak?
Dağlar dumanlı dumanlı.
İkicikli yâr sevenin,
Başı gümanlı gümanlı.

Ben seni severim çoktan,
Kaşın yay, kirpiğin oktan.
Yâr kervanı gelir şarktan,
Aslı Hotenli Hotenli.

Bölük bölük giden kızlar,
Sizi gördüm yaram sızlar.
Sümbüllü menekşe gözler,
Durur Yemenli Yemenli.

Karac'oğlan der: Erenler,
Sohbetin görsün yarenler.
Cemaatta söz bilenler,
Ölür imanlı imanlı.

 

HEY EFENDİ İZİN VER DE GİDEYİM
Hey efendi, izin ver de gideyim,
Arkam sıra ah çekip de ağlar var.
Bir muradım nazlı yâre kavuşmak,
Ara yerde yıkılası dağlar var.

Kuru gazel gibi göğe savrulma,
Acı poyraz gibi esip yorulma.
Nerde güzel görsen gönül çevirme,
Bizim ilde cana kıyan beyler var.

Yeni geldi Arap atın sökünü,
Seyir eyle sağa, sola bükeni.
Helâl edin tuz ekmeğin hakkını,
Varamıyom, beni burda eğler var.

Karac'oğlan der ki: Kendim öğmeyim,
Taşlar alıp dertli sinem döğmeyim.
Güzel sevme derler, nasıl sevmeyim?
Çatık kaşın arasında benler var.

 

HEZARAN KÖPRÜDEN GEÇTİM
Hezaran köprüden geçtim,
Acı tatlı suyun içtim.
Ne sevdim, ne de vazgeçtim
Var alemi dolan dilber.

Karşıki dağın meşesi,
Tutuşmuş çevre köşesi.
Yaz bahar mor menevşesi,
Güz baharda solan dilber.

Suya düşeni od yakmaz,
Her aşık bu cevri çekmez.
Şimdi yüzümüze bakmaz,
Var alemi dolan dilber.

Karac'oğlan'ın suçu ne?
Gönül vermez bir kaçına.
Baharda koynum içine,
Süzülüp de gelen dilber.

 

HOCASINA VARDIM SABAKIN OKUR
Hocasına vardım, sabakın okur,
Dostun bahçesinde bülbüller şakır.
Ne İstanbul gerek, ne Diyarbakır,
Sılam seni terk edeyim bir zaman.

Arap atım mı var benim, eğlenem?
Ya şahanım mı var, salam, avlanam?
Ala gözlüm mü var, bakam, eğlenem?
Sılam seni terk edeyim bir zaman.

Alçaklı, yüksekli evlerim mi var?
Kırmızı çubuklu bağlarım mı var?
Geriden acıyıp ağlarım mı var?
Sılam seni terk edeyim bir zaman.

Karac'oğlan, sözün dillere destan,
Tımarsız olur mu bağ ile bostan?
Vatan diken olmuş, gurbet gülistan,
Sılam seni terk edeyim bir zaman.

 

HÖRÜ, MELEK MİSİN, GÖKTEN Mİ İNDİN?
Hörü, melek misin, gökten mi indin?
Ben melek görmedim senden ziyade.
Eski sevdiğimden vazgeldim ise,
Yeniyle sevdiğim ondan ziyade.

Kara bağrım ezgin, ne salınırsın?
Cevahir pas tutmaz, ne silinirsin?
Baktıkça gözüme hoş görünürsün,
Bugün güzelliğin dünden ziyade.

Dedi: Gitme, gitme, ben de varayım,
Dedi: Gel yanıma, kadan alayım.
Güzel benlerine sarraf olayım,
Saydım benlerini binden ziyade.

Karac'oğlan der ki: Sözün iline,
Çok bekledim, yâr gelmedi yanıma.
Bir canım var, feda olsun yoluna,
Daha ne istersin candan ziyade?

 

HÖRÜ, MELEK VAR MI SENİN SOYUNDA?
Hörü, melek var mı senin soyunda?
Arzumanım kaldı usul bayunda.
Şu Kadir Gecesi, bayram ayında,
Sana gölge olan dallar öğünsün.

Aşağıdan gelen küçücük gelin,
Kemere sığdırmış şu ince belin.
Seni seven yiğit bekliyor yolun,
Yolunu bekleyen eller öğünsün.

Ağalar, ellerde garibim garip,
N'eyleyim garibin hâlini sorup?
İlk akşam soyunup, koynuna girip,
Koynunda mest olan canlar öğünsün.

Karac'oğlan der ki: Garip kalırsam,
Ordular kurup da, işler görürsem,
Nazlı yâri bir tenhada bulursam,
Yâr ile konuşan diller öğünsün.

 

ILGIT ILGIT ESEN GARBÎNİN YELİ
Ilgıt ılgıt esen garbînin yeli,
Şu Gâvur Dağı'nın başı duman mı?
Deli gönlüm ne kaynayıp coşarsın?
Yoksa bugün delirdiğin zaman mı?

Benim dostum karşımızdan geliyor,
Yenisi de, eskisine gülüyor.
Kitabın sözleri bakın çıkıyor,
Asır m'azdı, yoksa ahir zaman mı?

Karac'oğlan der ki: Girdi düşüme,
Tor balaban oynatırdım kuşuma.
Alışkan tüfekle dağlar başına,
Azrailden özge kula aman mı?

 

ILGIT ILGIT ESEN SEHER YELLERİ -1-
Ilgıt ılgıt esen seher yelleri,
Esip esip yâre değmeli değil.
Ak elleri elvan elvan kınalı,
Karadır gözleri, sürmeli değil.

Estirir de seher yeli, estirir,
Kimini ağlatır, kimin küstürür.
Kısmet ise, Kadir Mevlâm gösterir,
Çokça heves edip öğmeli değil.

Bir bölük turna da havada uçar,
İner engininden bir bade içer.
Esen seher yeli göğsünü açar,
Yâr göğsün bentleri düğmeli değil.

Bir bölük turna da havada kışlar,
Bak, başıma geldi gördüğüm düşler.
Size derim size, yaren yoldaşlar,
Kavli yalan dostu sevmeli değil.

Karac'oğlan der ki: Konup geçmedim,
Ak göğsünün düğmelerin açmadım,
Fırsat elde iken, alıp kaçmadım,
Öldürmeli beni, döğmeli değil.

 

ILGIT ILGIT ESEN SEHER YELLERİ -2-
Ilgıt ılgıt esen seher yelleri,
Sevdiğim dağların salında kaldı.
Bir yanı lâle de, bir yanı sümbül,
Gönül mürevvetsiz gelinde kaldı.

Gelin oturalım edepli, utlu,
İkimiz arası pek muhabbetli.
Sırmalı tellerden altın savatlı,
Kemer kuşak kızın belinde kaldı.

Gel sevdiğim, sığınalım suphana,
Yavru şahan derler avın kapana.
Meze olsun al yanaktan öpene,
Ahu zarım tatlı dilinde kaldı.

Gelindi hey Karac'oğlan, gelindi,
Kara bağrım delik delik delindi.
Ciğer parelendi, iki bölündü,
Bir bölüğü kızın elinde kaldı.

 

İKİ BÜLBÜL GELDİ KONDU DİKENE
İki bülbül geldi, kondu dikene,
Başı yeşil, ayakları kırmızı.
Şeker ezmiş dudağından diline,
Yanakları elma gibi kırmızı.

Üç gün oldu şu dağları aşalı,
Beş gün oldu yâr sevdana düşeli.
Kalk gidelim bizim oda döşeli,
Döşemesi baştan başa kırmızı.

Benim yârim küçücüktür, hastadır,
Şeker yemiş, dudakları bestedir.
Ala gözler kara kaştan ustadır,
Yanakları elma gibi kırmızı.

Karac'oğlan der ki: Otur yanıma,
Acı sözler kâr eyliyor canıma.
Beni öldür, elin batır kanıma,
Dirseklerin baştan başa kırmızı.

 

İKİ CEYRAN GÖTÜRDÜLER BAHÇEYE
İki ceyran götürdüler bahçeye,
Girdim, o bahçenin gülleri bir hoş.
Yağar yağmur, serin serin bad eser,
Irganan selvinin dalları bir hoş.

Yâr oturmuş, kurulur naz postuna,
Hiç bakmıyor yarenine, dostuna.
Yaz gelince çayır, çimen üstüne,
Yâr bade doldurur, elleri bir hoş.

Çıkmış yücesine avını avlar,
İnmiş enginine ceylan kovalar.
Değmen şu ceyrana beyler, ağalar,
Şirin şirin söyler, dilleri bir hoş.

Karac'oğlan der ki: Âşıkım saza,
Dayanılmaz Sunam sendeki naza.
Elinde kadehi, dudakta meze,
Gerdana dökülen telleri bir hoş.

 

İKİ KUŞ GELDİ DE KONDU CERENE
İki kuş geldi de kondu cerene,
Başı yeşil, ayakları kırmızı.
Çiğ düşürmüş nişanına, teline,
Ağzı kiraz, dudakları kırmızı.

Benim yârim hem ağadır, hem handır,
Malım yoksa, tatlı canım kurbandır.
İnci değil, sedef değil, mercandır,
Ak kolunda kol bağısı kırmızı.

Gel hele sevdiğim, otur yanıma,
Sığa ak kolların dola boynuma.
Öldür beni, sok ellerin kanıma,
Desinler ki kız ellerin kırmızı.

Karac'oğlan, bir gül ektim, biterse,
Çağrışır dalında bülbül öterse.
Benim vadem senden evvel biterse,
Dört taş diktir mezarıma kırmızı.

 

İLK AKŞAMDAN VARDIM KAVİL YERİNE
İlk akşamdan vardım kavil yerine,
Bekledim de kömür gözlüm gelmedi.
Bilmem gaflet bastı, yattı uyudu,
Bilmem o yâr bize küstü gelmedi.

Benim yârim gide gide donandı,
İkrar verdi, cahil gönlüm inandı.
Ay geldi de orta yeri dolandı,
Seherin yelleri esti, gelmedi.

Unuttu mu ahtı, amanı, n'itti?
Başın alıp gayri diyara gitti.
Benim mecbur olduğumu fark etti,
Zalim garez etti, kaçtı, gelmedi.

Karac'oğlan der ki: Devranım döndü,
Gönlüm yücedeydi, engine indi.
Seherin yelleri, şafağın bendi,
Hani usul boylu sunam gelmedi.

 

İLLER YAYLASINA GÖÇTÜĞÜ ZAMAN
İller yaylasına göçtüğü zaman,
Bülbül gülden, ben yârimden ayrıldım.
Dilim söyler amma, gözlerim ağlar,
Bülbül gülden, ben yârimden ayrıldım.

Şu görünen dağın başı kar m'ola?
Yârin de açılmış gülü var m'ola?
Şurda benim gibi ağlar var m'ola?
Bülbül gülden, ben yârimden ayrıldım.

Şu görünen dağın karı söküldü,
Gözüm yaşı yeryüzüne döküldü.
İller kalktı yaylasına çekildi,
Bülbül gülden, ben yârimden ayrıldım.

Karac'oğlan der ki: Ben de çağlarım,
Gazel oldu mor sümbüllü bağlarım.
Vadem yetti, yaşın yaşın ağlarım,
Bülbül gülden, ben yârimden ayrıldım.

 

İMANA GEL KANLI GURBET İMANA
İmana gel, kanlı gurbet imana!
Biz de başımızı saldık gümana.
Yağmur yağıp, gün doğunca çimene,
Kokar burcu burcu gülü sılanın.

Ovalar ovalar engin ovalar,
Didem yaşı birbirini kovalar.
Yüce dağ başında şahan yuvalar,
Öter garip bülbülleri sılanın.

Bitmedik işlere Mevlâ ulaşa,
Daha neler gelir sağ olan başa.
Geçerse bu yaz da, kalırız kışa,
Korkarım kapanır yolu sılanın.

Karac'oğlan der ki: Bana ne oldu?
Sarardı gül benzim, gazele döndü.
Sılada sevdiğim yad eller aldı,
Bilmem nasıl oldu hâli sılanın?

 

İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR
İncecikten bir kar yağar,
Tozar Elif, Elif diye.
Deli gönül abdal olmuş,
Gezer Elif, Elif diye.

Elif'in uğru nakışlı,
Yavru balaban bakışlı.
Yayla çiçeği kokuşlu,
Kokar Elif, Elif diye.

Elif kaşlarını çatar,
Gamzesi sineme batar.
Ak elleri kalem tutar,
Yazar Elif, Elif diye.

Evlerinin önü çardak,
Elif'in elinde bardak.
Sanki yeşil başlı ördek,
Yüzer Elif, Elif diye.

Karac'oğlan, eğmelerin,
Gönül sevmez değmelerin.
İliklenmiş düğümelerin,
Çözer Elif, Elif diye.

 

İNDİM SEYRAN ETTİM FİRENGİSTANI
İndim, seyran ettim Firengistan'ı,
İlleri var, bizim ile benzemez.
Levin tutmuş goncaları açılmış,
Gülleri var, bizim güle benzemez.

Göllerinde kuğuları yüzüşür,
Meşesinde sığınları böğrüşür,
Güzelleri şarkı söyler, çığrışır,
Dilleri var, bizim dile benzemez.

Gelip seyrederler Karadeniz'i,
Kanları yok, sarı sarı benizi.
Övün etmiş kara etli domuzu,
Dinleri var, bizim dine benzemez.

Akılları yoktur, küfre uyarlar,
İmanları yoktur, cana kıyarlar,
Başlarına siyah şapka giyerler,
Beğleri var, bizim beğe benzemez.

Karac'oğlan der ki: Dosta darılmaz,
Hasta oldum, hatırcığım sorulmaz.
Vatan tutup bu yerlerde kalınmaz,
İlleri var, bizim ile benzemez.

 

İNEYİM GİDEYİM OSMANELİ'NE
İneyim gideyim Osmaneli'ne,
Sevdaya düşenler yorulmaz imiş.
Herkes sevdiğini almış yanına,
Garibin hatırı sorulmaz imiş.

Aştı gitti, göremedim boyunu,
Çene tutmuş kaşlarının yayını.
Yeni belledim güzellerin huyunu,
Gel denmeyen yere varılmaz imiş.

Yer değilem, karış karış yarılam,
Su değilem, bulanam da durulam.
Şu dünyada sevdiğine sarılan,
Ahirette sual sorulmaz imiş.

Karac'oğlan, geldi güzel kervanı,
Ben olayım devesine sarvanı.
Fırsat elde iken sürün devranı,
Kocalıkta devran sürülmez imiş.

 

İNEYİM GİDEYİM TOZLU YOLLARA
İneyim gideyim tozlu yollara,
Karışayım boz bulanık sellere.
Adı sanı duyulmadık yerlere,
Gitmeyince gönül yardan ayrılmaz.

Gönül düştü bir geyiğin postuna,
Azrail de can almanın kasdına.
Döne döne teneşirin üstüne,
Yatmayınca gönül yardan ayrılmaz.

Aşayım gideyim Yemen'den öte,
Sevdiğim kalbine getirme hata.
Etsiz kemiksiz bir ağaçtan ata,
Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz.

Konya derler koç yiğitler yatağı,
Aramazlar gurbet elde yatanı.
Ak göğsün üstünde çakır dikeni,
Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz.

Karac'oğlan der: Anama götürün,
Sağıma soluma yasdık getirin.
Şimdi ölüyorum bir tas su verin,
İçmeyince gönül yardan ayrılmaz.

 

İNSANOĞLU YERYÜZÜNE GELENDE
İnsanoğlu yeryüzüne gelende,
Kur'ağaçtan meyve bitmiş gib'olur.
Kâmil olup on beşine değende,
Cevahirden yükün tutmuş gib'olur.

Talana da deli gönül, talana,
Gide gele orta yeri dolana.
Bir yiğit, sevdiği yakın olana,
Her gün düğün, bayram etmiş gib'olur.

Bir yiğit yaslanıp dizine yatsa,
Yârinin yağlığın yüzüne örtse,
Her dem sevdiğinin sesin işitse,
Gökyüzünde turna uçmuş gib'olur.

Yüce dağ başında yayılan ceylan,
Avcılar geliyor, dört yanın dolan.
Her olur, olmaza sırrını diyen,
Boz bulanık çaya akmış gib'olur.

Kolda götürürler şahanı, bazı,
Her zaman severler gelini, kızı.
Yiğidin ikrarı, güzelin sözü,
Taze yağı bala katmış gib'olur.

Karac'oğlan der ki: Bizi kayıran,
İki canı birbirinden ayıran,
Muhannet aşıyla karın doyuran,
İki elle zehir yemiş gib'olur.

 

İSMAİL BEY YAYLASINDAN KALKINCA
İsmail Bey, yaylasından kalkınca,
"Soğuk sulu yaylalarım kal!" demiş.
"Vefa yok imiş attan, deveden;
Derde derman olmaz imiş mal!" demiş.

"Hani benim emmim oğlu Ömer'im?
Ciğerime bir od düştü, yanarım.
Diyarbekir, Afşar benim timarım,
Bölge bölge timarlarım kal!" demiş.

"Hani benim emmim oğlu Bücür'üm?
Yüreğime bir od düştü, acırım.
Sarı Haliloğlu çeksin ecirim,
Bölge bölge timarlarım kal!" kal demiş.

Karac'oğlan der ki: "Kolu bağlıyım,
Ciğerciği aşk oduyla dağlıyım.
Mamalı'da ben bir Rıdvan Oğlu'yum,
Kaplan postu yedeklerim kal!" demiş.

 

İSMAİL BEY YAYLASINDAN KALKINCA
İsmail Bey, yaylasından kalkınca,
"Soğuk sulu yaylalarım kal!" demiş.
"Vefa yok imiş attan, deveden;
Derde derman olmaz imiş mal!" demiş.

"Hani benim emmim oğlu Ömer'im?
Ciğerime bir od düştü, yanarım.
Diyarbekir, Afşar benim timarım,
Bölge bölge timarlarım kal!" demiş.

"Hani benim emmim oğlu Bücür'üm?
Yüreğime bir od düştü, acırım.
Sarı Haliloğlu çeksin ecirim,
Bölge bölge timarlarım kal!" kal demiş.

Karac'oğlan der ki: "Kolu bağlıyım,
Ciğerciği aşk oduyla dağlıyım.
Mamalı'da ben bir Rıdvan Oğlu'yum,
Kaplan postu yedeklerim kal!" demiş.

 

İŞTE GELDİM KARA GÖZLÜM
İşte geldim kara gözlüm,
Bu yer bizim yerler değil.
Bir gün bile eğlenemem,
Bu çöl bizim çöller değil.

Beylerimiz Arap atlı,
Dilberlerin dili tatlı.
Ünlü, şanlı, şatafatlı,
Bu dil bizim diller değil.

Aşka düşen bade içer,
Yâr yoluna candan geçer.
Bu dünyada konar göçer,
Bu il bizim iller değil.

Karac'oğlan, yayın asar,
Düşmanını yere basar.
Bizim dağda poyraz eser,
Bu yel bizim yeller değil.

 

 İPTİDA YÜRÜYÜŞ OLDU BAĞDAT'A
İptida yürüyüş oldu Bağdat'a,
Sıçradı hendeği geçti Genç Osman.
Vuruldu bayraktar kaptı bayrağı,
İrişti bedene dikti Genç Osman.

Kurşunlarım yağmur gibi yağarken,
Tütünlerim gök yüzünde dönerken.
Yıkılası Bagdat seni döverken,
Şehitere serdar oldu Genç Osman.

Eyerlensin kır atımın ikisin,
Fethedeyim düşmanların hepisin.
Sabah namazları Bağdat kapısın,
Mevla izin verdi açtı Genç Osman.

Getirin de Genç Osman'ı görelim,
Şahbazımız var idiğün bilelim.
Taht isterse tahtımızı verelim,
Vezirleri posttan indi Genç Osman.

Sultan Murat, Sultan Ahmet çırağı,
Ah edince getirirdi ırağı.
Kudretten çatılı anın yüreği,
Dal kılıç yazıldı gitti Genç Osman.

Karac'oğlan bunu böyle söyledi,
Askerleri dağı taşı boyladı.
Bir Bağdat'ı da gayet metheyledi
Bin yiğide bir baş oldu Genç Osman.


İZİN VER HEY AĞAM BEN DE GİDEYİM
İzin ver hey ağam ben de gideyim,
Ah çekip de arkam sıra ağlar var.
Bakarım bakarım sılam görünmez,
Aramızda yıkılası dağlar var.

Coşkun sular gibi akıp durulma,
Kuru gazel gibi esip savrulma.
Nerde güzel görsen ona çevrilme,
Bizim ilde cana kıyan beğler var.

Karşıdan karşıya yanar bir ışık,
Bunu söyleyenin dilleri aşık.
Bir buğday benizli zülfü dolaşık
Gitme diye beni yolda eğler var.

Karac'oğlan der ki: Kendim öğeyim,
Taşlar alıp kara bağrım döğeyim.
Güzel sevme derler, nasıl sevmeyim?
Kaşlar arasında çifte benler var.

 

KADA NE ETTİN DE GELDİN BAŞIMA
Kada, ne ettin de geldin başıma?
Çok yiğitler çıplak doğar anadan.
Aradım da buldum ben bu belayı,
Müstahaktır bu işlerin Yaradan.

Kara günde doğurmuş beni anam,
Kan ile yoğrulmuş temelim, binam.
Safasız ataşa ben nice yanam?
Ayıkmıyor sefil başım beladan.

Uluların sözlerini tutmadım,
Divane gönlümü hiç terk etmedim.
Gurbetten sılaya çekip gitmedim,
Felek beni alakoydu sıladan.

Karac'oğlan der ki: Vay n'oldu bize?
Yandı ciğerciğim, dert oldu bize.
Ellerin yüzünden çektiğim ceza,
Bir ben miyim şu âlemi dolanan?

 

KADİR MEVLÂM BİR DİLEĞİM VAR SENDEN
Kadir Mevlâm, bir dileğim var senden,
Kaldır dalgaların, sel ver sen bana.
Yüz elli keselik malım olsa da,
Gönül eğleyecek yâr ver sen bana.

Sürülerle ergeçlerim yayılsa,
Dokuz yerde davullarım döğülse,
Kol kol olsa atlılarım dağılsa,
Yüz bin atlı ile yol ver sen bana.

Beş yüz atlım olsa lâhurî şallı,
Gümüşten reşmeli, kadife çullu.
Mevlâm bana verse bir dudu dilli,
Sarmaya bir ince bel ver sen bana.

Karac'oğlan der ki: Gönlüm çilede,
Yüz bin topum dursa eğer kalede,
Yarın mahşer günü Cennet'âlâda,
El atıp tutmaya dal ver sen bana.

 

KADİR MEVLÂM BUDUR SENDEN DİLEĞİM -1-
Kadir Mevlâm budur senden dileğim,
Kondur beni mor sümbüllü koruya.
Alırsan da ikimizi birden al,
Koyma beni nazlı yârdan geriye.

İkimiz de okuyalım, yazalım,
Yükümüzü tenhalarda çözelim.
Bu yıllık da melil, mahzun gezelim,
Ara yerde engeller de farıya.

Arap atı olan iştahlı biner,
Aşireti olan yaylağa konar.
Aşnası olan da yolları dener,
Belki sevdiceğim döner geriye.

Fânisin de Karac'oğlan, fânisin,
Ne hörü, ne melek, belki perisin.
Elvan elvan güllü yeşil korusun,
Dilerim Allah'tan bahçen kuruya.

 

KADİR MEVLÂM BUDUR SENDEN DİLEĞİM -2-
Kadir Mevlâm, budur senden dileğim,
Oynat beni gelin ilen, kız ilen.
Çıksam Binboğa'ya, yayla yaylasam,
İçsem sularını namlı buz ilen.

Dosta doğru gider yollarım olsa,
Bülbül gibi şakır dillerim olsa,
Kayık oynatacak göllerim olsa,
İçi dolu ördek ilen, kaz ilen.

Karac'oğlan der ki: Çiftim sürülse,
Bin beş yüz şehirden harcım derilse,
Issız yerde saraycığım kurulsa,
Sürsem sefayı da kışnan, yaz ilen.

 

KADİR MEVLÂM BUDUR SENDEN DİLEĞİM -3-
Kadir Mevlâm, budur senden dileğim,
Şöyle bir güzel ver gönlüm eyleyim.
Ellere verirken benim ne suçum?
Birin de bana ver gönlüm eyleyim.

Güvercin topuklu hem ince belli,
Gerdanı bir karış püskürme benli.
Hemen Köroğlu'nun Ayvaz'ı dengi,
Bana bir suna ver gönlüm eyleyim.

Güvercin duruşlu, keklik sekişli,
Kıl ördek boyunlu, ceyran bakışlı,
Tavus kuşu gibi göğsü nakışlı,
Şöyle bir güzel ver gönlüm eyleyim.

Karac'oğlan der ki: Yüzü bembeyaz,
Durayım divâna, edeyim niyaz.
Elmadan kırmızı, elmastan beyaz,
Şöyle bir güzel ver gönlüm eyleyim.

 

KADİR MEVLÂM BUDUR SENDEN DİLEĞİM -4-
Kadir Mevlâm, budur senden dileğim,
Ver bana bir güzel, gönlüm eğleyim.
Ellere vermişsin, nedir günahım?
Ver bana bir güzel, gönlüm eğleyim.

Gerdanı bir karış, bensiz olmasın,
Gayet güzel olsun, densiz olmasın.
Uzun boylu olsun, cansız olmasın,
Ver bana bir güzel, gönlüm eğleyim.

Tavus kuşu gibi göğsü nakışlı,
Güvercin duruşlu, keklik ötüşlü,
Üsküfün aldırmış şahan bakışlı,
Ver bana bir güzel, gönlüm eğleyim.

Karac'oğlan der ki: Kılalım namaz,
Hakk'a eyleyelim daima niyaz.
Altından kırmızı, pamuktan beyaz,
Ver bana bir güzel, gönlüm eğleyim.

 

KADİR MEVLÂM SENDEN BİR DİLEĞİM VAR -1-
Kadir Mevlâm, senden bir dileğim var,
Muhannet kuluna muhtaç eyleme.
Cennet-i âlâyı nasip et bana,
Sırat Köprüsü'nden yolum bağlama.

Kapımıza kara deve çökünce,
Fırtınası şu âlemi yıkınca,
Cehenneme kul seçilip çıkınca,
Kadir Mevlâm, o kullardan eyleme.

