logo

 

TÜRK ATASÖZLERİ

 

 

HAZIRLAYANLAR

Ayşe Sema Kabaklı Doğan _____ Ahmet Murat Hacıahmedoğlu

 

Aba da bir, diba da bir giyene; güzel de bir, çirkinde bir sevene.

 

Aba zamanı aba, yaba zamanı yaba.

 

Abanın kadri, yağmurda bilinir.

 

Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister.

 

Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.

 

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.

 

Abdal tekkede, hacı Mekke`de bulunur.

 

Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş.

 

Abdalın arkadaşlığı yol görününcüye kadardır.

 

Abdalın dostluğu köy görünceye kadar.

 

Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır.

 

Abdestsiz sofuya namaz dayanmaz.

 

Aca dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.

 

Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık.

 

Acele giden ecele gider.

 

Acele ile menzil alınmaz.

 

Acele işe, şeytan karışır. 

 

Acele yürüyen yolda kalır.

 

Aceleci evine varamaz.

 

Aceleci sinek süte düşer.

 

Acem’sız Türk olmaz, başsız börk olmaz.

 

Acemi katır kapı önünde yük indirir.

 

Acemi nalbant gibi kah nalına vurur, kah mıhına.

 

Acemi nalbant, nalbantlığı, Kürt'dün eşeğinde öğrenir.

 

Acemlı’ya dikkat et, dikeni kökünden sök.

 

Acı acıyı bastırır, su sancıyı.

 

Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

 

Acı söz insanı  dininden, tatlı söz yılanı ininden çıkarır.

 

Acıkan doymam sanır, susayan kanmam sanır.

 

Acıkmış kudurmuştan beterdir.

 

Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.

 

Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış.

 

Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.

 

Aç at yol almaz, aç it av almaz.

 

Aç ayı oynamaz.

 

Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin. 

 

Aç doymam, tok acıkmam sanır.

 

Aç elini kora sokar.

 

Aç gözünü, açarlar gözünü.

 

Aç gözünü, yoksa görürsün gününü.

 

Aç ile eceli gelen söyleşir.

 

Aç kişi aceleci, tok kişi yavaş olur.

 

Aç koynunda azık durmaz. 

 

Aç köpek fırın yıkar.

 

Aç kurt aslana saldırır.

 

Aç kurt bile komşusunu dalamaz.

 

Aç kurt insana saldırır.

 

Aç ne yemez, tok ne demez.

 

Aç tavuk rüyasında kendini darı ambarında görür. 

 

Aç tokun halinden bilmez. 

 

Aç tokun yüzüne bakmakla doymaz.

 

Açık ağız, aç kalmaz.

 

Açık yaraya kurt düşmez.

 

Açık yaraya tuz ekilmez.

 

Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.

 

Açılan solar, ağlayan güler.

 

Açın amanı yok, tokun imanı yok.

 

Açın gözü ekmek teknesinde olur.

 

Açın imanı olmaz.

 

Açlık ile tokluğun arası bir dilim ekmek. 

 

Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.

 

Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.

 

Ada bana adayayım sana.

 

Adalet ile zulüm bir yerde barınmaz.

 

Adalet saadettir.

 

Adalet varsa, rezalet yoktur.

 

Adam adam denmekle adam olmaz.

 

Adam adama gerek olmasa, hir biri bir dağ başında olur.

 

Adam adama her daim muhtaç.

 

Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil.

 

Adam adamdan korkmaz, utanır.

 

Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu.

 

Adam adamı bir kere aldatır.

 

Adam ahbabından bellidir.

 

Adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur.

 

Adam olana bir söz yeter.

 

Adam sel, kadın göldür.

 

Adama dayanma ölür, duvara dayanma yıkılır.

 

Adamak kolay, ödemek güçtür.

 

Adamakla mal tükenmez.

 

Adamdan eşek olmazsa, eşeğin tanesi bir milyona çıkar.

 

Adamın adı çıkacağına canı çıksın.

 

Adamın iyisi alış verişte belli olur.

 

Adamını yere bakanından, suyun ağır akanından kork.

 

Adı çıkmış doksana, hiç inmez seksene.

 

Ağaca baltayı vurmuşlar, komşu sapı sanmış.

 

Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.

 

Ağaca dayanma çürür,insana dayanma ölür. 

 

Ağacı güzel gösteren yapraklarıdır.

 

Ağacı kurt, insanı dert bitirir.

 

Ağacı kurt, insanı dert kemirir.

 

Ağacı uzun kes, demiri kısa kes.

 

Ağaç kökünden yıkılır.

 

Ağaç ne kadar meyve verirse, dalı o kadar yere eğilir.

 

Ağaç ne kadar uzarsa uzasın göğe değmez.

 

Ağaç ucuna yel değer, değerli kişiye söz değer.

 

Ağaç yaprağı ile gürler.

 

Ağaç yaş iken eğilir. 

 

Ağaçlı köyü su basmaz.

 

Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz.

 

Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.

 

Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.

 

Ağır kazan geç kaynar.

 

Ağır ol, batman gelesin.

 

Ağır taş batman döver. 

 

Ağır yongayı yel kaldırmaz.

 

Ağız yemeyince yüz utanmaz. 

 

Ağlama ölü için, ağla deli için.

 

Ağlamayan çocuğa meme vermezler.

 

Ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar.

 

Ağlatan gülmez.

 

Ağlayak da gözden mi olak?

 

Ağlayanın malı, gülene hayır etmez. 

 

Ağustosta beyni kaynayanın, zemheride kazanı kaynar.

 

Ağustosta ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan, oğul vermeyen arıdan, haram kazanılan paradan hayır gelmez.

 

Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.

 

Ah alan onmaz.

 

Ahırı elden gidene alacak daha sorulmaz.

 

Ahlatın iyisini ayılar yer.

 

Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.

 

Ahmağın sözü, söğüdün közü.

 

Ahmak iti yol kocatır.

 

Ahmak misafir, ev sahibini ağırlar.

 

Ak akçe kara gün içindir.

 

Ak koyunun kara kuzusu da olur.

 

Akacak kan damarda durmaz.

 

Akan su yosun tutmaz. 

 

Akan su, pis tutmaz. 

 

Akan suya inanma, el oğluna güvenme.

 

Akar su çukurunu kendi kazar.

 

Akar suya inanma, el oğluna dayanma.

 

Akçe akıl öğretir, don yürüyüş.

 

Akıl akıldan üstündür. 

 

Akıl kişiye sermayedir.

 

Akıl para ile satılmaz.

 

Akılı olmayana neylesin sakal, kayışı tarladan götürür çakal.

 

Akıllı at kendine kırbaç vurdurmaz.

 

Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır.

 

Akıllı hırsız, şaşkın ev sahibini bastırır.

 

Akıllı köprü arayıncaya kadar, deli suyu geçer.

 

Akıllıyı arkada tutma, akılsızı kılavuz etme.

 

Akılsızın şaşkını beyaz giyer kış günü. 

 

Akla gelmeyen başa gelir.

 

Akraba ile ye, iç, alışveriş etme.

 

Akrabanın akrabaya ettiğini akrep etmez.

 

Akranıyla konuşmayanın sesi, semadan gelir.

 

Akranıyla uçmayan kuşun sesi havadan değil, tavadan gelir.

 

Aksak eşeğe, kör nalbant yakışır.

 

Akşam gelen misafirin, yiyeceği bulgur sıkısı, yatacağı ahır sekisi. 

 

Akşama karşı gitme, tana karşı yatma.

 

Akşamın hayırından sabahın şeri iyidir.

 

Al (hile) ile aslan tutulur, ama güç ile sıçan tutulmaz.

 

Al asili, ser hasırı, alırsan bed asılı, olursun dert esiri.

 

Al elmaya taş atan çok olur. 

 

Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunsun.

 

Al yakışırken, el bakışırken.

 

Al, ver diyorlar, verme demiyorlar.

 

Alacağın bir iğne, çeliğin okkasını orantıya vurursun.

 

Alacağın olsunda da alakargada olsun.

 

Alacağına arslan, borcuna sıçan.

 

Alacakla borç ödenmez.

 

Alacalı at yük taşıyamaz.

 

Alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk döğmeye kolay.

 

Alçak keçi ile yüksek yaylaya çıkılmaz.

 

Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.

 

Alçak yer yiğidi hor gösterir.

 

Alçak yerde durma sel alır, yümsek yerde durma yel alır.

 

Alçak yerde tepecik, kendini dağ sanır.

 

Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.

 

Aleme cellat lazımsa, senin olman farz mı?

 

Alet işler, el övünür.

 

Alıcı kuşun ömrü az olur.

 

Alından ter çıkmadan, cepten para taşmaz.

 

Alışmış kudurmuştan beterdir. 

 

Alim unutmuş, kalem unutmamış.

 

Alimin yanında dilini, zenginin yanında keseni tut.

 

Alimle konuşan bulur mertebe, cahille konuşan döner merkebe.

 

Allah aptala eşeğini kaybettirir, sonra buldurup sevindirir.

 

Allah bir kapıyı kapatırsa ötekini açar.

 

Allah dağına göre kar verir.

 

Allah doğrunun yardımcısıdır.

 

Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.

 

Allah ilmi dileyene, malı dilediğine verir.

 

Allah kulunu kısmeti ile yaratır.

 

Allah sabırlı kulunu sever.

 

Allah sağ eli sol ele muhtaç etmesin.

 

Allah şaşırttı mı, dayıya hala dedirtirmiş.

 

Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.

 

Allah`tan umut kesilmez.

 

Allı yelek, pullu yelek, canfes neye gerek?

 

Alma el kızının ahını, gökten indirir şahini. 

 

Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.

 

Almadan vermek, Allah`a mahsus.

 

Almadığın hayvanı kuyruğundan tutma.

 

Altı aylık seyislikle, kırk yıllık fışkı karıştırılmaz.

 

Altı olur, yedi olur, hep Allah`ın dediği olur.

 

Altın anahtar, her kapıyı açar.

 

Altın anahtar, kale kapısını açar.

 

Altın eli, bıçak kesmez.
 

Altın eşik, gümüş eşiğe muhtaç.

 

Altın pas tutmaz.

 

Altın yere düşmeyle değer kaybetmez. 

 

Altın yere düşmeyle pul olmaz.

 

Altının kıymetini sarraf bilir.

 

Aman diyene kılıç kalkmaz.

 

Amber kabından amber gitse de kokusu kalır.

 

Ana baya tac imiş, / Her derde ilac imiş, / Bir elat pir de olsa, / Anaya muhtac imiş.

 

Ana evlâdını atmış, yar başında tutmuş.

 

Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.

 

Analı kızın bedeni büyür, anasız kızın dili.

 

Anamın ilki olacağıma, dağlarda tilki olaydım.

 

Ananın bastığı yavru incimez. 

 

Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.

 

Andız olsa, at ölmez.

 

Anlayana sivri sinek, saz anlamayana davul zurna az.

 

Annesi yalancı yufka yapar, oğlu tetik koşup kapar.

 

Aptal ata binmiş, bey oldum sanmış. 

 

Aptal düğünden çocuk oyundan usanmaz.

 

Aptalın karnı doyunca gözü yolda olur. 

 

Ar dünyası değil kâr dünyası.

 

Ar gözden, kar yüzden anlaşılır.

 

Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur.
 

Araba ile tavşan avlanmaz.

 

Arabanın ön tekeri nereden geçerse arka tekeri de oradan geçer.
 

Arap eli öpmek, dudak karartmaz.

 

Arayan belasını da bulur, devasını da bulur.

 

Arayan bulur, iniliyen ölür. 

 

Arefe günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar.

 

Arı bal yapacak çiçeği bilir. 

 

Arı kızdırılırsa  sokar.

 

Arı satmış, namusu tellala vermiş.

 

Arı, kızdıranı sokar.

 

Arık öküze bıçak çalınmaz.

 

Arının belasını çekmeyen bal yiyemez.

 

Arkadaş dediğinin gölgesinde suç islenir.

 

Arkadaşını söyleki, sana kim olduğunu söyleyim.

 

Arkadaşlık pazara kadar değil mezara kadardır.

 

Arkalı it kurdu boğar.

 

Arkalı köpek, kurdu boğar.

 

Armudu sapıyla, üzümü çöpüyle, pekmezi küpüyle.

 

Arpa eken buğday biçmez.