Kadir Mevlâm, ateş atma özüme,
Dünya malı görünmüyor gözüme.
Kadir Mevlâm, sen bak benim yüzüme,
Cehennemin ateşiyle dağlama.

Karac'oğlan, hata çıkmaz dilimden,
Kocadım da hayır gelmez elimden.
Kadir Mevlâm, asla geçmez kulundan,
Deli gönül ah çekip de ağlama.

 

KADİR MEVLÂM SENDEN BİR DİLEĞİM VAR-2-
Kadir Mevlâm, senden bir dileğim var,
Şu dileğim kabul eyle Yaradan.
Dört dilek diledim ziyana gitti,
Ağlattığın kulu güldür Yaradan.

Kömür gözlüm, ne sallanın karşımda?
Gündüz hayalimde, gece düşümde.
Bir güzelin sevdası var başımda,
Yâr sevdası çetin olur Yaradan.

Nasıl vazgeçeyim şu şirin candan?
Adam vazgeçer mi böyle civandan?
Ben güzelim diyor, kaçıyor benden,
O da benim gibi kuldur Yaradan.

Karac'oğlan der ki: Yakıp yandırma,
Şu gönlümü engin göle kondurma,
Azrail gönderip canım aldırma,
Sevdiğime canım aldır Yaradan.

 

KADİR MEVLÂM SENDEN BİR YÂR İSTERİM
Kadir Mevlâm, senden bir yâr isterim,
Minnet ile gelen yâri n'eyleyim?
Bir sofra isterim eller değmedik,
Eller yemiş, doyulmuşu n'eyleyim?

Bir yayla isterim, ili göçmedik,
Lâlesi, sümbülü, gülü geçmedik.
Bir güzel isterim, eller değmedik,
Koldan kola sarılmışı n'eyleyim?

Bir güzel isterim, nice olursa,
Gözler ala, beli ince olursa.
Binerim ata da dinççe olursa,
Eller binip kovulmuşu n'eyleyim?

Amanın da Karac'oğlan, amanın,
Kirpikler ok olmuş kaşı kemanım.
Evvel kız başlıydın, duldur zamanın,
Olursa kız olsun, dulu n'eyleyim?

 

KADİR MEVLÂM SENDEN ZİYNET UMARIM
Kadir Mevlâm, senden ziynet umarım,
Yeğindir dalganı, cuş eyle beni.
Çok mal vermesen de murat alırım,
Bir gök kır atınan baş eyle beni.

Su akmayan yerden suyun yürüsün,
Başına bin yiğit birden derilsin,
Herkesliye sevdiceği verilsin,
Bir kaşı karaya eş eyle beni.

Kapımızda boz sürüler sağılsa,
Tatarlarım kol kol olsa dağılsa,
Yedi yerden davulbazım döğülse,
Yörük yumuşluynan baş eyle beni.

Karac'oğlan der ki: Darda kalmayım,
Azdırıp yolumu karda kalmayım.
Yitirip namusu arda kalmayım,
Sazınan, sözünen hoş eyle beni.

 

KADİR MEVLÂM SENİ ÖĞMÜŞ YARATMIŞ -1-
Kadir Mevlâm seni öğmüş yaratmış,
Çiçekler içinde birdir menekşe.
Bitersin güllerin harı içinde,
Korkarım yüzüne batar menekşe.

Yaz gelir de, heveslenir bitersin,
Güz gelince başın alır gidersin.
Yavru niçin boynun eğri tutarsın?
Senin derdin benden beter menekşe.

Senin meskenindir kayalar sengi,
Kokusu menekşe, güldür irengi.
Aradım dünyayı, bulunmaz dengi,
Güzel yatağında biter menekşe.

Bakmaz mısın Karac'oğlan halına?
Garip bülbül konmuş gülün dalına.
Kadrin bilmeyenler alır eline,
Onun için eğri biter menekşe.

 

KADİR MEVLÂM SENİ ÖĞMÜŞ YARATMIŞ -2-
Kadir Mevlâm seni öğmüş yaratmış,
Serdar etmiş güzellerin üstüne.
Siyah zülfün tel tel etmiş uzatmış,
Salıvermiş ak gerdanın üstüne.

Ak imiş gerdanı, beyaz kar gibi,
Boyu gül ağacı, selvi dal gibi.
Seherde açılan gonca gül gibi,
Sandım kan damlamış karın üstüne.

Karac'oğlan der ki: Beyazdır kardan,
Alnı gevher olmuş, cemali nurdan.
Dişleri saf olmuş, hem dahi dürden,
Lebin kaymak çalar balın üstüne.

 

KALDIR NİKABINI GÖREM YÜZÜNÜ
Kaldır nikabını, görem yüzünü,
Aç başını Yaradan'ı seversen.
Siyah zülfü mah yüzünün üstüne,
Tel tel eyle Yaradan'ı seversen.

Vakit tamam, çilelerin doldu mu?
El değdi de gonca gülün soldu mu?
Seni benden ayıranlar oldu mu?
Doğru söyle Yaradan'ı seversen.

Şeker vardır damağında, dişinde,
Lâm-elif yazılı senin kaşında.
Hamaylın olayım, sakla döşünde,
As boynuna Yaradan'ı seversen.

Karac'oğlan der ki: Girme kanıma,
Gözlerin de ok atıyor canıma.
Bensiz gitme o dilberin yanına,
Gidin bile Yaradan'ı seversen.

 

KALK DİLBER GİDELİM BAĞ ARASINA
Kalk dilber gidelim bağ arasına,
Şakısın bülbüller, gül incinmesin.
Eser bad-ı saba, zülfün dağıtır,
Gerdana dökülmüş tel incinmesin.

Gözlerin şemistir, gül yüzün kamer,
Seni seven yiğit zekâtın umar.
İnce bel üstüne cevahir kemer,
Şöyle bir sallan ki, bel incinmesin.

Bir iyilik et ki, çıkasın başa,
Ak gerdanda benler ola temaşa.
Âşık maşuk ile sarıp sarmaşa,
Yorgan zahmet çeksin, kol incinmesin.

Karac'oğlan der ki: Gel, görüşelim,
Şöyle bir tenhada gel buluşalım.
Kaldır nikabını, bir öpüşelim,
Dudak zahmet çeksin, dil incinmesin.

 

KALK GİDELİM ATIM HARAP HANEDEN
Kalk gidelim atım harap haneden,
Kısmetimiz versin Mevlâm Yaradan.
Eğrikol'da yem yedirem atıma,
Gece Eğrikol'da yatalım atım.

Atıma bineyim, edeyim sökün,
Sağına, soluna hamayıl takın.
Ağyar ırak derler, Kefendiz yakın,
Gece Kefendiz'de yatalım atım.

At ile Kırım'ı aştıktan geri,
Dizgini boynuma düştükten geri,
Aksu köprüsünü geçtikten geri,
Bu gece Maraş'ta yatalım atım.

Maraş'tan ötesi uzak bir yoldur,
Tatar Deresi'nde dizginin kaldır.
Öğle namazını Göksun'da kıldır,
Bu gece Göksun'da yatalım atım.

İyi derler Elbistan'ın ovasın,
Yaz getirir ılık ılık havasın.
Koca Binboğa'da şahan yuvasın,
Gece Binboğa'da yatalım atım.

Öğrek'te dokutam atım çulunu,
Üç güzele ördüreyim palanı.
Som gümüşten döktüreyim nalını,
Bu gece Öğrek'te yatalım atım.

Karac'oğlan der ki: Yârin var ise,
Ağyar ile muhabbeti yok ise,
Atım sende küheylanlık var ise,
Gece yâr koynunda yatalım atım.

 

KALK GİDELİM BALKAMAN'DAN YUKARI
Kalk gidelim Balkaman'dan yukarı,
Oturup durana devlet yaramaz.
Yiğidin bir başı gezginci gerek,
Yiğit gezmeyince adam olamaz.

Yiğidin bir başı firaklı gerek,
Sağ yanı sol yana çıraklı gerek,
Beriden, benzerden yürekli gerek,
Kötü kervan bozup kumaş alamaz.

Uyan Karac'oğlan, gafletten uyan,
Atına binip de kargına dayan.
Ölümden korkup da sonunu sayan,
Ölür gider, yâr koynuna giremez.

 

KALK GİDELİM YAVRUM GÜLÜM BAHÇEYE
Kalk gidelim yavrum gülüm bahçeye,
Tezesinden gül doldurur bohçaya.
Yavruyu sarması on kese akçaya,
Acap sevdiğimin dengi var mıdır?

İçer badesini yeşil kadehde,
Bir güzel sevmedim yalan dünyada.
Karaman'da, Kayseri'de, Konya'da,
Acap sevdiğimin dengi var mıdır?

Vardım hocasına kitabını okur,
Girdim bahçesine bülbüller şakır.
Ne İstanbul kodum, ne Diyarbakır,
Acap sevdiğimin dengi var mıdır?

İki sunam vardır gölde gölekte,
Altın küpe gerdan döğer kulakta.
Cennet Ala'da, gökte melekte,
Acap sevdiğimin dengi var mıdır?

Karac'oğlan der ki: Vardığım yerde,
Yandı ciğerciğim durduğum yerde.
İsmail'i kurban ettiği yerde,
Acap sevdiğimin dengi var mıdır?

 

KALK SEVDİĞİM GİYİN KUŞAN
Kalk sevdiğim, giyin, kuşan,
Topuğundan artsın saçın.
Gaflet basmış, uyumuşsun,
Uyan diye dürtsün saçın.

Kalk sevdiğim, giyin, kuşan,
Dediler sevdana düşen.
Söylesene neye küsen?
İpekten de artsın saçın.

Söyler Karac'oğlan, söyler,
Nere varsan methin eyler.
Beş kulaça karar eyler,
Dört kulaçtan artsın saçın.

 

KALKTI DELİ GÖNÜL SÜRDÜ YÜRÜDÜ
Kalktı deli gönül, sürdü yürüdü,
Gel oldu, gidelim bizim illere.
Gözyaşlarım yeryüzünü bürüdü,
Sel oldu, gidelim bizim illere.

Gözyaşlarım yeryüzüne saçıldı,
Bahar oldu, yayla yolu açıldı.
Yel esti de, karın bendi seçildi,
Yol oldu, gidelim bizim illere.

Kavim, kardaş bir araya derildi,
Güzel, dilber oldum diye yerindi.
Kitaba baktım ki, yollar göründü,
Gel oldu, gidelim bizim illere.

Şahı sensin dilberlerin iyisi,
Gözüme görünmez dünya valisi.
Şimdi benim ilin kara çalısı,
Gel oldu, gidelim bizim illere.

Karac'oğlan der ki: Gelir yazları,
Kuzum kime eden sen bu nazları?
Ananın, atanın kötü sözleri,
Bal oldu, gidelim bizim illere.

 

KALKTI M'OLA KOÇ DAĞI'NIN DUMANI?
Kalktı m'ola Koç Dağı'nın dumanı?
Bitti m'ola çayır ile çimeni?
Gönlüm de arzular Şam'ı, Yemen'i,
İkisin bir ara getiremedim.

N'ettim hey ağalar, ağı m'içirdim?
Yapılmış yuvadan yavru m'uçurdum?
Avlanırken ben bazımı kaçırdım,
Ün ettim, ünüme getiremedim.

Bana bir hal oldu beğler, gaziler,
Bir od düştü, yüreciğim sızılar.
Anasız kalmış da melek kuzular,
Anasız kuzuyu yatıramadım.

Karac'oğlan der ki: Yâr döne döne,
Tükettin ömrümü, kalmadı sene.
Yükümün üstüne yük vurdun yine,
Ağırdır yüklerim, götüremedim.

 

KARA GÖZLÜM N'ETTİM SANA?
Kara gözlüm n'ettim sana?
Hışımla baktığın zaman.
Âşık oldum dal boyuna,
Gerdanın öptüğüm zaman.

Geçirme güzellik çağın,
Esrir sinem ile dağın.
Erittin yüreğim yağın,
Çevrilip baktığın zaman.

Ölmesin yavrum, ölmesin,
Düşman ağlasın, gülmesin.
O gece sabah olmasın,
Yâr ile yattığım zaman.

Karac'oğlan der ki: Hele,
Dost şad ola, düşman öle.
Kol dolasam ince bele,
Engeller öldüğü zaman.

 

KARGICAK'TA BİR GÜZELE UĞRADIM
Kargıcak'ta bir güzele uğradım,
Ala gözler ispir ispir bakıyor.
Görmeden de görmemesi yeğ imiş,
Aşkı düştü yüreğimi yakıyor.

Kaşların benzettim ilâm-elife,
Yaktı yüreğimi, tuttu yalıfa.
Kallemiş mi döktün kara zülüfe?
Kara zülüf burcu burcu kokuyor.

Sırtına giyinmiş sırf mavi saya,
Cemalin benzettim şu doğan aya.
Kendine uydurmuş bir katar maya,
Urum deyip yaylasına çekiyor.

Karac'oğlan, gördüğünü öğüyor,
Altın küpe al yanağı döğüyor.
Bini verdim, beş yüz daha değiyor,
Zalim yokluk, kız boynumu büküyor.

 

KATAR KATAR OLMUŞ GELEN TURNALAR
Katar katar olmuş gelen turnalar,
Şu halıma, şu gönlüme bak benim.
Şahan pençe vurdu, tüyüm ağarttı,
Kanadıma bir ok vurdu berk benim.

Gökyüzünde turnam bölüktür, bölük,
Ayrılık elinden ciğerim delik.
Önü muhabbet de, sonu ayrılık,
Depreştirmen, eski yaram çok benim.

Gittim gurbet ile, geri gelinmez,
Kim ölüp de, kim kaldığı bilinmez.
Ölsem gurbet ilde, gözüm yumulmaz,
Anam, atam, bir ağlarım yok benim.

Karac'oğlan der ki: Bre erenler,
Gidiyorum, mamur olsun örenler.
Kavim, kardaş, konuştuğum yarenler,
Sevindirip çıracığım yak benim.

 

KEKLİK GİBİ TAŞTAN TAŞA SEKERSİN
Keklik gibi taştan taşa sekersin,
Baykuş gibi azgın azgın bakarsın.
Beni görsen kaşın, gözün yıkarsın,
Şu kara zülfüne kullar olduğum.

Yürü sevdiceğim, hemen hiram ol,
Hublara karşı dur, sen de tamam ol.
Ben ölürsem, cenazeme imam ol,
Kıl kara zülfüne kullar olduğum.

Karac'oğlan der ki: Böyle ne imiş?
Gönül kimi sever, güzel o imiş.
Elmanın iyisin ayı yer imiş,
Bil kara zülfüne kullar olduğum.

 

KEREM EYLE KARA GÖZLÜ
Kerem eyle kara gözlü,
Açma bizim sırrımızı.
Araya firkat düşürüp,
Od eyleme yurdumuzu.

Bir birliğe yetiptiriz,
Aşk eteğin tutupturuz,
Gerimize atıptırız,
Namus ile arımızı.

Alıp başımı gideyim,
Sensiz cihanı n'ideyim?
Varayım, seyran edeyim,
Ak çiçekli korumuzu.

Geçti yazın, geldi güzün,
Kim çeker ak yârin sözün?
Alay alay olup gezin,
Çok göreyim sürünüzü.

Karac'oğlan der ki: Neler,
Firkat odu bağrım deler.
Gurbetliğe Hüdâm salar,
İkimizden birimizi.

 

KISMET OLUP BEN BU İLDEN GİDERSEM
Kısmet olup ben bu ilden gidersem,
Sen de bu illerde kal kara gözlüm.
Gurbet ilden kem haberim duyarsan,
Başının çaresin bul kara gözlüm.

Âşık bilir âşıkların hevesin,
Kömür sandım yâr kaşının karasın.
Yoksa sen kapına kul mu ararsın?
İşte ben kapına kul kara gözlüm.

Âşık bilir âşıkların suçunu,
Cennet sandım yâr koynunun içini.
Tarayıp zülfünü, düzelt saçını,
Hilâl kaş üstüne düz kara gözlüm.

Karac'oğlan, talihsiz başın varmış,
Yârdan ayrılması ne çetin kârmış.
Ala göz üstüne saçlar bürümüş,
Dilber dudakların bal kara gözlüm.

 

KIZ DA DER Kİ: BEN BİR EMLEK KUZUYUM
Kız da der ki: Ben bir emlek kuzuyum,
Anamın, babamın iki gözüyüm,
Şu dağlarda Mahmut Beğ'in kızıyım,
Yiğit ister koldan kola sarmaya.

Oğlan der ki: Öğünme kız öğünme,
O sözlerin geldi girdi beynime.
Sıva kollarını, dola boynuma,
Yiğit meramından can kurtarmaya.

Kız da der ki: Ben bir gözü karayım,
Yiğidin başına gelen belayım.
Tunçtan yapılmış da koca sarayım,
Sarraf ister kiymetimi bilmeye.

Karac'oğlan der ki: Geldim kapına,
Mayıl oldum cemaline, yapına.
Baban senin ne istiyor tapuna?
Para ile geldim satın almaya.

 

KIZLAR GÜZEL AMMA NAKIŞ İŞ İLE
Kızlar güzel amma, nakış iş ile,
Boynun donatırlar tel kumaş ile.
Püsküllü, boncuklu yüce baş ile,
Al, yeşil gerdeğe giresi kızlar.

Kızlar güzel, güzel aslı hörüden,
Yeryüzünü lâle, yeşil bürüten,
Kasvetli gönlümün gamın eriten,
Karanlık kalbimin çırası kızlar.

Karac'oğlan, gam yükünü götürür,
Her kötüyü yad illere getirir,
Kulağı küpeli oğlan yetirir,
Babası evine giresi kızlar.

 

KIZ SENİN ELİNDEN DÜŞTÜM BEN YASA
Kız senin elinden düştüm ben yasa,
Çekildi bülbüller, kalmadı tasa.
Dönüp koyamadım altın kafese,
Benim yârim öğrenmeden toy gitti.

Kırıkhan'dan yüklediler göçünü,
Mor sünbülle donattılar saçını,
Ala gözlüm ayrı çekmiş göçünü,
Bizim ilden bir tomurcuk gül gitti.

Karac'oğlan der ki: Yiğidin kârı,
Peteği bal eder, ustadır arı.
Sana derim sana Beyler Çınarı,
Ne taraftan ince belli yâr gitti?

KIZ SENİN GÖĞSÜNE SÜLLEM DAYARIM
Kız senin göğsüne süllem dayarım,
Dayarım da gül memenden emerim.
Seherde üstüne köprü kurarım,
Geçerim Tuna'nın seli isen de.

Oğlan senin sözün duyar küserim,
Küserim de zülüfüme asarım.
Küffar kalesinde yeğdir hisarım,
Varmam şimden geri beğ oğl'isen de.

Kız ben senin kalelerin yıkarım,
Taş, toprağın bir araya katarım,
Bin yıllık ömrümü sende sınarım,
Bozarım bin yıllık koru isen de.

Oğlan, ne çok düştün benim sılama,
Küçücüksün, dayanamam belama.
Sırrımı vermezim halka, âleme,
Sarılıp yatalım deli isen de.

Karac'oğlan der ki: Bizim beğimiz,
Kıcılı, boranlı soğuk dağımız.
Ökçeni yokladım, ökçen yok imiş,
Almam şimden sonra hörü isen de.

 

KİME KİN ETTİN DE GİYDİN ALLARI?
Kime kin ettin de giydin alları?
Yakın iken ırak ettin yolları.
Çok mihnetle yetirdiğim gülleri,
Vardın gittin bir soysuza yoldurdun.

Sen seni topla da kuşağın kuşan,
Ayrılır mı senin sevdana düşen?
Sefa geldin diye sarıp sarmaşan,
Niçin benden muhabbeti kaldırdın?

Senin gönlün olsa beni arardın,
Zülüflerin tel tel eder tarardın.
Eğer yine ayrılmaksa muradın,
Niçin beni ateşlere yandırdın?

Karac'oğlan der ki: Bakın hâlime,
Değirmenler döner çeşmim seline.
Hiç inanmam yârin yalan diline,
Ben gönlümü savsalaya bildirdim.

 

KOYUN MELER, KUZU MELER
Koyun meler, kuzu meler,
Sular hendeğine dolar.
Ağlayanlar bir gün güler,
Gamlanma gönül, gamlanma.

Yiğit yiğide yad olmaz,
İyilerde ham süt olmaz.
Bin kaygı bir borç ödemez,
Gamlanma gönül, gamlanma.

Yiğit yiğidin yoldaşı,
At yiğidin öz kardeşi.
Sağlıktır cümlenin başı,
Gamlanma gönül, gamlanma.

Yiğit yiğide yâr olur,
Kötülerde ham söz olur.
Kara gün ömrü az olur,
Gamlanma gönül, gamlanma.

Naçar Karac'oğlan, naçar,
Pençe vurup göğsün açar.
Kara gündür, gelir geçer,
Gamlanma gönül, gamlanma.

 

KOYVERDİM KUŞU DA GİTTİ DUMANA
Koyverdim kuşu da gitti dumana,
Ötesin sorarsan ahir zamane.
Bilmem akıllı mı, bilmem divane,
Boğum boğum kınalanmış sürmeli.

Ayağına giymiş telli yemeni,
Aramızdan kaldıralım gümanı.
Aç göğsünü, kız göreyim memeni,
Boğum boğum kınalanmış sürmeli.

Koltuğuna almış bir topca cüzü,
Ciğerime battı nazlımın sözü.
Cennetten mi çıktın kahpenin kızı?
Boğum boğum kınalanmış sürmeli.

Karac'oğlan der ki: Ne kadar öğdüm?
Olanca emeğim havaya verdim.
Soyundum bir gece koynuna girdim,
Boğum boğum kınalanmış sürmeli.

 

KÖMÜR GÖZLÜM BEN BU YERDEN GİDERSEM -1-
Kömür gözlüm, ben bu yerden gidersem,
Gülen, oynan yaren ile, eş ile.
Aralıkta kem haberin duyarsam,
Delen bu sinemi kara taş ile.

Hey ağalar, ben bir hata işledim,
Gamı koydum, kasavete başladım.
Elma diye al yanağı dişledim,
İncitmişim dökülesi diş ile.

Ememedim leblerinden yârimi,
Koyamadım dizlerine serimi.
Kim ağlatmış benim nazlı yavrumu?
Kan doldurmuş gözlerini yaş ile.

Karac'oğlan der ki: Yâre doyamam,
Ak gerdanda çifte benler sayamam.
Can tatlıdır, tatlı cana kıyamam,
Meğer ağu yedireler aş ile.

 

KÖMÜR GÖZLÜM BEN BU YERDEN GİDERSEM -2-
Kömür gözlüm, ben bu yerden gidersem,
Var bana nisbetle gez uğrun uğrun.
Rakip değilim ki aranı bozam,
Yadlara düğmeni çöz uğrun uğrun.

Düğün olup al bayrağın açınca,
Usul boya yeşil kemha biçince,
Yâr sallanıp kız karşıma geçince,
O zaman bildim ki söz uğrun uğrun.

Düğün olur, Arap atı yetişir,
Bayram olur kanlı, kinli barışır.
Sevdiceğim yadlar ile konuşur,
Konuş yadlar ile, gez uğrun uğrun.

Karac'oğlan der ki: Yalandır yalan,
Aldatıp yârimi elimden alan.
Gözyaşın mürekkep, kirpiğin kalem,
Ayrılık namesin yaz uğrun uğrun.

 

KÖMÜR GÖZLÜM BENLE GİTMEK DİLERSEN
Kömür gözlüm, benle gitmek dilersen,
Eğlen maral, kar dursun da gidelim.
Yel vursun, erisin dağların karı,
Yollar çamur, kurusun da gidelim.

Irak derler Araban'ın ilini,
Köprüsü yok, geçemeyiz selini.
Menekşe yaylalı Perçem Beli'ni,
Lâle, sümbül bürüsün de gidelim.

Ötüşür de garip bülbül ötüşür,
Kırmızı gül goncasına katışır.
Yarın bizim ile bahar yetişir,
Körpe kuzu melesin de gidelim.

Karac'oğlan der ki: Geçti ne fayda?
Merhamet kalmadı yoksulda, bayda.
Bu ayda olmazsa, gelecek ayda,
On'ki ayın birisinde gidelim.

 

KÖMÜR GÖZLÜM HASTA OLMUŞ
Kömür gözlüm hasta olmuş,
Bir muskacık yaz, ver bana.
Siyah zülfü ak gerdana,
Tel tel et de diz, ver bana.

Kaşların neden eğmişsin?
Kız sana nazar değmesin.
Ak göğsün çapraz düğmesin,
İznin ile çöz, ver bana.

Elinde durur bohçası,
Alnında siyah peçesi.
Dostum koynun gül bahçesi,
Ziyan etmem, gezdir bana.

Karac'oğlan der ki: Sözler,
Ak gerdanda benli yüzler.
Dost, ettiğin türlü nazlar,
Bugün için azdır bana.

 

KÖTÜ AVRATLARA ETMEN EMEĞİ
Kötü avratlara etmen emeği,
Midem çekmez pişirdiği yemeği,
Kazandan çıktı bir kıl eneği,
Alman kötü avradı hörü de olsa.

Kötü avrat dersen çığıştan düşmez,
Üfürür üfürür mancası pişmez.
Bir at üste versen kimse değişmez,
Alman kötü avradı hörü de olsa.

Kaşını yıkmış da yüzün şişirir,
Samranı samranı manca pişirir.
Döşeği yaz deyince, çulu devşirir,
Alman kötü avradı hörü de olsa.

Karac'oğlan der ki: Mevlâm yaratır,
Çocuğunu varır ele beletir.
Kabını yumaz da ele yalatır,
Alman kötü avradı hörü de olsa.

 

KULA DA SEVDİĞİM KULA
Kula da sevdiğim, kula,
Kolunu boynuma dola.
Sarılalım ince bele,
Bülbüller öttüğü zaman.

Kaç güzel, karşımda durma,
Ölürüm, kanıma girme.
Yüzünü benden çevirme,
Yanına vardığım zaman.

Yolunu ayırma benden,
Gönül vazgeçer mi senden?
Meğer can ayrılır tenden,
Senden ayrıldığım zaman.

Karac'oğlan, el duymasın,
Yanında engel olmasın.
Üç gece sabah olmasın,
Sarılıp yattığım zaman.

 

KULAK VERDİM DÖRT KÖŞEYİ DİNLEDİM -1-
Kulak verdim, dört köşeyi dinledim,
Ardımızdan gıybet eden çoğ imiş.
Ben dünyayı sonsuza dek bellerdim,
Meğer dünya dört sultanlık yer imiş.

Karşıda uzanır yapraklı dağlar,
Hastanın derdini bilemez sağlar.
Her nere vardıysam dertliler ağlar,
Gezdim şu alemi dertsiz yoğ imiş.

Karac'oğlan der ki: Dosta sarılam,
Su değilem bulanıp da durulam.
Bu dünyada sevdiğine sarılan,
Ahirette sorgu sual yoğ imiş.

 

KULAK VERDİM DÖRT KÖŞEYİ DİNLEDİM -2-
Kulak verdim, dört köşeyi dinledim,
Arkam sıra gıybet eden çoğ imiş.
Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden,
Az yaşayıp devran sürmek yeğ imiş.

Tükendi cünbüşüm, yoktur gıybetim,
Bir yatsıya kaldı benim mühletim.
Bilemedim ana, baba kıymetin,
Arkamızda karlıca bir dağ imiş.

Karşıki görünen yapraklı dağlar,
Hastanın hâlinden ne bilsin sağlar?
Her nere vardımsa, dertliler ağlar,
Aradım cihanı dertsiz yoğ imiş.

Her daim böyledir feleğin işi,
Zehirden acıdır engelin aşı.
Tırnağın var ise, başını kaşı,
Kimseden kimseye vefa yoğ imiş.

Karac'oğlan der: Dünyaya gelmeden,
Ben usandım el işine yelmeden.
Gurbet elde padişahlık sürmeden,
Vatanında züğürt olmak yeğ imiş.

 

KUŞLAR ÇIĞRIŞIP DALDAN DALA ÖTÜŞÜR
Kuşlar çığrışıp daldan dala ötüşür,
Fesleğen yaylası yeşil salında.
Yeşil ardıç, reyhan, sümbül kokuşur,
Fesleğen yaylası toprak yolunda.

Sarı çiğdem küme küme serilmiş,
Taşlarında kekik, reyhan derilmiş.
Bu güzellik de ezelden verilmiş,
Fesleğen yayla sağında, solunda.

Savaşma sen Karac'oğlan felekle,
Gonca düşmez âşıklara dilekle.
Gelin kızlar yayık yayar bilekle,
Sallanıyor gümüş halhal kolunda.

 

KÜÇÜÇÜKSÜN GÜZEL ETME BU NAZI
Küçüçüksün güzel etme bu nazı,
Yüreğime bastın ataşı, közü.
Başına takmışsın gülü, nergizi, 
Yüzünü yüzüme süresim gelir.

Aladır gözlerin, hilaldir kaşın,
Aradım dünyayı bulunmaz eşin.
Yaylanın karından ak beyaz döşün,
Uzanıp yanına ölesim gelir.

Karacaoğlan der ki: Bilirim yari,
Yoluna koymuşum can ile seri.
Koynunda beslemiş ayvayla, narı,
Çözüp düğmeleri göresim gelir.

 

KÜSTÜRDÜM GÜZELİ GÜLDÜREMEDİM
Küstürdüm güzeli, güldüremedim,
Küsme güzellerin şahı isen de.
İndiririm güzel seni havadan,
Gözü kanlı bir üveyik isen de.

Kız da der ki: Bu sözünü tutmazam,
Senin de meyline meyil katmazam,
Zülfümden bir teli koklatmazam,
Allah'ın sevgili kulu isen de.

Ala bulut gibi göğe ağarım,
Sulu sepken gibi yere yağarım,
Olanca ömrümü sende sınarım,
Kız seni boşarım ahu isen de.

Kız da der ki: Bu sözüne küserim,
Zülfüm teli ile seni asarım,
Tuna'nın kalesi benim hisarım,
Gelemen üstüme Ali isen de.

Karac'oğlan: Kız kaleni yıkarım,
Taşın, toprağını suya dökerim.
Yüksekten üstüne köprü kurarım,
Geçerim Tuna'nın seli isen de.

Kız da der ki: Çalınmışsın kaleme,
Küçücüksün dayanamam belama,
Sırrımı vermezsen ele, âleme,
Gel sarılak oğlan, deli isen de.

Ne imiş de Karac'oğlan, ne imiş,
Gönül havalandı, karlı dağ imiş.
Kız seni sınadım, ökçen yok imiş,
Sarmam seni güzel, hörü isen de.

 

LÂLELİ DAĞI'NDAN YOLUM AZDIRDIM
Lâleli Dağı'ndan yolum azdırdım,
Çağırırım Kadir Mevlâm, aman hey!
Bir yandan da yağar yağmur, kar serper,
Bir yandan da yolum bağlar duman hey!

İniler dağların başı, iniler,
Elim ermez, kulacığım çınılar.
Kaldırma sargımı, yaram yeniler,
Yârdan ayrılalı halım yaman hey!

Ay karanlık, azdırmışım yolumu,
Ayaz kesti ayağımı, kolumu.
Ben kendime mehil görmem ölümü,
Bundan sonra sağlığıma güman hey!

Karac'oğlan, ben bu yerde kalmayım,
Kalırsam da gurbet ilde ölmeyim.
Sözünde durmayan yâri sevmeyim,
Perişan hâllerim gayrı yaman hey!

 

MARAŞ'TAN OLUR BEYLERİN ULUSU
Maraş'tan olur beylerin ulusu,
Urfa'dan gelir Kürdün valisi.
Halep'ten, Antep'ten şura berisi,
Sılayı arz eden gelsin gidelim.

Garipler yatağı Tarsus, Adana,
Ağa derim dost elinden tutana.
Gitme demem sılasına gidene,
Sılayı arz eden gelsin gidelim.

Alt'ay oldu ben çizmeyi giymeyi,
Dost elinden şeker şerbet ezmeyi.
Gönül ister kır at ile gezmeyi,
Sılayı arz eden gelsin gidelim.

Karacaoğlan der ki: Geldik faniye,
Gönlüm sende tor sefil bir dünyaya.
Ana dedik mağaraya, binaya,
Anayı arz eden gelsin gidelim.

 

MAVİ DONLUM SALLANIYOR KARŞIMDA
Mavi donlum sallanıyor karşımda,
Gündüz hayalimde, gece düşümde.
Eksilmeyen sevdası var başımda,
Yâr sevdası çetin hâldir Yaradan.

Ey tor mavi donlum, geçemem senden,
Ölmeyince ayrılır mı can tenden?
Kızlarla tor olmuş, kaçarsın benden,
Yüzünü bir bana döndür Yaradan.

En yüksek yerlerde avcılar gezer,
En derin göllerde ördekler yüzer.
Yufka olan dudak şekerler ezer,
Kızıl yanakları baldır Yaradan.

Karac'oğlan der ki: Yakıp yandırma,
Yükselip de enginlere indirme.
Tatlı cana Azrail'i gönderme,
Canım sevdiğime aldır Yaradan.

 

MEDET MEDET ÂLEMLERİ YARADAN
Medet, medet âlemleri Yaradan!
Yâri benden, beni senden ayırma.
On sekiz bin âlemleri var eden,
Yâri benden, beni senden ayırma.

Bu güzelle anda ilet tenimi,
O türaba arka eyle kendimi.
Yâr ver de âleme ilet canımı,
Yâri benden, beni senden ayırma.

Bire benim ala gözlü meleğim,
Sığa kolun, kan bulaşır yeleğin.
Gece gündüz budur Mevlâm dileğim,
Yâri benden, beni senden ayırma.

Karac'oğlan der ki: Döndü hezarım,
Dilim söyler, gussalarım yazarım.
Kaldı şu yavruda safi nazarım,
Yâri benden, beni senden ayırma.

 

NAGEHAN GEÇERKEN UĞRADI YOLUM
Nagehan geçerken uğradı yolum,
Tecnis'te bir Arap güzeli gördüm.
Ben su istedim, o sofra gönderdi,
Tecnis'te bir Arap güzeli gördüm.

Altıma attılar alaca kilim,
Ağzımda kurudu dudağım, dilim.
Sunayı görünce büküldü belim,
Tecnis'te bir Arap güzeli gördüm.

Altıma attılar bir ipek halı,
Uğruma koydular kaymağı, balı.
Anasın öldürüp kızı almalı,
Tecnis'te bir Arap güzeli gördüm.

Öğer Karac'oğlan, yârini öğer,
Zülüf pare pare gerdanı döğer.
Bin altın vermişler, bin daha değer,
Tecnis'te bir Arap güzeli gördüm.

 

NASIL METHEDEYİM BÖYLE GÜZELİ?
Nasıl methedeyim böyle güzeli?
Elinde bergüzar gül ile oynar.
Elma yanak, kiraz dudak, diş sedef,
İspir ala gözler mil ile oynar.

Cennete misaldir göğsünün ağı,
Sineme bastın da ateşten dağı.
Korkarım ki yad el bekler bu bağı,
Bülbül eğlencesi gül ile oynar.

İnciden, mercandan beyaz yanağı,
Meles gömlek koç yiğidin konağı.
Seher vakti ıssız koyma sulağı,
Telli yeşil turnam göl ile oynar.

Salavat getirsin cemalin gören,
Bakışın turna da, sekişin ceran.
Uğradığın yeri edersin viran,
Bülbül has bahçede gül ile oynar.

Karac'oğlan der ki: Kılayım nazar,
Bilezik takmaya kolların çözer.
Giyinmiş, kuşanmış sallanır gezer,
Gümüş kemer ince bel ile oynar.

 

NASIL METHEDEYİM SULTANIM SENİ?
Nasıl methedeyim sultanım seni?
Gürcistan iline değer gözlerin.
Bir bakışta harap eylen cihanı,
Cezayir, Tunus'a değer gözlerin.

Darılma sevdiğim söylenen söze,
Ne hoşça yakışmış benlerin yüze.
Mısır, Arap, Urban, Yemen, Anize,
Belh'e, Buhara'ya değer gözlerin.

Eme idim ağzındaki dilini,
Dere idim koynundaki gülünü.
Bosna, İstanbul'a, Anadolu'ya,
Bütün Rumili'ne değer gözlerin.

Ben seni severim ezel ezeli,
Bana cefa etme dünya güzeli.
Bağdat'a, Basra'ya, Acem, Şiraz'a,
Bütün Hindistan'a değer gözlerin.

Emsem yanakların, kurtulsam yastan,
Adam kemlik görmez sevdiği dosttan.
Arnavut, Çerkes'le Kürt, Arabistan,
Bütün Türkistan'a değer gözlerin.

Karac'oğlan der ki: Hoş etti methin,
Al yanaktan buse olsa himmetin.
Yüz bin şehir saysam, değmez kıymetin,
Hasılı cihana değer gözlerin.

 

NAZLI YÂRDAN BANA GELDİ BİR NAME
Nazlı yârdan bana geldi bir name,
Eğer doğru ise, kırdı belimi.
Dediler: Yârini yad eller almış,
Kadir Mevlâm, ihsan eyle ölümü.

Bülbüle söyleyin, gülüne konsun,
Beni yârdan eden Allah'tan bulsun.
Sabreyle sevdiğim, ilkbahar gelsin,
Terk edeyim vatanımı, ilimi.

Ak yâri gördükçe ağladım, coştum,
Al elinden dolu badeler içtim.
Kötüler sandı ki ben yârdan geçtim,
Ölmeyince çeker miyim elimi?

Karac'oğlan der ki: Konmadan göçmem,
Her olur, olmaza sırrımı açmam.
Kötüler köpr'olsa üstünden geçmem,
Taşkın suya uğratırım yolumu.

 

NE DEDİM Kİ BENDEN KÜSTÜN SEVDİĞİM?
Ne dedim ki benden küstün sevdiğim?
Sana bir tenhada sözüm var benim.
Kumaş yüküm dost köyüne çözüldü,
Bir zülfü siyaha nazım var benim.

Ağ ellere al kınalar yakılır,
Ala göze siyah sürme çekilir.
Dost olanlar dost yoluna bakılır,
Dosta giden yolda izim var benim.

Karac'oğlan der ki: Konanlar göçmez,
Bu ayrılık bizim aramız açmaz.
Bir deli gönlüm var güzelden geçmez,
Ne güzele doymaz gözüm var benim.

 

NEDENDİR DE SUNA BOYLUM NEDENDİR?
Nedendir de suna boylum nedendir?
Şu geceki benim uyumadığım.
Çetin derler ayrılığın derdine,
Ayrılık derdine doyamadığım.

Dostun bahçesine bir hoyrat girmiş,
Gülünü toplarken fidanın kırmış.
Şunda bir kötünün koynuna girmiş,
Şu benim sevmeye kıyamadığım.

Kömür gözlüm seni sevdim sakındım,
İndim has bahçeye güller sokundum.
Bilmiyorum nerelere dokundum,
Belli bir haberin alamadığım. 

Karac'oğlan der ki: Yandım ben öldüm,
Her deliliği ben kendimde buldum.
Dolanıp da kavil yerine geldim,
Kavil yerlerinde bulamadığım.

 

NE GELİRSE GARİP GARİP BAŞIMA
Ne gelirse garip garip başıma,
İlden değil güzellerden bilirim.
Anlar girer gecelerde düşüme,
Kokuların her güllerden alırım.

Dağdan dağa yaylalarda gezdiğim,
Kalem alıp destanların yazdığım.
Gurbet ilde cevlan edip tezdiğim,
Ne ararsam dilberlerde bulurum.

Sararıp da dökülmüyor gazelim,
Gönül der ki diyar diyar gezelim.
Soyum Türkmen, Türkmen olsun güzelim,
Ölürsem ben o illerde ölürüm.

Karac'oğlan gezer pınar başında,
Arzum vardır bir dilberin kaşında.
Bunun için gezer gönül peşinde,
Hoş kal yarim belki döner gelirim.

NE SARP YERDE AVLADILAR YOLUMU
Ne sarp yerde avladılar yolumu,
Aman ver hey güzel Allah, aman ver!
Kastettiler hubca canım almaya,
İman ver hey güzel Allah, iman ver!

Hüma kuşu gibi yüksek uçacak,
Bölük bölük kanatların açacak,
Fırsat bulup yârim ile kaçacak,
Duman ver hey güzel Allah, duman ver!

Yavru bülbül garip garip ötecek,
Gül yerine şimdi sümbül bitecek,
Yârim ile seher yerde yatacak,
Çemen ver hey güzel Allah, çemen ver!

Arttırayım ahım ile zârımı,
Harcayayım elde olan varımı.
Önde, sonda vereceksin yârimi,
Hemen ver hey güzel Allah, hemen ver!

Karac'oğlan derler benim adıma,
Körpem gelir benim her dem yadıma.
Hüdâm ver, ben de erem muradıma,
Zaman ver hey güzel Allah, zaman ver!

 

N'EYLEYEYİM ŞU DÜNYADA ZİYNETİ
N'eyleyeyim şu dünyada ziyneti,
Akibet de ölüm olduktan geri.
İstemem bahçemde bülbüller ötsün,
Benim gonca gülüm solduktan geri.

Çözemedim düğmeleri döşünden,
Öpemedim gözlerinden, kaşından.
Güzelliği soyha kalsın başından,
Ben inli, boranlı olduktan geri.

Yalanmış dünyanın ötesi, yalan,
Felektir muradım elimden alan.
Mısr'a sultan olsam, istemem kalan,
Dost ağlayıp, düşman güldükten geri.

Karac'oğlan der ki: Bu ne hâl bilmem?
Gelmişim dünyaya, bir daha gelmem.
Âlem bir yand'olsa, o yâri vermem,
Yârin gönlü bende olduktan geri.

 

NİCE BİR KARŞIMDA SALINDIN DURDUN
Nice bir karşımda salındın durdun,
Gören yiğitlere şan, şöhret verdin.
Attın zalim ok da, yürekten vurdun,
Ezelden yüreğim yaralı gelin.

Evlerinin önü keskin dereli,
Soramam da gelin aslın nereli?
Uydurmuş gaza'yı perçem sıralı,
Zülüfü yüzünde turalı gelin.

Şahana yutturdum lebleb şekeri,
Yaktı beni şu gelinin lebleri.
Atlas çuhayınan kantar evleri,
Meles gömlek giymiş holalı gelin.

Kulucuna atmış ebrim belikler,
Ak kolları sıkmış altın ilikler.
Kahrını çekemez şöyle yiğitler,
Gerdanda benleri sıralı gelin.

Karac'oğlan der ki: Hay bir hay oldu,
Hacımdan gördüm de aklım zay oldu.
Hacıman ilinden bir gelin geldi,
Kendi Hacıman da köleli gelin.

 

NİÇİN AH EDERSİN DİVANE GÖNÜL?
Niçin ah edersin divane gönül?
Sana da bulunur, elde neler var?
Ayva mı, turunç mu, nar mı istersin,
Sokunsun güzeller, gülde neler var?

Ağalar, sakının beni küçükten,
Beğleri gamzeli, eğri bıçaktan.
Arı petek tutar bin bir çiçekten,
Hesap et arıda, balda neler var?

Bunu ben demedim, âşıklar diyen,
Yaralı sineme melhemler koyan,
Bilmem akça ceran, bilmem boz sığın,
Yüce yüce sarp kayada meler var.

Yavru sana bu sözlerim misaldir,
Acı sözler muhabbeti kısaltır.
Gönül versen, yüz deveye misaldir,
Uzadıkça katarına avlar var.

Karac'oğlan der ki: Acıdı sinem,
Elimden aldırdım gül yüzlü sunam.
Kimi cennet ister, kimi cehennem,
Cennete gitmeden evvel sual var.

 

NİÇİN BÖYLE MELİL MELİL GEZERSİN?
Niçin böyle melil melil gezersin?
Şad ü hurrem olup gül kömür gözlüm.
Arzu eder gönlüm gurbet illeri,
İşte gidiyorum, kal kömür gözlüm.

Ben seni severim can ü gönülden,
Kalktı kısmetimiz, ne gelir elden?
Yanağın çevresi tomurcuk gülden,
Bezemiş gerdanın hâl kömür gözlüm.

Vazgelmezsen, sen ahdında durursan,
Yüz verme, engeli mahfî görürsen.
Varıp bir kötüye meyil verirsen,
Dilerim, Mevlâ'dan bul kömür gözlüm.

Karac'oğlan, söyle sözü, utanma,
Varıp yad ellerin nârına yanma.
Gitti gurbet ile, vaz gelir sanma,
Ahd ü aman edip gel kömür gözlüm.

 

NİÇİN ODLANMAYIM, NİÇİN YANMAYIM?
Niçin odlanmayım, niçin yanmayım?
Deli gönül bir sevdaya bağlıdır.
Özü şirin, sözü şirin bir güzel,
Gamzesi ok, kaşı yaya bağlıdır.

Gariplik, gurbetlik düşmüş özüne,
Kudret sürmesini çekmiş gözüne,
Dökünce zülfünü bedir yüzüne,
Ben sandım ki, bulut aya bağlıdır.

Karac'oğlan der ki: Düşmüşken fırsat,
Daha yadlarınan etmeyin sohbet.
Söküldü yürekten eski muhabbet,
Şimdi gönlüm nazlı yâre bağlıdır.

 

NİYE BÖYLE DARGIN DARGIN BAKARSIN?
Niye böyle dargın dargın bakarsın?
Sen beni sözümde durmaz mı sandın?
Hatırın hoş olsun, birin bin olsun,
Yalınıza sabah olmaz mı sandın?

Haldan bilenlere hayran olurum,
Gönülden sevene kurban olurum.
Sen birin bulmuşsun, ben de bulurum,
Bu gönül bir güzel bulmaz mı sandın?

Karacaoğlan der ki: Böyle olmasın,
Arada engeller murad almasın.
Sana senden olmuş, benden olmasın,
Herkes ettiğini bulmaz mı sandın?

 

NUH'UN GEMİSİNE BÜHTAN EDENLER
Nuh'un gemisine bühtan edenler,
Yelken açıp yel kadrini ne bilir?
O Süleyman kuş dilini bilirdi,
Her Süleyman dil kadrini ne bilir?

Arap atlarında olur fırkalar,
Kimi sarhoş yürür, kimi ırgalar.
Zibilliğe inip konan kargalar,
Has bahçede gül kadrini ne bilir?

Dünya benim diye zenginlik satan,
Helâl ekmeğine haramlar katan,
Sonradan sonraya beğliğe yeten,
Zalim olur, il kadrini ne bilir?

Karac'oğlan der ki: Belim büküldü,
Ağzımın içinde dişim döküldü,
Nuh Nebî'nin haddesinden çekildi,
Saz çalmayan tel kadrini ne bilir?

 

OBASIN SEYRAN EYLEDİM
Obasın seyran eyledim,
Konup göçen ilin gördüm.
Pazarın seyrana durdum,
Antalya'nın şarın gördün.

Yanar yüreklerim, yanar,
Al çuhalı beyler gider.
Kazlar uçar, kumru öter,
Kokar akça gülün gördüm.

Enginlerde gide gide,
Ufacık meşeler buda.
Kefendiz'de Börklü Dede,
Onun acep sırrın gördüm.

Çağır Karac'oğlan, çağır!
Taş, düştüğü yerde ağır.
Güzel sevmek günah değil,
Dört kitapta yerin gördüm.

 

OKUR DERLER BİR GÜZELE UĞRADIM
Okur derler bir güzele uğradım,
Siyah zülfü mah yüzünde gül gibi.
Boyu kısa amma kendi münasip,
Uzar gider bir şıvgacık dal gibi.

Geydireyim yeşil ile al ile,
Besleyeyim kaymak ile bal ile.
Anan bana versin şunca mal ile,
Kokulayım bir tomurcuk gül gibi.

Kalem aldın kaşın gözün çatmaya,
Hicab ettim adın sual etmeye.
Seni satan çok bahaya satmaya,
Bakıp durur yüz altınlık mal gibi.

Hezere de Karac'oğlan, hezere,
Bir melhem yap yaralarım tezele.
Bir saray yaptırdım şöyle güzele,
On halayık hizmet etsin kul gibi.

 

ON BİRİNDE BİR YÂR SEVDİM
On birinde bir yâr sevdim,
Taze açmış güle benzer.
On ikide şeker, şerbet,
Oğul vermiş bala benzer.

On üçünde gözün süzer,
Zülfünü gerdana dizer,
Kargı, kamış gibi uzar,
Boyu selvi dala benzer.

On dördünde bedir bedir,
Dostunun ikrarın güder,
Nere çeksen ora gider,
Boynu toklu kula benzer.

On beşinde yaşar yaşın,
Her örnekten bağlar başın,
Tenhalarda arar eşin,
Tez alışkın tele benzer.

On altıda kurt bilekli,
Ünler de Hakk'a dilekli,
Sağrısı yeşil örekli,
Esen poyraz yele benzer.

On yedide deli dolu,
Hiç bilmez gittiği yolu,
Has bahçenin gonca gülü,
Kız turnada tele benzer.

On sekizde göçer göçü,
Kız oğlanda bulur suçu.
Gelinin ibrişim saçı,
Kızıl altın tele benzer.

On dokuzda olur hasta,
Zülüfleri deste deste.
Gelin şeker, şerbet tasta,
Kız petekte bala benzer.

Naçar Karac'oğlan, naçar,
Aşkın kitabını açar.
Yirmisinde vakti geçer,
Geçmez akça pula benzer.

 

ON PARMAĞIM ŞEM'A ETTİM YANDIRDIM
On parmağım şem'a ettim, yandırdım,
El yaradı yâre, yaramadım ben.
Nazlı yârim geçmiş derler buradan,
Kör oldu gözlerim, göremedim ben.

Hey ağalar, bana zulüm değil mi?
Âlem divan durdu, duramadım ben.
Yâri benzetmişler tavus kuşuna,
Boyun gördüm, yüzün göremedim ben.

Yavru şahan gibi hava gözlerim,
İner ormana da yolun düzlerim.
Yedi yıldır ben ki yâri özlerim,
Bekledim, murada eremedim ben.

Çinin çinin bilezikli kolları,
Söyledikçe şirin gelir dilleri.
Açılmış yanakta gonca gülleri,
Söylen ele, dersin, deremedim ben.

Yârimin zülüfü destedir, deste,
Verirler şâkirdi, öğretir usta.
Bir elma getirdim, gümanım dosta,
El sürüp koynunu aramadım ben.

Karac'oğlan der ki: Belim büküldü,
Yâri gördüm, kemerciğim söküldü.
Ömrüm sarayından üç kor döküldü,
Devşirip kerpicin öremedim ben.

 

ON PARMAĞIM ŞEM'A ETTİM YANDIRDIM
On parmağım şem'a ettim, yandırdım,
El yaradı yâre, yaramadım ben.
Nazlı yârim geçmiş derler buradan,
Kör oldu gözlerim, göremedim ben.

Hey ağalar, bana zulüm değil mi?
Âlem divan durdu, duramadım ben.
Yâri benzetmişler tavus kuşuna,
Boyun gördüm, yüzün göremedim ben.

Yavru şahan gibi hava gözlerim,
İner ormana da yolun düzlerim.
Yedi yıldır ben ki yâri özlerim,
Bekledim, murada eremedim ben.

Çinin çinin bilezikli kolları,
Söyledikçe şirin gelir dilleri.
Açılmış yanakta gonca gülleri,
Söylen ele, dersin, deremedim ben.

Yârimin zülüfü destedir, deste,
Verirler şâkirdi, öğretir usta.
Bir elma getirdim, gümanım dosta,
El sürüp koynunu aramadım ben.

Karac'oğlan der ki: Belim büküldü,
Yâri gördüm, kemerciğim söküldü.
Ömrüm sarayından üç kor döküldü,
Devşirip kerpicin öremedim ben.

 

 

OTURMUŞ KARŞIMDA ZÜLFÜNÜ TARAR
Oturmuş karşıma zülfünü tarar,
Ağalar başımda derilmez hal var.
Beni del'eyliyor şekerli diller,
Aklım aldın hey gözleri sürmeli.

Beni derdi birem birem basıyor,
Hançer aldı ciğerimi kesiyor.
Dönüp de bakmadın diye küsüyor
Dert eyleme hey gözleri sürmeli.

Kaş altından uğrun uğrun bakıyor,
Aşk ördüne ciğerimi yakıyor.
Ak göğsün üstü burcu burcu kokuyor,
Mis mi döktün hey gözleri sürmeli?

Karac'oğlan der ki: Meded bu merde,
Bereli yürekler katlanmaz derde.
Uğrun uğrun konuşurduk her yerde,
Gidiyorum hey gözleri sürmeli.