 

Arpa ekipde buğday bekleme. 

 

Arpasız at aşamaz, arkasız yiğit yenemez.

 

Arsız güçlü olunca, haklı suçlu olurmuş.

 

Arslan kükrese atın ayakları dolaşır.

 

Arslan yattığı yerden belli olur.

 

Asıl azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, onunda aslı ayrandır.

 

Asıl azmaz, bal kokmaz.

 

Aş deve yükü ile olsa aça az görünür.

 

Aş kaşık ile, iş keşik ile.

 

Aş sabahın iş sabahın. 

 

Aş taşınca kepçeye paha olmaz.

 

Aşığa Bağdat sorulmaz.

 

Aşık âlemi kör, dört yanını duvar sanır.

 

Aşını, eşini, işini bil.

 

Aşk olmayınca meşk olmaz.

 

At alırsan yazın, deve alırsan güzün, avrat alırsan gezin ha gezin.

 

At almaya cahil, kız almağa ehil gönder.

 

At at oluncaya kadar sahibi mat olur.

 

At başını dâimâ yularlayıp tedbîr al.

 

At beslenirken, kız istenirken.

 

At binenin, kılıç kuşananın.

 

At binicisini tanır.

 

At ile avrat yiğidin ikbalindendir.

 

At karnından yiğit burnundan bellidir.

 

At olacak tay yürüyüşünden belli olur.

 

At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.

 

At ölür, itlere bayram olur.

 

At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.

 

At sırtındaki yara oğula kalır.

 

At ver hısım ol, kız ver hasım ol.

 

At yedi günde, it yediği günde belli olur.

 

At yiğidin yoldaşıdır.

 

At, adımına göre değil, adamına göre yürür.

 

At, sahibine göre kişner.

 

Ata binilmez, yeme binilir.

 

Ata binmek bir ayıp, inmek iki ayıp.

 

Ata et, ite ot verilmez.

 

Ata eyer gerek, eyere er gerek.

 

Atanın sanatı oğula mirastır.

 

Atasını tanımayan Allah`ını tanımaz.

 

Atasözü tutmayan, uluya uluya kalır.

 

Ateş demekle ağız yanmaz.

 

Ateş dumansız olmaz, genç günahsız olmaz.

 

Ateş düştüğü yeri yakar.

 

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

 

Ateşle barut bir yerde durmaz.

 

Atı alan Üsküdar'ı geçer.

 

Atılan ok geri dönmez.

 

Atım tepmez, itim kapmaz deme.

 

Atımızı alan, yolumuzu da almadı ya.

 

Atın bahtsızı arabaya düşer.

 

Atın iyisi arkadan gelmez.

 

Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

 

Atın omuz başındaki yara oğula kalır.

 

Atın ölümü arpadan olsun.

 

Atın ürkeği, yiğidin korkağı.

 

Atın varken yol tanı, ağan varken el tanı.

 

Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz.

 

Atlar tepişirken arada eşekler ezilir.

 

Atlasa kıl yapışmaz.

 

Atlı, itli sığmış, bir çocuk sığmamış.

 

Av avlayanın, kemer bağlayanın.

 

Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz.

 

Ava giden avlanır.

 

Avcı ne kadar hîle bilse, ayı o kadar yol bilir.

 

Avradı ar zapteder, er değil.

 

Avradı er zapdetmez, ar zapt eder.

 

Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.

 

Ay ışığında ceviz silkilmez.

 

Ay var yılı besler; yıl var günü besler.

 

Ayağa değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz.

 

Ayağı yürüten baştır.

 

Ayağın sığmayacağı yere baş sokulmaz.

 

Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin.

 

Ayağını yorganına göre uzat.

 

Ayak gitmese el getirmez.

 

Ayak yorgandan dışarıya uzatılırsa üşür.

 

Ayı görmeden bayram etme.

 

Ayının dişini görmeyen, başını kabak sanır.

 

Ayranım ekşidir diyen olmaz.

 

Az menfaat çok zarara mal olur.

 

Az sabırda, çok keramet vardır.

 

Az söyle, çok dinle.

 

Az tamah çok ziyan getirir.

 

Az veren candan çok veren maldan verir.

 

Az yaşa, uz yaşa, akıbet gelecek başa.

 

Aza demişler: “Nereye?”, “Çoğun yanına” demiş.

 

Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.

 

Azan mevlasınıda bulur, belasınıda.

 

Azı bilmeyen çogu hiç bilmez.

 

Azıcık aşım, ağrısız başım.

 

Azıcık aşım, kaygısız başım. 

 

Azığı olan yorulmaz.

 

Azıksız yola çıkanın, iki gözü el torbasında olur.

 

Azıtmış, kudurmuştan beterdir.

 

Azman olma, uzman ol.

 

Baba bilgisiyle adam adam olmaz.

 

Baba bir kardeşler dövüşürler, ana birler yardımlaşırlar.

 

Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği.

 

Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.

 

Baba mirası yanan mum gibidir.
 

Baba oğula bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir cıngıl üzüm vermemiş.

 

Babadan mal kalır, kemal kalmaz.

 

Babam bana öğüt verirken, ben inek gözünde kırk sinek saydım.

 

Babanın giyimi oğluna yarasa, oğul babasını istemez.

 

Babası ekşi elma yese, oğlunun dişi kamaşır.

 

Babası köy kahyası, neden olsun pervası.

 

Babası ölen bey, anası ölen kadın olur.

 

Babaya dayanma, karıya güvenme.

 

Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar.

 

Bağ dua değil, çapa dua ister.

 

Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun. 

 

Bağa gir izin ola, yemeye yüzün ola.

 

Bağla atını, ısmarla Hakk`a.

 

Bağlı aslana tavşan bile hücum eder.

 

Bağlı koyun yerinde otlar.

 

Bahanesiz ölüm olmaz.

 

Bahsızın bağına, yağmur yerine, ya taş yağar, ya dolu.

 

Baht olmayınca başta, ne kuruda biter, nede yaşta. 

 

Bakacağın yüze s.çma, s.çacağın yüze bakma. 

 

Bakan yemez, kapan yer.

 

Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.

 

Bakkal ölenin borcunu, diriye ödettirir.

 

Bakmakla öğrenilseydi, köpekler kasap olurdu.

 

Bakmayla öğrenilseldi, kediler kasap olurdu. 

 

Bal bal demekle ağıt yakılmaz.

 

Bal döksen yalanır.

 

Bal olan yarde sinek de olur.

 

Bal olan yerde sinek de bulunur.

 

Bal, bal demekle ağız tatlanmaz.

 

Balcının var bal tası, oduncunun var baltası.

 

Balı parmağı uzun olan değil, kısmeti olan yer.

 

Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir.

 

Balık baştan avlanır.

 

Balık baştan kokar.

 

Balık çok konuşurum, ama ağzım su dolu dermiş.

 

Balık suda, gözü dışarıda.

 

Balın olsun tek, sinek Bağdat`tan gelir.

 

Balta değmedik orman olmaz.

 

Bana benden olur, her ne olursa, başım rahat bulur, dilim durursa.

 

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.

 

Barışta ter dökmeyen savaşta kan döker.

 

Baskıdaki altından, askıdaki salkım yeğdir.

 

Baskın basanındır.

 

Baskısız yongayı yel alır, sahipsiz tarlayı sel alır.

 

Bastığın yer bayram olsun.

 

Baston ile kayılmaz, şahit sözüne inanılmaz.

 

Baş başa bağlı, baş da şeriata.

 

Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz.

 

Baş başa, baş da padişaha bağlıdır. 

 

Baş dil ile tartılır.

 

Baş kes, yaş kesme.

 

Baş nereye giderse, oyak oradadır.

 

Başa gelen çekilir.

 

Başa gelmeyince bilinmez.

 

Başıma uymayan takke elin olsun.

 

Başındaki fese bak, girdiği kümese bak. 

 

Başını acemi berbere teslim eden, cebinde pamuk eksik etmesin. 

 

Başkasının malı, mal sayılmaz.

 

Başsız evin köpeği çok havlar.

 

Bayramda borç ödeyene, ramazan kısa gelir.

 

Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk kel horozla.

 

Bazen inek, erkek; bazen de dişi doğurur.

 

Bedava sirke baldan tatlıdır.

 

Bekâr gözü ile kız alınmaz.

 

Bekâra karı boşamak kolay gelir.

 

Belâ geliyorum demez.

 

Beleş atın dişine bakılmaz.

 

Beleş peynir fare kapanında bulunur.

 

Belli düşman, gizli dosttan yeğdir.

 

Benden sana öğüt, ununu elinle öğüt.

 

Benden uzakta bulsun, Mısır'a sultan olsun.

 

Benim adım Hıdır, elimden gelen budur.

 

Benim aklım inek ile danada, karımın aklı sürme ile kınada.

 

Benim sakalım tutuştu, sen cigara yakmak istersin.

 

Besle kargayı oysun gözünü. 

 

Besle, büyük danayı; tanımasın anayı.

 

Besledik büyüttük danayı, şimdi tanımaz oldu anayı, babayı.

 

Beş kuruşluk fener o kadar yanar.

 

Beş parmağın beşi bir değildir. 

 

Beş parmak düz, birbirinin eşi değildir.

 

Beterin beteri vardır.

 

Beyaz saç, aklın değil yaşın işaretidir.

 

Beyliği yakışmayana verirsen, her yol kavşağına sopalı bekçi diker.

 

Bıçağı kestiren kendi yüzü suyu, insanı sevdiren kendi huyu.

 

Bıçağı kestiren suyu, insanı sevdiren huyu.

 

Bıçak ne kadar keskin olursa olsun, kendi sapını yontamaz.

 

Bıçak sapını kesmez.

 

Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez. 

 

Bıksa bile yağ iyi, yaksa bile gün iyi.

 

Bilen bilir, bilmeyen aslı var sanır.

 

Bilğisiz insan meyvesiz ağaca benzer.

 

Bilinmedik iş ya karın ağrıtır ya baş.

 

Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır.

 

Bin bilsen de bir bilene danış.

 

Bin dost az, bir düşman çok.

 

Bin merak bir borç ödemez.

 

Bin nasihatten bir musibet yeğdir.

 

Bin ölçüp bir biçmeli.

 

Bin tasa bir borç ödemez.

 

Binde bir gelinen yere gül döşerler, her gün gelinen yere kül döşerler.

 

Bir adama kırk gün deli desen deli olur.

 

Bir adamın adı çıkacağına, canı çıksın. 

 

Bir ağaçta gül de biter, diken de.

 

Bir ağaçtan, oklukta çıkar boklukta.

 

Bir ağızdan çıkan, bin ağza yayılır. 

 

Bir ahırda at da bulunur, eşek de.

 

Bir avrat tam avrat, iki avrat yarım avrat.

 

Bir başa bir göz yeter.

 

Bir bulutla kış gelmez. 

 

Bir çöplükte iki horoz ötmez.

 

Bir dalın gölgesinde bin koyun eğlenir.

 

Bir deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.

 

Bir dirhem et, bin ayıp örter.

 

Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

 

Bir elin verdiğini, öbür elin duymasın. 

 

Bir evde düzen olunca düzenbaz olmaz.

 

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.

 

Bir göz ağlarken öbür göz gülmez.

 

Bir günlük beylik, beyliktir.

 

Bir insanı tanımak için ya alış veriş etmeli, ya yola gitmeli.

 

Bir işe başlamak, bitirmenin yarısıdır.

 

Bir karga ile kış gelmez.

 

Bir koyun başı pişinceye kadar, kırk kuzu başı pişer.

 

Bir koyundan iki post olmaz. 

 

Bir kötünün yedi mahalleye zararı dokunur.

 

Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır.

 

Bir musibet bin nasihatten iyidir. 

 

Bir nalına vurur, bir mıhına. 

 

Bir selâm bin hatır yapar.

 

Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, üçüncüde ele geçersin çekirge.

 

Bir sürçen atın başı kesilmez.

 

Bir şamanın başı ağrısa, bütün şamanların başları ağrımaz.

 

Bir şeyin önüne bakma, sonuna bak.

 

Bir tilkinin derisi iki defa soyulmaz.

 

Bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden.

 

Bir yerim diyenden birde yemem diyenden kork. 

 

Bir yiğit kırk yılda meydana gelir.

 

Birer birer bin olur, damlaya damlaya göl olur.

 

Biri yer, biri bakar; kıyamet ondan kopar.

 

Birlikten kuvet doğar. 

 

Bitli baklanın kör alıcısı olur. 

 

Biz leblebi deyinceye kadar Pazar dağılır.

 

Bize gelince yiyip içelim, size gelince gülüp gecelim.

 

Bizim gelin bizden kaçar, başını örter kıçını açar.

 

Boğaz dokuz boğumdur.

 

Boğulursan büyük denizde boğul.

 

Bol bol yiyen, bel bel bakar.

 

Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmektir.

 

Borç iyi güne kalmaz.

 

Borç ödemekle, yol yürümekle tükenir.

 

Borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır.

 

Borç yiğidin kamçısıdır.

 

Borç yiyen, kesesinden yer.

 

Borçlunun yalımı alçak olur.

 

Borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir.

 

Borçtan korkan kapısını geniş açmaz.

 

Bostan gök iken pazarlığa oturulmaz.

 

Boş duranı Allah’da sevmez kuluda.

 

Boş fıçı çok langırdar.

 

Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir.

 

Boş torba ile at tutulmaz.

 

Boş torbaya at gelmez.

 

Boşboğazı cehenneme atmışlar, ‘odun yaş’ diye bağırmış.

 

Boşboğazın sigarası yanmaz.

 

Boynuz kulağı geçer.

 

Boyuma göre boy buldum, huyuma göre huy bulamadım.

 

Bozacıdan şahit istemişler, şıracıyı göstermiş.

 

Böyle gelmiş böyle gider.

 

Bugün bana ise yarın sana.

 

Bugünkü tavuk, yârinki kazdan iyidir.

 

Bugünün işini yarına bırakma.

 

Buğday başak verince orak pahaya çıkar.

 

Buğday ekmeğin yoksa, buğday dilin de mi yok.

 

Buğday olmayan yerde, darıya nazar değer.

 

Buğdayım var deme ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa düşmeyince.

 

Buğdayın yanında acı ot da sulanır.

 

Buğdayın yanında karamuk otu da sulanır.

 

Buğdayla koyun, gerisi oyun.

 

Bulunan bakır, bulunamayan altın.

 

Bunalan ölmez, kara gün kararıp kalmaz.

 

Buzdan su damlar.

 

Bükemediğin eli öp.

 

Bülbülü altın kafese koymuşlar "ah vatanım" demiş. 

 

Bülbülün çektiği, dili belasıdır. 

 

Büyük balık, küçük balığı yutar.

 

Büyük başın derdi büyük olur.

 

Büyük ekmek, büyük bezeden olur.

 

Büyük lokma ye, büyük söz söyleme. 

 

Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer.

 

Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

 

Cahile söz anlatmaktansa, deveye hendek atlatmak iyidir. 

 

Cahilin dostluğundan, alimin düşmanlığı iyidir.

 

Cahille arkadaş olma küstürürsün, cam kırığıyla kıçını silme kestirirsin.

 

Cambaz ipte, balık dipte gerek.

 

Cami ne kadar büyük olsa da imam bildiğini okur.

 

Can boğazdan gelir. 

 

Can canın yoldaşıdır.

 

Can cümleden azizdir.

 

Can çıkar huy çıkmaz.

 

Can çıkmadan huy çıkmaz.

 

Can çıkmadan ümit kesilmez. 

 

Cana gelecek mala gelsin.

 

Canı kaymak isteyen, mandayı yanında taşır. 

 

Canı yanan eşek, atı geçer. 

 

Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez.

 

Cehennemin kapısını açan maldır.

 

Cennetin kapısını cömertler açar.

 

Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir.

 

Cimri kişinin ünü yayılmaz.

 

Cimrinin malı, yiğide yemdir.

 

Cins horoz yumurtada öter.

 

Cins kedi ölüsünü göstermez.

 

Cocuk seversen beşikte, karı seversen döşekte.
 
Cömert diye diye maldan ederler, yiğit diye diye candan ederler.
 

Cömert ile nekesin harcı birdir.

 

Çabuk parlayan çabuk söner.

 

Çağırılan yere erinme, çağırılmadığın yere görünme.

 

Çağrılmadık yere, çörekçi ile börekçi gider.

 

Çalgı dinlersen aşkın farımaz (geçmez, tazeliğini korur).

 

Çalı tepesinden sürüklenmez.

 

Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.

 

Çalışan demir pas tutmaz.

 

Çalışmak ibadetin yarısıdır.

 

Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.

 

Çam sakızı, çoban armağanı.

 

Çamura taş atma üstüne sıçrar.

 

Çanağa ne doğrarsan kaşığına o çıkar.

 

Çanakta balın olsun, arı Bağdat`tan gelir.

 

Çarığı olsa kişi ölmez, teyelti olsa atın sırtı yara olmaz.

 

Çarşı iti ev beklemez.

 

Çatal kazık yere batmaz. 

 

Çay kenarına kuyu kazılmaz.

 

Çelik kılıç geri durmaz.

 

Çene biçer, sakal okşar.

 

Çene okşar, sakal biçer.

 

Çeyiz veren kız alır, gerekliyse pahalı alır.

 

Çıkmadık candan umut kesilmez.

 

Çıngıraklı deve kaybolmaz.

 

Çıracı olsam ay akşamdan doğar. 

 

Çiftçilik, eşeğin kuyruğuna benzer, ne uzar ne kısalır.

 

Çiftçinin ambarı sabanın ucundadır.

 

Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak, cümlenin muradını verecek hak.

 

Çin hakanının ipeği çokdur ama denk getirmedikçe biçmez.

 

Çingene ciğer pişirir, yemeden karnını şişirir. 

 

Çingene çingeneye çatmadıkça kasnak boynuna geçmez.

 

Çingeneden çoban olmaz, Yahudi`den pehlivan.

 

Çingenenin ipini, kendisine çektirirler.

 

Çingeneye beylik vermişler, önce babasını asmış.

 

Çirkefe taş atma, üzerine sıçrar.

 

Çivi çıkar ama yeri kalır.

 

Çivi çiviyi söker.

 

Çobanın gönlü olursa, tekeden süt çıkartır.

 

Çobansız koyunu kurt kapar.

 

Çocuğa iş buyuran, ardına kendi düşer.

 

Çocuğu işe gönder, peşinden sen git. 

 

Çocuğun bulunduğu yerde dedikodu olmaz.

 

Çocuğun yediği helâl, giydiği haram.

 

Çocuğunuza susmasını öğretin, konuşmasını nasılsa öğrenecektir.

 

Çocuk bilgisiz olur.

 

Çocuk büyütmek taş kemirmek.

 

Çocuk doğmadan kaftan biçilmez.

 

Çocuk düşe kalka büyür.

 

Çocuk işi iş olmaz, oğlak boynuzu sap olmaz.

 

Çocuktan al haberi.

 

Çoğu zarar, azı karar.

 

Çok arpa atı çatlatır.

 

Çok bilen çok yanılır.

 

Çok çocuk anayı şaşkın, babayı düşkün eder.

 

Çok gezen çok bilir.

 

Çok gezen tavuk ayağında pislik getirir.

 

Çok havlayan köpek ısırmaz.

 

Çok koşan tez yorulur.

 

Çok sevinen, pek pişman olur.

 

Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin. 

 

Çok söyleme arsız olur, aç bırakma hırsız olur.

 

Çok söz anlaşılmaz, yalçın kaya yıkılmaz.

 

Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.

 

Çok yaşayan bilmez çok gezen bilir. 

 

Çubuk iken çıtlamayan, hezen iken kütlemez.

 

Çuvaldızı başkasına batırmadan önce, iğneyi kendire batır.

 

Çürük iple kuyuya inilmez. 

 

Çürük tahtaya çivi çakılmaz.

 

Dabak sevdiği postu yere vurur. 

 

Dağ başından duman eksik olmaz.

 

Dağ çalısız, per delisiz olmaz.

 

Dağ dağ üstünde olur, ev ev üstünde olmaz.

 

Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur.

 

Dağ deyip dangırdama.

 

Dağ kement ile eğilmez, denizin önü kayıkla kesilmez.

 

Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar.

 

Dağ ne kadar yüce olursa, yol üstünden geçer.

 

Dalga boyu aşmış, ha bir karış, ha bin karış.

 

Damdan düşen, damdan düşenin halini bilir.

 

Damdan düşenin halinden, damdan düşen anlar.

 

Damlaya damlaya göl olur.

 

Damlaya damlaya göl olur. Göl de akar gider sel olur.

 

Danışan dağ aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.

 

Danışan dağlar aşar, danışmayan yolda şaşar.

 

Danışılmış bilgi güzelleşir, danışılmamış bilgi yıpranır.

 

Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.

 

Daşışan dağ aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.

 

Davara gönülsüz giden köpekten hayır gelmez.

 

Davetsiz gelen döşeksiz oturur. 

 

Davul bile dengi dengine diye çalar.

 

Davul dengi dengine diye çalar.

 

Davuldan gelen, zurnaya gider.

 

Davulun sesi uzaktan güzel gelir. 

 

Dayak cennetten çıkmadır.

 

Dayaksız koyma arsız olur, parasız koyma hırsız olur.

 

Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.

 

Değirmende doğmuş sıçan gök gürlemesinden korkmaz.

 

Deli deliden hoşlanır, imam ölüden.

 

Deli ile çıkma yola, başına getirir belâ.

 

Delik küçük olsa da yamayı büyük vur.

 

Delik, suda belli olur.

 

Delikli boncuk yerde kalmaz.

 

Delikli inci yerde kalmaz.

 

Deliye dalanmadan, çalıyı dolanma yeğdir.

 

Deliye her gün bayram.

 

Deme dostuna, der dostuna. Bir gün olur tuz basarlar postuna. 

 

Demir nemden insan gamdan çürür. 

 

Demir nemden, insan gamdan ölür.

 

Demir tavında dövülür.

 

Demir tavında, dilber çağında.

 

Deniz sevilirde, densiz sevilmez.

 

Deniz yoğurt olsa, bize kaşık bulunmaz.

 

Denize düşen yılana sarılır. 

 

Derdi çeken derman arar.

 

Derdini söylemeyen derman bulamaz.

 

Deredeki tarla sel için, tepedeki harman yel için.

 

Dereyi görmeden paçayı sıvama.

 

Deriyi yüzüp kuyrukda bıçağı kırma.

 

Dert insanı uyutmaz.

 

Dert saklayanda kalır.

 

Dert var, gelir geçer; dert var, deler geçer.

 

Dertsiz baş olmaz.

 

Dervişin fikri ne ise, zikri de odur.

 

Desen söz olur, demesen içinde köz olur.

 

Destursuz bağa girilmez.

 

Deve boynuz ararken kulaktan olmuş.

 

Deve büyük ise, dışkısı büyük olmaz.

 

Deve Kabe'ye gitmekle hacı olmaz.

 

Deve silkinse eşeğe yük çıkar.

 

Deveci ile arkadaş olan kapısını büyük açmalı.

 

Deveciyle arkadaş olan kapısını yüksek açar.

 

Deveden büyük fil var.

 

Deveye bindikten sonra, çalı ardına gizlenilmez.

 

Deveye binip koyun sürüsü içinde saklanılmaz.

 

Deveye yavrun oldu demişler, demiş yüküm sırtımda.

 

Deveyi yardan atlatan, bir tutam ottur.
 

Devlet alâmeti bilgidir.

 

Devletliye dokun geç, fukaradan sakın geç.

 

Dibi görünmeyen sudan geçme.

 

Dibi olmayan torba dolmaz.

 

Dikensiz gül olmaz.

 

Dil ile bağlanan diş ile çözülemez.

 

Dil sükut ederse, baş selamet bulur.

 

Dile gelen elden gelse, dilenciden padişah olur.

 

Dilenci bir olsa, şekerle beslenir.

 

Dilencinin yüzü siyahtır, ama heybesi dolu.

 

Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim.

 

Dilin cismi küçük, cürmü büyük.

 

Dilin çektiği kendi belası.

 

Dilsiz olmak, çok söylemekten yeğdir. 

 

Dinsizin hakkından imansız gelir.

 

Dinsizin ipi ile kuyuya inilmez. 

 

Dişi deve inlese yavrusu bağırır.