 

OTURMUŞ PINARA KIZ İLE GELİN
Oturmuş pınara kız ile gelin,
Onlar birbirine arz eder halın.
Boğum boğum kınalanmış ak elin,
Gelin hiç söylemez, kız nazlı güzel.

Tereviyi yuyup kodular taşa,
Daha ne gelecek sağ olan başa?
Tülbent yağlık vurmuş şu hilâl kaşa,
Gelin hiç söylemez, kız nazlı güzel.

Altın düğme dikmiş kırmızı yüze,
Sürmeler çekmiş de mest ala göze.
Âşığız biz, yalan yakışmaz bize,
Gelin hiç söylemez, kız nazlı güzel.

Karac'oğlan der ki: Ya benim hâlim?
Korkarım ki eller deriyor gülün.
Gelin doğru söyle Sinekli yolun,
Gelin hiç söylemez, kız nazlı güzel.

 

 

ÖLÜM ARDIMA DÜŞÜP DE YORULMA
Ölüm, ardıma düşüp de yorulma,
Var git ölüm, bir zaman da yine gel.
Akıbet alırsın, komazsın beni,
Var git ölüm, bir zaman da yine gel.

Şöyle bir vakitler yiyip içerken,
Yiyip içip yaylalardan göçerken,
Yine mi geldin, ben senden kaçarken?
Var git ölüm, bir zaman da yine gel.

Çıkıp bozkurtlayın uluşamadım,
Yalan dünya sana çıkışamadım.
Eşimle, dostumla buluşamadım,
Var git ölüm, bir zaman da yine gel.

Karac'oğlan der ki: Derdim pek beter,
Bahçede bülbüller şakıyıp öter.
Anayı, atayı dün aldın, yeter,
Var git ölüm, bir zaman da yine gel.

 

ÖMRÜM UZUN EYLE EY BÂRÎ HÜDÂ
Ömrüm uzun eyle ey Bârî Hüdâ,
Hamd-ü senâ, şükür etmek isterim.
Çalışıp kazanıp nefis taamlar,
Dişlerim var iken yemek isterim.

Açıldı dehanım, söyler zebanlar,
Sana muhtaç bunca şahlar, gedalar.
Al, yeşil hırkalar, türlü libaslar,
Böylece münasip giymek isterim.

Bir küheylan at ver, istemem eşek,
Üstü kaplan postu, tek olsun öşek.
Kuş tüyünden yastık, yumuşak döşek,
Keçeler içinde yatmak isterim.

Bir güzel isterim, ahu bakışlı,
Gerdanı bir karış benli, nakışlı,
İnci dişli olsun, hem kara kaşlı,
Boynuna sarılıp yatmak isterim.

Kalk gönül gezelim helv'alayına,
O helvalar da dişe kolayına.
Her akşam da pirinç pilavına,
Kahvaltıda ballı kaymak isterim.

Bamyayı severim, dolma hoş olur,
Ballı börek pişer, içi boş olur,
Hele zerdali yanında hoş olur,
Yedikçe karnıma koymak isterim.

İçli köfte gerek yola gidene,
Bumbar doldurması benzer harane.
Baklavayla börek şifa bedene,
Yedikçe ellerim yumak isterim.

Sütlü ile tek helise olaydı,
Tavuk kızartması sahna dolaydı.
O tel helvası da dişe kolaydı,
Aranmaz, üşenmez emek isterim.

Kaz, turac olmasa, günde yüz serçe,
Ya kuzu doldurması nere kaça?
Seherden evvel de ekşili paça,
Limon bulunmazsa somak isterim.

O güzel meyveler bittiği zaman,
Toplayan, getiren cümleden heman,
Dediler lezzetli şu adı yaman,
Anında kabuğun soymak isterim.

Nerde kaldı şekerli kurabiye?
Ne demeli fırın eti kebaba?
Bazıları su mu katar şaraba?
Neme lazım, adın demek isterim.

Kocadım, ihtiyar oldum kardaşlar,
Halıma rahm edin, bakın yoldaşlar,
Döküldü ağzımda kalmadı dişler,
Yağlıca höşmerim koymak isterim.

Yedirdin, içirdin hepsi de yalan,
Ahir ömrümüzü ederler talan.
Sözümü dinleyip nasihat alan,
İşitip tutanı duymak isterim.

Azrail göğsüme çöktüğü zaman,
Öyle bilin halım perişan yaman.
Bülbülüm kafesten uçtuğu zaman,
Cesedimi kabre koymak isterim.

Karac'oğlan der ki: Böyle kalaydım,
Zahir, batın muradıma ereydim.
O gün dahi cemalini göreydim,
Hakk'ın didarını görmek isterim.

 

ÖTENİ YOKLADIM ÖTEN YOK İMİŞ
Öteni yokladım öten yok imiş,
Yürü yalan dünya senden usandım.
Çok emekler verdim hep zayi oldu,
Cesedim içinde candan usandım.

Ağırdır kalkmıyor yükümün tayı,
Demirdir çekilmez feleğin yayı.
Aradım cihanı nazlı yar deyi,
İl içinde olan sözden usandım.

Kadalı kavgalı şu benim başım,
Yüklendi barhanam kaldı kardaşım.
Her daim akıyor gözümden yaşım,
Ağlama gözlerim senden usandım.

Karac'oğlan der ki: Bize ne oldu?
Koynumuz köpüklü kan ile doldu.
Saatim ay oldu, günüm yıl oldu,
Gelip geçmez kara günden usandım.

 

ÖTE ÖTE GİDEN DİLBER
Öte öte giden dilber,
Dön Muhammed'i seversen.
Seni bana küskün derler,
Gel Muhammed'i seversen.

Huyu melekten yukarı,
Kendisi kızlar sükkeri,
Ağzında lebin şekeri,
Ez Muhammed'i seversen.

Belinde Hama kuşağı,
Saçağı sarkmış aşağı.
İkimize yün döşeği,
Ser Muhammed'i seversen.

Karac'oğlan der ki: Pestten,
Armağan geliyor dosttan.
Bir kol alttan, bir kol üstten,
Sar Muhammed'i seversen.

 

ÖTME TURAÇ ÖTME İŞİN VAR SENİN
Ötme turaç, ötme, işin var senin,
Şahan salıp avlanacak yer değil.
Vardım, gördüm, ağyar göçmüş yurdundan,
Vatan tutup eğlenecek yer değil.

Güzel, senin ak saraylı yurdun var,
Divitin var, kalemin var, ördün var.
Güzel, senin türlü türlü derdi var,
Hoşça sallan, karşındaki tor değil.

Bir düğme diktirem göğsün ağ ise,
Etrafı da lâle, sümbül, bağ ise.
Eğer güzel bende gönlün yoğ ise,
Benim işim minnet ile zor değil.

Karac'oğlan der: Gezelim yurtları,
Söyleyelim başa gelen dertleri.
Sevmeseydim senin gibi sertleri,
Ah n'eyleyim, aklım başa yâr değil.

 

PAŞAM BENİ KARA GÖRME
Paşam beni kara görme,
Kara isem meyil verme.
Ala göze siyah sürme,
Çekilen kara değil mi?

Kuzum bana etme gücü,
Yüreğime olur acı.
Ak gerdana zülüf ucu,
Dokunan kara değil mi?

Kırmızı gülün hindası,
Melek simalı kendisi.
Kabetullah'ın örtüsü,
Örtülen kara değil mi?

Karacaoğlan direnme,
Okuyalım elif name.
Ak kâğıda Hak kelamı,
Yazılan kara değil mi?

 

PENCEREDEN BAKAN DİLBER
Pencerden bakan dilber,
Güzelliğin bildirirsin.
Ak göğsünde lâle, sümbül,
Ağlayanı güldürürsün.

Gerdan açık, benlerin çok,
Güzellikte menendin yok.
Kaşların yay, kirpiğin ok,
Vurduğunu öldürürsün.

Gül bülbülün sekiminden,
Perçem zülüf takımından,
Geçme mescit yakınından,
Çok namazlar böldürürsün.

Karac'oğlan, bana yazık,
Yâri gördüm, bağrı ezik.
Bahçendeki güller nazik,
Pek elletme, soldurursun.

 

PINAR NERDE CEYLANLARIN?
Pınar nerde ceylanların?
Nere gitti seyranların?
Fani dünya da pek döngür,
Belli nişan verenlerin.

Höbek höbek oba yeri,
Dağılmış hep dilberleri.
Nice döndü bahtın geri,
N'oldu yüce eyvanların?

Seher yeli gelir geçer,
Garip kuşlar konar göçer.
Melül melül kumru öter,
Boştur yeşil meydanların.

Karac'oğlan der: Aç gözün,
İzleri var gelin kızın.
Kısası da budur sözün,
Seni bilsin hayranların.

 

POYRAZ YELİ ESME BAĞRIM EZİKTİR
Poyraz yeli esme bağrım eziktir,
Yolum yurda gider etme yazıktır.
Geçti yazım güzellerle yaylada,
Şimdi kış mı bilmem hava bozuktur.

Havalanmış turnalar da ötüşür,
Yol almışlar sahillere yetişir.
Eğlen gönül eğlen hava yatışır,
Bulutların önü köşel çiziktir.

Karac'oğlan der ki: Yolum Mardin'de,
Kaldım şu karlı dağların ardında.
Bir suna da bu mihricanın derdinde,
Yıldız durur yerinde demir kazıktır.

 

RAKKA'DAN BERİYE GELEN GAZİLER
Rakka'dan beriye gelen gaziler,
Sual etmen bana, nerden gelirim?
Tutmuşum yükümü lâli güherden,
"Şam-Şerif" derler, şardan gelirim.

Sensin gönül şu dünyadan farıtan,
Ah çektirip yüreğimi eriten,
Cansız duvarlara binip yürüten,
Hünkâr Hacı Bektaş pîrden gelirim.

Dostun bahçesinin gonca gülüyüm,
Yitirdim aklımı, şimdi deliyim.
Yaz bahar ayında paşa seliyim,
Akar boz bulanık kardan gelirim.

Karac'oğlan der ki: Arttı firakım,
Kadir Mevlâm, yakın eyle ırağım.
Ağlama gözlerim, Mevlâ'mız kerim,
Melilliğim vardır, yârdan gelirim.

 

SABAHLEYİN ER KALKANLAR
Sabahleyin er kalkanlar,
Hasta hâlin ne diyenler,
Sana bir tas su verenler,
Başındaki sağlar d'olur.

Ne zenginim, ne de fakir,
Yaradan Mevlâ'ya şükür.
Aşkın kitabını okur,
Sırtı kürklü beyler d'olur.

Karac'oğlan, der deyince,
Dağlara duman inince.
Hallacı Mansur çıkınca,
Sarp kayalı dağlar d'olur.

 

SABAHLEYİN ERKEN YÂRE UĞRADIM
Sabahleyin, erken yâre uğradım,
"Hoş geldin sevgilim, in!" dedi bana.
Tomurcuk memesin verdi ağzıma,
"Yorgunsun sevgilim, em!" dedi bana.

Gülerek ağladım yâri görünce,
"Yazıktır, ağlama!" dedi önünce.
Sazım gözyaşıma hemen uyunca,
"Ağlama sevdiğim, çal!" dedi bana.

Firkat günlerinde kara bağlarken,
Vuslat günlerinde böyle ağlarken,
Yârim bana, ben yârime ırlarken,
Felek bir silledir "al" dedi bana.

Sazım pek acı bir feryada daldı,
Çırpındı gönlümde aşkım bunaldı.
Yanıklı ahını göklere saldı,
Felek de "bu hâlde kal!" dedi bana.

Karac'oğlan, kan döküyor gözünden,
Yârin rengi uçtu gitti yüzünden.
Anlamıyor şimdi benim sözümden,
Sayıklarken "âşık, çal!" dedi bana.

 

SABAHLEYİN SEHER YELİ DEYİNCE
Sabahleyin seher yeli deyince,
Lâle verip, sümbül boyun eğince,
Yaz gelip de, beş ayları doğunca,
Çekilir sağmalı, yozu dağların.

Yüce dağ başında çalınır kaval,
Kadir Mevlâm sana vermesin zeval.
Aşağı yelinden sorulur sual,
Söker garbî, iner buzu dağların.

Yüce dağ başında can otu biter,
Bir zalim geldi de, ölümden beter.
Seyfisi top olmuş, kuzusu öter,
Çekilmez elvanı, nazı dağların.

Güney yüzünün de karları gitmez,
Virane bahçede bülbüller ötmez.
Bir gece yatsam da, misafir etmez,
Kışın azgın olur yüzü dağların.

Karac'oğlan der ki: Sözüm yadlara,
Ben uğramamıştım böyle dertlere.
Kurtlar konmuş mor sümbüllü yurtlara,
Türlü libas giymiş yüzü dağların.

 

SABAHLEYİN TAN YÜZÜNE
Sabahleyin tan yüzüne,
Sürmeler çekmiş gözüne,
Elini almış yüzüne,
Güler nazlanı nazlanı.

Dostun bahçesine girdim,
Tomurcuk güllerin derdim,
El bağlayıp selâm verdim,
Alır nazlanı nazlanı.

Karac'oğlan der: Merdane,
Güzel içinde bir tane.
Zülfünü dökmüş gerdana,
Tarar nazlanı nazlanı.

 

SABAH OLSUN BEN BU YERDEN GİDEYİM
Sabah olsun, ben bu yerden gideyim,
Garip bülbül gibi feryat edeyim.
Sen dururken, derdim kime dökeyim?
Uyan, hey gözünü sevdiğim, uyan!

Dilberin başında samur saç olur,
Sevip sevip ayrılması güç olur.
Sen gidersen, benim hâlim nic'olur?
Uyan, hey yüzünü sevdiğim, uyan!

Karac'oğlan der ki: Sevda sarıyor,
Oturmuş bahçeye, zülfün tarıyor.
Yollarda yitirmiş, eşin arıyor,
Uyan, hey özünü sevdiğim, uyan!

 

SABAH SEHERİNDE ÇIKIP SALINMA
Sabah seherinde çıkıp salınma,
Yavru şahan gibi baz kara gözlüm.
Kaşın kalem olmuş, lebin mürekkep,
Ak beyaz üstüne yaz kara gözlüm.

O kiraz dudaklar, nar gibi yüzler,
Kız beni anlıyor sendeki gözler.
Çok olur güzelde noktalı sözler,
Bu zülüf gerdana az kara gözlüm.

Havayı da deli gönül havayı,
Yükseğinden şahan döner yuvayı.
Tomurcuk memeli, bırak edayı,
Göğsün düğmesini çöz kara gözlüm.

Karac'oğlan der ki: Kandıramadım,
Köz koydum kalbine, yandıramadım.
Yolunu yoluma döndüremedim,
Getirme üstüne söz kara gözlüm.

 

SABAHTAN BİZİM PINARA
Sabahtan bizim pınara,
Gördüm bir kız suya gelir.
Siması melek siması,
Kız kaşların yaya gelir.

Çıkmış gelir evden beri,
Billah güzeller serdarı.
Cellat olmuş gamzeleri,
Dost canına kıya gelir.

Güzel cemaline baktır,
Dünyada menendin yoktur.
Huri kızından göğçektir,
Bu güzellik soya gelir.

Buyur Karac'oğlan, buyur,
Dilim söyler, kalbim uyur.
Nerde doğmuş, nerde büyür?
Şimdi bizim eve gelir.

 

SABAHTAN ÇIKTIM DA SEYRAN YERİNE
Sabahtan çıktım da seyran yerine,
Ay yıldız karşımda salınıp durur.
Kadir Mevlâm, ben günahkâr kulunum,
Defterim elinde dürülüp durur.

On iki yıldızın üçü terazi,
Karıştı ülkere, gitti birazı.
O mahşer yerinde ararlar bizi,
Hak mizan terazi kurulup durur.

İki derler bu dünyanın kapısı,
Yerden göğe inmiş anın kapısı.
Korkulu yollarda sırat köprüsü,
Ummanın üstünde salınıp durur.

Karac'oğlan der ki: N'edip, n'ederler?
Hak olan işleri beyan ederler.
Zamanede doğru, eğri söylerler,
Ay, gün, yıldız gibi dürülüp durur.

 

SABAHTAN KALKTIM GÜZELE UĞRADIM
Sabahtan kalktım güzele uğradım,
Dedim güzel uykuların kaçtı mı?
Hayli zaman ilinizden gideli,
Senin gönlün başkasına düştü mü?

Oturmuş hocalar ismini yazar,
Söylemen ağyara değmesin nazar.
Geyinmiş kuşanmış salınır gezer,
Nazlı yarim badeleri içti mi?

Kaşları benzer de eğri kaleme,
El pençe de divan duram selama.
Bilmem ay mı doğdu, gün mü aleme?
Yoksa yarim düğmelerin çözdü mü?

Karac'oğlan der ki: Yol büke büke,
Yönümü döndürdüm çağırdım Hakk'a.
Elinde bir deste gül koka koka,
Nazlı yarim yaylasına göçtü mü?

 

SABAHTAN SABAHA FAKILAR OKUR
Sabahtan sahaha fakılar okur,
Goncalar açılmış, bülbüller şakır.
İbrişim atmalı havlular dokur,
Eymirli'den bir kız geldi pınara.

İmreni imreni yaratmış ezel,
İnce belli, usul boylu bir güzel.
Salını salını yürekler ezer,
Eymirli'den bir kız geldi pınara.

Yürü güzel yürü, işin onara,
Gün değmiş de şavkı vurmuş pınara.
Gün üstüne bir gün daha doğar a,
Eymirli'den bir kız geldi pınara.

Hey der Karac'oğlan, öğdüğün öğer,
Beş yüzü verirsen, bin daha değer.
Ay ile bahsetmiş, gün ile doğar,
Eymirli'den bir kız geldi pınara.

 

SABAHTAN SEHERDE SUYA GİDERKEN
Sabahtan, seherde suya giderken,
Üşüyor parmağı, eli kızların.
İnce bel üstüne cevahir kemer,
Zihgirden geçiyor beli kızların.

Irakta yitirsem, yakında bulsam,
Mevlâ izin verse, koynuna girsem,
Al yanaklarından bal diye emsem, 
Dudağından akar balı kızların.

Sevdiğimin gayet ince beli var,
Şekerle şerbetten şirin dili var,
Ak alnında deste deste gülü var,
Kokuyor başında gülü kızların.

Karac'oğlan der: Öldüğüm bilsinler,
Toplansınlar, namazımı kılsınlar.
Mezarımı yol üstüne koysunlar,
Geçerken uğrasın yolu kızların.

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GELİNE -1-
Sabahtan uğradım ben bir geline,
Bal bulaşmış dudağına, diline.
Kavil koyducağım, kavil yerine,
Sallanıp, fırlanıp dolan tez gelin.

Kulunu da kötü etme bu pazar,
Tak hamayılını değmesin nazar.
Ablak şahan gibi çalkanır gezer,
Keklik kapar gibi sallan, gez gelin.

Sırtına giyinmiş al ile moru,
Seni seven yiğit n'eylesin malı?
Giyinmiş, kuşanmış ibrişim şalı,
İnce belli, şal kuşaklı bir gelin?

Karac'oğlan, züğürt düşmüş, geziyor,
Gören âşıkların bağrın eziyor.
Herkes yâri defterine yazıyor,
Sen de beni defterine yaz gelin.

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GELİNE -2-
Sabahtan uğradım ben bir geline,
Dedim: Aslın, faslın nereli gelin?
Dedim: Şu Leyla'nın ismin bileyim,
Dediler: Bu köylü, buralı gelin.

Bre kız karşımda sallandın durdun,
Gören yiğitlere şan, şöhret verdin.
Attın gamze okun, sineme vurdun,
Gamz'okun sineme vuralı gelin.

Ebrusun, çekemez gören âşıklar,
Sırma cepken ak kolları ilikler,
İbrim ibrim olmuş sırma bölükler,
İbrişim bölüğün turalı gelin.

Karac'oğlan der ki: Haydan hay olur,
Seni görenlerin aklı zay'olur.
Sanma yine bu yaralar sağ olur,
Gamz'okun sineme vuralı gelin.

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GELİNE-3-
Sabahtan uğradım ben bir geline,
Görse de, görmezden gelir yâr beni.
Düştüm ateşine, yandım tutuştum,
Kara kaşlım ne hâldeyim gör beni.

Oturmuş sevdiğim zülfünü tarar,
Gönül Mecnun olmuş, Leyla'yı arar.
Korkarım sevdiğim bir kötü sarar,
İşitirsem helâk eder ar beni.

Ala gözlüm, senin neslini bilmem,
Öyle her kötüye meylimi vermem.
Mert oğlu merdim ben, sözümden dönmem,
Çıktı sözüm, bil yolunda yâr beni.

Karac'oğlan der: Ulular ulusu,
Başına vurunmuş çelenk eğrisi.
Sana derim nazlım, sözün doğrusu,
Sözüm ciddi, al koynuna, sar beni.

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GÜZELE -1-
Sabahtan uğradım ben bir güzele,
Ağlatmadı güzel, güldürdü beni.
Ben güzelden böyle vefa ummazdım,
Ak göğsün üstüne kondurdu beni.

Şahan gibi yükseğinde uçarken,
Keklik gibi engininden geçerken,
Ab-ı Kevser ırmağından içerken,
Susuz pınarlardan kandırdı beni.

Ben de bir kuş idim, geldim ötmeye,
Yârin bahçesinde mesken tutmaya,
Göz kaldırdım cemaline bakmaya,
Ak gerdanda benler öldürdü beni.

Üç güzel aştı da şimdi pınarı,
Taramış zülfünü, vermiş tımarı.
Ak gerdanın altı zemzem pınarı,
Ağzımı verdim de, kandırdı beni.

Karac'oğlan der ki: Koyun gütmeye,
Bozulmuş bağlara seyran etmeye,
Yüzümü döndürdüm inip gitmeye,
Sarıldı boynuma, döndürdü beni.

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GÜZELE -2-
Sabahtan uğradım ben bir güzele,
Dedim güzel uykuların kaçtı mı?
Hayli zaman ilinizden gideli,
Senin gönlün başkasına düştü mü?

Oturmuş hocalar, ismini yazar,
Söylemen ak yâre değmesin nazar.
Giyinmiş, kuşanmış sallanır, gezer,
Nazlı dostum badelerden içti mi?

Kaşların benziyor eğri kaleme,
El kavşıram, divan duram selâma.
Bilmem ay mı doğdu, gün mü âleme?
Yoksa yârim düğmelerin çözdü mü?

Karac'oğlan der ki: Yol büke büke,
Yönümü dönem de çağıram Hakk'a.
Dilberin elinden gül koka koka,
Nazlı yârim yaylasına göçtü mü?

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GÜZELE -3-
Sabahtan uğradım ben bir güzele,
Görünce aklımı verdim talana.
Leylağı, sümbülü hep bile yetmiş,
Cennet kokuları vardır alana.

Gökyüzünde meleklerin pîrisin,
Yeryüzünde arların balısın,
Yeni açmış has bahçenin gülüsün,
Kömür gözlüm kıymetini bilene.

Selâm verdim, selâmımı alman mı?
Ben seninim, sen de benim olman mı?
Al yanaktan bir bergüzar vermen mi?
Seni diye özleyip de gelene,

Dinle dilber dinle, sanadır sözüm,
Dost yanında kıymetimiz yok bizim.
İnsafa gel, bir çift şeftali lâzım,
Gece, gündüz hayalinle gezene.

Karac'oğlan der ki: Yandım yaralı,
Aşk elinden yüreciğim bereli.
Ak gerdanda çifte benler sıralı,
Kız ne diyon şu derdinden ölene?

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GÜZELE -4-

Sabahtan uğradım ben bir güzele,
Sürme çekmiş ala gözün üstüne.
Taramış zülfünü dökmüş bir yana,
Salıvermiş ince belin üstüne.

Bir hoş, bir hoş durur eda, naz gibi,
Arkasında saçı tel tel saz gibi.
Has bahçe içinde top nergis gibi,
Karalar mı giydin alın üstüne?

Elma elma yanakları al gibi,
Boyu uzar gider selvi dal gibi.
Seherde açılan gonca gül gibi,
Sandım kan damlamış karın üstüne.

 

Verdiği çevreyi koluma sardım.
Uğrunda ölümü gözüme aldım,
Divanına durdum yolun üstüne.

Karac'oğlan, gücün gücün içine,
Ak karanfil takmış sünbül saçına.
Ömrümü koymuşum ferman bacına,
Yârim sultan olmuş ilin üstüne.

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GÜZELE -5-
Sabahtan uğradım ben bir güzele,
"Var git hey vefasız kul!" dedi bana.
"Celladın olurum, kıyarım cana,
Var bunu böylece bil!" dedi bana.

Ufacık taşınan kule yapılmaz,
Karanlık gecede yâre bakılmaz.
"Var git oğlan, var git, elim dokunmaz,
İstersen öcünden öl!" dedi bana.

"Dere suyu gibi çağlayıp akma,
Çevrilip çevrilip önüne bakma.
Ben senin olurum, kasavet çekme,
Yeter ağlattığım, gül!" dedi bana.

Karac'oğlan der ki: Çağlar çağında,
Arzumanım kaldı göğsü ağında.
"Akşam sularında, yatsı sonunda,
Gel de muradını bul!" dedi bana.

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GÜZELE -6-
Sabahtan uğradım ben bir güzele,
Vasfını metheden dil incinir mi?
Zülfünü o ala gözün üstüne,
Tarayıp toplayan el incinir mi?

Benim yârim şu dünyada birinci,
Aklımı başımdan aldı görüncü.
Elmayı, ayvayı, narı, turuncu,
Dördünü götüren dal incinir mi?

Benim yârim şu dünyada harami,
Attı zulüm okun, açtı yaramı.
Bir kiraz dudaklı emdi şuramı,
Gerdanından emen dil incinir mi?

Karac'oğlan der ki: Bir ah derinden,
Ciğer kebap oldu, yandı korundan.
Mor bilekte siyah saçın ardından,
Boynuna dolanan kol incinir mi?

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GÜZELE -7-
Sabahtan uğradım ben bir güzele,
"Yürü ey günahkâr kul!" dedi bir kız.
"Bugün cellat olur, kıyarım cana,
Hemen yoktur imdat, bil!" dedi bir kız.

Güzeller önünde kitap okunmaz,
Göz görmeyince de gönül çekinmez.
"Var git oğlan, burda konuk eğlenmez;
İstersen derdimden öl!" dedi bir kız.