 

Dişi kuş yapar yuvayı, içini dışını sıvayı sıvayı.

 

Doğmadık çocuğa don biçilmez.

 

Doğru binmeyince eğri bilinmez.

 

Doğru söyleyeni dokuz köyde kovarlar. 

 

Doğru söyleyenin bir ayağı üzenğide gerek. 

 

Doğru söz acıdır.

 

Doğrunun yardımcısı Allah`tır.

 

Doğuran avrat, azraili yener.

 

Dokuz at bir kazığa bağlanmaz.

 

Dolu bardak su almaz.

 

Dolu küpün sesi çıkmaz.

 

Domuz derisi post olmaz, eski düşman dost olmaz.

 

Domuzdan bir kıl çekmek hünerdir.

 

Domuzdan bir kıl koparmak kardır.

 

Domuzdan post gavurdan dost olmaz.

 

Dost acı söyler. 

 

Dost başa düşman ayağa bakar.

 

Dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur.

 

Dost dostun eyerlenmiş atıdır.

 

Dost ile ye, iç; alış veriş etme.

 

Dost yüzünden, düşman gözünden belli olur.

 

Dost, dostun eğerlenmiş atıdır.

 

Dostluk başka, alış veriş başka.

 

Dostun attığı taş baş yarmaz.

 

Döğüşerek pazarlık et , güle güle ayrıl.

 

Dövüşmeyince düzelmez, tipitmeyince açılmaz.

 

Dumanı kaldıran islenir.

 

Dumansız baca, çekişmedik karı koca olmaz.

 

Dut kurusuyla yar sevilmez.

 

Duvarı nem, insanı gam yıkar.

 

Dünya malı dünyada kalır.

 

Dünya Sultan Süleyman`a bile kalmamış.

 

Dünya tükenir, yalan tükenmez.

 

Dünyada en pahalı olan şey, bedava olandır.

 

Düşenin dostu olmaz, hele bir yol düş de gör.

 

Düşenin dostu olmaz. 

 

Düşman ayağa dost basa bakar.

 

Düşman düşmana rahmet okumaz.

 

Düşman küçümsenirse başa çıkar.

 

Düşmanın eline kılınç verilmez.

 

Düşmanın hücum edip gitse bile atının fışkısı kalır.

 

Düşmanın karıncaysada kork.

 

Düşmez, kalkmaz bir Allah.

 

Düt demeye dudak gerek.

 

Düt demeye dudak ister.

 

Düz giden geyiğin gözünden başka yarası yokdur.

 

Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane.

 

Ecele çare olmaz.

 

Eceli gelen köpek cami duvarına işer.

 

Eceli gelen sıçan kedinin taşağını kaşır.

 

Edebi, edepsizden öğren.

 

Eden bulur, inleyen ölür.

 

Efendiyi efendi yapan uşağıdır.

 

Eğilen baş kesilmez.

 

Eğreti ata binen tez iner.

 

Eğri oturalım doğru konusalım. 

 

Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.

 

Eken biçer, konan göçer.

 

Ekmeden biçilmez.

 

Ekmeği katığına denk tutan muhtaç olmaz.

 

Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur.

 

Ekmeyince bitmez, dilemeyince yetmez.

 

El ağzı ile çorba içilmez.

 

El deliye, bende akıllıya muhtacım. 

 

El el ile, değirmen yel ile.

 

El elden üstündür.

 

El eli yıkar, iki el de yüzü.

 

El elin eşeğini türkü çağırarak arar.

 

El elin nesine, gülerek gider yasına.

 

El için kuyu kazan, evvelâ kendi düşer.

 

El ile gelen düğün bayram.

 

El kazanı ile aş kaynamaz.

 

El mi yaman, bey mi?

 

El yarası onar, dil yarası onmaz. 

 

El yarası onulur, dil yarası onulmaz.

 

El yumrugu yemeyen, kendi yumrugunu balyoz sanar.

 

Elçiye zeval olmaz.

 

Eldeki bir kuş, damdaki iki kuştan iyidir.

 

Eli dar olanın, dili kısa olur.

 

Eli doluya: ağa buyur, eli boşa: ağa uyur. 

 

Eli ile köfte yuvarlıyor, gözü kırık kovalıyor.

 

Elin acısı ele, pamuk gibi dokunur.

 

Elin demişi, pazarın yemişi tükenmez.

 

Elin ile koymadığını kaldırma.

 

Elin iti gider üleş getirir, bizim it gider beleş getirir.

 

Elin kozu tıkırdamaz, bizim samanımız tıkırdar.

 

Elin yağlı lokmasından, kendi kanlı yumruğun yeğdir.

 

Emanet ata binen, tez iner.

 

Emanete hıyanet olmaz.

 

Emanete ihanet etme.

 

Emekliliğini düşünerek çalışan, emekleyerek ilerler.

 

Emeksız yemek olmaz.

 

Emir taşı yarar, taş başı yarar.

 

En kolay iş yemek, çiğnemeden yutulmaz.

 

Er ekmeği er kursağında kalmaz.

 

Er emekli olursa, kadın yemekli olur.

 

Er kemaliyle, avrat cemaliyle.

 

Er kişinin sözü bir, eyerin bağı üç olur.

 

Er olan ekmeğini taştan çıkarır.

 

Erdemin başı dildir.

 

Erdemsiz kut kaybolur.

 

Ergene elli karış bezden iç donu dikilmez.

 

Erine göre bağla başını, harcına göre pişir aşını.

 

Erkeğin sözü, demirin kertiği.

 

Erkek arslan dişisinden kuvvet alır.

 

Erkekle erkeğin şakalaşmasından döğüş, erkekle kadının şakalaşmasından s.kiş çıkar.

 

Erken kaktım işime, şeker kattım aşıma.

 

Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla giden at, kapında varsa kaldır at.

 

Erteye kalan, arkaya kalır.

 

Esenlikte acele yokdur.

 

Esirgenen göze çöp batar.

 

Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.

 

Eski yay kabından tozlu yay çıkar.

 

Eşeğe altın semer vursalar, eşek yine eşektir.

 

Eşeğe rakı içirmişler, çulunu bahşiş vermiş.

 

Eşeği düğüne çağırmışlar, ya su lazımdır, ya odun demiş.

 

Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun, kimi kısa der.

 

Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah`a ısmarla.

 

Eşeğinin kuyruğunu kalabalıkta kesme, kimi uzun der, kimisi kısa.

 

Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez.

 

Eşek çamura çökerse, sahibinden gayretlisi olmaz.

 

Eşek der ki; aklım olsa denizden su içerim.

 

Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer, denesini kor.

 

Eşek kuyuya düşse kurbağa aygır olur.

 

Eşek ölür semeri kalır; insan ölür eseri kalır.

 

Eşek sürüsü başsız olmaz.

 

Et tırnakdan ayrılmaz.

 

Et yersen hayatın farımaz (geçmez, tazeliğini korur).

 

Etin çiği et getirir, ekmeğin çiği dert getirir.

 

Etle tırnak arasına girilmez.

 

Etliye, sütlüye karışma.

 

Etme bulma dünyası.

 

Ev alma komşu al.

 

Ev içinde bakılan buzağı öküz olmaz.

 

Ev sahibi doyurunca, konuğun gözü yolda olur.

 

Evdeki hesap çarşıya uymaz.

 

Evi ev eden avrat, yurdu şen eden devlet.

 

Evladı ben doğurdum ama, gönlü benim değilki...

 

Evli evinde, köylü köyünde gerek.

 

Fakir parasız olan değil akılsız olandır.

 

Fakirin çok vermesi, çok almak içindir.

 

Fakirin tavuğu tek tek yumurtlar.

 

Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp.

 

Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış.

 

Fare, çıktığı deliği bilir.

 

Fare, sığmadığı deliğe bir de kuyruğuna kabak bağlar girermiş.

 

Faydasız baş, mezara yaraşır.

 

Faziletin temeli adalettir.

 

Fazla aş, ya karın ağrıtır ya baş.

 

Fazla mal göz çıkarmaz.

 

Fazla naz aşık usandırır.

 

Felek kimine kavun yedirir, kimine kelek.

 

Fırsat her vakit ele geçmez.

 

Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü.

 

Fukaranın eştiği kuyudan su çıkmaz.

 

Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.

 

Garip kuşun yuvasını Allah yapar. 

 

Geceyle yola çıkan gündüzün sevinir, küçükken evlenen yaşlanınca sevinir.

 

Geçtiğin köprüleri yakma. 

 

Geleni öğme, gidene söğme.

 

Gelin ata binmişde, görkü kimin kapıya inmiş. 

 

Gem almayan atın ölümü yakındır. 

 

Gençler bilse, ihtiyarlar yapabilse.

 

Gençligin degeri bilinse,ihtiyarlığın şikayeti azalır.

 

Gençlik, kanı kaynadığı için, durmadan zevk değiştirir. İhtiyarlık ise, alışkanlık yüzünden zevklerini korur.

 

Gençlikte para kazan, kocalıkta nur kazan.

 

Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer.

 

Geniş, giysi yıpranmaz, danışılmış bilgi yanılmaz.

 

Gerçek dost, kötü günde belli olur. 

 

Gerekliyi gerekmez iken saklamalı.

 

Gergin ip, çabuk kopar. 

 

Gezen ayağa taş değer.

 

Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var.

 

Gitti ağalar paşalar, kellere kaldı köşeler.

 

Giydiğini el beğenmeli, yediğini sen.

 

Giyimli kişi ıslanmaz, gemli at huysuzlanmaz.

 

Gizli gebe kalan, aşikâre doğurur.

 

Gizli sevişen, aşikare doğurur.

 

Gizli şey gelinde olur.

 

Göğe direk, denize kapak olmaz.

 

Gök ağlayınca yer gülmez.

 

Gökten çorba yağsa, fakirin içecek kaşığı bulunmaz.

 

Gön yufka yerinden delinir. (İp inceldiği yerden kopar).

 

Gönlün yazı var, kışı var.

 

Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz.

 

Gönül ferman dinlemez.

 

Gönül kocamaz.

 

Gönül ne kahve ister, ne kahvehane; gönül muhabbet ister, kahve bahane.

 

Gönülden gönüle yol vardır.

 

Gönülsüz namaz göğe ağmaz.

 

Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır, ya baş.

 

Gördüğünü koyup, işittiğine gitme.

 

Gören gözün hakkı vardır.

 

Görenedir görene, köre nedir köre ne?

 

Görünen dağın uzağı olmaz.

 

Görünen köy kılavuz istemez.

 

Göz görmeyince gönül katlanır.

 

Göz görür, gönül çeker.

 

Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.

 

Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz.

 

Gözün ile görmediğini söyleme.

 

Gözün karnı yok ki doysun.

 

Gülme komşuna gelir başına.

 

Gülü seven dikenine katlanır.

 

Gümüş güneş altına bırakılsa, altın ayağıyla gelir.

 

Gün doğmadan neler doğar.

 

Gün var yılı besler, yıl var ayı beslemez.

 

Güneş balçıkla sıvanmaz.

 

Güneş giren eve hekim girmez.

 

Güneşde gedik yokdur, beyde caymak yokdur.

 

Güneşe bakan göz kamaşır.

 

Gürültü istemeyen, demirci dükkanına girmez.

 

Gürültü kopsa akraba koşuşur, düşman gelse halk tepreşir.

 

Güven sağlamanın en iyi yolu bir şey yapmak ve ne olursa olsun o şeyi iyi yapmaktır.

 

Güvenme dostuna, saman doldurur postuna.

 

Güvenme varlığa, düşersin darlığa.

 

Güzel gözünden, yiğit sözünden belli olur.

 

Güzele kırk günde doyulur, huyu güzele kırk yılda doyulmaz.

 

Güzellik ondur, dokuzu dondur.

 

Güzün gelişi yazdan bellidir.

 

Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke`ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.

 

Hacı hacıyı Mekke de bulur.

 

Hacı Mekke de, derviş tekkede.

 

Haddini bilmeyene bildirirler.

 

Hak deyince akan sular durur.

 

Hak doğrudadır.

 

Hak doğrunun yardımcısıdır.

 

Hak gelince, batıl gider.

 

Hak yerde kalmaz.

 

Hak yerini bulur.

 

Halk içinde uyuşmazlık olsa, kimse birbirine yan bakamaz.

 

Hamala semeri yük olmaz.

 

Hamama giren terler.
 

Hangi gün vardır, akşam olmadık?

 

Haramdan şifa olmaz.

 

Haramın temeli olmaz .

 

Harman dövmek keçinin işi değil.

 

Harman tepmek çayır kuşunun işi değildir.

 

Harman yel ile, düğün el ile.

 

Hasta yatan ölmez, eceli yeten ölür.

 

Hastalık iğne deliğinden girer, han kapısından zor çıkar.

 

Hastalık sağlık bizim için.

 

Hastanın vasiyet etmesi iyilik getirir.

 

Hastaya döşek sorulmaz.

 

Hatasız kul olmaz.

 

Havada ahreni ile uçmayan kuşun sesi havadan değil, tavadan gelir.

 

Havlayan köpek ısırmaz.

 

Hay`dan gelen, Hu`ya gider.

 

Hayır dile komşuna, hayır gele başına.

 

Hayırlı komşu, hayırsız akrabadan yeğdir.

 

Hayvan yularından, insan ikrarından tutulur.

 

Hayvanı yardan düşüren bir tutam ottur.

 

Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır.

 

Hazıra hanak, pişmişe konak.

 

Hazırı sakla, hızara bakma.

 

Hekimden sorma, çekenden sor.

 

Hekimsiz, hâkimsiz yerde oturma.

 

Helal kazanç ile pilav yenmez.

 

Helva helva demekle ağız tatlı olmaz. 

 

Hem kız, hem baldırı düz hem de ucuz olur mu.

 

Her ağacın meyvesi olmaz.

 

Her ağaçtan kaşık olmaz.

 

Her ağlamanın bir gülmesi vardır.

 

Her akla geleni işleme her ağacı taşlama.

 

Her çok azdan olur.

 

Her damardan kan alınmaz.

 

Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan.

 

Her Firavun`un bir Musa`sı olur.

 

Her gün gezen kırda, bir gün uğrar kurda.

 

Her horoz kendi çöplüğünde öter.

 

Her inişin bir yokuşu vardır.

 

Her işin başı sağlık.

 

Her işte bir hayır vardır.

 

Her kaşığın kısmeti bir olmaz.

 

Her kişi kendin gibi olmaz, dost düşmanla bir olmaz.

 

Her koyun kendi bacağından asılır.

 

Her kuşun eti yenmez. 

 

Her sakaldan bir tel çekseler, köseye sakal olur.

 

Her şakanın altında bir gerçek yatar.

 

Her şeyin bir vakti var, horoz bile vaktinde öter.

 

Her şeyin yenisi,dostun eskisi. 

 

Her taş baş yarmaz.

 

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.

 

Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar.

 

Her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez.

 

Her zamanı bir sayma.

 

Her ziyan bir öğüttür.

 

Herkes aklını pazara çıkarmış, yine kendi aklını beğenmiş.

 

Herkes bildiğini okur.

 

Herkes davul çalar ama, çomağı makama uyduramaz.

 

Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez.

 

Herkes kendi işinde, kendi derdinde.

 

Herkes kendi yağı ile kavrulur.

 

Herkes ne ederse kendine eder.

 

Herkesin arşınına göre bez vermezler.

 

Herkesin ettiği yoluna gelir.

 

Herkesin serçesi kendine bülbüldür.

 

Herkesin tenceresi kapalı kaynar.

 

Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz.

 

Hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır, ne masat.

 

Hırs gelir göz kararır, hırs gider öz kararı.

 

Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.

 

Hiçbir şeye güvenme diyen insana güvenme.

 

Hiddetle kalkan pişmanlıkla oturur.

 

Hile ile arslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz.

 

Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma.

 

Hocanın vurduğu yerde gül biter.

 

Horoz ölür gözü çöplükte kalır.

 

Horoz özsün yada ötmesin, sabah olacaktır.

 

Horozu çok olan köyün sabahı geç olur. 

 

Huy canın altındadır.

 

Huylu huyundan vazgeçmez.

 

Huyu güzel olanla 40 yıl geçinilir, yüzü güzel olanla 40 gün geçinilemez.

 

Ihlamurdan odun olmaz, beslemeden kadın olmaz.

 

Irak yerin haberini kervan getirir.

 

Irmak kenarına çeşme yapılmaz.

 

Irmaktan geçerken at değiştirilmez.

 

Irz insanın kanı pahasıdır.

 

Isıracak köpek dişini göstermez. 

 

Isıramadığın eli öp de başına koy.

 

Isırgan ile taharet olmaz.

 

Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz.

 

Ismarlama hac, hac olmaz.

 

Issız eve it buyruk.

 

Işığını akşamdan önce yakan, sabah çırasına yağ bulamaz.

 

İbadet de gizli, kabahat da.

 

İçi beni yakar, dışı eli.

 

İğneyi kendine,çuvaldızı ele batır.

 

İğreti ata binen tez iner.

 

İki at bir kazığa bağlanmaz.

 

İki baş bir kazanda kaynamaz.

 

İki cambaz bir ipte oynamaz.

 

İki deliye bir akıllı.

 

İki dinle bir söyle.

 

İki el bir baş içindir.

 

İki erkek deve itişir, ortada bükelek sineği incinir.

 

İki karpuz bir koltuğa sığmaz.

 

İki kılıç bir kına sığmaz.

 

İki koç başı bir tencerede pişmez.

 

İki ölç, bir biç.

 

İl gider, töre kalır.

 

İmam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz.

 

İnsan beşer, kuldur şaşar.

 

İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde.

 

İnsan göre göre, hayvan süre süre (alışır).

 

İnsan insanın şeytanıdır.

 

İnsan kocar, gönlü kocamaz.

 

İnsan konuşa konuşa,hayvan koklaşa koklaşa.

 

İnsan sözünden, hayvan yularından tutulur.

 

İnsan yedisinde ne ise, yetmişinde de odur.

 

İnsan, insanın şeytanıdır.

 

İnsanı insan eden yeri, sakalı sakal eden berberi.

 

İnsanın ağlamazından, suyun çağlamazından kork.

 

İnsanın eti yenilmez, derisi giyilmez, tatlı dilinden başka nesi var?

 

İnsanoğlu çiğ süt emmiş.

 

İntikam eskir ama asla yaşlanmaz.

 

İp inceldiği yerden kopar.

 

İpek yaması ipeğe, yün yaması yüne.

 

İslam`ın şartı beş, altıncısı insaf demişler.

 

İslamın şartı beştir, altıncısı haddini bilmektir.

 

İstediğini söyleyen,istemediğini işitir.

 

İstemek bir ayıp, vermemek iki ayıp.

 

İsteyenin bir yüzü kara , vermeyenin iki yüzü kara.

 

İş akarında, tüccar kârında…

 

İş bilenin, kılıç kuşananın.

 

İş insanın aynasıdır.

 

İş olacağına varır.

 

İşâret olsa yol şaşırılmaz, bilgi olsa söz uzamaz.

 

İşine hor bakan (sanatını hor gören) boynuna torba takar.

 

İşini bilen hoş olur, bilmeyen sarhoş olur.

 

İşleyen demir ışıldar.

 

İşten artmaz dişten artar.

 

İşten artmaz, dişten artar.

 

İt derisinden post olmaz.

 

İt ısırmaz at tepmez deme.

 

İt ite buyurur, itte kuyruğuna.

 

İt iti ısırmaz. 

 

İt itin kuyruğuna basmaz.

 

İt kağnının gölgesine yatmışta, ne koyu gölgem var demiş.

 

İt nazarı ata değer, at nazarı ite değmez.

 

İt utansa don giyer.

 

İt ürür, kervan yürür.

 

İtde utanma olsa çarığın altını yemez.

 

İti an çomağı hazırla. 

 

İti, öldürene sürütürler.

 

İtle çuvala girilmez.

 

İtle yatan bitle kalkar.

 

İyi dost, kara günde belli olur.

 

İyi evlât babayı vezir, kötüsü rezil eder.

 

İyi insan lafının üzerine gelirmiş.

 

İyi kişinin kemiği erir, adı kalır.

 

İyi nasihat verilir, iyi ad verilmez.

 

İyi olacak hastanın hekim ayağına gelir.

 

İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı.

 

İyilik eden iyilik bulur.

 

İyilik et, denize at, balık bilmezse Hâlik bilir.

 

İyilik iki baştan.

 

İyilik yap suya at, pınarın başında dile.

 

İyilikle gel, kötülükle gelme.

 

İyilikle uslanmıyanın sonu kötektir.

 

Kaabiliyetli çırak, ustayı geçer.

 

Kabahat da gizli, ibadet de.

 

Kabahat ölende değil, öldürendedir.

 

Kaçan balık büyük olur.

 

Kaçanın anası ağlamamış.

 

Kadı anlatana göre fetva verir.

 

Kadı ekmeğini karınca yemez.

 

Kafirden hacı, elden bacı olmaz.

 

Kağanın işi olursa, hâtununun işi kalır.

 

Kakma el kapısını el ucuyla, iterler kapını var gücüyle. 

 

Kalaylı bakır küflenmez.

 

Kalem kılıçtan üstündür. 

 

Kalem kılınçtan keskindir.

 

Kalemin ucu, kılıncın gücü.

 

Kalıp kıyafetle adam, adam olmaz.

 

Kalp kalbe karşıdır.

 

Kanaat gibi devlet olmaz.

 

Kanatsız kuş uçmaz (olmaz).

 

Kanı kan ile yıkamazlar.

 

Kanı kanla yumazlar, kanı su ile yurlar.

 

Kar kuytuda, para pintide eyleşir.

 

Kâr, zararın ortağıdır.

 

Kara bulutu yel açar, rüşvet ise yurt açar.

 

Kara haber tez duyulur.

 

Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu.

 

Karaya sabun, deliye öğüt neylesin.

 

Kardeş demiş bakmamış, kayın demiş bakmış.

 

Kardeş kardeşi atmış, yar başında tutmuş.

 

Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış.

 

Kardeşten karın yakın, kulaktan burun.

 

Karga bülbülü taklit edeyim derken, ötmeyi unutmuş. 

 

Karga kaza özense bacağı kırılır.

 

Karga kekliği taklit edeyim derken, kendi yürüyüşünü unutmuş.

 

Karga yavrusuna bakmış, "benim ak pak evladım" demiş.
 

Karga, kekliği taklit edeyim demiş; kendi yürüyüşünü şaşırmış.

 

Karganın kocamışını kim bilir, kişinin gönlündekini kim anlar.

 

Kargaya yavrusu anka görünür.

 

Karkacaksan insanın söylemezinden, suyun şırlamazından kork.

 

Karnının doymayacağı yere, açlığını bidirme. 

 

Karpuz kesmekle hararet sönmez.

 

Kartala bir ok değmiş, o da kendi yeleğinden.

 

Kasap et derdinde koyun can derdinde.

 

Kaşıkla verip, sapıyla gözünü çıkartma.

 

Katılık kayın ağacına mahsûstur.

 

Katıra “baban kim?” demişler, “dayım attır” demiş.

 

Katrandan olmaz şeker, olsada cinsine çeker.

 

Katranı kaynatsan olurmu şeker, cinsi batasıca mutlaka cinsine çeker.

 

Kavun yağma edilse, sahibi iki eliyle kapar.

 

Kayın ağacına katılık, söğüt ağacına tazelik yaraşır.

 

Kaymağı seven, mandayı yanında taşır.

 

Kaynana böcü, oğlu cici.

 

Kaynana pamuk ipliği olup, rafdan düşse, gelinin başı yarılır.

 

Kaynayan kazan kapak tutmaz.

 

Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.

 

Kaz giderse ördek göle sâhib çıkar.

 

Kaz sürüsü kılavuzsuz olmaz.

 

Kaza geliyorum demez.

 

Kazan kazana kara demiş, tavanın da gülmekten aklı gitmiş.

 

Kazanmayanın kazanı kaynamaz.

 

Kazma kuyuyu, kazarlar kuyunu.

 

Keçi keçiye dağda, salkım salkımı bağda bulur.

 

Keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar.

 

Keçinin canı sopa isteyince, çobanın değneğine sürtünür. 

 

Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur.

 

Kedi asılı yağlığa erişmez, gevezenin malı yaraşmaz.