Benim sevdiceğim bülbül ünlüdür,
Ördek sıkmalıca, yeşil donludur.
Güzeller içinde katı bellidir,
"Tanı da, boyumdan bil!" dedi bir kız.

Benim sevdiğimin adı bellidir,
Ak elleri deste deste güllüdür.
İbrişim kuşaklı, ince bellidir,
"Tanı da, belimden bil!" dedi bir kız.

Çıkabilsem Eyyubların dağına,
Canım kurban olsun göğsün ağına.
"Her sabah, her sabah kuşluk tavına,
Gel de muradını al!" dedi bir kız.

Karac'oğlan der ki: Güzel çağında,
Bir ateş yanıyor dostun bağında.
"Yatsının sonunda, sabah önünde,
Anam uyusun da, gel!" dedi bir kız.

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR GÜZELE -8-
Sabahtan uğradım ben bir güzele,
Yüzü de yaylanın karı mı bilmem?
Geri dönüp haberini almadım,
Surda bir kötünün yâri mi bilmem?

Geri dönüp haberini almadık,
El bağlayıp divanına durmadık.
Giyinmiş, kuşanmış gözler görmedik,
Al mı, yeşil mi, sarı mı bilmem?

Taramış zülfünü, açmış aynını,
Eğmiş kametini, bükmüş boynunu.
Ayva, turunç mekân tutmuş koynunu,
Kokar güller gibi, teri mi bilmem?

Bir âşığım, Karac'oğlan'dır adım,
Eridi karlar da, kalmadı tadım.
Verdiler güzeli, ben "almam" dedim,
Gezerim zararda, kârımı bilmem.

 

SABAHTAN UĞRADIM BEN BİR UŞAĞA
Sabahtan uğradım ben bir uşağa,
Hayran oldum belindeki kuşağa.
Döşeneli kutnu yüzlü döşeğe,
Beğenmez yastığı, kol ister gönül.

Irganayım ala beşik içinde,
Görüneyim güzellerin göçünde.
Kamalaklı kara ardıç içinde,
Kırmızı önlüklü yâr ister gönül.

Karlı karlı dağlarından aştığım,
Soğuk soğuk sularından içtiğim,
Elvan elvan düğmelerin çözdüğüm,
Şimdi ince bele kol ister gönül.

Bir selâm gönderdim küçücük dosta,
Yalınız yollasın gül deste deste.
Kalmışım gurbette, olmuşum hasta,
Yârin yaylasından kar ister gönül.

Karac'oğlan der ki: Ben de akayım,
Akayım da yâr bendini yıkayım.
Eğil güzel, al yanaktan öpeyim,
Yanağı gamzeli yâr ister gönül.

 

SABAHTAN UĞRADIM KIZA
Sabahtan uğradım kıza,
Boyu selvi dala benzer.
Yanında bir gelin vardı,
Al yanağı bala benzer.

Gelin hurilerden huri,
Kızsa meleklerden biri.
Gelin al çimenli koru,
Kız tomurcuk güle benzer.

Kız görmemiş daha gerdek,
Gelin yeşil başlı ördek.
Geziyor elinde bardak,
Kız turnada tele benzer.

Gelin güler için için,
Kız gelinin bulur suçun.
Gelin örselenmiş saçın,
Kızın saçı tele benzer.

Gelinin lebleri beste,
Kız eyledi beni hasta.
Gelin şeker, şerbet tasta,
Kız petekte bala benzer.

Gelin dedim, aktır yüzüm,
Hiç menendi yoktur kızın.
Karac'oğlan, ikinizin,
Kapınızda kula benzer.

 

SABAHTAN UĞRADIM TURNAYA, KAZA
Sabahtan uğradım turnaya, kaza,
Güle bülbül konmuş eder avaze.
Aman Mevlâm, aman kastetme bize,
Bülbülüm, ayırma gülümden felek.

Ezelden de ondurmadın kendimi,
Ben yaparım, sen yıkarsın bendimi.
Bana mı sınadın olan harbini?
Kime şekva edem elinden felek?

Ben de şu dünyada konup göçmedim,
Dost elinden dolu bade içmedim.
Kusurum bilmedim, hata işledim,
Kusur benden değil, dilimden felek.

Karac'oğlan der ki: Hak'tan bu nazar,
Biçildi kefenim, kazıldı mezar.
Eller yârin almış, şad olup gezer,
Hemen kara yazın bana mı felek?

 

SABAHTAN VARDIM DA YOLUNA DURDUM
Sabahtan vardım da, yoluna durdum,
Gül yüzünü yere yıktı da geçti.
"Sen kimin yârisin?" diye de sordum,
Bir cevap vermeden baktı da geçti.

Dilber nerde doğmuş, nerde illeri?
Ermeni mi, yoksa Rum mu dilleri?
Al yanakta açan gonca gülleri,
Bir hoşça gönlüme soktu da geçti.

Karac'oğlan der ki: Örülmüş başı,
Daha on beşine girmemiş yaşı.
Ok imiş kirpiği, yay imiş kaşı,
Atarak sinemi yaktı da geçti.

 

SAĞLIKTIR CİHANIN VARI
Sağlıktır cihanın varı,
Çok ağladım, kıldım zarı.
Dostlar, şu sevdiğim yâri,
Dün de görmedim, bugün de.

Gönül içinde gizli mi?
Hublar içinde nazlı mı?
Kaş çatma, ala gözlümü,
Dün de görmedim, bugün de.

Çözüp zülfünün bendini,
Yavıkladım kend'özümü.
Gül yanaklı efendimi,
Dün de görmedim, bugün de.

İşitin benim zarımı,
Kaçırdım elden yârimi.
Cihan içinde varımı,
Dün de görmedim, bugün de.

Karac'oğlan der ki: Kendi,
Aşk oduna düştü yandı.
Nerde idin hey efendi?
Dün de görmedim, bugün de.

 

SALINIP SEYRAN YERİNE
Salınıp seyran yerine,
Çıkan dilber kiminsin sen?
Siyah zülfü mah yüzüne,
Döken dilber kiminsin sen?

Gel gidelim gülistana,
Bakalım bağa, bostana.
Bize mestane mestane,
Bakan dilber kiminsin sen?

Baktım gözüne, kaşına,
Benzettim hüma kuşuna.
Bizi hicran ataşına,
Yakan dilber kiminsin sen?

Senin methin eder diller,
Payine yüz sürer kullar.
Yanağın üstüne güller,
Sokan dilber kiminsin sen?

Karac'oğlan der: Varalım,
Önünde divan duralım.
İzin verirse, soralım,
Civan dilber kiminsin sen?

 

SALINI SALINI GELİR SEVDİĞİM
Salını salını gelir sevdiğim,
Ne de ırast geldik yol yola karşı.
Lisanı dür döker, lebleri kiraz,
Tatlı tanışalım dil dile karşı.

Bülbülüm, kekliğim öter kafesten,
Dudu kumruları aldırdım destten.
Yüzükler yaptırmış kaşı elmastan,
Kınalı parmaklar el ele karşı.

Ak eline al kınalar yakdırmış,
Kulağına elmas küpe takdırmış.
Cevahir misali toplar döktürmüş,
Mercanlı bilekler kol kola karşı.

Karac'oğlan der ki: Ganidir Tanrı'm,
Yardan ayrılmıyor bu cahıl gönlüm.
Gerdanı bir karış püskürme benlim,
Dökülmüş zülüfler tel tele karşı.

 

SALINI SALINI VARDIM KÖYÜNE
Salını salını vardım köyüne,
Güzeller başıma derilsin diye.
Herkes sevdiğini almış yanına,
Şeftali pazarı kurulsun diye.

Odanda çalınır alışkın sazlar,
Kız seni görünce yüreğim sızlar.
Başıma toplanmış gelinler, kızlar,
"Şu bizim davamız görülsün!" diye.

Ala gözler ile kaşın eğmesin,
Gönlüm çekmez her güzeli sevmesin.
Sıkça dikmiş kız döşünün düğmesin,
Sıkmış memeleri gerilsin diye.

Karac'oğlan der ki: Çöktüm, oturdum,
Sağ yanımda yavru bazlar götürdüm.
Gidip İstanbul'dan ferman getirdim,
Herkesin sevdiği verilsin diye.

 

SALINI SALINI GEL KIZ YANIMA
Salını salını gel kız yanıma,
Sallanıp gelişin benzer hanıma.
Sen ne diyon, aşkın benim canıma,
Del'ediyon, öldürmiyon ne fayda?

Döşüne vurmuşsun beyaz halıyı,
Ahmak buldun, söyletiyon deliyi.
Dilin ile doldurduğun doluyu,
Elin ile doldurmuyon ne fayda?

Beni görüp, yönün öte dönersin,
Bülbül gibi daldan dala konarsın.
Sen de benden daha beter yanarsın,
Utanıyon, bildirmiyon ne fayda?

Sallanı sallanı gel kız bostana,
Saçın telin vermem Arabistan'a.
Gün cemalin görem, yazam destana,
Sen kaşını kaldırmıyon ne fayda?

Karac'oğlan der ki: Giyinip kuşan,
Deli olurmuş da sevdana düşen.
Şu tombul memenden ver bana nişan,
Del'ediyon, öldürmiyon ne fayda?

 

SALINI SALINI GİDEN BİR GÜZEL
-Salını salını giden bir güzel,
Sana arz ediyim hallarımızı.
Eğer güzel, benim sözüm tutarsan,
Geri dödürelim yollarımızı.

-Oğlan, sen kendini ileri atma,
Gizli sırlarını yadlara satma.
Bilip bilmediğin her yere gitme,
Yabancı deremez güllerimizi.

-Sallanı sallanı geri gelirsin,
Aklımı başımdan alıp durursun,
Kahraman yiğide hayran olursun,
Bir kere göreydin illerimizi.

-Oğlan, sen de m'oldun yüze gülücü?
Senin sözün ciğerimi delici.
Ben gök ördek olsam, sen bir alıcı,
Dokunsan alaman tellerimizi.

-Karac'oğlan der ki: Kendimiz nerde?
Ah ü zârım kaldı şöyle bir kızda.
Âşıklar söylüyor, söz ağzımızda,
Yaradan söyletir dillerimizi.

 

SANA DEDİM ALLI GELİN HAS GELİN
Sana dedim allı gelin, has gelin,
Suya gider, sağ elinde tas gelin.
Yedi yıldır ben sevdana düşeli,
Kerem eyle, şu sevdamı kes gelin.

Zalim aşk elinden içmişim ağı,
Senin için dolanırım bu dağı.
Alam beliğine altın saç bağı,
Tak saçını, ince bele as gelin.

Ben seni severim, sen de seversen,
İnsan olman el sözüne uyarsan.
Çizme olam ayağına giyersen,
Ökçesin de çamurlara bas gelin.

Bir gül oldum, zemheride açıldım,
Açıldım da, kız koynunda geçindim.
Kumaş oldum, terzilerde biçildim,
Giyin, sarıl, ak tahtaya bas gelin.

Karac'oğlan der ki: Nic'olur hâlim?
Yoluna dökülsün olanca malım.
Giyin kutnu kumaş, karşımda salın,
Ko desinler, şu yiğidin şu gelin.

 

SANA DERİM SANA EY ACEM ŞAHI
Sana derim sana, ey Acem Şahı!
Üstüne mağribden asker geliyor.
Tahtını yıkıp da mülkün almaya,
Sultan Murat kalkmış kendi geliyor.

Otuz bindir "Hani meydan?" diyenler,
Seksen bin de sarı postal giyenler,
Doksan bini dahi serden geçenler,
Sultan Murat kalkmış kendi geliyor.

Sultan Murat uluların ulusu,
Hacı Bektaş velilerin velisi.
Altmış bin de Urum ili delisi,
Sultan Murat kalkmış kendi geliyor.

Genç Ali Paşa da bir ünlü vezir,
Yetmiş bin mızraklı yanında hazır.
Hak'tan imdat oldu, yetişti Hızır,
Sultan Murat Kalkmış kendi geliyor.

Karac'oğlan der ki: Cenge doyulmaz,
Can tatlıdır, tatlı cana kıyılmaz.
Ordusu yıldızdan çoktur, sayılmaz,
Sultan Murat kalkmış kendi geliyor.

 

SANA DERİM SANA EY AŞIK VELİ
Sana derim sana, ey Aşık Veli,
Bir name göndersem seçebilin mi?
Mevla'm seni kulum deyi yaratmış,
Boynuna farz olan beşi bilin mi?

Aşık Ali'm der sözlerim söküldü,
Müslim olan bir dereye döküldü.
Kabe-i şerife üç ev yapıldı,
Hangisi doludur, boşu bilin mi?

Aşık Ömer'im der derim vallaha,
Dilim ile zikrederim Allah'a.
Kabe-i Şerifte ol Beytullah'a,
Arş aladan inen taşı bilin mi?

Karac'oğlan der ki: Bu dünya yalan,
Gidenler gelmiyor inandım kalan.
Hazret-i Ali'ye car deyi varan,
Ayaksız yürüyen başı bilin mi ?

 

SANA DERİM SANA HEY OSMAN PAŞA
Sana derim sana, hey Osman Paşa!
Düşmanlara karşı duran mert olur.
Şahan kocasa da vermez avını,
Ta ezelden kurt eniği kurt olur.

Altı Arap atlı, hem mavi donlu,
Serdarlar serdarı, tepesi tuğlu,
Şah Bayezit ile ölçer boyunu,
Bu da bir gün kendisine dert olur.

Çıkayım da sarayıma, köşküme,
Can dayanmaz anberime, miskime,
Bineydim de kır atımın üstüne,
Göstereydim sana döğüş nic'olur?

Karac'oğlan der ki: Görünen dağlar,
Koç yiğit kavgasın görenler ağlar.
Öldüğüme kaygı etmen ağalar,
İman ile şehit giden mert olur.

 

SANA DERİM SANA HUBLARIN ŞAHI
Sana derim sana, hubların şahı,
Soyunup koynuna girmedim mi ben?
Koynunda açılan tomurcuk gülü,
Senin iznin ile dermedim mi ben?

Sen de bensiz olamazdın bir zaman,
Sen de benim derdin, kim olmuş yaman?
Sözünde durmazsın hey kavli yalan,
Sana candan ikrar etmedim mi ben?

Bu sadık dostundan ne tez usandın?
Her münafıkın sözüne inandın.
Karac'oğlan da bilmez mi sandın?
Gizli sırlarına ermedim mi ben?

 

SARI ÇİÇEK SARVAN KURMUŞ NAZ İLEN
Sarı çiçek sarvan kurmuş naz ilen,
Aşıklar da keman ilen, saz ilen.
On beşinde yeni yetme kız ilen,
Seni yaylamanın zamanı dağlar.

Sarı çiçek sarvan kurmuş oturur,
Yaz gelince taze otlar bitirir.
Bir yel eser rayihasın getirir,
Güllerin leylağa karıştı dağlar.

Türkmen evleri de çevrilir konar,
Güzeller suyundan içer de kanar.
Altın küpe kulakta mum gib'yanar,
Görüşün efkârım artıyor dağlar.

Karac'oğlan der ki: Çöktüm, oturdum,
Yaşım on beş idi, yüze yetirdim.
Kulağı küpeli bir yâr yitirdim,
Gümanım köşende kalıyor dağlar.

 

SARI EDİK GİYMİŞ KONCU KISARAK
Sarı edik giymiş, koncu kısarak,
Gidiyor da birim birim basarak.
Anası hörü de, kızı besilek,
Emirler'den bir kız indi pınara.

Sarı edik giymiş, koncu dizinde,
Arzumanım kaldı ala gözünde.
Böyle güzel m'olur köylü kızında?
Emirlerden bir kız indi pınara.

Meles gömlek giymiş, vücudu nazik,
Kollarını sıkmış altın bilezik.
Aşnası kötüdür, ceyrana yazık,
Emirler'den bir kız indi pınara.

Karac'oğlan der ki: N'olup, n'olmalı?
Keten gömlek giymiş, kolu salmalı.
Anasın öldürüp kızın almalı,
Emirler'den bir kız indi pınara.

 

SEHERDE UĞRADIM BEN BİR GELİNE
Seherde uğradım ben bir geline,
Bal bulaşmış dudağına, diline.
İkrar verdiceğin kavil yerine,
Salını salını gelmen mi gelin?

Salını salını gelir bir gelin,
Bizim köye uğramaz mı hiç yolun?
Güzel olan bilir dostunun halın,
İnsaflı kullardan olman mı gelin?

Yiğit olan yiğit dağda yaslanır,
Deli gönül böyle kalmaz, uslanır.
Yâr koynunda bir çift meme beslenir,
Birini yiğide vermen mi gelin?

Bülbül öter gonca gülün aşkına,
İkrar koysak, dayanmıyon beş güne.
Seni, beni Yaradan'ın aşkına,
Sinemi sinene sarman mı gelin?

Yürüdükçe ak bilekler sallanır,
Söyledikçe şirin diller ballanır.
Söylemen yiğide, belki gücenir,
Muhabbet halından bilmen mi gelin?

Karac'oğlan der ki: Odana varsak,
Eğlenip bir zaman orada kalsak.
El aman deyip de çokça yalvarsak,
O zaman bir ikrar vermen mi gelin?

 

SEHERDEN UĞRADIM BEN BİR GÜZELE
Seherden uğradım ben bir güzele,
Her ne dedim ise, yoğ inen gider.
Uydurmuş yanına kendi menendin,
Sandım ki sadrazam tuğ inen gider.

Yel eser de, ışılaşır sırmalar,
Siyah zülfü mah yüzünü tırmalar.
Zamanede tülek olmuş turnalar,
Dizilmiş katara çiğ inen gider.

Murat derler, ben murada ermedim,
Binip aşk atına meydan almadım.
Güzel derler, böylesini görmedim,
Top zülüf gerdanda bağ inen gider.

Karac'oğlan der ki: N'eyledim size?
Çifte benler hûb yaraşmış mah yüze.
Dedim "Dilber, ben de yoldaşım size."
Dedi "Yiğit bizle del'olan gider!"

 

SEHERDE UĞRADIM BİR ADİL HANA
Seherde uğradım bir adil hana,
Dostum sultan olmuş ilin üstüne.
Cemalini gördüm, oldum divane,
Selâmına durdum yolun üstüne.

Seherde uğradım ben de bir gence,
Usuldur boyları, belleri ince.
Döküvermiş mor beliği kolunca,
Sarılaydım ince belin üstüne.

Ak imiş gerdanın, beyazdır kardan,
Alnın gevherdenmiş, cemalin nurdan,
Dişin sedeftenmiş, dudağın dürden,
Lebin kaymak çalar balın üstüne.

Bir kulun yok Karac'oğlan kadar,
Hüsnünün zekatı borcunu öder.
Kız, bakışın beni divane eder,
Sırmalar giymişsin alın üstüne.

 

SEHERDE UĞRADIM BÜLBÜL SESİNE
Seherde uğradım bülbül sesine,
Ötüşün bülbülü güle getirir.
Yiğit olan kimse saklar sırrını,
Kötü kalbindekin dile getirir.

Yoldaş olma, yolun bilmez yolsuza,
Komşu olma, sözün bilmez densize.
Meyil verme edepsize, arsıza,
Akibet ırzına hile getirir.

Bir körün gözüne girsem de olmaz,
Bir yiğide sırrım versem de olmaz.
Bir kötü dilim var, irahat durmaz,
Kötü dil başıma bela getirir.

Karaca'oğlan der ki: Müşkülüm hâlde,
Garip bülbül konar, öter mi dalda?
Çok keramet vardır şu tatlı dilde,
Del'olup gideni yola getirir.

 

SEHERDEN UĞRADIM DOSTUN KÖYÜNE -1-
Seherden uğradım dostun köyüne,
Güzeller başıma derilsin bugün.
Herkes nazlısını alsın yanına,
Şeftali pazarı kurulsun bugün.

Avlusunda öter kumrular, kazlar,
Çalınır ötede çalgılar, sazlar.
Zülfü top top olmuş gelinler, kızlar,
Bizim de davamız görülsün bugün.

Ben severim kara kaşın eğmesin,
Gönlüm almaz her güzeli sevmesin.
Çözüver sevdiğim göğsün düğmesin,
Tomurcuk memeler serilsin bugün.

Karac'oğlan der ki: Geçtim, oturdum,
Kollarımda bir çift şahan götürdüm.
Gittim, İstanbul'dan ferman getirdim,
Yiğit sevdiğine sarılsın bugün.

 

SEHERDEN UĞRADIM DOSTUN KÖYÜNE -2-
Seherden uğradım dostun köyüne,
"Hoş geldin sevdiğim, in!" dedi bana.
Tomurcuk memesin verdi ağzıma,
"Yorgunsun sevdiğim, em!" dedi bana.

Benim yârim gelişinden bellidir,
Ak elleri deste deste güllüdür.
İbrişim kuşaklı, ince bellidir,
"İnce bellerimi sar!" dedi bana.

Benim yârim bana yalan söylemez,
Söylerse de gıybetimi eylemez.
El yanında ikrarını söylemez,
"Elleri uyut da gel!" dedi bana.

Mestine de deli gönül mestine,
Âşık olan gül gönderir dostuna.
Telli mahramasın attı üstüme,
"Terlersen sevdiğim, sil!" dedi bana.

Karac'oğlan, sırrın kime danışır?
Siyah zülfü mah yüzüne kıvrışır.
Ayrılanlar elbet bir gün buluşur,
"Ağlama sevdiğim, gül!" dedi bana.

 

SEHERİNDEN KALKTIM BAKTIM
Seherinden kalktım, baktım,
Ceran inmiş düze gelin.
Eridim, su gibi aktım,
Can dayanmaz söze gelin.

Ala göze sürme çekme,
Başını bir yana eğme,
Sakın yücelere çıkma,
Dokanırsın göze gelin.

Hani, görünmez elleri?
Çok şirin söyler dilleri.
Baktım koynunda gülleri,
Açılmamış taze gelin.

Hani sevdiceğim, hani?
Yine unuttun mu beni?
Baş umudum bayram günü,
Belki gelir bize gelin.

Karac'oğlan, yâr görmeli,
Hâlin, hatırın sormalı.
El kınalı, göz sürmeli,
Gidiyon mu geze gelin?

 

SEHER YELİNİN ESTİĞİ
Seher yelinin estiği,
Esip bağrımı kestiği,
Ala gözlümün bastığı,
Yollar ben olsam, ben olsam!

Dolan deli gönül, dolan,
Akan sular gibi bulan.
Dostumun yüzünde olan,
Benler ben olsam, ben olsam!

Karac'oğlan, sözün söyler,
Dosta geçmedi dilekler.
Yâr bilezikli bilekler,
Kollar ben olsam, ben olsam.

 

SEVDA SEVDA DERLER BEHEY YARENLER
Sevda sevda derler behey yarenler,
Görmeyene bir acayip hal olur.
Varıp bir kız on yaşına girince,
Açılmadık bir tomurcuk gül olur.

On birinde mah yüzüne bakılır,
On ikide kızın kahrı çekilir,
On üçünde ak gül olur açılır,
On dördünde her bir yeri bal olur.

On beşinde sevda düşer başına,
On altıda eller girer düşüne,
On yedide gezer kendi başına,
Çok sallanma zülüflerin tel olur.

On sekizde gayet yüksekten uçar,
On dokuzda gözlerinden kan saçar,
Yirmisinde sevdiğinden vazgeçer,
Son deminde bir kötüye kul olur.

Karac'oğlan der ki: Bakalım yüze,
Mevlâm hub yaratmış o benler yüze,
Çokça heves etmiş kocamış kıza,
Naz etmesin bilmez küsgen gül olur.

 

SEVDİĞİM ALTIN KADEHTEN
Sevdiğim, altın kadehten,
İçtikçe güzel olursun.
Al rengini mah yüzüne,
Saçtıkça güzel olursun.

Boyun bir servi semendir,
Âşığa cevrin yamandır.
Sevdiğim, bilmem nedendir,
Öptükçe güzel olursun.

Padişahsın, bil kendini,
Çöz güzel göğsün bendini.
Esirge derdimendini,
Koçtukça güzel olursun.

Padişahsan, hâlime bak,
Cümlemizi yaradan Hak.
Pehlu olmaya mani yok,
Sardıkça güzel olursun.

Karac'oğlan der ki: Eller,
Açıldı lâleler, güller.
Leblerinden akan ballar,
Emdikçe güzel olursun.

 

SEVDİĞİM ARZIMI DEMEK'ÇİN SANA
Sevdiğim arzımı demek'çin sana,
Bülbülün dilinden dil gerek bana.
Şu bağrım kül oldu hep yana yana,
Onu söndürmeye sel gerek bana.

Yandım da yakıldım bu ateşlere,
Vardım da takıldım ben bir neştere.
Delindi ciğerim, kapandım yere,
Beni kaldıracak el gerek bana.

Haldan anlar isen, haldaş olalım,
Anasız, babasız kardaş olalım.
Gurbet gezdin isen, yoldaş olalım,
Ucu yâr zülfünde yol gerek bana.

Karac'oğlan der ki: Bayburt illeri,
Esip esip bize gelir yelleri.
Burmalanmış yâr yüzünün telleri,
Ona bağlayacak gül gerek bana.

 

SEVDİĞİM SENDEDİR MAYANIN HASI
Sevdiğim sendedir mayanın hası,
Bağrımı deliyor çanının sesi.
Her sabah, her sabah göçün arkası,
Ağalar beyleri arzular gider.

Ulam ulam olmuş yatar yazılar,
Ceyran kovar gök boncuklu tazılar.
Başı hırızmalı, cepkenli kızlar,
"Hani yaylam?" der de arzular gider.

Havayı da deli gönül havayı,
Alıcı kuş yüksek yapar yuvayı.
Türkmen kızı katarlamış mayayı,
"Hani yaylam?" der de arzular gider.

Karac'oğlan der ki: Yürekte derdim,
Güzeli methetmek dilime verdim.
Sultan Hanım derler yârdan ayrıldım,
Yürektedir yaram der sızlar gider.

 

SEVDİĞİM SENİN YÜZÜNDEN
Sevdiğim senin yüzünden,
Neler gelecek başıma?
Sunam seni çok severim,
Her gece giren düşüme.

Dostumu eller alacak,
Yârimi yadlar saracak.
Yakında gelin olacak,
Bakın gözümün yaşına.

Gidersem gayri göremem,
Yüzün görmezsem duramam.
Seni yadlara veremem,
Ağu katmam ben aşıma.

Karac'oğlan, bu olamaz,
Yârdan ayrılan gülemez.
Elimden kimse alamaz,
Eğer düşersen peşime.

 

SEVDİĞİM ÜSTÜNE DÖRT LİBAS GİYMİŞ
Sevdiğim üstüne dört libas giymiş,
Bir kara, bir yeşil, bir al, bir beyaz.
Güzellere dört şey adet olunmuş,
Bir işve, bir cilve, bir eda, bir naz.

Ehildir, hüsnünü muhalif etme,
Mektebi irfandan bir kadem gitme.
Sana dört sözüm var, sakın unutma;
Bir öğren, bir öğret, bir oku, bir yaz.

Karac'oğlan der ki: Bahçene girdim,
Tomurcuk güllerin goncasın derdim.
Sevdiğim, göğsünde dört nişan gördüm,
Bir elma, bir ayva, bir nar, bir kiraz.

 

SEYYAH OLDUM GEZDİM GURBET İLLERİ
Seyyah oldum, gezdim gurbet illeri,
Kâr etti bağrıma, yeter ayrılık.
Söyleyeyim başa gelen hâlleri,
Çok çektim, ölümden beter ayrılık.

Şu aşkın ateşi sönmüyor serde,
Ah çeker ağlarım gezdiğim yerde.
Ben burda kalmışım, dost gurbet elde,
Beni ilden ile atar ayrılık.

Ben terk eylesem de diyarı gurbet,
Âşıklar, sadıklar kavuşur elbet.
Dost ile bir saat yapsam muhabbet,
Sevdiğim, gözüme tüter ayrılık.

Karac'oğlan der ki: Terkin verecek,
Ötüşür bülbüller, gonca gülicek.
Ben burda, yâr orda, böyle kalacak,
İster ölüm olsun, ister ayrılık.

 

SIDK İLE BAKTIM DA GÜZELİN GENCİ
Sıdk ile baktım da güzelin genci,
Ağzının içinde dişleri inci.
Al Yusuf ayvası, Aydın turuncu,
Göğsü koşar gelir düğmeli gelin.

Utanma, perdeyi kaldır aradan,
Kusursuz yaratmış seni Yaradan.
Kaşın, gözün görünmüyor karadan,
Kaşları, gözleri sürmeli gelin.

Harami olmuş da yola inmişsin,
Öldürmüş âşığı, kana girmişsin.
Giyinmiş, kuşanmış güzel olmuşsun,
Güzellik kıymeti bilmeli gelin.

Karac'oğlan der ki: Bu size arzdır,
Güzeli methetmek boynuma farzdır.
Kara kaş altında sürmeli gözdür,
Âşığa başhişi vermeli gelin.

 

SİNCAN KARYESİNDE GÖRDÜM BİR GÜZEL
Sincan karyesinde gördüm bir güzel,
Çeşit çeşit başcağızı bağlıdır.
Ne ben söyledim de, ne o açıldı,
Açılmadık dilceğizi bağlıdır.

Kahbenin kızı da, ne tez büyüdün?
Geçen gördüm, şu düğünde yok idin.
Ağlıyan yiğidi nasıl avuttun?
Avutmasın bilmez, daha yalvarır.

Salını salını karşıma çıktı,
Ak yâri görünce belimi büktü.
Eski derdimden de beş beter etti,
Doğrulmaz kametim bundan eğridir.

Karac'oğlan der ki: Konup göçülmez,
İyi, kötü birden bire seçilmez.
Denerim yolları, yârsız geçilmez,
Yârin alan, gidişinden bellidir.

 

SOR SANA CEVAP VEREYİM
Sor sana cevap vereyim,
Dahi namaz sorar mısın?
Hoca mısın bir bileyim,
Dahi namaz sorar mısın?

Yanan ocaktaki oddur,
Bilmeyene yavuz derttir.
Sabah namazı da dörttür,
Dahi namaz sorar mısın?

Kah ağlarım, kah gülerim,
Tanrı'dan hacet dilerim.
Öğleyi hod on kılarım,
Dahi namaz sorar mısın?

Namaz sorucu gel buldum,
Teftiş edip ben de bildim.
İkindiyi sekiz kıldım,
Dahi namaz sorar mısın?

Gözümden de akan yaştır,
Onu kılmak bize borçtur.
Akşam namazı da beştir,
Dahi namaz sorar mısın?

Aşıkların aklı çoktur,
Kılmayana namaz güçtür.
Yatsı namazı on üçtür,
Dahi namaz sorar mısın?

Kendimden hayran olurum,
Farzı, sünneti kılarım.
Bir yıllık namaz bilirim,
Dahi namaz sorar mısın?

Erenlerden ola himmet,
Yaradan Allah'a minnet.
Yedi bin sekiz yüz sünnet,
Dahi namaz sorar mısın?

Seksen altı bin yedi yüz,
Seksen bin tekbir ederiz.
Sen bu denli bilir misin?
Dahi namaz sorar mısın?

Bunda tamam oldu bu söz,
Bunu kimse okuyamaz.
Altı bin yüz yirmisi farz,
Dahi namaz sorar mısın?

Karac'oğlan otur ebsem,
Şimdi sende de var noksan.
Fitr vacip dahi bin seksen,
Dahi namaz sorar mısın?


SULAR AKAR AĞ IRMAKTAN
Sular akar ağ ırmaktan,
İlik akar on parmaktan.
Öldüm yâre yalvarmaktan,
Kurtar, canım al Allah'ım!

Keskin idim bıçak gibi,
Salınırdım koçak gibi.
Vakti geçmiş çiçek gibi,
Sarardım, soldum Allah'ım!

Kasaplarda olur satır,
Ara yerden kalkmış hatır.
Ya yârimi bana getir,
Ya beni de sal Allah'ım!

Çağır Karac'oğlan çağır,
Taş düştüğü yerde ağır.
Kişi sevdiğinden soğur,
Kurtar canım al Allah'ım!

 

SUNAYI DA DELİ GÖNÜL SUNAYI
Sunayı da deli gönül sunayı,
Ben yoluna terk ederim sılayı.
Armağan gönderdim telli turnayı,
İner gider bir gözleri sürmeli.

Ateş yamayınca tütün mü tüter?
Ak göğsün üstünde çimen mi biter?
Vakti gelmeyince bülbül mü öter?
Öter gider bir gözleri sürmeli.

Sabahtan uğradım onun yurduna,
Dayanılmaz firkatine, derdine.
Yıkılası karlı dağlar ardına,
Aşar gider bir gözleri sürmeli.

Karac'oğlan, kapınızda kul gibi,
Gönül küsüverse ince kıl gibi.
Seherde açılmış gonca gül gibi,
Kokar gider bir gözleri sürmeli.

 

SULTAN SÜLEYMAN'A KALMAYAN DÜNYA
Sultan Süleyman'a kalmayan dünya,
Bu dağlar yerinden ayrılır bir gün.
Nice bin senedir çürüyen canlar,
Hakk'ın emri ile dirilir bir gün.

Ne güzel yapıdır Cennet yapısı,
Çok aradım, görünmedi kapısı.
Benim korktuğum yol Sırat Köprüsü,
Cehennem üstüne kurulur bir gün.

Karşıki dağlar da karlı dağ olsa,
Çevre yanı mor sümbüllü bağ olsa,
Ağa olsa, paşa olsa, beğ olsa,
Yakasız gömleğe sarılır bir gün.

Bu dünyada adem oğluyum dersin,
Helâli, haramı seçmeden yersin,
Yeme el malını, er geç verirsin,
İğneden ipliğe sorulur bir gün.

Gökte yıldızların önü terazi,
Ülker ile aşar gider birazı.
Yarın mahşerde de sorarlar bizi,
Hak mizan terazi kurulur bir gün.

Karac'oğlan der ki: Konup göçersin,
Ecel şerbetini bir gün içersin,
Sırat Köprüsü'nden sonu geçersin,
Amelin eline verilir bir gün.

 

SUYA GİDEN ALLI GELİN
Suya giden allı gelin,
Niçin böyle salınırsın?
Gelin bir su ver içeyim,
Gelin kimin gelinisin?

Kız: Su değildir senin derdin,
Görmek ise yeter gördün,
Oğlan burda çokça durdun,
Ağam gelir, döğülürsün.

Döğülürsem döğüleyim,
Söğülürsem söğüleyim.
Gelin sana kul olayım,
Ölürüm, kanlım olursun.

Kız: Yaylalara göçmedin mi?
Soğuk sular içmedin mi?
Güzel görüp geçmedin mi?
Beni görüp delirirsin.

Türlü yaylayı görünce,
Soğuk suları içince.
Kocayıp vaktin geçince,
Taşlar alıp döğünürsün.

Kız: Evlerinin önü solgan,
Ağamı görürsen korkan.
Telli perçemlisin oğlan,
Ne dedim ki darılırsın?

Karac'oğlan sana vurgun,
Döşlerin elmadan dolgun.
Sevindirdin beni bugün,
İnşallah cennet görürsün.

 

SUYA GİDER BİR İNCECİK YOLLARI
Suya gider bir incecik yolları,
Kemer sıkmış ince düşmüş belleri.
Halka halka olmuş zülfün telleri,
Yine yolu yıkıp giden Emine.

Altının üstüne kandilli yazma,
Tülü maya gibi ığranıp gezme.
Ak göğsüne kara sayalar düzme,
Yine yolu yıkıp giden Emine.

Annacıma yine geldi şar ile,
Seni gören ölür ahü zar ile.
Karşımda salınır bir ilvan ile,
Yine yolu yıkıp giden Emine.

Karac'oğlan der ki: Güzelin bazı,
Daima her yiğit çekemez nazı.
Bir angıt oğlunun sürmeli kızı
Yine mi bağladın alı Emine?

 

ŞEFTALİ İSTERİM MAHRUM GÖNDERME
Şeftali isterim, mahrum gönderme,
İki leblerinden, bir gerdanından.
Gönül Hak evidir, sakın söndürme,
İki leblerinden, bir gerdanından.

Her kande gidersem, seni bulurum,
Sarrafınım, kıymetini bilirim.
Sen bir bezirgansın, bacın alırım,
İki leblerinden, bir gerdanından.

Aklım aldın gözlerini süzeli,
Benzime düşmüştür ayva gazeli.
Sana derim behey dünya güzeli,
İki leblerinden, bir gerdanından.

Karac'oğlan der ki: Yârim gelirse,
Deli gönül istediğin bulursa,
Danışlarım icazetin olursa,
İki leblerinden, bir gerdanından.

 

ŞOL DERGÂHTAN DÖNSÜN YÜZÜM
Şol dergâhtan dönsün yüzüm,
Ölünce sevmezsem seni.
Kan ağlasın iki gözüm,
Ölünce sevmezsem seni.

Muradıma ermeyeyim,
Hak didarın görmeyeyim,
Gonca gülün dermeyeyim,
Ölünce sevmezsem seni.

Olsun hey efendim, olsun,
Her kişi ettiğin bulsun.
Gözlerim kanlı yaş dolsun,
Ölünce sevmezsem seni.

Sırrım âleme faş olsun,
Bağrımda biten taş olsun,
Gözlerim kanlı yaş olsun,
Ölünce sevmezsem seni.

Karac'oğlan olur mürde,
Sen düşürdün beni derde.
Muhtaç olayım namerde,
Ölünce sevmezsem seni.

 

ŞOL SALINIP GİDEN DİLBER
Şol salınıp giden dilber,
Boyuna kurban olduğum.
Eğlen burda tanışalım,
Diline kurban olduğum.

Sabahtan uğradım yâre,
İşimden oldum avare.
Ayağın bastığı yere,
Tozuna kurban olduğum.

Soğuk sular akar dağda,
Mor menekşe biter bağda.
Sarılıp yatacak çağda,
Nazına kurban olduğum.

Karac'oğlan der ki: Daim,
Yâr ile nic'olur hâlim?
Anası bir katı zalim,
Kızına kurban olduğum.

 

ŞU BENİM MEKÂNIM, ŞU BENİM YOLUM
Şu benim mekânım, şu benim yolum,
Aradım yuvayı, Bursa'da buldum.
Güzeller çok imiş, eğlendim kaldım,
Kokar menekşesi, gülü Bursa'nın.

Hak'tan m'olur bu yerlerin yapısı?
Evliya mekânı, murat kapısı.
Aldı beni güzellerin kokusu,
Kokar menekşesi, gülü Bursa'nın.

Hak nazar eylesin Pınarbaşı'na,
Gevher yağar toprağına, taşına.
Ulu camilerde kandil başına,
Altın fener yanar mumu Bursa'nın.

Karac'oğlan der ki: İnsem bağına,
Arkamı da verdim Keşiş Dağı'na.
Yüzüm sürdüm ak gerdanın ağına,
Kokar menekşesi, gülü Bursa'nın.

 

ŞU DÜNYAYA GELEN ADEM OĞLANI
Şu dünyaya gelen adem oğlanı,
Allah Allah deyip ölse gerektir.
Çıkardılar cenazemi yumaya,
İmam namazımı kılsa gerektir.

İletip kodular beni sinime,
Gökteki melekler gelmez yanıma.
Ruhum çevrilip de girmez tenime,
Öldüğüm günleri bilse gerektir.

İlettiler kıl köprüyü geçmeye,
Gayri yolum yoktur dönüp uçmaya,
Uçmaklık olanlar gitti Uçmağ'a,
Günahkâr olanlar yansa gerektir.

Karac'oğlan der: Hey gidi ustalar!
Dua eylen geri dönsün hastalar.
Dünyada ettiğim gizli nesteler,
Hak katında ayan olsa gerektir.

 

ŞU BENİM AH EDİP AĞLADIĞIMI
Şu benim ah edip ağladığımı,
Sevgili yârime bildir ya Kerim!
Ömrümüz hod gelip geçmek içinde,
Ağlayan kulunu güldür ya Kerim!

Ben bilirim sevdiğimin izini,
Sürmelemiş kaşı ile gözünü.
Mevlâm nasip etse, görsem yüzünü,
Ahu zarım sana budur ya Kerim!

A sevdiğim nic'ayrılam yâr senden,
Ölmeyince nic'ayrılır can tenden.
Güzelim diye de kaçar ördemden,
O da bencileyin kuldur ya Kerim!

Karac'oğlan der ki: Yakıp, yandırma,
Şu goncadan gayrı elin sundurma.
Ölür oldum, Azrail'i gönderme,
Sevdiğime canım aldır ya Kerim!

 

ŞU BİZİM İLLERİN ALCA PINARI
Şu bizim illerin Alca pınarı,
Eğildi suyundan içti bir gelin.
Elini, yüzünü yudu, oturdu,
Aradan perdeyi açtı bir gelin.

Allıdır şalvarının tor yolları,
Gayet ince düşmüş güzel belleri.
Halka halka olmuş zülfün telleri,
Tel tel edip ak yüzüne kor gelin.

O geline dedim, güzeller ağı,
Senin için dolandım karlı dağı.
Alayım da sana altın saç bağı,
Torla topla ince bele sar gelin.

Karac'oğlan öğer, yine de öğer,
Altın saç bağları topuğa değer.
Ay ile bahsetmiş, gün ile doğar,
Cenneti âlânın nuru bir gelin.

 

ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ -1-
Şu yalan dünyaya geldim geleli,
Bir bağ dikip, meyve yetiremedim.
Kulağı küpeli, alnı perçemli,
Yârin gölgesinde oturamadım.

Bulandı da deli gönül bulandı,
Dolandı da dağı, taşı dolandı.
Bizim sürüye de bir kurt dadandı,
Değiştim yurdumu, kurtaramadım.

Arzular da deli gönül arzular,
Ağrıyor kemiğim, iliğim sızlar.
Ayrılalı ak körpecik kuzular,
Anasız yavruyu yatıramadım.

Karac'oğlan der ki: Fenadır fena,
Nice bir ateşte yüreğim yana?
Derdimin üstüne dert koydun yine,
Ağırdır şileğim, götüremedim.

 

ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ -2-
Şu yalan dünyaya geldim geleli,
Daha ne gelecek başıma benim?
Eğer sevdiceğim benim olmazsa,
Bakın şu didemin yaşına benim.

Yüküm kumaştandır, satamaz oldum,
Bir kötüye meyil katamaz oldum.
Kınaman komşular, yatamaz oldum,
Giriyor sevdiğim düşüme benim.

İkrar verdi, ikrarını güderim,
İkrarsız dilberi ya ben n'iderim?
Başım alıp diyar diyar giderim,
Düşerse sevdiğim peşime benim.

Karac'oğlan, yâri gördüm ıraktan,
Gözlerim dolmuştu kan ağlamaktan.
Korkarım sevdiğim zalim felekten,
Bir gün ağı katar aşıma benim.

 

ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ -3-
Şu yalan dünyaya geldim geleli,
Deli gönlümün düzeni bozuldu.
Felek tabancasın belden çekince,
Avlağım, sulağım, evim bozuldu.

Şu yalan dünyaya ezelden geldim,
Uyudum, uyandım hep mihnet gördüm.
Çınarlara belim verdim oturdum,
Çınar çürük imiş, kökten bozuldu.

Şu dünyanın iki imiş kapısı,
Geldi geçti ak günümün hepisi.
Mermer sandım, kerpiç imiş yapısı,
Yağmur yağdı, yapıları bozuldu.

Karac'oğlan der ki: N'eylesek gerek?
Bağları bağlara katsak mı gerek?
Herkes göçtü, biz de göçsek mi gerek?
Der iken, asrığım Şam'a çözüldü.

 

ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ -4-
Şu yalan dünyaya geldim geleli,
Tas tas içtim ağuları sağ iken.
Kahpe felek vermez benim muradım,
Viran oldum, mor sümbüllü bağ iken.

Aradılar, bir tenhada buldular,
Yasladılar, şıvgalarım kırdılar.
Yaz bahar ayında bir od verdiler,
Yandım gittim ala karlı dağ iken.

Farımaz da deli gönül farımaz,
Akar gözlerimin yaşı, kurumaz.
Şimden geri benim hükmüm yürümez,
Azil oldum, güzellere beğ iken.

Karac'oğlan der ki: Bakın geline,
Ömrümün yarısı gitti talana.
Sual eylen bizden evvel gelene,
Kim var imiş, biz burada yoğ iken?

 

ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ -5-
Şu yalan dünyaya geldim geleli,
Şakıyıp gülmedim hey zalim felek.
Her ne tuttum ise aldın elimden,
Nice bir divane dolanam felek.

Eller göçün çekti, bense göçmedim,
Yar elinden dolu bade içmedim.
Bilmem hata ettim kusur işledim,
Cahilim kıymatın bilmedim felek.

Karac'oğlan der ki: Ezelden ezel,
Duruldu suyun da kazıldı mezer.
Ellere yar verdin el ele gezer,
Her daim bana mı garezin felek?

 

ŞUNDA BİR DİLBERE HALIM ARZ ETTİM
Şunda bir dilbere halım arz ettim,
"Nice bir ağlarsın, gül!" dedi bana.
"Bugün cellat oldum, girerim kana,
İnayetim yoktur, bil!" dedi bana.

"Ulu sular gibi durulup akma,
Her gördüğün güzele meyl'le bakma!
Gerçek âşık isen, var elim çekme,
Ben seninim yârim, bil!" dedi bana.

"Cahilin yanında kitap okunmaz,
Göz görmeyince de gönül çekinmez.
Şimden geri sana faydam dokunmaz,
Ölürsen, yoluma öl!" dedi bana.

Karac'oğlan der ki: "Adı belliyim,
Hüma kuşu gibi yeşil donluyum.
Güzeller içinde ince belliyim,
Ara da bir yavru bul!" dedi bana.

 

ŞUNDA BİR YAVRU GÖRÜNDÜ GÖZÜME
Şunda bir yavru göründü gözüme,
Överim demeye kadir değilim.
Ben onun ismine âşık olmuşum,
Severim demeye kadir değilim.

Hep güzeller seyrangaha çıkmışlar,
Onlar da birinin ahdin tutmuşlar.
Güzel sevenlere yasak etmişler,
Ben yasak tutmaya kadir değilim.

Garip bülbül gibi dala konarım,
Ağlatmaktan gayrı yoktur hünerim.
Şirin'im gitti, oduna yanarım,
Kimseye bakmaya kadir değilim.

Karac'oğlan der ki: Van'da gemimiz,
Süremedik devran ile demimiz.
Kal diye limandan gitmez gemimiz,
Limansız gitmeye kadir değilim.

 

ŞURDA BİR GÜZELE MEYİL EYLEDİM
Şurda bir güzele meyil eyledim,
Eğlenip orada kalasım geldi.
Başına sokunmuş gülü, nergisi,
El sunup ucundan alasım geldi.

Kız, niçin söyledin bana bu sözü?
Yüreğime koydun ateşi, közü.
Öpülür yanağı, çekilir nazı,
Yüzünü yüzüme süresim geldi.

Benim dostumun da karadır kaşı,
Arasan bulunmaz menendi, eşi.
Yaylanın karından ak beyaz döşü,
Yıkılıp üstüne ölesim geldi.

Karac'oğlan der ki: N'ettim, n'eyledim?
Ulu çaylar gibi coştum, ağladım.
Vefasız dilbere meyil bağladım,
Iradı yollarım, göresim geldi.

 

ŞURDA BİR DİLBERE GÖNÜL DÜŞÜRDÜM
Şurda bir dilbere gönül düşürdüm,
Severim billahi, nic'olur olsun.
Varır kapısında kulluk eylerim,
Dökerim kanımı, nic'olur olsun.

Güzel yavru çıkmış tahta, sallanır,
Her öptükçe şirin dudak ballanır.
Öpülüp sevilen yâr güzellenir,
Emerim dillerin, nic'olur olsun.

Karac'oğlan der ki: Gurbet gezerim,
Nerde güzel varsa onu sezerim.
Baştan ayağa dek fitil dizerim,
Yakarım billahi, nic'olur olsun.

 

ŞURDA BİR GÜZELE MEYİL EYLEDİM
Şurda bir güzele meyil eyledim,
Eğlenip orada kalasım geldi.
Başına sokunmuş gülü, nergisi,
El sunup ucundan alasım geldi.

Kız, niçin söyledin bana bu sözü?
Yüreğime koydun ateşi, közü.
Öpülür yanağı, çekilir nazı,
Yüzünü yüzüme süresim geldi.

Benim dostumun da karadır kaşı,
Arasan bulunmaz menendi, eşi.
Yaylanın karından ak beyaz döşü,
Yıkılıp üstüne ölesim geldi.

Karac'oğlan der ki: N'ettim, n'eyledim?
Ulu çaylar gibi coştum, ağladım.
Vefasız dilbere meyil bağladım,
Iradı yollarım, göresim geldi.

 

ŞURDA BİR YAVRUYA MEYİL ALDIRDIM -1-
Şurda bir yavruya meyil aldırdım,
Ağzımda lokmamı yiyemiyorum.
Bilmem deli miyim? Mecnun gezerim,
Sırrımı yadlara diyemiyorum.

Kısmet olup memelerin emdiğim,
Usul boyun, ince belin sardığım,
Gece gündüz ateşine yandığım,
Ben senin derdinden duramıyorum.

Leblerinden emdiceğim azıktır,
Çıkarma perçemin, gönlüm bozuktur.
Kınaman ağalar, bana yazıktır,
Yitirdim sevdiğim, bulamıyorum.

Karac'oğlan der ki: Dengim dengime,
Çuhalar giydirdim çifte benlime.
Bir bade doldurdu, sundu elime,
İçtim ama, ben de kanamıyorum.

 

ŞURDA BİR YAVRUYA MEYİL ALDIRDIM -2-
Şurda bir yavruya meyil aldırdım,
Alıp oynamalı sel kenarında.
Giyinmiş, kuşanmış türlü libası,
İnce kemer bağlı bel kenarında.

Yüzüne vurduğum sırmalı peçe,
O yâre ettiğim emekler hiçe.
Belki güzellerin kervanı geçe,
Baççıyım, beklerim yol kenarında.

Sırma sandım kirpiğini, kaşını,
Delik delik ettim sinem başını.
Uzatır boynunu, arar eşini,
Bir tek suna gördüm göl kenarında.

Karac'oğlan der ki: Salınıp gezme,
Gören âşıkların bağrını ezme.
Bal dudak üstüne altın hırızma,
İnciden diş gördüm dil kenarında.

 

TAHTA OLUR EVLERİNİN YAPISI
Tahta olur evlerinin yapısı,
Dar olur da muhanetin kapısı.
Kadan alsın güzellerin hepisi,
Güzellerden sıdkım sıyrıldı gönül.

Ustalar yapar da her şeye yapı,
Yanımda olsa güzellerin topu.
Kadan alsın güzellerin hepisi,
Güzellerden sıdkım sıyrıldı gönül.

Kötülere gayret olmaz namusu,
Merhametli güzellerin kimisi.
Kadan alsın güzellerin hepisi,
Güzellerden sıdkım sıyrıldı gönül.

Karac'oğlan, güzellerin kolayı,
Oynarlar oyun, ederler sılayı.
Kadan alsın güzellerin alayı,
Güzellerden sıdkım sıyrıldı gönül.

 

TERK EDEYİM SENİ HEY KAŞI KEMAN
Terk edeyim seni hey kaşı keman,
Vefası olmayan yârda nem kaldı?
Hiç mi yok sevdiğim göğsünde iman?
Beni Mecnun eden yârda nem kaldı?

Felek benden beter etsin hâlini,
Ben ölürsem yadlar sarsın belini.
Garip bülbül güle versin meylini,
Figanın arttıran yârda nem kaldı?

Akar gözüm yaşı, bir dem silinmez,
Ko başım sağ olsun, yâr mı bulunmaz?
O yârin yanında kadrim bilinmez,
Kadrimi bilmeyen yârda nem kaldı?

Karac'oğlan der ki: Severim candan,
Can esirgemezdim cananım senden.
İşittim, sevdiğim vazgeçmiş benden,
Giderim gurbete, daha nem kaldı?

 

TESTİSİNİ ALMIŞ PINARA GELMİŞ
Testisini almış, pınara gelmiş,
Terlemiş memeler, taze tomurmuş,
Has yaldız düğmeler çapraz vurulmuş,
Seherde göğsünü çöz kara gözlüm.

Ne bilir güzelin sevmesin ahmak?
Sevaptır güzelin yüzüne bakmak.
Bir fırsat bulup da yanaktan öpmek,
Can cefa götürmez tez kara gözlüm.