 

Kedi uzanamadığı ciğere pis der.

 

Kedi yavrusu miyavlayarak doğar.

 

Kedinin boynuna ciğer asılmaz.

 

Kel ölür sırma saçlı olur; kör ölür badem gözlü olur.

 

Kel yanında kabak anılmaz.

 

Kele, köseden yardım gelmez.

 

Kelin geleceği yer börkçüdür.

 

Kelin ilâcı olsa başına sürer.

 

Kem göz, kalp akçe sahibinindir.

 

Kemiksiz et olmaz.

 

Kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al.

 

Kendi düşen ağlamaz.

 

Kendin gitmediğin yere, karını gönderme.

 

Kendine hayran olanlara kimse hayran olmaz.

 

Kendini öveni koy da kaç, elin övdüğünü al da kaç.

 

Kendisine iyilik yapılan adam bunu daima hatırlamalı, iyilik yapan ise unutmalıdır.

 

Keser döner, sap döner, gün gelir, hesap döner.

 

Kesilen baş yerine konmaz.

 

Keskin sirke küpüne zarar verir.

 

Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz.

 

Kılıç kınını kesmez.

 

Kılıç paslanırsa iş incinir, kişi Acemlaşırsa eti bozulur.

 

Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan.

 

Kırk hırsız bir çıplağı soyamaz.

 

Kırk hırsız, bir çıplağı soyamamış.

 

Kırk yıl ecel yağsa, eceli gelen ölür. 

 

Kırk yıla kadar zengin fakir bir olur.

 

Kırk yıllık Kâni, olur mu Yani.

 

Kırkından sonra azanı teneşir paklar.

 

Kısmetinde ne varsa kaşığına o çıkar.

 

Kısmetliye çift yağar.

 

Kısmetsiz kişi kuyuya girse kum yağar.

 

Kış konuğu ateşdir.

 

Kışın yaba al, yazın soba al.

 

Kışın yaşa, yazın taşa oturma.

 

Kışlığını kendi gözünle seç.

 

Kız ile görüşme, kısrak ile yarışma.

 

Kızı gönlüne (keyfine) bırakırsan ya davulcuya varır, ya zurnacıya.

 

Kızım sana diyorum, gelinim sen anla. 

 

Kızını dövmeyen, dizini döver.

 

Kızıp kududan kişi boyunduruklanır.

 

Kimi yer, kimi bakar. Kıyamet ondan kopar. 

 

Kiminin parası, kiminin duası.

 

Kimse ayranım ekşi demez.

 

Kimseden kimseye hayır yok.

 

Kimsenin âhı kimsede kalmaz.

 

Kimsenin geçmediği sudan, ilk sen geçme.

 

Kimsenin serveti, şahsına bir değer kazandırmaz.

 

Kirpi de yavrusunu "pamuğum" diye severmiş.

 

Kişi ebediyen diri kalmaz, mezara giren geri dönmez.

 

Kişi esen olsa şaşılacak çok şey görür.

 

Kişi eti diri iken tatlıdır.

 

Kişi göğe tükürse, yüzüne düşer.

 

Kişi oğlu dertsiz olmaz.

 

Kişi oğlu kederli kalmaz, it oğlu tökezlemez.

 

Kişi oğlu yok olur, iyi ise adı kalır.

 

Kişi refikinden azar.

 

Kişi söyleşerek, at koklaşarak.

 

Kişi şişirilmiş tulum gibidir, ağzı açılınca söner.

 

Kişinin alacası içinde, atın alacası dışında.

 

Kişiye keder değer, dağ doruğuna rüzgâr değer.

 

Kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi.

 

Kocayan arslan sıçan deliğini gözler.

 

Koça boynuzu yük değil.

 

Komşu boncuğu çalan, gece takınır.

 

Komşu komşunun külüne muhtaçtır.

 

Komşuna ölüm gelmiş, sana örnek değilmi?

 

Komşunun sıpası tay gibidir, anası kızına ay gibidir.

 

Komşunun tavuğu komşuya kaz, avradı kız görünür.

 

Kork Allah`tan korkmayandan.

 

Korkmuş kişiye koyun başı çift görünür.

 

Korku dağları bekler.

 

Korkulu rüya görmektense uyanık yatmak yeğdir.

 

Korkunun ecele faydası yoktur.

 

Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.

 

Köpeğe gem vurma kendisini at sanır.

 

Köpek ekmek veren kapıyı tanır.

 

Köpek sahibini ısırmaz.

 

Köpekle dalaşmaktansa, çalıyı dolaşmak hayırlıdır.

 

Köpeklerin duası kabul olsa gökten kemik yağar.

 

Köpeksiz köy buldu değneksiz gezer.

 

Köpeksiz sürüye kurt dalar.

 

Köprüyü gecene kadar, ayıya dayı de.

 

Kör bıçak ele yavuz, iş bilmeyen avrat dile yavuz.

 

Kör köre yol gösterirse, ikisi de çukura düşer.

 

Kör satıcının, kör alıcısı olur.

 

Körle yatan şaşı kalkar.

 

Körler memleketinde şaşılar padişah olur.

 

Körler sağırlar birbirini ağırlar.

 

Kötü dilli beyden, yalnız dul yeğdir.

 

Kötü komşu insanı hacet sahibi eder.

 

Kötü söyleme eşine, ağu katar aşına.

 

Kötü tarlanın verdiğini, yiğit kardeş vermez. 

 

Kul azmayınca Hak yazmaz.

 

Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez.

 

Kulak işitse gönül bilir, göz görse sevinç gelir.

 

Kulunun düşman, itinin kurt olduğunu unutma.

 

Kuma kumanın külüne dahi düşmandır.

 

Kumarcının cebi delik, karnı açtır.

 

Kumarcının kumarcıya yılda on lira parası geçermiş, gerisi kahvaciye gidermiş.

 

Kurda misafir giden, köpeğini yanında götürür.

 

Kurda, “Neden boynun  kalın?” demişler; “Kendi işimi kendim görürüm de ondan” demiş.

 

Kurdun adı yamana çıkmış, tilki var, baş keser.

 

Kurdunki ortak, kuzgununki ağaç başında.

 

Kurt dumanlı havayı sever.

 

Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.

 

Kurt komşusunu yemez.

 

Kurt kuzu kaptığı yeri dokuz defa yoklar.

 

Kurt tüyünü değiştirir, huyunu değiştirmez.

 

Kurt yola gidememiş, kuyruğunun altına çalı bağlamış.

 

Kuru ağaç egilmez, kurulmuş kiriş düğümlenmez.

 

Kuru kaşık ağıza yaramaz, kuru söz kulağa yakışmaz.

 

Kuru laf karın doyurmaz.

 

Kurulmuş kiriş düğümlenmez, kement ile dağ egilmez.

 

Kurunun yanında yaş da yanar.

 

Kuş kanadı ile, kişi atı ile.

 

Kuş tuzağa yem için yakalanır.

 

Kuş uçtu, kervan geçti.

 

Kuş yavrusu süs için, it yavrusu okşamak için.

 

Kuşun kötüsü saksağan, ağacın kötüsü azgan (kuş burnu), yerin kötüsü kazgan (çöl), milletin kötüsü Barsgan.

 

Kuvvetli olan kabadayı olur.

 

Kuyuda su var ama itin burnu erişmez.

 

Kuzda (Dağın güneş görmeyen yamacında) kar eksilmez, koyunda yağ eksilmez.

 

Küçük büyüğe karşı durmaz, atmaca sungura karışmaz.

 

Küçük iken uğraşan, büyüyünce sevinir.

 

Küçük suda büyük balık olmaz.

 

Küheylan at, çul içinde de bellidir.

 

Küle üflemektense, köze üflemek yeğdir.

 

Kürek kemiği karışık olursa, yurt da karışır.

 

Kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü.

 

Kütle giren huy, canla çıkar.

 

Laf lafı açar.

 

Laf torbaya girmez.

 

Lafa dalan tutsak olur.

 

Lafla peynir gemisi yürümez.

 

Latife latif gerek.

 

Leyleğin ömrü lak lak ile geçer.

 

Lodosun gözü yaşlı olur.

 

Lokma çiğnemeden yutulmaz.

 

Lokma karın doyurmaz, şefaat artırır.

 

Mahkeme kadıya mülk değil.

 

Mal adama hem dost, hem düşmandır.

 

Mal canı kazanmaz, can malı kazanır.

 

Mal canın yongasıdır.

 

Mal melameti örter.

 

Malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür.

 

Mart ayı, dert ayı.

 

Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır.

 

Mart`ta yağmaz, Nisan`da dinmezse sabanlar altın olur.

 

Maşa varken elini ateşe sokma.

 

Mayasız yoğurt çalınmaz.

 

Mazlumun ahı, tahttan indirir şahı.

 

Merdivenim kırk ayak, kırkına vurduk dayak.

 

Merdivensiz dama, tüfeksiz ava çıkılmaz.

 

Merhametten maraz doğar.

 

Mescide gerek olan meyhaneye haramdır.

 

Meyveli ağacı taşlarlar.

 

Mezarlıkda ev olmaz, tozlu yerde av olmaz.

 

Mızrak çuvala sığmaz.

 

Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
 

Mirasa "nereye gidiyorsun?" demişler, "esip yagmaya, sürüp savurmaya" demiş. 

 

Mirasını soyundan gelenlere bırakmayanların cenazesini, soysuzlar kaldırır.

 

Mirî malı balık kılçığıdır, yutulmaz.

 

Misafir kısmeti ile gelir.

 

Misafir misafiri istemez, ev sahibi ikisinide istemez.

 

Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.

 

Misafir üç gün misafirdir.

 

Misk kutusu misk kokar.

 

Mum dibine ışık vermez.

 

Müft (bedava) olsun da, zift olsun.

 

Mühür kimde ise Süleyman odur.

 

Mürüvvete endaze olmaz.

 

Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz.

 

Nasihat vereceğine, para ver.

 

Nazar insanı mezara , hayvanı kazana götürür. 

 

Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına.

 

Ne ekersen onu biçersin. 

 

Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör.

 

Ne koyarsan aşına, o gelir kaşığına.

 

Ne mutlu o kişiye ki ayıbını kendi görür.

 

Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.

 

Ne sert ol asıl, ne yumuşak ol basıl.

 

Ne şiş yansın, ne kebap.

 

Ne verirsen elinle, o gider seninle.

 

Ne yaparsa bir kişi, kendisine yapar o işi.

 

Ne yavuz (azgın) ol asıl, ne yavaş (şaşkın, miskin) ol basıl.

 

Ne yavuz ol asıl, ne yavaş ol basıl.

 

Ne yerde gez ezil, ne gökte gez asıl.

 

Nerede birlik, orada dirlik.

 

Nerede hareket, orada bereket.

 

Neyleyim dünya bolluğun, ayaklarım dar ise.

 

Nice aptal olsa da eş iyidir, nice eğri olsa da yol iyidir.

 

Nice eski giyim olsa yine de yağmurda işe yarar.

 

Nikâhta keramet vardır.

 

Niyet hayır, akıbet hayır.

 

Nokta kadar menfaat için, virgül kadar eğilme.

 

Oduncunun gözü omçada, dilencinin gözü çömçede.

 

Oğlak iliksiz, çocuk bilgisiz olur.

 

Oğlan dayıya, kız halaya çeker.

 

Oğlan su döker, büyüğün yanı kırılır.

 

Oğlanınki oğul bağı, kızınki bahçe gülü.

 

Oğul babadan görür at oynatmayı, kız anadan görür sofra donatmayı.

 

Oğul babasına çeker.

 

Okumayı sevmeyene dokuz hoca az.

 

Olacakla öleceğe çare yoktur.

 

Olacakla, öleceğe çare bulunmaz.

 

Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.

 

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.

 

Olsa ile bulsayı ekmişler, hiç bitmiş (yel ile yuf bitmiş).

 

Onun yüzüne dik bakılmaz.

 

Orman olur da domuz olmaz mı?

 

Orospuyada surat gerek.

 

Ortak (kuma) gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş.

 

Ortak ortağından fazla almaz.

 

Osmanlı nın ekmeği dizindedir.

 

Osmanlı`nın ayağı üzengide gerek.

 

Osurukla boya boyanmaz.

 

Otu çek köküne bak.