Yine dumanlandı yüzü havanın,
Gönlü büyük olur güzel görenin.
Tomurmuş memeli bir yâr sevenin,
Yüreği dol'olur köz kara gözlüm.

Sabahtan, seherden burdan geçersin,
Nispet için ak göğsünü açarsın.
Bir gün olur kollarıma düşersin,
Hayfımı alırım kız kara gözlüm.

Karac'oğlan der ki: Soyun soy ise,
İnce belin, uzun boyun boy ise,
Verdiğin öpüşün hepsi bu ise,
Vallahi, billahi az kara gözlüm.

 

TURNAM YAVRUSUN ALDIRMIŞ
Turnam yavrusun aldırmış,
Havada çığrışıp öter.
Her gün görürken yüzünü,
Ayda bir gördüğüm yeter.

Ne bakarsın melil olup,
İki elin yana koyup?
Dün gece seyrimde görüp,
Hayalin kurduğum yeter.

Benim sevdiğim mah diye,
Saçı sümbül, siyah diye,
Her gördükçe bir ah diye,
Sinemi döğdüğüm yeter.

Karac'oğlan, dünya fâni,
Veren Allah alır canı.
Dilberim sevmezse beni,
Ben onu sevdiğim yeter.

 

TURUNÇ MEMELERİN SEYRAN EDEYİM
Turunç memelerin seyran edeyim,
Kerem eyle ak göğsünü açındı.
Aç güzel göğsünü bayram edeyim,
Siyah zülfün mah yüzüne saçındı.

Piyadedir benim yarim piyade,
Kendi küçük amma aklı ziyade.
Kınalı ellerle konmaz mı bade,
Yar doldursa dese bana içindi.

Aşkın şarabını içip kandığım,
Divan'olup aşk oduna yandığım.
Yeter oldu yarim beni emdiğin,
Yeter oldu bir kere de kaçındı.

Karac'oğlan der ki: Ben de şaşmışım,
Uçkura varınca hadden aşmışım.
Adetim kurusun basa düşmüşüm,
Yar uyansa dese bana kaçındı.

 

UÇUP UÇUP DAĞ SALINDAN GELİRSİN

Uçup uçup dağ salından gelirsin,
Gelişin nereden yalınız ördek?
Ben bilirim, bizim ilden gelirsin,
Söylesin bir kelâm diliniz ördek.

Ağlamışsın, gözyaşını sileyim,
Söyle, derdin neyse ben de bileyim.
Eğer yalınızsan yoldaş olayım,
Daha çok ırak mı iliniz ördek?

Ağlamışsın, gözlerinin yaşı ne?
Uğramışsın zemherinin kışına.
Alıcı kuş ile senin işin ne?

Ondan yaman olur hâliniz ördek.

Karac'oğlan der ki: Bir telin eğri,
Sağ yanın, sol yanın püskürme benli.
Boynunu çevirmiş bir yana doğru,
Kaynar pınar olsun yolunuz ördek.

 

ULU BEZİRGANIM KALKAR
Ulu bezirganım kalkar,
Tozlu yollar durulanır.
Koç yiğide düşen dilber,
Güller ile kurulanır.

Sabreyleyin sabır ile,
Zeval gelmez imiş kula.
Kötü bir taş atsa göle,
Kalkan ördek zarılanır.

Öter yavru kuşlar, öter,
Dert üstüne dertler katar.
Gelir bir engel, el atar,
Biten işler gerilenir.

Ağlar Karac'oğlan, ağlar,
Durmaz gözü yaşı çağlar.
Kar, buz tutmuş karşı dağlar,
Poyraz eser, arılanır.

 

URYAN GELDİM İSE URYAN GİDERİM
Uryan geldim ise, uryan giderim,
Ölmemeye elde fermanım mı var?
Azrail gelmiş de can talep eyler,
Benim can vermeye dermanım mı var?

Dirilirler, dirilirler, gelirler,
Huzur-ı mahşerde divan dururlar.
Haramı var diye korku verirler,
Benim ipek yüklü kervanım mı var?

Er isen, erliğin meydana getir,
Kadir Mevlâm, noksanımı sen yetir.
Bana derler: Gam yükünü sen götür,
Benim yük götürür dermanım mı var?

Karac'oğlan der ki: İsmim öğerler,
Ağı oldu bildiğimiz şekerler.
Güzel sever diye isnat ederler,
Benim Hak'tan özge sevdiğim mi var?

 

UTUNU YOKLADIM, UTUN YOK İMİŞ
Utunu yokladım, utun yok imiş,
Yürü yalan dünya senden usandım.
Çok emekler verdim, hep zayi oldu,
Cesedim içinde candan usandım.

Ağırdır, kalkmıyor yükümün tayı,
Demirdir çekilmez feleğin yayı.
Aradım cihanı nazlı yâr deyi,
El içinde olan sözden usandım.

Kadalı, kavgalı şu benim başım,
Yüklendi barhanem, kaldı kardaşım.
Her daim akıyor gözümden yaşım,
Ağlama gözlerim, senden usandım.

Karac'oğlan der ki: Bize ne oldu?
Koynumuz köpüklü kan ile doldu.
Saatim ay oldu, günüm yıl oldu,
Gelip geçmez kara günden usandım.

 

UYUMA HEY DELİ GÖNÜL UYUMA
Uyuma hey deli gönül uyuma,
Yahyalı'dan aşan evler görünür.
Sıvamış kolların, hep samur giymiş,
Maraş'ın arkası dağlar görünür.

Talebi de deli gönül talebi,
İnletiyor Adana'da dolabı.
Koç yiğit eğlencesi, koç çelebi,
Çevresi reyhanlı bağlar görünür.

Ilıktır da Akdeniz'in kenarı,
Orda belli koç yiğidin hüneri.
Yavşanlı'da olan koca çınarı,
Yel vurur, yaprağı parlar görünür.

Tunus Ovası'na her gelen çöker,
Yarın Çamurlu'ya yüz ordu konar.
Höyüklü yüksektir, bir duman döner,
Başı pare pare karlar görünür.

Küheylanı tavlasında çatılı,
Pohuru da, köşeği de katılı.
Çadırımız Şam ilinde tutulu,
Ortalık çadırlık beyler görünür.

Karac'oğlan der ki: Zatıdan zatı,
Yükledin de gitsin deveyi, atı.
Göçmek değil bizim ilin muradı,
Yâr ile gittiğim yollar görünür.

 

ÜÇ GÜNLÜK FÂNİ DÜNYADA
Üç günlük fâni dünyada,
Ölmeden gülen öğünsün.
Beş vaktini de kazaya,
Komayıp kılan öğünsün.

Deryalarda oynar kayık,
Kimi şarhoş, kimi ayık.
Dünya fâni, insan konuk,
Demlerin süren öğünsün.

Metin Karac'oğlan, metin,
Yörük derler aşkın senin.
Kardeş kardeşin kıymetin,
Sağlıkta bilen öğünsün.

 

ÜÇ GÜZEL OĞLU DER ŞÖYLE BİR YİĞİT
Üç güzel oğlu der şöyle bir yiğit,
Söylediği sözü yola getirir.
Yiğit olan, sırrın kimseye demez,
Kötü, kalbindekin dile getirir.

Yalnız git, yoldaş olma yüzsüze,
Selâm verme erkânsıza, yolsuza.
Komşu olma namussuza, arsıza,
Akibet üstüne hile getirir.

Dilberin koynuna girsem, görmese,
Bir dilbere öğüt versem, almasa,
Bir yiğit kendi miktarın bilmese,
Akibet başına bela getirir.

Karac'oğlan der ki: Her sözüm haktır,
Yiğit olmayanın yalanı çoktur.
Cehennem yerinde hiç ateş yoktur,
Herkes ateşini kendi götürür.

 

VARA VARA VARDIM OL KARA TAŞA
Vara vara vardım ol kara taşa,
Hasret ettin beni kavim, kardaşa.
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa?
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.

Nice sultanları tahttan indirdi,
Nicesinin gül benzini soldurdu.
Nicelerin gelmez yola yolladı,
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.

Karac'oğlan der ki: Kondum, göçülmez,
Acıdır, ecel şerbeti içilmez.
Üç derdim var, birbirinden seçilmez;
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.

 

YAĞAN YAĞMUR, ESEN YELLER
Yağan yağmup, esen yeller,
Dosta karşı giden yollar,
Bülbülün konduğu dallar,
Sararır da solmaz imiş.

Tozar Arap atlar, tozar,
Dert üstüne dertler katar.
Alan yiğitten ah ü zar,
Daim ağlar, gülmez imiş.

Güvenirsen Hakk'a güven,
Murat almaz yüz çeviren.
Küçücükten bir yâr seven,
Artar ömrü, ölmez imiş.

Karac'oğlan, kalasına,
Karşı durdum belasına.
Bir güzelin sevdasına,
Düşmeyenler bilmez imiş.

 

YALANA DA DELİ GÖNÜL YALANA
Yalana da deli gönül yalana,
Yedi iklim dört köşeyi dolana.
Soğuk sulu yaylalarda sulana,
Meğer bu dünyanın sonu yoğ imiş.

Bayrak çekip padişahlık sürmedim,
Gurbet ilde inim inim inledim.
Kulak verdim dört köşeyi dinledim,
Arkam sıra kıybet eden çoğ imiş.

Başına bağlamış ibrişim puşu,
Her daim böyledir feleğin işi.
Tırnağın var ise başını kaşı,
Kardaştan kardaşa fayda yoğ imiş.

Karac'oğlan der ki: Yorup yormadan,
Usandım ben el işine yelmeden.
Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden,
Az yaşayıp bir dem sürmek yeğ imiş.

 

YANDIM KÖZE DÖNDÜM BEN ATEŞLERE
Yandım köze döndüm ben ateşlere,
Derdimle takıldım ben bir neştere.
Delindi ciğerim kapandım yere, 
Beni kaldıracak el gerek bana.

Halden anlar isen haldaş olalım,
Gurbet gezdin ise yoldaş olalım.
Anasız babasız gardaş olalım,
Ucu yar zülfünde yol gerek bana.

der ki: Garip ellere,
Esip esip bize gelir yellere.
Ormalanmış yârin zülfü tellere,
Ona bağlayacak gül gerek bana.

 

YÂRDA İNSAF YOKTUR, BENDE YOK DERMAN
Yârda insaf yoktur, bende yok derman,
Yazık ki, işlerim Allah'a kaldı.
Kaşları katlime yazıyor ferman,
Kanlı kirpikleri kalbime daldı.

Gözleri gönlüme zehir atıyor,
Zülüfü süngüdür, cana batıyor.
Şehit mezarında gönlüm yatıyor,
Sevda kılıncını boynuma çaldı.

Aman Karac'oğlan, aman, bunaldın,
Aşkın çöllerinde şaşırdın kaldın.
Bir püsküllü derdi başına aldın,
Bu azgın dert seni gurbete saldı.

 

YÂR ELİNDEN BEN BİR DOLU İÇMİŞİM
Yâr elinden ben bir dolu içmişim,
Deli eder, sarhoş eder, benk eder.
Genç yaşında taze civan sevmeyen,
Dünyasından hayvan gelir bön gider.

Taşra çıkma yavrum yakar gün seni,
Sayamam gerdanında ben seni.
Bu gün yad ile gördüm ben seni,
Yoktum diye yemin eder and eder.

Benim yavrum ahvalinden bilirken,
Açılan güllerden irenk alırken,
Sabahın vaktında sudan gelirken,
Siyah zülüf ak gerdanda cenk eder.

Karac'oğlan der ki: Yeminin yalan,
Olur olmaz ile ayağa gelen.
Ahşam kavil verip, yatsıda dönen,
Yalancıdan iman gider din gider.

 

YÂRE SELÂM SÖYLEN SEHER YELLERİ
Yâre selâm söylen seher yelleri,
Çıkıp şu yollara naz eylemesin.
Bağları ak güllü, derin gölleri,
Uçan turnalara kaz eylemesin.

Gurbet ilde bir silen yok yaşımı,
Kendim gider, kotarırım aşımı.
Yuvası içinde gönül kuşumu,
Gözyaşım akıtıp baz eylemesin.

Geçen olur şu yaylanın düzünü,
İlin, aşiretin çeker nazını.
Nazlı yârim sürmelemiş gözünü,
Suları ısıtıp yaz eylemesin.

Karac'oğlan der ki: Bre ağalar!
Firkat yolumuzu uç uca bağlar.
Yâre söylen, ona öğünsün sağlar,
Benim çok ömrümü az eylemesin.

 

YÂRİM GÜLÜN DİKEN OLMUŞ
Yârim, gülün diken olmuş,
Budanmayı budanmayı.
Zlüflerin tel tel olmuş,
Taranmayı taranmayı.

Sevdiğim bağın dallanmış,
Dalında bülbül eğlenmiş.
Şeftalilerin ballanmış,
Sorulmayı sorulmayı.

Sevdiğim bahçen güllenmiş,
Sararmış gülün kocalmış.
Sayalı belin incelmiş,
Sarılmayı sarılmayı.

Karac'oğlan der: Durakmış,
Sevdiğim benden ırakmış.
Arada engel türemiş,
Görüşmeyi görüşmeyi.

 

YÂRİM SEHER YELİ KOKUN GETİRİR
Yârim seher yeli kokun getirir,
Al güllere misal top yanakların.
Aşıkın gönlüne nice gam verir,
Dermansız hastaya hap yanakların.

Karaman'dan nazlı yarim Konya'dan,
Geldik de ne bulduk yalan dünyadan?
O ak kollarını dola boynumdan,
Leblerime yoldaş yap yanakların.

Karac'oğlan Mevlam visal vermesin,
Şu gözlerim gördü turunç memesin.
Gönül ister yar şeftalin dermesin,
Eydür bana yarin öp yanakların.

 

YAVRU GÜZEL OLMAK İÇİN
Yavru güzel olmak için,
Yâre bir ben gerek, bir ben.
Âşık aklın almak için,
Yâre bir ben gerek, bir ben.

Hançerin almış desdine,
Beni öldürmek kasdine,
Beyaz gerdanın üstüne,
Yâre bir ben gerek, bir ben.

Sakın benli peri, sakın,
Çifte hamayili takın.
Gözün kuyruğuna yakın,
Yâre bir ben gerek, bir ben.

Karac'oğlan, çaresi ne?
Melhem vurun yaresine.
Mihrap kaşın arasına,
Yâre bir ben gerek, bir ben.

 

YAYLADAN İNERKEN BİR GÜZEL GÖRDÜM
Yayladan inerken bir güzel gördüm,
Ağlar melil melil, bilmem nedendir?
Ak yerine karaları başına,
Bağlar melil melil, bilmem nedendir?

Ağrır başım, kulaklarım çınılar,
Yaralarım göz göz oldu, yeniler.
Hastaların derdi vardır, iniler,
Sağlar melil melil, bilmem nedendir?

Kirmeni de kılıcımız kirmeni,
Taştan dönmez mızrağımın yalmanı.
Böyle imiş padişahın fermanı,
Dağlar melil melil, bilmem nedendir?

Karac'oğlan der ki: Dinlen sözümü,
Aşk yoluna yandırırım özümü.
Dökülmüş yaprağı, kalmış üzümü,
Bağlar melil melil, bilmem nedendir?

 

YAZ GELİP DE BEŞ AYLARI DOĞUNCA -1-
Yaz gelip de, beş ayları doğunca,
Açılmış bahçenin gülleri güzel.
Yaktı beni Fadime'nin nazarı,
Zülüften ayrılmış telleri güzel.

Elif'i dersen de, nazlıdır nazlı,
Esme'yi dersen de, sırf ala gözlü.
Söyletme Şerfe'yi, bülbül avazlı,
Söylüyor Zilha'nın dilleri güzel.

Emine'yi dersen, incedir ince,
Bağdat'ın, Mısır'ın gülleri gonca.
Ayşe'nin kaşı da kalemden ince,
Sevmeye Hörü'nün belleri güzel.

Döne, güzelliğin halka bildirir,
Kamer, pınardan da kabın doldurur.
Ayşe yürüyüşün beni öldürür,
Sevmeli Cennet'in boyları güzel.

Karadan da Karac'oğlan, karadan,
Sürün çirkinleri, çıksın aradan.
Herkese sevdiğin verse Yaradan,
Sevdiğim Meryem'in benleri güzel.

 

YAZ GELİP DE BEŞ AYLARI DOĞUNCA -2-
Yaz gelip de beş ayları doğunca,
Akar boz bulanık selinden sakın.
Gurbet ilde kimse bilmez ahvalin,
Sen dur vatanında, ilinden sakın.

İnsanın kötüsü eylikten bilmez,
Kursaksıza öğüt versen de almaz.
İnsan çiğ süt emmiş, itimat olmaz,
Kapında hizmetkâr kulundan sakın.

Kötü insan doğru gitmez yoluna,
İyi insan hoş geçinir diline.
Elini suma ki yârin gülüne,
Dikeni var, batar, elinden sakın.

Karac'oğlan der ki: Eğle gönlünü,
Elinden bırakma nazlı yârini.
Kimse bilmez ahvalini, hâlini,
Yakınında olan komşundan sakın.

 

YAZ GELİP DE BEŞ AYLARI DOĞUNCA -3-
Yaz gelip de, beş ayları doğunca,
Bahçelerde al kırmızı gül olur.
Bahçeler de ziynetine alışsın,
Elbet bir gün nazlı dosttan gel olur.

Sabahtan sabaha hüma kuşunun,
Vefası yok imiş kara kaşının.
Devleti başında olan kişinin,
Sevdiceği kendi ile bil olur.

Arılar da konmaz oldu pürene,
Şükür olsun bu sevdayı verene.
Sabahtan kalkıp da dostu görene,
Dostun saçı çığ örgülü tel olur.

Karac'oğlan der ki: Kaşların kara,
Kara kaş altında ben sıra sıra.
Çok varıp da gelme sevdiğin yere,
Ya muhabbet kalkar, ya bir hâl olur.

 

YAZ GELİP DE BEŞ AYLARI DOĞUNCA -4-
Yaz gelip de, beş ayları doğunca,
Boz bulanık akar kuru dereler.
Sen de benim gibi yârdan m'ayrıldın?
Göz göz oldu sinemdeki yaralar.

Ağlama sevdiğim, yine gelirim,
Güzeller içinde seni bulurum.
Bu dert bana hayır etmez, ölürüm,
Yiğidin sevdiği giysin karalar.

Benden selâm eylen kavli yalana,
İnanmam ağalar yüzü gülene.
Kefen kısmet olmaz güzel sevene,
Benim dostum yağlığına saralar.

Karac'oğlan der ki: Hazeller ile,
Döküldü yaprağım gazeller ile.
Bir davam da kaldı güzeller ile,
Ancak davamızı Mevlâm aralar.

 

YAZ GELİP DE BEŞ AYLARI DOĞUNCA -5-
Yaz gelip de beş ayları doğunca,
Çiçekler açılır gülden ziyade.
Ben eski yârimden ayrı düşünce,
Şimdi birin sevdim ondan ziyade.

Bir kuşak kuşanmış, saçağı dizde,
Arzumanım kaldı böyle bir kızda.
Yarısı gerdanda, yarısı yüzde,
Sayılmaz benleri binden ziyade.

Selâm versen, selâmını alırım,
El bağlarım, divanına dururum.
Akibeti, yâr yoluna ölürüm,
Armağanım yoktur candan ziyade.

Karac'oğlan der ki: Ne salınırsın?
Cevahir pas tutar mı, silinirsin?
Ey kız, gözüme hörü görünürsün,
Atan sevmez seni benden ziyade.

 

YAZ GELİP DE BEŞ AYLARI DOĞUNCA -6-
Yaz gelip de beş ayları doğunca,
Kıvrım kıvrım gider yolu yaylanın.
Lâlesi, sümbülü boynun eğişin,
Rayihası tatlı gülü yaylanın.

Aktı pınarları, suyu çağlıyor,
İnim inim güzelleri ağlıyor.
Çıkmış anası da seyran eyliyor,
Efesi sürgüne gitti yaylanın.

Engininden yükseğine çıkılmaz,
Kaplan girse meşelerin sökülmez.
Kumaş yüklü tor taylağın çekilmez,
Evleri sürgüne gitti yaylanın.

Eşeli de Karac'oğlan, eşeli,
Altı yıl oldu sevdana düşeli.
Üstü boz topraklı, kaplan meşeli,

 

YAZ GELİP DE BEŞ AYLARI DOĞUNCA -7-
Yaz gelip de beş ayları doğunca,
O çayların kenarını sel alır.
İki güzel bir araya gelince,
Oğlan kıza nergis verir, gül alır.

Som gümüşten daha aktır bileğin,
Hak yoluna kabul olsun dileğin,
Yavaş yürü mavi donlu meleğim,
El ariftir, yürümekten hil'alır.

Haşarı da deli gönül haşarı,
Hayli oldu yâr sevdana düşeli.
Akmış zülfün ak gerdandan dışarı,
Esen yeller zülüfünden tel alır.

Karac'oğlan der ki: Gördüm bir güzel,
Sıdk ile bakıp da eyleme nazar.
Al, yeşil giymiş de daima gezer,
Arı konar, ak gerdandan bal alır.

 

YAZ GELİP DE BEŞ AYLARI DOĞUNCA -8-
Yaz gelip de beş ayları doğunca,
Selleri gördüm de bulandım bugün.
Lâlesi yetmiş de, sümbülü taze,
Gülleri gördüm de bulandım bugün.

İli göçmüş, ıssız kalmış yurtları,
Söyleyelim başa gelen hâlleri.
Kolu tor şahanlı yağız atları,
Elleri gördüm de bulandım bugün.

Kocaman ardıçlı, soğuk pınarlı,
Konup göçtükleri yayla baharlı.
Elleri mızraklı, kolu sıvalı,
Erleri gördüm de bulandım bugün.

Karac'oğlan der ki: Sırma sayalı,
Hiç aklımdan çıkmaz yârin hayali.
Başları ardıçlı, yalçın kayalı,
Dağları gördüm de bulandım bugün.

 

YAZ GÜNLERİ ÇAYIR ÇİMEN ÜSTÜNDE
Yaz günleri çayır, çimen üstünde,
Seken dilber beni mecnun eyledi.
Üsküfün aldırmış balaban gibi,
Bakan dilber beni mecnun eyledi.

Ben gül almam, tellerini eğmesin,
Gidi rakipler de ona değmesin.
Ak göğsün üstüne gümüş düğmesin,
Diken dilber beni mecnun eyledi.

Yanıl elmam eğip durur dalını,
Hak nasip eylesin, dersem gülünü.
Siyah zülfün mah yüzüne telini,
Döken dilber beni mecnun eyledi.

Deniz kenarında biter kumları,
Gökyüzünde uçar yâr turnaları.
Şu ala göze siyah sürmeleri,
Çeken dilber beni mecnun eyledi.

Karac'oğlan, her sözleri bal gibi,
Başına giydiği vala al gibi.
Yârim kara kaşlı, gonca gül gibi,
Kokan dilber beni mecnun eyledi.

 

YAZIN EVVEL BAHARINDA
Yazın evvel baharında,
Teferrücte gör elmayı.
Yel esip yere düşmeden,
Budağında kır elmayı.

Elmanın budağı ağlar,
Gözyaşı durmayıp çağlar.
Ağalar, beyler, paşalar,
Diz üstüne kor elmayı.

Mevlâm öğmüş de yaratmış,
Mor menekşe boyun eğmiş.
Yavrunun elleri değmiş,
Al, yüzüne sür elmayı.

Perşan gönlüm, perişan,
Elmadır âşığa nişan.
Elmasız yâre kavuşan,
Ah eder anar elmayı.

Karac'oğlan, kaynar, coşar,
Aşk dalgası boydan aşar.
Bir kötüye yolu düşer,
Kadrin bilmez yer elmayı.

 

YAZIN GELDİCEĞİN NEDEN BİLELİM?
Yazın geldiceğin neden bilelim?
Gül açılmış, yaprakları solgundur.
Gece gündüz ah ü feryat eylerim,
Hiç demezler bir yosmaya vurgundur.

Kudretten karadır yârimin kaşı,
İnciye benziyor ağzının dişi.
Şu gelen güzel de dostun gelişi,
Süzülerek gelir, gözler yorgundur.

Oturaydım nazlı yârin dizine,
Doyup usanmadım şirin sözüne,
Taramış zülfünü, dökmüş yüzüne,
Top zülüfler ablak yüze uygundur.

Karac'oğlan der ki: Yoktur haneden,
Bana yardım eyle aman Yaradan!
Nasıl vazgeçeyim böyle sunadan?
Deli gönlüm bu yosmaya vurgundur.

 

YAZIN GELDİĞİNİ NEDEN BİLEYİM
Yazın geldiğini neden bileyim,
Bülbül dikendedir, güller daldadır.
Eyyup'un teninden iki kurt kalmış,
Biri sar'ibrişim, biri baldadır.

Ali, din uğruna sancağın açtı,
Dini bütünleri ayırdı, seçti.
Dünyadan yetmiş bin peygamber geçti,
Muhammed Mekke'de, Mehdi yoldadır.

Seyyit Gazi yolun diktiler nişan,
Deli gönlüm oldu şimdi perişan.
Tanrı kelamını her dem söyleyen,
İdris Cennet'tedir, Musa Tur'dadır.

Karac'oğlan der ki: Amanın aman!
Bürüdü dağları bir bölük duman.
Canım sağdır demek dünyada yalan,
Tenim teneşirde, salım eldedir.

 

YAZ OLUR DAĞLARA ULU YOL OLUR
Yaz olur dağlara ulu yol olur,
Aşk olsun sılasına da gidene.
Bakın bahçedeki selvi fidana,
Allı Suna'm kalk gidelim yaylaya.

Yaz olur meşede ceran av olur,
Her sinekler bir alıcı kuş olur.
Sen gidersen yüreciğim dar olur,
Allı Suna'm kalk gidelim yaylaya.

Yola baka baka gözüm süzüldü,
Altın tas içinde kınam ezildi.
Kervan vardı Sarı Şeyh'e çezildi,
Allı Suna'm kalk gidelim yaylaya.

Gülek kalesinde bellidir yerim,
İçinde oturan ağa oğluyum.
Tekerek başı da tomurcuk güllüm,
Allı Suna'm kalk gidelim yaylaya.

Yanar m'ola Yanık Han'ın feneri?
Avcıları dolaşıyor Gülnar'ı.
Sana derim sana İğne Çınar'ı,
Allı Suna'm kalk gidelim yaylaya.