 

Oturduğu ahır sekisi, çağırdığı İstanbul türküsü.

 

Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır.

 

Oynak kadın koca bulamaz, aceleci evine varamaz.

 

Oynamasını bilmeyen gelin yerim dar demiş.

 

Oyuna giren kol kaldırır.

 

Ödünç; güle güle gelir, ağlaya ağlaya gider.

 

Öfke baldan tatlıdır.

 

Öfke gelir gider, kelle gider gelmez.

 

Öfke ile kalkan zarar ile oturur.

 

Öğünen kişi donunu pisletir.

 

Öksüz çocuk göbeğini kendisi keser.

 

Öksüz kuzu toklu olmaz.

 

Öküz ayağı olmakdansa, buzağı başı olmak yeğdir.

 

Öküz olacak buzağı, kendisini belli eder.

 

Öküz ölür gönü kalır, yiğit ölür ünü kalır.

 

Öküze boynuzu yük değil.

 

Öküzü öküz edeceksen yem al, karıyı karı edeceksen don al.

 

Öldürürsen yılanı sen öldür, elin öldürdüğü yılan tez canlanır.

 

Ölenle birlikte ölünmez.

 

Ölmüş eşek, kurttan korkmaz.

 

Ölü gibi öl ki, adam gibi ağlayalım.

 

Ölüm ile öç alınmaz.

 

Ölüm kalım (dirim) bizim için.

 

Ölüm var, dirim var.

 

Ölümden tutturmadan, sıtmaya razı edemezsin.

 

Ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek de oraya gider.

 

Önce can, sonra canan.

 

Önce düşün, sonra söyle.

 

Önce yoldaş, sonra yol.

 

Öne konan yemek ikram edilmemiş sayılmaz.

 

Öpülecek el ısırılmaz.

 

Padişah yasağı üç gün sürer.

 

Padişahın bile arkasından kılıç sallarlar.

 

Palamut çok biterse kış erken olur.

 

Papaz her gün pilav yemez.

 

Para dediğin el kiri.

 

Para ile imanın kimde olduğu bilinmez.

 

Para insana dil, elbise insana yol öğretir.

 

Para, insanın en iyi kölesi, en kötü efendisidir.

 

Para: kişiliksiz olduğu halde, kişilik kazandıran bir şey.

 

Paranın yüzü sıcaktır.

 

Parası ucuz olanın kendisi pahalı olur.

 

Parasını aziz eden, kendisini rezil eder.

 

Parasız pazara, kefensiz mezara gidilmez. 

 

Paraya nereye gidiyorsun demişler, çoğun olduğu yere demiş. 

 

Parayı veren düdüğü çalar.

 

Parmak acımadan gül derilmez.

 

Parolayı bilen er ölmez.

 

Pazar ilk pazardır.

 

Pek eğilme basarlar, pek yükselme asarlar.

 

Pekmezi küpten, kadını kökten al.

 

Perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir.

 

Pilav yiyen, kaşığı belinde gerek.

 

Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.

 

Pis boğaz ile boş boğaz, beladan kurtulmaz.

 

Püf demeye dudak ister.

 

Rağbet güzel ile zenginedir.

 

Rahat ararsan mezarda.

 

Ramazanda yalan söyleyenin yüzü, bayramda kara olur.

 

Razı etmek için, ya az ver çok yalvar, ya çok ver az yalvar.

 

Rençber kırk yılda, tüccar kırk günde.

 

Rüşvet kapıdan girince iman bacadan çıkar.

 

Rüzgar eken fırtına biçer.
 

Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz.

 

Rüzgara tüküren, yüzüne tükürür.

 

Rüzgârın önüne düşmeyen yorulur.

 

Rüzgarlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu.

 

Sabah ola, hayır ola.

 

Saban zamanı sürtüşme olursa, harman zamanında dövüş olmaz.

 

Sabır eden derviş muradına ermiş.
 

Sabreyle işine, hayır gelsin başına.

 

Sabrın sonu selamettir.

 

Saç sefadan tırnak cefadan uzar.

 

Saçım ak mı, kara mı, berber? Önüne düşünce görürsün.

 

Sade pirinç zerde olmaz, bal da gerek kazana; ata malı tez tükenir, evlat gerek kazana.

 

Sadık dost akrabadan yeğdir.

 

Sağ baş yastık istemez.

 

Sağ elinin verdiğini sol elin görmesin.

 

Sağır işitmez, uydurur (yakıştırır).

 

Sağlık istersen çok yeme, yaygı istersen çok deme.

 

Sağlık, varlıktan yeğdir.

 

Sahipsiz köye, köpekler hakim olur.

 

Sakalda feyz olsaydı, keçi şeyhlik ederdi.

 

Sakınılan göze çöp batar.

 

Sakla samanı, gelir zamanı.

 

Saman elin ise, samanlık senin.

 

Sana taşla vurana sen aşla vur.

 

Sana vereyim bir öğüt, kendi ununu kendin öğüt.

 

Sanat altın bileziktir.

 

Sanatını ustadan öğrenmeyen (görmeyen) öğrenemez.

 

Sarhoşun mektubu, meyhanede okunur.

 

Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.

 

Sarmısağı nerede yediysen, ağzını orda kokut.

 

Sayılı gün tez geçer.

 

Sayılı koyunu kurt kapmaz.

 

Sebepsiz kuş bile uçmaz.

 

Sefa ile yenen, cefa ile kazanılır.

 

Sekiz günlük ömre, dokuz günlük nafaka ister.

 

Sel gider kum kalır (kişi ettiğini bulur).

 

Sel ile gelen, yel ile gider.

 

Selavat kuvvete bağlı.

 

Sen ağa, ben ağa; inekleri kim sağa?

 

Sen işlersen mal işler, insan öyle genişler.

 

Sen işten korkma, iş senden korksun.

 

Sen kendini övme el seni övsün.

 

Serçe ile konuşanın sesi semadan gelir.

 

Serçeden korkan darı ekmez.

 

Sermayen bir yumurta ise taşa çal.

 

Sevda geçer yalan olur, sonra sokar yılan olur.

 

Seyrek git sen dostuna, kalksın ayak üstüne.

 

Sıçan boku ile çekişir.

 

Sıçan çıktığı deliği bilir.

 

Sıçan deliği bir altın.

 

Sıçan geçer, yol olur.

 

Sıçan olmadan çuval delme.

 

Sıçanın işemesinin denize faydası var.

 

Sıkılmayan kişi boz kuş, acele etmeyen kişi beyaz kuş tutar.

 

Sıkıntı ebedîyen sırtda kalmaz.

 

Sıkıntıyı görünce çadırını yüklenip gitti.

 

Sınamayan aldanır, sakınmayan yutulur.

 

Sırrın verme dostuna, dostunun dostu vardır, o da söyler dostuna.

 

Silâhını hazır eden at da bulur, silâhını ihmâl eden tutsak olur.

 

Sinek küçük ama, mide bulandırır.

 

Sinek pekmezciyi tanır.

 

Sirkesini, sarmısağını hesap eden, paçayı içemez.

 

Sofrayı azlara kurdurmalı, yatağı uykusuzlara serdirmeli.

 

Soğanın acısını yiyen bilmez doğrayan bilir.

 

Soğuk su, sıcak aş - diş düşmanı, genç avrat koca herifin baş düşmanı.

 

Son pişmanlık fayda vermez.

 

Sona kalan dona kalır.

 

Sonradan gelen devlet, devlet değildir.

 

Sopayı yiyen eşek, atı geçer.

 

Sora sora Badat bulunur.

 

Soran yanılmamış.

 

Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir.

 

Söğüşüp vuruşulur, arada elbise yırtılır.

 

Söğütde tazelik, kayında sertlik.

 

Söğütlüğe kuş konar, doğru kişiye söz gelir.

 

Söyle arkadaşını söyleyeyim sana seni.

 

Söyleme dostuna, oda söyler dostuna. Bir gün olur kül basarlar postuna.

 

Söylemeyen ağız, söyleyen ağzı yorar.

 

Söyleyenden dinleyen arif gerek.

 

Söz ağızdan çıkar.

 

Söz büyüğün sus küçüğün.

 

Söz dediğin yaş deridir, nereye çekersen oraya uzar.

 

Söz gümüş sükut altın.

 

Söz leke bırakmaz, yaş söğütten yapılan düğüm ırgalanmaz.

 

Söz var gelir geçer, söz var deler geçer.

 

Söz var insanı yola getirir, söz var insanı yoldan çıkartır.

 

Söz var, iş bitirir, söz var, baş yitirtir.

 

Sözle sürâhiye erişilir.

 

Sözünü bil, pişir; ağzında der, devşir.

 

Su aka aka yolunu bulur.

 

Su akar deli bakar.

 

Su akar yolunu bulur.

 

Su akarken testiyi doldur.

 

Su akmayınca durulmaz.

 

Su başından kesilir.

 

Su görülünce teyemmüm bozulur.

 

Su içirmeyene süt ver.

 

Su küçüğün, söz (sofra) büyüğün.

 

Su testisi su yolunda kırılır.

 

Su uyur, düşman uyumaz.

 

Susamışa serab bütün su görünür.

 

Suya sabuna dokunma.

 

Suyu görmeyince etek toplama.

 

Sükût ikrardan gelir.

 

Sürüden ayrılanı kurt kapar.

 

Süsegen öküze Tanrı boynuz vermez.

 

Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.

 

Şahin ile deve avlanmaz.

 

Şahin küçük et yer, deve büyük ot yer.

 

Şahin, sinek avlamaz.

 

Şakanın sonu kakadır.

 

Şalvarı sağlam olan nereye istese oraya oturur.

 

Şaman tapınmakla Tanrı sevinmez.

 

Şap ile şeker bir değil.

 

Şarap olmadan sirke olma.

 

Şaşkın misafir ev sâhibini ağırlar.

 

Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar.

 

Şaşkın ördek, tersine doğru yüzer. 

 

Şaşmaz atım olmaz, yanılmaz bilge olmaz.

 

Şaşmaz atım yağmur, yanılmaz bilge yankı.

 

Şayet hiçbir insanın bilmesini istemiyorsan yapma!

 

Şer işi uzat hayra dönsün, hayır işi uzatma şerre dönmesin.

 

Şeriatın kestiği parmak acımaz.

 

Şeyh uçmaz, müritleri uçurur.

 

Şeytanın dostluğu darağacına kadardır.

 

Şeytanla kabak ekenin, kabak başına patlar.

 

Şeytanla ortak buğday eken samanını alır.

 

Şimşek çakmadan gök gürlemez.

 

Şöhret afettir.

 

Şöhret felakettir.

 

Tabak sevdiği deriyi yerden yere çalar.

 

Tabancanın dolusu bir kişiyi, boşu kırk kişiyi korkutur.

 

Tahtadan çuvaldız. Ne yitiren acır, ne bulan sevinir.

 

Talebe hocadan, karı kocadan korkmalı.

 

Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar.

 

Talihsiz kişi kuyuya girse yel alır.

 

Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır.

 

Tandır başında bağ dikmek kolaydır.

 

Tanıdık şeytan yabancıdan iyidir.

 

Tarla çayırda, bağ bayırda.

 

Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz.

 

Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın.

 

Tarlaya saban, sürüye çoban.

 

Tarlayı taşlı, kızı kardaşlı yerden alacaksın.

 

Tartılırsan denginle tartıl.

 

Taş üstünde ot olmaz, çakrak kişide ar olmaz.

 

Taş yerinde ağırdır.

 

Taşı ısıramayanın öpmesi gerekir.

 

Taşıma su ile değirmen dönmez.

 

Tatarın kılavuza ihtiyacı yok.

 

Tatlı dil ile sofraya erişilir.

 

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

 

Tatlı ye, tatlı söyle (konuş).

 

Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış. 

 

Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı satar.

 

Tay at oluncaya kadar, sahibi mat olur.

 

Tay atlaşınca at dinlenir, oğul erginleşince babası dinlenir.

 

Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur.

 

Tazının hızlı koşanını tilki sevmez.

 

Tecavuz kaçınılmazsa zevk almaya bakacaksın.

 

Tek kanatla kuş uçmaz.

 

Teke eti ilâç olur, keçi eti yel olur.

 

Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.

 

Tembele bulut yük olur.

 

Tembele eşik dağ geçidi olur.