 

YENİLE BİR HABER GELDİ SILADAN
Yenile bir haber geldi sıladan,
Eğer gerçek ise, büktü belimi.
Dediler ki: Nazlı yâri el aldı,
Kadir Mevlâm, nasip eyle ölümü.

Bir daha hiç yükseklerden uçmayım,
Uçarsam da kanadımı açmayım,
Muhannetin köprüsünden geçmeyim,
Coşkun sele uğratmayın yolumu.

Karac'oğlan, bu yerlerde gezmeyim,
Hançer alıp dertli sinem ezmeyim,
Senden gayrısına kuşak çözmeyim,
Şimdi neden bağlayayım dilimi?

 

YER ALTINDA SARI ÖKÜZ
Yer altında sarı öküz,
Kim bilir kaç yaşındadır?
Dört ayağı yer zulumat,
Bir sinecik peşindedir.

Kuyruğu omuza attı,
Kafası mağribe yattı.
Yetmiş bin melike tuttu,
Hikmet onun başındadır.

Dağlar kadar yer verirler,
Doymaz onu melillenir.
Bir yemeye pek az gelir,
Lezzet anca dişindedir.

Tüyü sarı, alnı sakar,
Daim gider Hakka bakar.
Silkinse dünyayı yıkar,
Dünya onun üstündedir.

Karac'oğlan söyler bunu,
Dağlar kadar kalın gönü.
Tutsam çifte koşsam onu,
Arzumanım eşindedir.

 

YERYÜZÜNÜN DAMARLARI DURULUR
Yeryüzünün damarları durulur,
Gökyüzünün yıldızları derilir,
Semanın arşına direk vurulur,
Dur bakalım canım, gökler kalır mı?

Ay ile günün doğduğun bilirler,
Bir karanlık yerde sual verirler,
O ağızsız, dilsiz yatan ölüler,
Dur bakalım canım, sağlar kalır mı?

Güneş ilk akşamdan doğar, dolanır,
Tövbe kapıları o an kapanır.
Hallac Mansur payın alır, salınır,
Dur bakalım canım, dağlar kalır mı?

Cennet, cehennemi yoktur diyenler,
El hakkını alıp, haksız yiyenler,
Al, yeşil konaktan hükmeyleyenler,
Dur bakalım canım, beğler kalır mı?

Karac'oğlan, her sefayı biliyor,
Sualciler yedi yerde soruyor.
Yetmiş'ki millet bir araya geliyor,
Dur bakalım canım, mahşer kalır mı?

 

YEŞİL BAŞLI GÖVEL ÖRDEK
Yeşil başlı gövel ördek,
Uçar gider göle karşı.
Eğricesin tel tel etmiş,
Döker gider yâre karşı.

Telli turnam sökün gelir,
İnci, mercan yükün gelir.
Elvan elvan kokun gelir,
Yâr oturmuş yele karşı.

Şahanım var, bazlarım var,
Tel alışkın sazlarım var.
Yâre gizli sözlerim var,
Diyemiyom ele karşı.

Kanı Karac'oğlan, kanı,
Veren alır tatlı canı.
Yakışmazsa öldür beni,
Yeşil bağla ala karşı.

 

YETER OLSUN
Yeter olsun, yeter olsun,
Çok ağlattın, yeter olsun.
Turalanmış sırma saçın,
Çözen benden beter olsun.

Karadır kaşların, kara,
Kirpiklerin açtı yara.
Beni işimden avare,
Eden benden beter olsun.

Yavru geçersen elime,
Çekerim seni yemine.
Benim şimdiki hâlime,
Gülen benden beter olsun.

Karac'oğlan, genç yaşıma,
Cihan oldu dar başıma.
Bu ayrılık ataşına,
Yakan benden beter olsun.

 

YIKILASI ŞU DAĞLARIN ARDINA
Yıkılası şu dağların ardına,
Aşıp gider bir gözleri sürmeli.
Cennet-i alada bir gül açılmış,
Kokar gider bir gözleri sürmeli.

Kuru kütük yanmayınca tüter mi?
Ak memede çifte benler biter mi?
Vaktı gelmeyince bülbül öter mi?
Ötüp gider bir gözleri sürmeli.

Deniz kenarında avlarlar avı,
Kılavuz ederler telli turnayı.
Ak göğsün üstünde ilik düğmeyi,
Çözüp gider bir gözleri sürmeli.

Karac'oğlan kalem alır destine,
Selam verir yarenine dostuna.
Beyaz topuk sandal tuman üstüne,
Değip gider bir gözleri sürmeli.

 

YILDIZLAR DOĞAR AY İLE
Yıldızlar doğar ay ile,
Âlemi tutar nur ile.
Kavlimiz var o yâr ile,
Seher yıldızı yıldızı.

Sensin yıldızların şahı,
Sen de seversen Allah'ı,
Severim seni billahi,
Ülker yıldızı yıldızı.

Parmağında hatem yüzük,
Kolunda altın bilezik,
Boynun eğmiş durur yazık,
Seher yıldızı yıldızı.

Evleri var ev yerinde,
Köyleri var köy yerinde.
Bedir olmuş ay yerinde,
Ülker yıldızı yıldızı.

Bana Karac'oğlan derler,
Bal ile kaymağı yerler.
Sana kervan kıran derler,
Seher yıldızı yıldızı.

 

YİĞİDİN İY'SİNİ NEDEN BİLEYİM?
Yiğidin iy'sini neden bileyim?
Yüzü güleç, kendi yaman olmalı.
Kasavet serine çöktüğü zaman,
Gönlünün gamını alan olmalı.

Benim sözüm yiğit olan yiğide,
Yiğit olan muntazırdır öğüde.
Ben yiğit isterim fırka dağıda,
Yiğidin başında duman olmalı.

Yiğit olan yiğit kurt gibi bakar,
Düşmanı görünce, ayağa kalkar,
Kapar mızrağını, meydana çıkar,
Yiğidin ardında duran olmalı.

Safi güzel olan, şu bazı kötü,
Yiğidin densizi iy'olmaz zati,
Gayet durgun ister silâhı, atı,
Yiğit el çekmeyip viran olmalı.

Karac'oğlan der ki: Çile çekilmez,
Hozan tarlalara sümbül ekilmez,
Sak yabancı ile başa çıkılmaz,
İçinden sıdk ile yanan olmalı.

 

YİNE BİR SEVDA GELDİ SERİME
Yine bir sevda geldi serime,
Komazlar ki gidem kendi yoluma.
El uzatman benim gonca gülüme,
Allı turnam, harman dalı döndü mü?

Sarı edik geymis koncu dizinde,
Arzumanım kaldı ala gözünde.
Böyle güzel m'olur köylü kızında?
Allı turnam, harman dalı döndü mü?

Yiğitleri vardır, ata binerler,
Soğuk sulu yaylalara konarlar.
Toprak tutmaz diye geri dönerler,
Allı turnam harman dalı döndü mü?

Arap ata biner, hep yarışırlar,
Cirit oynarlar da, ok atışırlar,
Yine bir gün gelir, yan bakışırlar,
Allı turnam harman dalı döndü mü?

Karac'oğlan seni çağırır yine,
Yiğit olan hançer sokar beline.
Arzulayıp gider Bağdat çölüne,
Allı turnam harman dalı döndü mü?

 

YİNE DUMANLANDI DAĞLARIN BAŞI
Yine dumanlandı dağların başı,
Acep yavrumun da ili kış m'ola?
Küçücükten belasını çektiğim,
O da benim gibi gözü yaş m'ola?

Naçar kaldım şu yaruyu öğmeden,
Çözemedim ak göğsünü düğmeden,
Emsem dudağını kimse duymadan,
Erinde, gecinde bana eş m'ola?

Şu yerlerde benim yavrum bir gezer,
Döküp ak gerdana zülfünü dizer,
Çıkar, yücelerde salınır gezer,
Ceyran yavru güzellere baş m'ola?

Karac'oğlan der ki: Bu böyle olmaz,
O yârin ettiği yanına kalmaz.
Bir senedir bana selâmı gelmez,
Yoksa imansızın bağrı taş m'ola?

 

YİNE ESTİ MUHABBETİN YELLERİ
Yine esti muhabbetin yelleri,
Attım, hoş geliyor falı yavrunun.
Vardı sana uğradı mı yolları?
Parlayıp gidiyor eli yavrunun.

Ayın on dördüne benzer cemali,
Yari görmeyeli del'oldum deli.
Ak topukta şan veriyor halhalı,
Akkale'den aşar yolu yavrunun.

Ekbez'de batak olmuştur, konulmaz,
Kalbur'un belinde karar alınmaz.
Aradım cihanı, misli bulunmaz,
Irgalar saç bağın beli yavrunun.

Akkale'den uğradın mı Çınar'a?
Kon Kazanpınar'da, zülfünü tara.
Şimdi kömür gözlüm Konur Dağı'na,
Düzülmüş çığları teli yavrunun.

Bugün geçtiğimiz Keban'ın suyu,
İncedir belleri, usuldur boyu.
Bugün konalgamız Meryemşil Beli,
Oğul balı verir dili yavrunun.

Sabahtan kalkar da,Çinçin'i geçer,
Vurur deli gönül, kaynayıp coşar.
Yüklenmiş yükünü Göksun'a çıkar,
Göksun'da Çalpayız Gölü yavrunun.

Karac'oğlan, bırak gam ile yası,
Ne hoş olur şu dağların havası.
Yarin konalgası Söğüt Ovası,
Ekbez ekbez olmuş eli yavrunun.

 

YİNE GELDİ BAHAR DEMİ
Yine geldi bahar demi,
Yaz ayları şimden geri.
Güz gününün bulanığı,
Çağlar akar şimden geri.

Katar katar oldu göçler,
Donun geydi her ağaçlar.
Deli deli öten kuşlar,
Diller bağlar şimden geri.

Her ağaçlar geyer donun,
Bülbüller artırır ünün.
Koç yiğitler de vatanın,
Anar ağlar şimden geri.

Meste Karac'oğlan meste,
Var derdine derman iste.
Kavuşturur dostum dosta,
Yayla yollar şimden geri.

 

YİNE GÖRÜNDÜ GÜNDEŞLİ OVASI
Yine göründü Gündeşli Ovası,
Hani sana konan akça melekler?
Görem dedim nazlı yârin boyunu,
Göremezsem bu dert beni helekler.

Dostum yemenisin belden bürünür,
Etekleri yere düşmüş sürünür,
Kömür gözler badal badal görünür,
İflâh etmez, bu dert beni helekler.

Bir çift suna gördüm gölde, gölekte,
Altın küpe şan veriyor kulakta.
O yâr benim olsa dünya, felekte,
Dolansa boynuma ince bilekler.

Gölde bir çift kuğu ile kaz gördüm,
Yine yenilendi şu eski derdim.
Karac'oğlan der ki: Avlağım, yurdum,
Issız kaldı av ettiğim salaklar.

 

YOLUM DÜŞTÜ SİZİN ELE
Yolum düştü sizin ele,
Bulağ üste duran kızlar.
Kına yakmış kara tele,
Zülfü tel tel buran kızlar.

Seyrim düştü ala göze,
Şeker şerbet şirin söze.
Bir maşraba su ver bize,
Aşığını yoran kızlar.

Seher geldim size sarı,
Üzdürme gönlümü bari.
Leyli yol etmiş pınarı,
Yurdum oldu aran kızlar.

Ağlar iken güldürürsüz,
Gözyaşımı sildirirsiz.
Ahır beni öldürürsüz,
Yay okunu kuran kızlar.

Mailim yarin kaşına,
Olaydım onla aşına.
Karac'oğlan'ın başına,
Yağdırdınız boran kızlar.

 

YUNMUŞ ARINMIŞ AYNANOZ GÖLÜ'NDE
Yunmuş, arınmış Aynanoz Gölü'nde,
Işılaşır gider siyah telleri,
Giyinmiş, kuşanmış ne hub salınır,
Kemer sıkıştırmış ince belleri.

Aşağıdan beri Tıdık Deresi,
Saklı durur bu sinemin yarası,
Türkmen kızı bizlen açtı arası,
Yeşil ile dolu Sacur gölleri.

Tığlaşmış gamzesi, kâr eder cana,
Benim yârim benzer hörü, gılmana.
Şu Antep ilinde serv-i zamana,
Orda eser bad-ı saba yelleri.

Suboğaz köyünden ettik bir sökün,
Arkan koca duttur, sen ben sakın.
Araban ilinden bir çiçek sokun,
Çok olur orların gonca gülleri.

Gel benim karşımda salın bir zaman,
Bizi mecnun etti bir kaşı keman.
Hısnımansur derler o Adıyaman,
Oradan Tevcik'in geçti yelleri.

Çit ile çimende yaylanı yayla,
Bizi Yaradan'ın fermanı böyle.
Seher vakti kalkıp bir hoşça söyle,
Anar m'ola Karac'oğlan dilleri?

 

YÜCE DAĞ BAŞINDA DURAN GÜZELLER
Yüce dağ başında duran güzeller,
Ne parlaşırsınız kar gibi gibi?
Sizin sevdanıza düştüm düşeli,
Yanıyor yüreğim kor gibi gibi.

Ak eline al kınalar yakarsın,
Mor beliği koluncuna dökersin,
Kaş altından melil melil bakarsın,
Azıcık da gönlün var gibi gibi.

Bülbülün figanı şu gonca güle,
Sineme vurdular bir azgın yara.
Çaldım tırnağımı getirdim ele,
Çekinme sevdiğim tor gibi gibi.

Her gelip geçeni âşık sanırsın,
Âşık olsan ateşime yanarsın.
Her ne dersem, yüzün öte dönersin,
Bir başka sevdiğin var gibi gibi.

Karac'oğlan der ki: Ya ben ne derim?
İkrarverdim, ikrarımı güderim.
Bir gün sabah, burda kalmaz giderim,
Gel gitme sevdiğim der gibi gibi.

 

YÜCE DAĞLAR BİR SUALİM VAR SANA
Yüce dağlar, bir sualim var sana,
Aştı m'ola kömür gözlüm başından?
Yanılıp derdime derman katarsın,
Dünya sele gitti gözüm yaşından.

Yapını kayalar, taşçılar delsin,
Tomurcuk güllerin hoyrata kalsın,
Evvel bizim idi, al senin olsun,
Sakla dağlar boranından, kışından,

Kırmızı donumu karaya bandım,
Yürü yalan dünya senden usandım.
Aşkın ateşinde kül oldum, yandım,
Felek senin ihmal, imhal işinden.

Ey karadağ, melil melil kalasın,
Ateş düşe cayır cayır yanasın.
Dilerim Allah'tan bana dönersin,
Ayrılasın gül memeli eşinden.

Karac'oğlan der ki: Gönül sıralar,
Sızılaştı sinemdeki yaralar.
Beni bundan ancak ölüm aralar,
Ayrı düştüm yarenimden, eşimden.

 

YÜCE DAĞLARIN BAŞINDA
Yüce dağların başında,
Birim birim duman şimdi.
Sevişmesi hoştur ama,
Ayrılması yaman şimdi.

Şimdi kömür gözlüm çıkar,
Çıkar da yollara bakar.
Âşığın odlara yakar,
Boyu servi revan şimdi.

Neler ettin behey felek!
Behey yeşil donlu melek!
Hasretinden oldum helek,
Dardır başa cihan şimdi.

Gülün çevresi har m'ola?
İşim de ah ü zar m'ola?
Acep bizi anar m'ola?
O kaşları keman şimdi?

Ben yavruyu tanır idim,
Yoluna can verir idim.
Bir görmesem ölür idim,
Gör n'işledi zaman şimdi?

Karac'oğlan, yâre vardım,
Açılan güllerin derdim.
Gelmekliğe ikrar verdim,
Sözüm oldu yalan şimdi.

 

YÜCE DAĞLARINDAN AŞTIM
Yüce dağlarından aştım,
Yâr senin aşkına düştüm.
Kız göğsünden düğme seçtim,
Turunçların gördüm bugün.

Dağıtmışsın kuşlarını,
Bağışladım suçlarını.
El değmedik döşlerini,
Okşaladım sevdim bugün.

Kız sevdiğim adlarını,
Göremedim budlarını.
İnce beyaz kollarını,
Kız boynuma sardım bugün.

Karac'oğlan, haylamadan,
Aşk deryasın boylamadan,
Kavli karar eylemeden,
Ben payımı aldım bugün.

 

YÜCE DAĞLAR NE KARARIP PUSARSIN?
Yüce dağlar ne kararıp pusarsın?
Aştı derler nazlı yâri başından.
Oturmuş derdime dert mi katarsın?
Âlem sele gitti gözüm yaşından.

Balta değsin, ormanların kurusun,
Gazel olsun, yaprakların çürüsün.
Top top olsun geyiklerin yürüsün,
Avcıların avın alsın peşinden.

Sarp kayalarını taşçılar delsin,
Tomurcuk gülleri yad eller dersin.
Yârin emaneti var, senin olsun,
Sakla dağlar boranından, kışından.

Fenasın da Karac'oğlan, fenasın,
Od düşe de, döne döne yanasın.
Yüce dağlar, sen de bana dönesin,
Ayrılasın yareninden, eşinden.

 

YÜCEDEN Mİ GELDİN SEN SEHER YELİ?
Yüceden mi geldin sen seher yeli?
Daha dostum kapılarda gezer mi?
Solmuş derler gül benzinin iziği,
Daha dostum eskisinden güzel mi?

O ne dedi, sen ne dedin varınca,
"Oğlan, âşık mısın?" dedi görünce.
El kavşurup divanına durunca,
Daha dostum eskisinden güzel mi?

Kolda götürürdüm yavru baz gibi,
Yüzerim göllerde boymul kaz gibi.
Bahçende açılan top nergis gibi,
Toplar toplar dost zülfüne dizer mi?

Karac'oğlan, gider kendi yoluna,
Çiğ ibrişim pek yakışır beline.
Divitin, kalemin almış eline,
O dost bizi defterine yazar mı?

 

YÜCESİNDE NAMLI NAMLI KARIN VAR
Yücesinde namlı namlı karın var,
Seni yaylayacak zamanım dağlar!
Başından aşmaya yoktur takatim,
Kalmadı dizimde dermanım dağlar!

Yağar yağmur, mor sümbüller bitirir,
Yel estikçe kokuların getirir.
Sarı çiçek sarvan kurmuş, oturur,
Karışmış güllere çimenin dağlar!

Sarı çiçek sallanıyor naz ile,
Dem sürerdim on beşinde kız ile,
Şimdi öksüz kaldım kırık saz ile,
Ah ettikçe tüter dumanım dağlar.

Yaz gelir, illerin çözülür, konar,
Güzeller suyundan içip de kanar.
Küpeler kulakta mum gibi yanar,
Gördükçe artıyor imanım dağlar.

Karac'oğlan der ki: Çöktüm, oturdum,
Bağ, bahçe diktim de meyve yetirdim.
Alnı top perçemli yavru yitirdim,
Bir köşende kaldı gümanım dağlar.

 

YÜCESİNE ÇIKTIM SEYRAN EYLEDİM
Yücesine çıktım, seyran eyledim,
Güzeller içinde gördüm bir gelin.
Nasıl methedeyim böyle dilberi?
Başı ibrim ibrim telli bir gelin.

Altıma serdi de ipekten halı,
Önüme de koydu kaymağı, balı.
Seni gören yiğit n'eylesin malı?
Edepli, erkânlı, yollu bir gelin.

Hocasına verdim, dersini okur,
Bahçesine vardım, bülbüller şakır.
İbrişim almış da halılar dokur,
Şal kuşaklı, ince belli bir gelin.

Öğer Karac'oğlan, sevdiğin öğer,
Altın saç bağı da topuğun döğer.
Ay ile bahsetmiş, gün ile doğar,
Cennet-i âlâ da nurlu bir gelin.

 

YÜKSEK YÜKSEK UÇAN GÜZEL TURNALAR
Yüksek yüksek uçan güzel turnalar,
Aman Bağdat size Hasan geldi mi?
Yeşil yeşil turnalara karışmış,
Gökte aranıza Hasan geldi mi?

Hünkarın önünde giden solaklar,
Gayet çok yalvardım geçmez dilekler.
Cennet kapısında olan melekler,
Bakın aranıza Hasan geldi mi?

Karadır Hasan'ın kalem kaşları,
Mah yüzüne dökmüş siyah saçları.
Mısr ilinden gelen çavuş başları,
Mısır illerine Hasan geldi mi?

Hünkar'ın önünde şol giden vezir,
Önünde ardında kırk bin kul hazır.
Derya gözedici Hazreti Hızır,
Sorun deryalara Hasan geldi mi?

Karac'oğlan der ki: Beyaz bileği,
Mevlam sevindirsin hayr ile seni.
Yedi iklim dört köşenin sultanı,
Padişahım sana Hasan geldi mi?

 

YÜRÜ BEHEY BULGAR DAĞI!
Yürü behey Bulgar Dağı!
Senden yüce dağ olma mı?
Sende yaylayan güzelin,
Yanakları ağ olma mı?

Bulgar Dağı iki çatal,
Arasında güller biter.
Bir yiğide bir yâr yeter,
İki seven del'olma mı?

Bular Dağı pare pare,
Kim'al giyer, kimi kare.
Selâm eylen nazlı yâre,
Ayrılanlar bir olma mı?

Yol üstünde iki hanlar,
Hani sana konan canlar?
Sevip sevip ayrılanlar,
Yanıp yanıp kül olma mı?

Karac'oğlan, seni gördüm,
Düşümü hayıra yordum.
Bugün güzellere sordum,
Bencileyin kul olma mı?

 

YÜRÜ BİRE YÜRÜ ANTEP İLLERİ!
Yürü bire yürü Antep illeri!
Senin yakışığın yazınan gelir.
Başı top top olmuş eğri peçeli,
Gelinler karışmış kızınan gelir.

Haydi oğlum haydi, yoluna yürü,
Alaz alaz olmuş dağların karı.
Gayet güzel olsa yiğidin yârı,
O da sevdiğine nazınan gelir.

Yiğide yiğitlik veren hep varlık,
Bizi kötü eden kör olsun yokluk.
Sen seni sarpa vur kınalı keklik,
Bey oğlu üstüne bazınan gelir.

Karac'oğlan der ki: Yolundan kalma,
Her yüze güleni dost olur sanma.
Ecelden korkup da sen geri durma,
Yiğidin alnına yazılan gelir.

 

YÜRÜ BİRE BULGAR DAĞI!
Yürü bire Bulgar Dağı!
Hemen dağlar sende m'olur?
Yaylalı, sümbüllü yurtlar,
Büyük evler sende m'olur?

Eteğinde kervan işler,
Yükseğinde döner kuşlar.
Kürk giydirir, at bağışlar,
Yaman beyler sende m'olur?

Yaylası ufak tepeler,
Yağmur yağar, kar sepeler.
Kulakta altın küpeler,
Nazlı güzel sende m'olur?

Karac'oğlan, düz ovalar,
Şahanın keklik kovalar.
İnil inil taş yuvarlar,
Koca seller sende m'olur?

 

YÜRÜ BİRE GÜNDÜZLÜ'NÜN OVASI!
Yürü bire Gündüzlü'nün Ovası!
Hani seni seyran eden melekler?
Görem dedim gül yüzlümün yüzünü,
Göremezsem bu dert beni helekler.

Kapısında kara kullar olduğum,
Ateşinde sararıp da solduğum,
Gam yemezdim ben bu dertten öldüğüm,
Dolansa boynuma akça bilekler.

Suya gider, çenberine bürünür,
Yel estikçe top zülüfler bölünür,
Geriden baktıkça Suna'm görünür,
Siyah zülfü mah yüzünde kalaklar.

Senden gayri yâr sevmedim vallaha,
Getir el basayım Kitabullah'a.
Gece gündüz yalvarırım Allah'a,
Hak yanında kabul olsun dilekler.

Karac'oğlan der ki: Bilmedim n'oldum?
Aşka düşeli de sarardım soldum.
Yaylayı, gölleri gezdim, yoruldum,
Issız kalmış av ettiğim salaklar.

 

YÜRÜ BİRE YALAN DÜNYA -1-
Yürü bire yalan dünya!
Sana konan göçer bir gün.
İnsan bir ekin misali,
Seni eken biçer bir gün.

Ağalar içmesi hoştur,
O da züğürtlere güçtür.
Can kafeste duran kuştur,
Elbet uçar gider bir gün.

Âşıklar der: Ne olacak?
Bu dünya mamur olacak.
Osmanlı Halep alacak,
Dağı taşa katar bir gün.

Yerimi serin bucağa,
Suyumu koyun ocağa,
Kafamı alın kucağa,
Garip anam ağlar bir gün.

Yer üstünde yeşil yaprak,
Yer altında kefen yırtmak.
Yastığımız kara toprak,
O da bizi atar bir gün.

Bindirirler cansız ata,
İndirirler tuta tuta,
Dünyadan yol var ahrete,
Yelgin gider salın bir gün.

Karac'oğlan, naaşıma,
Çok işler geldi başıma.
Mezarımın baş taşına,
Baykuş konar, öter bir gün.

 

YÜRÜ BİRE YALAN DÜNYA -2-
Yürü bire yalan dünya!
Senden murat alınır mı?
Pek dolukmuş humar gözler,
Buna çare bulunur mu?

Hem okudum hem de yazdım,
Yalan dünya senden bezdim.
Dağlar kovuğunda gezdim,
Yitik yavru bulunur mu?

Bahçelerde biter nergis,
Ben ağlarım gece gündüz.
Seher vakti doğan yıldız,
Yitik yavru bulunur mu?

Karac'oğlan ağlar, gülmez,
"Hâlin nedir?" diyen olmaz.
Giden yavru geri gelmez,
Yitik yavru bulunur mu?

 

ZEVKİM ARTAR GELİR GÖNLÜMÜN ŞANI
Zevkim artar, gelir gönlümün şanı,
Sevdiğim benimle olduğu zaman.
Defolur da gider gönlümün gamı,
Yâr gelip yanımda güldüğü zaman.

Söyledikçe lezzet vardır sözünde,
Gece gündüz tüter iki gözümde.
Hüda emri ile mah yüzünde,
Ak güller açılır güldüğü zaman.

Aşkın ateşi de sinemi deler,
Divane gönlümü gahi şad eyler.
Sanırım vücudum cennette gezer,
Yârimi koynuma aldığım zaman.

Karac'oğlan der ki: Vücudum yandı,
Asilzade aslı, hörüdür kendi,
Sandım ki gökten bir melek indi,
Kolların boynuma sardığı zaman.