 

Tembele iş buyur sana akıl öğretsin.

 

Tembellik yavaş gider, fakirliği yolda görür.

 

Tencere der dibim altın, kepçe der ki ben neredeyim?

 

Terazi var, tartı var; her şeyin bir vakti var.

 

Tereciye tere satılmaz.

 

Terzi kendi söküğünü dikemez.

 

Testiyi kıran da bir, suyu getiren de.

 

Teşbihte (temsilde) hata olmaz.

 

Tevekkelin (tevekküllünün) gemisi batmaz (eşeğini kurt yemez).

 

Tezek karda yatmaz, iyilik kötülüğe katılmaz.

 

Tıngırdayana değil, şıngırdayana bak.

 

Tırnağın varsa başını kaşı.

 

Tilki kendi inine karşı ürüse uyuz olur.

 

Tilki tilkiliğini bildirinceye kadar post elden gider.

 

Tilkinin dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır. 

 

Tilkiye, “Tavuk kebabı yer misin?” diye sormuşlar; “Adamı güldürmeyin” diye cevap vermiş.

 

Tok açın halinden anlamaz. 

 

Tok ağırlaması güçtür. 

 

Tok, acın hâlinden bilmez (Var ne bilsin yok hâlinden).

 

Topalla gezen aksama öğrenir. 

 

Toprağı işleyen, ekmeği dişler.

 

Tosya’ya tuza gideyim derken, evdeki bulgurdan olma. 

 

Tutagaç uzun olursa el yanmaz.

 

Tuz, ekmek hakkını bilmeyen kör olur.

 

Tuzakdan korkmuş kuş, kırk yıl çatal ağaç üstüne konmaz.

 

Tuzsuz ev tuzlu evi yalaya yalaya tüketir.

 

Tüccarın malı temiz olsa yolda kendisi yer.

 

Türk karır, kılıcı karımaz.

 

Türkün aklı sonradan gelir.

 

Ucuna bak bezini al, anasına bak kızını al. 

 

Ucuz alan pahalı alır. 

 

Ucuz etin yahnisi olmaz.

 

Ucuzdur vardır bir illeti, pahalıdır vardır bir hikmeti.

 

Ulu kişiyi ululayan, devlet bulur.

 

Ulu sözü dinlemeyen uluyakalır.

 

Ulular köprü olsa basıp geçme.

 

Uma (Konuk) gelirse kut (uğur, devlet) gelir.

 

Ummadığın taş baş yarar. 

 

Umut fakirin ekmeğidir. 

 

Unun çok olacağına, ünün çok olsun.

 

Ustanın çekici bin altın.

 

Utanma pazar, dostluğu bozar.

 

Uygunsuz yerde değirmen yapan, yararsız ark yapar.

 

Uyku ölümün kardeşidir.

 

Uyuyan yılanın kuyruğuna basma.

 

Uzaktan davulun sesi hoş gelir.

 

Üç elli, yaz belli.

 

Üç göç, bir yangının yerini tutar.

 

Üçlenmemiş eken, olmamış biçer.

 

Ürümesini bilmeyen it, sürüye getirir kurt.

 

Üşenenin oğlu, kızı olmamış.

 

Üzüm üzüme baka baka kararır.

 

Üzümün çöpü var, armudun sapı.

 

Üzümünü ye bağını sorma.

 

Vakit nakittir. 

 

Vakitsiz açan gül, tez solar.

 

Vakitsiz öten horozun başını keserler.

 

Var evi, kerem evi; yok evi, verem evi.

 

Var ne bilsin yokun halinden.

 

Var varlatır, yok söyletir.

 

Varını veren utanmamış.

 

Varlıklı kişi çabuk kocamaz.

 

Varsa hünerin, her yerde vardır yerin.

 

Varsa hünerin, var her yerde yerin.

 

Varsa pulun herkes kulun, yoksa pulun dardır yolun.

 

Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun, dardır yolun. 

 

Ver elindeki sapı, dolan kapı kapı.

 

Veren el, alandan üstündür.

 

Veren eli herkes öper.

 

Veresiye dediler, alasım geldi; istemeye geldiler, ölesim geldi.

 

Veresiye içki içen iki defa sarhoş olur.

 

Verip pişman olmaktansa, vermeyip düşman olmak yeğdir.

 

Verirsen doyur, vurursan duyur.

 

Verirsen veresiye, batarsın karasuya.

 

Vermek, er kişinin karıdır.

 

Vermeyince Mabud, neylesin Mahmud.

 

Vücut kocar, gönül kocamaz.

 

Ya devlet başa, ya kuzgun leşe.

 

Yabancı koyun kenarda yatar.

 

Yabancıyı tutacağına ateş tut.

 

Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur.

 

Yağına kıymayan, çöreğini yavan yer.

 

Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi hâlini bilse hoş değil mi?

 

Yağmuru yel azdırır, insanı el azdırır.

 

Yakandakini yalayıp dururken elindeki gider.

 

Yaksa tüter, söylese bilinir.

 

Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.

 

Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.

 

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

 

Yalanın dibi kıldır, başı dağ.

 

Yalın varsa karnına, çulun varsa sırtına. 

 

Yalnız kaz ötmez.

 

Yalnız öküz, çifte koşulmaz.

 

Yalnız taş duvar olmaz. 

 

Yalnız zenginlik seni etkilemesin, fakirlik de seni şaşırtmasın.

 

Yalnızlık Allah a mahsustur.

 

Yanık yerin otu tez biter.

 

Yanlış hesap Bağdat`tan döner.
 

Yapı taşı, yapıdan kalmaz.

 

Yaramaz malın sahibi olmaz.

 

Yarası olan gocunur.

 

Yarım elma, gönül alma.

 

Yarım hekim candan, yarım hoca dinden eder.

 

Yaş kesen, baş keser.

 

Yaş ot yanmaz, elçi öldürülmez.

 

Yaşlı kadın oyun bilmez yerim dar der.

 

Yaşlı öküz baltadan korkmaz.

 

Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir.

 

Yatan kurttan, yeler tilki yeğdir.

 

Yatanın, yürüyene borcu var.

 

Yavanca yersen, yamalıca giyersen, mal sahibi de olursun, mülk sahibi de.

 

Yavaş  atın çiftesi pek olur.

 

Yavaş atın nalbandı çok olur.

 

Yavuz at sahibini yabanda komaz.

 

Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır.

 

Yavuz(yürük) at yemini artırır.

 

Yayanın atı çarık, gücü azıkdır.

 

Yaz günün yağışı, karı kocanın döğüşü.

 

Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.

 

Yazıda kurt ulusa, evde itin bağrı sızlar.

 

Yazıdaki sülünü ararken, evdeki tavuğu uçırma.

 

Yazık onun yiğitliğine…

 

Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.

 

Yazın eli yaş olanın, kışın ağzı yaş olur. 

 

Yazın gölge hoş, kışın çuval boş.

 

Yazın gölge kovan, kışın karın ovar.

 

Yazın katık yapan, kışın sevinir.

 

Yeğniği yel alır, ağır yerinde kalır.

 

Yemeğe tat veren tuzdur ama tuz çanakla yenmez.

 

Yemeği komşudan bekleyen, çok vakit aç kalır.

 

Yemeksiz yatmak, borçla kalkmaktan iyidir.

 

Yemeye hazır dayanmaz.

 

Yemeyenin malını yerler .

 

Yer değiştirmede (tedbili mekanda) ferahlık vardır.

 

Yerdeki yüze basılmaz (kimse basmaz).

 

Yerin basruğu (bağlandığı kazığı) dağ, budunun (toplumun) basruğu (bağlandığı kazığı) beğdir.

 

Yerin kulağı vardır.

 

Yerini bilmeyen, yılda bir kat urba eskitir.

 

Yıl uğursuzundur.

 

Yılan kendi eğriliğini bilmez, deveye boynun eğri der.

 

Yılan, yarpuzdan (yılan sıçanından) kaçar, nereye varsa yarpuz karşısına gelir.

 

Yılana yumuşak diye el sunma.

 

Yılanın başı küçükken ezilmeli.

 

Yiğidi öldür hakkını yeme. 

 

Yiğidin malı ortada olur.

 

Yiğidin sözü, demirin kertiği.

 

Yiğit arkasından vurulmaz.

 

Yiğit kişi düşman karşısında, yumuşak kişi savaşda belli olur.

 

Yiğit orduda, bilgin mecliste (kengeşte, istişarede) belli olur.

 

Yiğit yarasına yiğit katlanır.

 

Yiğit yiğide at bağışlar.

 

Yiğiti bakımsız bırakma, yörük atın sırtını yara etme.

 

Yiğitlerle vuruşma, beğlerle sürtüşme.

 

Yitiğin anası koyununu açar.

 

Yoğun bulutu tipi sürer, karanlık işi rüşvet açar.

 

Yoksul âlâ ata binse, selâm almaz.

 

Yoksul tavuk yerse, ya kendi hastadır, ya tavuk.

 

Yoktan yonga çıkmaz.

 

Yol bilen kervana katılmaz.

 

Yol sormakla bulunur.

 

Yol üstüne bostan ekme el için, ihtiyarlıkta avrat alma el için.

 

Yol yürümeyle, borç ödemeyle biter. 

 

Yola giden yorulmaz.

 

Yolcu yolunda gerek.

 

Yoldan kal, yoldaştan kalma.

 

Yolu yordamıyla, ormanı baltayla. 

 

Yolundan giden yorulmaz.

 

Yöğrük at yemini artırır. 

 

Yularsız ata binilmez.

 

Yumurtasına hor bakan civcivini cılk eder.

 

Yumuşak başlı kişi ile vuruş, alçak kişi ile iddialaşma, direşme.

 

Yurdun otlusundan kutlusu yeğdir.

 

Yuvarlanan taş, yosun tutmaz.

 

Yuvayı yapan dişi kuştur.

 

Yük altında ancak eşek kalır.

 

Yük götüren deve, kaşığı da haydi haydi götürür.

 

Yürekli kişi yağlı, tembelin başı kanlı olur.

 

Yürük at yemini kendi artırır.

 

Yürük ata kamçı değmez.

 

Yüz, yüzden utanır.

 

Yüzgörümlüklü gelin, güveyiyi yavaş bulur.

 

Yüzü (yüz güzelliğini) görme, erdem dile.

 

Yüzü güzel olacağına, huyu güzel olsun.

 

Yüzü güzel olanın huyu da güzeldir.

 

Zahirenin ambarı sabanın ucundadır.

 

Zahmetsiz rahmet olmaz.

 

Zaman geçer kişi duymaz, insan oğlu ebedî kalmaz.

 

Zaman sana uymazsa sen zamana uy.

 

Zamanın yaşlandırdığı kişiye boya ayıp sayılmaz.

 

Zannetmediğin delikten yılan çıkar.

 

Zararın neresinden dönersen kârdır.

 

Zemheride sür de çalı ile sür.

 

Zemheride yoğurt isteyen, cebinde bir inek taşır.

 

Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır. 

 

Zengin atlas giyse "güle, güle" derler, fakir palas giyse "bunu kimden aldın" derler.

 

Zengin dağlar aşar, olmayan yolda şaşar.

 

Zengin helvasını balda pişirir, fakir derman için pekmez bulamaz.

 

Zengin kesesini döğer, fakir dizini.

 

Zengin yer sütlaç, fakir yer bulamaç; sabah olunca, o da aç, o da aç.

 

Zengine bir kıvılcım, güzele bir sivilce yetermiş.

 

Zenginin basması ipekli görünür.

 

Zenginin horozu bile yumurtlar.
 

Zenginin iki dünyası da mamurdur.

 

Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar. 

 

Zenginle sıcağın zararı olmaz.

 

Zenginse her sözüne beli (evet), fakirse her sözüne deli derler.

 

Zırva tevil götürmez
 

Zirvenin zemini uçurumdur.

 

Ziyan olan koyunun kuyruğu yağlı olur.

 

Zor kapıdan girerse, şeriat bacadan çıkar. 

 

Zor oyunu bozar.

 

Zora dağlar dayanmaz. 

 

Zorbalık yurda girse, töre bacadan kaçar.

 

Zorla güzellik olmaz.

 

Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına.

 

Züğürt olup düşünmektense, uyuz olup kaşınmak yeğdir.